
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Hürrem Sultan’ın dişil liderlik serüvenini detaylı bir şekilde konuşuyoruz.
Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba arkadaşlar.
Alternatif Vizyon''a hoş geldiniz.
Ben Ayça. Bugün Osmanlı Padişah eşlerinin arasında dünyaca ilk meşhur olan bir hanımdan bahsedeceğiz.
Kim bu hanım? Hürrem Sultan.
Hürrem Sultan hakkında bu podcast bölümünü yaptım, evet.
Ama biyografi olarak düşünmeyin.
Sizi böyle tarih tarihlerle boğmayacağım.
Şu olay, bu olay, şunu yapmış, bunu yapmış diye değil.
Onun böyle kadınsı tarafı, karakteri, dişili enerjiyle böyle nasıl bağdaştırabiliriz?
İşte erkeğini elinde tutmak için...
Böyle dünyaya hükmetmiş neredeyse bir padişahı kendine eş yapabilmek için neler yapmış?
Nelerden vazgeçmiş?
Nasıl davranmış? Tarzı nasılmış?
Bundan daha çok bahsetmek istiyorum.
Hürrem Sultan Osmanlı'ya gelmeden önce bugün Rusya topraklarında o zaman Ukrayna olarak geçen 1502 yılında dünyaya gelmiş.
Fakir ve köylü bir papazın kızı olarak kabul ediliyor.
Çoğu tarihçi bu şekilde görüyorlar.
Gerçek adı Aleksandra Lisovska.
Roksalan ya da... razı olarak da biliniyor isimleri.
Peki biz Hürrem'i nereden biliyoruz?
Kanuni Sultan Süleyman'ın biricik aşkı, mühibbisi.
Hep öyle seslendiği rivayet ediliyor Kanuni'nin.
Hürrem'e mühibbim diye seslenirmiş ve Hürrem Padişah 2.
Selim'in de annesi.
Hürrem Sultan 14-17 yaş aralığında Tatar Akıncılar tarafından kaçırılıyor.
2 sene eğitim görüldükten sonra Osmanlı'ya satıyorlar.
Ve hareme giriyor. Bu arada Hürrem Sultan benim de dilim bu şekilde döndüğü için ben de öyle söylüyorum.
Ama Hürrem Hürrem değil arkadaşlar.
Hurrem aslında. Hurrem ismini almasında genel olarak bildiğimiz Hürrem karakterine çok ters düşen bir anısı var.
İlk karakter analizimizi yapalım o zaman.
Hürrem haremde sevilen ve etrafına böyle gülen yüzüyle neşe saçan bir kız.
Ve Kanuni Hürrem saraya geldiğinde henüz Manisa valisi ve Maidevran'la beraber.
Aynı zamanda da bir çocukları var.
Kim o? Şehzade Mustafa.
Peki Kanuni ile Hürrem nasıl karşılaştı?
Ve Hürrem adını nasıl aldı?
Yani bizim Aleksandr'a nasıl Hürrem oldu?
Rivayete göre Hürrem haremde diğer kızlarla bir tartışma yaşıyor.
Ve sesler çok yükseliyor.
Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman sinirleniyor.
Ve bu kızı huzuruna çağırıyor Hürrem Sultan'a.
Hürrem Sultan'a olayı soruyor.
Anlatıyor şöyle oldu böyle oldu padişahım diye.
Sonra Kanuni Sultan Süleyman...
Hürrem'e bakıp diyor ki sen çok güleç, çok güler yüzlü, çok neşeli bir kızsın.
Senin adın bundan sonra Hürrem olsun bir tane.
Ve aşkın ilk tohumu o anda atılıyor arkadaşlar.
Yani Hürrem Sultan ilk hamleyi yaptı.
Ne yaptı? Düşünün haremde en az 400 tane şu zamana kadar görülmüş en fazla 1600 tane kız var.
Ve o kadar kızın arasından Hürrem'in bir şekilde Kanuni Sultan Süleyman'a kendisini göstermesi lazım.
