
Selamlar, yeni bölümümüzde depresyona girmekten korkmak ve melankoliyi üreticilik üzerine kullanmaktan bahsediyoruz.
Keyifle dinlemeniz izlemeniz dileğiyle.
Sorular ve yorumlar için;
Instagram: nurtacturkeli
Email: pr@nurtacturkeli.com
Transkript
Depresyondayım, unutuldum, söylemek bile istemiyorum.
Ay, biraz depresyondayım ama depresyona da giremiyorum.
Şimdi bugünkü bölümde birazcık bundan bahsedeceğim ama taşlanmak istemiyorum tamam mı?
Çünkü depresyonun bir klinik versiyonundan bahsetmeyeceğim.
Biraz daha böyle bizim halk dilinde.
Ay çok depresyondayım ya, çok modum düşük ya.
Kısmından bahsedeceğim. Yani birazcık da melankoliden bahsedeceğim.
Bir de benim bu durumları nasıl yaşadığımı, nasıl puşladığımı, işte vücudumda nerelere ittirdiğimi, kaktırdığımı falan anlatacağım.
Çünkü bu konudan bahsetmek istiyorum.
Başlangıç olarak yani depresyon halini dediğim gibi bak klinik tarafından uzak tutuyorum tamam mı?
Böyle gerçek depresyondan bahsetmiyorum.
Bizim böyle modumuzun düşük olduğu yataktan çıkmak istemediğimiz, kendimizi kötü hissettiğimiz ruh halinden bahsedeceğim.
Ben özellikle bu durumdan hoşlanmıyorum.
Tamam mı? Yani mizaj olarak çok müsaitim.
Hemen her şeye böyle yığılabilirim, düşebilirim.
Biraz o şeyi severim.
Çünkü içinde üretkenlik de olduğunu düşünüyorum melankolinin.
Büyürken öyle büyüdüm.
Çünkü dört kişilik bir ailede yalnız kalabilmek için o yarattığım alanlar bende inanılmaz değerliydi.
Bu eşittir işte odanın bir köşesine çekilmek, kendine kuytu köşe yer açmak, müzik dinlemek, işte kulaklığının olması.
MP4'ler mi vardı o zaman?
Hani bir şey, sana ait bir şey.
Yazı yazmak, düz yazı yazmak, kompozisyon yazmak falan.
Bunlar benim büyüme. Yolculuğum tamam mı?
Bunları yaparken yengeç de olduğum için müziği açarsın, ağlarsın, duygulanırsın, şiir yazarsın.
Kreativitenin lanet bir şeyi vardır ki yaptığın şeyi beğenmezsin.
Başkaları beğenecek mi diye kaygı duyarsın.
Bütün bunlardan geçtik.
Yani kendi kalemimi aslında beğenirim ben.
Ama yaşaldıkça şey oluyorsun böyle.
Ulan ya tamam ya en edebiysensin hani.
En edebi bir şeyleri sen yazdın gibi kendi kendine eleştirme gibi bir saçmalık durumu da var.
Normalde melankoliden deli keyif alıyordum.
Tamam mı? Şimdi zeki ben mi ilaç...
gibi düşünelim. Zekten önceki Nurtaç daha depresif böyle hani şeye müsait.
Doğru da çok da enerjim yani sürekli depresif bir kız değilim.
Sadece şöyle anlatalım. Olumsuz duyguları dipte yaşayabiliyordum.
Öyle anlatayım. Biraz böyle kendimin o dönüşümünde, kendimin uzaklaşmamdan da bahsedeceğim çünkü bu bölümde.
Belki kendinize de bir şey çıkar buradan ve umarım çıkar.
Çünkü benim açımdan güzel oldu.
Neyse yani Zeki Milat gibi düşünelim.
Bir Zek'ten önce, bir Zek'ten sonra Nurtaş var tamam mı?
Zek'ten önceki Nurtaş'ta normalde Zonguldak'ta doğup büyüyorum.
