
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yeni bölümde bereket hakkında konuşuyoruz. Bereket enerjisiyle aynı frekansta olmaktan, meditasyondan, küçük farkındalıklardan bahsediyoruz. Şükür ve bereket dolu günler olsun ❤
***
Podcastte önerdiğim içerik: https://open.spotify.com/show/0LtsgWkOpLdYR7wK0senTX?si=X9KNDhcAR7-SUXF3TPerqg
***
Sorularınızı ve yorumlarınızı Instagram üzerinden veya e-mail olarak iletebilirsiniz.
Her Pazartesi sabah 7’de yeni bölümü dinlemek için, podcast hesabını takip etmeyi unutmayın.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Öncelikle bu haftaki bölümü geciktirdiğim için özür diliyorum.
Normalde pazartesi sabahları geliyoruz.
Ama bu hafta Türkiye Bayramı girince galiba ben de kendime buradan kafa tatili verdim.
Bir de maalesef bir erteleme alışkanlığım var.
İşte yok ya daha 5 günümüz var, 6 günümüz var derken son dakikaya bırakabiliyorum bazı şeyleri.
O yüzden hele ki bu hafta çok güzel projeler üzerimde olduğu için işte 3 aylık falan sinema dersi alıyorum.
Bu hafta final projemizi yapacağız.
Yine onda da İlhan Perisi'ni son dakikaya bırakmama rağmen galiba...
chill yani sakin olduğum için dün yaptık.
Çekimlere bugün edit falan olacak işte.
Çok güzel geçti. Çekimlerimiz de güzel oldu yani.
Şey gibi oldu hatta spontaneous.
Tam o an neler çıkarılabilir derken daha tatlı bir şey çıktığını düşünüyorum.
Benim işim aslında en azından sağ olsun Zek de yardımcı oldu.
Burada Türk bir tane arkadaşım var Uğur diye.
Kapı komşum zaten. Yurt dışında yaşayanlar bilir ki bir tane Türk komşunuz olsun isterseniz.
Çay koy geliyorum demek isterseniz.
Terliklerinle gitmek istersin pijama.
anda gitmek istersin. Ve hatta sadece Türk değil bu Astoria bölgesinde çok fazla Balkan var.
Tıpkımızın aynısı gerçekten bilmeyenler için söyleyeyim.
Bizim gibi yemek yiyorlar.
Bizim gibi alışkanlıkları var.
Bizim gibi konuşma tarzları var.
Hatta laf sokmaları falan da bize çok benziyor.
O yüzden hani orada yabancılık çekmezsiniz.
Fakat yine günün sonunda ben çok fazla yabancı insanların arasında olduğum için Türkçe konuşabildiğim alana da ortama da ihtiyaç duyuyorum açıkçası.
Türkçe bir şeyler yapmayı da seviyorum.
Keza aynı şekilde başka bir arkadaşım daha var yine çok yakın.
Hatta bilmeyenler vardır belki.
Tam evimin karşısına kafe açtı.
Türk kafesi var yani hani canım sıkıldığında çıkıp çıkıp Türk kahvesi içiyorum işte.
Türk yemekleri falan var orada.
Kafe böyle minicik çok minnoş.
Buralarda yaşıyorsanız da tavsiye edebileceğim bir yer.
Bir de bugün hava o kadar güzel ki normalde New York bir türlü ısınamadı.
Gerçekten kalın modlarımızda falan geziyoruz.
Ve sabah güneşliyken akşam yağmur böyle şaka şukur.
Ve soğuk yani sadece yaz yağmuru gibi de değil minnoş bir yağmur da değil baya.
Dün böyle pencereler falan sallandı.
Neyse o yüzden bugünkü hava çok güzel.
Bir sürü yapacak işim var ama defterimi, kitabımı böyle sırt çantama alıp gidip dışarıda aktif bir şekilde çalışmak istiyorum.
Çince ile alakalı bir projeye başlıyorum.
Böyle pıtı pıtı son günlerde olanları da size anlatayım hemencik.
Çince ile alakalı şöyle bir proje yapıyorum.
Yıllardır Çin'de yaşadığım için ve bölümüm Çince'ydi.
Tabii ki de Çince kullanmadığımda içimde bir ufak hani...
ulan boşuna mı okuduk yani Çince'de biliyorduk, Çince'de unutuyorum gibi bir kaygı olabiliyor background'da.
Ya da içten içe şey diyorsun yani emeklerimiz boşa gitmesin.
