
Amerikalı Annemle Bir Yıl Yaşamak | Anılar Serisi 2
30 Ekim 2023 · 29 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Anılar serimizin ikinci bölümüyle devam ediyoruz. Bu bölümümüzde Nurtaç, kayınvalidesi Mary ile tanışma hikayesinden, Amerika’da nasıl ve neden bir yıl aynı evin içinde yaşadılar, bu sürece nasıl adapte oldu, neler yaşandı ve de Amerikalı annesinden neler öğrendi tüm detaylarıyla anlatıyor.
Her Pazartesi sabah 7’de yeni bölümü dinlemek için, podcast hesabını takip etmeyi unutmayın.
Hiwell platformunu denemek için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz:
Ayrıca, %10 indirim kodumuz olan "nurtac10"u kullanarak bu avantajdan faydalanabilirsiniz.
Sorularınızı ve yorumlarınızı Instagram üzerinden veya e-mail olarak iletebilirsiniz.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
En İyi Versiyonun podcastine hoş geldiniz.
Ben Nurtaç. Harika bir pazartesi sabahı olsun.
Biliyorsunuz ki her pazartesi sabah 7'de aslında yayına giriyoruz.
Hangi saatte ve nerede dinliyorsunuz beni izliyorsunuz diyecektim tam youtuber ağzı.
Hangi saatte ve nerede dinliyorsunuz beni bilmiyorum ama umarım keyifle dinleyeceğiniz bir bölüm olur.
Anılar serisinden bir bölümle devam etmek istedim.
Zaten geri dönüşlerinizi istemiştim.
Instagram, DM ve e-mail üzerinden beğendiğinizi ve devam etmemi istediğinizi söylediniz.
Bugünkü bölümde aslında...
benim Amerikalı kayınvalidemle bir yıl boyunca aynı evde kaldığımda neler oldu, neler yaşandı.
Ufak dedikodumsu, böyle ufak bizim de biraz Türk annesi ve Amerikalı annelerini kıyaslayarak hazırlayacağımız bir bölüm olacak.
Yani bir yıl boyunca ben neler öğrendim, nasıl gözlemledim vs.
onları bahsedeceğim. Bundan bahsederken de aslında konuyu biraz böyle uyarlanabilirlik çatısı altında almaya karar verdim.
Yani aslında benim bu adaptability dediğimiz İngilizce'de yani tam karşıda Türkçe'de uyum sağlamak diyeceğim ama tamam.
Hemen o olmuyor. O yüzden hani biraz böyle yaşamsal bir kaygı da olabilir tabii ki de ama hayata karşı nasıl nerelerde uyarlanabiliyoruz onlardan bahsettiğim bir bölüm olacak genel olarak.
Ve tabii ki de bölümümüze başlamadan önce canımız, sponsorumuz Hayvel'den size biraz bahsetmek istiyorum.
Daha önce duyanlar, yani biraz tekrar olacak hemen atlamayın buraları.
Eğer ki hala da platformu denemediyseniz mutlaka açıklamalar kısmından linke tıklayarak en azından bir denemenizi tavsiye ediyorum.
Ama tabii ki de Hayvel'i hiç bilmeyenler ve daha önce hiç duymayanlar içinse...
HiVal dünyanın neresinde olursanız olun, özellikle yurtdışında yaşayanlar için de daha önemli olduğunu düşünüyorum açıkçası.
Çok rahatlıkla kullanabileceğiniz, yani platformun hem dizaynı açısından, hem terapistlere ulaşım açısından, hem de kendinize yönelik herhangi bir programınızı istediğiniz yerden istediğiniz saatte ayarlayabileceğiniz şekilde tasarlanmış
bir online terapi platformu.
İlk defa kayıt yaptırıyorsanız eğer zaten platformun içerisinde size yöneltilen sorular olacaktır.
Sizin verdiğiniz cevaplara göre de Hayver size bir terapist öneriyor.
Bu terapistin özgeçmişliğini ve daha önce yaptığı çalışmaları da görmüş olduğunuz için benim gibi bir insansanız özellikle biraz daha spot on terapist arıyorum.
Yani tam da mesela değersizlik konusu üzerine diyelim ya da stres ve kaygıyla başa çıkmak üzerine diyelim.
O konular üzerine zaten uzmanlaşmış bir terapiste çalışmak benim için çok daha faydalı oluyor.
dakika ücretsiz olarak ön görüşmeye ayarlayabiliyorsunuz.
Bu 15 dakikanın sonunda da eğer terapistinizden memnun kaldıysanız aranızda da bir uyum olduğuna inanıyorsanız seans satın alımını yapabilirsiniz.
Platformun içinde toplu seans satın alımında Hayver kendisi bir indirim uyguluyor.
Gayet de makul fiyatlar bu arada.
Ama ayrıca nurtaç10 kodunu da kullandığınızda ekstradan %10 indirimden de faydalanabiliyorsunuz.
Daha fazla detay için açıklamalara bakmayı unutmayın lütfen.
Yıl 2018. Mary ile yani kayınvalidemle ilk defa Çin'de tanışıyorum.
Sadece bir haftalığına Çin'e aslında ziyarete geliyor.
İşte hem Zeki hem beni görmek için hem de fotoğrafçı bu arada.
Bir yandan da Çin'de bir süre seyahat etmişti.
İlk defa Çin'de yabancı boyfriendimin annesiyle tanışacağım.
