
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Kafamızdaki narrator'a el atacağız yani anlatıcımıza birazcık değineceğiz.
İnsanlara hikayelerimizi nasıl anlatıyoruz, başımıza gelen şeyleri nasıl ifade ediyoruz, kendimize bir şeyleri nasıl aktarıyoruz ya da bazı şeyleri yüksek sesle söylerken biz onu nasıl duyuyoruz, karşımızdaki
kişi bizi nasıl algılıyor, bununla ilgileniyor muyuz?
Çünkü bu konu nereden aklıma geldi?
Böyle arkadaşlarımızla yakınıyorken, dertleşiyorken ya da birilerine bir şeyler anlatmaya çalışıyorken fark ettim ki genelde yapamadığım şeyleri sanki anlatıyorum.
Bunun bir sebebi alttan alta kendime bir şeyleri duyurmak.
Ve hani motivasyon olsun diye sanıyorum işte yapamadım ama yapacağımın birazcık böyle sözünü vermek gibi.
Fakat uzun vadede insanların aklında böyle yapamadığınız şeyler kalıyor biraz da.
Bu da bana geri dönüşümü birazcık rahatsız edici şekilde oluyor.
Yani mesela insanlar sizi korkak olarak değerlendirebiliyor, tembel olarak değerlendirebiliyor.
Neyi yapamadığınızla alakalı kafasında bazı bilgiler kalıyor.
Sonra fark ettim ki ben aslında baya baya kendime haksızlık yapıyorum.
Çünkü hayatım boyunca birçok şeyi başardım.
Ama biliyorsunuz ki böyle başarılı şeylerden çok da konuşmak bizde bir alışkanlık değildir.
Hatta kendini övüyor gibi olur.
Bu arada oturun sürekli kendinize anlatın da demiyorum ama bir olayı bir şey anlatırken yapamadığınız şeylerden çok bahsettiğinizde ya da sürekli yapacağınız şeyleri anlattığınızda karşınızdaki insana sanki bugüne kadar hiçbir şey yapmamışsınız
izlenimi de veriyor. Bu eşittir diğer insanlar bize nasıl bakıyorlar bizimle alakalı düşünceleri neler bunları önemseyelim demek değil.
Ama biraz böyle kendinize haksızlık yapmadan yahu bugüne kadar neler yaptın onları da biraz hatırla onları da biraz gör hem kendini hatırlat.
Hem de zaten bu doğal akışında gittiğinde bir bak bakalım roadmap'inde bir değişiklik oluyor mu?
Ne demek istiyorum? Mesela bir örnek vereceğim.
Ben uzun zamandır e-ticaret kurmaya çalışıyorum.
Daha öncesinde ticaretle alakalı bir sürü şey yaptım.
Zaten üniversiteden mezun olduktan sonra Türkiye'de dış ticaret firmasında çalıştım.
Çin'de yaşadım 5-6 yıl.
Bırak sadece tercümanla bir de aynı zamanda aracı şirket görevinde de bulundum.
Yani supplier ile müşteriyi bir araya getiren görevdeydim.
Amerika'dayken de benzer şeyler yaptım.
Fakat ben şimdi yapamadığım şeye odaklanıp karşımdaki insana bunu böyle aktarmaya çalıştıkça karşımdaki kişi bana şöyle geldi.
Ya Nur Tatçılar'dır anlatıyorsun ama korkak gördüm seni işte başlayamadığın bir türlü.
Şimdi bu beni uyandıran bir cümle oldu aslında yani korkaklık ve bir türlü başlayamama hali.
Bazen bir şeyleri böyle ortadan alıp sonuca ulaşmaya çalışıyoruz.
Yani ben bugüne kadar A noktasından N harfi noktasına kadar getirmişimdir bazı şeyleri.
Ama ben hala ZR değilim diye ulaşamadığımı konuşup A'dan N'ye kadar giden Nurtaç'a da haksızlık yapıyorum.
Bunu nasıl anlatabilirim bilmiyorum.
Yani bugüne kadar bir sürü şey denemişsin zaten Nurtaç'cığım.
Ben bu bölümü bayağı kendime çekiyorum bu arada.
Yani kızım gel şuraya. Bugüne kadar yaptığın şeyleri otur insanlara anlat değil.
Ama hala yapamadım.
Başlayacağım ama başlayamadım. Ya Allah kahretmesin yine başıma bir şeyler geldi.
Ya tam para biriktiriyordum.
Şu şu şu oldu. Para da gitti elimden.
O kadar çok yapıyorum ki bunu yani yapamadığım şeyi anlattıkça karşımdaki insanlara verdiğim enerji hadi onu bırak o enerjinin evrensel olarak bana dönüşü hiç hoş değil.
Yani hiç hoşlanmıyorum bu durumdan.
Sonra tabii ki de yine iç sesim bana dedi ki canım benim kafandaki narrator'ı değiştireceksin.
Yani anlatıcını değiştireceksin.
Hikayeyi nasıl anlattığını önce kendine değiştireceksin.