O yüzden burada geldiğimden beri zaten bir tane Çinli ajansta anlaşmıştım.
Yani benim sosyal medya ajansı tarafımda da partnerleştiğim bir ajanstı.
Onlarla işte onların müşterilerini falan aldığım bir süreçten geçtik.
Aslında YouTube'da da anlattım I failed diye yani başarısız oldum diye çünkü çok zorlandım her şeyi tek kendim yaparken.
Zorlanmanın sebebi eğer ki kendi kimliğim sadece işte Nurtaç, New York'ta yaşıyor ve sosyal medya ajansı var ise okey.
Ama ben çok fazla topuğu havada yuvarlamaya çalıştığım için ve maalesef kendi potansiyelimin bu olduğuna da kendimi inandırdığım için biraz çiğneyebileceğimden fazla lokma alabiliyorum ve onu fark edebilmek
bunu açıkçası... söyleyebilmek.
Hani egona yenilmeden tamam lan olmuyor işte şu anda.
Birazcık bunları azaltalım.
Biraz böyle sonraya bırakalım.
Vazgeçmek zorunda değiliz.
Odak noktamızı toparlayalım falan filan derken orada bir kabulleniş sürecine girmiştim ve beni çok rahatlattı.
Bu bölümde de biraz daha böyle bereket ve şükretmek üzerine bir bölüm yapmak istedim.
O yüzden çünkü bereket kelimesini belki de çok fazla hayatımızda kullanmıyoruz.
Belki çok aklımıza gelmiyor.
Ya da bize sunulan, bize bahşedilen şeyleri biliyorsunuz ki güzel beynimiz olumluları böyle bir kenara itip olumsuzlara odaklanmayı seviyor.
Nasıl bir sistemdir bu kardeşim bilmiyorum.
Ama mesela kendimi şurada fark ettim.
Onu anlatmak istiyorum size. Birazcık garip bir örnek ama yine de benim için farkındalığımı artıran bir örnek oldu.
Board game oynamayı seversiniz diye tahmin ediyorum.
İşte kağıt oyunları. Katan diye bir oyun var çok da severim.
Katanın kuralları var. 7'nin üstünde kartın varsa ve 7 sayısını atarsan zarlarda kartların yarısından vazgeçmek zorundasın.
Ben de normalde ne zaman 8-9 kart olsa elimde 7 atarım.
Ya da işte bayıs yani daha algıda seçicilik de olabilir bu.
O gün içimden şey diyorum lütfen atmayın lütfen bana atarım kesin atarım hani böyle dua da edersiniz ya Allah'ım Allah'ım ne olur gelmesin falan.
Zaten çok komik tavlada falan da böyle Bismillah Bismillah bir sürü dua edin falan.
Neyse yani ben aslında kaygılıydım çünkü yeneceğim yani o elimde 8-9 tane kart var ve onlardan yarısını verirsem çok kötü.
Attım zarı 7 gelmedi ve fark etmedim bile.
Hiç yani hani normal hayatıma devam ettim.
Bir sonraki roundda yine elimde 10 kart vardı.
Ve yine dua ettiğimde bu sefer fark ettim.
Dedim ki Nurtaç neden olumlu olduğunda ona bir süre verip...
Şükretmiyorsun, fark etmiyorsun.
Yani onun hiçbir anlamı yok orada.
Ama yeri gelseydi şöyle diyecektim.
Bak işte zaten hep böyle.
Hiç de şansın yok kızım.
Kartların yarısı da gitti. Aha yenildin.
Ya bu negatif konuşma, kendine hemen saldırı, işte kaderine hemen bir tekme, tokat.
Yani hep de böyle oluyorlar falan demek birazcık otomatik ilerleyebiliyor bizde.
Hele ki felaketlendirme gibi böyle alışkanlıklarınız varsa zaten de şöyle, zaten de böyle gibi cümle kalıplarınızı kullanıyorsanız günlük hayatınızda demeyin ki...
Eyfimize diyeceğim yani oradan çıkmak da birazcık zorlanabiliyor.
O yüzden ben de dedim ki Nurtaç'cığım madem öyle aman da mindfulness diyoruz, aman da odaklanma diyoruz, aman da kökleneceğiz diyoruz.
Burada dedim biraz daha berekete odaklanmanı istiyorum.
Ve bereket dediğimiz şey sadece size bahsedilen yemek.
Şu bu değil. Günlük hayatınızdaki her şey.
Zaten ara ara bahsediyorum bir şükür defterim var.
