
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yeni bölümde olmayanlar üzerine konuşuyoruz. Bazen ne kadar zorlasak da, bazı şeyler olmuyor. Olmayınca nasıl tepki veriyorsunuz, oldurmaya mı zorluyorsunuz yoksa sabırla bekliyor musunuz?
Her şeyin bir sebebi var olduğuna inananlardan mısınız?
Hadi bu bölümde hepsini konuşalım.
***Sorularınızı ve yorumlarınızı Instagram üzerinden veya e-mail olarak iletebilirsiniz.
Her Pazartesi sabah 7’de yeni bölümü dinlemek için, podcast hesabını takip etmeyi unutmayın.
Instagram: @nurtacturkeli
Transkript
Altyazı M.K.
Olmuyor bazen. Hello, günaydınlar.
Yeni bir pazartesi, yeni bir bölüm başlangıcı.
Hoş geldiniz. Sabahın yedisinde burada olduğunuz için çok teşekkür ediyorum.
Biliyorum işe giderken beni dinliyormuşsunuz.
Bazen DM'ler geliyor, bazen e-mail atıyorsunuz.
Çok seviniyorum. Kendi arkadaşlarım bile beni dinlediklerini sonradan söylüyorlar.
Buradan beni dinleyen benim hayatımla alakalı bilgi sahibi olduğu için genelden hep kontak halinde inmişiz gibi hissettiklerini söylüyorlar.
O yüzden şu oluyor içerik üreticisinin hayatında.
Yakın arkadaşlarınız size çok ulaşmıyorlar.
Yani mesaj atan falan hani çok daha nadir.
Çünkü onlar kendileri zaten ketçap yaptık zannediyorlar.
Ama ben sizin hayatınızı bilmiyor oluyorum ve istiyorum ya yazın yani arada işte bölümle alakalı bir şey yazın.
Bilmiyorum seviyorum ve genelde şey hissediyorum.
Sanki hep... Ben ulaşıyormuşum gibi hissediyorum ki geçen gün onunla alakalı bir tantrum yaşadım.
Arkadaşıma falan sordum, terapistime sordum yani bu yaşta tantrum yaşamak okey mi falan diye.
Çünkü zaten bu bölümde bunlardan bahsedeceğiz.
Bazen ne yaparsan yap olmuyor gibi hissediyorsun ya bazen.
Şöyle ayağını yere vura vura ağlamak istiyorsun.
Çocuk gibi davranmak istiyorsun.
Yani istiyor musunuz?
Umarım istiyorsunuzdur. Gerçi mental sağlık olarak çok önerilen bir şey değil ama bir tek de ben değilimdir diye tahmin ediyorum.
Çünkü ya sıkılmıyor musunuz ya birçok şeyden yani bu günlük rutinlerden, temizlik yapmaktan, yemekten, bulaşıktan, onu karının acıkmasından, işe gidip gelmekten, insanlarla diyalogdan, oluyor olmamaktan işte kariyermiş, çocukmuş,
aileymiş. Ve günün sonunda bana şu çok geliyor yani o istek, hayal neyse artık o her şeyi bırakayım ve tamamen...
Yolcu olayım ya. Yolcu olam yani.
Dünyayı gezem kele olan.
Hani bir şey alayım. Babolum olsun.
Zevkle istiyorum tabii ki de. Kendi başıma istemiyorum.
Evliliğimde... tahtalara vuralım ki çok mutluyum.
Hala çok şükür. Güzel giden bir evliliğim var.
Güzel giden bir ilişkim var. Çünkü bence partner seçimim çok güzel.
Bunun detaylarıyla alakalı başka bir bölümde konuşuruz.
Yani evlendiğiniz kişide neler olmasını beklemek gerekiyor falan filan.
Yani istiyorsanız haber verebilirsiniz bana.
Çünkü o konuda iyi bir tercih yaptığımı düşünüyorum.
Zek bu arada oğlak burcu.
