
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yeni yıl gelince bir sürü plan yapanlardan mısınız? Bu sene işler plan kurmak üzerine olmayacak.
Bu bölümde Nurtaç, artık bugüne kadar neler öğrendiyse, neler üzerinde çalıştıysa bunları nasıl hayata geçirebilir, hangi adımları ve bakış açısını uygulayacak bunları anlatıyor. Plan yapmanın dışında, modumuzu nasıl yönetebiliriz, artık öğrendiklerimizi nasıl hayata geçiririz hepsi bu bölümde.
Bu yıl, hayata geçirme yılıdır. Her sabah bunları kendine oku!
Sorularınızı ve yorumlarınızı Instagram üzerinden veya e-mail olarak iletebilirsiniz.
Her Pazartesi sabah 7’de yeni bölümü dinlemek için, podcast hesabını takip etmeyi unutmayın.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Günaydınlar yeni yılın ikinci haftasından herkese selamlar.
Ben şeyi fark etmedim geçen hafta yeni yılın işte ilk pazartesisi, ayın ilk günü, haftanın başı gibi bir motto ile girmemişim.
Yalnız şunu fark ettim aslında ben uzun zamandır onları yapmıyorum.
Yani diyete başlayacağız pazartesiyi bekleyelim, spora başlayacağız pazartesiyi bekleyelim gibi kalıplarım kalmadı artık.
O yüzden muhtemelen fark etmedim.
Sadece 2024'te artık hayatıma çektiğim değil.
Hayatımda uygulamaya başladığım, başlamak istediğim, İngilizce'de execution diye geçiyor.
Yani yıllardır öğrendik, tamam.
Duyduk, pratik ettik, sağa sola yazdık, düşündük vs.
Artık hayata geçirmek istediğim.
Yani bununlamı cimi yok. Agreement diye geçiyor.
Yani anlaşmalar hazırladım kendime.
Aslında bir tane kitap var Dört Anlaşma diye Don Miguel'in.
Onunkini 2024'de ve daha uzun versiyonuyla kendime uyarladım.
Daha doğrusu o fikri alarak kendime yeni bir liste hazırladım ve her sabah bunu okuyorum.
Bazen gece yatmadan önce de okuyorum.
Bunu artık bir rutin haline getirmek ve de uyandığımda kendime o kararı vermek istiyorum.
Bugün nasıl geçecek?
Bugünkü modumu ben...
en baştan nasıl ayarlayabilirim?
Biraz böyle oluyorsa eğer çok fazla dışarıdaki etkenlerden etkilenmeden kendimi korumayı nasıl başarabilirim?
Hemen nasıl tepki vermeden durabilirim?
Vesaire vesaire. Yani artık yıllardır okuduğum, öğrendiğim şeyleri hayata geçirmek istediğim bir yıldayım.
Az önce de İngilizcesini zevkle şey diye konuşuyorduk.
Say yes to execution.
Yani bahanesi yok.
Artık hayatı geçiriyoruz.
Vay be. Tam bir Instagram postluk bir cümle değil mi bu?
Kendi anlaşmalarımı okurken biraz açıklayarak okuyacağım.
Yani direkt listeyi okumayacağım.
Ama liste benim önümde madde madde yazılı.
Altın açıklamalarla falan yok.
Sadece size paylaşarak da aktarmak istiyorum.
Kaç tane bilmiyorum. Sadece bullet point yapmıştım.
O yüzden belki de beraber sayarız ilk defa şimdi.
Birincisi ve ya hepsi çok önemli.
Hepsi birbirinden çok önemli ama sanki bu süreçte benim beynimi değiştiren hatta böyle ilaç etkisi yaratan, bakış açımı oldukça etkileyen yani birçok şeyi acayip derecede bir
yerden alıp başka bir yere taşıyan bir şey ki bu.
Kendinle pozitif konuşmak.
Ben bunu listemin en en başına koydum çünkü...
