
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde olumsuz düşüncelerimden nasıl kurtulduğumu anlatıyorum sizlere.
Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Altyazı M.K.
Merhaba, Alternatif Vizyon''a hoş geldiniz.
Ben Ayça. Bugün sizlerle yakımızı bırakmayan, biz mücadele etmedikçe de bizi yönetmeye devam eden bir durumdan bahsedeceğim.
Olumsuz düşünceler, hayatımıza etkileri, bize etkileri, çevremize etkileri nelerdir?
Bunlardan konuşacağız.
Sence neden? olumlu ve pozitif düşüncelerden çok olumsuz olan ilk aklımıza gelir.
Bizi böyle örümcek ağı gibi çevreler.
Bilimsel olarak açıklaması şöyle.
Beynimiz yaratılıştan bu yana ilk insan itibariyle de bazı evrimler geçirerek o ilkeli insanların tehlikelerden kaçınmak ve hayatta kalma içgüdüsüyle tehditleri algılayabilmesi adına oluşan
bir yapı. İnsan beyni olumsuz ve korku durumunda olduğu anlarda dışarıdan gelecek olan tehlikelere karşı bizi sürekli...
estetikte olduğundan olumsuz korku halleri beynimize o zamanlardan kodlanmış durumda.
Yani bir nevi hayatta kalma çabası.
O zamanın dünyasındaki o zorlu doğa şartları, yırtıcı hayvanlar.
Aslında şu anda da aynı savaşı veriyoruz değil mi?
O yırtıcı hayvanların yerine insanlar almış durumda tabii.
Şu anda... Nasıl bir koruma oluyor olumsuz düşünerek?
Yani bu anlattıklarım bakılırsa pek iyi bir şey gibi değil.
Kötü girdim konuya çünkü.
Maalesef durum öyle değil.
Biz yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda hayal kırıklığına uğradığımızda gafil avlanmamak için aslında kötüyü düşünüyoruz.
Hani deriz ya ben sonradan üzülmemek için en kötü ihtimali düşünüyorum diye.
Zihnimiz o aşamada devreye girerek olumsuz düşünceleri kullanıp bizi korumaya çalışır.
Bir insan günde ortalama...
Ama o 60.000'den fazla düşünce oluşturur beyninde.
Ve bunların neredeyse %80'i olumsuz.
Ne kadar büyük bir savaş vermeye çalışıyoruz ya farkında mısınız?
Şu rakamlara göre resmen bilinçaltımızla, aklımıza kodlanmış o garip savunma mekanizmasıyla bir de benliğimizle savaşmaya çalışıyoruz.
Sen aslında çok...
Büyük bir savaşçısın. Bu podcast'ta dinlemen, bir şeyler öğrenmek ya da nasıl baş edeceğini bilmek için bana kulak veriyor olman bile en iyi hamlelerinden biri.
Çünkü çoğu günler pozitifte kalmaya çalışırız.
İşte başımıza gelen olayların inyanlarını görmeye çalışırız.
Şimdi bu demek değildir ki olumlu olmak.
Neşeli, güler yüzlü, kahkaha atan.
Bu aslında değil. Olumlu da olmak, bakış açısını kendisine faydalı olacak güne çevirebilmektir aslında.
Ben size yine bu podcast'ımda da kendi hikayemden bahsedeceğim.
Şimdi şöyle ki çok uzun bir beslenem var.
çok geçmişe gitmek istediğim, eskiden verdiğim kararlara lanet ettiğim, yaptığım hataları sürekli yüzüme vurduğum, hiç haklı yanımı görmediğim, küçük kızımı azarlayan, suçlayan bir anne gibi geçmişteki
Ayça'yı sürekli yerin dibine sokup sokup çıkardığım garip bir beslenem var.
Bir ofiste çalışıyorum.
İcra işlemlerine bakan bir şirket bu daha önceden.
İşte hayatımın çok inciten yıllarındayım.
Yani kendimi çok incittiğim yıllardayım.
Asla şimdiki gibi değilim.
Sürekli İşte bizde şans yok.
Zaten bizi bulur böyle şeyler.
Aman işte hani böyle deriz ya piyango ile ilgili mesela bir muhabbet olsa bile.
Böyle ufaktan hayal kurmaya başladığımız anda aman bize mi çıkacak o piyango deriz.
Bu gibi bir durumdayım.
O dönemde böyle garip garip olaylar var.
Şimdi etrafımda da duymaya başladım.
Bu 15 Temmuz olayları olmaya başladı.