Zaten Mary ile daha önce karşılaşmadan önce de fotoğraflarından gördüğüm üzere...
Kadına bayılıyorum. Yani inanılmaz derecede idolleştirmiştim zaten Mary'i.
İşte 55 yaşından sonra fotoğrafçı olması, yogi olması bunlar hepsi 55 yaşından sonra oluyor kadının hayatında.
Ya da işte dünyayı geziyor, akroyoga yapıyor, böyle bana bir fotoğraf gösteriyor zevk.
Tepe taklak kurdelaların içerisinde bir kayınvalide.
Zaten Mary'i gözümde gerçekten inanılmaz derecede yükseklere çıkardım.
Ya bunu kötü anlamda söylemiyorum.
Hayran oldum kadına. Şu açıdan da hayran oldum.
Yani tamam artık. Benim iki tane çocuğum oldu.
Onlar da büyüdüler. Dünyanın bir yerine geziyorlar.
İşte hayatlarını yaşıyorlar. Ben de bir köşede şunu şunu yapayım demiyor.
Kadın tamamen kendine odaklandığı için, bir yaştan sonra tekrardan yeni bir mesleğe başladığı için, dünyayı gezdiği için, keza onun kocası işte üvey babamız Norm.
O da ondan 20 yaş büyük bu arada ve ikisi de durmaksızın dünyayı geziyorlar.
İkisi de mesela Norm kitap yazıyor.
Bir yandan aynı zamanda spor radyocusu.
Şu anda mesela bakın yani 2018'den bahsediyorum o zaman.
Bugün adam daha birkaç ay önce emekli oldu.
Podcast hesabına başladı.
Yani podcast'ten yayın yapmaya devam ediyor.
Ve tabii ki de ben ilk defa böyle bir aileyle karşılaşınca...
İlk verdiğim tepki çok büyük şaşkınlık ve hayranlık oldu.
Çok açık söylemek gerekirse.
Çünkü maalesef benim Türkiye'de gördüğüm örnekler, sadece kendi ailem nezdinde söylemiyorum.
Genelde bir yaştan sonra, kızım şuradan su getiriver, sen bir kalk ben oturayım.
Yani hep bir bacağım mezarda, anladın mı?
Hep böyle... Bir şekilde daha zorlanan, yaşlılığın çok kötü ve yorucu olduğunu hissettiren bir...
Çok da kötü dedim gibi oldu ama.
Gördüğüm tablo oydu benim genelde.
Hani otobüslerde de okuduğumuz için hani böyle bir köşeye itilen.
Bak kızım ben oturuyorum. Yani kadın da genç görünüyor bu arada gayet ama yine de hani teyze kategorisinde olduğu için.
Böyle bir itelenirdik ya hani bilirsiniz onu.
Aslında ilk defa Çin'e gittiğimde de hatta Japonya'da da şey olmuştu.
Çin'dekiler gene o kadar değil ama Japonya'da birisine eğer koltuğunu verirsen toplu...
Bir hakaret gibi yani gerçekten adamlar ne alaka ben gayet ayakta durabiliyorum diye cevap verirlerdi.
O yüzden yani ilk defa mery ve normla bu şeyle karşılaşmadım tabii ki de.
Ya da Asya'nın birçok ülkesinde de seyahat ettiğim için birçok böyle fast food restoranlarında bile gayet yaşlı olan insanların yerleri temizlediğini, işte çöpleri attığını vesaire o angarya
dediğimiz yorucu işleri de yaptığını da gözlemliyordum.
Ama tabii ki de Zek'in annesi ailemden birisi.
Yani o zaman official değildi ama ilk defa yavaş yavaş benim de ailesinin içine girdiğim bir yer ve bir yerde anne modeli benim için sonuçta eşimin annesi.
O yüzden daha da yakından gözlemleme şansım oldu.
Sonra biz 2019'da Zek'le Çin'den çıkmaya karar vermiştik.
Çok hızlı anlatayım oraları bilmeyenler için.
Ama dönme ihtimalimiz falan vardı vesaire vesaire yani orası biraz karışıktı.
Bir süre Amerika'da kaldık.
Zek o arabanı evlenme teklif etmişti.
Bir süre Türkiye'de yaşayacaktık.
Ama biz o Türkiye'de yaşayacağımız sürenin bir bölümünde Amerika'ya...
Christmas için geldiğimiz zaman 2019'da yani biraz da sağlık sorunlarından dolayı açıkçası gelmiştik Dallas'a.
Hem norm ameliyat olmuştu işte.
Yürüyemiyordu. Onlara biraz yardım etmek istemiştik.
Hem de Zek 7 yıldır Christmas'ı Amerika'da kutlamadığı için işte bir aile ortamı olsun falan dedik.
Bu arada da evleneceğiz zaten.
Yani Zek'e evlenme teklifi etmiş ve nerede evlenebilirizi araştırıyoruz.
Yani kolay olan çünkü düğün yapmayı zaten istemiyorduk.
Kolaydan kastım mesela Türkiye'de yabancı birisiyle evlendiğinizde çok fazla belge hazırlamanız gerekiyor.
Çok fazla yerden imza mühür topluyorsunuz.
Ama Amerika'da sadece bir belediyeye giderek beyanda bulunarak çat diye 3 gün içerisinde sizi evlendirebiliyorlar.
Daha kolaydı. Zaten 2019'un sonunda gelmiştik buraya.
