
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Tarih boyunca şifacılar, doktorlar, hatta filozoflar müziğin insan üzerindeki etkisini keşfettiler. Ama müzik gerçekten bir tedavi olabilir mi? Depresyondan odaklanma sorunlarına, kaygıdan fiziksel ağrılara kadar müziğin iyileştirici gücünü bilim nasıl açıklıyor anlatıyorum.
***Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese selam, Ayça ben.
Hoş geldiniz Alternatif Vizyon''a.
Bugün müziği konuşacağız.
Müziğin, seslerin çok eski zamanlardan beri bir iyileştirme aracı olarak kullanılmasından, nasıl kullanabileceğimizden, hangi müziklerin, hangi seslerin, hangi yönlerimize iyi geldiğini anlatacağım.
Müzik sadece bir ses değil değil mi?
Ruhumuzun aynısı, ruhumuzun gıdası.
Müzik dinlediğimiz zaman böyle duygularımızı anlamlandırıyoruz.
Kendimizi keşfediyoruz.
İyileşiyoruz. Çok güçlü bir araç bence.
Bastırdığımız duyguları ortaya çıkıyor.
Kendi duygularımızı fark ediyoruz.
İçsel farkındalığımızı arttırıyoruz.
Duygularımızı tanıyoruz.
Hatta yeni duygularla keşfediyoruz.
Yeni duygularımızı fark ediyoruz.
Travmalarımızı, streslerimizi dönüştürüyoruz.
O kadar çok faydası var ki müziğin.
Bilinçaltımızdaki bastırdığımız duyguları ortaya çıkartıyor.
Freud'a selam olsun bilinçaltımız bastırılmış duygularla doludu demiştir hep çünkü.
Mesela geçenlerde ben Freddie Mercury'nin bu filmini izledim.
Tam 72 bin kişiyi aynı kolektif duyguya soktu.
Aynı anda aynı ritimde şarkılarını söylüyordu insanlar.
Ay harika bir sahne. Ben 3 kere izlemiştim sanırım filmi.
Çok güzel bir film.
Kendi gerçek hikayesi anlatılıyor.
Onu izleyebilirsiniz. Çünkü Freddy de zaten bu müzikle alakalı en iyi örneklerden biridir.
O da çocukluğundan beri baş etmeye çalıştığı çok garip hikayeleri var.
Çok garip duyguları var çünkü.
Hep müzik sayesinde bunları yenebilmiş.
Bunları bastırmamış. Notalarla işte melodilerle ortaya çıkartıp bunları ifade edebilmiş.
O yüzden ben de bugün bunu anlatmaya geldim.
Büyükçün filozofu Confucius'a müziğin bizim üzerimizdeki etkileri nedir diye soruyorlar.
Diyor ki, oho saymakla bitmez.
Bugün biraz sinirlerim bozuk arkadaşlar.
Terapiye para vermedim, beraber halletmeye geldim.
Neyse şaka yapıyorum.
Confucius, müzik dinleyen, müzikle arasını iyi tutan insanlar için diyor ki, diğer insanlarla olan ilişkileri düzelir.
Yani bozuksa düzelir, iyiyse daha da iyi olur.
Gözleri hep parlak olur, kulakları çok iyi duyar diyor.
Kınınızın hareketi ve dolaşımı sakinleşir.
Sizi hem fiziksel olarak hem ruhsal olarak bir dengeye soktuğumu söylüyor.
Çünkü müzik sadece kulağımıza ulaşan bir ses değildir değil mi?
Biraz önce de söyledim. Bedenimizi, zihnimizi, ruhumuzu böyle bir bütün olarak etkiliyor.
Mesela spor yaparken tempolu şarkılarla motive olmaya çalışıyoruz.
Üzgün olduğumuzda içimizi titretecek meldülü şarkılarla dinlemek istiyoruz, onları istiyoruz.
Bazen ruh halimize uyması, bazen de memnun olmadığımız ruh halimizden çıkmak için kullanıyoruz müziği.
Müzikle ilgili çok fazla araştırmalar, çok fazla deneyler var.
müziğin bizdeki etkilerini ortaya çıkaran ama içlerinden en kapsamlı ve en uzun süre olan 2013 yılında Macmillan Üniversitesi'nde nörobilimci, aynı zamanda kendisi de bir müzik yapımcısı
olan Daniel Levitt'in yaptığı daha net bir araştırmalar bence.