Maalesef ki çoğumuz gün içerisinde kendimize negatif konuşmaya eğilimliyiz ya da önce korkuların konuşmasına müsaade ediyoruz, şüphelerin konuşmasına müsaade ediyoruz, amaların, acabaların
etkisine biraz daha hayatımızda yer veriyoruz gibi çoğunlukla.
Çünkü insan korkuyor bu birazcık hep bahsettiğimiz gibi doğası gereği de bir şey tabii ki de.
Çünkü ilk başta kendini korumak istiyorsun, her olaya karşı kendini hazırlamak istiyorsun.
Fakat o alışkanlıktan çıkıp bu sefer hele ki bizim...
toplumumuzda böyle çok olumlu konuşmak biraz da şey oluyor ya hani kendin bilemezsin sen yap Allah'a bırak ya da işte o içinde bir korku oluyor eğer çok netsen eminsen kesin nazar değecek diyorsun önce
bir inşallah maşallah diyorsun yani bunlarda bir bahis yok bu arada sadece oradaki ayrımı fark etmemizi istiyorum biz kendimize güvenle ya da yüksek pozitif enerjiyle kendimizle konuştuğumuzda sizde de oluyordur
diye tahmin ediyorum böyle alttan alta şeyden tırsıyorum lan inşallah hayat Sen planlar yaparken sana plan yapmıyordur.
Karşımıza istemediğimiz bir şey çıkartmasın şimdi.
Yani arka planda o kadar da güvenemiyorum kendime.
Bir tık böyle hani falan korkuyorum bir yerden.
O yüzden de böyle biraz da şey de deniyor ya bizde.
Yok sen kendini kışa hazırla da bahar gelirse bir şeyler.
Ya ben kendimi kışa falan hazırlamak istemiyorum.
Ben kendimi bayağı baharları hazırlamak istiyorum.
Çiçekler, böcekler, mutlu, mesut, neşeli.
Ya hayat çok kısa. Aslında belki bunu en başta söylemeliydim.
Şunu fark ettim. Bunu söylerken de background.
Rahat da yine korkuyorum lan ölecek miyim?
Niye sürekli hayatın kısa olduğundan bahsediyorum falan diye.
Bak yine ikinci bir ses şey diyor.
Ben öldükten sonra bu bölümü yayınlarlar.
Dedi ve öldü diye. Ay ben böyle her maddeye bu kadar konuşursam muhtemelen 40 dakikalık bölüm olacak.
O yüzden biraz hızlı geçeyim.
Neyse özetle yani kendimizle konuşma dilimizin aşırı önemli olduğunu düşünüyorum.
İkinci maddeye geçiyorum. Fazla düşünme.
Do not overthink.
Yap gitsin.
Tabii ki de risklerini, olasılıkları her zaman hesaplayabilirsiniz.
Bence hatta analitik düşünmekten çok keyif alırım ben.
Onlar çok güzel. Risklerini her zaman fark edin, bilin, ona göre hareket edin.
Fakat böyle o şöyle mi dedi, bu böyle mi olurdu, ben şöyle yapsaydım değişir miydi gibi gibi.
Bazen çok da üzerine takılmamak lazım.
Bir düşünceye, bir olaya çok da yapışmamak lazım.
Bir şey oldu, move on, hayata devam et.
Ya da bir şey olmadan önce her halükarda o conditionlara, kendine olasılıklara hazır...
3. Kendi onayını kendin ver.
Bundan... bir önceki bölümlerde zaten bahsetmiştim.
Sadece kendi kendine onayla.
Başkasına ihtiyacın yok.
İçeriği güçlendirdiğinde zaten mis gibi bir şey çıkacak oradan.
Kendi gücünü fark etmek ve kendi gücünü kullanmak bence mutluluğun en en en önemli şeylerinden bir tanesi.
Dördüncü maddemiz kişisel algılamamak.
Bu Don Miguel'in kitabında da vardı zaten.
Dört maddesinden bir tanesi kişisel algılamamaktı.
Bunu bizim toplumumuzdaki insanlar yapmaya çok müsait.