Bodrum'da uzun yıllar yani bütün yazlarımı orada geçiriyorum 15 yaşından beri.
Bu benim için çok güzel, çok özel bir detay.
Çünkü ilk defa başka şehir görüyorum ve Ege.
Hani kafası çok güzel. Yani şunu anlatmak istiyorum.
Çok eğlenceye de düşkün birisiyim ama...
işte dediğim gibi olumsuz duygulardan geçerken de çarpa çarpa hani bir duvar bir duvar da geçiyorum.
Ve üniversitede Kayseri'de okuyorum.
Çin Deli'de bir atı okuyorum. Beni tanıyın gibi bir bölüm olacak buradan sonra.
Son günlük de doğdum. Kilim Lisesi'nde okudum falan.
Özgeçmiş. Öyle bir bölümüm yok benim podcastta bu arada da.
Sanki beni herkes tanıyormuş gibi davranıyorum.
O YouTube'dan gelen bir özellik.
Çünkü bu da YouTube'a benziyor ya birazcık.
Neyse. Üniversitede Kayseri'de okuyorum.
Orada da keza böyle hani devlet yurdundayım.
Altı kişilik oda. Minici kalanlar.
Ya çok seviyorum o kuytuma köşeme çekilip yazı yazmayı, müzik dinlemeyi, ağlamayı çok seviyorum.
Tamam mı? Kendi kendime. Kendimle kavga et.
Sonra bir aşk deneyimim oluyor benim üniversitenin son yılında, son aylarında.
Bence o da beni böyle bir sarsan, milat diye geçirebileceğim bir şey.
Çok güzel bir aşk yaşıyorum. Böyle gerçekten o kadar kısa sürmesi harika oldu.
Çünkü belki de bir ömrüme bedel olabilirdi.
Çünkü çok güzeldi. Böyle saçmalıkları da olan, toksikliği de bol olan bir ilişkiydi.
Belki bir gün bir bölüm sadece bunu da anlatabilirim.
Aşk hocası, benim başımdan geçen olaylar.
Çünkü neden olmasın?
Yani o kadar detaya girip anlattığım bir bölüm olmadı.
Galiba. Yapasım geldi şu anda.
Bu hevesle bir yapasım geldi böyle kendi başımdan geçen.
O zamanki ayrılık mesela çok güzeldi.
Sevdaya ayrılık da dahil ya mesela şiirleştirdiğinde falan.
Ama şimdi bu ruh hali normalde şey derler ya yaz altı ay sürmeli.
Yani altı aydan sonra çıkman lazım.
Altı aydan uzun sürerse aslında biraz böyle bir limboya düşüyorsun.
Sağlıksız olan tarafındasın.
Yani çıkman lazım çünkü hayatını hibeye veriyorsun o dakikadan sonra.
Birazcık dikkat etmek de gerekiyor.
Ben de aslında çok duygusal bir tip olmama rağmen benim bu sağ olsun amip dalam benim...
En büyük şeyim yani yol göstericim beni uyarır.
Der ki yani buradan çıkmamız lazım kanka.
Yani bir daha buraya girmememiz lazım.
Biraz dikkat etmememiz lazımlar.
Hani beni korumak için sağ olsun uyarılarımı alıyorum.
O yüzden şimdi o melankoli hali devam etseydi belki de çok...
Kendime gelemeyebilirdim. Böyle uzun uzun anlatıyorum.
Umarım sıkılmıyorsunuzdur. Bundan çıkabilmek için işte ondan kalan hatıraları silmek, atmak, bütün fotoğrafları silmek.
Yani dosya dosya fotoğraflar vardı böyle hard disklerimde.
Hepsini bir sabah uyandım ve sildim.
Dediğim gibi ben bunu ayrı bir bölümde uzun uzun anlatayım.
Ama şunu anlatmak istiyorum size. Yani çok melankoli melankoli giderken ve bu aşk acısını dört yıl...