Dediğim gibi hani Christmas için.
Yılbaşını da burada kutladık.
Gelmişken de evliliği burada yapalım dedik.
Ondan sonra hani Norm'un sağlığı için de burada kalalım dedik.
Bir ay ne olacak ya dedik 2020'nin ocağında.
Sonra pandemi patladı.
O zaman epidemiydi. Ve biz forever Amerika'da kaldık.
Yani o gün bugündür biz Amerika'dayız.
2020 Ocak'tan beri.
Ama şimdi Mary'le yaşama senaryom nasıl oldu?
Oralara geçeceğiz. Yani hem Norm'un da sağlığı...
dolayı aslında biraz daha dallasta kalmak bizim de aklımıza yatıyordu.
Galiba bir şey söyleyeyim mi? O biraz benle alakalı bir şey.
Çünkü Zek'te öyle bir reaksiyon yoktu.
Belki şimdi vardır ama 2020'de biz buraya geldiğimizde işte Norm ameliyat olmuştu ve tekerlekli sandalyeyle hareket etmesi gerekiyordu ve her şey Meri'nin üzerine kalacaktı tek kendi başına.
Bu arada bu insanların parası var.
Hemşire de tutabilirler ama Norm o konularda biraz daha böyle inatçı.
İhtiyacının olmadığına inanıyor.
Ya aslında bu...
İnatçılık vaki galiba forever dünyanın her yerinde.
Hani yaşla beraber de gelen bir inatçılık var ya.
Ama norm tabii ki de biraz karakter meselesi.
Yaşlandığını ve bir şeylere başkasına muhtaç olduğunu çok kabullenemiyor.
Bu kabullenememesinin çok fazla olumlu tarafı da var dediğim gibi.
Yani adamın her yerinde vidalar var.
Bütün eklemleriyle alakalı yani...
Tonlarca ameliyat geçirdi ama maşallah gerçekten yaşlanmayı kabul etmediği için durmayı kabul etmediği için tabii ki de yanındakilere biraz zorluk getirebiliyor.
Hani onun kabullenip dinlenmemesi ve dışarıdan yardım almak istememesi ama aynı zamanda hayatını maşallah diyelim tabii buradan da sağlıklı bir şekilde durmaksızın devam ettirmesini de sağladı.
Ama tabii bu teklifi yapan bendim.
Zeki de bunu söyleyen.
Yani bak biz burada kalabiliriz biraz daha.
Annenin de ihtiyacı var bence.
Hani hemen dönmemizi gerektiren bir durum da yoktu açıkçası.
Türkiye'de kardeşimin evinde kalıyorduk.
Artık böyle tam zamanlı seyahat etmeyi planlayan bir durumdaydık.
Ne kadar biliyorsunuz o hikayeyi bilmiyorum.
Ama biz Çin'den çıkarken biraz kafamız karışıktı.
Dönelim mi dönmeyelim mi? Benim bu arada doktoram Şaha Üniversitesi'nde hala devam ediyor.
Bir gün belki o kitabı yazarsam doktoram da bitmiş olacak.
You never know. İşte hani o zaman biraz kafamız karışık.
Benim aklımda olan 6 ay boyunca seyahat etmek ve paramızı da ona göre biriktirmiştik aslında.
Böyle olunca da herhangi acele etmemiz gereken bir yer yok.
1-2 ay kalabiliriz.
Hem Meri'ye destek olabiliriz.
Bir yandan işte bu Covid-19 denilen şey var.
Ne kadar sürecek bilmiyoruz.
Yani çok mantıklı geldi açıkçası Amerika'da kalmamız.
Yani bunu neden söylüyorum?
Aslında hiçbirimiz bu 4 kişi o 1 yılı beraber aynı evde geçiren 4 kişiden hiçbiri 1 yıl boyunca aynı evde kalacağımızı bilmiyorduk.
Baktığınız zaman yani bütün pandemiyi beraber geçireceğimizi dışarıya çıkamayacağımızı eğer birisi çıkıyorsa sanki onu feda etmek gibi böyle.
Etlerini falan yıkıyorsun geri dönünce eve.
O zevkti bu arada her zaman feda ettiğimiz kişiyi.
Pandemi boyunca dışarıya gönderdiğimiz.
O yüzden hani hiçbirimiz oturup da bunun kararını beraber vermedik.
Tamamen doğal olarak gelişti.
Şimdi burada da bu uyarlanabilirlik mekanizmam, ben nasıl kullandım onlardan bahsetmek istiyorum.
Çünkü baktığınız zaman...
Yeni evlendiğim bir yıldan bahsediyorum yani hayatımda ilk defa biriyle evlenmişim şöyle ağız tadımla evlenecektim yani baktığınız zaman.
Allah'tan düğün istemiyordum çünkü düğün istesem gerçekten canımı sıkabilirdi pandemiyle sıkışık kalmak.
Benim için ben birazcık business womanım biliyorsunuz düğüne verilecek parayı alırım yatırım yaparım yani gerçekten de öyle yaptım o düğüne harcayacağımız parayı.
Zaten iki aileyi bir araya getirmemiz aşırı masraflı olacaktı biraz da gereksiz olacaktı açıkçası.
Çok yüksek ihtimalle benim aşırı stres olacağım bir süreç olacak.
Kim geldi gitti? Nerede kaldılar?
Güzel mi? Her şey yolunda mı?
Biri kayboldu mu? İki ülke için de geçerli bu.
