
Transkript
Selamlar. Yeni bölüme giriş yapamayan kız ben Nurtaş Türkeli.
En iyi versiyonu podcast kanalına hoş geldiniz.
Sabahın köründe beni dinlediğiniz, izlediğiniz için çok teşekkür ediyorum gerçekten.
Sabah 7. Pazartesi saat 7'de yayınlıyoruz bütün bölümlerimizi.
Düzenli olarak devam ediyoruz.
Biraz bir ara olacak ileride.
Onu ilerleyen bölümlerde konuşacağız.
Evet ama bugünün konusu başka bir konu.
Başarıyı tanımlamaktan bahsedeceğim bugünkü bölümde.
Normalde sabahları işe giderken ya da okula giderken beni dinlediğinizi yazıyorsunuz.
Instagram'dan sık sık görüşüyoruz zaten.
Bu arada En İyi Versiyon'un podcast hesabını Instagram'dan da takip edebilirsiniz.
Orada daha çok paylaşım yapmaya başladım.
Hem Reels hem de Story'i daha çok paylaşıyorum.
Çünkü ana hesabım Nurtaş Türkeli'de daha çok İngilizce kullanıyorum.
Buradaki markalardan da kaynaklı.
Gerçi sosyal medyayla alakalı biliyorsunuz bayağı bir...
Bıraktım çıkardım hayatımdan ama genel olarak burada bir işbirliği olduğunda İngilizce olması adına ana hesabımı daha çok İngilizce kullanıyorum.
Türkçe daha çok konuştuğum yerde Eniversyon'un podcast kanalı ya da podcast ile alakalı küçük küçük böyle anekdotlar falan da orada paylaşıyoruz bulabilirsiniz.
Ayrıca Spotify hesabından da beni takip etmeyi unutmayın ve 5 yıldız verirseniz çok mutlu oluyorum.
Kalp. Başarı tanımlamasının değişmesi aslında geçenki bölümlerle bağlantılı bir konu.
Yani bugüne kadar kimdiniz, hayatı nasıl yaşadınız, nelere önem verdiniz ve bugünkü versiyonunuzda...
En iyi versiyonumuz, bugünkü versiyonumuz.
Neler değişti? Ya da neler değişsin istiyorsunuz?
Yorgunsunuz, içsel bir rahatsızlık var ama bir türlü adını koyamıyorsunuz.
Ya da siz bir şeye karar veriyorsunuz ama insanlar arasına karıştığınızda yine kafanız karışıyor.
Ne yapmak istediğinizi tam bulamıyorsunuz.
Kendiniz ne istiyordunuz?
Ben kimdim ya dediğinizde yani ben gerçekten neden keyif alıyorum dediğinizde cevabı hemen bulamıyorsunuz.
Çünkü uzun yıllarca düşünün ki hep...
Bize söylenilen şeyler üzerinden devam ettik.
İşte başarılı kadın olmak dendi değil mi?
Kadın çoğunlukla başarılı iş insanı olmak dendi.
Önce bize sunulan arzu nesnesi olan şey buydu.
Başarılı olmak, işte bir şirketin en başında olmak, o corporate merdivenleri tırmanmak.
Benim dönemimde özellikle bu lise, üniversite dönemimde hayattan beklenilen buydu.
Sizin kendinizi işte bir toplumda nereye koydunuz, aldınız, title'lar işte başlıklar, statünüz, yine geçenki bölümde bahsettiğim gibi eviniz, arabanız, tatiliniz, her şey sizinle alakalı bir bilgi veriyor.
Tamam bu güzel gibi sunuldu bize, birçoğumuz bunun arkasından da gittik.
Ya da sonra sosyal medya patladı, sosyal medyada birisi olabilmek arzun esnesi oldu.
İşte 9-5 iş hayatınızdan çıkmanız, keza Türkiye'de 8-5, burada 9-5 diye geçiyor daha çok.
Türkiye'de daha doğrusu 9-5 mi bilmiyorum ama ben Türkiye'de işe giderken 8'de iş başı yapıyorduk.
Şu anda ne bilmiyorum. Düzeltin beni yalnızsam.
Ama tam zamanlı iş hayatından çıkmanın başarılı olduğu işte entrepreneur olmak, girişimci olmak daha başarılı olan şey.
İşte özgün olmak. Sürekli birileri bize bir şey söylüyor.
Sürekli birileri bizimle alakalı karar veriyor.
Kim olduğumuzu, kim olmak istediğimizi bize anlatmak istiyorlar.