Müziğin hem sanatsal hem de bilimsel yönlerini göz önünde bulundurarak yapıyor.
Çünkü kendisi hem bir bilim adamı hem de zaten sanatçı.
Araştırmasındaki sonuçlardan en ilginci yani benim için en ilginci olan koro halinde şarkı söyleyen insanların müzik dinleyenlere kıyasla daha yüksek oksitosin seviyesine sahip olduklarını bulmuşlar.
Hani 3-5 tane arkadaş evde toplanıyoruz, işte yiyoruz, içiyoruz, keyif yapıyoruz, sevilen şarkıları açıyoruz, bazen de acıtan şarkıları açıyoruz, bağıra bağıra hep beraber söylüyoruz.
İşte o anlarda oksitosininiz artıyor.
Neydi oksitosin hormonu?
Sevgi ve bağlılık hormonumuzdu.
Aşk hormonu da diyorlar buna.
güven ilişkilerimizde daha sağlıklı kişiler olmamıza yardımcı oluyor.
Yani karşı tarafa doğru bir şekilde güvenmeyi hem de siz güvenilir bir insan olmaya çalışıyorsunuz ve bunu da başarıyorsunuz.
Düşünsenize eğlenirken içinizde bir yerler iyileşiyor, biyolojiniz şekilleniyor, güçleniyor.
Bu yüzden Daniel diyor ki arkadaşlarınızla, ailenizle hatta iş arkadaşlarınızla işte haftalık, aylık şarkı söyleme seansları planlayın diyor.
Hani şöyle planlar olur işte ayda bir kere biz arkadaşlarla dışarıya takılmaya eğlenmeye çıkıyoruz diyor.
Hayır diyor bunları Daniel evde yapın diyor kapalı bir yerde yapın diyor.
Birkaç tane arkadaş ya da sevdiğiniz insanlarla bir araya gelin ve hep beraber şarkı söyleyin diyor.
Gidene kadar kafanız şişer artık.
Hatta şunu da soruyor bu konuda o kadar ısrarcı ki yani içimizde artık neyi değiştiriyorsa detaylı olarak.
Eğer sevdiklerinizle uzaktaysanız diyor yani fiziksel olarak bir araya gelemiyorsanız online olarak görüşün.
Çevrimçi platformlardan işte görüntülü arayarak diyor bunu yapmaya çalışın.
Bir kişi eksik olsa bile diyor onu da daha iyilik bu şekilde yapın diyor.
Bence güzel bir öneri.
Yani müzik bir terapi yöntemi zaten.
Hem sosyal hem zihinsel ihtiyaçlarımızı karşılıyor.
Müzik terapisi yapan birçok yer var.
Ben müzik terapisi yapan bir yere hiç gitmedim.
Hani bu terapiyi de öneriyorum diyemem.
Kendi çapımda müziği o şekilde kullanıyorum.
Bazı makamlar var, bazı herzler var.
Onların bildiğim için ona göre müzikler seçmeye çalışıyorum.
İyileşmek istediğim, duygularımı bastırmak istediğim ya da bastırmak istemediğim, yaşamak istediğim zamanlarda bütün evren bir titreşim halinde ve herkes her şey kendisine özel, benzeri
olmayan bir frekans oluşturuyor.
Çünkü her varlık titreşim halindedir ve bu bir ses ortaya çıkarır.
Eğer iki şey aynı frekanstaysa birbirleriyle tınlama yapar.
Bu tınlamada işte hep konuştuğumuz o rezonanstır.
Konu yine rezonansa geldi.
Rezonans aslında bu.
Vücudumuzun içindeki sesler arkadaşlar.
Kemiklerimizin hareket ederken çıkardığı sesler var.
Biz doyamıyoruz. Kan akarken çıkan sesler var.
Onları da doyamıyoruz. Organlarımızın çıkardığı sesler var.
Kalbimizin sesini de duyamıyoruz ancak elimizi koyduğumuz zaman hissedebiliyoruz.
Hepsinin ortaya çıkardığı sesleri var.
Aynı şekilde zihnimizde de konuştuklarımızın sesi var.
Ve bu ikisi işte sizin frekansınız.
Mesela ne diyoruz?
Dinlediğiniz müziklerin sözlerine de dikkat edin.
O anda o melodide içten mesela şey dediğinizi düşünsenize.