O yüzden hiç o strese girmeden bize ayrılan düğün parasını biz aldık yatırım yaptık.
Yani mantıklı olan da oydu gerçekten bizim hikayemizde.
Fakat balayı isterdim.
Hala istiyorum ve hala yapamadım.
Benim artık evleneli 4 yıl olacak bu arada.
Ama balayı yapamadım mesela pandemiden dolayı.
Okey bu cepte. Ve bir de Amerika'da stak kalma durumu.
Green card'a başvuralım mı, başvurmayalım mı?
Yeni evlenmişim ama kayınvalidemle, eşimin ailesiyle yaşayacağım durumu.
Yani burada bir karar vermen gerekiyor.
Eğer ki ben Allah kahretsin burada kaldım.
Hani ben dünyayı gezecektim 6 ay boyunca.
E zaten benim doktoram da bir kenarda duruyor.
O ne olacak? Ben bir de araba kullanamıyorum bu arada.
Ufak bir fobim var orada. Ufak.
Bir gün üstüne gidersek yok edeceğimiz bir fobim kenarda duruyor orada.
Araba da kullanamıyorum falan filan.
Yani bakış açısı... Açısı o kadar önemli ve hayati ki bence böyle bir anda.
Benim bunların hiçbiri aklıma gelmedi.
Çünkü orada uyarlanabilirlik yani adaptability üzerinden seçtiğim şeylerde.
Şu anda koşullar bu.
Ben ne yapabilirim?
Nasıl yapabilirim?
Bunu en iyi haliyle nasıl geçirebilirim?
Hem psikolojik sağlığımı koruyarak.
Çünkü pandemi var dünyada.
Kimse dışarıya çıkamıyor. Burnunu çıkaramıyor insanlar kapıdan.
Ve ben bir evde mahsur kalıyorum.
Okey Allah'tan büyük bir evdi.
Ama aynı zamanda ben ailem için de endişeleniyorum.
Çünkü ailem zaten ayrı ayrı yaşıyor herkes.
Yani herkesin kendi hayatı var. Herkes ayrı yerlerde bir şekilde kendi başlarına kaldılar.
Annem tek kendi başına kaldı.
Onlar için de endişelenebiliyorum.
Yani baktığın zaman bir sürü endişe etmek için geçerli sebeplerim var.
Bunlar benim kendi uydurduğum şeyler değil.
Ama burada işte o survival.
yani yaşamda kalma uyarlanabilirlik üzerine geliştirdiğim benim ilk tepkim ben bunu en iyi haliyle geçireceğim ve neler yapabilirim üzerine oldu.
İlk aklıma gelen şeyler sadece açıkçası biraz daha böyle olumlu ve fiziksel tarafları oldu.
Ev, işte Amerikan evi.
İlk defa böyle kocaman bir evde yaşayacağım.
Göl kenarında ev. Eğer bilmiyorsanız YouTube'da hatta bir ev turu yaptığım videom var.
İşte Amerika'daki evimiz diye. Melin'in evi aslında yani direkt göl evini.
gösterdiğim bir video var. İlk kez Amerikalı bir aileyle yaşıyorum.
Onlar neler yapıyor?
Nasıl uyanıyorlar?
Uyandıklarında ne yapıyorlar?
Zeki mesela ilk defa annesiyle ve üvey babasıyla yaşayacak hani onu gözlemlemek istiyorum.
Benim için bunların hepsi acayip ilgi çekici konulardı açıkçası.
Hem Mary'nin yani bir annenin Amerikalı annenin ilk uyandığında neler yaptığını gözlemlemek.
Mesela ikimiz de aynı saatte uyanıyorduk.
Bu arada evde de onun yatak odasından ve bizim yatak Odasından çıktığımız yer yan yana gibi düşünebilirsiniz.
Ortada sadece televizyon falan var oturma odasında kalan yerde.
Aynı anda odalardan çıkıp mutfağa doğru yürüyoruz.
Kadına bakıyorum. O zaman saçları uzundu bayağı.
Uzun saçları salına salına böyle tül güzel bir pijamasıyla geliyor mutfağına kahvesini alıyor.
Odasına gidiyor işte journal yazacak.
Kendi günlüğünü yazacak sabah.
Günlüğü bittikten sonra şöyle bir sporunu yapar.
Her zaman yoga yapar. Beraber plank yapıyoruz mesela.
Ben 30. saniyede şangır şangır titriyorum.
O 2 dakika kıpırdamadan böyle spor.
Zaten bu arada birçok Amerikalı'nın spora düşkünlüğü, spor yapması.
Birçok Amerikalı anne bolca spor yapar bu arada.
Yani dediğim gibi ben ilk başta Mary ile karşılaştığım için ve ilk gördüğüm örnekler bunlar olduğu için yüksek bir hayranlıkla başlamıştım.
Ama Amerika'da kaldıktan sonra aslında bunun buranın normali olduğunu, buradaki birçok annenin zaten böyle olduğunu sonra sonra öğreniyorum.
Yani bu tabii ki de gözümdeki hayranlığını biraz etkilemiş olabilir.
Ama ya burada da bıyımış canım.
Falan demiyorum. Hala çok örnek aldığım ve çok da beğendiğim ve umuyorum ki kendimde de uygulayabileceğim bir özellik olacak.
Yani yaşlandıktan sonra dahi tabii yine Meri'nin yaşı o kadar yok 60 yaşında şu anda.