Daha doğrusu toplumda ne kabul ediliyorsa dönemine göre.
Benim zamanımda kadınlar hakkında konuşayım.
İş kadını olmak. Çok değerliydi.
Hatta topuklu ayakkabı giyinmek, takım elbiselerle havalarında tıkı tıkı gezmek benim hayalimdi.
O hayalimi de şöyle anlatmak istiyorum size.
Ben 2010 yılında o zaman 19 yaşındayım.
Amerika'ya geliyorum ilk defa work and travel için.
Oradan da Çin'e geçeceğim.
Bir yıl orada okuyacağım. Benim hayatımın dönem noktalarından bir tanesidir bu anlattığım dönem.
20 yaşımı New York'ta kutluyorum.
Buradan sonra Çin'e geçeceğim.
Türkiye'ye uğrayıp vizeyi alıyorum.
Pasaportlar şunlar bunlar. Bir hafta içerisinde Çin'e gidiyorum.
Çin'de de o zamanın Tier 2 yani çok da gelişmemiş olan bir şehrine gideceğim.
Pekin'de bir gün mahsur kalıyorum havaalanında.
Çünkü Dalian diye bir şehre gideceğim.
Mısır'da aktarma yapıyoruz.
Oradaki uçak ertelenince Pekin'den...
Dairene giden uçağım kaçıyor.
Ben de Pekin'de 24 saat geçireceğim.
Öyle bir şey. Yalnızım ve hayatımda ilk defa yani Çin'e gitmişim.
Çincem o zaman o kadar yok.
Havaalanında mahzurum. Tek başımayım.
Yerde yattım gerçekten böyle.
Telefonumu şarj edecek yer arıyorum.
O zamanlar çok iyi hatırlıyorum.
20 yaşındayım. Önümden geçen bir sürü topuklu, takım elbiseli, valizlerini taşıyan kadınlar var.
Kabin crew değil. Yani böyle iş kadını olan bir sürü insan görüyorum, gözlemliyorum ve şey diyorum.
Ben de böyle olacağım işte dış ticarette çalışacağım, ticaret yapacağım, kendi şirketimi yöneteceğim falan.
Şey zannediyorum yani bunu istediğimi zannediyorum.
Toplumda bu noktaya gelirsem daha çok saygı göreceğimi düşünüyorum.
Çalışan kadın olmak, title'ını almak istiyorum.
Başarılı olmak istiyorum, en tepeye çıkmak istiyorum.
Birincisi iş hayatına girdikten sonra kadın olarak ilk tosladığımız duvar kadın olmamız.
Baştan size bunları soruyorlar hani evli değilsin, nişanlı mısın, ne zaman evleneceksin yani çünkü anne olursanız işte evlenirseniz iş hayatınız etkileneceği için öyle düşündükleri için sizi belirli bir konuma getirmek istemiyorlar.
Bir diğeri de yine kadın olduğum için ciddiye alınmamam ya da hemen hani yalnız mı yaşıyorsun buralarda da yalnız mısın diye güldüğüme bakmayın maalesef.
Özellikle ticaret alanında bu sorunlarla karşılaştım.
Yani sizi ciddiye almıyorlar ya da sizin başka konular için, cinsellik için, belki hayat arkadaşlığı için müsait olduğunuzu varsayıyorlar.
Bunu genellemek istemiyorum ama birçok kadının karşılaştığına da neredeyse eminim.
Özetle şunu demek istiyorum. O zamanki başarı ölçütüm benim.
Bir şirkette iyi bir pozisyonda olmak ya da kendi şirketimi iyi bir konuma getirmek.
Ama şirket açmak istediğimi zannediyorum.
Benim için başarı bu. Birkaç tane şirketi yöneteyim hatta.
Yani birkaç tane benimle de çalışan insan.
Çok para kazanayım gibi bir algı var.
Çünkü başarı oydu o zamanki algılayışım.
İşte benim kendi insecuritylerim, hayattan beklentim, zannettiklerim vs.
Benim heybemdeki karşılığı buydu.
Sonra işte ben bu iş hayatını sevmediğimi anladığım için ya da...
Hani yükselemediğimi gördüğüm için, yükselemeyeceğimi gördüğüm için.
Bir de sosyal medya o zamanlar yeni yeni parladığı için.
Ben Çin'de yaşarken bu arada Google uygulamalarını kullanamadığımız için YouTube'un böyle insanların içerik üretip paylaşım yaptığı yer olduğunu çok sonra görüyorum, öğreniyorum.
