
Bu bölümde güzellikten bahsediyoruz. Güzellik standartlarının yıllar içindeki değişiminden, günümüzdeki etkilerinden, toplum baskısından ve sosyal medya ile gelişen yeni güzellik alışkanlıklarından.
Hiwell platformunu denemek için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz:
https://hiwell.app/eniyiversiyonun Ayrıca, %10 indirim kodumuz olan "nurtac10"u kullanarak bu avantajdan faydalanabilirsiniz.
Sorularınızı ve yorumlarınızı Instagram üzerinden veya e-mail olarak iletebilirsiniz.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Selamlar En İyi Versiyon'un podcastine hoş geldiniz.
Ben Nurtaç. Hepinize harika bir pazartesi diliyorum.
Sabah sabah yine geldik.
Ben birazcık hastayım maalesef ama hastalığı kabul edip yatak döşek yatan insanlardan değilim galiba.
Zorluyorum. Zorladıkça vücudum da beni zorluyor ama iyi olacağız.
Az önce ilaçlarımı da aldım.
Yani sadece iki gündür kötü hissediyorum aslında.
Bence yarından itibaren normal hayatımıza geri döneceğimizi düşünüyorum inşallah.
Neyse umarım güzel bir hafta sonu geçirmişsinizdir siz de.
Bugünkü konumuz çirkinlik, güzellik, güzel hissetme, güzellik standartları, sosyal medyanın üzerimizde yarattığı baskılar ya da özgüven üzerine olacak.
Aslında zaman zaman YouTube'da bu konulardan da bahsetmiştim.
Kendi komplekslerimi nasıl aştığımla alakalı da konuştuğum birkaç videom var.
Ama tabii podcast olması benim için çok daha değerli.
Hatta onu biraz daha böyle geliştirmiş olduğumuzu da düşünüyorum.
Ve başlamadan önce bölüm sponsorumuz Hyval'e öncelikle teşekkür ediyorum ve Hyval'den biraz bahsetmek istiyorum.
Hyval özellikle benim gibi yurt dışında yaşayan ya da kendi programına göre kendi bulunduğu yerden online olarak terapi almak isteyen insanları uzman klinik psikologlar ile bir araya getiren online bir terapi platformu.
En güzel özelliklerinden bir tanesi herhangi bir seans satın almadan önce terapistinizle tanışma şansınız oluyor.
15 dakika ücretsiz olarak görüşebiliyorsunuz.
Burada da terapist danışan uyumunu görmüş oluyorsunuz.
Eğer uyum olmadığını düşünüyorsanız da yine başka bir terapiste yine 15 dakika ücretsiz olarak görüşme şansınız var.
Ayrıca mesajlar bölümü de var.
Seans satın almaya karar verdiğinizde bu arada toplu alımlarda ekstra indirim uygulanıyor.
Bir de Nurtaç10 kodunu kullandığınızda ayrıca %10 indirimden faydalanabiliyorsunuz.
Bu arada seans süresi 50 dakika.
Gerçekten çok verimli ve faydalı geçiyor.
Ben her haftayı iple çekiyorum.
Denemek için açıklamalarda linki bulabilirsiniz.
Oradan bakabilirsiniz. Siz de biliyorsunuz ki güzellik standartları yıllar boyunca o kadar çok değişmiş ki şimdiki standartlarımıza göre geçmişe baktığımızda vay be önceden
yaşasaydım baya güzelmişim diyebileceğimiz kalıpta olabiliyor.
Özellikle de rönsans döneminde gayet dolgun vücutlu insanlar daha çok.
güzel beğenildiği, daha çok güzel bulunduğu için ki o zaman zenginliği de gösterdiğinden dolayı o dönem o tercih ediliyormuş.
Sonra Victoria'nın döneminde biraz daha bu beyaz cilt olan zaten biliyorsunuz şu anda özellikle Japonya'da, Çin'de hatta Kore'de de beyaz cilt hala takıntı halinde devam ediyor.
Ta o zamanlardan kalan bir güzellik standartı.
Sonrasında 20. yüzyılın başlarında şimdiki Kardashian modeli daha çok popülerleşmiş.
Yani bu hourglass dediğimiz saat kum saati tipindeki vücut daha çok popülerleşmiş.
20. yüzyılın ortalarında da bu Hollywood'da daha çok öne çıkan Marilyn Monroe tipindeki güzellikler ön planda, seksilik ön planda.