Oğlakları biliyorsanız eğer çalışmak onlar için çok önemli.
Kariyer onlar için çok önemli. O yüzden hani Zek ne kadar dünyayı seyahat etmeyi sevse de bütün işte dünya kültürüne...
yemeğine, diline ilgisi, merakı olsa dahi yine de şeyi seviyor zevk.
Yani bir işinin olmasını böyle bir kriyer demeyeyim de biraz daha o kanalı bağlantıyı seviyor zevk.
Bana sorarsanız ben böyle hatta bir keresinde YouTube'da da böyle bir yorum gelmişti.
Hala üniversite öğrencisi gibi yaşıyorsun diye galiba çok haklı bir yorum.
Şeyi isteyemiyorum ya böyle bir yere yerleşem de hani başlayayım artık ev alayım, çocuk yapayım.
Onlar gelmiyor. Bana gelmedi yani biyolojik olarak da öyle bir sinyal gelmedi.
Uyarı gelmiyor vücuduma keşke gelse.
Ama benim gönlümden geçen...
Bana dünyadaki her şey bazen çok saçma geliyor.
Kurmaya çalıştığımız kariyer, meslek.
Belki de o yüzden tam odaklanamıyorum yaptığım işlere.
Belki de o yüzden çabuk sıkılıyorum.
Ve şu anda şöyle hissediyorum.
Yani ben ne yapmaya çalışırsam çalışayım.
Sanki olmuyor. Bunun bir sebebinin, yani %90 bence sebebinin aceleci olduğumla alakalı olduğunu düşünüyorum.
Çünkü kendimde değiştirmek istediğim tek özellik.
Çünkü her özelliğim mükemmel.
Kendimde değiştirmek istediğim en büyük özellik diyeyim.
Yani en zorlayıcı özelliğim aceleci olmam.
Ne kadar ay terapiye gidiyorum farkındalıkların çok yüksek Nurta çarşı anlıyorsun falan deseler dahi ay bir farkındalık bir işe yaramıyor.
Çünkü tam çözüm yapamıyorum.
Farkındalığım gelişmiş işte egzersizler yapıyorum alıştırmalar yapıyorum.
Şükür defterim var ayrı bir günlüğüm var.
Kendimle konuşuyorum arkadaşlarımla konuşuyorum podcast anlatıyorum ama bazı şeyler gelişmiyor.
Bazı şeyler istediğim miktarda değişmiyor.
Bu da aceleci olmamla alakalı sabırsız olmamla alakalı çabuk sıkılmamla alakalı.
Her şeyden çok çabuk sıkılıyorum.
O yüzden böyle tası tarağı bırakıp öyle mi denir bilmiyorum ne denir.
Yani her şeyi satıp çekip gitmek bana çok seksi geliyor, çok çekici geliyor.
Dünyayı anlamak üzere seyyah olarak yaşamak bana çok çekici geliyor.
Belki yaparım, belki yapmam bilmiyorum.
Çünkü... Bana sorarsanız bu dijital dünyada aslında para kazanma yolunu zaten bulabilirsiniz.
E-ticaret denen bir şey var mesela.
Tamam kolay değil, gerçekten kolay değil.
Çünkü hem yaptım hem denedim.
Zevk de yapıyor bu arada. Kolay değil işte günde 2-3 saatinizi ayırarak yapabilirsiniz falan deniyor da öyle değil.
Biraz daha böyle hem yatırım yapmanız gerekiyor maddi olarak hem de vakit ayırmanız gerekiyor.
Bir de sürekli değişen dalgalar var orada.
Oraya ayak uydurmanız gerekiyor falan filan.
Ama genel olarak geçenlerde bir tantrum yaşadım.
Böyle ayağımı vura vura ağlayıp hani yengeç Burcu'mun bana verdiği etkiye dayanarak kimsenin beni sevmediğini düşünüp hiçbir işimin olmadığını düşünüp her şeyi elimde olan her şeyi elimin tersiyle itmeye yeltenip bir köşede ağladım.
