
Hisleri Görmek ve Resmetmek! Rembrandt Mucizesi: Gece Nöbeti
3 Eylül 2023 · 21 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Hisleri görmek ve resmetmek onun mucizesiydi. İnsanlardaki hisleri görmek için resmetti.
Rembrandt'ın hareketi "Gece Nöbeti" ile başlar.
Resimde sadece savaşa hazırlanan askerleri görmeyiz. Aslında zengin tüccar olan bu askerlerin kaotik dünyasını da görürüz. Kaosun düzenini nasıl sağladığını ise bu bölümde dinliyoruz.
Transkript
400 yıl sonra Rembrandt'ın Gece Nöbeti resmine bakıldığında savaşa hazırlanan bir askeri birlik görülür.
O zamandan beri biz de mola vermeden bu hazırlığı izliyoruz.
Bu askeri birlik Hollanda'nın önde gelen zengin tüccarlarının oluşturduğu geçit törenlerinde kullanılan bir askeri birliktir, loncadır.
Geleneksel askeri kıyafetleri giyip tören geçitleri gibi kutlamalarda yer alırlardı.
Bu resim yani gece nöbeti yıllardır hareket halindedir.
Bu kozmik hareketler Rembrandt'ın ve resmin özüdür.
Ancak resme hayranlığımız bu 17 sıkıcı adamın hazırlığından ibaret değildir.
Hareket Rembrandt perdeyi açtığında yani resmi ilk tanıttığında başlar.
Perde açılacak ve tüm dünya ışık ve gölgenin, kavga ve sakinliğin, vicdanla utancın savaşını görecekti.
Şanslı ve paralı seyirciler, perdenin önünde, sakat ve dilencilerse birbirleri üzerinde yükselerek dışarıdan izleyeceklerdi.
Halatı tutan Rembrandt, zengin ya da fakir, sakat, dilenci veya sağlıklı, her insanda bir şey görmüştür.
Tüm hayatı boyunca da insanlar da bu gördüğü şeyi resmedecektir.
Perde açılır ve gece nübeti dünyaya sunulur.
Rembrandt'ın mucizesi budur.
Hisleri görmek ve resmetmek.
Rembrandt ve Mucizesi Gece Nöbeti Buraya Bakarlar Podcast'inin 11.
bölümüne hoş geldiniz.
Rembrandt'ın Gece Nöbeti resminde oluşturmak istediği izlenim çok açık.
Hareket. Ama işin zorluğu da aslında tam olarak bu.
Farklı yönlerde ilerleyen insanlar var.
Bir asker silahına barut doldururken, diğeri silahını ateşler.
Her asker farklı hareketler yapar.
Beni en çok etkileyen şeyse...
Bu kadar hareket içindeki denge.
Bu dengeyi nasıl oluşturdu peki?
Bu denge resmin ortasındaki iki zıt karakterle kurulmuş aslında.
Bir tarafta siyah üniformasıyla yüzbaşı var.
Hemen yanındaysa beyaz üniformalı teymeni.
Resimdeki her şey bu ikiliden diagonal olarak ayrılır.
Diagonal kelimesini matematik derslerinde görmüştüm ama unuttum.
O yüzden... Tekrar hatırlatmak için kısaca şöyle açıklayabilirim.
Elime bir çikolata aldım diyelim.
Eskiden çikolatayı ikiye bölmek özellikle iki üçgen halinde bölmek havalı bir şeydi.
Kısaca X şeklinde bölmek diyelim.
Yine öyle böldüm.
İşte ortasında oluşan çizgi yani bir köşeden diğerine dek oluşan kırılan çizgi diagonaldi.
Gece nöbeti resminde de her şey yüzbaşı ve temininden diagonal olarak uzaklaşır.
silahların ve mızrakların doğrulttuğu yönle verir.
Bu diyagonal çizgiler dışında yüzbaşı ve teğmen adeta üç boyutludur.
Resimden neredeyse çıkacak gibi derdir.
Sanki elinizi uzatsanız yüzbaşıyı oradan çekip alabilecekmişsiniz gibi bir izlenim verir.
Yüzbaşının yanındaki teğmenin elinde bir mızrak vardır.
