
Tabloları Konuşturan Hırsız Bölüm 1 - Rene Magritte - İnsanın Oğlu
22 Mart 2022 · 9 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Buraya Bakarlar podcastinden herkese merhaba.
Ben Ertuğrul Çağrı'dam. Buraya Bakarlar dedim çünkü neden buraya baktıklarını ben de bilmiyordum.
Evet, bir resme bakarken neden o resmin güzel olduğunu anlamak için çok uğraştım.
Aslında sanattan dışlanmak üzereydim ki sonradan araştırmaya karar verdim ve bu yolculuğu sizinle paylaşıyorum.
Ve sızımız ilk bölümde çaldığı sablonun ona ne anlattığını açıklıyor.
Gelin birlikte dinleyelim.
İkileyici. Evet, müze ziyaretiniz öncesinde araştırdığınız,
bilgi edindiğiniz tüm eserleri gördünüz.
Çıkmak üzereydiniz ki bu anonsda irkildiniz.
Sayın konuklar, üzülerek belirtmek isteriz ki salonumuzda bir hırsızlık vakası yaşanmıştır.
Salonumuzun kapıları geçici olarak kapatılacak ve güvenlik güçlerince soruşturma bitene kadar böyle kalacaktır.
Evet belli ki işler ciddi.
Ziyaretinizi maalesef sonlandıramıyorsunuz.
Bugün ve bu seri boyunca biz de tam olarak hayalimizdeki müzede, hayalimizdeki tablolarda gezineceğiz.
Ama bunu... Sıradan akademik bilgileri birbiri ardına sıralayarak anlatmaktansa sizleri bu tablo hırsızı ile birlikte ufak bir sürüveni çıkartıyoruz.
Yürürler! Ya
hocam her şey plana uygun gitti.
Dediklerinizi yapıp kimseye görünmeden kurtardım.
Hocam nasıl hatırlamadınız mı?
Yaratıcılık cesaret ister demiştiniz de demişti.
Neyse ben güvenli bir yere geçip tekrar arayacağım.
Anlatacağım size. Dünyadan bir flash son dakika gelişmesiyle bültenimize
devam ediyoruz. Son günlerin seri tablo hırsızlığına bir yenisi daha eklendi.
Monet'in Saman Yığınları serisinden bir tablo Japonya'da sergilendiği galeriden çalındı.
Ay sonunda.
Kutuna bakmayın hocama güvenli bir yere bıraktığımdan emin olmalıydım.
Artık hem özgürler hem de neyse artık öğrencinizi tebrik edebilirsiniz.
İnanamıyorum. Gerçekmiş.
Gerçekten aramışsın.
Kimsin? Hangi manyak bu numarayı çekiyor?
Hemen kapat. Yoksa tüm derdini polise anlatırsın.
Aa hocam yapmayın.
Tamam sınıfta değiliz ama sesim o kadar mı fark etti?
Nikah şahidi olduğunuz öğrencinizi ne çabuk unuttunuz?
Benim Deniz... Ne nikahı?
Ben hiç nikah şahidi olmadım ki.
Tamam tamam olmadınız çünkü ufak bir pürüz çıkmıştı.
Neyse şimdi biraz böbürlenmeme izin verin.
Hepsini özgürleştirdim.
İlk hangisiydi tahmin edersiniz.
Deniz inanmıyorum.
Hocam en etkilendiğim derslerinizden biriydi.
Sürrealizm, gerçek üstücülük derken uykudan bayılmak üzereydim ki küt çocuk bir çocukken annesi intihar etmiş o ressamı anlatmaya başlamıştınız.
Hatta not almıştım bir dakika bulayım.
İmgelerin ihaneti.
Altında da bu bir pipo değildir yazar.
Bunu yüzlerce dersimde anlatmışımdır belki.
Bir dakika. O tabloymuş aldın.
Buldum. Sağ olun hocam.
Aynen öyle demişsiniz. Sonra da ressam Ren Magritte algılarınızın otoritesini sarsmak istiyor.
Hangisi daha güçlü? Destenin gösterimi mi yoksa altındaki yazı mı?
Birçok insan okuduğuna inanır.
Yazının ve dilin bir otoritesi vardır.
Ay neyse. Sanki tezimi anlatıyorum.
Hocam dinliyor musunuz?
Ne düşünüyorsunuz? Sizi uyandırdım mı?
