
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde, uyku ve yaratıcılık arasındaki büyülü bağlantıyı ve kaliteli uykunun zihinsel sağlığımıza olan etkilerini anlatıyorum.***Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese selam, Alternatif Vision'a hoş geldiniz.
Ben Ayça. Bugün uykudan bahsediyoruz arkadaşlar.
Uykunun hayatımızdaki etkilerinden bahsedeceğim.
Çok göz ardı ettiğimiz bir konu olduğunu fark ettim çünkü.
Hayatımızda o kadar büyük etkisi var ki ama biz uykuyu sadece bir dinlenme yeri olarak görüyoruz.
Ya da sadece vücudumuz hadi artık uyu gözlerin kapanıyor dediği zaman yatağa gidiyoruz.
Bu şekilde gördüğümüz için de uykunun hayatımızdaki önemini, hayatımızdaki yerini...
Maalesef göremiyoruz. O yüzden bugün Ariane Huffington'un uyku hakkındaki kitabını ilham olarak bu podcast bölümünü yaptım.
Kitabın adı Uyku Devrimi, onu referans alıyorum bugün.
İşte hayatımızı, bizi nasıl değiştirebilir uyku, bunlardan bahsedeceğim size.
Mesela her sabah yorgun, bitkin, sanki hiç uyumamış gibi uyanmak, işte gece yatağa girdiğinizde çenesi düşen zihninizi susturamamak, acabaları, keşkeleri bir türlü aklınızdan atamamak
ve bu yüzden de dinlenmeye...
çekilmenin bir mücadeleye dönüşmesi sonucu uykusuz kalıyoruz değil mi?
İşte bu durumlarla alakalı konuşacağım sizinle.
Bahsedeceğim uyku devrimi kitabı uykunun mucizevi etkilerini çok farklı bir bakış açısıyla anlatıyor.
Ben de beğendiğim bölümlerini aktarmaya çalışacağım size.
Uyku konusunda resmen büyük bir aydınlanma yaşadım.
Öncelikle kitabın çıkış hikayesinden bahsedeyim.
Ariane bir gün iş yerinde o kadar çok yoğun çalışmış ki çok yoruluyor.
İnanılmaz yorgun. İşte istediği şekilde uyuyamamış, istediği kadar uyuyamış vs.
Yorgunluktan bayılıyor arkadaşlar.
Böyle şılak diye olduğu yerde bayılıyor.
O zamanlar bir şirkette çalışıyor.
Yani yazar vesaire değil, dijital bir medya şirketinde çalışıyor.
Bu bayılma sonrasında büyük aydınlanmalar yaşıyor.
Bazı şeylerin sadece çok çalışarak elde edilemeyeceğini görüyor.
Bakın bu çok önemli. Hep çok çalışmalısın öğütleri duyuyoruz ya.
İşte bu onun bir göstergesi.
Ve arayan hayatında olmayan, daha doğrusu olması gerektiği kadar olmayan uyku sorununu fark ediyor.
Ve uyku düzenini sağlamaya çalışıyor.
Bunu sağlamaya çalıştıkça hayallerinin bir bir gerçekleştiğini görüyor ve şaşırıyor.
Bunu da diğer insanlara aktarmak için bu kitabını yazmaya başlıyor.
Bu arada kendisi Yunanistanlı yani Atina doğumlu.
20'lerinde Cambridge Üniversitesi'nde ekonomi okumuş.
Yani çok kültürlü bir hayat var.
Ben o yüzden bu kitabı okumaya başlamıştım.
Yazarlardan çok etkileniyorum.
Onların hayatlarından, yaşadıklarından.
Ki zaten bu da onun kendi deneyimlerine ait bir kitap olduğu için ben de okumaya başlamıştım.
O zaman hazırsanız başlayalım.
Uyku nedir sizce?
Uyku, vücudumuzun ve beynimizin kendini onardığı, hücrelerimizin yenilendiği, beynimizin çöp toplama görevini yaptığı bir süreç.
Sadece fiziki olarak dinlendiğimiz bir zaman dilimi değil.
Aryen diyor ki, iyi bir uyku, gün boyunca karşılaştığımız stresle başa çıkabilmenin anahtarıdır diyor.