20. yüzyılın sonuna doğru ona işte biz de yetişiyoruz sonra süper model era başlıyor.
Yani çok daha zayıf olunması, uzun ince olunması özellikle moda sektöründe hoş görülen bir güzellik algısı.
90'lar 2000'de de neredeyse heroin şişek denilen bir güzellik var.
Yani aşırı... aşırı zayıflık.
Yani bizim şimdi artık kupkuru dediğimiz tarzdaki vücut o dönem daha çok tercih ediliyor.
Ve son olarak günümüze yaklaştıkça body positivity dediğimiz yani olumlamalarla beraber farklı vücut yapılarına, figüre ya da ten rengine karşı çok daha açık fikirli olduğumuz
bir döneme girmiş oluyoruz.
Umuyorum ki bütün dünya boyunca.
Tabii bu belki şu an söylem olarak daha çok uygulanan ama pratikte hala zorlandığımız bir yer olabilir.
Özellikle son dönemlerde sosyal medyanın da hayatımıza girmesiyle beraber sürekli karşılaştığımız o güzellik trendleriyle de devam eden bir algı var elbette.
Ne kadar her şeye açık olduğumuzu söylesek de şu anda birçok marka özellikle oversize reklamlarına yönelmiş olsa da ya da farklı ciltten hatta diversity hire diye bir espri de var bir yerde ama gerçekten
de böyle. Artık birçok marka hatta şirket farklı ırktan, farklı görüntüdeki, farklı ölçülerdeki insanları da markalarında bulunuyor.
Bu şekilde hem de yeni bir trend yaratılmış gibi de oldu aslında.
Bakın bizde hem asyalı var hem siyahi var hem beyaz var hem uzun hem kısa hem kilolu her şeyiyle diye göstererek aslında burada bir walk culture dediğimiz bir algı da yaratılıyor.
Yani walk dediğimiz şey de ben aydınım.
Aydının aslında İngilizce hali.
Şu andaki güzellik algısına uyuyorum gibi yine aslında uydurduğumuz bir sistem var gibi duruyor.
Şimdi bunlar sosyal medyada kataloglarda kurduğumuz kalıplar.
Okey yeni sistemde, contemporary dünyada, modern dünyada artık bu konuda çok daha aydın gibi davranıyoruz.
Ama bir de kültürümüz var, geldiğimiz bölgeler var.
O kadar yıldır kafamızda oluşan bir algı var.
Onları aşmak bu kadar kolay mı?
Daha önceki bölümlerde de söylemiştim unlearn diye geçiyor.
Yani o kadar yıllardır öğrendiğin şeyi şu anda unlearn yani öğrenmemek mümkün mü?
Kendimden tabii ki de örnekler vererek yapacağım bu bölümü.
Ben şimdi Zonguldak'ta büyüdüğüm için ve anne de baba da aslında Karadeniz kökenli insanlar olduğu için bende Karadeniz insanı karakteristik özellikleri var.
Ve ben büyüdüğüm şehirde yani Zonguldak'ta benim gibi çevremde bir sürü insanda olduğu için kendisiyle alakalı güzellik standartlarını çok da keşfetmiş ya da bununla alakalı sıkıntı yaşayan bir insan
olarak büyümedim. Yani ay burnum nasıl, saçımın rengi ne, boyum kısa mı, memelerim büyüdü mü hiçbiri aklıma gelmediği şekilde büyüdüm aslında.
Zonguldak'ta. Keza benim çevremdeki arkadaşlarım da bana benzediği için hem burunları hem göz yapısı vesaire baktığım zaman şimdi hatta birçok arkadaşıma sanki akraba gibi görünüyorum.
Bana öyle geliyor en azından.
Nedense yani o bölgede biz bunları eleştirmedik.
İşte burnum büyük mü, kemerin var mı, ne kadar kötü gibi şeylerle büyümedim aslında.
İlk defa üniversiteye Kayseri'ye gittiğimde bir tane arkadaşım bana sen Karadenizli'ye benziyorsun burnundan anladım dediğinde ben burnumu incelemeye başladım.
Bir başka arkadaşım bana aslında benim burnum küçüktür sadece kemerim var.
Burnun ne kadar büyük dediğinde ilk defa burnumdan hoşlanmamaya başladım.
Ve böyle böyle bir şekilde hayatım...
Ama bu kalıplar girdi.
Çok iyi hatırlıyorum. Yurda gidip o zaman artık hangi telefonum vardı hatırlamıyorum bile gerçi.
