
Zihinsel Wi-Fi / Telepati Nedir? Neden Yapmalıyız?
1 Temmuz 2024 · 24 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Zihinlerimizi konuşturan telepati nedir, nasıl yapılır? Detaylarıyla anlatıyorum.
***
Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese selam arkadaşlar. Alternatif Vizyon'a hoş geldiniz.
Ben Ayça. Bugün biraz ruhsal farkındalıklarımıza değinmek istiyorum.
Çünkü bu konuyu açıkçası çok heyecan verici buluyorum.
Çoğumuz aslında doğuştan sahip olduğu ama sonradan unuttuğu ya da farkında olmadan hayatının bazı anlarında kullandığı bir fenomenden bahsedeceğim.
Nedir bu? Telepati.
Günümüzde çoğu insan farklı bilinç hallerini ve duyular dışı algılamaları deneyimleyebildiklerini ve artık bilincimizin bildiğimiz o normal anlamda fizik sınırını aşabildiğini kabul ettiler.
Bunlardan biri de Telepetik bağ kurabilmek.
Telepetiği yaşamımıza dahil edebilmek.
Hayao Miyazaki'nin filmlerini çoğumuz biliyoruz değil mi?
Çok büyük bir kitlesi var.
Hayran kitlesi var. Manga ve anime sanatçısı kendisi.
Miyazaki'ye göre her birimizin bazı ruhsal yetenekleri var arkadaşlar.
Ve bu yeteneklerimizi ortaya çıkartabilmek için büyük bir amaç gerekiyor.
Yani amacınız ne kadar büyükse yeteneğinizi keşfetmeniz o kadar kolay oluyor.
Telepeti yeteneğimizi ortaya çıkartabilmemiz için de Gerekli ilham yani bir neden.
Buna ihtiyacımız var. Size ilham olan şey, yeteneğiniz ortaya çıkartacak olan sebep nedir?
Bunu bulmanız gerekiyor.
Bir inanca sahip olmadan yaşayabileceğini düşünenler telepati yeteneklerini maalesef gün yaşına çıkartmadan hayatlarına devam edebiliyorlar.
Çoğunun zaten bunu uygulamıyoruz.
Ya da biraz önce dediğim gibi uyguluyoruz ama kısıtlı olarak uyguluyoruz ve farkına varmıyoruz bu yeteneğimizin.
İşte sizler bunlardan mahrum kalmayın diye yaptığım araştırmalarla telepatiyi...
Aşağınıza getirdim. Bohçacı geldi diye şimdi devam edeceğim.
Artık bu cümle oraya kadar gitti.
Hadi başlayalım. Peki nedir telepati?
Beş duyu organımızı kullanmadan algılama ve iletişim kurabilme yeteneğimiz.
Telos ve patos kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşuyor.
Telos uzak demek, patos da yol anlamında.
Hani bu mesafe fark etmiyor ya biraz sonra bahsedeceğim.
O yüzden bu kelimelerin birleşmesiyle ortaya çıkmış.
Ve ilk kez 1882 yılında İngiliz psikolog Frederick Myers telepati terimini ortaya çıkartmış.
Psijik fenomenleri inceleyerek zihinlerimizin ve ruhumuzun...
Uzun üzerine uzun çalışmalar yapmaya başlıyor ve Myers diyor ki telepati yöntemiyle düşüncelerimizi ya da duygularımızı sözde olmayan bir şekilde başka insanlara aktarabiliriz.
Bakın bunu söyleyen bir psikolog.
Bunu yapabilen insanların da telepati yeteneğine sahip olduğunu belirtiyor.
Konuşmuyorsunuz, ses yok, mimik yok.
Hiçbir bilinen duyu organlarını kullanmadan mesafe fark etmeksizin karşı tarafa kendi duygularınızı ya da düşüncelerinizi iletebiliyorsunuz.
Normalde herkes telepatik bağ kurabiliyor.
Farkında olmadan bunu normal yaşantımızda da biraz sonra detaylarından bahsedeceğim.
Kullanıyoruz zaten. Peki neden fark etmiyoruz?
Ya da neden bilinçli olarak daha ileri seviyelerde kullanamıyoruz telepatiyi?
Doğuştan sahip olduğumuz bu özelliği neden unuttuk?
