
Mona Lisa’nın o meşhur gülüşü… kayboluyor, geri geliyor. Peki bu bir sihir mi, yoksa beynimizin bize attığı ufak bir kazık mı? Gelin birlikte bakalım.Ben Ertunç. Hem burada hem de 🎙️ Buraya Bakarlar Podcast’te sanatın gizemlerini, eğlenceli hikâyelerini anlatıyorum. Sizce Mona Lisa gerçekten gülümsüyor mu, yoksa biz mi öyle görmek istiyoruz?📌 Bana Ulaşın📸 Instagram: @burayabakarlarpodcast🎙️ Podcast: Buraya Bakarlar Podcast🌍 Blog & Yazılar: ertuncerdem.com📧 Mail: ertunc@ertuncerdem.com👉 Eğer sanatın perde arkasını seviyorsanız kanala abone olmayı unutmayın. Önümüzdeki videolarda daha da şaşıracaksınız!Dünyanın en büyük müzelerine gitmenize gerek yok.Yaris Poster ile Mona Lisa’yı, Van Gogh’u, Botticelli’yi evinizin duvarına taşıyın.Bu sadece bir poster değil.📌 Sanatçı işbirlikleriyle hazırlanmış sınırlı sayıdaki özel baskılar📌 Kaliteyi hissettiren kağıt ve renkler📌 Koleksiyon değeri taşıyan tasarımlarSanatı izlemekle yetinmeyin.Onu yaşayın.👉 Hemen keşfedin: www.yarisposter.com#Sanat #Poster #Dekorasyon #YarisPoster #monalisa #resim #gizem #secret
Transkript
Bir zamanlar tek bir bakışla dünyanın nefesini kesen bir yüz vardı.
Mona Lisa. Bu portre öyle tuhaf bir güç taşır ki gözleriniz doğrudan dudaklarına kilitlendiğinde o meşhur gülümseme silinir ama bakışınızı hafifçe kaydırdığınız
anda geri döner. Beynimiz dudaklardan gözlere uzanan gölgeli bölgeyi tıpkı eksik bir yapbozu tamamlarmış gibi kendi kendine doldurur ve
tanıdık bir ifade yaratır.
Bir gülümseme. Fakat
bu bir sihir değildir.
Beynimizin tasarruf modudur.
Bedeli ise ayrıntılardır.
İşte o kayıp ayrıntılar birazdan gün yüzüne çıkacak.
Çünkü dünyanın en çok izlenen kadın yüzü hala sakladığı sırlarla yaşamaya devam ediyor.
Peki kimdi bu kadın? Yoksulluktan kurtulmak için 15'inde evlenen sıradan bir Floransalı mı?
Yoksa Leonardo'nun takıntı haline getirdiği ölümsüz bir ilham perisi mi?
Peki o gülümseme, basit bir göz yanılması mı?
Yoksa bilim ve sanatın ilk kez birleştiği tarihin en büyük ilizyonu mu?
Birazdan sırlarını duyacağınız tablo Paris'te Lourdes Müzesi'nde asılı.
Ama oraya gitmek hiç kolay değil.
Daha kolay bir yol var. Yarisposter.com'a girmek.
Yarisposter ile Mona Lisa'yı evinize taşıyabilir, dilediğiniz zaman göz göze gelebilirsiniz.
Dünyaca ünlü klasiklerden, modern sanata, hatta sanatçı işbirlikleriyle sınırlı sayıda özel baskılarla sadece izlemeyecek, onlarla yaşayacaksınız.
500 yıl beklemeyin.
Mona Lisa ile bugün göz göze gelin.
Şimdi biraz gezelim.
Düşünün, İtalya'nın Floransa kentindesiniz.
Ve sokaklarda yürüyorsunuz.
Birden gerçek insan sanıp selam verdiğiniz bir kişi kımıldamadan duruyor.
Aslında o canlı bir heykel.
Ünlü bir ressama benziyor.
Leonardo da Vinci'ye.
Kafanızdaki soru şu olabilir.
Bu adam kim?
Ve Mona Lisa denen kadın neden bu kadar meşhur?
Leonardo da Vinci 500 yıl önce yaşamış bir süper karışım insanı.
Yarı ressam, yarı bilim insanı.
Biraz mucit. Biraz daha hayalperest.
Kısaca sanatı bilimle birleştiren adam.
Onun meşhur sözü aslında kendisini biraz özetler gibi.