Bende bir sürü not defteri var bu arada ve her şeye özel bir not defteri var.
İşte yok full moon not defteri günlüğüm var.
İşte rutinleri yazdığım.
planlar yaptığım, ondan sonra şükür defterim falan.
Şükür defterini genelde bir cümle bir cümle yazıyorum.
İşte bu sabah kahve içtiğim için şükrediyorum.
Yeni bir krem aldım, şükrediyorum.
Facial yaptırdım, şükrediyorum.
Doktora gittim, sonuçlar iyiydi, şükrediyorum.
Yani mesela bir de bu var bende.
Kantaleli yaptırıyorum. Gidene kadar işte bir şey mi çıkacak, bir şey mi çıkacak falan hani gerginlikle gidiyorum.
Sonra işte you're so young, everything is normal falan dediğinde haa deyip çıkıyorum.
Hani ona bir şükret, ona bir zaman ayır, bir teşekkür et.
Çünkü olumsuz bir şey gelse biraz daha üstünde duracaksın olumlu bir şey gelince.
Elinin tersiyle eğitim alışkanlığı olabiliyor.
Yani belki öyle değildir sizin.
Ben kendimde bunları yakaladım.
Sonuçta bu şükür ve bereket dediğimiz şey biraz daha fark edilmeyi de isteyen bir şey gibi geliyor bana.
Sonra ben bunları artırdıkça işte defterimi yazıyorum, meditasyonlar yapıyorum ki aşağıda linkini bırakırız.
Onun bereket meditasyonunu yapıyorum şu anda.
Biraz daha buna spritüel dilde aslında aynı kanalda olmak deniyor ki bu para kazanmakla alakalı da çok da yaptığım ve sevdiğim bir şeydir.
Bir şeyin kanalında olmak yani onu istemek, onu uzak gibi düşünmekten ziyade hani böyle varmak...
istediğiniz nokta gibi hayal etmekten ziyade aynı.
kümenin içerisinde gibi bulduğunuzda kendinizi onunla aynı frekansa geçmiş oluyorsunuz aslında.
Ve o frekanstan dolayı biraz daha hayatınıza çekme gücü artabiliyor.
Yani çok profesyonel uzman olduğum alanlar değil ama kendi günlük hayatımda uyguladığım ve faydasında gördüğüm şeyler.
Sizinle de zaten böyle şeyleri paylaşmayı seviyorum biliyorsunuz.
Para ya da bereket konusunda ben o frekansa geçişi seviyorum.
Burada meditasyon yapıyorum, günlük tutuyorum.
Dua edebilirsiniz, namaz kılabilirsiniz.
Sizin için araç ne ise...
Çünkü dua etmeyi de çok seviyorum.
Hatta bizim dinimizde şey çok güzeldir yani iste.
İste diyor yani. Sen iste ben sana vereceğim.
Ve ben bunu Zek'e söylediğimde biraz şaşırmıştı.
Yani biz böyle dua ederek büyüdüğümüzü, şükür ettiğimizi, bir şey başlamadan önce Allah'tan istediğimizi falan söylediğimde ya da şeyi de söylüyorum Zek'e bazen.
Sadece iste. Hani o senden istemeni istiyor, o seninle connect kurmanı istiyor dediğimde ki bu arada Zach bu sıra benden daha çok spritüel bir kişi.
Benim kendi yolculuğumun farklı olduğunu düşünüyorum.
Şu anda başka bir süreçten geçiyorum.
Ama Zach'in kendi spritüel yolculuğu, hele ki öyle büyümediği için tahminim, biraz daha iştahla yaklaştığı bir şey.
Onu bu şekilde gözlemlemek de çok hoşuma gidiyor açıkçası.
Ve bu sıra bu bereket frekansına girdikçe, enerjiyi orada tuttukça, bana gelen birçok şey için teşekkür ettikçe, şükrettikçe, fark ettikçe, ona süre ayırdıkça bir
şeylerin daha da arttığını, bir şeylerin daha da bana geldiğini, hiç beklemediğim yerden bir şeyin bana ulaştığını görmeye başladım.
Ve bu zaten böyledir.
Yani biz kültür olarak buna uzak bir millet değiliz.
Bir şey istersin önüne düşer gibi görülür.
Hatta geçen gün terapide de bu çıktı aslında.
terapistime şey dedim yani bu sıra şükürden ağladım.
Yani çok hoşuma giden, beni memnun eden şeyler oldu.
Ve insan mutluluktan ağlayabilir.
