
Tabloları Konuşturan Hırsız Bölüm 8 - Salvador Dali - Eriyen Saatler
24 Eylül 2022 · 29 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
"Altı yaşındayken aşçı olmak istiyordum. Yedi yaşında Napolyon olmak istiyordum! Sonunda kararı şuydu.. "Dahi olacağım ve bütün dünya bana hayran olacak!"
Sürrealizmin ve el yapımı rüyaların ressamının ete kemiğe bürünmüş hali Salvador Dali'yi konuk ediyoruz. Peki çocuk kral Dali dünyayı nasıl değiştirdi? Bize ne öğretti? Sürrealizmin tüm özelliklerini ve eğlencesi tek bir adamda damıtılmış gibi buluyoruz. Ama neden? Bu bölüm sonunda bunu öğrenmiş olacağız. Sadece iyi bir ressamıydı?
Hırsızımız dedektifi arayıp teslim olacağını ancak onu "Eriyen Saatler" bulacağımız söylüyor. Dedektif hırsızımızı yakalayabilecek mi?
Transkript
Buraya Bakarlar Podcast'inden herkese merhaba.
Ben Ertuğrul Çerdem.
Hiç popüler bir resmin neden güzel olduğunu anlamak için uğraştınız mı?
Ben uğraştım ve sanattan dışlanmak üzereydim ki araştırmaya karar verdim.
Cevapları bulmak için çıktığım yolculuğumu sizinle paylaşıyorum.
Bu yolculukta hem ressamların özet yaşama öyküleri hem de tabloların konuştuğunu düşündüğü için düğün günü terk edilen bir gelin var.
Gelinse ispat için tabloları çalıp konuşturuyor.
Biz de ressamların yaşam öyküsüyle birlikte hırsızımızı ve onu kovalayan dedektifi dinliyoruz.
Tuhaf bıyıklı bir adam size yaklaşıp pardon saatiniz kaç acaba diye sorsa ne dersiniz?
9-9.30-12 saat kaçsa onu söylersiniz.
Peki bu tuhaf adam itiraz edip hayır bıyıklarım onu 10 geçiği gösteriyor dese çocukça bulup güler geçersiniz.
Gelin bu çocuk krala bir şans daha verelim çünkü kendisi 20.
yüzyıla damgasını vurmuş, her şeyi değiştirmiş biri.
Yani Salvador Dali de olabilir.
Buraya Bakarlar Podcast'inin 8.
bölümüne hoş geldiniz.
Peki çocuk kral Dali dünyayı nasıl değiştirdi?
Bize ne öğretti?
Sürealizmin tüm özelliklerini ve eğlencesini tek bir adamla damıtılmış gibi buluyoruz.
Ama neden? Bu bölüm sonunda bunu öğrenmiş olacağız.
Sadece iyi bir ressam mıydı?
Eğer bu çocuk kraldan kaçmadıysanız onun 18 ayar altından bir kalp tasarlayıp içini elmasla doldurduğunu öğrenebilirsiniz.
Daha bitmedi. Aynı adam hem film yapımcısı hem modacı hem de mücevher tasarımcısıysa.
Ama büyük sürprizi sona sakladım.
Sizin hiç müzeniz oldu mu?
Dalinin oldu. Dünyanın...
En sürreyan nesnesinin içinde kendi mezarı bile var.
Peki bunca işin arasında hatta ölümünden sonra da bıyığı hep aynı mı kalmıştı?
Bunun cevabı ilerleyen dakikalarda.
Gelin bu çocuk kralın dünyayı nasıl değiştirdiğine tanık olalım.
Ve işte karşınızda 20.
yüzyılın en meşhur şovmeni Salvador Dali.
Bize her şeyin mümkün olabileceğini gösteren adam.
Tuhaf. Komik, absürt, el yapımı rüyaların ressamı, sürrealizmi dünyaya açan çocuk kral.
Gökyüzüne uzanan tuhaf bıyıkları dışında bize ne gösterdi?
Dali'yi en iyi özetleyen olaylardan birinin canlandırmasını duyacaksınız.
1955'te çocuk kral Salvador Dali Paris'teki bir üniversiteden konferans daveti alır.
Rolls Royce'uyla İspanya'dan Paris'e yola çıkan çocuk kral, Dünyanın belki de ilk vegan arabasını yaratacaktır.
Çünkü arabayı 500 kilo karnabaharla doldurmuştur.