Çekerken ben Zek'le tanıştım tamam mı?
Dedim ya meyilat geliyor. Zek'le tanıştıktan sonra farklı kültür olduğu için ve Amerikan kültürü biliyorsunuz ki daha çok böyle hype olduğu için ben ilk başlarda kendi okumalarıma göre bu halimden utandım.
Ve zaten kurtulmak istediğim bir şeydi ya benim o melankoli halim işte depresif halim, çöken halim, ağlayan zırlayan halim falan böyle değerlendirdim.
Dedim ki ben bunu bir daha istemiyorum hayatımda.
Hani daha pozitif olacağım.
Bir de pozitivite son yıllarda daha daha daha böyle pozitif düşünerek pozitif olsun falan.
Biraz böyle kendi kavramlarımdan, kendi değerlerimden, kendi duygu yaşayış şeklimden uzaklaştım.
Bilerek ve isteyerek ve de aynı zamanda bilinçsiz olarak.
Yani hepsi birden. Çünkü neyi ne kadar yaptığımın farkında değilim.
Bir böyle boklama durumum başladı.
Abi ya bu kadar da şey yapmayalım ya.
Move on ya falanlarım da başladı ki.
Zira hala ara ara yaparım bunları.
Çünkü kötü duyguların içinden, olumsuz istemediğimiz duyguların içinden geçmek.
Şu an daha böyle şey geliyor bana.
Hani bir destek verin.
Nasıl giriyorduk biz buraya.
Önceden böyle cumburlop yaparken.
Biraz yaşta da alakası var bence.
Şu an 35'im bilmeyenler için.
Biliyorum 35 göstermiyorum ama.
Bu arada gerçekten bunu beni yeni tanıyan insanlar hep söylüyor.
Yani umarım siz de öyle düşünüyorsunuzdur.
Bazen şey oluyor çünkü hayır 35 gösteriyorsun.
Yani böyle şey okey. Okey bu arada 35 de gösterebilirim de göt oluyorsun ya böyle çat diye söyleyince.
Küçük değil ya. Herkes böyle her zaman küçük görünmekten hoşlanır.
Neyse bu konuda ayrı bir konu bu arada. Ben böyle çok yaşlanmaktan biraz tırsıyorum.
Yani yaşlı görünmekten falan.
Neyse. Sonra işte ben Zek'le tanıştıktan sonra benim kafamda Zek'ten bağımsız olarak şeye karar verdim.
İşte bundan sonra menakale yapmayacağım.
Bundan sonra depresyona falan girmeyeceğim.
Yani depresyon yine dediğim gibi böyle şey yatağa girip ağlama zırlama.
Zek benim bu hallerimi görmüştür ama çok az görmüştür.
Çünkü artık 10 yıl yani hani 10 yıl boyunca hiç yapmadım değil.
Ama çok az görmüştür.
Sonra işte bu son dönemlerde şeylerin farkına varmaya başladım.
Son dönemler dediğimde 4-5 yıl.
Yani biz 10 yıllık beraberiz.
Son 4-5 yıldır ben böyle ulan dur ya.
Nurtaç'ın bir versiyonu vardı ya.
Yani Nurtaç Nurtaç yapan o haller vardı.
Ruh halleri vardı. Kafa karışıklığı vardı.
Öfkesi vardı. Hani kurtulmaya çalıştığım şeyler beni...
ben yapan şeylerdi. Bunları tabii ki de böyle tamamıyla yine alıp sırtıma taşımak istemiyorum.
Çünkü çok ağır. Böyle hayatı bu gözlüklerle merceklerle görmek istemiyorum.
O ayrı. Çünkü ben birazcık da yoruldum.
Böyle duygusallıktan da yoruldum.
Ya bu benim kendi terapistime de söyledim.
Çevremdeki insanlara da söylediğim bir şey.
Siz beni ara ara görüyorsunuz da ben 7-24 buradayım.
Yani bazen bana da ağır geliyorum ben.