Ve o da... bu yolla kendisini göstermiş oluyor.
Ya bu arada Allah'ım ne yalan söyleyeyim.
Hürrem deyince aklıma hemen Meryem Üzerli geliyor.
Diziyi takip edememiştim Muhteşem Yüzül'ün.
Bildiğim kadarıyla çok uzamıştı ve çok böyle entrikalarla çok birbirinin kuyusunun kazmaları doluydu.
Çok tarzım değil o yüzden çok izleyememiştim ama düşünün benim bile aklıma Hürrem Sultan dediğim zaman Meryem Üzerli geliyor.
Üzerli'yi fark ettiniz mi Meryem'e?
Böyle çok naif bir karakter değil mi?
Sakin, böyle şiddetli kavgaların, drama kuyusunun Yayınların insanı değilmiş gibi.
Ama çok da güzel oynamış bence bu karakteri.
Hatta böyle bağırma sahneleri var.
Ağlar gelsin ağlar gitsin ağlar diye.
Hatta beraber hatırlayalım mı?
Dinleyelim mi beraber? Kes sesini!
Sen sadece bir korkaksın!
Lafı meykeletmeyin bana!
Bu sarayı başına yıkarım.
Çünkü karşında bir cariye değil.
Sultan Süleyman'ın nikahlı karısı var!
Komik değil mi arkadaşlar ya benim favorim sana mı günah bana günah tam bir Hürrem karakteri.
Neyse devam edelim biz gerçek Hürrem'den devam ediyoruz.
Peki Hürrem Kanuni Sultan Süleyman'a nasıl aşık etti?
Şimdi çoğu tarihçinin ortak bir kararı var.
Diyorlar ki portrelere de baktıkları zaman kaynaklara baktıkları zaman demişler ki Hürrem çok güzel bir kadın değil yahu Kanuni bunda ne buldu diye.
Ya birisinin birisine aşık olması için kadının dünya güzeli olması gibi bir kuralı var mı arkadaşlar?
Bunda tarihçiler çok ısrarca güzel kadın değil, güzel kadın değil, nasıl aşık olmuş diye.
Ya Adriana Lima, Victoria's Secret mankeni dünyaca kabul edilmiş güzelliği, fiziği, yüzü, her şeyi.
Kadında estetik yok bildiğim kadarıyla.
Keza Hülya Avşar bizim ülkemizde böyle bebek yüzlü ve çok güzel olarak görülen bir kadın.
Ama kadının aşktan yana zaten yüzü gülmemiş ve bu iki isimde çok kez aldatılmış isimler.
Yani birisinin birisine aşık olması için kadının çok güzel olmasına gerek yok.
Kaldı ki Hürrem Sultan'da şöyle bir özelliği varmış.
İnanılmaz derecede pürüzsüz bir cildi varmış.
Sadece yüz olarak düşünmeyin.
Tüm vücudu o şekildeymiş.
Çok güzel kokarmış.
Lavanta kokusunu kullanırmış.
Lavanta kokusuyla ilgili birkaç bilgi vereceğim size biraz sonra.
Teni çok beyazmış. Yeşilimsi göz renkleri varmış.
Ve böyle kızılımsı da saçları varmış.
Sarıya yakın. Sürekli papatya suları falan kullanırmış zaten.
Bu rengi korumak amacıyla sanırım.
Ve inanılmaz derecede arkadaşlar tatlı dilli.
Çok güler yüzlüymüş.
Ve böyle vücudu dikkat çekecek kadar balık etli olmasına rağmen çok kıvrımlıymış.
Dikkat çekiyormuş. Bazı talihçilere göre de vücudunun insana haz verecek derecede güzel olduğu yazılmış.
Şöyle bir güzellik halkısı var o zamanlar Osmanlı'da.
Kadınların balık etlisi makbul.
Erkeklerin de biraz şişkosu, kilolusu.