Sonra da insanları ifade ederken zaten farkı orada görüyorsun.
Bu ne demek? Mesela, yahu biraz da olayın pozitif tarafından bakalım.
Ben bugüne kadar zaten ticaretle alakalı bir sürü şey yapmışım, tonlarca video izledim, girişimlerim de oldu.
Dediğim gibi Z noktasında olmadığım için neden hala kendime, ya başlayamadım, yaptığımda olmadı diyorum.
Evet, belki birkaç girişimim olmadı ama şöyle de ifade edebilirim ben bunu, hala deniyorum.
Hala peşindeyim, hala hevesliyim, heyecanlıyım, merak ediyorum, yeni şeyler öğreniyorum.
Bak ben bunları anlatırken de farkı duyuyorsunuz değil mi?
Bir şöyle geldiğimi hayal edin size.
Arkadaşlar ya Allah kahretsin gerçekten başlamadım.
Bir türlü olmadı dediğimi hayal edin.
Bir de denedim birkaç bir şey.
Yolda tabii ki de tökezledim.
Şimdi baştan başlıyorum. Yeni şeyler deniyorum.
Tekrardan para biriktiriyorum.
Yeni bir metot öğreniyorum.
Yeni bir kursa başladım. Yeni bir fikrim var.
Deneyimlerime devam ediyorum. Gibi gibi yahu.
Şu cümlelerin yerini değiştirdiğinizdeki gücü bence hepimiz hissediyoruzdur.
Başka örnekler de var tabii ki de.
Bunu birçok yerde uygulayabilirsiniz.
Ve maalesef şimdi ikinci stepe geçmek gerekirse en çok yaptığımız şey bilinçli ya da bilinçsiz.
Biz bu sesi geliştirmeyi unutuyoruz.
Benim başıma bu çok geldi zaten.
Ben de artık dedim ki bununla alakalı şöyle bir girişimde bulunacağım.
Günde üç kere çalmak üzere telefonuma alarm kurdum.
Sabah, öğle ve akşam.
Bilimim kendime bunları hatırlatmak istiyorum.
Böyle Apple Watch'ta şey yapıyor ya bazen nefes almanızı hatırlatıyor, ayağa kalkmanızı falan hatırlatıyor.
Aynen onun gibi böyle alarmı görüyorum telefonda.
Sadece bir 30 saniye bile olsa kendime bunu hatırlatıyorum, cümlesini kuruyorum.
Diyorum ki kendine pozitif konuşmayı hatırla.
Kendine olayı anlatırken biraz daha nazik davran.
Katli davran, yaptığın şeyleri anlat.
Bu arada dediğim gibi yani konuşurken galiba kaygım var.
Hep övelim, sadece olumlu şeylerine odaklanalım değil.
Ama... Seçtiğimiz kelimeler bize fark etmeden çok etki yaratıyor.
Yani anlatış tarzınız, insanlar üzerindeki etkisi, onun size geri dönüşümü.
Bir de benim gibi birisiyseniz şunlardan da ben etkileniyorum.
Yani empat olduğumu düşündüğüm için.
Birisinin kafasında belirli bir imajınız var ise eğer onun size yaklaşımını siz hissediyor oluyorsunuz.
Bu ne demek? Mesela Nurtaç belirli konularda sinirlenir.
Ben şimdi kendi içimde bir şeye karar vermişim.
Sinirlenmemek üzere, yeni bir reaksiyon göstermek üzere kendimi geliştirmeye çalışıyorum.
Ama karşınızdaki insan size zaten Nurtaş sinirlenir diye yaklaştığında onun gerginliği ya da sizi o konuma konumlandırması da bir gerginlik yaratıyor.
Ben bunu bazen açıkça ya arkadaşlarımla ya da zevkle konuşmak zorunda kalıyorum.
Diyorum ki zaten sen benim olumsuz bir reaksiyon vereceğimi düşünerek bana yaklaştığında bana getirdiğin enerji o oluyor.
Yani sanki benim sakin kalmam sana fake gibi görünüyor ya da benim farklı bir reaksiyon göstermem sende başka bir duygu yaratıyor.
Mesela... Ya dürüst olmadığımı düşünüyorsun ya üzüldüğümü ama söylemediğimi düşünüyorsun.
Hani benim değişmeme de çok izin vermiyorsun orada.
Değiştiğime de inanmak istemiyorsun.
O yüzden bazen komünikasyon gerekiyor.
Okey bazen de çok sinir bozucu oluyor.
Hani her attığımız adamı konuşmak zorunda mı kalıyoruz diye.
Ama galiba böyle kendini geliştirmeye çalışan insanların 20'li ve 30'lu yaşları böyle geçiyor.
Bunu da kabul edelim. Belki 40'lara geldikten sonra biraz daha o olgunluk ve sakinlik ve oturmuşluk gelecektir diye tahmin ediyorum ve umuyorum.
Allah izin verirse 40'larımızda da bölümleri çekeriz.
Artık en iyi versiyonumuza biraz daha yaklaşmış oluruz diye düşünüyorum.