İşte bir insanın modu düştüyse Yanınızda eğer asık suratlı duruyorsa biz hemen üstümüze alınıyoruz ya da o kişiyle alakalı çok hızlı karar verebiliyoruz.
Ya da... Bir şey yapmak istemiyordur, sizin bir programınıza dahil olmak istemiyordur.
Hemen yine onu kendimize göre değerlendirmenin de yanlış olduğunu düşünüyorum.
Yani insanlara o alanları yaratabilmek gerçekten çok değerli.
İlişkiler için en en önemli olan şeylerden bir tanesi.
Önceki bölümlerde de sık sık bahsettik zaten.
O yüzden o üstüne alınmamak, kişiye alan açmak.
Ya birisi bir şeye hayır diyebilir.
O onun kararı, onun tercihi ve bu sizinle alakalı olmak zorunda değil.
Ya da herhangi bir şey. sizinle alakalı olmak zorunda değil.
Beşincisi, kendi korkularını başkalarına yansıtma.
Kendi korkularından dolayı fark ettiyseniz biz başka insanları kontrol etme eğiliminde bulunabiliyoruz.
Yani sadece sen korktuğun için bunu kıskançlık örneğiyle açıklayayım.
Sen partnerini kıskanıyorsun, onun gitmesinden korkuyorsun.
O gitmesin diye işte onun arkadaşlarıyla dışarı çıkmasına engel olmak istiyorsun.
Belki bir yerlerde tek kendi gitmesine engel olmak istiyorsun.
Belki birisiyle uzun uzun konuşmasına engel olmak istiyorsun.
olmak istiyorsun. Aslında fark ettiğinde sadece kendi korkularını başkalarının üzerine yüklemek gibi bir şey olduğuna inanıyorum.
Çünkü bir şey gerçekten olacaksa olur.
Siz her şeye böyle teker teker müdahale edemeyeceğinize göre bazı şeyleri o akışa bırakmak kendi kontrolünüzün dışında olduğunu bilmek burada çok kritik bir noktada duruyor.
Zaten bu da bizi diğer maddeye, altıncı maddeme götürüyor.
Sadece kendini ve kendi duygularını kontrol edebilirsin.
Bundan stoğacılıkta da Yani en önemli ilkelerinden bir tanesi olarak bahsetmiştim.
Bana sorarsanız belki de hayatın kilit noktası bu.
Sen kendini ve kendi duygularını kontrol edebildiğinde, ölümle karşılaştığında, herhangi bir kayıpla karşılaştığında, işten atıldığında vs.
Yani olayların senin dışında olduğunu fark ettiğinde.
ya da bunun halledilebilir bir şey olduğunu fark ettiğinde içerideki mekanizma daha da güçleniyor.
Ve buradan sonra olaylara bakış açın değişiyor.
Çünkü başka şeyleri kontrol etmeyi bıraktığında bir kere enerji tasarrufuna giriyorsun.
Çok ciddi anlamda söylüyorum.
Çünkü ona harcadığın enerji, o motivasyon, duygu kullanımı orada aslında çok yorucu bir şey uzun vadede.
Şu uzun yarışta diyeyim yani long run.
Bu nedenle sen kontrol edeceğim diye bir insanın hayatına müdahale edebiliyorsun.
Korkularını baş... Başkalarına yansıtabiliyorsun.
Kendine odaklanamıyorsun en kötüsü.
Kendinden çıkıyorsun. Ya tüm bu maddeler teker teker bölüm olmalık maddeler yani kesinlikle.
Yedincisi her şeyi.
Herkese anlatma, lütfen.
Yani yıllardır annemden duyduğum bir şey, öğrenemediğim bir şeydi.
Bir şey oluyor, tellak çağırıyorum, tellak çağırmak mı deniyor?
Yedi mahalleye anlatıyorum, gidiyorum YouTube'da anlatıyorum, geliyorum podcast'ta anlatıyorum.
Gidiyorum terapistimle konuşuyorum, yetmiyor tonlarca arkadaşımı arıyorum falan.
Ya bir sus, azıcık bir sus, hazmet.