Burun olarak da büyük burun ve kemerli burun makbul.
Bakın gözünüze Osmanlı padişahların portlerini getirin.
Böyle büyük burunlu. Hepsini mi...
Burnu büyük olur. Hepsi kemerli.
Bunlar aslında heybet anlamına gelirmiş.
Ve ressamlar da padişahları bu kabul durumundan dolayı hep olduklarından daha kilolu çizerlermiş.
Bir tek garibim Genç Osman olduğu gibi bence.
Çünkü o zayıf görünüyor.
Zaten Genç Osman da ben çok heybetliyim kafalarında değilmiş zaten kısacık ömründe.
Galiba o ben neysem onu çizin kardeşim demiş.
O yüzden çok heybetti değil o resimlerde.
Bu lavanta kokusunu söylemişken, yeri gelmişken bahsedeyim.
Lavanta kokusunu koku podcastı mı deniyor?
İzleyenleriniz varsa hatırlayacak şimdi.
Lavanta kokladığı zaman insanda pozitif olumlu duyguları uyandırıyor.
Ve lavanta kokan birisiyle olduğunuz zaman o kişiyle daha fazla vakit geçirmeniz gerekiyormuş.
Yani daha doğrusu öyle hissediyor musunuz?
Psikolojik olarak etkileniyor musunuz o kokudan?
Dolayısıyla Hürrem Sultan Kanuni'nin yanına gitmeden önce kokusu ondan önce gidiyormuş.
Düşünsenize kadın lavanta kokuyor.
Lavantanın psikolojide böyle bir yeri var.
500 yıl önce...
Bence Hürrem bunu fark etmiş ve bu kokunun o yüzden hem su olarak hem yağ olarak vücudunun her yerinde mutlaka bunu kullanmış.
Bunu fark etmiş çünkü. Hürrem Sultan her şeyden önce çok zeki bir kadınmış.
İnanılmaz derecede politik olarak da kafası çok çalışıyor diyor tarihçiler.
Yani bence Kanuni'nin Hürrem'e aşık olmasındaki en temel etkenlerden biri.
Dişli Enerji Podcast'ımı dinleyenler hatırlar.
Gülen bir yüz, pozitif bir kadın.
Hürrem zaten Kanuni'nin kalbi.
Şen şakrak hareketleri o cazibesi ve tatlı diliyle etkilemiş.
Çok yapıcı konuşuyormuş Kanuni'ye.
Mesela kötü bir olay oldu, olumsuz bir olay oldu.
Başka bir açıdan bakması için Kanuni'ye farklı farklı yönlerini gösteriyormuş olayların.
Çağrı merkezlerinde çalışanlar varsa ya da yakınları çalışanlar varsa mutlaka duymuşlardır.
Müşteri de negatiflik uyandıracak kelimeleri...
Kullanmak yasaktır.
Mesela kredi başvurusu yaptı, onaylanmadı.
Krediniz onaylanmadı, olumsuz geldi değil de şu an için talebinizde olumlu yanıt verememekteyiz.
İlerleyen günlerde tekrar deneyebilirsiniz.
Heh açık kapıda bıraktı banka.
Yani diyor şu an yardımcı olamıyorum ama belki ileride yardımcı olabilirim.
Mutlaka yine gel tamam mı?
Ve olumsuz bir kelime kullanmıyor.
İşte Hürrem Sultan da aynen bu şekilde yapıyormuş.
Olumsuz bir şey anlatacağı zaman olumlu kelimeler, daha yapıcı kelimeler seçerek anlatıyormuş.
Bu günümüz için çok yeterli bir yöntem bence.
Mutlaka ilişkilerinizde işte çocuğunuza davranırken ya da normal arkadaşlık ilişkilerinizde bu yöntemi kullanabilirsiniz.
Çünkü siz yapıcı oluyorsunuz.
Yapıcı olan birisini bence herkes sever.
Hürrem Sultan kanuniyle beraber olmadan önce çok fazla akçesi varmış.