O yüzden hani istemiyorum. Sıkıldım senden falan oluyorum kendi kafama.
Bu arada sadece bu konuyla alakalı bir bölüm şöyle çekebiliriz.
Anam şu an dejavu yaşıyorum. Aa valla dejavu yaşıyorum.
Ya zaten podcast çektim daha önce ama böyle bu kıyafetin bu konumun şeyi geldi.
Şu an geldi. Okey çok ilginç.
Deja vu da çok ilginç bir olay bu arada.
Nerede kaldım? Yine kafamın dağınık olduğu bir bölüm mü?
Don't judge me. Bu arada judge'ı bulmaktan o kadar korkuyorum ki.
Yapın ne olacak ama yok yapmayın.
Üstümden geçmeyin. Zaten ezilmiş durumdayım.
Bu arada üstümden geçilmiş melankolilerin içine girmişim.
Özetle şimdi. Son dönemlerde ben daha daha şunları fark ettim ki ben olumsuz duyguları rasyonalize etme bölümünden birazcık bahsetmiştim daha önce dinlediyseniz biraz böyle itafta da bulunalım o bölüme dinlemediyseniz de lütfen rasyonalize etme duyguları
yaşayamamak kısmı bunu ben fazla içselleştirdim hani hemen anlayalım kavrayalım bu duygu ne şu anda hani çabuk çabuk Çünkü hemen geçeyim istiyorum lan.
Geç yani yavaş yavaş geç.
Geçemiyorum hani. Hatta benim şöyle bir cümlem de var.
Bence çok saçma ama hala yapıyorum.
İnsanlar şey diyor ya 40'dan sonra işte şu olgunluğa geliyorsun şöyle anlıyorsun falan.
Ben 35'im şey diyorum şimdi anlayayım.
Zorluyorum o 5 yılı atlayacağım.
Çünkü şey zannediyorum hemen böyle anlarsam o 5 yılım daha dolu dolu geçecek gibi.
Çok zorlayıcı bakış açım var yani hepimizi zorluyor beni terapistimizdeki falan böyle çabuk çabuk çabuk tarafım.
Çünkü hemen böyle olgunlaşayım hayatı hepsiyle yaşayayım gibi.
Bence ben birçok yaşadığıma göre zaten olgunum bu arada.
İyiyim iyiyim yani kendimden memnunum merak etmeyin kendimden memnun değilim değil.
Sadece 40 yaşındaki o versiyonu merak ediyorum ve şimdi almaya çalışıyorum onu.
Bu diğer konularda da böyle yani olumsuz duygu olduğunda da hemen öğreneyim.
Hadi bakalım. ne çıkacak bunun altından hani böyle ben zeki bir kızım ya kendimden beklentim o ya hani hemen anlayabiliyorum insightlar yüksek falan o yüzden şey böyle olumsuz duygudan geçiyoruz ve bakayım ben bundan ne öğreneceğim gibi böyle bir Çilkilik
de var kafada. Çabuk geçeyim düşüncesi de var.
Muhtemelen acıyı da taşımak istemiyorum.
Okey zaten bir acı çekmekle alakalı bölüm de çektim.
Doğru dürüst dinlenmedi. Yani insanlar acı çekmek istemiyor.
Ama girin de acı çekin de demiyorum.
Biraz diyorum. Yani içinden geçmeyi de öğrenmek lazım.
Melankolinin içindeki sanatla alakasını.
aslında kullanmak istiyorum ben yoksa olumsuz yerden olumsuz pencerelerden bakalım sürekli şikayet edelim hayata böyle küselim üzülelim değil ama o romantiklik içindeki o derinlik Aslında bizi
böyle alt beynimize getiren bir kanal, bir araç, bir yol.
Neden bunu kullanmayalım?
Zekede şunu söyledim en son kendi kendime İsyan Bayrağı ve Zekin benim dünyamdan ya bu kısmından hiç haberi yok tamam mı?