Hani akıllı telefonların ilk çıkanlarıydı galiba.
Kendim de dinozor yaptım burada.
2008'de mi girdim ben üniversiteye?
Evet galiba. Dinozor muyum bilmiyorum.
Sonra orada aynadan, yan profilden fotoğraflarımı çekiyorum.
Burnumun nasıl göründüğünü çok merak ediyorum.
Daha sonrasında bunu artık kompleks haline getiriyorum.
Bu ne demek? Mesela sınıfta hoşlandığım bir çocuk varsa ve o benim burnumun beğenmediğim profili tarafında oturuyorsa hep elim orada duruyor.
Kafamı oraya göre çeviriyorum.
Kendimi ona göre çevirip insanlara cevap veriyorum falan ya da fotoğraflarda.
Biliyorsunuz zaten hele ki bizim dönemimizin kızlarının çoğu emo...
İmo muydu? İmo gibi geziyoruz.
Saçımızın yarısı yüzümüzü kapatmış falan.
Bir şey göstermiyoruz yüzümüzden.
Ve gerçekten bu böyle üniversite döneminde devam etti.
Hayatıma giren erkek arkadaşlarım da oldu.
Bu konuda beni kötü hissettiren erkek arkadaşlarım olmadı aslında.
Ama hep utandığım, kendimi güzellik tarafında not kırdığım yerlerim.
Önce burnumdu. Burnumu geçtik dudaklar.
Dudakları geçtik dişler.
Dişlerden sonra yanak.
Çene, saç her şeye sıçrayan bir kaygı başladı.
Güzellikle alakalı.
Çünkü bitmiyor. Yok bacaklarım kalınmış aslında.
Aslında yeteri kadar uzun değilim.
Keşke kalçam daha büyük olsaydı.
Burnum şöyle olsaydı dedikçe bitmeyen bir kaygı içerisine girmiş oluyorsun.
Sonrasında tabii bu devam etti uzunca bir süre.
Hatta bence zeke kadar devam etti.
Ama şiddeti azaldı diyebilirim.
Zaten aslında terapi sürecimde de bunları öğrendim açıkçası.
Bir şeyi tamamen yok edemiyorsun ama şiddetin azaldı.
Yani 0 ile 10 arasında bir scale diyelim.
O mesela 7'den 4'ü düştüyse okey, sağlıklı, çok daha kontrol edilebilir, halledilebilir seviyede olduğu için aslında okey gibi bir şey düşünebilirsiniz.
Bu da demektir ki işte üniversiteden sonra ben Çin'de yaşamaya başladım.
Çin'de de bu arada burun kemikleri olmadıkları için o kaşın...
Altındaki yer var ya çok yok yani orası.
Bizdeki yükseklik çok dikkat çekiyor.
Oh my god ne kadar büyük bir burnun var.
Nasıl burası yüksek diye.
Fakat oradaki çeken dikkat hayranlık seviyesinde olduğu için ben de ona karşı ekstra bir ilgi başladı.
Yani hoşuma da gitmeye başladı.
Aa okey benim burnum güzel aslında değişik aslında diye tekrardan burnumla farklı bir ilişkiye girmeye başladım.
Bu bölümün adı burun bile olabilir.
Burun sorunları.
Hepimiz burun estetiği yaptırmak zorunda değiliz gerçekten.
Eğer şu anda estetik yaptırmayı düşünüyorsanız ve sadece diğer insanlardan dolayı bu fikre kapıldıysanız umarım bu bölüm size yardımcı olur diye ufak bir anekdot düşüyorum ve devam ediyorum.
Neyse Çin'de tekrardan dediğim gibi burnumun bir karizmasının olduğunu düşünmeye başladım ama tamamen barıştığım bir yer değil.
Sonra hayatıma Zek girdi.
Zek'in çevresindeki başka kadınların, bu arada başka ırktan olan kadınların kocaman burunlarının olduğunu ve bunların söz konusu dahi olmadığını fark ettikçe ben aslında kendimde yaşadığım bu özgüven sorunundan
utanmaya da başladım. Yani biraz da Kendi ülkemizden de şu anlamda utandım.
Neden bu kadar kaygılarla büyümüşüz?
Neden bu kadar eleştirir üzerine, birbirimiz üzerine, korku üzerine, özgüvensiz, kendini de çok beğenmeyen insanlar olarak?
Çünkü fark ettim ki mesela Zeki'nin annesinin de burnu bu arada bir ufak, hani büyüktür.