Perişanım şimdi, mutlu oldun mu?
Sesim güzel olsa devamını söyleyeceğim.
Bağıra bağıra söylüyorsun perişanım şimdi diye.
Ya frekansın gelir yani.
O melodide onu hissederek söylerseniz kafandaki zihnindeki frekansla o cümlendeki frekans organların da bu frekansa girer.
Yani bunu zaten hiç yapmamamız gerekiyor.
Ya yapsanız bile hemen şey diyeyim böyle iptal iptal iptal.
Bunların hepsini iptal ediyorum.
Ya da o melodideyken o anda geldiğinizde cümleleri değiştirin, kelimeleri değiştirin, kendinize uyarlayın.
Ben yapıyorum bunu gerçekten oluyor.
Peki müzik konusunda söylediklerine, tavsiyelerine, iyileşme önerilerine olarak kime bakacağız?
Tabii ki en çok değer verdiğim isimdir bu konuda İbni Sina.
İslam filozofu olmasının yanında kendisi aynı zamanda bir müzikologtur.
Ve Osmanlı döneminde 15.
yüzyılda Edirne'de Sultan Beyazıt Darüşşafası açılıyor.
Burası ruh hastalıkları hastanesi.
15. yüzyıldayız daha.
Batı dünyası müziği hastanelerinde bir tedavi aracı olarak bile kullanabileceğini keşfetmediler.
Buna başlamadılar bile. Onlar ne zaman başladılar biliyor musunuz Batı dünyası?
20. yüzyılın ilk yarısında.
O da zaten Edison'la oldu.
Fenografiyi buldu.
Ve 1886'da disk kayıt cihazını buluyor.
Bunu geliştiriyor. Bununla beraber ancak kullanabiliyorlar.
Ama biz Osmanlı 15.
yüzyılda yapmıştık bunu.
Hastanelerde müzikle tedavi yöntemini bulmuştuk.
Gerçekten çağını aşan bir hastaneymiş orası.
Ve sonradan müziğin tedavideki olumlu gelebildirimlerini Avrupa'lılar görünce Diyorlar ki biz müziğin nörolojik temellerine, etkilerine bir bakalım ve bu konuda bizden çok çok öndeler.
Zaten tüm dünya İngilizce şarkılardan besleniyor farkında mısınız?
Hep onları dinliyoruz.
Yani bilmesek bile anlamını melodileri bize alıp götürüyor.
Hem duygusal da hem de hareketli şarkılarda.
20. yüzyılda geliştirebilmişler kendilerini.
Üzdü yani. Bizim faydalarını çoktan fark edip öncüsü olmamız gereken bir alan.
Çünkü böyle olması üzdü tabii ki.
Peki bu kurulan Osmanlı hastanelerinde nasıl tedavi uygulanmış?
Hastanenin orta kısımlarında süs havuzları vardır hani.
Ona benzer su sesinin yoğun olduğu havuzlar kullanmışlar.
İbn-i Sina da müzik için şöyle bir tanım kullanmış.
Tedavinin en iyi yollarından ve etkilerinden biri müziktir demiş.
Hem ruhu güçlendirir.
arttırır, gücünü arttırır hem de hastalıklarla mücadele eder demiş.
Bakın yani senin bulunduğun bir fiziki hastalıkla mücadele eder ve sen diyor sağlam olsan bile müzikle daha sağlam olabilirsin diyor.
Bunu söyleyen İbn-i Sina.
Zaten eski Türklerden gelen bilgiler var.
Osmanlı'da da bu yüzden devamı var.
Orta Asya'da hekimler arkadaşlar müzik ve dansı hastalarda tedavi olarak kullanmışlar.
Bakın burada dansı da kullanıyorlar.
Mesela 3-5 farklı müzik aletini sırayla çalarak hastalardaki nabız kontrolünü yapmışlar ve nabızlarına göre tedavilerinde o müzik aletini kullanmışlar.
Bunu bence sizin de biliyor olmanız fayda sağlar.
Ben mesela çok denedim, çok denedim gerçekten ama akustik gitar sesini sevmiyorum.
Yani o bana iyi gelmiyor.
Üstü dinlediğim zaman böyle bir rahatsız oluyorum.
Böyle bir kalkmak istiyorum ayağa, gitmek istiyorum.
Hani düşündüm, gerçekten düşündüm.