şu anda neden inanmıyoruz? Bunları zamanla günlük hayat tarzımız ve yanlış telkinler unutturmuş arkadaşlar.
Yani hala kullanmaya devam ettiklerimiz var ama çoğu telepati Peki neden?
Hatta Freud da aynı görüşte.
Telepatik özelliklerimizin baskılanmış eski insan özelliği olduğunu söylüyorlar.
Şimdi siz bir aileye doğuyorsunuz değil mi?
Belli inançları olan bir anne bir baba var.
Eğer çok böyle aykırı birisi değilseniz zaten genelde anne ve babanızın bakış açısına sahip oluyorsunuz.
Onların vizyon ve misyonunu zaten alıyorsunuz.
Şimdi sizin anneniz ya da babanız telepatiğe inanan birisi olsa ve aralarında bir şekilde telepatik bağlarını geliştirmiş ve birbirleriyle bu şekilde iletişim kuruyor olsalar.
Bunu öğrenir misiniz ve inanır mısınız?
Evet. Öğrenirsiniz ve inanırsınız.
Ama biz de şu anda genel olarak böyle bir inanış olmadığı için zamanla bu yeteneğimizi kullanmadığımızdan dolayı hani olur ya yapmaya yapmayı unuturuz derler.
Çok basit mesela ben kendime örnek vereyim.
Çok basit bir raporu belli bir süre yapmazsam eğer unuturum ben de.
Bu da bunun gibi bir özellik.
Biz de bu yüzden aslında telepatiği unutuyoruz arkadaşlar.
Mesela doğuştan sahip olduğumuz bir yeteneğimiz dedim ya.
Bunun bir kısmı telepatinin yani bir kısmı sezgilerimiz.
Birilerini tanımaya çalışırken telepatik yeteneğimizi kullanmaya çalışıyoruz.
Hani birilerini tanıdığımızda hemen onunla ilgili birkaç aslında bilgimiz olur ya, görüşlerimiz olur.
Genelde buna ne derler? Önyargı derler.
Aslında bu telepatik bir bağ kurmaya çalışarak karşı zihni...
tanımaya çalışmamızdır.
Yani karşı tarafı gözlemlerken kalbimizin sesini dinlemek gibi bir şeydir.
Bu aslında önyargı değil.
Aynı kimler gibi arkadaşlar?
Mısırlılar gibi. Mısırlılar da kalplerini kendi içlerindeki ilah olarak görürlerdi.
Kalplerini dinleyerek doğru vicdan ve karar aşamasından geçebileceklerini düşünürlerdi.
Mesela örnek verelim buna.
Günlük hayatta diyelim ki sevgilinizin çok ufak bir hareketinden şöyle bir kabaca diyeyim.
Kıllandınız tamam mı?
Allah Allah dediniz. Öyle yapmazdı ya da işte buraya gitmek istemezdi falan diyor.
Çok da önemli bir şey değil ama kötü bir his doğdu içinize.
İşte telepati de diyor ki bu konuyla ilgili aklına ilk gelen bilgiler doğrudur.
Çok fazla mantık yürütmeden sezgilerinizin izinden giderek telepatik yeteneğinizi geliştirebilirsiniz ve doğruyu görebilirsiniz diyor.
Unutmayın ki Shakira da eşini sadece birazcık boş gördüğü ve eşinin yemekten nefret ettiği bir reçel kavunuzdan dolayı yakalamıştı değil mi?
Aldatıldı. Sanırım konser tonresi sonrasında evine geliyor Şakira.
Buzdolabını açtığında tadını sevgilisinin işte eşinin hiç sevmediği bir reçel kavanozunun biraz boşluğunu görüyor.
Ve içine kötü bir şey doğuyor yani kötü bir his doğuyor.
Sezgilerini takip ediyor.
Biraz deştikten sonra Mers'e eve başka bir kadının geldiğini ve eşinin onunla beraber olup onu aldattığını öğreniyor.
İşte alın size telepatinin tapı arkadaşlar.
En yükseği. Kadın resmen telepatik sezgilerini aktif hale getirmiş ve bence Shakira'nın telepatik yeteneği çok yüksek.
Hani deriz ya kadınlar anlar, kadınlar hisseder diye.
İşte bu da bunun gibi bir sezgi aslında.