Şimdi kendinizi düşünün böyle yorgun olduğunuzda, çok zorlu olaylar yaşadığınızda, stresli, kaygılı günlerinizde hep ne dersiniz, ne deriz yani?
Eve gideyim de uzanayım, eve gideyim de güzel bir uyuyayım deriz değil mi?
İşte bunların hepsi uykuyla dengede tutabiliyoruz arkadaşlar.
O yüzden aslında zihnimiz uyumaya ihtiyaç duyuyor bu durumlarda.
Uyuduğumuz anda beynimiz gün boyunca biriktirdiğimiz toksinlerden temizleniyor.
Dolayısıyla da ne oluyor?
Öğrenme yeteneklerimiz güçleniyor ve yaratıcılığımız artıyor.
Yani siz uyuduğunuz zaman o stresi, kaygıyı bir şekilde gönderiyorsunuz, beyniniz boşalıyor ve yerine yenileri geliyor.
Yeteneklerimiz güçleniyor, işte yaratıcılığımız artıyor, hayal gücümüz vs.
İlerleyen dakikalarla detaylarını anlatacağım.
Yani uyku bir tür reset atıyor bize.
Kendimizi yeniden başlatma tuşu olarak düşünebilirsiniz.
performansa ulaşmak için arka piyanda çalışmaya devam ediyor.
Bakın burası çok güzel. Ve buna Ariane temizlikçi diyor.
Erkisi gün için yeni bir beyin yaratıyor bize.
Hani hep derler ya her gece ne bir sabahı vardır.
Biraz daha otantikleştirelim.
Sabah ola hayrola.
Gerçekten de bizim bazı atalarımızın bazıları için söylüyorum.
Böyle bilim adımı olmadan bilimi güzel cümlelerle anlatmaya çalışmışlar.
Becerebilmişler bence. Şimdi hal böyleyken kayıt eleştirelim.
ve ihtiyacımızın olduğu kadar uyumazsak ne olur?
Yani neden kaliteli olması gerekiyor bu şekilde uykularımızın?
Uzmanlara göre arkadaşlar kaliteli bir uyku için günde 7 ile 9 saat uyumamız gerekiyor.
Yani bu saatlerde kesintisiz derin uyku halinde uyuyabilmek çok önemli.
Ayçacığım bana bir referans göster.
Yani ben işte uykum gelince gider yatağıma yatarım.
Biraz telefonuma bakarım sonra uyurum dediniz.
diye varsayıyorum. Yani hayatımı bu nasıl değiştirecek ki diyebilirsiniz.
O zaman hemen gerçek bir örnek vereyim.
Gerçek bir referans vereyim size.
Edison'u düşünün. Edison mesela ampul mucidi.
Adam Uyku bir zaman kaybıdır diyenlerden.
Hayatı boyunca mümkün olduğunca az uyumuş.
Ben az uyuyacağım, hani uyku çok gereksiz dermiş ve bu şekilde yaşarmış.
Ama gelin görün ki ne oldu arkadaşlar?
Yaptığı deneylerin çok büyük bir kısmı başarısız olmuştu değil mi?
Ama sonra bunu fark ediyor ve diyor ki ben uykusuz kaldığım için performansım düşük ve uykusunu düzenliyor.
Ve uykusunu düzene soktuktan çok kısa bir süre sonra başarıya ulaşıyor.
Yani buluyor bu mu? Yani Edas'ın hikayenin sonunda uykunun kıymetini biliyor.
Aliye'nin de dediği gibi vurguladığı tarafı şu, uyku eksikliği sadece sağlığımızı değil, iş başarımızı da etkiliyor, hayallerimizi de.
Mesela Amazon'un kurcusuna bakalım, Jeff'e bakalım.
En sevdiğim başarı hikayesine sahip olur kendisi.
Eğer Jeff o gün 8 saat uyumadıysa asla hiçbir iş toplantısına girmiyormuş arkadaşlar.
Umarım bu özeni ailede de gösteriyorsundur Jeff.
Çünkü bilmelisin ki iş hayatı aileden daha önemli değildir.
Yani karısını mutlu eden bir erkeğin bütün iş hayatı mutlu geçer.