Yani Zek bana defalarca kez şunu söylüyor yani please be Nurtaç.
Ya sadece Nurtaç ol diyen bir adam.
Ama ben hala... Ve kendi sevmediğim, beğenmediğim, zorlandığım kısımlarımı tıraşlamaya ya da arka plana atmaya çalıştığım için bazen fazla yapıyorum bunu.
Hani melankoli tarafımı saklamaya çalışıyorum.
Bazen size anlatmak istemiyorum.
Ya da anlattığımda şey diyorum, yani yeter sıkılacaklar diye bir kafamda geçiriyorum.
Belki sıkılmıyorsunuz, belki size de değiyor, dokunuyor.
Ama hani kendime öyle geliyormuş gibi oluyor yani.
Şimdi bu melankoli hali doğru kullandığınızda sizi üretkenliğe getiriyor.
Mesela son dönemlerde ben...
Hikaye yazıcılığına falan başladım.
Böyle söyleyince yazar gibi düşünmeyin.
İşte hani kendi çapımda yazıyorum.
Bir yerlerde yayınlamak için falan değil.
Ve bir sosyal medyayla alakalı da karışıklık yaşıyorum yıllardır.
O biraz daha böyle hani netleşiyor.
Bir yere evriliyor gibi oluyor.
Çünkü melankoli aslında o duygunun içerisinde kalmak.
Bedeninizi hissetmek.
Çünkü biz acıyı zihinle yaşamaya çalışıyoruz.
Az önce anlatmak istediğim şey buydu aslında.
Yani ben bir şey yaşarken zihinle yaşayıp...
Zihinle anlayıp zihinle oradan çıkarılacak dersi hemen çıkarıp hayatıma devam edeyim istiyorum.
Ama hayat öyle değil. Yani her şeyin bir zamanı akışı var, vücut var.
Ve o acıyı vücutta hissetmeyi böyle söyledim de mesela çoğumuz bunu bilmiyor.
Hani canın acıdığında nerede hissediyorsun onu?
Bir travma yaşadığında ya da bir travmayı düşündüğünde vücudunda nerede store ediyor?
Bunları... Lafta yapıyoruz ama olayla karşılaştığımızda yapmıyoruz.
Yine birçok diğer konu gibi.
Lafta söylemesi kolay. O yüzden melankoli ve depresif halini birazcık böyle görüyorum.
Şimdi depresyonla alakalı yine altını çizerek söyleyeceğim işte korkarak söylüyorum buraları.
Benim bir diğer görüşüm sanki 3 ayımı mesela depresyona vereceğim tamam mı?
Yani bu kendinizin karar verdiği bir şey değil o yüzden konuşurken korkarak konuşuyorum.
Ama diyelim ki ben birazcık böyle olmak istiyorum.
Yani depresyonumu yaşamak istiyorum. Benim için depresyon sanki...
Ölüm gibi. Yani hayatından çalıyormuşsun gibi ve fişleri çekiyormuşsun gibi ve beni çok korkutuyor.
Bunun içerisinde sağlık anksiyetesi var.
Bunları ben bu şekilde okuyorum.
Sağlık anksiyetesinin olmasının sebebi de şu.
Eğer çok üzülürsem, üzüntüde çok kalırsam, yatak döşek kalırsam ben buradan hasta olurum gibi bir fikir var kafamda.
Çünkü hep öyle anlatılıyor ya işte çok üzülmek, içini atmak falan seni hasta eder, stres seni hasta eder falan diye.
Ve sağlık anksiyetemde olduğu için şey zannediyorum.
Ben buradan hasta olacağım.
Eğer sanki duygun içerisinde kalırsam uzun bir süre.
Ben oradan hastalık alacağım gibi de bir kaygı var.
O yüzden böyle hakkıyla o depresif modu yaşayamıyorum.
Hemen böyle kalkayım ya da.
Bir de şu var. Şimdi Zek karşıda çalışıyor zaten.
Karşımızda UN binasında çalışıyor.