Benim meşhur lafım biliyorsunuz bir köşede ağlamak.
Ağlarken de ama nasıl biliyor musun gerçekten çocuk gibi ağlıyorum.
Böyle hı hı hı falan.
Sonra içten içe şey diyorum ne güzel ağlıyorsun kız falan.
Baya kafayı yediğim böyle şizofreniye doğru bir adım daha attığımız yaklaştığımız bir andı bence.
Allah'tan yanımda Zek var ve Zek benimle şöyle konuşuyor bak.
Adamın beni gazlaması şöyle hissettiriyor bana hani.
Ben çok duygusal değilim.
Bunları yaşamam çok normal. Bir yerden çıkarmam lazım bunları.
Öfkeyi bir yere sıkıştıramam.
Bir yerde çıkması lazım ile galiba biraz daha mı heyecanlanıyorum kendime alan bulduğumu düşünerekten.
orada bayrak sallıyorum olabilir bilmiyorum ama rahatladım rahatladım rahatladım yani ayağımı yere vura vura ağlamak o tantrumu yaşamak gerçekten vücudumdaki o ağırlığı bütün toksinleri çıkarttı boşaldım falan filan
böyle hafifledim iyi hissettim ne boka yaradı okey onu konuşacağız şimdi ara ara bununla terapide aslında şey de deniyor schedule breakdown bunu planlarsanız eğer Böyle bazen o boşalmak üzere.
Yani olmuyor böyle cırlamak üzere.
Yırtmak üzere. Yani böyle bir karakteriniz varsa.
Çünkü benim karakterim aslında yırtık bir karakter.
Fakat yaşadığım ülke buna çok müsaade etmiyor.
Yani drama queen falan olduğunuz için burada.
Biraz daha bastırdığım bir şey oluyor otomatik olarak.
Bir de yaşla beraber şeyi de istemiyorum galiba.
Yani bu kadar da duygusal patlamalar yaşama artık Nurtaç'cığım.
Hani çocukken okeydi. Anneyle sorun yaşıyorduk işte.
Öfke patlamaları falan yaşıyorduk okeydi.
Ama artık olmasın gibi içten de böyle kontrolü geliştirmeye çalışıyorum.
çalışıyorum. Ama fıtratımda benim öfke var ve öfkeyle hani o drive hissini alma var.
Biraz daha böyle sinirlendiğimde, patlamalar yaşadığımda, bir şeye kızdığımda bana motive eden de bir güç olabiliyor.
Yani bugüne kadar Nurtaç Türkiye hayatında neler yaptıysa büyük bir dilimi aslında öfkeden gelen.
bir güçle olduğu için orada öğrenilmiş bir paket de var aslında benim sistemimde.
Pısırık geliyor eğer her şeye çok sakin yaklaşırsam, çok ılımlı yaklaşırsam, sanki içimde süzmeye, anlamaya çalışırsam zaten bir yerden de patlıyor.
Çünkü Tam sistemimde olmadığı için ne öğrenerek ne işte kendi karakterimde geliştiremiyorum onu ve bana uymuyor açıkçası.
Bu eşittir yüzde yüz her zaman öfkeli ve sinirli davranacağım ve gidip almak istediğimi diye alacağım demek değil.
Sonuçta yetişkin de bir insanım ve yaşadığım yer itibariyle dediğim gibi burada kavga etmek, confrontational şeyler yapmıyorum kesinlikle.
Bir tek markalarla konuşurken bazen çok sinirleniyorum çünkü saygısızlık yapıldığı yerlerde oluyor.
örnek vereyim size araya sıkıştırayım.
Bir marka bana ulaşıyor.
Fiyat konuşuyoruz. Sana diyor ki rate kartını gönder.
Yani fiyat listeni gönder diyor.
Neyi ne kadar yapıyorsun falan. Gönderiyorum.
Üç katı az para.
Üç katı nasıl denir o ya?
Üç katı az para teklif ediyor.