Ya da bazen şöyle şeyler yaşıyoruz.
Şimdi seni düşünüyordum.
İşte o arada arkadaşınız aradı.
Düşündüğünüz bir arkadaşınız aradı.
Ya da arabada gidiyorsunuz bir şarkı mırıldanıyorsunuz.
O arada radyoda o şarkı çalmaya başlıyor.
Ya da arkadaşlarınız sohbet ederken aynı anda aynı şeyleri söylüyorsunuz.
Aynı fikirler aklınıza geliyor.
Bunların hepsi sahip olduğunuz telepatik yetenekten kaynaklanıyormuş.
Bizler tam olarak nasıl unutmuş olabiliriz telepatik yeteneklerimizi?
Bunların hepsi Amerika'nın oyunları arkadaşlar.
Her şeyi de Amerika'ya atalım.
Şimdi şöyle oluyor.
İzlediğiniz yabancı filmleri bir hatırlayın.
Telepati yönteminin çok mucizevi bir şey olduğunu, hatta telepatik bağla beynimizden çıkan frekans dalgalığıyla karşı tarafı köreleştirebildiğimizi düşündürüp sonradan da bunu
yapamayınca dalga geçmemize sebep oldular.
Bakın nasıl bir ilişki kurmuşlar.
Yani böyle bir algı oluşturdular.
X-Men filmindeki Profesör X'i hatırlayın eğer izlediyseniz.
Millete kölesi yapıyor değil mi düşüncelerine?
Çünkü kendi düşüncelerini karşı tarafa aksediyordu.
Yani telepetik güç kullanıyordu.
Her ne kadar bu Profesör X iyi bir karakter olsa da insan da imkansız algısı yaratmadı mı?
Ve sonra biz bunu normal gündelik hayatta yapabildik mi?
Yapamadık. O zaman ne dedik?
Aa telepati diye bir şey yok.
Böyle bir şey imkansız dedik.
Ya da Matrix'i düşünün.
Matrix filminde zaten baştan sona telepati yapıyorlar.
Bize çok mucizevi olaylar olarak anlatıldı.
Şu anda bazı bilgiler ortalıkta dönüyor.
Aa gerçekten hayat bir simülasyon mu vesaire gibi ama hiçbir şekilde zaten bilimsel kanıtı yok.
Peki bunları yapabilir miyiz gerçekten?
Yani telepatik bağ kurabilir miyiz?
Ya Ayta'cığım. Ben eski sevgilimle barışmak istiyorum ama o bana gelsin.
Mesaj falan atmak istemiyorum.
Şu bağı nasıl kurabiliriz demiş olabilirsiniz.
Çünkü en çok telepatik bağı arkadaşlar kullanmak için yani faydalanmak için bu yönde bir talep var.
Ya da işte işinizde müdürünüzün size terfi vermesini istiyorsunuz.
Şöyle bir tutamcık telepatik bağı kursam nasıl yapabilirim diye sordunuz şimdi.
Öncelikle bu bir ruhsal görü değil.
Bu cepte tamam mı? Telepatide yapılan en büyük yanlış bu arkadaşlar.
Çünkü ruhsal görüde ikinci bir kişiye gerek olmuyor.
Yani ruhsal görü görebilen kişi geçmişten gelecekten mesajları alıyor.
Telepatik bağda etrafta görünmeyen yayılan enerjileri kullanarak ki bunlar bizim beyin dalgalarımız bu dalgaların yavaşlamasıyla telepatik bağı en az iki kişiyle kurabiliyoruz.
Yani telepati ile ilgili yapılan çok fazla deney zihinden zihine düşünce ve duygu naklinin mümkün olduğunu ve bu aktarımının biraz önce dediğim gibi uzaklıktan etkilenmediğini göstermiş.
Biraz sonra yöntemlerden bahsedeceğim.
Modern çağımız şimdiki yaşadığımız zamanlarda arkadaşlar eski toplumların telepatik sistemlerini batıl ya da ilkel inanç olarak görmüşler.
Bu şekilde tanımlamışlar.
Hani deriz ya aman eskiden insanlar şöyle yaparmış diye.
Anlamadığımız için aslında ya da gerekli araştırmalar yapılarak gerçek ortaya çıkmadığı için ha ya evet şöyle yaparlarmış diye batıl ya da ilkel inanç olarak tanımlarız.