Mızrak normalden biraz daha kısa ama daha da keskinleştirilmiş gibidir.
Resme dokunsanız, belki elinizi kesecek kadar keskindir.
Rembrandt bu etkiyi verebilmek için mızrağı olduğundan biraz daha kısaltmış ve uçlarını keskinleştirmiştir.
Üç boyutlu çizmiştir.
Hatta mızrağın gölgesi bile bu yüzden resimden taşar.
Başka bir sırrı da birkaç yüzyıl sonra olsa bile fotoğraf çeken herkesin bildiği bir sırdır.
Ön plana aldığı figürleri ya da nesneleri netleştirerek daha da detaylı daha da keskinleştirerek arka planı bulanık hale getirmek.
Rembrandt da ön plana önemli bu iki figürü koymuş ve arkadakileri bulanıklaştırmıştır.
Bunu bazen izlediğimiz filmlerde de görürüz.
Önemli bir konu anlatılırken seyirciye daha da vurgu yapabilmek için, anlatabilmek için iyice keskinleştirilir ve arkası fluğlaşır.
Gece nöbetinde de arka plan buğulanmıştır.
Rembrandt bununla derinlik algısı yaratır.
Biz bu resme baktıkça daha da detay görürüz.
Mesela yüzbaşı ve teğmenin arkasında 3 asker vardır.
Üçünün elinde de arkebüz denilen bu uzun namlunu eski tip silahlardan, ateşli silahlardan vardır.
Gerçek askerler ne yaparlarsa bu askerler de onu yapar.
Yani biri silahını doldurur, birisi ateşler, diğeri de silahını temizler.
Hatta resimdeki pozlar O yüzyıldaki silah kullanma talimatlarındakinin birebir aynısıdır.
Gece nöbetindeki askeri birliğin adı Crow Veneers'tır.
Flemenkçe uzun namlulu silahlı adamlar gibi bir anlama gelir.
Bu birliğin simgesi de bir tavuk pençesidir.
İşte bu tavuk pençesini gece nöbeti resminde küçük kızın belinden asılı görürüz.
Resmin merkezindeki yüzbaşının elinin gölgesi yanındaki teğmenin üniformasına düşer.
Tam da öyle bir noktaya düşer ki Amsterdam'ın koruyucuları olduklarını simgeler.
Çünkü o simge bir aslan ve 3X işaretiyle birleştirilmiştir.
Yani Amsterdam kentinin simgesidir bu.
Şunu demek ister.
Clovinius yani uzun namlulu silahlı adamlar Amsterdam kentinin koruyucularıdır.
Rembrandt'ın resminde her şey bir gölge banyosunda erir.
Daha uzak ya da yakın görünen gölgeler bile erir.
Bu ışık gölge oyunları aslında bir tekniktir.
Bu tekniğin adı chiaroscuro'dur.
Yani ışık ve gölge oyunları diyebiliriz.
Zıtlık oluşturur.
Bunu şöyle düşünebilirsiniz.
Gece duvara bir fener tutun ve fenerin önüne elinizi koyun.
Nasıl görünüyor? Korkutucu değil mi?
Burada da Rembrandt'ın daha doğrusu chiaroscuro tekniğinde yapılan şey tam olarak da budur.
Yani ışık ve gölgeyle zıtlık yaratmak.
Resimde de bu teknik bazı şeyleri gizlemek, bazı şeyleri de patlatmak daha da vurgulamak için kullanılır.
Rembrandt'ın tekniğinin ışık-gölge oyunlarının babaları sayılan Caravaggio ve Titian'dan farklıdır.
Çünkü Rembrandt'ın derdi zıtlık oluşturmak değil, tam tersi bir buğu oluşturmaktır.
Sisler içinde, buğular içinde bir resim görürüz adeta.
Rembrandt'ın da derdi renkler değil, Ara tonlardır.
Farklılıkları detaylarda gösterir ama daima resim bu içindedir.
Yarı gölgeler titreşimden ibarettir.
Bu titreşimler her yerdedir.
Hareketsiz duvarda bile.
Bu sayede figürlerin hareketi özel bir karakter oluşturur.
Işık her şeyin içinden akıp gider.