Gördükten sonra da çok ilgimi çekiyor.
2018 yılıydı bu. Ben de denemek istiyorum çünkü şey zannediyorum.
Ben buradan özgürlük alacağım. Yani dünyanın birçok yerine gidebilirim.
İşte patronum olmak zorunda değil, patronla görüşmek zorunda değilim.
İşte o platform üzerinden kazancımı sağlayabilirim ya da marka...
Arkalarla işbirliği yapabilirim kısmını anladığım anda benim için yeni başarı ölçütü bu oldu.
Ölçüt kelimesine önem vermek istiyorum bu arada.
Çünkü hepimizi hırpalayan kelime aslında başarı ölçütü.
Ana noktalardan bir tanesinin bu olmasını istiyorum bir bölümde.
Sonra ben sosyal medya başarı olarak hedefledim.
Bence başarılı oldum.
Yani YouTube'u, Instagram'ı hatta TikTok'u bile bir yere getirdim.
Bugün podcast yapıyorum. Yani bence benim ulaşmak istediğim her şeye ulaştım.
Tadına vardım. Hatta ben şirkette de çalıştım, ticaret yaptım.
New York'a ilk geldim de bir sosyal medya ajansı kurdum kendi kendime.
Türkiye'den ekip hazırladım.
Buradaki birkaç kişiye böyle hizmet verdim.
Kendimle alakalı başarı ölçütümde hepsini aslında check ettim.
Bence. Ama günün sonunda ne oldu?
Bence içimde bir şeyler tam adını koyamadığım bir tatminsizlik duygusuyla, böyle zıp zıp patlayan şeyler gibi düşünün.
Ben bir şey yapıyorum ama tam içime oturmuyor.
Ben bir şey yapıyorum ama bu bana mı ait emin değilim.
Sonuçta tekrardan söyleyeceğim.
Hepsinin tadına vardığım için de bu değerlendirmeyi bu kadar rahatlıkla yapıyor olabilirim.
Bence yine benim kendi başarı...
Algılayışıma göre, başarıyı tanımlamama göre bugüne kadar yaptığım her şeyde başarılı oldum.
Başka bir gözle birisi baktığında işte sen de daldan dola atlıyorsun, şöyle yapıyorsun, böyle yapıyorsun diyorlar.
Biliyorsunuz herkes her şeyi diyor lah yani.
Yapacak bir şey yok. Ama benim kendime baktığımda ben bence elim attığım her şeyde istediğim şeye ulaştım, tadına vardım, deneyimledim, o değerlendirmeyi yapabildim ve bütün bunları deneyimlediğim için bugünkü
versiyonuma geçmek aslında o kadar kolay olmadı.
Çünkü içeriden dediğim gibi bir sistemde uyarı var.
Hani tam da bu değil diyor ya da...
Burası bitti, buranın hizmeti bitti, yeni bir şeye geçelim de diyor.
Ama başka bir şey daha söyleyeceğim şimdi size.
Benim kaygı duyduğum şeylerden bir tanesi.
Şu anda etkisini göstermiyor ama uzunca bir süre maalesef etkisi vardı.
Sanki siz bir şeylerin dönemini bitirdiğinizde, mesela bir yerden alacağınızı aldınız, deneyimlemek istediğiniz şeyi deneyimlediniz.
Sizin için o bitti ama dışarıya nasıl gösterdiğiniz kısmı maalesef bazen çoğunlukla depresyon gibi algılanıyor.
Sanki siz depresyondasınız.
Bugüne kadar üzerinize aldığınız title'ları çıkartmak istediğinizde benim aldığım yorumlar genelde şöyle oluyor.
İyi misin? Her şey yolunda mı?
Evliliğinde sorun mu var?
Hamile misin? Ne oluyor?
Yani insanlar sizi depresyonda zannediyor.
İnsanlar kötü bir dönemden geçiyormuşsunuz gibi düşünüyor.
Çünkü sizin başarı tanımlamalarınız artık dışarıya bağıran bir başarı olmayabilir.
Yani bakın ben buradayım, bakın ne kadar da başarılıyım, bakın üç tane şirketi aynı anda yönetiyorum ya da işte çok önemli bir şirketin başındayım, CEO oldum ya da yeni bir şirket kurdum, dünyaları geziyorum, benim için işte şu kadar çalışan
var, müşteri var. Doldurun yani altını bir sürü şey değil mi?
Önceki başarı tanımlamanız buyduysa ve siz sizce bir yere kadar bunları gerçekleştirdiyseniz ne güzel değil mi?