Ama 20. yüzyılın sonlarına doğru antropologlar diyor ki şu inançları neden, niçin yaptılar?
Ya bir yargılamadan tekrar eleştirelim, bir bakalım neler yapıyorlar, araştıralım.
Ve görüyorlar ki aslında bu inançların arkasında büyük bir deneyim ve bilgi birikimi var.
Ve günümüzdeki eski toplumlarda telepatiği kullanarak kaybolan insanları ya da kaybolan eşyaları bulduklarını fark ediyorlar.
Bizde de şimdi kaybolan eşya deyince aklıma Ethem Dede geldi.
Ya kesin var ya beni dinleyenler arasında.
Eğer beni dinliyorsanız o kafadasınızdır çünkü.
Ethem Dede diye bir şey var böyle bir kapının...
Eşiğine geçip kaybolan eşyanızı bulmak için Ethemde'de Ethemde'de diyorsunuz.
Bunun doğrusunu bilen varsa beni dinleyenler bana Instagram'dan mesaj atarsanız çok sevinirim.
Ben de uygulamak istiyorum ama internette çok fazla bilgi kirliliği var.
Eğer bunu uygulayıp da gerçekten bu Ethemde'de uygulayıp gerçekten eşyasını bulan birisi varsa bana yazabilirse çok sevinirim.
Şimdi eski insanlardan devam ediyorduk.
Av hayvanlarını bulmak için, işte bazı konularda kendilerine rehber olabilmeleri için aynı sezgi olayındaki gibi telepatiği kullanmışlar.
Daha yakın tarihlere bakalım.
Birçok bilim adamı da çok önemli buluşlarının arkasında çoğu zaman sezgilerinin olduğunu görebiliyoruz aslında.
Gözümüzün önünde aslında telepatiği kullandıkları.
Mesela Einstein. Zaten Einstein aklımıza ilk gelen insanlardan bence.
Einstein görecelik teorisini oluştururken gördüğü rüyalardan esinlenerek sezgileri...
ile hareket ederek bulmuş arkadaşlar.
Adam bilim adamı. Sezgilerine güveniyor.
Sanatçılar da aynı şekilde.
Telepati yaparken sezgilerinizi ortaya çıkartabilmek gerekiyor.
Ve bilinç bakımından bir tür ayrışma haline girmeniz lazım.
Hani bu ilham dediğimiz olay var ya işte bu da telepatik olay aslında.
Mesela Mozart eserlerini yazarken tam anlamı...
Kendi başıma olduğum, bütünüyle yalnız ve neşeli olduğum zamanlarda ya da uyuyamadığım gecelerde fikirlerimin en iyi akıp geldiği, en bereketli olduğu zamanlardır dermiş.
Nereden ve nasıl geldiklerini evet bilmiyoruz ama onlar kendimiz için kullanabiliriz.
Peki bilinç akımından ayrılmak biraz önce söylediğim ne demek?
Yani bu telepatiyi nasıl yapacağız?
Artık söyle diyorsunuz.
Ben biraz hani şunu yapmaya çalışıyorum aslında.
Bilinçaltınızı telepati fikrine sıcak bakmanız için hazırlamaya çalışıyorum böyle ufak ufak.
Çünkü ben gerçekten artık inanıyorum telepatiye.
Beyin dalgalarımızı yavaşlatmamız gerekiyor öncelikle.
Peki nasıl yavaşlatacağız yani?
Bu sonuçta bizim böyle elimizle ya da aklımızla yapabileceğimiz bir şey mi?
Şöyle arkadaşlar hangi haller yani bazı haller var.
Hangi anlarda beyin dalgalarımız yavaşlar?
Uyumadan hemen önce.
Manifeste hatırlayın. Uyandıktan hemen sonra çok aşırı meşgul olduğunuzda, çok yoğun olduğunuz anlarda, fiziksel ve ruhsal olarak tam dinlenme anlarınızda sizin telepatik
bağı kurmak için en uygun olduğunuz zaman arkadaşlar.
Bu duygu hallerinizdeyken özel bir şey yapmada telepatik halde olabilirsiniz.
Çünkü telepatik bağı kurmak demek sadece olumlu duyguya da düşünceleri iletmek değil.