Ama benim algıladığım 60 yaş Meri'nin sabah yaptığı 60 yaş değil normalde.
Onları öğrenmek ve kendi hayatıma uygulayabilmek çok isterim.
Bir gün yaşlandım. Hadi kızım şuradan bana su getir.
İşte aman aman göremiyorum.
Çok yoruldum. Aman belim melim diye bir yerlere oturmak istemiyorum ben.
İnşallah lütfen ne olur.
Şimdi dediğim gibi ilk gözlemlerim bunlardı.
Bu kadın sabah uyanıyor. Günlüğünü yazıyor.
Kahvesini içiyor. Ya benim yaptığım şeyler bu arada.
Ben de yapıyorum zaten. Yıllardır yapıyorum.
Sabah rutinim diye bir şey var benim.
Tamam çok güzel ama bir annenin yaptığını gözlemlemek de çok hoşuma gidiyor aynı zamanda.
Bir de biz Camp Creativity diye bir grup kurduk.
O pandemi süresince işte yaratıcılık kampı.
Bu yaratıcılık kampında da vay efendim biz pandemide evde sıkıştık madem.
Neler yapabiliriz? Normalde Zack Mary ben.
Üç kişi yapıyoruz. Arada bir norm bize dahil oluyor.
Ama sabahları bir araya geliyoruz.
İşte bugün neler yapacağız?
Bugünkü programında neler var?
Neleri halletmek istiyorsun?
İşte spor, bir saat yoga.
O zaman ben barbellant yapıyordum.
Çok da zor şu anda. Nasıl yaptım bilmiyorum gerçekten ama.
Beraber piyano çalmaya çalışıyoruz.
İşte ben ukulele öğreniyorum.
Kendi kendime deniyorum. Kayak yapıyoruz gölünün üzerinde.
Botla bir şeyler yapıyoruz.
Çıkıyoruz, geziyoruz. Hani kendi aile içimizde.
Yemekler yapıyoruz. Zaten...
Onu nasıl anlatmıyorum.
Youtube'da benim videolarım o şekilde patladı.
Biz pandemi boyunca o saatler süren Türk yemeklerini yapmasaydık belki de sıkılacaktık yani.
Hani o kadar içli köfteden tutun.
İskender kebap, lahmacun, mantı.
Yani şu an aklıma gelmeyen bütün Türk mutfağını yaptım ben.
Karnıyarık falan yani kadına.
Garip garip şeyler yaptırdım bir anda.
Bir şeyleri yoğurmayı falan öğretiyorum ve hayatı boyunca hiçbir şeyi yoğurmamış bir anneden bahsediyorum.
Eleştiri anlamında söylemiyorum.
Gerçekten Meri'nin de çok hoşuna gitti.
gitti bunlar. Bir yanda hiç bilmediği bir kültürün içerisine, mutfağın içerisine girip bir yandan da güzel yemekler bu arada gerçekten.
Yani ne kadar ilk defa deniyor olsak da hepsini tadı güzel oluyor bir şekilde.
Mesela Norm içli köfte bizim beyzbol topu falan diyordu.
Yani çok hoşuna gitmişti onun o sporcu olduğu için.
Hani öyle kendi aramızda bir şekilde Türk yemekleriyle de beraber güzel bir ortam kurduk.
Elbette zorlandığım taraflar oldu.
Bir de ben birazcık melankoliye yakın bir tipim.
Yani bazen duygusal olarak aşağıda hissettiğimde dışarıya çıkıp mış gibi evet yapıyorum ama zorlanıyorum yaptığımda ve bunu birden fazla yaparsam sinirleniyorum.
Hani bir iki gün okey ama üçüncü gün benden bir şey beklemeyin olabiliyor.
O yüzden bunları biraz böyle o süre içerisinde iletişimle kimseyi kırmadan aktarabilmek öğrenmemiz gereken bir alan oldu.
Yani kimseyi kırmadan oldu.
Sadece şöyle direkt zeke söylüyordum.
Bugün kendimi çok hissetmiyorum.
Bugün sosyalleşmek istemiyorum diye.
Bunun en büyük sebebi tabii ki de Türkiye'den uzak olduğum için.
Ailemin bu sürecini satlattığını bilmediğim için içten içe bir suçluluk da hissediyordum açıkçası.
Çünkü baktığınız zaman pandemiye geçirebilecek dünyanın en güzel yerindeydim bence.
Bir yandan YouTube'um büyüyor.
Bir yandan Zekin işte çocukluğuyla alakalı çok güzel şeyler öğreniyorum.
Zekin annesiyle bir bağ kuruyorum.
İlişkimi geliştiriyorum.
Ve bu arada şimdi geri dönüp baktığımda ben müthiş bir yatırım yapmışım o ilişkiye.
Yani çok değer verip... Çok özenerek daha nasıl geliştirebiliyorum?
Mesela ben Mary'e Zach'in hayatında bilmediği ve sormak aklına dahi gelmeyeceği Mary'in gençliği ve çocukluğuyla alakalı sorular sorardım.
Hani kadını kadın olarak da tanımak istedim açıkçası.
Sadece kendi eşimin annesi olarak değil.
Mary Danz yani bu kadın Amerikalı bir kadın.
Nasıl büyüdü? Arkadaşlarıyla ilişkisi nasıldı?
Hayattan neler bekliyordu?
Neler oldu? Neler olmadı?
Anne olduğunda neler hisset?