Anla, fark et, sindir, hisset, uygula, uygulama, düş, yapış, ağla.
Yani azıcık içinde yaşa lütfen.
Ve bunu bir süredir uyguluyorum.
Bence... Gerçekten iyi oldu.
Yani olayları anlatmaktan bahsediyorum.
Bir şey olduğunda onu anlattıkça çünkü büyüyor, çoğalıyor.
Bir sürü insan size bir şey söylüyor ve kendi bakış açılarından bir şey söyledikleri için aslında kendi hayat perspektiflerini size yansıtmaya çalışıyorlar.
Bunlar da uzun vadede hiç işinize yaramayan şeyler.
Çok açık söylemek gerekirse.
Dokuzuncusu, önce...
Ne istediğini ve neyi sevdiğini bul.
Önce bir kendine sor. Gerçekten onu istiyor musun, istemiyor musun?
Bu herhangi bir şey olabilir. Burada bir örneğe sınırlandırmak istemiyorum bunu.
Kendi içinde neyi sevdiğini, neyi istediğini bulduğunda ve kendinle o diyalogları artırdığında çevrenin değişeceğine söz veriyorum.
Onuncusu, her zaman sevgiyi.
Ben insanlara bakarken, hayvanlara bakarken, doğaya bakarken çok sevgi hissediyorum kalbimde.
İçim akıyor. Özellikle insanlara karşı.
Bu yaş fark etmez çocuğundan tutun yaşlısına kadar.
O insanların gözlerinin içine baktığımda içim akıyor ve birçok insanın neyi nasıl yaptığını his olarak hissediyorum.
Sadece tahmin ediyorum ya da onların ne hissettiğini anlıyorum diyeceğim.
Belki çok büyük cümlelerle ama insanları çok seviyorum ve sevgi vermeyi çok seviyorum.
sık sık sevgi söyleyen bir insanım zaten ve bunun benim hayatımda sadece ve sadece olumlu tarafını gördüm yani bir insana sevgi verdiğinizde sizden hiçbir şey eksik olmuyor merak etmeyin bir olaya hemen tepki
verip küsüp onu cezalandırmak istemek yerine ona sevgiyle yaklaşmanın hiçbir zaman size olumsuz etkisi olmayacak yine uzun vadede belki hemen karşınızdaki insandan istediğiniz altını çizerek söylüyorum
tepkiyi göremeyeceksiniz.
Hemen sizi anlamayacaklar çünkü şeyi duyar gibiyim.
Ama biz öyle yapıyoruz da karşımızdaki insan anlamıyor gibi.
Çünkü oradaki hedef karşımızdaki insanın anlaması değil bence.
Yani tamam ben bu insana sevgi vereyim ve hemen o değişsin ve benim istediğim gibi olsun da ayrı bir yerde duruyor ya.
Çünkü karşılığını hemen beklemek, bir şeylerin hemen değişmesini beklemek de eşittir yine bizim.
İşte biraz manipülasyona giriyor diye düşünüyorum ben.
11. duygusal dayanıklılığını artır.
Olaylara verdiğin tepki yine bu işte kontrolle alakalı bir şey aslında.
Hemen Onun içine dalmamak, hemen o yüksek sesle olumsuz duyguları gündeme getirmemek.
Çünkü duygusal dayanıklılık bende çok güçlü değil.
Bir şey olmadan olmasından korkarak, işte kafada senaryoyu kurarak, overthinking yaparak, işte kendi kendine tahminde bulunarak bir şeyleri abartma eğilimim normalde var.
Ama bunları kendime hatırlattıkça gerçekten sakinleştiğimi de hissediyorum.
Çünkü bir şeyle karşılaştığınızda o anki verdiğiniz tepki bütün olayın akışını değiştirebiliyor, öğreneceğiniz şeyleri.
etkileyebiliyor. O yüzden o duygusal dayanıklılığı artırmak benim için çok değerli bir yerde bulunuyor.
12. Kendine sadık kalmak.
Kendine sadıksın.
Bitti. Bir şey mi yapacağım dedin.