Yine örnekle anlatayım.
Yeni başladığınız ilişkinizi düşünün.
Tamam bir tane yeni bir ilişkiye başladınız diyelim.
İlk aylar çok güzel.
Her şey mükemmel.
Sonra bir olay oluyor.
Ufak bir şey. Ve sizi tetikliyor.
Abi bir bakıyorsunuz korkularınız başımıza gelmeye başlıyor.
Abi ne düşünüyorsam başıma geliyor deriz ya.
Bunun gibi. İşte bilinçaltınızdakiler gerçekleşmeye başlıyor o anda.
Bunun sebebi de sahip olduğunuz telepatik güçler.
Hepimizin bilinçaltımızın köklerine yerleşmiş bir inat sistemimiz var.
inançlarımıza göre algılıyoruz her şeyi ve o tetiklemenin geldiğinin sabahında yaydığınız algıtılma korkusu olsun bu tetiklenen duygunuz, bu korkunuz sevgilinize yollanmaya başlıyormuş
arkadaşlar. Sabah uyandığımız anda beyin dalgalarınız gevşediğinden korkularınız sevgilinize gitmiş oluyor.
Şimdi e peki? Güzel şeyler varken madem ben farkında olmadan bu telepatik yeteneğimi kullanıyorum.
Neden korkularımı yolluyorum?
Niye iyiyi yollayamıyorum diyebiliyorsunuz.
Çünkü korku diğer duygularımızdan çok daha kuvvetli.
Hatta en kuvvetlisi.
İnancınız korktuğunuz şeyin başınıza geleceğinden çok emin.
Olmuş biliyor hakkınız bunu.
Çünkü köklerinizde o inanç var.
Bu yüzden her zaman ne diyoruz?
Güzel düşün ki güzel olsun diyoruz.
Aslında bu anlık olarak güzel.
Güzel düşün güzel olsun değil. Sürekli güzel düşündüğünüz zaman ne oluyor?
Bilinçaltınızdaki o köklere yerleşmiş olan inanç sisteminizi zamanla değiştiriyorsunuz.
Aslında güzel düşünmemin sebebi bu.
Bizler duygusal açıdan deforme olmuş insanlarız.
Savunma vaktimiz geldiğinde en az zararla kurtulmak için hep kötüyü düşünüp kendimizi hazırlamaya çalışmışızdır.
Yalan mı arkadaşlar? Yani farkında olmadan telepatiyi kendimize zarar verecek şekilde kullanabiliyoruz.
telepetik bağ kurmaya çalışırken nasıl yapabiliriz buna bir bakalım.
Tamam, ben şimdi şununla bir bağ kurmaya çalışacağım dediğiniz anda her zamankinden farklı düşünmeye başlıyorsunuz ve düşüncelerinizin fark ediyorsunuz yani farklı olduğunu.
Çünkü orada yeni bir inanç sistemi şu anda yükledim size.
Oturdunuz, sessiz bir yerdesiniz, terapitik bağ kurmaya çalışacaksınız birisiyle.
Düşüncelerinizin, beyninizin hangi bölümde yarıştığını anlamaya başlayacaksınız.
Doğru şekilde konsantre olursanız düşünceleriniz ön lobda değil, normal olan şekil bu.
Oksiptallopta ya da merkezde oluşmaya başlıyor.
Bu kısımda düşüncelerinizin kalmasını sağlamanız telepatik yeteneğinizi arttırmış olursunuz.
Bazı araştırmalara göre zamanla telepatik gücümüzün azalmasının sebebi epifiz bezinin boyutunun küçülmüş olması.
O yüzden düşüncelerimizin farklı yerde bulunması gerekiyor.
Dolayısıyla da etkisi bu bez küçüldüğü için azalmış.
Epifiz bezi nedir peki?
Uyku uyanıklık hali diyoruz ya.
İşte onun gerçekleşmesi için salgılanan hormonun üretimini gerçekleştiren bez.
Bakın burası çok önemli.
Bizim en çok telepatik anımız zaten uyku ve uyanıklık haliydi.
Bu sebeplerden dolayı bilinsel olarak da telepatik yeteneklerimizde azalma görülmüş olabilir.
Çünkü obez küçüldüğü için zamanla bu yeteneğimizi kaybediyoruz.