Rembrandt bu resimde özellikle iki karakter için bu ışık gölge oyunları tekniğini kullanmıştır.
Ve arkasındaki küçük kız.
Yüzbaşı birliğin lideridir.
Küçük kızsa birliğin simgesidir adeta.
Maskotudur. Yani birliği temsil eden iki figürü de bir arada görürüz.
Yüzbaşı eliyle bir emir verir ve birliğin toplanmasını emreder.
Gölgesi teminine düşer ve aydınlatır onu.
Tüm birlik bu aydınlanan ışıkla bir düzen oluşturur adeta.
Ama yüzbaşının aksine küçük kız tam zıttını temsil eder.
Küçük kızın bulunduğu alan sanki bir sınır çizgisi gibidir.
Ondan öncesi birlik ve düzeni temsil ederken ondan sonrası kaosun, buğulu gözlerin ve insanların ne olduğu anlaşılmayan halleridir adeta.
Amaçsızca dağılan askerler ve yüzleri ne olduklarını, nerede olduklarını tahmin etmeye çalışır.
Sanki hepsi kendi dünyalarında kaybolmuştur.
Resim askeri birliğin savaşa hazırlanıp harekete geçeceğini söylese de bir taraftan tam tersini de iddia eder.
Yani hiçbir zaman hareket edilmeyecek, hiçbir zaman o savaşa gidilmeyecektir.
Resmin yapıldığı dönemde Hollanda-İspanya savaşı yeni bitmiş ve adeta Hollanda yani Amsterdam özellikle bir zengin kent haline dönüşmüştür.
Para sürekli Amsterdam'a akar.
Zenginler... Paralarına para katmıştır.
İyice güçlenmişlerdir.
Hollanda altın çağını yaşarken Rembrandt da tabi bunun farkındaydı.
Rembrandt zenginlerin para harcayacak yerler aradığını biliyordu.
Amsterdam paranın başkenti olmuştu adeta.
Rembrandt bu zenginlerin şımarık oyunlarından da biraz sıkılmıştı.
Bu resimde bence Rembrandt zenginlerle ya da bize tepeden bakan zenginlerle diyelim alay etmişti.
Resmin kazananı yoktur.
Ne savaş ne de barış.
Rembrandt bu dengeyi bazen ışıktan gölgeye atlayarak, bazen de kalabalıktan bireysele, bireye inerek gösterir.
Kaos ve düzen.
Rembrandt ikisinin de kazanmasına izin vermemiştir.
İzin verseydi, uğrunda savaştığı en önemli mucizesini kaybedecekti.
Hisleri gören ve onları resmettiği mucizesini, yani hareketi.
Gece nöbeti resmini böyle birkaç dakikada anlatmak çok mümkün olmasa da beni en çok etkileyen kısmını aktardım.
Bu resmin başına daha neler gelmemiş ki?
Mesela 1700'lü yıllarda ilk yapıldığı alandan taşınırken taşındığı yere sığmadığından, kapıdan geçmediğinden yaklaşık 60 santim sol kısmı ve üst kısmı kesilmiş.
Buna inanamıyorsunuz belki ama gerçekten bu olmuş.
Bunun dışında 2. Dünya Savaşı sırasında 3 yıl 3,5 yıl karanlık bir zindanda saklanmak zorunda kalmış.
Nazilerin peşinde olduğu bir şeyi özellikle de bu kadar pahalı önemli bir resmi saklamak çok zor olmalı.
Bunun dışında son dönemlerde de yani son 50-60 yılda da bıçaklı saldırıya uğramış, üzerine asit dökülmüş ve yine bu asitten kaçınmak için korunmak için suyla
ısıtılmış. Yine de buna rağmen...
Hollandalıların ya da Filomenklerin diyelim tüm onurunu ve gururunu saklayan, koruyan ve gösteren bir eser.
Günümüzde halen hareketin bitmediği bir resim.
Şimdi bu resmin sessiz tiyatrosuna geçiyoruz.
Sessiz tiyatroda tabloları konuşturan hırsızımız bu resimle ilgili çok önemli bir detayı açıklıyor.
Aylardır takip ediyorum.
Rembrandt'ın gece nöbetine gittikçe yaklaşıyor.