Okulda kimler kaldı?
Kimlerle görüşüyorsunuz? O tabloyu çalmışsın.
Hayır hocam.
Onu değil ama daha yeşilini, daha da kırmızısını ve hatta sanat tarihinde en gizlenen yüzü çaldım.
Adem'in oğlunu çaldım.
Bana neler anlattı bir bilseniz.
Korkunç, korkunç, korkunç.
Hocam her şey konsolüm altında.
Hem o da çok mutlu.
Yani resimdeki adamın yüzünün önündeki o elma artık konuşmasına engel değil.
Nasıl? Ne yaptın tabloyu?
Yoksa zarar mı verdin?
Hem saçmalama.
Çalmış olamazsın.
Özel koleksiyondaydı yıllardır.
Hocam yapmayın.
Ne zararı?
Kurtardım. Ufak yaşlardan beri yüzlerce kez karşıma çıkmıştı.
O adılar da şimdi hiç duymamışım ya.
Neyse ki nikah günü gelen hediye de var gücüyle seslendi.
Ne dedi? Zamanınızı hem boşa hem de aleyhinize harcıyorsunuz.
Zorlandığınızda başa çıkabileceğiniz şeylerle limitlerinizi bilmediğiniz için cesur olamıyorsunuz.
Sırtlanlar gibi korkak yaşamayı cesur bir yaşama tercih ediyorsunuz.
Yüzümün önündeki elmayı yani sorumluluğunu al ve yola çık.
İlerle. Her kimsen umarım aynı eşek şakası senin de başına gelir.
Şu zırvaya bak. Magritte'nin tablosu konuşuyormuş.
Hırsızımızın kafası oldukça karışık değil mi?
Sizce de gerçek aslında hep arkada gizlenen ve bizim görmeye çalıştığımız mıdır?
İlla ki görünmez olmak zorunda mıdır?
Halbuki anlam aslında bu kadar gizli olmak zorunda değildir.
Ne zaman bir öpücük gerçekten bir öpücük değildir veya manzara resmi sadece manzaradan ibaret değildir.
İşte ressamımız bunlara kafayı yormuş.
Gerçek üstücülüğün en önemli temsilcilerinden Ren Magritte 1898'de Belçika'da doğmuş.
Resimlerinde gerçekten daha gerçek bir şey arayan ve bunu hep bulanık sularda gezerek yapan Ren Magritte tabi doğar doğmaz böyle değilmiş.
Kendisi Belçikalı, annesi intihar etmiş, geçim sıkıntıları yaşamış, bir sürü galeriden reddedilmiş ve tabi ki de 2.
Dünya Savaşı'nı yaşamış. Bunun dışında resimlerde elma teması çok öne çıkıyor.
Bunun en büyük örneği tabi Adem'in oğlu.
Basit ve her şey apaçık ortada gibi.
Tablonun tamamında elmayı yüzünden alıp eline yerleştirsek belki elmayı görmeyeceğiz bile.
Ama hem yere hem de göğe aynı anda dokunuyormuş gibi görünen bu adamın gözleri aslında insanlığın günahlarından dolayı mı kapalı?
Ve işte tam da bu motif daha doğrusu örtük yüz birden fazla tabloda yer alıyor.
E tabi bu teorilerin ardında da eminim ki gizlenen bir şeyler vardır.
Ve hep biz gizlenen şeyi görmeye çalışırız.
Görebildiğimizin arkasında gizleneni görmek istiyoruz ya işte Magritte tam da sanırım bu resimde hiçbir insanın birbirine benzemeyeceğini hatta ve hatta hiçbir insanın birbirini asla tam anlamıyla tanıyamayacağını anlatmak istemiş
olabilir. Başkalarının görmek istediği gibi giyiniyoruz ve konuşuyoruz ama bu resimde de olduğu gibi aslında anlam ne kadar gizli olursa olsun görünmez olmak zorunda değildir.
Bir sonraki bölümde hırsızımız aynı kendisi gibi kafası karışık bir tabloyu konuşturacak.
Sanat tarihinde skandallar yaratmış bu tablo Kırda Piknik, Edward Manet tarafından çizilmiş ancak kahramanların anlattığı bu sefer farklı olacak.
Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz.
Abone olmayı ve sevdiklerinizi paylaşmayı unutmayın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