Terapi seanslarında da söyledim, açıkladım, baktık çocukluğumuza falan de indik.
Hiçbir şekilde bir bilgisi yok.
Yani benim ruhuma iyi gelmiyor.
Hoşlanmıyorum o sesten.
Hiç dinlemem akıştık.
Ama mesela piyano. Saatlerce dinleyebilirim.
Saatlerce. Hiç rahatsız olmuyorum.
Hiç sıkılmıyorum. Aksine çalışıyorsam daha çok hoşuma gidiyor.
Daha çok çalışmak istiyorum. Podcast yazıyorsam, bir şeyler okuyorsam.
Ailemle o anda sessiz bir sohbetteysem bile gerçekten çok hoşuma gidiyor piyano sesi.
Ve saatlerce dinleyebiliyorum onu.
Ve arkadaşlar 9 ve 10.
yüzyılda İbni Sina Farabi.
İşte Yakup Elkindi gibi önemli isimler demişler ki müziğin tedavisinin makamları var.
Yani sadece müzik aletleriyle kalmıyorlar.
Bu ta hastane açılmadan önce makamları var diyorlar.
Çünkü makamların hem duygularımız hem de organlarımızla ilişkili olduğunu görmüşler.
Bu bilgiler bence tarihin tozlu sayfalarında kaybolmuş sırlar.
Binlerce yıl önce bu büyük bilgin insanlar müziğin sadece sanat olmadığını iyileştirdiğini fark ediyorlar.
Hangi makamın hangi hastalığa iyi geldiğini buluyorlar?
Bunlar hangi makamlar?
Rast makamı ruhsal olarak dinginlik için, depresyonu hafifletmek için, sebepsiz iç sıkıntılar için kullanılırmış.
Bunlara iyi geldiğini söylemişler rast makamının.
En sevilen örneği de mesela yine bir gül nihayet biliyorsunuzdur.
Cemil Bey yazmış bunu da.
Mesela Nihansın.
Ben yalnız bu karga sesimle sizi boğacağım bugün.
Bu da Muhyül Nurettin Bey'e aittir.
Rast makamına ait şarkılardır bunlar.
Şarkılar diyorum ya sanat eseri bunlar.
Bunlar böyle huzur verici etkileri sahiptir arkadaşlar.
Ve bunlar yine Osmanlı zamanında saray hekimleri tarafından da kullanılmış şarkılardır.
Mesela Uşak makamı da kalp hastalıklarına ve dengesiz ruh durumuna iyi geldiğini söylüyorlar.
Sabah kalkıyorsun. Mutlusun, akşama doğru bir sinir, stres, mutsuzluk yaşıyorsunuz diyelim.
Hemen oradan açın Safiye Ayla'nın Ben Seni Sevdiğim şarkısını.
Hemen güzelce bir ruhuntunuz dengelensin.
Çünkü bu makam melankoliye iyi geliyormuş.
Ve yine aynı şekilde huzur veren bir tonu var zaten.
Diğer makam da Hicaz makamı.
Uykusuzluk çekiyorsanız bu makamdan şarkılar dinleyebilirsiniz.
Müzeyyen Sener'in Kimseye Etmem şikayet yine en iyi örneklerindendir.
Biraz hüzünlüdür evet ama arka tarafta da rahatlatıcı etkisi için kolay uyuttuğu söylenmiş bu şarkının İbn-i Sinan ve Farah abi tarafından.
Başarınız, migren krizleriniz oluyorsa Segah makamı arkadaşlar derin ve etkileyen melodu yapısından dolayı başarılarına iyi geldiğini iletmişler.
Bu makamada örnek Muazzez Abacı'nın Gönül Penceresinden şarkısıdır.
Odaklanma sorununuz varsa çoğu şeyi unutuyorsanız bunu çocuklarınızda da kullanabilirsiniz.
Neva makamı. Beyni canlandırdığı için zamanında medrese eğitimlerinde de kullanılmış bu makamdaki şarkılar.
Öğrencilerin zihninin açıldığı görülmüş çünkü bu makamdaki şarkılar sonrasında.
Zirigüle makamı da arkadaşlar mide rahatsızlıklarına iyi geliyor.
Ben de bunu küçükken de bu makamdaki şarkıları dedemle dinlerdim.
Tabii bu makamda dinlediğimi sonradan fark ettim.
Onu da şöyle fark ettim.