Ama bu insanların aklına dahi gelen şeyler değil bunlar.
Söz konusu olan şeyler bile değil.
Hatta ekstra güzel bulunan, sana ekstra karakter katan...
güzellikte olduğunu fark ettim.
O yüzden biraz üzüldüm bizim gibi büyüyen insanlar için.
Özellikle ben sosyal medyaya girdikten sonra yani ben Zek'le tanıştım.
İki yıl sonra falan sosyal medyaya girdim sanırım.
Orada da saçıma, duruşuma, makyajıma, işte burnuma, ağzıma, çeneme, her yerime yorum yapıldığı için çünkü seyirci kendinde bunu hak Gördüğü için sanırsınız ki siz güzellik
için oraya YouTube videosu çekiyorsunuz ve şey diyorsunuz hadi beni eleştirin.
Çünkü bir de şöyle bir argüman geliyor ya takipçiden.
Buraya geldiyseniz eleştirme hakkına sahibiz.
Yani o kadar hak görüyor ki kendisini de senin dış görünüşünle alakalı yorum yapmak üzerine.
Neyse artık bunları açtım zaten bu bölümde onları da duyacaksınız bence.
Bu yüzden ilk başta tekrardan şiddetle bunlarla karşılaşınca bir tık böyle düşüş yaşadım ve Zek'le bunu konuşmaya başladım.
Zek aslında şoklar geçirdi.
Bir kere insanların bu tarz yorumlar yapmasına çok şaşırdı.
Bir ikincisi benim bunları bu kadar ciddiye almam ve üzülmeme hem üzüldü hem şaşırdı.
O yüzden böyle kesinlikle ve kesinlikle zekin en çok vurguladığı şey asla ve asla Plastik surgery yaptırmayacağım üzerineydi.
Söz verdirdi. Asla yaptırmayacaksın.
Hiçbir zaman estetik yaptırmayacaksın diye.
Sağlık söz konusu olur. Ayrı tabii ki de.
Ama sadece güzellik için, dışarıdan gelen yorumlar için belki de hayatımda zevk olmasa etkilenip adım atacağım bir yer olabilirdi.
Çünkü biliyorsunuz ki şimdi Kore'den sonra Türkiye'de de peynir ekmek gibi bir şey oldu.
İnsanlar param yok diyor ama botoksundan asla eksik kalmıyor.
Ki bu şeyler ucuz şeyler de değil.
Zaten ucuz yaptırıyorsanız çok da tehlikeli şeyler de olabiliyor.
O yüzden... Kendinizi iyileştirmezseniz içinden çıkamayacağınız bir çukur orası.
Ben de dediğim gibi Zek sayesinde oraya girmeden kurtulduğumu düşünüyorum açıkçası.
Çünkü muhtemelen etkilenebilirdim ve bununla başladıktan sonra şuramı da yaptırayım, buramı da yaptırayım diye devam eden bir şey olabilirdi.
Ve Zek gerçekten beni her halimle güzel bulduğuna ikna ettiği için de yıllar sonra sonunda ben de bu konuda rahatladım.
Ama tabii ki de bu herkesin hayatında aynı şekilde olacak diye bir şey değil.
Bunun nereden geldiğini, sizin ne hissettiğinizi ve bunu aşmak için başka neler yapılabileceğini anlamak üzerine çalışma yapmak gerekiyor.
Çünkü biliyorsunuz zaten sosyal medyada dedim ya şu anda...
birçok marka başka rengi, başka ten rengini, başka beden ölçüsünü support ediyormuş gibi görünmeye çalışıyor.
Ama günün sonunda aslında hepimizin kafasında oluşan güzellik standartlarını yıkmak çok daha uzun bir vakit alacak.
Sanki biraz şey gibi bile hissediyorum hatta işte ekstra overweight insanlar işe alındığında ya da daha koyu tenli insanlar işe alındığında bunu biraz göze bile sokmaya çalışıyor gibi de hissediyorum.
Bu markanın çok açık fikirli olduğunu vurgulamak adına yaptık.
bir marketing stratejisi olduğunu bile düşünüyorum açıkçası çoğunlukla.
Elbette böyle olmayan gerçekten ciddi anlamda buna katkı sağlamak için çalışmalar yapan markalar da vardır.
O yüzden hepsini aynı potaya koymak istemem ama genel olarak şu anda benim hissettiğim sistemde birazcık bu oluşuyor gibi.