Ben de işte çevremizden duymaya başladık.
İşte haberlerde de izliyoruz.
Bu olayda işte birilerini gözaltına alıyorlar.
Sürekli sorguya karakola alıyorlar.
Polisler birilerini sürekli sorguluyor.
Ben de böyle bunları izleye izleye, duya duya dilime doladım.
İşte bizim ofise de gelirler, alırlar birkaç kişiyi diye.
Böyle saçma sapan şeyler söylemeye başladım.
Kafam hep olumsuzda çünkü.
Sonra ne oldu? Gerçekten geldiler ofise.
Ve tabii ki bir şok.
2-3 kişiyi alıp karakola götürdüler.
Sonra serbest kaldılar tabii ama hani bunu yaşadığım an çok kötü bir andı.
Hani çalıştığınız iş yerinizden birilerinin alıp götürülmesi, sorguya çekilmesi.
Orada sürekli birileri hapse giriyor çıkıyor vs.
Yaşarken hiç komikti.
Puka'yı bilir misiniz? Çok severim Puka'yı ben.
Diyor ya Puka kitabında bir kublede yaşarken hiç de komik değildi diye.
Gerçekten çok kötüydü yaşarken.
Çok büyük bir sarsıntı geçirmiştik.
Tabii ben daha sonradan o ofisten ayrıldım.
Başka bir finans şirketinde çalışmaya başladım.
Burada bu finans şirketinin şubesinde çalışıyorum.
Tam da pandemi patlamış.
Böyle işte ücretli izinler, işten çıkartmalar.
İşte şube kapatmaları, şirket kapanmaları havalarda uçuşuyor.
Ben yine dilime doladım.
İşte yanımda beraber çalıştığım kızlar böyle sürekli bak gör bizim şubede kapanacak, işsiz kalacağız.
Piyasa bitti zaten diye sürekli dilimde yine olumsuz, negatif cümlelerle konuşmaya başlıyorum.
Yalnız var ya acayip darlamıştım yanımdaki kızı.
Korkutuyordum böyle sürekli işsiz kalacağız, şöyle olacağız, böyle olacağız.
İşte üzerine bir de korona var.
İşte hastalanırız biz de kesin korona oluruz ilerleyen zamanlarda.
Sonra işte bir gün şubede...
çalışıyoruz. Dışarıyı görebiliyorum çünkü dış kısım tamamen camla kaplı.
Oturduğum yerden dışarı görüyorum.
Bir baktım insan kaynaklarının müdürü girdi içeriye.
Görmeniz lazım şaklı şaklı böyle geldi içeriye.
Müdür koltuğuna oturdu.
İşte elçiye zeval olmaz benlik değil gibi bir yüz ifadesiyle topladı hepimizi.
Şubeyi kapatmaya geldim diye şak diye çarptı yüzümüze.
Tabii ağlayanlar, işte şakaya vuranlar, gülenler, artık üzüntülen insanlar ne yapacağına şaşırmıştı.
Zaten pandemi, herkes kafayı kırmış durumda.
Hepimiz şok olduk tabii.
Ama beni ve bir kişiyi daha çıkartmadılar işten.
Sağ olsunlar başka bir şubeyi almışlardı bize.
Sonra ben başka şubeye geçtikten sonra orada çalışırken işte bana bir terfi geldi.
Şöyle bir terfi ama işte sana terfi adı altında daha doğrusu.
Büyük böyle sağlam bir sorumluluk, bol dosyalı ama asla zama olmayan bir görev verdiler.
Bu arada beyaz yakalılarının aklına bobing gelebilir öyle bir şey değildi yani yeni bir pozisyon bu.
Hani duruma göre bakacağız işte şirket zaten pandemi hani iş bulamazlar şeklinde bir düşünce yapısına sahip olduğu için nasıl olsa tamam demek zorunda kaldı diye düşündüm.
İşte bu sebeple rahatlıkla bir maaş beklentisine sokmadılar beni sağ olsunlar.
Ben yeni görevimde çalışırken her şey...
çok ters gitmeye başladı.
İşte iş yeri uzak, ters bir konumda olduğu için otobüs kullanmak zorunda kaldım.
Şimdi bana şimdi kalkıp da ne var bunda Ayça yani hepimiz yani çoğu insan otobüste işe gidiyor diyebilirsiniz.
Ama daha önceden sürekli hani özel araçta da serviste gittiğim için hani attan inip eşeğe binmek gibi çok zor gelmişti bana.
Bu görevi de zaten sevemedim.