Yani bunları bir yıl boyunca o kadar oturup sohbet etme alanların.
Zaten bende bir moderatörlük şeyi var.
Hissiyatı otomatik olarak çıkıyor.
Karşımdaki insana soru sormayı çok seviyorum.
Onları yakından tanımak için, onların hislerini anlamak için ve aslında en önemlisi biraz böyle bağ kurma peşinde olduğum için.
Bende bir bağ kurma obsesyonu var maalesef.
Buna maalesef diyorum çünkü bazen bu bir kaygıya dönüşebiliyor.
İnsanlarla bağ kurmak istediğim için belki oversharing yapıyorum.
Yani fazla fazla paylaşım yapıyorum ya da fazla me...
merak ediyorum. Onların farkındayım bu arada yani hemen ona gerek olmadığını biraz daha öğrendim.
Sadece bu tabii ki de Mary adını da söylemiyorum.
Genel olarak birçok insanla karşılaştığımda hemen her şeyi paylaşalım, hemen her şeyi öğreneyim moduna geçiyorum.
O güzel bir özellik değil yani.
Beni de yoran bir özellik açıkçası.
Velhasıl kelam benim için yani bu bir yıl boyunca Amerikalı bir anneyle yaşamak ya da Amerikalı bir kadınla yaşamak bu anlamda çok değerliydi.
Çünkü bir de dediğim gibi onun gençliğini, çocukluğunu öğrendiğimde Mary daha çılgın olduğu, mesela Zeki'nin babasıyla nasıl tanıştığını.
Ben birazcık belki saçma bir kıyaslama olacak ama şimdi Türkiye ve Amerika olarak baktığımızda da aslında Meri'nin annesiyle benim annenin jenerasyonu daha birbirine yakın.
Merilerle de sanki benim ablamların jenerasyonu, kafa olarak daha yakın.
Yani çok close minded büyümemişler aslında.
Biraz daha açık görüşlü, daha böyle partileyen, genç, işte arkadaşlarında kaldıkları.
Daha bilmiyorum gerçi bizim anneler de yapmıştır onları ama biraz sanki o farkı hissediyorum açıkçası ben.
arasındaki farktan dolayı da ya da imkanlar dolayısıyla da o farkı hissediyorum.
Mary mesela çok daha küçükken futbol oynuyormuş.
Yıllarca futbol oynamış.
O yüzden daha atletik mesela.
Ve uzun yıllar tam 30 küsur yıldır yoga yapan bir kadın bu.
Yani yogi olması belki 10 yıllıktır.
Yani profesyonel olarak yoga eğitmenliği de yaptığı bir süre.
Ve işte fotoğrafçılara sonradan ilgi duyması.
Benimle beraber bile normalde mutfakla arası yok kadının.
Sevmiyor, nefret ediyor olduğu için değil.
İlgisi yok. Ama biz işte pandemi dönemi...
videolar çekiyoruz. Youtube büyüyor.
Ve Meryem'in hiç bilmediği bir mutfağı keşfetmesi, buna açık olması çok değerli bir şey aslında.
Hiç kayınvalide.
Moduna girmek için çaba göstermemesi, öyle bir hiyerarşi yaratmaya çalışmaması benimle.
Hatta tam tersi mesela evine alışveriş yapacağı zaman bana sorardı.
Yatak odasını benimle beraber dizayn etti.
Salonunun koltuklarını bana seçtirdi.
Yani bu benim için çok onüre edici bir şey oldu açıkçası.
Çünkü zaten bir şekilde adapte olmaya çalışıyorum.
Kabul edildim mi edilmedim mi her an böyle bir onay aradığım hareketler üzerindeyim.
Beni seviyorlar mı gerçekten sevmiyorlar mı sürekli sorguluyorum.
Hele ilk günler mesela...
Ya tabii ki de başkasının evinde olduğum için.
Mutfağa gidip işte mutfaktan bir şeyler almak, karnımın acıktığını söylemek.
Yani çok çocuksu bir taraftan gibi görünüyor ama bunlar gerçek.
Sonuçta ben daha yeni evlenmişim ve ilk defa onlarla bir arada yaşıyorum.
Ne kadar sürecek bu yaşam bilmiyoruz.
Zekin de bu arada iş yok. O dönem ikimiz de Çin'den çıktığımız için Zekin de orada bir iş bulma durumu yoktu.
Bu nedenle bir şekilde hep beraber kendi uyumumuzu kurmaya çalıştık.
Çünkü baktığın zaman Mary ile Norm için de kendi düzenleri...
Yani bir anda dahil olan iki tane insan var.
Ve güzel olan tarafı gerçekten evin içerisine yeni bir enerji ve dinamik getirdik.
Yani bunları zaten onlardan çok sık duyduk.
Hatta Zek ne zaman Washington DC'de iş durumu olduğu taşınmamız gerektiğinde gerçekten çok üzüldüler.
Özellikle Norm yani ağladı hatta.
Çünkü evin içerisinde güzel bir...
Ortam kurmuştuk. Bir sıcaklık vardı.
Normun sağlık sorunları devam ediyordu.
Hatta o zaman biraz daha kötüydü açıkçası.
Şimdi daha iyi çok şükür.
O yüzden hani bir anda evde olmamız emmili için de kolaylıktı.
Ya da bir şey gerektiğinde Zek onu çok daha rahat ve kolaylıkla halledebiliyordu.