Yani mesela ben üç bin dolar dediysem adam bin dolar falan diyor.
Ya da bazen üç bin dolar dediysem beş yüz dolar falan diyor.
Ve orada hani küfür etmek falan istiyorsunuz.
Dalga mı geçiyorsun demek istiyorsunuz.
Sonra başka bir arkadaşımla konuştuğumda şey diyor.
Yani pazarlama sektörü bu zaten.
Hani satış budur zaten.
İşte bazen uymuyor, karakterinizle uymuyor.
Çünkü ben mesela terslemek istiyorum orada ama tersleyemediğim için içimde kalıyor böyle.
Up to work in the future falan hep böyle konuyu kapatıyorum.
Ama bazen birini böyle bir haşlayacağım umarım.
Yani Amerika'ya da o çirkefliğimi getireyim mi bilmiyorum.
Çünkü çok da istediğim bir şey değil aslında.
Yani çirkef tarafım çok sevdiğim bir tarafım değil.
Bu arada şu ana kadar hiçbir arkadaşımla kavga etmemişimdir.
Sadece sorun yaşadığım kişiler yani o benim daha çocuk gibi çıkış yaptığım tarafımı gören kişiler ailem ve Zach.
Yani bir de eski sevgililerim tabii ki de.
Sadece çok yakınlarıma bunu yapıyorum.
Diğerleriyle o şeye girmiyorum bile, o seviyeye girmiyorum bile.
Orada mesela kontrolüm daha çok ama çok yakındakilerle o kontrolü yapamıyorum.
Ve son dönemlerde dediğim gibi biraz daha böyle kendimde şeyin çıktığını hissetmeye başlıyorum.
Yani bir şeyler kontrolümden çıkıyormuş gibi hissediyorum.
Bu konuyu terapistimle konuşuyorum, spritüel mentorumla konuşuyorum.
Bir şey yapmak istiyorum ama aynı zamanda sabote de ediyorum kendimi.
Yani çözüm de çok aslında hani şu anda istemiyorum mesela.
Bu da okey. Burada spiritual mentorumdan aldığım, bana verdiği bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum.
Şöyle diyor, bazen böyle geri gidiyor gibi hissettiğin dönemler aslında gelişimin bir parçası.
Yani bu büyük bir göstergesi çünkü daha challenging bir yola girmiş oluyorsun.
Kendini sevmediğin şeyleri değiştirmek istediğinde biraz daha challenge ediliyorsun ve o kolay bir yol değil.
O yüzden mesela içeride uzun zamandır bastırdığın duygular dışarıya doğru çıkmaya başlıyor ve kızgınlığın artıyor.
Genelde kızgınlık olarak. zaten bu çıkıyor aslında yüzeye.
Burada üzerine düşen görev vazgeçmemek ve bu yolculuğa devam etmek.
Ve bu yolculuk devam ederken tabii ki de işte iki ileri bir geri falan olduğunda benim yaptığım gibi köşede ağlayabilirsiniz.
Belki bir sahile gidip çığlık atabilirsiniz.
İçinizde o biriken böyle bir yere bağırma isteğini çıkartabilirsiniz.
Ama bu şey demiyorum yani gidin çevrenizdeki bir insana bağırın çağırın.
Öfkenizi onunla rahatlatın değil.
Kendi başınıza ama vücudunuzdan çıkarabilirsiniz.
Ben ağlarken tamamen çocuk gibi ağlıyorum.
Yani falan yapıp böyle o rahatlamayı da fark ettiğim için kendime izin veriyorum.
Düşüyorum ve oradan ayağa kalkabiliyorum.
Sonuçta bu sizin için süresi uzayabilir.
Benim için genelde bir gün içerisinde bir saat ağladıysam ayağa kalkıp normal hayatıma devam ediyorum.
Ama o... Ağlama köşesini kendime ayırmak istiyorum.
İçimdeki duyguyu çıkartmak istiyorum ve bu insanlara patlatacağıma benim üzerimden gidiyor, benim genelimde gidiyor.