Ne zaman işte böyle midem ağrısa ki biliyorsunuz benim çocukluktan beri oluyor artık eskisi kadar değil ama bazı durumlarda yaşayabiliyorum.
Dedem işte beni böyle bana muz falan yapardı.
Muz üzerine böyle tahin falan koyardı.
Sonra şarkılar açardı bana radyodan falan.
Belki de o fark ederdi bilmiyorum.
Ben bir sakinlerdim. Tabii ki muz ve tahin de iyi geliyor bunu biliyorum.
Ama o müzik böyle bir sanki bana bir şeyler yapıyormuş gibi hissediyordum.
Yıllar sonra öğrenmiş olduk neticimi.
Toprağı bol olsun. Yine İbni Sina ve Farabi'nin sindirim sistemine iyi geldiğini söylediği makamdır yani bu Zirigüle makamı.
Bu şarkılar için belki tarzım değil diyebilirsiniz ama Bunların bir tedavi olduğunu düşünerek dinlemeye çalışabilirsiniz.
Faydasını görebileceğinizi düşünüyorum.
Çünkü ilaç içmeyi de sevmiyoruz.
Ya da şurup içmeyi de sevmiyoruz.
Ve çoğunun tadı da berbat.
Ama içiyoruz o ilacı değil mi?
Gözümüzü kapatıyoruz, bir şey yapıyoruz.
Yani bir şekilde o ilaçlar, şuruplar içiliyor.
Çünkü sonunda bize iyi geleceklerini biliyoruz.
Yani sevmiyorsanız da hani ruhsal olarak çok rahatsız oldu.
Benim akustik müzikteki muhabbetim gibi bir durumunuz olursa tabii bilemem.
Ama bu makamlardaki şarkıları dinleyebilirsiniz belki.
Bir de arkadaşlar herzler var.
432 ve 528 herzlerini önereceğim size.
432 herz doğanın frekansıdır.
Huzur ve denginin frekansıdır.
Meditasyon yapıyorsanız, yoga yapıyorsanız, işte pilates yapıyorsanız bu herzdeki şarkıların iyi geleceğini düşünüyorum.
Çünkü kalp atışlarınızı ve nefes alışverişlerinizi doğal ritmine uyumlu hale getiriyor.
Yine stresi azaltıyor, diginlik ve huzur hissi yaratıyor.
Yani doğal olarak da zihniniz ve bedeniniz rahatlamış oluyor.
Mesela Bob Marley'in şarkısı Three Little Birds buna çok iyi bir örnektir.
En yanın Only Time, Pink Floyd'un Wish You Were Here bunlar.
Bu şarkılar buna örnektir arkadaşlar.
Size zaten bakabilirsiniz.
528 Hz var bir de.
Sevgi ve DNA onarımı frekansı.
Bunlar da pozitif duyguları arttırıyor.
Sevgi ve huzur hissi veriyor.
Çünkü hücreler yenileniyor ve DNA'nız onarılıyor.
Bu şekilde ilişkilendiriliyor.
Yani travmalarınıza iyi geliyor.
Ruhsal dengenize iyi geliyor.
Mutluluk ve ilham verici enerjileri arttırıyor.
Bunlara da The Beatles'ın Hey Jude şarkısı var.
Adele'in Hello şarkısı var.
David Bowie'nin Spice Audit şarkısı var.
Bunları dinleyebilirsiniz. Hatta bakın şu anda belki fark etmişsinizdir.
Modern müzikte yani kayıtlar genelde 440 Hz'de yapılıyor.
Ama bazı müzisyenler arkadaşlar şarkılarını 432 Hz ya da 528 Hz olarak düzenleyerek yeniden yayınlamışlar.
Çevrimci platformlarda 432 Hz versiyonu ya da 528 Hz Stronic diye yazar.
Bu özel versiyonlarını dinleyebilirsiniz sevdiğiniz şarkıların.
Yani bu söylediğim şarkıları sevdiklerinizden bulamazsanız bu Hz'dekilerden onun bu söylediğim Hz'lere uygun versiyonlarını bulup dinleyebilirsiniz.
Mesela müzikle iyileşme hikayesi olan bir müzisyen var.
Efsane müzisyenler.
Donnie Mitchell aniden bir beyin felci geçiriyor.
Müzikle terapi konusunda aynı zamanda da arkadaşı olan Dr.