Yani tüm bunlardan dolayı da geri dönüp baktığımızda hepimizin aklında Stolen Year diyoruz.
Yani nasıl geçtiğini anlamadığımız, tadı damağımızda kalan da bir yıldı.
Belki de tek bir yıl olduğu için de daha güzel anılarla kaldı.
Çünkü normalde benim yapımdaki...
bir insan için pandemi olmasa O tarz bir hayat zaten çok zor.
Neden? Çünkü ben hiçbir zaman o büyük Amerikan evlerine merakım olmadığı, arabayla bir şekilde her yere gitmek zorunda olduğum bir hayatı hiç yaşamadım.
Her zaman yürüyebildiğim daha mobil, insanların sık sık dışarıda aktığı, yani yoğun yerlerde yaşadım küçük şehirde olmama rağmen.
Dışarı çıktığın anda mahalleydi yani.
Herkesin birbirini tanıdığı, yakın insanların olduğu.
Ama burada yan komşunu bile doğru dürüst tanımıyorsun ya da doğru dürüst bir iletişimin yok.
Evler birbirine çok uzak. Sadece köpeğini gezdirmek için sokağa...
çıkıyorsun ve eğer yolda böyle dümdüz yürüyen bir insan görürsem deli mi acaba nesi var iyi mi falan diye insanlar söylüyorlardı.
O kadar şaşırıyordum ki.
Çünkü bu hayat tarzı benim hayalini kurduğum, merak ettiğim, istediğim, arzuladığım bir hayat tarzı değil hiçbir zaman.
Back yardım olsun, front yardım olsun, önümde çiçekler olsun.
Bir de ben üşenirim öyle şeylere.
Kocaman evi de temizleyemem.
O yüzden öyle bir hayalim yok.
Pandemi olmasa arabada kullanıp dışarı çıkamadığım için muhtemelen kafayı yerdim.
Çok açık söyleyeyim. Çünkü orada birazcık survival'dan dolayı ben olumlu tarafına odaklanmak istedim.
İşte bu uyarlanabilirlik, kendine uyum sağlama, olumluyu görme ve biraz daha o adaptasyon sürecini bu şekilde daha rahat atlatabildiğimi düşünüyorum.
Ve bir de Amerika'da ilk yılım.
Daha öncesinde New York'ta yaşamıştım ama bir Amerikan tarzı hayatı gördüğüm hayat ilk defa başıma geliyordu.
Çünkü New York zaten İstanbul gibi düşünün.
Kalabalık, karışık, herkesin bir arada olduğu.
Yani hangi millet... olduğunun çok da anlaşılmadığı bir yer.
Ama Teksas'da çoğunluk Teksaslıdır.
Biraz daha böyle white American kültürü yoğundur.
Onların arasında ilk defa bununla karşılaşıyorum.
Bir de biliyorsunuz kovboylar.
Gerçekten bir mahalleye gidiyorsun, kasabaya gidiyorsun.
Kovboy dolu. Herkes kovboy botuyla geziyor.
Ya da dekorasyonlar o şekilde.
Yani o havayı da alabildiğim.
Bu arada mutfağını çok seviyorum.
Teksas mutfağını. O havayı da alabildiğim kendimi Amerika'da memleketim olarak saydığım bir yer oldu Teksas.
Orada yaşamak istiyor muyum? Hayır uzun vadede de istemiyorum.
Neyse ki Zek de istemiyor.
Biz biraz da New York'a uyumlanabilen insanlarız bence.
Özellikle Zek biz New York'a taşınana kadar Amerika'da yaşamak istemediğini ve Amerika'da zorlandığını da çok sık dile getiriyordu.
Çünkü bir Amerikan kültürünün verdiği şey bir dakikadan sonra size kuru bir kültür hissiyatı veriyor.
Yani sıkışmış aynı şeyi tekrar ediyor gibisiniz.
Ve buradaki hayat çoğunlukla kariyer odaklı.
Çok kültür deneyim işte sanatı deneyim.
Amerika'nın çoğunluk tarafından bahsediyorum.
Kültür ve sanat ağırlıklı değil.
Ama New York'ta gerçekten kültür ve sanatı daha çok hissediyorsunuz.
Özellikle sanatın birçok alanıyla çok rahat bir şekilde karşılaşabiliyorsunuz.
Yani çabasız. İster tiyatro, isterseniz sanat galerisi, isterseniz müzeler, film, festivaller yani her alanda mutlaka bir şekilde karşınıza çıkan sizin de ister istemez kendinizi içinde bulduğunuz bir sanat
ortamı var. Kültür deseniz biz Astoria'da kalıyoruz ve Astoria dünyanın...
Bakın dünyanın en diverse yeri diye geçiyor.
Yani bütün kültürlerden insanların olduğu bir bölgede kalıyoruz.
Zaten sokağa çıktığınızda da hem çok çeşitlilikte insan görüyorsunuz.
Aynı şekilde farklı farklı mutfaklarla karşılaşıyorsunuz ve farklı farklı dilleri de duyuyorsunuz.
Bu anlamda kültür bakımından da sizi daha çok doyuran bir bölge oluyor.
Yani New York'u o yüzden Amerika'nın diğer bölgelerinden ayırabiliyorum.
O yüzden de zevk biraz daha haa okey yani Amerika'da New York olabilir.
Tamam gibi oldu. Çünkü biliyorsunuz green card aşamalarında bir şart durumu var.