Ben şimdi günlük hayatımda hala biraz şu kaygıları yaşıyorum.
Ben hani evine katıyorum.
Ben evliliğimize neler katıyorum.
Eğer böyle sanki depresyona girersem kendi payımı katamayacağım ya.
O da beni çok kaygılandırıyor.
Yine bir terapi bölümü.
Çünkü terapiye ara verdim ben. Ondan da konuşuruz bir sonraki bölümde.
Terapistimle dedim ki give me a break.
Adam dönmeyeceğimi anlayarak tamam saygı duyuyorum dedi.
Sonra muhtemelen mesajla ayrılırım.
Of ya yani bu konuda da birazcık terapiye ara vermem lazım.
Ve bu aranın biraz uzun olmasını istiyorum.
Çünkü terapi terapi. Yeter hani geçen gün demiştim ya her şey homework gibi.
Yani bunu da güzel yaptık şunu da güzel yaptık falan diye.
Hayat böyle gitmez. Neyse yani bu evlilikteki handikapı da bu benim için.
Şöyle partnerime olan saygım mı diyeyim.
Bu bak yine bak altını çizerek söylüyorum.
Klinik olmadığı için. Biraz bağırdım hatta sinirlendim kendime.
Çünkü bunu bilerek yapmadığınız dönem.
Gerçek depresyon, majör depresyon yaşadığınız zaman bunları düşünmüyorsunuz.
Yani hayatımda kim var, kocama görevim ne, evime görevim ne falan bunları düşünmüyorsun.
Ama benimki gibi olduğunda ben biraz bunu yönetebiliyorum.
Öyle söyleyeyim yani zeki olan sorumluluğumu düşünüyorum, evime olan sorumluluğumu düşünüyorum, hayatı olan sorumluluğumu işte arkadaşlarım, çevrem vesaire.
Onu biraz erteliyorum gibi. Depresyon bile zengin iş diyorlar yani.
Ya Allah'ıma şükürler olsun hani böyle şey bir zorunluluğum yok.
Bir çocuğum falan olsa çok daha zor olurdu.
Ama hani kendim de o hakkı görmüyorum öyle söyleyeyim.
Hani böyle zevk işe giderken ben o yatakta kalıp ya bugün biraz depresif hissediyorum demeyi övünerek söylemiyorum.
Yani zorlandım, kaygılı hissettiğim bir yerden anlatıyorum bunu.
Bazen de şu oluyor ya yani gerçekten 3 ay kendine şöyle bir alan versen.
Belki bir depresyondan gireceksin, çıkacaksın.
Belki o dipten bambaşka çıkacaksın.
Hani dibe vurduktan sonraki çıkışın belki bambaşka olacak.
Benimki şey ya böyle hadi dibe girmeyelim.
Biraz bakalım çıkalım hani biraz bakalım çıkalım.
Bakamıyorum gibi geliyor. Yani o arada sanki hani yapamıyorum.
Bütün duyguları yaşamamışım aşamamışım gibi de geliyor.
Yine böyle bir self eleştiri kendi öz eleştirimi yaptım.
Yani melankoli ve depresyon bende bu duyguları hissettiriyor.
Melankoliden çok hoşlanıyorum.
Depresyondan korkuyorum.
Ama ikisinin de büyük bir şeyi de var aslında.
Gücü de var hayatım üzerinde.
Özetle ben benim bir depresyona girip çıkmak istiyorum galiba.
İnsanlardan izin istiyorum gibi bir şey.
Zek işte hani anne ne düşünüyorsun falan.
İşte sizler ne düşünüyorsunuz falan.
Sanki izin istiyorum. Ya benim gibi böyle birazcık şey tipler.
Fazla duygusal tipler, duyarlı tipler de olabiliyor.
Yani hassas tipler de bunlar olabiliyor.
Bir daha şey söylemeyeceğim ya. Klinik olan kısmını söylemeyeceğim.