Yıllar sonra karnabaharı logaritmik eğrisi için sevdiğini söyleyecek ve konuşmasını o oyunlu sözüyle bitirecektir.
Her şey gergeden boynuzunda başlar ve her şey karnabaharda biter.
Şimdi gelin bu deli adamın Rolls Royce'unu karnabaharla nasıl doldurduğunu dinleyelim.
Günaydın Dali abisi.
İlk hasat mandalina vereyim mi abime?
Mandalina İzmir takoluna gezdir.
Ben bir karnabahar görüyorum.
Efso seçim Dali abim.
Çiçek lahanası bunlar.
Hemen üç tane koyuyorum yenge sever.
Doldur tamamını doldur.
Her şey karnabaharda biter.
Doldur. Abim soğan, salça, pul biber kavurup koy.
Patates de ekle. Afiyet olsun.
Doldurayım abim. Torbayı değil arabayı doldur.
Beyaz roast rolls. Gıcır gıcır.
Hemen üç tane atıyorum arabana.
Üç tane değil tezgahtaki tüm karnabaharları arabaya doldur.
Burnumun ucunu göreyim yeter.
Hepsini Paris'e götüreceğim.
Tıka basa doldur. Abim kıtlık mı gelecek?
O kadar karnabaharı tepelememse ödırayım.
Evet hepsini her şeyi doldur.
En az beş yüz kilo olsun. Her şey gergeden boynuzunda başlar.
Abi tezgahı sabah altıda açtım.
Hayvan mayvan yoktu burada.
Sayın manav. Bu sattığınız şey, yani karnabahar çok önemlidir.
Dali abisi kızma. Tamam, ne var ne yok dolduruyorum arabanı.
Buna benzer objeler üretmek isterdim.
Unutmayın sayın manav, her şey gergeden boynuzunda başlar ve her şey karnabaharda biter.
Abim, Dali abim, her şey tarlada başlar, pazarda biter.
Dali'yi en çok bıyıkları ve eriyen saatler resmiyle tanıyoruz.
Resmin orijinali...
New York'ta, Modern Sanatlar Müzesi'nde ve boyutları bildiğimiz A4 kağıttan çok az büyük.
Peki neden seviyoruz bu resmi?
Muhtemelen düzsel bir dünyayı çok gerçekçi resmederek tanıdık bir şeyi başka bir şeye dönüştürdüğü için.
Nasıl dönüştürmüş?
Bunu ancak delinin büyüdüğü ve resme ilham olan İspanya'nın Kadekes kentinde bulabiliriz.
Burası rüzgarın ve denizin aşındırdığı kayalıklarındaki geometrik şekilleriyle ünlü.
Bu büyüleyici kıyılara çok yakın bir kentte 1904'te doğar Dali.
Kadakes'te bulunan yazlıkları ona neredeyse yuva olur ve kimliğini belirler.
İşte bu şekil değiştirmiş kayalıklar Dali'ye görsel bir sözlük olacaktır.
Otorital bir babaya ve sevgi dolu anlayışlı bir anneye sahiptir.
göz önünde olmak ister. Ailesine her istediğini yaptırır.
Evin mutlak hükümdarıdır.
Çocuk kral gösteriş takıntısı yüzünden akranları arasında göze çok batar ve yalnız kalır.
Bu soyutlanmaya karşın ilkokul öğretmeni sayesinde kiliselerdeki değişik figürleri görür ve etkilenir.
Derslerine çalışmaktansa hayaller kurar ve annesinin terastaki çamaşır odasını resim stüdyosuna çevirir.
Sıcak havalarda su dolu lavaboda resimler yapar.
Çamaşır yıkama tahtası bile şövalesidir.
Tüm manzara ona itaat eder.
Krallığı annesinin ölümüyle sona erer.
Salvador'u Dali'ye dönüştürecek değişime giden yola çıkar ve Madrid'e güzel sanatlar okumaya gider.
Madrid'deki çevresi havalı zıppelerden oluşur.
Romantik kıyafetli Salvador'a burada yer yoktur.
Çok geçmeden bunu anlar kıyafetlerini atarak borç harç içinde şahşalı lüks ama dikkat çekici dünyaya adım atar.
Pahalı takım elbiseler, ipek bluzlar alır ve ünlü bambu bastonunu ilk kez burada eline geçirir.
Değişimine noktayı meşhur kıvrımlı bıyığıyla koyar.
Metamorfozu çok geçmeden işe yaramıştır.