Yapacaksın. Disiplin gibi bir yerde aslında.
Ve arkanda duracaksın. Biz bunu böyle yaptık.
Bu sebepten dolayı böyle yaptık ve bitti.
Biz derken ben ve kendim.
Kendi aramızdaki muhabbetten bahsediyorum.
Bitti. Kendine sadık kalacaksın.
Bir şeyi sevdiğini söylediğinde o sevginin arkasında duracaksın.
Sevmediğini söylediğinde de o sevmediğinin arkasında duracaksın.
Orada sadık kalmayı başardığımızda çiçekler böcekler diyorum.
Yani oradan mutsuz çıkmamız mümkün değil.
Mümkün değil bence. 12.
Kendi sihirini hatırla ve kullan.
Burası biraz spritüel bir tarafa geçiyor.
Ben hepimizin bir gizli gücü olduğuna inanıyorum.
Yani bu kuantum da olabilir tabii ki de.
Nasıl iletişim kurduğunuz, insanlarla nasıl bağ kurduğunuz, hayatı nasıl baktığınız aslında sizin hayatınızdaki gücünüz.
Ve bunu fark edip kullandığınızda elinizde bir sihir var.
Yine dediğim gibi yani bu tamamen spritüellik maddesi altında anlatmaya çalıştığım şey.
Çünkü böyle söyleyince biraz ne anlatıyor olabilir.
Ama ben bu dünyadaki herkesin kendisine ait bir...
Hediyesi olduğuna inanıyorum ve bunu doğru kullandığınızda bu sihir etkisi de yaratan bir güç.
Eğer spritüellikle ilgileniyorsanız aslında ne demek istediğimi daha iyi anlıyorsunuzdur.
Bazen insanların hayatlarını değiştirebiliyoruz.
Dokunabiliyoruz tek bir sözümüzle, tek bir hareketimizle, tek bir cümlemizle.
Kendi hayatımızda da aynı şekilde.
O yüzden bu bir sihir.
Sihirinizi hatırlayın ve bence kullanın.
Ay Memento Mori 13 galiba bu.
Ölümü hatırla. Yani başta da biraz bahsetmiştim.
Hayat çok kısa. Geçen Zeki'ye şeyi söyledim.
Hani hep böyle yok uzaylılar gelecek, dünya susuz kalacak gibi gibi bir sürü conspiracy teorileri duyuyoruz ya.
Yani gerçek olmayan şeyler.
Ben... Ölümü de öyle zannediyorum bazen.
Yani öyle duyuyoruz da olmayacak.
Gerçekten olmayacak yani.
Var yani öleceğiz de yani ölme de biliriz gibi.
Ama hayattaki tek gerçek olan şey bu ya.
Bizim başımıza geleceğinden %100 emin olduğumuz şey bu olduğu için.
Hayatı o kadar da ciddiye almamamız gerektiğini de düşünüyorum.
Ölümü hatırla. Memento Mori.
14 mi oldu artık sayamıyorum arkadaşlar.
Söylediğin kelimelere dikkat et.
Bu da Don Miguel'in kitabından.
Ne söylediğine çok dikkat et.
Hayatımızda neyi nasıl çektiğimizi bilemiyoruz.
Bir şey sık sık söylersen ona da inanmaya başlıyorsun.
İşte ben burada iyi değilim, çok salağım, güzel değilim ama bacaklarım.
Yani kafan oraya takıldığında ve kendine sürekli aynı kelimeleri söylediğinde ya da normal şartlarda da o evrene yaydığın enerji ve o kelimelerinin gücü çok yüksek.
Ve onlara dikkat etmediğinde...
hunharca savurduğunda maalesef o etkiyi farklı bir alana yani daha çok negatif alana sokuyorsun.
O yüzden söylediğin kelimelere, hayatına çektiğin şeylere, kendinle konuşma diline çok dikkat et.
15. maddem galiba.
Vücuduna iyi davran.
Yani bu spor, yoga, yürüyüş, cim, ağırlık çalışması ne ise sizin için o.