Manı mülkü çokmuş. Peki nasıl olmuş bu?
Ve bunu da kanuniye anlatmış.
Ona verilen akçeleri biliyorsunuz.
Haremdeki kızlara her ay maaş bağlanıyor ve akçe veriliyorlar.
Ortalama... 150-200 arasında akçe alıyor.
Tabi Hürrem Sultan Kanuni'nin gözdesi olduktan sonra ekibini akçe almış olabilir.
Ama olmadan önce gözdesi bu akçeleri sürekli biriktirirmiş.
Eli inanılmaz sıkıymış.
Kanuni de bu şekilde har vurup harman savurmayı sevmediği için bu özelliğinden de çok etkilenmiş.
Tutumlu olmasından yani. Gün geçmiyor ki Hürrem Sultan oyunlarına oyun katmasın.
Bir rivayete göre şöyle bir olay var.
Bence bu Hürrem Sultan'ın hayatındaki dönüm noktası.
Bir gün sarayda Mahidevran'la beraber yaşıyorlar biliyorsunuz.
Mahidevran'la kavga ediyorlar.
Zaten Mahidevran buna gıcık.
Bir kaşık suda boğacak.
Gidiyor tırnaklarıyla Hürrem'in suratını yırtıyor.
Kan revan içine bırakıyor.
Bir güzel Hürrem'i dövüyor.
Ya düşünebiliyor musunuz? Şimdi resimlere, portrelere bakınca evet çok fazla gerçeği anlatmadığını söylüyorlar ama endam olarak Mahidevran çok zayıf bir kadın.
Aslında şu dönemin güzellik algısına çok yakın bir kadın.
Gayet güzel bir kadın, hoş bir kadın.
Ben çok beğeniyorum onu. Yani onun Hürrem Sultan...
gibi balık etli bir kadını dövebilecek kapasitede olduğunu ben açıkçası düşünmüyorum.
Evet çok sinirlenmiş olabilir ama Hürrem Sultan'ın da karakterine baktığımız zaman ondan dayak yiyecek kapasitede olduğunu düşünmüyorum açıkçası.
Bu yüzden Hürrem Sultan bence onun kanunini saraydan atacağını biliyordu.
Dayak yedi Mahidevran'dan.
Zaten bu olayın sonunda Kanuni Sultan Süleyman Mahidevran'ı oğlunun yanına Manisa'ya gönderiyor.
Ve bir daha da Mahidevran saraya kalıcı olarak dönemiyor zaten.
Hürrem Sultan zaten devamında bir şehzade veriyor.
İlk çocuğunu yapıyor. Toplamda zaten dört erkek bir tane kız çocuğu oluyor.
Bu çocuğunun ilk çocuğunu doğurduktan sonra da şart koşuyor.
Diyor ki Kanuni'ciyim ben uzun ilişki insanı değilim.
Ben nikah isterim diyor. Ama biliyorsunuz ki Osmanlı'da resmi nikahtan eş almak yasak.
Peki neden yasak biliyor musunuz?
Aslında Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında nikah geleneği vardı.
Fakat 1. Beyazıt 1402 yılında Ankara Savaşı'nda Timur'a esir düşüyor.
Ve Timur ne yapıyor biliyor musunuz?
1. Beyazıt'ın eşini de yanına alıyor ve ona kendisinin hizmetçisi olmasını istiyor ve hizmetçilik yaptırıyor.
Osmanlı'da bu olay büyük bir leke olarak görülüyor.
Ve bir daha diyorlar ki kimse...
Ya nikah kıymıyoruz kardeşim.
Kimse kimsenin eşi olmaz.
Ha diyor çocuk verirsiniz diyor.
Valide olursunuz diyor. Onun diyor gözdesi olursunuz diyor.
Ha seki olarak haremde diyor devam edersiniz diyor.
Ama nikahlanmayı kesinlikle yasaklıyorlar.