Salvador artık dalidir ve sürrealizmi ilk kez duyar.
Surreyalizmi duyması dalinin ve tüm dünyanın akışını değiştirecektir.
Surreyalizm uyanık bir bilinçle sanat üretemeyeceğimizi söyler.
Akıl bize ancak bilimi verir.
Uyanık değilken aklımız zayıflayıp da bilinç dışı ağır bastıkça içimizdeki çocuk ve vahşi öne çıkar.
Sanat tam da burada aklımızın dışındadır.
Hayal dünyamızdaki kutsal delilik aklı uzaklaştırdıkça Hayal gücümüz serbest kalır.
Önyargılarımız kaybolur.
Her şey mantıktan uzaklaşır.
Bulutlar ve dağlar bazen bir köpek kafasına, bazense bir gergedana dönüşür.
Ve işte burada Dali için hayal dünyasının kapıları açılır.
Rüyaların merkezinde parlak renklerle tüm arzularını, endişelerini ayıplanmadan tuvala aktarır.
Hayal ettiği ne varsa sürealizmdedir.
Dali sürealizmdir.
Sürealizm'de Dali.
Freud'u ve psikanalizi rehber yapar.
Öne çıkan iki öge vardır.
Ölüm ve seks.
Bilinç dışının en derin arzularına ve sınırlarına inmek içinse bir yöntem keşfetmiştir.
Bu yönteme paranoyak eleştirel yöntem adını koyar.
Bu yönteme göre bir nesneye başka bir şeye dönüşene kadar sabit bir şekilde bakarız.
Ve bu sayede artık o nesne bambaşka bir şeye dönüşmüştür.
Bir çeşit halüsinasyon, kendini rüyada tutma hali diyebiliriz.
Dali durmaksızın üretir.
1929'da resimlerindeki paranoyayı, hayal dünyasını sinemaya taşır.
Bir Endülüs Köpeği adlı unutulmaz filmi ünlü İspanyol yönetmen Luis Buniel ile 3 ayda tamamlar.
Filmde karıncalar sürünerek bir adamın elinden çıkar, ölü bir eşek piyanonun üstünde yatar.
Ama en sarsıcısı ilk sahnedir.
Sahne dalgın dalgın aya bakan bir adamla başlar.
Ayın bembeyaz görüntüsü bir kadının gözünün beyazlığına dönüşür sonra adam sakince kadının gözünü yarar.
Film hilesi olduğunu bilseniz de içgüdüsel olarak korkarsınız.
Zaten Dali ve Buniel de filme gelebilecek tepkilerden korktukları için ilk gösterimle ceplerinde kendilerini korumak için taşlarla gider.
Ama Telsin'e film tam bir efsane olur ve Dali'ye tüm dünyanın kapılarını açar.
Her kralın bir de kraliçesi olmalı değil mi?
Bizim çocuk kralında kraliçesiyle tanışma vakti gelmiştir.
Dali dinlenmek için Kadekes'teki evine çekilir ve ziyaretine ünlü şair Paul Eluard ve eşi Gala gelir.
Dali Gala'ya da ilk görüşte vurulur.
Benim bir dahi olduğumu düşündü der.
Ve flörtleşmeleri gerçeküstü bir oyun gibi başlar.
İlk buluşmaları sonrasında Gala küçük kızını ve kocasını Dali ile birlikte olmak için terk eder.
Daliden 10 yaş büyük Gala kalan hayatı boyunca Dalinin ilham perisi, menajeri, annesi, kraliçesi olacaktır.
Dali çocuk muamelesi görecek ve tüm kazancını ve sorumluluğunu Galaya teslim edecektir.
Çocuk kralın imparatorluğunu artık gala yönetecektir.
Kral ve kraliçe tüm dünyayı etkilemek için beş kuruşsuz olmalarına rağmen zengin rolü oynar.
Dali'nin tablolarını ve gerçeküstü eşyalarını satmaya çalışırlar.
Dali'nin olağanüstü tasarımlarında neler yoktu ki?
Dali hayranlarını her zaman eğlendirmek, tahrik etmek ve kışkırtmak için yaratırdı.
Yürürken kendinizi hayran olmanızı sağlayan bir ayak tırnağı aynası, yaylı ayakkabılar ve ıstakozdan bir telefon.
Ayize'nin her parçası gerçektir ama ıstakozun cinsel organına konuşma ihtimalimiz bile Dali'nin çok hoşuna gitmiştir.