Lütfen eğer o gün 8 saat uyumadıysan ailenle de herhangi bir konuda bir tartışmaya girme.
Yani ben bugün uykumu alamadım kalbini de kırabilirim de.
Gerçekten öyle olmalı. Gerçekten bence de eşler yani böyle yorgun olduklarında, stresi hissettiklerinde, ciddi anlamda uykuları alamadıklarında yani eşleriyle, partnerleriyle herhangi bir konuda bence gerçekten
tartışmamalılar. Şimdi bu Jeff'in 8 saat uyumadan toplantılara girmemesinin sebebi de beynimizin yorgunken aldığı kararların genellikle yanlış ve düşüncesizce olmasından
dolayı. Ben de zaten bu ailesiyle ilgili bu önerileri sunuyorum kendisine.
Burada şöyle düşünebiliriz.
Uykusuz kaldığınız dönemlerde hiç önemli bir karar verdiniz mi?
Ya da böyle bir karar verdiğinizde şey dediniz mi?
O zaman çok uykusuzdum, çok yorgundum, yanlış düşünmüşüm.
Muhtemelen uykusuzken verdiyseniz böyle bir kararı, bunun yanlış olduğunu sonradan mutlaka fark etmişsinizdir.
Bir başka örnek verelim. Pepsi'nin eski CEO'su Indra Noh'u söyleyelim.
O da Edison gibi uykuya fazla zaman ayırmayan, uykunun gereksiz olduğunu düşünenlerdenmiş.
Ama yıllar içinde işleri ne olmuş arkadaşlar?
Düşüşe geçmiş. Ve çalıştığı birçok yaşam koçu bunu fark etmiş.
Analizler yapmışlar.
Demişler ki sizin uyku sorununuz var, kaliteli uyuyamıyorsunuz.
Bu sebeple sizin işte yaratıcılığınız, hayal gücünüz, iş konusundaki başarılarınız vs.
hepsi etkileniyor. Lütfen uykunuzu düzene sokun.
Yani kaliteli bir uyku için bir şeyler yapmaya çalışın demişler ve bu kötü sonuçları bu şekilde fark etmişler.
Yani uykusuzluk kaliteli uyku düzeninin olması çok önemli.
Bu yüzden de bunu düzenlemiş Fesio.
Yine eski başarısına bu şekilde kavuşmuş arkadaşlar.
Ve Harvard Üniversitesi'nde bir tane çalışma yapılıyor.
Düzenli uykusuzlukla ilgili bir çalışma.
Uzun vadede uykusuzluğun, kaliteli uyku uyuyamamanın Alzheimer olma riskini çok...
büyük oranda arttırdığını görmüşler.
Ve bunlar arkadaşlar geri dönüşü olmayan hasarlar.
Yani beyninizde bu şekilde hasarlar yaratıyorlar.
Çünkü başta ne demiştik?
Uyku sırasında beynimiz toksinleri temizliyordu.
Eğer temizleyemezse ne oluyordu arkadaşlar?
Bunlar beynimize yer ettiği için işte bu şekilde geri dönüşü olmayan hastalıklar bize geliyordu.
Peki bu toksin dediğimiz şeyler nedir?
Gün boyunca Beyin hücrelerimiz arasında zehirli atık proteinleri birikiyor.
Bunlar sadece gece uykularında temizlenebiliyor.
İşte bu yüzden gerçek bir uyku bizi iyi hissettiriyor.
Ve uykusu arasında bu zehirli atıkları beynimiz temizlemeye çalışırken arkadaşlar vücudumuz gerçekten mucizevi bir şekilde bağışıklık hücreleri üretiyor.
Yani çok enteresan değil mi?
Bir yandan beynimiz bizim o gün içerisinde yaşadığımız zehirli bilgileri temizlemeye çalışıyor.
Ertesi gün için yerleri açmak için.
Diğer yandan da onlar savaştığından dolayı bazı saygılamalarla beraber bağışıklık hücrelerimiz yenileniyor.
Yani şu yaratımdaki güzelliğe özel.
niye bakar mısınız? Harika değil mi?
Çünkü bu sayede ne oluyor?
Bağışıklık sistemimiz güçleniyor ve hastalıklara karşı gereken bağışıklık tepkisini vücudumuz oluşturabiliyor.