Pilates, dans yani size hitap eden ama vücudunu ne olur hareket ettir.
Bir şey yap. Esneyebilirsin, dans edebilirsin, sık sık yürüyebilirsin, uzun uzun yürüyebilirsin ama vücuduna iyi davran.
Yediğin şeylere dikkat et.
Bazen ben de duygusal beslenmede abartıyorum.
Özellikle bu yıl Türkiye'ye gitmediğim için şu sıra biz kreme karşı bir obsesyon...
Çünkü muhtemelen onu Türkiye özlemimin yerine koyuyorum.
Böyle oraya dolduruyorum.
Çünkü her yediğimde beni ülkemle bir bağdaştırıyor ailem.
Ya bir enerji olarak biliyorsunuz yediğimiz şeylerin etkisi var mutlaka.
O yüzden oradaki duygusal beslenmeyi bir skreme yükledim.
Bir dönem çikolatalı gofretti şu anda.
Değişiyor bunlar. Ama günün sonunda bunun iyi olmadığının farkındayım.
Yani vücudum için sık sık abur cubur yemenin.
O yüzden kendime de söylüyorum.
Zaten hepsini kendime söylüyorum bu maddeye.
Ama lütfen vücudumuza iyi davranalım.
Çünkü yaşlandığımda ben o merdivenlere çıkabilmek istiyorum.
Hareket edebilmek istiyorum.
Düşünebilmek istiyorum.
Yani hala şarp olmak istiyorum zihinsel olarak da.
Zeki'nin anneannesi 96 yaşında.
Geçen gün San Antonio'da, Teksas'ta hep beraberdik.
Maşallah. Kadın sabah uyandı ve arka bahçenin yapraklar dökülmüştü.
Hepsini süpürdü. O süpürürken onu izledim.
Böyle saksıların arkasında kalan yaprakları bile saksıları çeke çeke aldı.
Köşe... Şuraya böyle dip bucak.
Teker teker bütün yaprakları topladı ve hayranlıkla izledim.
Açıkçası Amerika'da en hayran kaldığım şeylerden bir tanesi bu.
Yaşlıların, bu Asya'da da vardı bu arada gerçi.
Yaşlıların hemen yaşlandığım psikolojisine ve tamam hayat bitti artık psikolojisine girmemeleri.
Kendi genimden korktuğum şey 50'den sonra kızım bana bir su getir kafasına gireceğim diye bir tırsıyorum.
Umarım öyle olmaz ya yani gerçekten kendimi eğitiyorum bu konuda.
Bir diğer maddemiz galiba 16 değil.
Değilse kusura bakmayın. Başkalarını manipüle etme.
Yani buna kocaman bir bölüm adadım ben.
Fark etmeden manipülasyon yapıyoruz.
Çünkü yine hayatın bir parçası.
Hayatta kalmak için başka insanları ister istemez herkes yapıyor.
Bir miktar. Aynı miktar olmak zorunda değil ama manipülasyon birazcık hayatımıza sık başvurduğumuz bir metot olabiliyor.
O yüzden başka insanları manipüle etmeyelim.
İzin verelim. Geçsinler.
17. Kendine.
Güven. Ya bu kendine güven söylediğinde çok boş.
Anlamını anlamadığında Ne anlatıyor bu diyebileceğin?
Benim değil yani genel olarak.
Kendine güvenmek ne demek ya olduğunda bir konu bence.
Ama o içerideki işte kendine odaklandığında, duygusal dayanıklılığını artırdığında, kendine sadık olduğunda, sadece kendini ve kendi duygularını kontrol edebildiğinde, başkalarına müdahale etmediğinde vs.
vs. Öyle bir güven yerleşiyor ki içeriye.
Diyorsun ki ben buradan sonra düşmem.
Çünkü hayatta isterseniz babanız, partneriniz, çocuğunuz kim olursa olsun destek sisteminiz olabilirler.
Hayatta karşınıza çıkan şeylerle...
baş ederken yanınızda olan, sizi seven, sırtınızı sıvazlayan, öpen, okşayan, ne bileyim kahve alan insanlar olabilirler.