Müzenin ziyaretçi listesinde haftalardır aynı kadının yani hırsızımızın ismi var.
Deniz Berger.
Tüm ipuçları bunu gösteriyor.
O tabloyu çalmasına izin veremem.
Duyabiliyorum. Resim benimle konuşuyor.
Bana onu almamı ve tüm dünyaya sırrını açıklamamı istiyor.
Aman tanrım.
O değil mi?
İşte orada.
Hızlı davranmalıyım.
İstedebiliyorum. Resim beni çağırıyor.
Dur. O tabloyu alamazsın.
Sen. Dedektif.
Nasıl buldun beni anlamıyorum.
Resim benimle konuşuyor duymuyor musun?
Sırrını dünyaya anlatmamı istiyor.
Bu doğru değil. Resimler konuşmaz.
Yanılıyorsun canım. Bu Rembrandt'ın gece nöbeti.
Bu sadece bir resim değil tatlım.
Bir mesaj. İzin verirsen anlatayım.
Yalnızca iki dakikam var.
Peki. Resim bir milis bölüğünden oluşuyor.
Milis mi? Evet milis yani silahlı sivil askerlerin grubu diyebiliriz.
Daha çok törensel bir grup diye düşün.
İşin şov kısmındalar yani.
Hani geçit törenlerinde ya da kutlamalarda falan görünüyorlar.
Eee yani ne olmuş bundan bana ne?
Çünkü halkın gururun isim geliyorlardı.
Senin benim gibi tiplerin yani.
Üstelik bu bölüklerde yer almak için bayağı da bir para akıtmak gerekiyordu.
Yani resimde gördüklerin elit insanlar tatlım.
Evet anladım.
Ama bu resim koridordaki diğer grup resimlerinden çok farklı.
Evet. Çünkü ışık bu resimde eşit dağılmamış.
Bak görüyor musun? Özellikle karanlıktan ışığa çıkartıyor bizi.
Gölgeler bile dalgalı.
E bu da onu ayırıyor.
Şimdi anladın mı niye bu tabloyu özellikle istediğimi?
Resim benimle konuşuyor çünkü ben o resmin kayıp parçasıyım.
Onun gerçek mesajını çözebilecek tek kadın benim bu dünyada.
Ne diyorsunuz Allah aşkına?
Ne kayıp parçası?
Resimdeki asker bölünün kayıp üyesi benim dedektif.
Anlamıyor musun? Tablo bana sesleniyor.
Geri gelmemi istiyor.
Görevimi yerine getirmemi söylüyor.
Sana bir şey söyleyeyim mi?
Sana inanmıyorum.
Senin inanmana ihtiyacım yok zaten.
Bana tablonun inanması yeterli.
Bak izin ver sana hemen şu yukarıdaki salonda kayıp defter notlarını göstereyim.
Orası müzede doğru düzgün kimsenin okumadığı notların olduğu yerlerden bir tanesi.
Madem aylardır seni yakalamak için bunca zaman bekledim.
Bunun için de birkaç dakika daha beklerim.
O zaman devam etmeliyiz.
Derinlemesini araştırmalıyız.
Henüz tehlikeyi atlatmış değiliz farkındasın değil mi?
Biliyorum. Resim hala benimle konuşuyor.
Bana ortaya çıkarılacak daha çok fazla sır olduğunu söylüyor.
Şuna bak. Burada bölüğün kayıp üyesinin bir kadın olduğu yazıyor.
Görüyor musun? Bu inanılmaz.
Sanki resim başından beri seni çağırıyormuş gibi.
Evet, öyleydi.
Ve şimdi resmin asıl mesajının ne olduğunu biliyorum.
Aman tanrım. Bölüğün lideriydi ve asla bulunamadı.
Bu kayıp kadın sadece lider değil.
Aynı zamanda, aynı zamanda güç ve cesaret sembolü olan bir kadının hikayesi.
Rembrandt, Rembrandt bunu özellikle koymuş ve yıllardır da gizlenmiş.
Bu sırrı bütün dünyayla paylaşmamız gerek dedektif.
Çünkü bu, çünkü bu 1600'lerden beri bize kadın erkek eşitliğini anlatıyor.