Dali mobilya tasarımcılığına da girer ve altın yaldızla kaplanmış sandalyenin kolunu insan koluna dönüştürür.
Sandalyede 3 ayak vardır ve 3'ü de naif topuklu ayakkabılardandır.
Mücevher tasarımcılığına da el atar ve incelerden dişler, yakuttan dudaklar tasarlayıp adını Rubelips yani yakut dudak koyar.
Çünkü Dali'ye göre tüm şairler yakut dudaklar ve inci dişler hakkında yazmıştır.
1930'lara geldiğimizde çocuk kral sınırsız hayal gücüyle tüm dünyayı Provoke eder ve dünya sahnesine çıkar.
Bu sahne New York, Amerika'dır.
Bu büyük New York sirkinde Dali sanatını tanıtır, alışveriş vitrinleri tasarlar, hatta
bugüne kadar gerçekleşmiş ve modern hayat için idealist planlarla dolu büyük dünya fuarında Venus'ün rüyası adında çok tartışılan devasa bir eğlence evi yapar.
Beton kale canlı, her an değişen bir yaratık gibidir.
Stünler insan bacaklarına dönüşür, kollar ve bitkiler her yerden fışkırır.
Biri insandan yapılmış piyano çalarken 11 metrelik yatakta Venus'u uyurken bulurduğunuz.
Belli Nazmi resmi de New York'ta ortaya çıkar.
1932'de sadece 250 dolara satılmış bir resimdir bu.
Ama resmin yankıları olağanüstü olur.
Gerçek üstücü ticaret coşar.
Amerika'yı hem dünya savaşından kaçtığı için hem de rahatı yerinde olduğu için çok sever.
Amerika'yı öven resimleri ikonik markalarla birleşir.
Surrealist ticaret coşar, markalar peşinden koşar.
Hollywood'a da adım atar ve önce Hitchcock'la sonra da Walt Disney'le çalışır.
Eski Surrealist arkadaş grubuyla bağları kopar.
Ve arkasından dolara düşkün anlamına gelen Avida Dollars lakabı takılır.
Dali artık bir semboldür.
Sıra dışı evrenin yaratıcısı ve simgesidir.
Dali 2.
Dünya Savaşı sonrası modern bilimden ve atom teorisinden oldukça etkilenir.
Atom çağının ilk ressamı olur.
Artık Baba Sfroid değil atom fizikçisi Dr.
Heisenberg'tür. Fizik dünyası psikolojinin önüne geçmiştir.
Dali atom teorisini anlatan resmiyle cismi spiral parçacıklara dönüştürür.
Spiral formundan dolayı ise yıllarca devam edecek gergedan boynuzu takıntısı başlar.
Gergedan boynuzuyla adeta aşk yaşar.
Her yerde gergedan boynuzu görür ve resimlerini, filmlerini yapar.
Son döneminde tüm fikirlerini sentezleyerek ruhani bir anlatım sunar.
Ama en gösterişli ve büyük tasarımını yaşamının sonlarına doğru yaratır.
Dünyanın en büyük süryalist nesnesini yani kendi müzesini yaratır.
Bu tiyatral müzede adeta Dali'nin zihninde dolanırsınız.
Oturma odalarını rüyalara, fanteziler ve düzensizlik içinde bir karnavala dönüştürür.
Uzun yıllar hayalini kurduğu göz oyunlarıyla dolu keyif konağını son döneminde inşa eder.
Gala'nın ölümüyle annesinin terk ettiği bir çocuğa dönüşür, hayattan kopar.
Son dramasını Gala'nın naaşına kırmızı Dior marka elbise giydirip meşhur kadife fiyongunu takıp birlikte inşa ettikleri evi mahzenine gömerek sergiler.
Sonraki yıllarda deliliğe giden melankolik bir ruh haline girer.
İlham perisi Gala'dan 7 yıl sonra 1989'da çocuk kral Dali fiziken aramızdan ayrılır.
Bedeni ve bıyığı mumyalanır.
Kendi yaptığı müzesine defnedilir.
Sonsuza dek mozalesinde ve hazinesiyle birlikte dünyayı kattığı değerlerle yatar.
2017'de bir davada kullanılmak üzere DNA testi için mezara açılır ve gökyüzüne uzanan bıyığının hiç değişmeden kaldığı görülür.
Tahmin edin saat kaçı gösteriyormuş.
Onu on gece.
Dali'yi bu podcast için araştırmadan önce sadece göz önünde olmak isteyen çok yetenekli bir ressam sanardım.