Tabii bu arada ben böyle bir bölümde size kesinlikle şunu söylemiyorum.
Asla estetik yaptırmayın.
Sakın kendinizi ellemeyin.
Gerçekten ne istiyorsanız onu yaptırın.
Siz gerçekten istiyorsanız belki...
O özgüven probleminden çıkmanın tek yolunun plastik surgery yani estetik olduğunu düşünüyorsanız benim yargım yok.
Çünkü ben kendi penceremden anlatıyorum.
Kendi yolculuğuma anlatıyorum.
Bir dönem buna yaklaştığımı acaba mı dediğimi.
Bir de korkuyorum bu arada ben.
Acaba diyorum ama koşa koşa yaptırabileceğim bir şey değil.
Ben ameliyat falan olmak istemiyorum.
Hele ki sadece güzellik adına.
bıçak altına yatmak istemiyorum şahsen.
Ama tabii bunu isteyen, buna gönül koyan, belki özgüvenini çok daha olumlu anlamda etkileyip hayatına olumlu etkiler katacağını düşünen ve gören insanlar lütfen yaptırsın.
Bu bölümde o şekilde yanlış anlaşılmayı da istemem açıkçası.
Zaten şeyi bir öğrenebilirsek eğer gerçekten kimse kimsenin hayatına karışamayacağını bir öğrenirsek dünya olarak rahatlayacağız gibime de geliyor.
Çünkü bazen özellikle bu kimse kimsenin hayatına karışmasını destek...
bekleyen birçok insan fark etmeden aslında yine başka insanlara neler olması gerektiğini, nasıl yaşaması gerektiğini söyleyen bir grup haline dönüşebiliyor.
O yüzden lütfen ben de burada yanlış anlaşılmak istemem.
Sadece bu güzellik kalıplarını, güzellik algılarını doğru değerlendiremediğimizde bir takım hastalıklar çıkabiliyor.
Mental sağlığı olumsuz yönde etkileyebiliyor.
O yüzden bunları anlamak, neyin nereden geldiğini bilmek, kimin tarafından etkilendiğini görmek çok önemli rol oynayabiliyor.
Özellikle günümüz dünyasında kilo ile olan derdimiz çünkü bununla alakalı ben de bölümler çekiyorum.
Bu arada ben bu bölümü yapıyorum diye bütün sorunlardan çıktım.
Kendimi çok güzel hissediyorum.
Vücudumla alakalı hiçbir sorunum yok gibi bir şey değil.
Başta da bahsettiğim gibi dönem dönem iniş çıkışlar olabiliyor.
Yeter ki kontrol edilebilir seviyede olması aslında burada hedefimiz.
Çünkü bazen oluyor moraliniz belki kadınsanız eğer periyot döneminizden de kaynaklı.
Bir tık daha hassas olabiliyorsunuz.
Bazı şeylere hiç dikkatinizi çekmeyen şeylere kafayı takmış olabiliyorsunuz.
O yüzden bu kilo mevzusu özellikle...
Biraz daha hassas bir nokta çünkü biliyorsunuz ki yeme bozuklukları da oluşabiliyor.
Yeme bozuklukları ölüme kadar gidebiliyor.
Bu nedenle lütfen tekrar bir hatırlatma olsun bildiğinizi biliyorum ama başka insanlara kilo mu aldın sen, kilo mu verdin sen, çok zayıf oldun, yüzün çökmüş ya da çok kilo almışsın olmamış böyle ay bir zayıflasan daha güzel
olacaksın gibi lütfen lütfen ama lütfen yorumlarda bulunmayın.
Çünkü karşınızdaki insanın neyi nasıl algıladığını bilemiyorsunuz.
O an neler yaşadığını bilemiyorsunuz.
Kendi psikolojik durumunu bilemiyorsunuz.
Sizinle alakalı da bir şey olabilir.
Bu çok doğal. Yani siz kendi vücudunuzda aslında bu sıkıntıyı yaşadığınız için başka insanlara da bu anlamda yorum yapmayı normal görüyor olabilirsiniz.
Ama ben de mesela sosyal medyadan özellikle çok kilo almışsın, hamilemişsin, kilo verirsen daha iyisin, burnunu yaptırırsan daha güzel olacaksın, dişlerin kazma gibi falan filan.
Birçok kötü yoruma maruz kalabiliyorum ama benim buradaki en büyük şansım ben kafası çalışan bir kadınım.
Uzun zamandır bunlara da emek vermiş bir insanım.