Resmen kadının gücünün sembolü.
Rembrandt'ın Gece Nöbeti eserinde daha önce hiç görülmemiş bir mesaj ortaya çıktı.
Bu mesaj 1600'lü yıllarda yani kadının daha hiçbir hakkı yokken yaratılmış.
Cinsiyet eşitliği ve kadının toplumsal yeri anlamında çok önemli bilgiler veriyor.
Bu mesajı keşfeden ve tüm dünyayla paylaşan Deniz Berger'in ve ona yardımcı olan dedektif Turgay Çallı'nın İtalya'daki konuşmasını getiriyoruz şimdi.
Beni kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim.
Gece nöbetinin gerçek mesajını sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum sevgili halkım.
Evet. Bunu Deniz Hanım olmadan kesinlikle başaramazdık.
Tabloların kendisiyle konuştuğuna olan inancının bir delilik değil, aksine bir yetenek olduğunu nihayet dünyaya kanıtlamayı başardı.
Deniz Berger ve dedektif Turgay Çallı bu kez İspanya'daydı.
Evet, evet. Birçoğunuzun bildiği gibi resimde gösterilen milis bölüğünün kayıp üyesi bir kadındı ve onun sayesinde tablonun gerçek mesajını anlayabildim.
Herkesin gözünün önündeki bir tablodan bu mesajı alması büyük bir yetenek.
Ve işte sırf bu yüzden gece nöbeti sadece bir tablo değil, bir mesaj.
İşte dünyanın her yerindeki kadınlar için bir güç sembolü.
Gece nöbetinin hikayesinin ünü artmaya devam ederken tablodaki mesajı ortaya çıkaran kişi Deniz Berger uzun süredir suskun.
Geçtiğimiz aylarda dünyanın dört bir yanında konferanslar veren Deniz Berger, iki ay önceki Fransa'daki konferansından sonra yeni açıklama yapmadı.
Yeni açıklama yapmayan ve basında görünmeyen Deniz Berger'in söz konusu suskunluğu merak uyandırıyor.
Hatta yorgunum ama bir kale gezisine katılacağım demişti.
Neydi kalenin adı?
Güvencinada Kalesi.
Yakınmış burası.
Gidip oradakilerle de bir konuşayım.
Hiçbir şeye
benzemiyor. Bir geçit ama çok derin.
Yayınlamaz ki. O böyle yerlere hiç sevmez.
Yoksa, yoksa kaçırıldı mı?
Ne pahasına olursa.
Bu duvarlardaki işaretler de ne?
Bu, bu nasıl bir delilik yine?
Siz kimsiniz?
Kadından ne istiyorsun?
Biz gerçeğin koruyucularıyız.
Ve Deniz bizden biri oldu.
Evet, evet dedektif.
Bu insanların tek derdi aslında resimlerdeki gizli mesajları bulmak ve dünyaya göstermek.
Biz çok asil, çok onurlu bir iş yapıyoruz.
Sadece göz önünde olmak istemiyoruz.
Çünkü göz önünde olursak kolay yem oluruz.
Onlar bana yardım etmek için buradalar.
Deniz, bize mi?
Neler diyorsun sen?
Ünlü resimlerin yalnızca seçilmiş birkaç kişi tarafından anlaşılan gizli mesajlar ve kodlar içerdiğine inanıyoruz.
Onu kendi güvenliği için burada tutuyoruz.
Deniz emin misin? Gitmek istemiyor musun?
İstiyorum ama kalmam lazım dedektif.
Resimlerdeki sırları ortaya çıkarmalarına yardım etmem için beni ikna ettiler bile.
Bana, bana bu resimlerde sırlar olduğunu mu söylüyorsun?
Evet ve onları ortaya çıkarmamıza yardım edecek sen ve Deniz gibi insanlara ihtiyacımız var.
Emin değilim. Kulağa gerçek olamayacak kadar iyi geliyor.
Bu insanlara güvenebilir miyim bilmiyorum.
Ama, ama söyledikleri doğruysa...
O zaman kalıp onlara yardım etmeliyiz sanırım.
Gerçeği ortaya çıkarmak için ne gerekiyorsa yapmalıyız.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