Sadece bu bölümde aslında size şunu hatırlatmak istiyorum.
Geri gittiğiniz, hissettiğiniz anlar olabiliyor.
Yani hadi çok gelişiyorduk, bir şeyler oluyordu dediğiniz anlar olabiliyor.
Burada ilk yapmamız gereken şey aslında kendinize o süreyi vermek, artık nasıl çıkaracaksınız o duygunuzu çıkarmak ve tekrardan...
Yola geri dönmek. Geri gitmek.
Hani o ikileri bir geri yaparken.
Çünkü ben iki ileri gittiğimde hep öyle gidecek zannediyorum.
Bir türlü öğrenemiyorum bunu. Böyle bir şımarıyorum.
Bir gaza geliyorum.
Oldu işte diyorum. Çok güzel oldu diyorum.
Sonra elimden alınıyor bazı şeyler.
Geri gitmeye başladığında da sinirleniyorum.
Ve vazgeçmek istiyorum.
Şimdi buraya gelip anlatmamın sebebi de aslında.
Yani vazgeçmeyeceğimi biliyorum. Bilinçaltında çok farkındayım.
Yani yolculuğun bir parçası olduğunun farkındayım.
Kendi karakterimin bir parçası olduğunun farkındayım.
Eski öğrendiğim işte o kalıplardan, şemalardan çıkmak için daha çok çaba sarf etmem gerektiğinin farkındayım.
Daha daha daha yani bu yolculuk devam ediyor sonuçta ve ben hala çok gencim.
Ama bu sıra gerçekten olmuyor.
Yani bazen bir şeylerin olmadığını kabul etmek daha zor ya.
Yani o an olmuyor.
Bu yarın olmayacak anlamına gelmez.
Belki yarın da olmayacak okey.
Ama şu anda zorlayamazsın.
Olmuyor. Yani belki bu yüzden bu podcast'ı dinliyorsun.
Bu bölümü bu yüzden dinliyorsun.
Neyi zorluyorsan şu anda olmamasının bir sebebi var.
Bazen şunu da yakalıyorum kendimde.
Bir şeyleri zorluyorum. Sonra olduktan sonra hazır olmadığımı fark ediyorum.
Kendinize yaptığınız da ekstra ayrı bir...
Trick yani hani sen hazır olduğunu zannediyorsun, hemen istiyorsun böyle o iştah var, merak var.
Bir de başkasından etkileniyorsan, içinde azıcık kıskançlık varsa hani bende de olsun gibi bir şey varsa hepimizde bir miktar var sonuçta.
Bence aynı kumaştan yapıldığımız için.
Şu anda öyle bir genelleme yapacağım.
Özür diliyorum olmayanlara.
Ama sen ona sahip olduktan sonra hazır olmadığını fark ediyorsun.
Zamanından önce olan şeyi de idare edemiyorsun bu sefer.
Belki hiç yapmayacağın şekilde.
Onu kontrol etmeye çalışıyorsun ve belki de başarısızlıkla sonuçlanıyor.
Belki de istemediğini düşünüyorsun.
Yani zamanından önce, olması gerektiğinden önce onu zorladığın için layıkıyla sahip olamıyorsun, tadını çıkaramıyorsun, hissedemiyorsun vs.
Bir de başka bir inançta da şu var.
Biz bir şeylere başladığımızda, bir şeyler olmaya başladığında hevesli insanlarsınız eğer siz de.
Hemen birilerine anlatmak istiyoruz, paylaşmak istiyoruz, dünyaya duyurmak istiyoruz.
Burada nazar demeyeceğim.
Yani nazarı kabul etmek istemiyorum galiba.