Ama içerisi güçlü olmadıkça her zaman bir şeyler eksik olacaktır maalesef.
O yüzden önce kendine güveneceksin.
Hayatta en çok içeriği güçlendireceksin.
Benim bunu yaparken bir metotum var.
Terapide aslında imagination diye de geçiyor.
Yani onu canlandırıyorsunuz kafanızda o şekilde.
Korkan tarafınız genelde çocuk olan tarafınız zaten.
Yetişkin hali. Çocuk haline gidip sarıldığını, onu koruduğunu, ona iyi olduğunu söylemek bana çok iyi geliyor.
Çünkü arkandayım diyorsun.
Biz buradayız diyorsun. Güçlüyüz diyorsun.
Ve bence o sistemi oturttuktan sonra dünyanın rengi değişiyor bence.
Öyle söyleyeyim size. 20.
maddemiz. Be open.
Açık ol. Olaylara, başkalarının hikayelerine, başkalarının dış görünüşlerine, tercihlerine, kendi tercihlerine yeni şeylere açık ol.
Çünkü ben bazen şey diyorum.
Daha öncesinde... Dalga geçtiğin, sana hiç benzemeyen, hiç böyle beğenmediğin şeyleri yap bazen.
Başka insanların ayakkabılarının içine gir.
Başka insanların gördüğü pencereden bir bak.
Çünkü hayat çok renkli.
Çok fazla perspektif var ve tek bir perspektifle bu hayatı geçirmek benim için bir zaman kaybı ve bence hayat israfı.
O yüzden açık olmak, diğer duyguları anlamak, diğer insanların ne hissettiğini algılamak, onların hikayelerini dinlemek ve yargısız bir şekilde açık olmak, sevgi vermek o kadar değerli
ki ve bunları uyguladığınızda bambaşka bir tarafını keşfediyorsunuz hayatın.
Bence yepyeni bir tat ekleniyor.
O yüzden yeni bir baharat diyebilirim.
21 galiba Art of Being diye geçiyor.
Yani sadece var ol.
Buna biraz farkındalık da diyebilirsiniz.
Bir şey yaparken sadece orada olmak üzerine.
Geçen gün bir de şey düşündüm.
Yani bu size nasıl hitap eder bilmiyorum ama ben bazen kendimi yolda yürürken işte mutfakta bir şey yaparken, televizyon izlerken vesaire kuş bakışı izlemeyi çok seviyorum.
Yani kendime çıkıp, dissituation değil bu arada vücudumdan çıkıp.
dışarıdan bakmıyorum kendime.
Sanki kendimi bir dizide izliyormuşum gibi.
Ya kuş bakışı olmak zorunda değil.
Kendinize bir dışarıdan izleyin.
Yolda yürürken böyle pıt pıt pıt müziği dinleyen, kafeye giden şimdi Nurtaç bir şeyler düşünüyor o yolda.
Kafeye gidecek bir tane kahve alacak kendisine.
Ondan sonra oturacak günlüğünü yazacak falan filan.
Bana çok tatlı geliyor. Kendimi dışarıdan izlemek.
Ya hayat yolculuğunu anlıyor musunuz?
Böyle zaten her şey karışık.
Zaten her şey yorucu.
Dünyada çok kötü şeyler oluyor.
Ve gerçekten şu hayatta tutulmaya çalışırken pıtı pıtı pıtı bir şeyler yapmaya çalışan kızı izlemek.
Kete gidiyor. O ıspanağı mı setse?
Şunu mu alsa? O poşetleri eve taşıyor falan.
Arkadaşıyla sohbet ediyor.
Giyiniyor. Sevişiyor.
Yemek yiyor. Bunların hepsi gerçekten dışarıdan izlediğinizde benim çok hoşuma gidiyor bunu hayal etmek.
Çünkü var olmak ya bu.
Ve bu hayattasınız.
Bir şeyler yapıyorsunuz.
Çabalıyorsunuz. Hayalleriniz var.
Olmuyor. Oluyor. Ağlıyorsunuz.