Yalnız şöyle bir şey var. Duygu hastaneciler bir gelsin bir toplansın bir online olsunlar.
Yani çok pardon da kadının mağdur olduğu bir olay.
Nasıl oluyor da nikahlanmayı yasaklayarak yine kadının mağdur edildiği bir durum haline getiriliyor.
Gerçekten helal olsun. Burada Hürrem Sultan'ın ay ne güzel yani.
Nikah masasına oturtmuş Kanuni demiyorum ama yani burada Hürrem değil arkadaşlar olay.
Yani ondan öncesi, ondan sonrası.
Ya düşünsenize çocuk veriyorsunuz o oluyor bu oluyor.
Nikah yok. Nikah yok.
Nasıl olsa dini nikah var.
Ama Kanuni Sultan Süleyman Hürrem Sultan'a olan aşkından ve onun aşkının bitmemesini istediği için nikahı kıyıyor kardeşim.
Ve bütün dünyada zaten Osmanlı'da böyle bir olayın yasak olduğunu bildiğinden dolayı inanılmaz derecede büyük bir yankı getiriyor.
Öyle ki ben bunu... çok şaşırmıştım.
Alman tarihçiler nedense Hürrem'e bir gıcıklar.
Hürrem'i sürekli sürekli büyücü kadın, büyücü kadın, Rus bakire büyülük yapıyor diye böyle ithamlarda bulunuyorlar.
Ama hiç önemli değil kanuni için.
İnanılmaz derecede çok uzun süren düğünlerle, büyük şölenlerle evlenmişler.
Hürrem Sultan artık evlendi.
Nekada kıydı adama. Buraya kadar...
Her şey güzel hoş. Şimdi Hürrem Sultan'a güzel dedik, zeki dedik, işte yapıcı bir kadın dedik.
Şimdi zekiliğinin de ne şekilde kullanmış biliyor musunuz?
Kanuni Sultan Süleyman'ın sanki böyle iç işlere bakanıymış gibi davranmış.
Süleyman zaten biliyorsunuz.
Süleyman yalnız babamın oğlu gibi söylüyorum.
Kanuni Sultan Süleyman neredeyse toplam 10 senesini at üzerinde seferlerde geçiriyor.
Ve bu süre zarfında tabii ki memleketini merak ediyor.
Ne oluyor, ne bitiyor diye. Güvendiği var, güvenmediği var.
Ama Hürrem Sultan yazdığı bütün mektuplarda ne oluyor, ne bitiyor, ben ne yaptım, orada ne oldu hepsini Kanuni'ye tek tek anlatıyor.
Ve Kanuni memlekete döndüğü zaman anlattıklarında doğru olduğunu gördüğü için diyor ki evet bizim hatun güvenilir aynı zamanda.
Ve Hürrem Sultan Kanuni Sultan Süleyman olmadığı zaman fiziksel olarak resmen kraliçe gibi davranıyor.
Ve bütün her konuda her yetkiye sahip, bütün haklar verilmiş.
Yani tam bir eş başkan, böyle bir görev üstleniyor memleketi yöneten.
kişi oluyor Kanuni yokken.
Peki halk nasıl Hürrem'e karşı?
Yani ne diyorlar bu büyük aşk için?
Aslında Şehzade Mustafa'nın ölümüne kadar çok olumsuz durumları yok.
Fakat Mustafa halk tarafından çok sevilen birisi.
Çünkü dedesi Yavuz Sultan Selim'e fiziki olarak çok benziyor.
Karakter olarak çok benziyor.
Çok aktif bir karakter. Çok cesaretli.
Halkın bir kesimi diyor ki Kanuni gitsin artık Şehzade Mustafa gelsin.
Biz yenilik istiyoruz arkadaşlar diyor.
Ama tam o sırada Kanuni oğlunu ö...
Halk da aynı Almanlar gibi diyor ki bu kadın büyücü.
Bu kadın Kanuni'yi kendine büyü yapmış, aşık etmiş ve Kanuni onun etkisi altında.