Terapi aldım, bunlar üzerine kendimi geliştirdim, kitaplar okudum.
Hayatımdaki insan bunu kışkırtabilecek ya da bunu tetikleyecek bir insan değil.
Hatta aksine bana her şeyimle güzel olduğumu hissettiren bir insan olduğu için bu anlamda korumalıyım, savunmadayım.
Yani dışarıdan gelen bu yorumlar beni aşağı çekmez, çekemez.
Ama başka insanın üzerine yarattığınız etki, darbe çok büyük olabilir.
Siz kendinize de aynı yerden aynı şekilde konuşmaya devam ettikçe aslında kendi üzerinizde de aynı hasarı yaratıyor olabilirsiniz.
O yüzden özellikle o sosyal medyada gördüğünüz güzellik algısına lütfen kapılmayın.
Çünkü çok ciddi söylüyorum ben photoshop yapmayı hala bilmiyorum.
Galiba bilerek öğrenmiyorum.
Çünkü kendimi o kalıba sokmak istemiyorum.
O photoshoplarla kazandığım güzelliğe inanmak istemiyorum.
Çünkü sonra aynaya baktığım...
Farklı bir... Damage etkide yaratabilir.
Ben kendimi buna koymam mesela.
Ben kendimi buna atmam.
O yüzden oralarda da dikkatli olmak çok hayati bir anlam taşıyor olabilir.
Hayati diyorum çünkü bunun sonunda gerçekten ya beden bozukluk algısı oluşabiliyor ya yeme bozuklukları oluyor ki bunlar maalesef ölümle bile sonuçlanabiliyor.
Böyle şeyler çok kritik, çok önemli.
Ben biraz böyle bu ilk bölümde sadece üstten değinmiş gibi oluyorum açıkçası.
Belki ilerleyen bölümlerde biraz daha derinini konuşuruz.
Alanında uzman olan bir insanı da davet etmek istiyorum.
Çünkü çok farkındayım sürekli darbe aldığımız, sürekli kendimizi istesek de istemesek de birileriyle kıyasladığımız bir devirde yaşıyoruz.
Ama... Tanıdığımız insanlardan ama sosyal medyadan bir şekilde bunlara maruz kalıyoruz.
Güzellik algımız ne kadar pozitife doğru gidiyor gibi görünse de şu anda daha çok ön planda olduğumuz için ve daha çok insana açık yerlerde sosyal medya yani olduğumuz için daha fazla eleştiriye de maruz
kalıyoruz. O nedenle en güzel şekilde mental sağlığımızı korumak için neler yapabiliriz?
Kendimizi nasıl geliştirebiliriz?
Bunun üzerine odaklanmak ve çalışmak burada çok ciddi anlamda önemli olacaktır.
Ve şu anda da böyle hissediyorsanız bölümü bitirmeden önce kendimde de uyguladım birkaç...
tipten bahsetmek istiyorum.
Birincisi her zaman ve her zaman birçok şey ilk yardımcısı kendine karşı şefkat, merhamet göstermek.
Bu örnekleri daha önce başka yerde de duyduğunuzu tahmin ediyorum.
Mesela kendinize konuştuğunuz gibi başkasını konuşsanız, arkadaşınıza, ailenize ya da tanıdığınız birisine konuştuğunuzu varsaysanız acaba nasıl tepki alırsınız?
Bazen o kadar acımasız oluyoruz ki kendimize.
Bunu fark edemiyoruz ya da itiraf edemiyoruz ama bir arkadaşımızla o şekilde konuşsak inanın o arkadaşınız artık Arkadaşınız olmaz, sınır koyar, belki sizinle görüşmeyi keser.
O yüzden en şefkatli olmamız gereken kişi aslında kendimiz.
Kendi güzelliğimiz, kendi zekamıza karşı göstereceğimiz şefkat buradaki ilk adım diyebilirim.
Daha sonrasında kendine negatif konuşmayı değiştirmek olacaktır.
Ne kadar kendine saldırırsan, negatif yönlerine odaklanırsan hemen kendini yakalayıp orada bak aynı şeyi yapıyorsun deyip hadi hemen olumluya çevirelim, olumlu şeyleri konuşalım, olumluya odaklanalım dedikçe
inanın beyin... de buna alışmış oluyor ve bir dakikadan sonra beyniniz de artık daha pozitif düşünmeye ve pozitifleri görmeye başlıyor.