Doğal vitamin gibi değil mi?
Dışarıdan değil. Önce içeriden kendimizi iyileştirmemiz lazım.
Şimdi aklıma geldi ya bu böyle içeriden dışarıdan deyince bu sıralar yankın, dışa bakan, rüya görür, içe bakan, uyanır kitabını okuyorum.
Hatta bu sözü hangi podcastta hatırlayamadım ama bir podcastımda da kullanmıştım.
Ruhumuzu çözümleyebileceğiniz bir eser.
Eğer bu aralar bir kitap arayışındaysanız ister huzur için böyle biraz yüzeysel kalıyor ama gerçekten güzel bir kitap.
Bunu da araya sıkıştırmış olalım.
Biz Ariel'in kitabından devam edelim.
Ariel'in şöyle bir iddiası var arkadaşlar.
Uyku sayesinde her gece beynimizi değiştirebiliriz diyor.
Zaten bu bilimsel bilgileri gördükten sonra buna biz de inanıyoruz.
Yani bunu ben de iddia edebilirim şu anda değil mi?
Zihnimizdeki kalıplardan kurtulabileceğimizi ve hayatımızı değiştirebileceğimizi söylüyor.
Gecenin diyor hormonlarımızda oluşturduğu şifalı bir etkisi var.
Özellikle melatonin hormonundan bahsediyor.
Melatonin nedir? Başlıca görevi işte vücudumuzun biyolojik saatini korumak ve ritmimizi ayarlamak.
Biyolojik saatlerimiz de şöyle hava karardıktan sonra başlıyor.
Gece 2 ve 4 arasında da en yüksek seviyeye ulaşıyor.
Yani zihnimizin değişim ve dönüşümü Her gece özellikle bu saatler arasında derin uykuda olmamızla bağlantılı arkadaşlar.
Yani siz kendinizi, zihninizi değiştirmek, dönüştürmek istiyorsanız saat 2 ve 4 arasında sizin derin uykuda olmanız gerekiyor.
Peki derin ve kaliteli uyku?
Bu hangi uykunun hangi evresi?
Rem evresi arkadaşlar. Bu rem evresine geçebilmek için vakitli bir şekilde yatağa girmiş olmanız gerekiyor.
Mesela 5-6 saatlik bir uyku derseniz, yani 5-6 saat uyudunuz, işte diyelim ki gece 12'de uyudunuz, sabah 5'de ya da 6'da kalktınız.
Maalesef rem uykusuna girme ihtimaliniz çok düşük.
Bu yüzden daha erken saatlerde yatakta olmuş olmanız gerekiyor.
Bu REM beynimizin en yoğun şekilde çalıştığı, rüya gördüğümüz evre.
Bu yüzden sizin yani şöyle işte 10 gibi yatakta olmuş olmanız gerekiyor.
O rüya gördüğümüz evreler, o süreçler işte hepsi REM devresinde gerçekleşiyor arkadaşlar.
Çünkü o anda...
günlük aldığımız bilgileri işliyor.
İşte işe yarayanları bırakıyor.
Kalanları hafızadan gönderiyor.
Ama ironik bir kısmı var.
İşe yarar olup olmadığını neye göre belirlediğini henüz bilinmiyor.
Yani net bir cevap yok bilim tarafında.
Artık beynimizin insanfına kaldık.
O gün aldığımız bilgilerin hangisi faydalı, hangisi faydasız diyor.
O kendi hücreler arasına karar verip bazılarını gönderiyor.
Bazılarını aklımızda bırakıyor.
REM uykusu sırasında beynimiz rüya görme evresine geçiyor demiştik.
İşte bu sizin yaratıcılığınız.
Oradan oraya gittiğimiz karışık kuruşuk rüyalar ne kadar çok görüyorsanız o kadar çok yaratıcılığımız artıyor.
Bir yeriniz açık kalmış hani böyle söylenir.
Rüyanızı anlasınca birisini.
Öyle bir şey değil yani. Çünkü rüya gördüğümüzde beynimiz gündelik sınırlarımızın dışına çıkıyor ve hayal gücümüz serbest kalıyor.
Hayal gücü bizi bilinçli bir eylem olarak yaptığımız bir şey değil mi?