Büyücü Rus kadın diyorlarmış ona halk arasında.
Biliyorsunuz kendi kızının eşi Rüstem Paşa ile çok fazla yaptığı iş birlikleri var.
Ama ben bu bölümde dediğim gibi tarihe çok fazla girmeyeceğim için detay vermek istemiyorum.
Onu daha sonra anlatırız. Hani siyasal entrikaları çok fazla olduğu için de halk ona tamamen...
Hürrem'in dikkat çeken diğer özelliklerin birisi de inanılmaz derecede çok fazla hayır işleriyle uğraşmış.
Ama bu hayır işlerinde böyle kanuni gördükçe herhalde Hürrem'in yaptığı hayırları hatırlasın diye nerelerde yapılıyor musunuz?
Hep başkentlerde, şehrin daha kalabalık yerlerinde yapmış.
Edirne'de yapmış, İstanbul'da yapmış, medreseler kurmuş, camiler kurdurmuş, Ayasofya'nın çevresinde bir mutfak yaptırmış fakirlerin karınlarının doyurması için.
Hatta İznik'te o zamanlar çok...
fazla kilise varmış.
Kiliselerin neredeyse tamamını Hürrem Sultan camiye çevirmiş.
Yani Kanuni Sultan Süleyman'ın ve oradaki halkın gözüne gözüne sokmuş bence bu hayır dişlerini.
Hatta Hürrem Sultan İstanbul'da günümüzde onun adıyla anılan Haseki semtinde bulunan ve Mimar Sinan'a yaptırdığı Haseki Külliyesi var.
Biliyorsunuz Mimar Sinan'ı da Kanuni Sultan Süleyman çok severmiş ve baş mimarısıydı.
Külliyenin içerisinde hamamlar var, medreseler var, böyle hastaneler var.
Günümüzde de Sağlık Bakanlığı Haseke Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak tanınan bir hastane.
Türkiye'de kesintisiz hizmet veren en eski hastanelerden biri.
Şimdi Hürrim'in karakterini analiz etmek için, bu kadınsı tarafını anlayabilmemiz için mektup yazıyor diyordum ya.
Bakın mektubu nasıl yazmış.
Yani kanuniyi yüzeltirken, onun güzel yönlerini söylerken, onun yokluğuna düştüğü halleri ve kendi acizliğini nasıl anlatmış.
Bakın şöyle diyor mektubunda.
Canımın parisi. Sultanımın hazretlerinin mübarek ayağının tozuna bu çirkin yüzümü sürdükten sonra benim aziz canım, devletim, saadetim, sultanım çok şükür
yüce Allah'a ki mübarek mektubunuz gelip gözlere nur, gönüllere sevinç doldurdu.
Yüce Allah senin olgunluğuna eriştirip, kıyamete dek seni benden ayırmayıp, bir daha mübarek yüzünüze yüz sürmeyi nasip etsin.
Bir önceki podcastında da söylüyordum ya, adam şok, adam iptal, adam seferi yarım bırakıyor, koşa koşa geri dönüyor memlekete.
Yani şu zamana kadar böyle mektuplar görülmemiş başka padişahlar arasında.
Kanunun da aynı şekilde karşılık verdiği mektupları var.
Şu an zaten devlet tarafı.
Kanuni'de yazdığım mektuplar aynı bu şekilde olduğu için onların arasındaki aşkın, muhabbetin, sevginin ömür boyu devam ettiği yani onlar ölene kadar devam ettiği kabul ediliyor.
Öyle ki Kanuni Sultan Süleyman Hürrem'le birlikte olduktan sonra kimseyle beraber olmamış ve Hürrem Sultan öldükten sonra da Kanuni kimseyle birlikte...
Hürrem Sultan hayatı boyunca dediğim gibi birçok siyasi politikalarla uğraştı.
Oğullarına sürekli başa geçirmeye çalıştı.
Ve bunların üzerinde de hayatını yitirmiş bence.