Çünkü yaptınız. Hey başarılısınız.
Ama bir bakmışsınız artık eski keyif vermiyor ya da yoruldunuz zihniniz bedeniniz alarm veriyor ya.
Birçok insan vücudundan gelen alarmları fark etmiyor bile.
Yani diyor ki belim ağrıyor, boynum ağrıyor, başım ağrıyor devam ediyor.
Yani bunlar size aslında uyarı.
Hiçbirimiz hiçbir zaman ağrımayacak değil ama vücudunuzda bir yer ağrıdığında bir bakmak lazım.
Hani bir duraksamak, bir değerlendirmek.
Dur bakalım ya yani öyle gidiyoruz da hani aldık başımızı gidiyoruz da.
Her şey acaba... Gönlüme siniyor mu?
İçime siniyor mu? Ya da ben hala bunu yapmak istiyor muyum?
Hala bu bana keyif veriyor mu? Çok düşünmüyoruz.
Sorgulamıyoruz. Sorguladığımızda işte çevremizdeki insanlar bizi depresyonda zannedebiliyor.
Başımıza kötü bir şey gelmiş zannedebiliyor.
Bu zannetmeler beni aslında bir süre rahatsız etti.
Şu anda rahatsız etmiyor. Podcast'ı anlatmamın bir sebebi belki size de bu değerlendirmeler yapılıyordur.
Belki siz de hayatınızı değiştirmek istiyorsunuzdur.
Başarı algınız, başarı tanımlamanız değişmiştir.
Ama o geçiş hemen... Olmuyor.
Hani bir zıp olmuyor.
Yine zaman alıyor. Ben bundan çok bahsediyorum.
Önceki bölümleri dinleyenler için bir tekrar olsun.
Dinlemeyenler için de şunu söylemek istiyorum.
Hayatınızda duyduğunuz şeyler zaten hemen olmuyor değil mi?
Belki bugünden itibaren 3 yıl içerisinde bu gerçekleşecek.
Panik de yapmayın. Yani bu kadar uzun zaman sürmesi de kötü bir şey değil.
Benim hayatımda gerçekten öyle oldu.
Yani bir şeyleri ben 5 yıl önce yapmaya başladım.
Bugün başarı tanımlamam buraya geldi.
Ve burada kendime alkış veriyorum.
Bugünkü başarı tanımlamam ne biliyor musunuz?
Dış dünyaya kapıyı kapatabilmek.
Yani benim bugünkü başarı tanımlamam kendi dünyamda, kendi evimde, hayatımda dış dünyaya şöyle kapıyı kapatıp...
Hepiniz dışarıda kalın diyebilmek.
Artık ben dış faktörlerin ölçütüne göre kendimi değerlendirmek istemiyorum.
O dışarıdaki metriklere göre iyi miyim, kötü müyüm, onaylandım mı, sevildim mi, başarılı mıyım artık ben istemiyorum.
Sosyal medya içinde şöyle geçerli.
Evet dediğim gibi başta hani...
9-5 iş hayatınızı bırakıp sosyal medyada büyümek, burada markalarla çalışmak, platformlardan yeteri kadar para alabilmek de bir başarı ölçütü oldu.
Çünkü önce bu istendi.
Özellikle bundan yıllar önce işte bir 10 yıl, 15 yıl önce ilk yapan insanlar hani wow inanmıyorum takipçileri var.
Çok çok çok böyle farklı bir şey gibi algılandı doğal olarak.
Çünkü yoktu yani influencerlık, sosyal medya o zamanlar yoktu.
Bu celebrity dediğimiz ünlü grubu vardı.
Bir de bizim gibi insanlar hani...
Ünlü olmaya başlamıştı.
Ünlüden kastım tanınmak yani tanınmaya başlıyorsunuz.
Sizin tanımadığınız insanlar sizi tanıyorlar.
Bu garip bir şey aynı zamanda ama bu puşlandı.
Sanki bu bir başarıymış gibi algılanmaya başlandı.
O zamanlar işi bırakıp sosyal medyaya geçmek ya da sosyal medyaya tam zamanlı iş yapmak bir başarı gibiydi.
Şöyle bir örnek vermek istiyorum. Bu benim kendi çıkarımım.
Saçma bir örnek olabilir ama. Sanayi devrimi başladığında bütün hayat değişti ya.
İşte endüstriyel şeyler daha popüler oldu.
Marketten alışveriş yapabilmek yani market ürünü alabilmek daha havalıydı.