Şöyle der. Bilgi ne kadar eksiksiz olursa sevgi o kadar güçlü olur.
Ne kadar çok anlarsak o kadar çok severiz.
Tüm dünyada Çin'den Amerika'ya, Türkiye'den Brezilya'ya her yerde Leonardo da Vinci'nin olmasının bir sebebi var.
Kusursuzun peşinde olması.
Mükemmel resmi... Nasıl yaptığını anlamaya çalışan bilim insanları ve sanat tarihçileri bir araya geldi.
Ama sandığınız gibi bir yerde değil.
Paris'in başkenti Lourdes Müzesi'nin Bodrum katında.
Havada birazdan deneyde kullanılacak boyaların kokusu var.
Bilim insanları toplanır.
Masanın üzerine küçük kavanozlar dizerler.
İçlerinden biri bir kavanozu açar.
Kavanozun içindeki renk pigmentli dolu tozu masaya döker.
O dönemde hazır boya yok.
Leonardo da Vinci ve onun gibi ressamlar her şeyi kendi elleriyle yapardı.
Hatta öyle ki sanatçılar kendi boyalarını laboratuvar ortamı gibi bir ortamda yaptığı için eczacılar birliğine üyelerdi.
Toz pigmentleri eczacılardan alabiliyorlardı.
Yeşil rengi yaratmak için önce toz yeşil pigment bakır levha üzerine dökülür.
Daha sonra da taşla dakikalarca ezilirdi.
Mesela kırmızı renk için civa kullanılırdı.
O dönemde ressamlar tahta pano üzerine resim yapardı.
Leonardo da Vinci de kavak panonun üzerine beyaz bir astar attı.
Taban bembeyaz oldu.
Kurşun beyazı sürmesinin bir sebebi vardı.
Işığı yansıtmak. Ama yapması gereken son bir iş daha vardı boyalar için.
Tahtaya sürebilmek için bir şeyle karıştırması gerekirdi.
Bazı ressamlar o dönem yumurta akı kullanmıştı.
Ama Leonardo bunu yapmadı.
Bunun yerine yağ kullandı.
Ceviz ve badem yağı gibi yağlar kullanarak toz pigmentleriyle karıştırdı.
Bunun sebebi yağın ışığı geçirebilmesiydi.
Leonardo her katmanı farklı zamanlarda sürdü.
16 yıl boyunca bu devam etti.
Resim tamamlandığında üzerine bir vernik sürdü.
Işık her katmanın içinde adeta dans etti.
Derinlik yarattı. Boyut kazandı.
Gözümüzün iki boyutlu bir nesneye yani bir resmi 3 boyutlu görebilmesinin en önemli sebebi buydu.
Kullandığı boyanın içine kattığı yağ ışığı geçirgen bir hale getirdi.
Resim yaklaşık 30 katmandan oluştu ve her katmanda ışık farklı renklerle yansıttı.
Ve tüm bunları görmek için 500 yıl beklemiştik.
Bilim insanlarının bir hedefi daha vardı.
Bunun için de yine son teknoloji bir kamerayı Mona Lisa'ya doğrulttular.
İlk kez Mona Lisa yapıldığı haldeki gerçek haliyle ortaya çıkıyordu ekranda.
Mona Lisa'yı normalde Hafif kilolu bir kadın olarak düşünüyoruz değil mi?
Ama o anda ekranda görünen şey bunun tam tersiydi.
Daha ince omuzları, daha ince kolları vardı ve daha da ilginci omzundan bir şal sarkıyordu.
Ultraviolet ışınları ayrıca yüzünün daha ince olduğunu ortaya çıkardı.
Çünkü resmin sonunda Leonardo verniği sürdükten sonra vernik yüzyıllar içinde sararmış kahverengiye dönmüştü.
Sanki su altındaki bir kadın gibiydi.
Ama kamerayla işleri henüz bitmemişti.
Farklı bir ışık daha deneyeceklerdi.
Hepimizin çok iyi bildiği bir ışık hem de.
Röntgen. Röntgen ışığı tabloyu kemik gibi şeffaflaştırıp ilk taslağı gösterdi.
Ama bir sorun vardı. Ortada Mona Lisa'nın ana hatları yoktu.
Çünkü aslında Leonardo Mona Lisa'ya bir taslak çizerek başlamamıştı.
Doğrudan resmetmeye başlamıştı.
Leonardo da Vinci Mona Lisa'yı boyamaya 16 yıl boyunca devam etti.