Vesaire. Yani onu dışarıdan bir gözle bakmak kendinize pıtı pıtı pıtı izlemek çok keyif verici.
Kendinize olan sevginiz de artıyor.
Yani çok neşeli buluyorum ben o hali.
Ve son maddem. Just do.
Sadece yap.
Artık düşünme.
Harekete geç. Üşenme.
Özen yani uyandın ya şöyle mi yapayım böyle miyim bunu da mı düşüneyim işe de gitmek istemiyorum.
Bak bunları getirme kafana.
Gerçi otopilota da bağlı demiyorum ama gerçekten sadece yap.
Yeni bir işe mi başlamak istiyorsun?
Yeni bir şey mi kıyafet mi almak istiyorsun?
Yeni bir enstrüman mı çalmak istiyorsun?
Gerçekten sadece yap.
Bazen hayatta kendimize engel olduğumuz kadar başka hiçbir şey engel olmuyoruz.
Kendimize çelme taktığımız kadar başka hiçbir kimseye hiçbir şey çelme takmıyoruz.
O yüzden bazen...
bu gücü fark edin, hatırlayın ve deyin ki ben istiyorsam yapabiliyorum.
Bunu denediğinizde lütfen gelin bana anlatın.
Sizden çok rica ediyorum. Çünkü ben bir süredir bunu uyguluyorum.
Oluyor olmuyor. Elimde patlıyor patlamıyor.
Yapıyorum ya. Yapıyorum.
Ve yaptıktan sonra hep sevmediğimi anlıyorum.
Devam edip etmek istemediğimi anlıyorum.
Ya da başarılı olup olmadığımı gözlemliyorum.
Ama artık planlama, strateji yazma, düşünme, anlatma, gideyim başkalarına anlatayım onların onaylarını alayım falan yok.
Bir şey düşündün. Onayını kendin veriyorsun.
Arkanda duruyorsun. Sapa sağlam.
Kendi sihrinin gücünün farkına varıyorsun.
Hatırlıyorsun. Bütün olasılıkları gözden...
geçiriyorsun ama yine de yapıyorsun.
Hem de çatır çatır yapıyorsun. Bu nedenle işte benim 2024 anlaşmalarım bunlar.
Kendimi hatırlattığım anlaşmalarım bunlar.
İçinde olmak, kalmak istediğim enerji O yüzden her gün kendime sabahları hatırlatıyorum.
Gün içerisinde bir şey olduğunda kendimi hatırlatmak istiyorum.
Bütün bunların yapılabilir olduğunun farkındayım.
O yüzden kendim de bu minvalde gidiyorum.
Umuyorum size de faydalı olan, en azından biraz keyif veren bir bölüm olmuştur.
Bana sorarsanız bütün maddeleri yazabilirsiniz.
Her sabah siz de okuyabilirsiniz.
Çünkü o kararı vermek sizin elinizde, sizin gücünüzde.
Eğer ki hayatınızda gerçekten kontrolünüzün dışında...
çok ciddi sorunlarınız yok ise ya da mental olarak gerçekten bir rahatsızlığınız yok ise hayatın seçimler üzerine olduğunu düşünüyorum.
Bir olay olduğunda ama ben bu kadarım, ben yapamıyorum, elimden bu kadarı geliyonun birazcık eksik yüz yani o bahane olduğunu ve bunu yapma gücünün senin elinde olduğunu fakat diğerini yapmanın daha kolay olduğu için oraya yöneldiğini
kendimden biliyorum. Bütün bunların geçtiğini, bittiğini tahayyül ediyorum.
Her sabah bunları kendime hatırlatıyorum.
Umarım 2024'ün sonunda da bütün bunları her gün kendine hatırlatan, uygulayan bir kadın olarak bitirmiş oluruz.
Yani ona da okeyim çünkü elimizden geldiğince.
Diyorum ve teşekkür ediyorum bu bölümü dinlediğiniz için.
Haftaya pazartesi yeni bölümle görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın. Fikrinizden yayına, format, kayıt,
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