Mesela anne ve çocuk arasında bir tane bağ olur değil mi?
Özel bir bağ vardır. Bu da telepatik bir bağdır.
En çok da kimde oluyor?
Emziren annelerde bulunuyor bu hormonlar.
Ve bu hormonlar sayesinde anne ile çocuk arasında telepatik bir bağ kuruluyor.
Yoksa daha gözünü açamayan bir bebek meme emebilir mi sizce?
Minicik bir canı acıdığında anne kahrolur değil mi?
İçi gider çocuğun canı acıdığı için.
Ne olursa olsun bebeğinin güvenliğini sağlamak, onu doyurmak işte bunların hepsi telepatik bağdan kaynaklanıyor.
Gördüğünüz gibi bütün önyargıların aksine telepatik bilimsel bir olgu birkaç şarlatandan dolayı böylesi bir olgudan bence şu anda mahrum kalmışız.
Zaten parapsikolojisini de incelediği bir alan arkadaşlar.
bize iyi gelebilecek şeylerden önyargılarımız ya da bildiğimize emin olduğumuz düşüncelerden dolayı mahrum kalabiliyoruz.
Ya da ya bu iş zaten böyle.
Ben biliyorum. Öyle bir şey yok.
İnanmıyorum. Ben eminim demek.
Ya da bilmediği bir şeyi neden bilmediğini bilmeden yaşamaya devam etmek.
Kendimize yapacağımız kötülüklerden bir tanesi.
Neden söylüyorum bunları? Çünkü telepati konusuna çok önyargılı yaklaşıyoruz.
Uzun yıllar beraber olan yaşlı bir çift farmış arkadaşlar.
Evliliklerinin 50. Yemek yerken kadın içinden demiş ki 50 yıl boyunca hep kocamı düşündüm.
Ekmeğinin yumuşak tarafını severdiği hep ona verdim.
Ama bugün yumuşak kısmını ben yiyeceğim demiş.
Ve ekmeğin kabuklu kısmını...
Alıp eşine vermiş yumuşak kısmını da kendisi yemiş.
Kocası da şaşırmış ama çok da mutlu olmuş ve karısına demiş ki sevgilim bana günün en büyük mutluluğunu verdin.
50 yıldır ekmeğin en sevdiğim kabuklu kısmını yiyemedin.
Çünkü en çok sevdiğim o kısmının senin olmasını istedim demiş.
Yani emin olduğunuz inançlarının sonucunda fayda olabileceğiniz olgulara açık olun.
Bu kesin böyledir diye kendimizi diğer güzelliklerden mahrum etmeye gerek yok bence.
Kendim yaptığım araştırmalar sonucunda telepetik bağın böyle fiziksel olarak nasıl yapabiliriz?
Bundan böyle kendimce anlatacağım size.
Ben de yeni uygulamaya başladım.
Benimle uygulamak isterseniz eğer yaparsanız hani bu telepatik bağı anlatacağım şimdi size.
Bana yine yazın arkadaşlar.
Çok merak ediyorum çünkü olacak mı diye.
Ben 21 gün boyunca devam edeceğim.
Neden 21 gün boyunca yapacaksın Ayça demeyin.
Herhangi bir elle tutulur bir tarafı yok.
Sadece hep bu 21 gün muhabbeti vardır ya.
O yüzden ben de 21 gün boyunca devam etmeye çalışıyorum.
Öncelikle arkadaşlar telepatik bağ yapmadan önce yani özel bir bağ kurmak istiyorsanız temizlenmesi gereken en...
Yani telepati yaparken enerji çok önemli.
Sahip olduğunuz enerji ve enerji geçişlerinize bir bakmanız gerekiyor.
Kendinize değer vermediğiniz zaman enerji geçişleriniz ve hisleriniz kendinizi kapatıyorsunuz bu şekilde.
Savunmanız gereken yerde kalkanınızı açarsanız savaşmanız gereken yerde de gardınızı düşürürsünüz.
Yani değer vermediğiniz mutsuz anlarda bunu yapmayın.
Öncelikle bu enerjinizi temizlemeniz gerekiyor.
Ya da mesela anne ve babalarınızın sizlere olan öğretmeniniz.
geleceğinizi şekillendirir değil mi?