Biz yatağa yattığımızda ne diyoruz işte manifesto vesairede?
İşte hayal kuruyoruz, hayal gücümüzü çalıştırmaya çalışıyoruz.
Yani bilinçli olarak yapıyoruz.
Ama bir de işte uyku sırasında bilinç altımızı serbest bırakarak hayal gücümüzü güçlendirebiliyoruz.
sağlığımı bu. Yeterince uyumak, işte derin uyuyabilmek yaratıcı ve yenilikçi yönünüzü resmen özgür bırakıyor.
Çok iyi değil mi ya? Değil mi?
Çok iyi. Yani hani bunu bildikten sonra gerçekten böyle her gün saatlerce derin uykuda kalabilmeyi arzuladım arkadaşlar.
Yani bu derin uykudayken beynimiz bütün kısıtlamalardan kurtuluyor.
Bu var ya bu mükemmel bir yapı.
Yaratıcıya sevgiler, teşekkürler Yaratıcı.
Duvarlarımızı yıktığımız zamanlarımız.
İşte ne bu, ne demek? Hep isteklerimiz, işte yıkamadığımız algılarımız, önyargılarımız, onları değiştirmekte zorlanıyoruz bazen.
Bilinçaltımızı değiştirmekte zorlanıyoruz.
Ya da böyle istediğimiz olaylarda onlara bir türlü adım atamıyoruz, cesaret edemiyoruz.
Ben yapamam, gücüm yok, yeteneğim yok diyoruz.
İşte yarım bıraktığımız hayallerimiz vardır.
İşte onlar bu uyku oranlarınızı, derin uyku oranlarınızı, derin uyku saatlerinizi yükselttikçe bunları gerçekleştirebiliyorsunuz.
Bugs Bunny ve Jordan'ın oynadığı bir film vardı biliyorsunuzdur.
Bu 96 yapımıydı sanırım Spence'ce.
Orada basket maçındayken işte Jordan'ın moralini bozuluyor.
Çünkü yeniliyorlar. İşte ne yapacağız, ne edeceğiz, nasıl olacak vesaire derken Jordan'ın hakkında gerçeğe uymayacak hayırüstü böyle çareler geliyor, çözümler geliyor.
Ama tabii olmaz, nasıl olacak vesaire derken Bugs Bunny de ona şöyle bir cümle kuruyordu.
Diyordu ki burası çizgi film dünyası.
Burada her şey mümkün.
Ne istersen sadece düşünmen ve istemen yeterli.
Şimdi yaşadığımız evreni, dünyamızı düşünün.
Burası da bir yaratıcının hayal gücünün eseri değil mi?
Başıma bir şey gelmeyecekse ben şöyle düşünüyorum.
O zaman burada da her şey mümkün olmaz mı sizce?
Sadece istememiz demek ki bu yüzden yeterli.
Yani uğurken...
Bunların olabilmesi için, yaratıcılığınızın artması için bir sanatçı, bir yazar ya da bir bilim insanı olmanız fark etmiyor.
Uyku sırasında beynimiz bizim en iyi versiyonumuzu yaratıyor.
Uyanıkken sahip olduğumuz sınırlayıcı düşünceler yerini özgürlüğe ve yenilikçiliğe bırakıyor.
Hepimiz kötü bir gece, uykusuz bir gece geçirdiğimizde ertesi gün kendimizi nasıl hissederiz?
Huysuz, depresif, kaygılı hissederiz.
O yüzden kendimize yapacağımız en büyük iyiliklerden biri...
Kaliteli bir uyku düzeni oluşturmak.
İşte bunu en güzel yapan, hayatında, işinde, başarısında, hayallerinde en iyi kullanan bir kişi var.
Salvador Dari arkadaşlar.
Kendisi bir tane teknik oluşturuyor.
Bir bilinç tekniği. Hipnolojik uyku olarak bilinç ve bilinçaltı arasında bir geçiş anında yaratıcılığını beslemeye çalışıyor.
Teknik şöyle. Kısa süreli uykulara dalıyor.
Rüyalarındaki imgeleri ve sembolleri eserlerinde resmediyor.
Yani uykuya daldığında hemen uyanıyor ve bunları hemen çizmeye başlıyor ya da kaydetmeye başlıyor.