İşte yeni yöneticimle asla uyuşmadım.
İşte ama kendimi zorlamaya başladım.
Mecbur hissetmeye başladım.
Sürekli sağlık... sorunlarımı baş göstermeye başladım.
Çünkü ortada yapılan bana yapılan büyük bir haksızlık var ve bunu hazmedemiyordum.
Sonra bir gün iş yerinde kahve almaya gittiğim sırada işte iki katlı bir şube altı kata kahve almaya indiğim sırada yöneticim bana nereye gidiyorsun diye sordu.
Dedim işte mutfaktan kahve falan alacağım.
Ne yani bu arada normal gidip kahve mi alacağım?
Çay kahve alıyorsun. Bu arada yöneticilere hizmet eden çaydan kahveden sorumlu mutfak görevlileri var şubelerde.
Bana yöneticim Dedi ki o zaman sana ceza, molayı inmeyi ceza gibi gösterdi bana.
Bana da bir sade kahve yap dedi.
Yani ben normalde bu tarz şeyleri beraber çalıştığım arkadaşlarıma daha yaparım, sorarım zaten.
Çay kahve istedikleri zaman onlara da zaten getirebilirim.
Sorun değil. Ama böyle bir tarzda ve böyle bir tutumla isteme şekli beni tabii ki uyandırdı.
O gün eve giderken...
Otobüsten inene kadar ağladım böyle hıçkıra hıçkıra ağladım.
Etraftan tabii insanlar iyi misiniz, hasta mısınız gibi şeyler sormaya başladılar.
Daha da ağlamaya başladım böyle.
Beni oturttular falan su peçete veriyorlar ya gerçekten.
Şimdi anlatırken gülüyorum ama yine işte yaşarken gerçekten çok büyük bir sıkıntıydı.
İşte artık bir şeyler yapmam gerektiğini biliyordum yani fark ettim.
Yani benim olaylara yaklaşımım, bakış açım, her zaman kötüyü çağırmam, negatif düşünmem.
lanet savunma mekanizmasının açık olması.
Sürekli şimdiki beni gerçekten, şimdiki beni çok seviyorum.
Sana senin de rahatsız olduğun, mutsuz hissettiğin, şikayet ettiğin ve hep olumsuz düşündüğün hislerden kurtulmak için birkaç bir şeyler paylaşmak istiyorum.
Ben bu durumdan sonra çünkü fark ettim bunları.
Bir hikaye anlatmak istiyorum sana.
Çok derin, kupkuru bir kuyunun içine iki tane kurbağa düşer.
İki kurbağa da kuyudan çıkmak için deri gibi çırpınmaya başlarlar.
Tabi kuyu çok derin olduğundan başaramazlar.
Bu iki kurbağanın tabi böyle sürekli zıpladığını, hopladığını gören diğer hayvanlar kuyunun başına gelip etrafında büyük bir kalabalık oluştururlar ve oturarak kurbağaların
mücadelerinin böyle hareketli bir şekilde seslenmesi...
...bir şekilde izlemeye başlarlar.
İçlerinden böyle onları sürekli böyle kavga kıyamet çığlıklar bağırıp zıplamaya başlıyorlar.
Hayvanlar onları görüyorlar, etkileniyorlar.
Kurbağaların bu kadar çabalamasına rağmen başaramadıklarını gören diğer hayvanlar da bundan vazgeçmeleri gerektiğini başaramayacaklarını yine aynı şekilde sürekli...
En sonunda kurbanlardan biri bu hayvanların bu şekilde kötü olumsuz davranış ve düşüncelerine göre tamamen motivasyonu düşüyor ve duvardan duvara kendini
çarparak Ama kalabalığın cesaretini kırmasına aldırış etmeyen diğer kurbağa denemeye devam ediyor.
Ve binlerce başarısız denemeden sonra son bir hamleyle imkansızı başararak kuyudan çıkabiliyor.
Tabii bütün seyreden hayvanlar şaşkın.
Bunu nasıl başardığını soruyorlar hemen kurbağa.
Kurbağa cevap vermiyor.
Bir daha soru soruyorlar ama kurbağa yine cevap vermiyorlar.
Sonra anlıyorlar ki kurbağa sığır.
Sonra kurbağa...
Bunu hareketlerle sormaya başlıyorlar ve kurbanın vermiş olduğu cevaba göre diyor ki siz tezahürat etmeye başladığınız için o hareketlenmeleri, o bağırma şekillerinizi gördüğüm için
bana güç verdiniz ve o güçle ben bu kuyudan kurtulabildim diyor.