Adım adım gidiyoruz yani burada hiç fena gitmiyoruz bence.
Hasılı ne yapmış olursanız olun bugüne kadar yaptığınız, deneyimlediğiniz şeyleri hatırlayarak konuşun kendinize.
Bu spor yapmak olabilir, sağlıklı beslenmek olabilir.
Çünkü belki şu anda hala ulaşmak istediğiniz yerde değilsiniz.
Hala düşüşler oluyor çünkü iniş çıkışlar, duygusal beslenmeler muhakkak hepimizin hayatından geçiyor.
Bazen kül alıyoruz, bazen veriyoruz.
Bazen çok güzel spor yapıyoruz ve diyoruz ki aha ben yani mümkün değil bu rutini bozmam.
Sonra trink bir şey oluyor ve etkileniyoruz.
Ama bugüne kadar ne yaptıysan yap, bugüne kadar yaptığın her şey sende muscle memory olarak kalıyor.
Yani kas hafızası olarak sende zaten duruyor.
Bu da zaten önceden yaptığın şeylerin birikimi demek.
Bunu görmezsen eğer bugün yaptığın spora o önceden yaptığın şeyleri unutarak başlarsan eğer orada da bir nankörlük yapmış oluyorsun.
Çünkü biliyorsunuz ki mesela benim çok dikkatimi çeken bir örnektir bu.
Lisede bence biz bazı konuların sadece başlıklarını öğrenmişiz.
Zaten ezber eğitimi olan bir ülkede büyüdük okey.
Ama mesela o tarih bilgileri, felsefi bilgiler, bilimle alakalı bilgiler hep bir title olarak kalmış.
Yaş ilerledikçe o title'ların ne anlama geldiğini anlamaya başlıyorsun.
Biraz daha yaş ilerledikçe özümsüyorsun ve biraz daha ilerledikçe part of yourself oluyor.
Yani senin de bir parçan haline geliyor ve uygulamaya başlıyorsun.
Bu eşittir. O ilk steplerin varlığının önemini gösteriyor.
Yani bugün daha iyi bir spor yapıyorsanız 20 yaşında başlayıp bir türlü devam ettiremediğin o yoga steplerinden dolayı ya da senin ilgini hangi dağlı spor çekiyorsa belki basketbol, voleybol, kayak neyse
o bir türlü ulaşamadığını düşündüğün yer O çok önceden başladığın yerden dolayı devam eden bir aktivite zaten.
O yüzden oraları unutmayalım.
Hala yapamadığım olmadı ya, bir türlü olamadık, gelemedik, gidemedik gibi şeyleri söylemeyelim.
Bugüne kadar yaptığın şeyleri hatırla ve onların da ileride koyduğun hedefe gidecek en önemli steplerden bir tanesinin olduğunu unutma ki anlatıcını ona göre şekillendir.
İnsanlara ya olmadı ya işte hala deniyoruz yapamadık gibi değil de denemeye devam ediyorum.
Çok keyifli hala yoldayım gibi biraz daha pozitif olarak da aktarabiliriz.
İnanın bana zaten o enerjiyi pozitif olarak dışarı çıkardığınızda siz de onu öyle duyuyorsunuz.
Vücudunuz beyniniz de onu öyle duyuyor ve size o kızgın cümleler kurmak yerine farklı bir motivasyonla yaklaşıyor.
Kendiniz kendinize bundan bahsediyorum.
O yüzden narrator'ımızı değiştiriyoruz, anlatıcımızı biraz daha pozitif hale getiriyoruz.
Mümkünse günde üç tane alarm kuruyoruz ve bunu hep beraber hatırlıyoruz.
Şu cümleyi ne kadar çok söylesek de bence çoğu zaman unutuyoruz ya da anlamının kudretini çok idrak edemiyoruz bence.
Her şeyin bir zamanı var.
Bir şeyin zamanı gelmeden onu doğurtamazsın.
Bu, bu kadar basit. Bugün o çok yapmak istediğin şeyi hala yapamamış durumdaysan eğer, demek ki zamanı gelmedi.
O yüzden sakın kendine yüklenme, yanlış cümleler kurma.
Sadece hala o yolun devam ettiğini bil.
Belki o varmak istediğin değil de başka bir yere evrileceksindir zaten.
Kalbini açık tut, gönlünü açık tut, evrenle iş birliğini yapmaya devam et.
Bence doğru yoldasın.
Kendine bu olumlu cümleleri kurdukça zaten bir şeylerin değiştiğini de göreceksin diyorum.
Teşekkür ediyorum. Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
İstek bir bölümünüz varsa peçete yazıp gönderebilirsiniz.
Bu çok kötü bir espri. Ama eğer herhangi bir konu varsa konuşmamı istediğiniz bazen Instagram'dan gönderiyorsunuz.
Onları da listeye ekliyorum.
Bir de beni Spotify'dan takip ederseniz dinlenme listelerinde desteği oluyor.
Bunun da algoritma etkisi oluyor.
Bir de 5 yıldız verirseniz çok mutlu olurum.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