Resmi sürekli değiştirdi ve geliştirdi.
Bu yüzden resmin başında Mona Lisa'nın ana hatları yoktu.
Röntgen ışığında da bu yüzden göremiyorduk.
Bir portre olarak başlayan şey dünyanın en gizemli tablosuna dönüştü.
Bir dakika bir dakika.
Mona Lisa'nın çeyizinden bahsetmeden Mona Lisa tablosu tamamlanmış sayılmaz ki.
Mona Lisa ailesinin fakirliğinden dolayı doğduğunda bir çeyize sahip değildi.
Bunun önemi şu 1400'lü yıllarda İtalya'da kız çocukları doğduğunda aileleri kızların gelecekteki eşleri için çeyiz biriktirmeye başlarmış.
Hatta buna çeyiz bankası denirmiş.
Ama Mona Lisa'nın böyle bir çeyizi bile yokmuş.
Çünkü ailesinin ekonomik durumu soylu bir aileden gelmelerine rağmen yetersizmiş.
Haliyle babası Lisa henüz 15 yaşındayken Francesco del Giacondo ile evlendirirken kendi tarlasını satmış.
Ve çeyiz olarak Francesco'ya bu tarlayı vermiş.
Bunun önemi şu. Francesco zengin varlıklı bir ipek tüccarı iken Mona Lisa'nın ailesi soylu ve güçlü bir soyadına sahipti.
Ama fakirdi. Francesco işte tam olarak bu birleşmeyi gerçekleştirmek istiyordu.
Evlilik bağıyla güçlü bir soyadına sahip olacaktı ve zaten iyi olan ticaretini daha da geliştirecekti.
Francesco'nun bu küçük oyunu günümüzde bile devam etmekte.
Ama tıpkı Mona Lisa'nın gülüşü gibi Lisa'nın hayatı da uzun yıllar gizemli kaldı ama artık biliyoruz.
Bu dünyanın en çok bakılan kadın yüzü.
Yaşadığı dönemde de dolu dolu cap canlı bir hayat yaşadığını düşünürdüm.
Ama Mona Lisa'nın hayatını araştırdığımda olayın hiç de öyle olmadığını anladım.
Çünkü o dönemdeki gazete manşetlerinde Mona Lisa ve Francesco evlendi.
Görkemli bir düğün yaptılar gibi bir başlık yoktu.
Özücü ama Mona Lisa'nın yaşadığı dönemde kadının yeri ya evidir ya da kilisedir.
Lisa Florence'da doğduğunda ki bu 1479 yılıdır.
Floransa şimdinin Paris'i New York'u gibi bir şehirdir.
Ticaret olanakları olağanüstü gelişmiştir.
Zenginlerin yeni orta sınıfın oyuncağı sanat eserleridir.
Artık kilisenin resim siparişleri yerini orta sınıfın kendini zengin gösterebilmek için yarattığı yaptırdığı resimleri bırakmıştır.
Ve Mona Lisa'daki her şey bu sade ve makyajsız yüzü bile bilerek yapılmıştır.
Bir amaç uğruna çizilmiş bir resme bakıyorsunuz.
Ve resmin yaratıcısı Leonardo bize bir şey söylüyor.
Yüzüme bak. Leonardo da Vinci 16 yıl boyunca bu resmi yapmaya devam eder.
Ve tüm yaşın boyunca öğrendiği her şeyi buraya aktarır.
İnsan anatomisi, görme yapımız, nasıl gördüğümüz, neleri nasıl algıladığımız gibi çok ama çok önemli konularda yine bu hayati bilgilerin içindedir.
Ve bu resme bütün bu bilgileri aktarabilmiştir.
Ve bu yüzden Leonardo da Vinci bizden resmin bir kısmına gözlerine ve kadının yüzüne odaklanmamızı ister.
Bunun için her şeyi yapar.
Önce o dönem meşhur olan piramit stili odak mekanizmasını yaratır.
Bu üçgenin ortasında Mona Lisa'nın yüzü vardır.
İnsan gözü odağını bu üçgen sayesinde resimde tutar ve resmin odağı Mona Lisa'nın yüzüdür.
Mona Lisa'nın sade ve makyajsız hatta takısız, tokasız, köpesiz bu sadeliği bu yüzdendir.
Bu akıl alır gibi değil.
Özellikle de Mona Lisa'nın zenginliğini, eşinin ticaret hayatını düşündüğünde daha da garip.
Ama asıl sır tabii ki geride.