Sürreylis resimlerinin her biri gerçekten de şaheser.
Bize 20.
yüzyıl insanının arzularını ve endişelerini anlatıyor.
Ama bu dahi adamın aslında büyük bir şey gerçekleştirdiğini anladım.
Bu dahi adam...
Çarpıcı kişiliğiyle yüzyıllar boyu üzerinde adeta kalın bir örtü olan sanatçı kavramını özgürleştirmişti.
Sanatçıyı ve sürrealizmi evrenselleştirmişti.
Tüm dünyaya sinemadan resme, mücevherden modaya, tasarımdan reklamcılığa hatta komediye bile derin izler bıraktı.
Kendi hakkında dediği gibi ben resim yaptığımda deniz kükrer, diğerlerininki ise Küvette bir çırpınış.
Tabloları çalan hırsızımız teslim olacak ve onu bulması için dedektife bir not bırakacak.
Dedektif tek başına değil bu kez.
Yanında bir sanat tarihçisi de var.
Bakalım hırsızımız Dali'nin en ünlü eseri Eriyan Saatler resmiyle yakalanacak mı?
Şimdi resimdeyiz.
En iyi dedektifler bürosu.
Nasıl yardımcı olabilirim?
Turgay ben. Teslim oluyorum.
Masanda bir zarf ve içinde beni bulacağın Salvador Dali'nin tablosuyla sana yazdığım notum var.
Zarf? Kimsiniz?
Ne oluyor? Kiminle görüşüyorum?
Peki Turgay, kim olduğumu beni aradığın tablolara sor.
Ya da ekibe yeni aldığınız şu sanat tarihçisine.
O da beni ve tabloları iyi bilir.
Sen, şu tablo hırsızı.
Bak, seni yargılamıyorum.
Öğüt de veremem. Sadece bulur, polise teslim ederim.
Ama bir delilik daha yapma ne olur.
Ayrıca ben sanattan ne anlarım?
O yüzden Gizem Hanım da yardım edecek.
Ne var bunda? Neyse.
Üzerindeki peynir daha da erimeden aç şu zarfı ve beni bul.
Peynir? Evet masamda bir zarf var.
Bekle. Açtım bile.
Bu küçücük resim de neyin nesi?
Dur kapatma. Gizem Hanım çabuk gelin.
Şu deli kız teslim olacağı adresi resme saklamış.
Bir de not bırakmış.
Atlayın arabaya çabuk gidiyoruz.
Yolda da resmi anlatırsınız.
Gizem Hanım bu deli hırsız hepimizi tüketti.
Şehrin her yerinde hırsızın resmi var.
Mesela işte sağdaki otobüsün arkasında.
Ya da bakın ileride solda kurumuş zeytin ağacında da asılı sanki.
Şu kocaman karıncalar sanki el ele hırsızın resmini denize taşıyorlar.
Karıncalar mı? Deniz mi?
Ne denizi? Ne karıncası?
Ne oluyor? Bu şehirde deniz yoktu ki.
Bu dev karıncalarda neyin nesi?
Ne oluyor Gizem Hanım?
Ne oluyor? Turgay Bey sakin.
Bir dakika. Bu bir tuzak olabilir.
Önce şu erimiş peyniri resimden temizleyelim.
Bu delinin eriyen saatler resmi.
Diğer adıyla belleğin azmi.
Bu nasıl delice bir tuzak?
Yol yumuşuyor sanki.
Bu sürrealizm gerçeğe saldırıyor.
Her şey hem gerçek hem değil.
Gerçeğin açısındayız.
Buradan zemin hem yumuşak hem de sert.
Dali bilerek yapmış. Bizi gerçekle rüyalar arasında bırakıyor.
İnanamıyorum. İşte biz de tam şu an resmin içindeyiz.
Ya kime saldırırsa saldırsın.
Çocuk mu bu? Hafızamın ne suçu var?
Neyi Nazmi'ymiş bu?
Belli Nazmi. Bir gün Dali küflü bir Fransız peynirinin aşırı sıcaktan erdiğini fark etmiş.
Peynir erimiş, Dali izlemiş.
Erimiş, izlemiş.
Sonra da başına çok şiddetli ağrılar girmiş.
Baş ağrısı ruhunu sıkıştırmış.
Harasinasyon görmeye başlamış ve gidip bu resmi yapmış.
Bize zamanın karşı konulmazlığını anlatıyor.