Gerçekten mutluluktan ağladım ve otobüsteyim böyle.
Elimde bubble tea var işte o bubble'ları yerken orada taroları.
Bir yandan da ağlıyorum ve diyorum ki gerçekten çok teşekkür ediyorum.
Yani bu dünya için...
Küçücük olan adımlar benim kendi hayatımda çok değerli, çok önemli ve çünkü bazı şeylere ego ile baktığınızda fark edemeyebiliyorsunuz.
Size verilen, size bahşedilen şeyleri fark edemeyebiliyorsunuz.
Ego da şu demek dışarıyla kıyaslayıp ya da başka insanların standartlarıyla kıyaslayıp, başka insanların aldıkları fiyatlarla kıyaslayıp vs.
neyse sizin hikayenizdeki onun yeri.
Size sunulan...
Sizin hakkınız olan şeyin değerini bazen fark edemeyebiliyorsunuz.
Buna yine spiritual dilde bir şeye kalple bakmak da deniyor.
Benim burada Zekin teyzesi Antpala bu sıra söylemiştim daha önce.
Haftalık mentorum oldu.
Hayatta en çok istediğim şeylerden bir tanesiydi bu arada.
Ve bunun için bile ayrıca bir şükür mumut gerekiyor.
Çünkü ben mentor eksikliğini yaşıyorum.
Hayatımda bana rehberlik edecek.
Sadece terapist değil çünkü bu spritüel anlamda da.
Kendi ruh haliniz, bedeniniz, varlıksal.
Yani varoluşsal durumunuz için birisiyle görüşebilmek, birisine danışabilmek.
Çünkü sizden daha ileride olan birisi.
Benim için çok özel ve yıllardır aradığım bir şeydi.
Bu yıllar içerisinde birkaç insanla karşılaştım.
Ama bilirsiniz o kişi aradığınız kişi değildir.
Hatta maalesef spiritual masterlarımdan bir tanesi kötü niyetli birisiydi.
Başka bir gün başka bölümünün konusu bu.
Yani o yüzden de spiritual dünyayla alakalı bir tık böyle çekincelerim falan oldu uzunca bir süre.
Ama şu anda haftalık olarak...
Paula'yla da görüşüyorum. Yani Paula teyzemizle de görüşüyorum ve onunla son görüşmemizde gerçekten konu biraz daha şey üzerineydi.
Bir şeyleri ego ile değerlendirmenin yanında kalple dinlemek, kalple bakmak, kalple görmek.
Çünkü oraya ulaşabilmek aşırı zor.
Hele ki günümüz dünyasında o kadar çok fazla distraction, dikkat dağıtıcı unsurlar var ki birçoğumuz gerçekten materyalistik dünyada sıkışmış kalmış durumdayız.
Bir şeyin bir sonraki hani Bu oldu.
Bir sonraki başarı ne? Tamam hani aldık koltuğu.
Şimdi şey dolap alalım.
Hani hep bir tatminsizlik, hep bir sonraki, hep bir gösterme.
Biraz daha böyle fark etmeden bir tüpün içerisine konulmuş gibi hareket edebiliyoruz.
Hatta kuvvetli bir alkış dizisini izlediniz mi bilmiyorum Netflix'te Berkun Oya'nın.
Mükemmeldi. Ben çok beğendim.
Hele ki ben absürt tarzı çok severim.
Oradaki mesajlar mesela bir yerde şey diyordu bizim için tekerlekli aynalar.
Ben bu tanımlamayı da çok sevdim.
Çünkü hepimiz birbirimize benziyoruz.
Hepimiz aynı şeyi istediğimizi zannediyoruz.
Saçımız başımız yani hele ki estetiklerle beraber baya baya copy paste olmaya başladı.
Özgün olabilmek, kalple bir şeye yaklaşabilmek, gerçekten neyi istediğinizi anlayabilmek buralarda...
sizin için bir challenge haline gelmiş olabilir.
Hepimiz için bu geçerli.
O yüzden mesela aylardır dopamin detoksuna önem veriyorum.
Bu şükür egzersizleri yapıyorum.
Köklenme egzersizleri yapıyorum.
Çakralarım üzerinde çalışıyorum ve ölümlü olduğumu hatırladığımda gerçekten canım sıkılıyor.
İşte öf ya 33'te olduk.
Tamam çok genç gerçekten genç hala farkındayım bunun ama böyle hani insan birazcık gerilebiliyor yani ya işte ölüm var ya ve ne zaman olduğunu da bilmiyorsun ve o yüzden boşa geçsin istemiyorum hayatımın.