Kızmayın bana lütfen. Neyse dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
Daha da konuşasım geldi ama çok uzun.
Çok uzun ya. Bu ara benim bölümler biraz uzun gidiyor.
Aslında daha da uzun çekmemi istiyorsunuz.
Çok teşekkür ederim. Bir ara bu sosyal medya bırakmaktan bahsettim de ki...
Yine onunla alakalı bölüm çekeceğim.
Böyle yazdığınız yorumlar falan çok kıymetli.
Çok güzel. Yani bakalım.
Bölümde anlatırım.
Bunlar motivasyonlar güzel ama benim hani içerideki mekanizma ne diyor bu arkadaş.
Çıkamadık ya. Bazen şey yazıyorlar ya.
Şunu yap çıkarsın, bunu yap çıkarsın.
Öyle olmuyor işte.
Yani ya olmasını istemiyorsun ya vücudun artık ona o tepkiyi vermiyor.
Ya gerçekten bırakıp gitmen gerekiyor.
İçime de sinmiyor. Yani sosyal medya komple böyle hadi bakalım kepenkler.
İçime sinmiyor ne yalan söyleyeyim.
Niye bırakayım yani.
Ama strateji kalmayınca da böyle havada kalıyorsun.
Neyse bu konuyu bir sonraki bölümde uzun uzun anlatacağım.
Dinleyin ama olur mu yani böyle.
Göt gibi de kalmak istemem yani.
Kendi kendime açıklama yapma gereği hissetmek istemiyorum.
Alright. Geçen burada Yabancılara Tarkan şarkısını dinledik.
Çünkü tek bilinen Türkçe şarkımız o hala.
Ya kaç yıldır bu şımarık şarkısı.
Hala diyor ki aa ben bunu ortaokulda dinlemiştim diyor.
Bir tane çocuk var Amerikalı. Karaoke yaptık da evde.
Şeydi ortaokulda müsamerede çıkmış.
Yani. Yeni şarkılar çıkartmamız lazım.
Dünyaca ünlü biliyorsunuz Beren Saat'in şarkısı çıktı.
Bu arada bu ufacık bir yorum da katayım ben.
Ben Beren Saat'i çok beğendiğim için galiba.
Hatun ne yapsa benim için okey.
Yani beğenmeme şeyini bile düşünmedim.
Çünkü müzisyen gibi de bakmadım olaya.
İşte capitalizu yani.
Ya ben beğendim. Ben bu kadını çok beğeniyorum çünkü.
Hani bir de onun kafasını birazcık anladığım için.
Onun o deep halini hissettiğim için.
Çünkü bazen bir şey söylüyor mesela.
Hani hiçbir şey söylemiyor gibi oluyor.
Ama ben diyorum ki Beren ben seni anlıyorum.
Beren ben seni hissediyorum.
Ve orada buluşuyoruz biz seninle enerji aleminde.
Ama senin bundan haberin yok gibi.
Çok seviyorum Beren'i. Belki bir gün.
Bu arada benim Beren'i sevme sebebim şey ya.
Hatırla sevgili Yasemin. Yani ben Beren'i sadece bununla tanıyorum.
Aşkı Memnu'yu hala bilmiyorum.
Ya hikaye biliyorum da hala diziyi izlemedim.
Tam zevkle başlıyorum. Altyazı M.K.
Zek'le olan versiyonu başka dedim ya milattan sonra yani.
Hani bu birazcık şimdi benim çabayla azıcık azıcık hayatıma getirmeye çalıştığım şey.
Bu arada Zek arabesk şarkıları seviyor da bizim gibi dertlenmiyor yani.
Hani dertlenecek bir şey bulamıyor çocuk.
Okey hadi ben gidiyorum.
Bu arada podcast'tan En İyi Versiyonun hesabını takip edip 5 yıldız verin lütfen.
Bu son bölümü kimse dinlememiştir.
Yalnızım ben burada. Yalnızım yalnız.
Hadi bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