Olaya bakın ya. Yani ne delisi.
Bu adama deli diyenler değil bence.
Adam dahi. Şimdi sıkı durun tekniği anlatacağım size.
Bir koltuğuna yani rahat hissettiği bir koltuğuna ya da yatağına yatıyor arkadaşlar.
Eline bir tane çatal alıyor.
Çoğu zaman çatal alıyor.
Eğer çatalı yoksa da bir tane demir kaşık alıyor.
Altına da yani kendi üzerine de yatar pozisyondayken bu kaşığın altına da yine demirden bir tepsi koyuyor.
Gözlerini kapatıyor. uyumaya çalışıyor.
Uyuduğu anda ne oluyor sağa sola dönünce?
Ya çatal bir yerine batıyor ya da o kaşık tepsiye düşüyor ve bir ses çıkıyor değil mi demir demire çarpınca?
Ve o sesle beraber uyanıyor.
İşte o kısa süreli uyku halinde ne gördüyse uyandığı anda hatırladıklarını yazıyor ve sonra da işte o bizim gördüğümüz, bildiğimiz mükemmel tablolar ortaya çıkmış arkadaşlar.
Aranızda resimle uğraşan varsa bence bu tekneyi mutlaka biliyordur.
Eğer bilmiyorsanız... ben olsam yani mutlaka denerdim.
Şimdi bu kadar örneği gördük.
Bu kadar bilimselle açıkladık.
Bilimsel verilerle anlattık değil mi?
Şimdi bu yüzden kendimize yapacağımız en büyük iyiliklerden biri kaliteli bir uyku düzeni oluşturmak değil mi?
Peki kaliteli bir uyku düzeni için neler yapabiliriz?
Biraz bunlardan bahsedeceğim.
Kitaplarda yer alan bilgiler zaten bunlar.
Her gün aynı saatte yatağa gitmeniz gerekiyor.
Bu şart bir kere arkadaşlar.
Bir gün 12'de yatarsınız, bir gün 10'da yatarsınız vesaire derken biyolojik saatiniz şaşıyor çünkü.
Ve o REM uykusundan almanız gereken verimi maalesef alamıyorsunuz.
Ve yatağa gitmeden en az bir saat önce işte telefon, bilgisayar, maalesef, maalesef, televizyon.
Bunların ekranlarından uzak durmanız gerekiyor.
Zaten bilimsel olarak da kanıtlanmış ekranlardaki bu yayılan mavi ışığın beynimize henüz uykunun gelmediğini, daha gündüz olduğu sinyalini yaydığını zaten uzmanlar da söylüyor
arkadaşlar. Ve uyuduğunuz yer çok önemli.
Kesinlikle telefonunuzun Wi-Fi kapalı olacak.
Telefonlarınız yanı başınızda olmamalı.
Pili alarm kullanıp uyanabilirsiniz.
Çok güzel pili alarmlar var.
Estetik olarak da, görüntü olarak da çok güzel.
Hatta Elon Musk'ı biliyorsunuz kendisinin böyle bir açıklaması olmuştu.
Wi-Fi'nin kesinlikle kapalı olarak uyuduğunu söylemişti.
O adam söylediyse bir manyaklık, bir yamukluk vardır diye düşünüyorum.
Kendisi de kaliteli uyku için, beyin sağlığı için bunu yapıyormuş.
Çünkü böyle bir açıklaması vardı.
Bir de uykuya geçmeden önce benim de neredeyse her gece yaptığım bir şey.
Şükretmek arkadaşlar. Sahip olduklarınıza şükredin.
O kadar güzel bir dinginlik veriyor ki.
Sahip olduklarınızı şükrederken sorunlarınızı bile böyle göz ardı edebiliyorsunuz.
Onları düşünmeden en azından, kendinizi üzmeden, sıkıntıya sokmadan uyuyabiliyorsunuz çünkü.
Şükretmek demişken mükemmel bir film önerim var.
Mükemmel. Eski bir film zaten bu.
Hani ben şükretmeyi bilmiyorum ya neyime şükredeceğim.
İşte sağlığım var teşekkür ederim.
Annem babam sağlıklı teşekkür ederim.