Bugün yaptığım şeyler benim için çok değerli çok önemli çok anlamlı ve bugün yaptığınız şeyler gerçekten 70 yaşınızı Allah göstersin yani umarım Allah gösterir 80-90 yaşınızı bir yatırım.
Keza egzersiz de bunun için geçerli, sağlıklı beslenme de bunun için geçerli.
Hala şeyde sorgularım bu arada.
Yani bu kadar önümüzde açık ve net iken neden kendimizi ısrarla sabote ederiz?
İşte kötü şeyler yiyerek, egzersizlerimizi aksatarak.
Gerçekten bilmiyorum. Bunun bilimsel tarafını biraz daha araştırıp bakacağım ve onunla da alakalı bölüm yapacağım.
Çünkü sanki işlenince kendimizi de bir sabote ediyoruz ve ayağımızı kaydırıyoruz.
Sonuçta 80 yaşına geldiğimde merdiveni çıkamıyorum kızım.
Olmak istemiyorum ben.
O merdiveni çıkabilmek istiyorum, umarım.
İşte tüm bu söylediklerimden dolayı, yani şurada 24 saatimiz var bir gün içerisinde.
10 dakikanız, hadi bırak onu 5 dakikayı ayırabilirsek eğer şükür etmeye, yazı yazmaya.
Mesela 5 dakikalık journal diye bir şey var.
Orada da mutlaka ufak ufak şeyleri yazabiliyorsunuz.
Yani kendi şükür ettiğiniz şeyleri de yazabiliyorsunuz.
Küçük şeylere biraz daha önem verebilmeyi arttırabiliyorsunuz.
Beyin bu anlamda reprograma çok müsait.
Yeniden programlandırabiliyorsunuz.
O günlük hayatımızda görmediğimiz ufak şeylere tekrardan dikkat edebilmek de beyine güzel sinyaller gönderiyor ve şükrettikçe siz de fark edeceksiniz.
Vücudunuzdaki akış da düzelmeye başlıyor.
Keza kristal falan kullanıyorsanız işte ada çayı, palo santo gibi şeylerle ezoterik biraz daha çalışmalar yapıyorsanız orada vücudunuzun da purify deniyor.
Yani biraz daha temizlendiğini mesela banyo yaparken tuz kullanmak gibi ya da tuzlu banyo.
yapmak. Bazen sirke kullanılır mesela evde.
Böyle şeylerle biraz daha olumsuz enerjiyi olumlu enerjiye dönüştürmek üzerine bir çalışma yapabiliyorsunuz.
Şu anda vurgulamak istediğim en yüksek olan konu ise bereket ve şükür egzersizleri.
O yüzden dediğim gibi aşağıda Deepak Chopra'nın sizde 21 günlük bereket meditasyonuna bakabilirsiniz.
Orada afirmasyonlar da var.
Yani bu olumlamalar da var.
Hayatınıza çekmek istediğiniz o beyninize göndermek istediğiniz sinyalleri de beraber söylüyorsunuz.
Sessiz sessiz de meditasyon yapabiliyorsunuz.
Eğer yaparsanız ve memnun kalırsanız bana da mutlaka ulaştırın.
İnstagram'dan da e-mail üzerinden.
Bu arada her bunu söylediğimde muhakkak birisi DM atıyor.
Çok teşekkür ediyorum size.
Ben çok mutlu oluyorum sizinle bağ kurmaktan.
Ve şimdi havalarda ısınıyor.
Ben hayatımda ilk defa bir kışta zorlandım.
Kış enerjisiyle zorlandım ve dün arkadaşlarıma da şey diyorum yani 33 yaşındayım.
İlk defa mevsimlerin üzerimdeki etkisini gördüm.
Çünkü hava ısındıkça vücudumda böyle sanki havalanıyormuş gibi bir enerji alıyorum.
Hani uçarak gideceğim falan.
O yüzden şu anda olumlu frekansda kalmak, bana verilen şeyleri fark etmek, teşekkür etmek, gerçekten şükür etmek beni çok mutlu ediyor.
Umuyorum bu bölüm size de birazcık bunu hatırlatan bir şey olmuştur.
Bilmeyenler için birazcık başlangıç olur.
Şükür defterlerimizle görüşmek üzere.
Dediğim gibi yazarsanız ya da meditasyon yaparsanız bana da haber verebilirsiniz.
Öpüyorum sizi. Haftaya görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