Burada önemli bir trick var gerçekten ve siz beyninizi bu şekilde değiştirebilirsiniz ve bir yerden sonra kendi o önceden beğenmediğiniz yerin aslında sizi siz yapan daha unique, daha özel ve özgün
gösteren bir özellik olduğunu da anlamaya başlıyorsunuz.
Bir diğeri de daha gerçekçi hedefler koymak.
Çünkü bazen bir vücut görüyorsunuz sosyal medyada.
Ben de bunun gibi olmak istiyorum diyorsunuz.
Ama sizin vücut tipiniz aslında o değil.
O olamaz. Olsa da size gitmez mesela.
O yüzden hani çok da her gördüğümüz şeyi atlamadan bize uymayan şeyleri uydurmaya çalışarak mesela o...
Örneği de vardır ya Einstein'ın bir balığı ağaca tırmanma yeteneğiyle değerlendirirseniz balık aptal gibidir.
Kendinizi uymadığınız kalıba sokmaya çalıştıkça sürekli kendinizi aptal gibi, yetersiz gibi hissetmeye devam edeceksiniz.
O yüzden burada da bir uyanış gerekiyor.
Sonra da aslında bu kendinizde gördüğünüz olumlu gelişmeleri gördükçe, gözlemledikçe bunları takdir etmenizi istiyorum.
Yani bak ne güzel işte artık olumlu düşünmeye başladım ya da kendime karşı...
Başı saldırdığımda hemen yakalıyorum, bunu durduruyorum, kendimi ikaz ediyorum gibi fark ettiğiniz yerlerde bunu kendinize söylemeniz, kendinizi hatırlatmanız yani kendi başarılarınızı kutlamanız da güzel bir adım
olacaktır burada. Sonrasında da farkındalık geliştirmeniz.
Yani kendinizle alakalı güçlü olduğunuz yerler, zayıf olduğunuz yerler sizin kendinize ait olan değerlerinizi fark etmek ve bunları tamamen sahiplenmek, kabul etmek, bunun sizin bir
parçanız olduğunu bilmek, kendinize hatırlatmak olacaktır.
Sonrasında zaten buna istinaden de kendinize ait pozitif body image dediğimiz yani o olumlu vücut algısını da kurmaya başlayacaksınız.
Daha sağlıklı olan.
Dış görünüşten ziyade çünkü bazen çok zayıf olabilirsiniz ama sağlıklı olmayabilirsiniz.
O yüzden sağlıklı olmaya da odaklanmak.
Bir dakikadan sonra otomatikman gelişen bir algınız olacaktır.
Buna göre de çevrenizdeki insanlar da çok önemli tabii ki de.
Size sürekli olumsuz konuşan, kilo aldığın, kilo verdiğin gibi sürekli yorum yapan insanlara lütfen açıkça söyleyin.
Deyin ki bana bununla alakalı yorum yapma lütfen.
İstemiyorum. Ya da daha güzeli o düşünceye sahip olan insanlarla çevrenizi doldurmak olacaktır.
Burada zaten stresli hissettiğiniz anlarda meditasyon yapmak ya da farkındalık çalışmaları yapmak da sizi rahatlatan, daha pozitife doğru çeken ya da o anda kalmanıza destek olan çalışmalar da olabilir.
Onun dışında comfort zondan çıkma çalışmaları yapabilirsiniz.
Burada bununla alakalı bir Instagram projem var benim yakında gelecek.
Yani belki birkaç yıl önce Nurtaç'ın hayal dahi edemeyeceği bir şey yapmayı planlıyorum.
Böyle wow değildir belki yani.
Nurtaç'a wow'du birkaç yıl önceki Nurtaç'a.
Ama şu anda bir tane fotoğrafçı arkadaşımla bir proje üzerine çalışıyoruz.
O yüzden comfort zone'dan çıkmak demek.
Yani korktuğunuz şeylerle yüzleşmek.
Belki o utandığınızı düşündüğünüz şeyleri biraz daha göstermek.
Bunlardan bahsetmek. Elinizi burnunuzdan çekmek.
İnsanlara diğer profilinizle fotoğraf, pozu vermek bile olabilir.
Kendinize daha çok zaman ayırmak.
Güzelliğinizle, vücudunuza. Ben mesela önceden bacaklarımla alakalı sıkıntı yaşıyordum.
Çünkü benim bileklerim kalın.
Şu anda bileklerime teşekkür ediyorum.
Ayaklarıma teşekkür ediyorum.
Vücuduma ayrıca zaman ayırıyorum.