Eğer ebeveynlerinizin size yanlış davrandığını düşünüyorsunuz o anda yani ailenizle ilgili sorunlarınız varsa ve bunu fark ettiyseniz bunlarla yüzleşin, enerjilerinizi serbest bırakın ve o şekilde oturun.
Ya da mesela hala içinizde bazı insanlara karşı beslediğiniz öfke, nefret, suçlama, yargılama gibi duygularınız varsa gelecek yıllarda da tekrar aynı mutsuz koşulların içine çekilebileceğinizden
dolayı telepatik bağ yine bu enerji...
Yani ne olduysa oldu.
Geleceğinizi siz şekillendireceksiniz.
Ve eski aşklar onları yaşadınız ve artık bitti.
O ilişkilerden öğrenmeniz gerekenleri alıp...
öğrenin ve onları gönderin.
Eğer frekansınız aynı olsaydı ayrılmazdınız.
Ruh eşiniz olsalardı kopamazdınız.
Birlikte iyileşebiliyor olsaydınız onun özünü keşfedebilmiş olsaydınız bırakamazdınız.
O da sizi bırakamazdı.
Asla hiçbirimiz bir ilişkide acı çekmeyi hak etmiyoruz.
Önce kendimize güvenelim.
Sevdiğimiz kişi bir parçanız olabilir.
Yani sonradan eklenmiş bir parça.
Lego gibi. Ama kendi eksikliklerinizi kapatabileceğiniz birisi asla olamaz.
O yüzden benim nacizane tavsiyem arkadaşlar.
Birisinin sizi araması için, size değer vermeyen birisinin size tekrar ulaşmasını sağlamak için hele ki intikam duygusuyla.
Asla telepatik bağ kurmaya çalışmayın bence.
O yüzden bu enerjileri ve bu şekilde bu olayları anlatmaya çalıştım size.
Şimdi bu enerjiler hepsini gönderdik diyelim.
Sahip olmanız gerekenler de var.
Motivasyon, inanç ve konsantrasyon.
Bedenimiz beynimizi takip ediyor.
Bunu sakın unutmayın. Odaklanmanız gerekiyor.
İlk başladığınız anda bütün önyargılarınız size saldırmaya başlayacak.
Bırakın saldırsınlar, bırakın gelsinler, izin verin bu önyargılarınıza.
O anda kendinize gülün ben ne yapıyorum falan diye böyle.
Her deneyip de başarısız olduğunuzda aslında size yeni bir sonuç verecekler.
Çünkü bu başarısızlıklar başarıya giden, sıçrayan sonuçlar.
İstediğiniz süreci beyninizde canlandırın arkadaşlar.
Bağ kurmak istediğiniz kişiyi hakkınızda canlandırın.
Ve mutlaka bu canlandırma başarıyla sonlansın.
Yani onu canlandırdığınız anda sizin telepati...
Telepatik mesajınıza cevap verdiğini hissedin.
Onu görün. Canlandırmanız beyin hücreleriniz arasında geçişler yapacak.
Ve normal yaşamınıza döndüğünüzde beyniniz telepatik bağı kurmada başarılı olmaya hazır halde çoktan bunu başarmış olacak çünkü.
Ve arkadaşlar şu an kendimi büyücü gibi hissediyorum.
Bunu dediğime inanamıyorum ama gerçekten doğruymuş.
Resim arkadaşlar. Resim kullanabilirsiniz.
Telepatik bağ kurmak istediğiniz kişinin resmini.
İşte telefon. Ya da elinizde varsa onu alıp bu söylediklerimi o resme bakarak uygulayabilirsiniz.
Bazen bir şeyi çok isteriz ama hemen arkasından da vazgeçeriz.
Ya da olmazsa nasıl olur?
Ya da olacaksa nasıl olur?
Yani siz sonuca odaklanmayı seçin.
Nasıl olacağına değil. Telepatinin gücü görülüyor ki çünkü ölçülemiyor ve sınırsız.
Bu yüzden bilimsel olarak adamlar kanıtlayamıyorlar bunu.
Eğer telepati yapmayı deneyecekseniz kusursuz yapmaya değil inanarak yapmaya çalışın.
Kafka'nın dediği gibi insan unuttuğuyla yeniden tanışabilir.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kendinize iyi bakın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