6 aydan fazla Amerika'nın dışında duramıyorsunuz.
Öyle olunca biz Amerika'nın dışında da taşınamadık.
Zek de ben de çok da fazla Amerika'da yaşamak istemediğimizi düşünüyorduk.
Ama New York'a geldikten sonra burada hem kariyer oluşabiliyor.
Oturtabiliyoruz kariyeri. Hem işte almak istediğimiz tatminliği alabiliyoruz.
Hem sanattan hem kültürden hem diğer insanlardan.
O yüzden bu anlamda da bizi sakinleştiren de bir şey oldu.
Geri dönüp baktığımda da bir Amerikan aile...
Ailesiyle kalmak, bir yıl boyunca Amerikalı hayatı yaşamak inanılmaz değerli bir şeymiş.
Gerçekten hiçbir şeyle değiştirmem bunu.
O kadar zevk aldığım ve pandemiyi geçirebileceğim en güzel yerde geçirdim.
Çünkü Şahay'da yaşıyordum onun öncesinde ve Şahay'da kaldığım ev küçücük.
Kesinlikle pandemiyi Çin'de geçirmek istemezdim.
Resmen Allah korumuş diyeceğim.
O yüzden oradan da şanslı buluyorum kendimi.
Böyle benim için yani Amerikalı aileyle kalıp biraz Türk'le kıyaslamak.
Umuyorum ki daha güzel özelliklerini alabildiğim yani özellikle yaşlanmakla alakalı kısımda ilk karşıma çıkan şey oydu çünkü.
Yaşlanmayı kabul etmek ya da tamam biz yaşlandık artık bizden bir şey olmaz denilmediğini an ve an canlı gözlerle görmek, gözlemlemek, her gün deneyimlemek benim için çok değerliydi.
Çünkü bunun hayat yolculuğumuzda aşırı önemli olduğunu düşünüyorum.
Kendimde de eğer ki içime yerleşen bir desen varsa işte yaşlandık bitti bu da yakışmıyor bana.
yaşlandık böyle davranamam ya da bundan sonra olmaz gibi kıyıda köşede kalmış birkaç düşüncem varsa umarım onları da dönüştürebilirim.
Bu anlamda Mary ile alakalı en büyük bana katkısı bu olduğunu düşünüyorum.
Sağlığına dikkat etmesi, güzelliğine dikkat etmesi hem mental sağlığına hem fiziksel sağlığına dikkat etmesi benim için çok güzel bir örnek oldu.
Ve aynı şekilde de Norm dediğim gibi adam ameliyattan geliyor.
Kolu sarılı. Hala kahve makinesini falan temizlemek.
Ertesi gün saat 5'e onu programlayarak odasına geçmek istiyor.
Hani biz yalvarıyorduk Norm ne olur dinlen.
Bak yeni ameliyattan geldin.
Dinlenmen gerekiyor çünkü kendine zarar da verebilirsin dememize rağmen.
Hayır ben durursam o zaman.
Yaşlanırım. O zaman ölürüm diyen bir adamdı.
Bu arada aynı şekilde Zeki'nin anneannesi de öyle.
Şu an 95 yaşında. Gerçekten maşallah.
Onun mesela ben evindeyken yardım etmek istiyordum.
Hani ben kaldırayım, ben taşıyayım.
Yok sen elleme. Bu bana şey diyordu.
Ben oturursam ölürüm.
Yani benim hareket etmem lazım.
Ben yavaşlayamam. İnsanlardan sürekli bir şey isteyemem demişti.
Bu kadın 95 yaşında.
Gerçekten maşallah aşırı da severim.
Acayip sarkastik bir kadındır.
Hala dans eder, şişeyle şarap içer.
5 yaşında. Önceden de dansçıymış bu arada.
İnanılmaz seviyorum kadını ve idolümsün diyorum.
O yüzden bu deneyim kısmında, anılar serisinde fark ettiyseniz açıkçası en çok baskıladığım şey bu gözlemlemek oldu.
Yaşlanmakla alakalı, kafa yapısıyla alakalı gözlemler oldu.
Çünkü dediğim gibi benim bunları öğrenme şeklim tam tersiydi aslında.
Hayatın belirli sınırlarının olduğunu, belirli yaştan sonra bazı şeylerin yapılmaya cesaret edilemediğini çok duyduğum, yapılmadığını gözlemlediğim bir toplulukta büyümüştüm.
O yüzden tekrardan bunu görmek, unlearn demiştik.
Bir önceki bölümlerde de bunu öğrenmeyip öğrenmemek yani bunu geri almak ve başka bir şeyi yerleştirmek benim için çok değerli.
O yüzden umuyorum ki bir gün yaşlandığımda da daha da yaşlandığımda bunları kendi hayatımda da uygulayabileceğim.
Çevreme de bu örnekleri vermek isterim.
Başka bir genç insan üzerinde böyle bir etki yaratmak isterim.
Size de buradan ufak bir atıf olmuş olsun.
Eğer ki o kaygıyı siz de yaşıyorsanız ya da kafanızda işte bazı şeylerin yaşı geçti, bazı şeylerin yaşı var bu bana uymuyor gibi düşünüyorum.
Umarım birazcık sarstığımız bir görüş olur.
Zamanla da başka bir şey yerleştirmek bizim faydamıza olabilir diye düşünüyorum.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Umarım keyifle dinlediğiniz bir bölüm olmuştur.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