İşim var teşekkür ederim. Hıh işimi de çok sevmiyorum gibi düşünenlerdensiniz eğer.
Şu filmi izleyin.
Ondan sonra şükredecek ne kadar çok şeyinizin olduğunu görürsünüz.
Film The Game arkadaşlar.
Filmin adı Michael Douglas oynuyor.
Mutlaka izleyin. Harika bir film.
Ağzınız açık kalacak.
Umarım izlememişsinizdir.
Ben şu filmi izlememiş olmayı çok isterdim şu anda.
Gidip hemen bugün izlemek isterdim bunu.
Ama maalesef izledim hem de birkaç kere.
Bu filmi izleyin. Ondan sonra yatarken öyle bir güzel şükredeceksiniz ki kendinize bile şaşırırsınız.
Ve arkadaşlar yattığımız yer ılıktan biraz daha soğuk olacak.
Yani imkanınız varsa odada ısı kullanmayın.
Yani işte hani merkezi sisteminiz yoksa vesaire yapabiliyorsanız ıslıcısını kapatın.
Battaniye altına geçin.
Bu şekilde uzmanlar uyumamızı öneriyor.
Çünkü kafamızı serin tutmamız lazım.
Vücudumuz yine battaniye altına sıcak.
Ama kafamız dışarıda buz gibi olacak.
Artık soğuk bir burunla, mor dudaklarla uyanırsanız lütfen bana mesela yapmayın.
Ben söylemedim öyle bir şey diye reddederim.
Dilebilirim bu podcastı.
Ama uzmanların önerileri bunlar.
Dinç bir akıl için, dinç bir uyku için, derin bir uyku için mutlaka bu şekilde bir ortamınız olması gerekiyor.
Ve gül kokusu, işte lavanta kokusu.
Bu lavanta kokusunu hep öneriyorum zaten.
Ve yasemin çiçeği kokusu.
Eğer yumuşatıcı kullanıyorsanız, işte çarşaflarınızda, yorgan çarşaflarınızda, yastık kılıflarınızda bu tarz kokuları kullanabilirseniz.
Eğer yumuşatıcı kullanmıyorsanız, işte bunların esansları var, parfümleri var, oda kokuları var.
Yine bunlar... zararlı geliyorsa bunların uçucu olan, gerçek doğal olan yağları var arkadaşlar.
Onlardan da kullanabilirsiniz.
Yastığınızda bir iki damla damlatabilirsiniz.
Özellikle gül kokusu gerçekten çok böyle insana dinginlik veren bir koku.
Bunu da kullanabilirsiniz.
Ve besin olarak da muz.
Muz arkadaşlar. Yani bir diyet vesaire yapmıyorsunuz.
Muzun size herhangi bir alerjan etkisi yoksa mutlaka muz yemenizi öneriyorlar.
Zaten kanıtlanmış. Çünkü muz yediğiniz zaman uykuya dalarken size yardımcı oluyor.
İkinci besin de kiraz.
Ama bunlar en az şöyle 2-3 saat önce...
Yenmiş olmalı ve 3 saat öncesine kadar da hiçbir şekilde kafein içeren bir içecek içmemeniz gerekiyor.
Ve bol su tüketmeyin yine birkaç saat öncesine kadar.
Yani koca bir bardak suyu içip de yatağınıza girmeyin lütfen.
Derin uykuya dalamazsınız yani.
Sanırım 2 saat sonra lavaboya kalkarsınız diye düşünüyorum.
Mesela biz hep şeyi konuşuyoruz.
Farkında mısınız? Sabah rutinleri.
Sabah erken kalkarım.
Şunu yaparım. Şöyle yaparım.
Meditasyonum, kitabım, yürüyüşüm.
Mesela hep böyle hani sosyal meditada hep sabah rutinleri, sabah rutinleri.
Geceyle alakalı rutinler yok.
Yani uyku öncesiyle ilgili.
Evet bakın rutinleri vesaire var ama hani gece yatmadan önce kendinizin, sizin sabit olduğunuz bir rutinleriniz, alışkanlıklarınız olsun.
Çünkü bu küçük alışkanlıkları için hep diyoruz ya hayat kurtarıcıdır diye.