Ya Allah aşkına hafızanın şu turuncu saati katır kutur yiyen karıncalarla ne ilgisi var?
Aslında çok ilgisi var.
Bakın turuncu saat diğer saatler gibi erimemiş.
Sapa sağlam. Yine de karıncalar sağlam saate saldırmış, istila etmiş.
Bu ölümdür. Dali'nin çocukluğunda gördüğü ölü yarasadaki karıncalar gibi.
Karıncalar bu kez et değil, meteli yiyorlar.
Yani zamanı yiyorlar.
Turuncu saat ölümü temsil ediyor.
Eriyen saatler ise tabloda üç farklı yerde.
Geçmiş, şimdi ve gelecek.
Üçü de bir arada.
Geçmiş, şimdi.
Başka ne yazmış?
Geçmiş, şimdi ve gelecek.
Diyelim ki geçmişte travmatik bir olay yaşadın.
Hadi gel sana nasıl bu olaydan faydalanacağını anlatayım.
Evet, faydalanacaksın.
Önce travmandan ders çıkarmak için onu didik didik etmelisin.
Evet, faydasını ancak ders çıkartırsan görürsün.
Yoksa zaman şu saatin üzerindeki böcek gibi uçar gider.
O yüzden sağlam bir hikayen olmalı.
Hikayen aynı zamanda hafıza ayrıtan olur.
Eğer iyi bir hikayen, bir amacın yoksa...
Saçma sapan şeyleri dert edip yitip gidersin.
İşte bu yüzden çabalamalısın.
Benim de zeytin ağacına çarpmamak gibi bir çabam var.
Ne diyor bu deli gizem hanım?
Zeytin ağacı bilgeliği simgeler.
Ama şimdi kuru ve ölü.
Bu geçmişin bir işareti.
Tablo da bu yüzden var.
Eğer bu ağaç ölü ise şu yerde yatan biçimsiz, şekilsiz şey onun iki katı ölü.
Karaya vurmuş bir kayık mı?
Nedir o? Bakın hırsız Unut'a ne yazmış.
Nereye gittiğinden emin değil misin?
Varsın olsun. En kötü ihtimalle daha iyi biri olmaya, ailene, çevrene, dünyaya daha çok şey vermeye devam edersin.
Alternatifin ne ki? Boş, anlamsız, amaçsız bir hayat.
Gerçek diye yutturdukları kumsala saplanıp kalmak zorunda değilsin.
Madem Dali'nin ta kendisi, bari şu ileride soldaki aynaya baksaydı da tipini düzelseydi.
Koskoca aynayı niye yere koymuş?
Denizin dibinde ayna mı olur canım?
Kıyıya geldik. Araba gitmiyor, lastikler patinaj yapıyor.
Bu kıyı ne kadar ıssız.
Durun tahmin edeyim.
Bu ıssızlık dalinin kalbindeki duygusal boşluğu temsil ediyor değil mi?
Harika, harika.
Bir şu pırıltılı denize, bir de karanlık kumsala bakın.
Her şey zıttıyla var olur.
Bir tarafta hayali ve ezici dünya, diğer tarafta ise tüm parlaklığıyla hafıza ve gerçeklik.
Ve kayalıklar Gizem Hanım.
Siz söyleyin. Onlar da çocukluğumuzdan kalan anılar değil mi?
Dali'nin hafızasından toprağa kök salmış anılar.
Çocukluğumuza aitler.
İçimizdeki çocuk krala.
Hangi resimde saklandığını şimdi anladım.
Turgay Bey, günaydın mı desem?
İçiniz geçmiş sanırım.
Ben Gizem. Şu hırsızlık vakasıyla ilgili emniyetten rica ettiler.
Size yardımcı olacağım.
Siz... Biliyorum Gizem Hanım.
Biraz önce rüyamda tanıştık.
Her şey zıttıyla var olur.
Hırsız beni zıttı olarak kullanıyor.
Madem öyle artık her şeyi doğru yapmama gerek yok.
Onun dengesini bozacağım.
Aynı çocuk kralın yani Dali'nin bizim algılarımızı bozduğu gibi.
Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz.
Merak ettiğiniz ve önümüzdeki bölümde yer almasını istediğiniz resim veya ressamı bana Instagram üzerinden iletebilirsiniz.
Abone olarak ve sevdiklerinizle paylaşarak da podcast'e katkıda bulunabilirsiniz.
Yeni bölümde görüşmek üzere.
Şimdilik hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