Atkılı fırçamı kullanıyorum.
Yağlarım var. Maskelerim var.
Kremlerimi sürüyorum. Yani çok seviyorum ya.
Bu vücudun içinde olduğum için çok mutluyum.
Bana hizmet ettiği için çok mutluyum.
Ona teşekkür ediyorum. Çünkü kendinize bunun için de zaman ayırmanız gerekiyor.
Bunun dışında rol modelleri de bulabilirsiniz.
Bununla alakalı belki konuşan insanlar, işte konferans veren insanlar olabilir, sosyal medyada öne çıkmış kişiler olabilir.
Bu konuyla alakalı daha fazla makale okuyabilirsiniz, içerik tüketebilirsiniz.
Kendinize yani rol modeller de seçebilirsiniz.
Bir diğeri give back deniyor.
Yani siz de başka insanlara bununla alakalı yardımcı olabilirsiniz.
Çevrenizde bunun üzerine sıkıntı yaşayan, bununla mücadele eden insanlar varsa sizin kendi öğrendiğiniz, pratik ettiğiniz şeyleri onlara ulaştırabilirsiniz.
Bakınız bugün ben daha önceden zorlandığım şeyler bugün çok daha rahat olduğum, üzerinde çalıştığım için başarıya ulaştığım bence kendisiyle barışmış bir insan olarak.
Fiziksel anlamda da. Daha rahat bir konumda olduğum için bugün bu podcast'ı çekebiliyorum.
Geçen yıllarda YouTube'da bununla alakalı konuşmalar yapabildim.
Çünkü ben oradaydım.
Bence oradan çıktım ve nasıl olunduğunu, ne hissedildiğini çok iyi biliyorum.
O yüzden siz de tekrardan give back deniyor.
Yani hani başka insanlara da bunu ulaştırabilirsiniz.
Bir diğeri bence en güzeli o imperfection yani mükemmel olmamayı kabul etmek.
Ben böyleyim. Bu benim unique halim.
Bence bu dünyada başka güzellikler de var.
Hele ki şu anda bu yine dediğim gibi popüler olan bir algı okey ama gerçekten farklılıklar daha çok dikkat çekmeye başladı.
Belki büyük burun kemer...
Burun dikkat çekmeye başladı.
Belki o crooked dediğimiz yani %100 altın oranı olmayan yüz hatları dikkat çekmeye başladı.
Güzel görünmeye başladı.
Benim hatta artık spoiler gibi olacak ama ben şu çalışma yapıyorum.
Bu burun modu olacak.
Yani bu burun, ağız neyse artık dişler.
kendinize göre uyarlayabilirsiniz.
İleride moda bile olabilir.
Yani yeni trend o bile olabilir.
O gün şu ana kadar ameliyat yaptırmış bir sürü insan tekrardan gidip büyük burunlar bile yaptırabilir.
You never know. Öyle bir toplumda yaşıyoruz ki gerçekten bilemeyiz.
O yüzden kendi güzelliğini, o şu anda kusurlu gibi görünen altını çizerek söylüyorum kusurlu kelimesini güzelliğine güvenmeyi, öğrenmeyi kendini o şekilde kabul etmeyi zorlandığın yerlerde aşmak
için belki profesyonel destek almak da çok önemli burada elbette.
Bu yolculukta kendine sarılmayı öğrenmek, kendi güzelliğinle barışmak, ben böyleyim diyebilmeyi sonunda içselleştirebilmek buradaki en önemli nokta diyorum.
Tüm bu çalışmaların sonunda zaten pozitif bir vücut algısı isteseniz de istemeseniz de oturuyor.
Çünkü sürekli negatif konuşursanız, sürekli kendinizi eleştirirseniz tabii ki de beyin orada kalacak.
Ama kendinizi diğer kanala çekebildiğiniz zaman, frekansı değiştirdiğiniz zaman kendinizi de daha çok sevmeye başlıyorsunuz.
Bu dışarıya da yansıyor, daha çok parlıyorsunuz.
Vücudunuza daha çok şükrediyorsunuz ve bu gerçekten bir dakikadan sonra pozitif bir vücut algısına dönüşmüş oluyor diyorum.
Bölümü daha da uzatmadan dediğim gibi bugün böyle biraz başlıklar gibi oldu.
İlerleyen zamanlarda belki buraya bir uzman da çağırarak derinlere de girebiliriz.
Başka bir yerden de destek alabiliriz diyorum.
Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
İyi haftalar olsun.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