İşte evinizde iki tane çamaşır makinesi olması, kurutucunuzun olması, elektrikli sübürgenizin olması vs.
hepsi çok havalıydı.
Şu anda bir değeri yok.
Belki şu anda şu olur işte robot sübürgeler ya da kablosuz sübürgeler daha havalı olan şeyler gibi olmaya başladı.
Ama şunu demek istiyorum. Sanayi devrimiyle gelen o farklılık daha istenilen bir şeydi.
Şimdi ne oldu? Organik şeyler dikkat çekmeye başlandı.
İşte ev yapımı, salçalar, onları almak istiyoruz.
Belki bir çiftliğinizin olması, tabii siz çalışmayacaksınız, çalışanlarınız olacak, anladınız dediğimi.
Bir çiftliğinizin olması, işte organik şeyler, çiftlikten gelen yumurtalar, onlar daha değerli olmaya başladı.
Kimse marketten bir şey almak istemiyor.
Bence artık sosyal medyada buna benzer bir hale gelmeye başladı.
Herkes sosyal medyada, herkes içerik üretiyor ve bu da böyle benzer bir şeye döndü gibime geliyor.
Artık sosyal medyada olmamak, hani daha...
Merak edilen, daha havalı olan bir şeymiş gibi.
Bu arada bunları anlatırken hadi bakalım yeni havalı olan şeyini onu yapalım değil.
Yani beni dinliyorsanız eğer artık hayatımı nasıl yaşadım, nasıl değerlendirdim az çok anlıyorsunuzdur.
Benim hedefim hani şu anki havalı olan şey ne?
Değil. Kendi standartlarımı bulabilmek.
Kapılıp gittiğim rüzgarlar oldu.
Ben de insanım. Benim içimde de kendi yaşadığım, çıkarmak istediğim, değiştirmek istediğim desenler var.
Sistemimden atmak istediğim alışkanlıklarım var.
Ama evet yani bu yol birazcık çetrefilli.
Dolana dolana dolana dolana buraya geldik.
Dediğim gibi bugünkü başarı ölçütüm benim için o kapıyı kapatabilmek.
Kendi dünyamda kendi yorumlamalarıma göre başarı ölçütüm.
Ölçüt demeyi de sevmiyorum aslında.
Yani var olabilmek biliyorsunuz benim hedefim buydu.
Var olabilmek koltukta oturmanız hiçbir işe yaramamanız da değil.
Tekrar söylüyorum bunu belki de sindirmek sisteminizi geçirmek hemen olmuyor ama o dış dünyaya kapıyı kapatabilmek.
İçeride yani evinizi düşünün şu anda.
Evinizin kapısını şöyle çat diye kapattığınızda bütün o dışarıdaki insanların, onların enerjisinin, onların başarı ölçütlerinin, onların bakış açılarının orada kaldığını düşünün.
Siz o kapıyı kapattınız. Onlar sizin içinize giremeyecekler.
İzin vermiyorsunuz bir kere.
Diyorsun ki bu kadar.
Yani izin vermiyorum. Benim gerçekten tahammül edemediğim bir şey bu artık.
İnsanlar projection çok yapıyorlar.
Yansıtma yani. En iyisi bile kendimde dahil.
Projekte ediyoruz birçok şeyi.
Çünkü benim dünyam, benim bakış açım.
Sen bana bir şey sorduğunda ben benim bakış açıma göre sana bir yansıtma yapıyorum.
Ve maalesef birçok insan böyle laps diye alıyor.
Bir süzgeç, bir sistemine bir bak bakalım.
Senin algılayışın, senin perspektifin ya da içeriden geçerkenki kırıntılar vs.
nasıl? Anlatabildim mi?
Böyle görüyorum genel olarak.
Bu arada bunlar değişebilir.
Tekrardan böyle daha hırslı olduğum bir döneme de geçebilirim.
Şu anda hırsım yok. Böyle söylediğimde insanlar hamile olduğumu falan zannediyorlar.
Yani bunu anlatmama da gerek yok ama hala anneliğe hazır değilim.
Yani hamileyim saklıyorum falan da değil.
İnsanlar böyle düşünmek istiyorlar galiba.
Niye yavaşlıyorsun ki? Niye?
Neden? Gibi bir şey olabiliyor.
Biraz saçma. Yani çok kendimiz de önemsemeye gerek yok diyeyim.
Teşekkür ediyorum bölümü dinlediğiniz için.
Bölümler uzun oluyor bu arada.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