Biliyor musunuz? Yani o kültürde büyümeme rağmen.
nazar olgusunu kabul etmek ve hayatımda böyle kocaman bir yer ayırmak istemiyorum ona ama bilimsel olarak da şey deniyor intention gap belki onunla alakalıdır bilmiyorum negatif enerji de diyebilirsiniz kendi lugatınızda artık hangisi
size uyuyorsa kendi ideolojinize göre benim kendi ideolojimde bir yer yok şu anda ama sanki prematurely olarak deniyor buna.
Yani bir şey olmadan önce, bir şey olgunlaşmadan önce paylaştığınızda evrenle o şeyin arasına başka enerjiler soktuğunuz için oradaki dengenin de bozulduğuyla alakalı bir görüş de var.
Spiritüel dünyada özellikle.
O yüzden her şeyi herkese anlatmadan kendi içinizde yavaş yavaş sakin sakin oluyor olmuyor.
Çünkü bir şeyleri anlatmaya başladığınızda Publicly fail diye bir şey de var.
Bu da şu demek oluyor. Bir şey yapmadığınızda herkes önünde başarısız oluyorsunuz.
Bir şey ilerlemediğinde herkes önünde başarısız oluyorsunuz versus kendi halinizde yaparsanız bir şeye hazırsınız değilsiniz yavaş yavaş adım atıyorsunuz oluyor olmuyor.
Her şey sizin ve çok yakın çevreniz genelinde olduğu için daha korunaklı gidiyorsunuz.
Hem enerjinizi koruyorsunuz hem yaptığınız şeyleri koruyorsunuz.
Kendi mental sağlığınızı koruyorsunuz.
Bu nedenle yapmak istediğiniz şeyleri acele etmeden, kendi programınıza göre, kendi fiziksel ve mental sağlığınıza göre fazla dillendirmeden yavaş yavaş yapmaya devam edin.
Oluyor, olmuyor.
Bir ileri, bir geri.
Beş ileri, üç geri.
Yolu bu. Yani yöntemi, yolu bu zaten.
Ama biz çok dillendirdikçe, başkalarına anlattıkça, işte böyle acele ettikçe, sabırsız davrandıkça, bir şeyler olmadan olması için zorlayınca karışık ve negatif duygular içerisinde kalabiliyorsunuz.
O yüzden bu bölümü özellikle benim gibi bir süreçten geçenler için hazırlamak istedim.
Ne yapıyoruz? Çok fazla anlatmıyoruz, dillendirmiyoruz, bir şey olmadan olması için zorlamıyoruz.
Her şeyin zamanının olduğuna inanıyoruz.
Bir şey olmayınca başka bir şeye adaptasyonumuzu artırıyoruz.
Onu nasıl daha geliştirebileceğimizle alakalı yeni araçlar arayışında bulunuyoruz.
Sakin kalıyoruz lütfen ve eğer ki ağlama isteği gelirse, eğer ki biraz çocuklaşmak istiyorsanız ona da uygun bir yer hazırlayıp, uygun bir zaman hazırlayıp dedik yani scheduled breakdown.
Scheduled olarak yapın, oturun, ağlayın, boşalın.
Çocuk olmak istiyorsanız o an olun çünkü adult tantrum diye de geçiyor bu.
Yetişkinlerin de bazen ayağını yere vura vura ağlaması ve asla tavsiye almadan yani o zaman şöyle yap böyle yap deneyin.
O an o duyguları sisteminizden çıkartıp, boşaltıp, yenilerini eklemek üzere kendinizi reset etmek gibi de düşünebilirsiniz.
Tabii bu dediğim gibi biraz daha dikkat etmeniz gereken bir şey olabilir.
Herkesin yanında yapamazsınız. Güvendiğiniz, sevdiğiniz ya da yalnız da yapabilirsiniz bunu.
Çok sık olmamak şartıyla tabii ki yani bunu tamamen alışkanlık haline getirin demiyorum.
Sadece yolculuğun bir parçası olduğunu kabul edelim diyorum.
Tekrar edeceğim. Şu anda bir şey olmuyorsa inanın ki bir nedeni vardır.
Bu size... Evrenden gelen bir mesaj olsun.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