İşte sizin de... uyku alabilmeniz için bu küçük alışkanlıklarınız sizin hayatınızı kurtarıyor.
Mesela ben kendi rutinerimden bahsedeyim.
Çok kısa anlatacağım. Saat 10 gibi işte 10'a doğru bir magnezyum içiyorum arkadaşlar.
Çok fazla değil ama yarım bardak suyla Yine yarım bardak, fincan kadar bir Yasemin çayı içiyorum.
Genelde papatya çayı öneriliyor.
Hani sakinlik için, diginlik için.
Ama ben papatyanın çok fazla etkisini görmedim.
Papatyanın zaten kokusunu da çok sevmiyorum.
Belki ondan da psikolojik de bilmiyorum ama bana Yasemin kokusu ve Yasemin çayı çok iyi geliyor.
Ama yarım fincan suyla içiyorum.
Yine aynı şekilde dilim uykuda olmak için, lavaboya kalkmamak için.
Ve kesinlikle hani kız olun, erkek olun.
Ne olursa, cinsiyetiniz ne olursa olsun.
Kesinlikle bence bakım rutinin olması gerekiyor insanın.
Yani ayna karşısına geçtiğinizde işte yüzünüzü yıkamak, o serumları, kremleri sürmek.
Gerçekten gözlerinizin içine bakarak yapın bunları.
Yani o zaman kendine şu mesajı veriyorsun aslında.
Bak Ayça sen benim için değerlisin.
Ben işte bu kremi aldım.
Makaç liralar verdim.
Sana sürüyorum. Oh ilacımı da içtim.
Şimdi güzel koltuğuma uzanacağım.
Yatağımda yatacağım. Yani bu sizin kendinize...
vermiş olduğunuz öz şefkatle ilgili ve bunun huzuruyla zaten yatağınıza yattığınızda huzursuz bir şekilde uyumamanızın imkanı yok zaten.
Ve uyumadan önce evet ben de telefonumu bir saat kadar kenara bırakıyorum vesaire hani çok uğraşmak istemiyorum ama şöyle bir durum oldu arkadaşlar.
İşte bunu genelde işte bizim oğlanla bizim çocukla yapıyoruz bunu.
İnternette bir kanal var.
Bir masal kanalı. Çocuk masalları.
Yerel bir kanal bu arkadaşlar.
Yani Türkçe, İngilizce yazısı da var tabii ki.
O kadar komik ki gerçekten kendinizi güldürecek şeyler izleyin.
Yani bu masal da benim kafamı yoracak, benim düşünmemi sağlayacak.
Herhangi bir şekilde işte beni gerilecek hiçbir olay yok.
Böyle gerçekten komik.
Hani izlediğiniz zaman hiç beyniniz yorulmuyor.
Tek bir konu üzerine ilerliyor ve gerçekten gülüyorsunuz.
Ve eğer çocuğunuz varsa...
Ya da kardeşiniz varsa onunla beraber izleyin.
Hani beraber güldüğünüz zaman birbirinize bakıyorsunuz, eğleniyorsunuz.
O kadar güzel hissediyorsunuz ki kendinizi.
Sonrasında gerçekten diyorsunuz ki ah tamam ya ben bütün görevlerimi, sorumluluklarımı harika bir şekilde yerine getirdim diyorsunuz.
Ve mükemmel bir şekilde hipnotize olarak uykuya dalıyorsunuz.
Bu masal kanalımı merak eden olursa bana Instagram'dan mesaj atın.
Ben size masal kanalının adını söyleyeceğim.
Umarım bu söylediklerime denersiniz arkadaşlar.
Uyku ile alakalı depresyonla ilgili bağdaştırıp da ikinci bölümü yapmayı düşünüyorum.
Eğer istiyorsanız uyku ile ilgili depresyonal sorunlarınız varsa bana mesaj atın, konularınıza iletin.
Onun üzerine ikinci bir bölümü mutlaka yaparım.
O zaman Aristoteles'in bir sözüyle kapatalım.
Aristoteles ne demiş? Uykusuzluk.
akıl sağlığımızın düşmanı ruhsal huzurumuzun katili ve hayal gücümüzün düşmanıdır.
O zaman herkese iyi uykular diliyorum.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