Daniel Levittin arkadaşlar ona yardımcı oluyor.
Ve kadın müzikle beraber tabii ki tedavileri sürüyor ama hani hiçbir şekilde umut yok diyor doktorlar.
Ama müzik terapisiyle beraber kendisi iyileşiyor.
Harika bir hikaye.
Yavaş yavaş iyileşiyor.
Sanırım bir 13-15 yıl sürüyor.
Ama sonunda iyileşiyor.
Hatta doktor bir açıklama yapmıştı zamanında yıllar önce.
Diyor ki kullandığı şarkılardan işte Miles Davis, Duke Ellington bugün bunun isimlerini kullanmıştım diyor.
Bu programa dahil etmiştim diyor.
Bu şarkılara eğer fiziksel bir rahatsızlığınız varsa bu şarkılara bakabilirsiniz.
Çünkü net olarak açıklamadılar ama çok özel bir program uygulamışlar.
Müzik programı uygulamışlar.
Yani beyninin farklı bölgelerine iyi gelmesi gerektiğini söylüyor doktor.
Ha şöyle bir şey de söylüyor.
Çocukluğunu uyandırmaya çalıştık diyor.
Çünkü çocukluğu Johnny'nin çok güzel geçmiş.
O iyi anılarına gitmek için, vücudunu bu şekilde uyarmak için, beynini bu şekilde uyarmak için bu şarkıları tercih ettiğini söylemişti Dr.
Daniel. Hipokrat bile zamanında bazı tedavilerinde ek olarak müziği kullanmış böyle.
Dini şarkıları kullanmış.
Gaspel müziğini düşünün mesela kilisede daha çok sanırım Afro Amerikalılarda var.
Piyano eşliğinde doğaçlama şarkı söylüyorlar.
İşte blues tarzında söyleniyor hatta.
Ruhlarının temizlediklerine inanıyorlar müzikle düşünün.
Dinin olduğu bir yerde hani normalde bizde müzik, oynamak, dans etmek.
Hiçbir yerde yazmazsa bile günah diye algılanıyor, söyleniyor ya.
Onlar da tam tersi adamlar kilisede, dini yerde yani tanrının evi dedikleri yerde bu şekilde doğaçlama müzikle tanrıya olan bağlılıklarını, ona tapmalarını, ona hislerini anlatıyorlar.
Bedenimizin arkadaşlar benzeri olmayacak şekilde, olmayan şekilde akort edilmiş bir müzik aleti gibi iyileştirici bir gücü var.
Sanki bize bu doğuştan olduğu göstermişler.
Yani senin demişler vücudun böyle.
Ben sana bunu baştan göstereyim demişler.
Yani iyileşmek için ben müziği kullanalım derim.
O zaman Einstein'ın sözüyle kapatalım.
Çünkü biliyorsunuz o da eğer ben bilim insanı olmasaydım, fizikçi olmasaydım, müzisyen oldurdum diyen bir isim.
Zaten sık sık müzikle düşünürmüş, müzikle hayal edermiş.
Hayallerini hep müzikle yaşarmış.
Ve hayatımı eğer fizikçi olarak devam etmeseydim keman çalarak devam ederdim demiş.
Bu arada kapatmadan arkadaşlar böyle bazı günler yaşıyoruz.
Bazı günler yaşıyorum daha doğrusu.
Daha başlamadan o günün ağırlığını hissediyorum.
Ya da bir olay oluyor zihnim onu tekrar tekrar aklımda oynatıyor.
Yani sürekli onu düşünme dibine çekiliyorum.
Ben işte öyle zamanlarda bir ritmin içine sığınmaya çalışıyorum.
Bunu da şu şarkılarla yapıyorum.
Lo-Fi dinliyorum. Lo-Fi Radyo çalışırken modları var, hip-hop modları var.
Çok hoşuma gidiyor. Böyle yumuşak tınıları geliyor ve benim zihnimi toparlıyor.
Bir de Ayağımdaki Göz şarkısını çok seviyorum.
Kendimi hatırlatıyorum bu şarkıyı dinlediğim zaman.
Şansı hatırlatıyorum.
Yani o melodideki gizli şansı bulmaya çalışıyorum.
Kötü günlerime böyle bu şarkılarla meydan okumaya çalışıyorum.
Belki siz de denersiniz. O zaman bu bölümün de sonuna geldik.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kendinize iyi bakın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