Sana şunu desem inanır mısın?
Bilim insanları Mona Lisa'yı bir soğan gibi katman katman soydu.
Ve bunu yeni geliştirilen bir kamerayla yaptılar.
Kamera ultraviolet ışıkla daha önce hiç görmediğimiz renkleri ortaya çıkardı.
Katmanlar soyuldukça sırlar birer birer ortaya çıktı.
İlk katmanda saç tokaları belirdi.
Ama tokaları bugün göremiyoruz.
Çünkü Leonardo onları resimden sildi.
Ve vazgeçtiği tek şey saç tokaları değildi.
Bilim insanları bir katman daha soyduğunda anlaşıldı ki Da Vinci Mona Lisa'ya resmin başlangıcında bir saç topuzu çizmeye karar vermişti.
Hani şu görümce topuzu denilen kocaman büyük topuzlardan.
İlk katmanda gördüğümüz tokalar da işte o topuzun aksesuarlarıydı.
Ama bir sorun vardı. 1500'lü yıllarda saç tokaları genellikle kutsal atfedilen kadınlara, Meryem Ana veya meleklere çizilebilirdi.
Peki resimden topuz neden kayboldu dersiniz?
Cevap çok şaşırtıcı.
Da Vinci tokaları ve saç topuzunu resimden bilerek kazıdı.
Bir katman daha soyulduğunda saç tokalarının nasıl kazındığını ve Da Vinci'nin resmi adeta bir mühendis gibi inşa ettiği ortaya çıktı.
Ama sonra öyle bir görüntü belirdi ki herkesi şoke etti.
Kamera taramalarında ortaya çıkan hayalitimsi görüntüde yani en alt katmanda gözlerde bir çarpı işareti belirdi.
Bakışlarını hafifçe sağa çevirmiş sanki karşı köşede birini bekliyor olmuş gibiydi.
Ve kaşları. Sanat tarihinin ilk yazarlarından Giorgio Vasari Mona Lisa'dan bahsederken muhteşem boyalı kaşları var.
Ama bugünkü tabloda biz kaş maş göremeyiz.
Ama son teknolojik kameraların taramaları kaşları da ortaya çıkarttı.
Yetmediği dudaklarının şu an gördüğümüzden daha küçük olduğunu hatta yüzünün bize dönük olmadığını da ortaya çıkardı.
Yani Mona Lisa resminin içinde bambaşka bir Mona Lisa saklıydı.
Bu ilk versiyon tüccar bir adamın karısı için yaptırdığı bir portreydi.
Ama Leonardo bu tabloyu hiçbir zaman kocasına teslim etmedi.
Onun yerine resmin üzerinde 16 yıl daha çalışmaya devam etti.
Böylece ortaya iki Mona Lisa çıktı.
Birincisi zengin bir tüccarın karısının portresiydi.
İkincisi ise tüm dünyanın bildiği, hayranlıkla izlediği, dünyanın en çok bakılan kadın yüzü Mona Lisa'ydı.
Yani dünyanın en ünlü gülümsemesi.
Yakalanması oldukça zor bir gülümsemedir.
Ve yaratıcısı Leonardo'nun tüm hayatı boyunca öğrendiği her şeyi aslında insan doğasıyla anlattığı bir hikayedir.
Ve şöyle der.
İnsanların gerçek duygularını asla tam olarak bilemeyiz.
Sinsice yaşanan duygular insanların bize, bizim de onlara ulaşmamızı engeller.
Çünkü onlar gerçek bizi değil gösterdiğimiz yanlarımızı kabul ederler.
Mona Lisa'nın ifadesi Ona bakanla duygusal bağ kurabildiği için dünyanın en ünlü resmine dönüşmüştür.
Birçok duygumuzu aynı anda tetikler.
Ne var ki çoğu insan böyle duyguları yalnız kendisini yaşadığını sanar.
İşte iyi sanat bize bunu yapar.
Bir resme baktığımızda, bir müzik dinlediğimizde, bir tiyatro sahnesinde veya bir filmde bunu yaşarız.
Sanat eserinin nasıl yapıldığı veya onunla ilgili tartışmalar uçup gider.
İnsan olmanın ne anlama geldiğinin en derin açıklaması olur.
Sizce sanat boş bir uğraş mı yoksa hayatımızı sessizce yöneten bir güç mü?
Yoksa bir işaret mi?
Sanatın ne işe yaradığını öğrenmek için bir sonraki videomuzu izleyebilirsiniz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