Yani 1558 yılında 53 yaşındayken bilinmeyen bir hastalıktan dolayı İstanbul'da ölmüş.
Valide Sultan olamadan ölüyor.
Bence bu çok ironik.
Yani Haseki Sultan olarak ölüyor.
Çünkü biliyorsunuz Valide Sultan olabilmesi için oğullarından birinin padişah olması gerekiyor.
Ama Valide Sultan...
Çünkü o öldükten sonra oğlu padişah olabildi.
Dünya aşk tarihinin en büyük aşıklarından biri olmuş bence Kanuni ve Hürrem Sultan.
Bunda tabii ki Hürrem'in payı büyük.
Ama Kanuni Sultan Süleyman da Hürrem'in bu bahsettiğim dişli tarafıyla alakalı etkilendiği çok fazla yerler olduğu için bu aşk, bu sevgi devam etmiş ve ilklerine yaşamış.
Yani şöyle her ikisi de bir araya gelmediği zamanlarda birbirlerine olan hasretlerine mektuplarla...
ilirlerle gidermeye çalışıyorlar.
Yani karşılıklı yazıyorlar bunu, tek taraflı değil.
Yani aralarında bir muhabbet var, bir aşk var.
Bunun çok büyük bir derinliğini yansıtıyorlar hem de mektuplarında.
Kanuni gibi ilimde olgunlaşmış, sanatta kendini kabul ettirmiş bir cihan imparatoru.
Gerçekten Hürrem Sultanlar etkilendi mi?
Çünkü bu şekilde nikahlanarak, işte fiziki olarak kanun olmadığı zaman devleti yöneterek bir devrim başlatmış oldu.
Ondan sonra da biliyorsunuz işte Kösem Sultanlar vs.
mutlaka devlet... yönetimde sözlere oldu.
Bir devrim niteliğindeydi aslında Hürrem'in.
Yani bu iyi mi oldu, kötü mü oldu o tarafı bilinmez.
Çoğu tarihçe farklı görüşlerde ama iyisiyle kötüsüyle zaten mektuplarında da dediğim gibi anlıyoruz ki birbirlerine büyük bir sevgi beslemişler.
Büyük bir aşk beslemişler.
Bu bölümü yine Hürrem'in yazdığı bir mektuptan bir paragrafla bitirmek diyorum.
Bakın cümlelere ve yaptığı biraz önce söylemiştim ya hayır işlerine bakın adamın gözüne nasıl sokacak şimdi.
Ah benim canımın parçası sultanım.
Hamam için bize hayırlı haberler göndermişsiniz.
Hüküm göndermişsiniz.
Vallahi o kadar sevindim ki.
Yalnız yüce Allah bilir.
Yalnız mutlak hareme 50 bin akçem gitti.
Kalanını kendime harçlık için alıkoymadım.
Kadın Kanuni Sultan Süleyman'ın gönderdiği akçeleri sarayın mutfağında kullandığını söylüyor.
Ya bir mektupta bunu söylüyor.
Aklı kalmasın diye. Aa bak Hürrem Sultan ben yokluğumda neler yapıyor.
Devletimize sahip çıkıyor gibi düşünüyor.
bunun kafasına girsin diye yapıyor.
Hürrem'in türbesi İstanbul'un yedi tepesinden birinde Mimar Sinan'ın Cihan Avilesi Süleymaniye Camii bahçesinde Muhteşem Sultan Süleyman'ın türbesinin yanında bulunan Hürrem Sultan Türbesi
'nde gömülü şu anda. Kesme taştan yapılmış tek kubbeli, çift yüzlü çok güzel bir türbe.
Ben çok beğeniyorum açıkçası.
Görmediyseniz mutlaka gidip görün.
Şu anda burada yatıyor. Bence Kanuni ve Hürrem'in aşkları devirlerine göre çok emsalsizdi.
ya kötüsüyle ilişkiyi yaşamış oldular.
Bu bölümün sonuna geldik.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