Olumsuz düşüncelerden uzak durabilmen için uyguladığım birkaç yöntem var benim.
Bu düşüncelerimi, bu yöntemleri paylaşacağım şimdi seninle.
En sevdiğim yöntem şu.
hoşlanmadığım, sevmediğim bir olay yaşadığım ya da kötü bir haber aldın.
Tam böyle zaten bende şans olsa haline girecekken gelen bu olumsuz düşünceye bir isim tak.
Yani adlandı. Mesela ben böyle bir durumlarda deli diyorum.
Deli ismini taktım ben ona.
Böyle ne zaman olumsuz bir düşünce haline girmeye başlasam kendi kendime şöyle diyorum.
Geldi yine deli. Bugün neler söyleyeceksin acaba?
Burada aslında yapmak istediğim bilincime mesaj vermek.
Yani o olumsuz düşünce bana ait değil.
Başka bir bilinç ve ben onu dinlemiyorum.
Bunu bir dene mutlaka.
Çok sıra dışı bir neyim olacak senin için.
Olumsuz, negatif düşünceler seni sürekli rahatsız etmeye devam eder.
Yani senin hiçbir sebep yokken bile mevcut durumundan monoton.
sıradan yaşadığını söylemeye başlar.
Bunu mutlaka yaşıyorsunuzdur ya.
Her gün bir diğerinin aynı diye.
Sakin ol. Böyle bir durumlarda sessiz bir yere geç.
Gözlerini kapat. Sinirlerini serbest bırak.
Omuzlarını düşür. Ve sonra sana o olumsuzluk neden birden geldi?
Yani bu olumsuz düşünce sana mı ait?
Acaba geçmişinde iyileştiremediğin bir yaran mı var?
Ya da yarım kalmış, tam olarak yaşayamadığın, kötü hissettiğin bir anı mı var?
Bunu mutlaka bul.
Yani sen de Bastırmış olduğun korku, keder, öfke gibi bir duygu olabilir.
Bunu keşfetmelisin aslında.
Sıkça karşılaştığın bu negatif şeyler senin o bastırmış olduğun hislerin tam olarak yaşamaya davet ediyor olabilir.
Diğer bir yöntemim de kabullenme.
Olumsuz düşünceleri, negatif düşünceleri uzaklaştırmak yerine bunların can sakıcı ama insan olmanın ayrılmaz bir parçası olduğunu...
Kabul et. Yani olayları büyütmeye çalışmadıkları sürece senin zihinsel alanını onlarla paylaş.
Olumsuz düşüncelere de yer ver.
Kabul et. Bunlar da benim düşüncelerim ama onları yaşama.
Diğer bir yöntemim de yine olumsuz düşünceler aklına geldiği zaman, moralin düştüğü zaman, negatif durumlarda olduğunda daha önceden Herhangi bir konuda elde ettiğin bir başarını hatırla.
Yani bu başarıyı elde ettiğinde o doğan o güzel duyguyu hatırlamaya çalış.
O hissiyatı tekrar hisset.
Gurur olabilir, sevgi olabilir, aşk olabilir.
Hangisi seni başarılı kıldıysa onu hatırla.
O duygu haline tekrardan dön.
Kendini suçlamayı bırak.
Mağdur rolüne düşmek kolay olabilir.
Bunu hepimiz yaşıyoruz. Bazı zamanlarda kendimizi kurban rolüne koyuyoruz.
Sen bulunduğun bu kötü durumdan nasıl kurtulabileceğine odaklanmalısın.
Yaşadığın bu duygu halinin farkında olmalısın.
En önemlisi şimdiki zamanda yaşamalısın.
Yani tamamen şimdiye odaklandığında geçmişteki yanlışları sürekli aklına getirmek.
Senin şu iki günlük hayatta çok az zamanı kalmışken enerjini bunlara harcaman çok yanlış.
Aklındaki kaseti tekrar tekrar oynatmayı bırak.
Geçmişte yaşadığın o utandığın, üzüldüğün anları aklında tekrar tekrar yaşarsan, sevdiğin birini kandırmışçasına, geçmişte yaşadığın o utanç duyduğun, üzüldüğün anları
aklında tekrar tekrar yaşarsan eğer, şöyle yap, sevdiğin birine bakarmışçasına ve Yani sevdiğin birisine bakarmışçasına bak o olaya.
Bırak eriyip gitsin aklından.
Son kez tam olarak hisset onu.
Sonuna kadar hisset.
İstersen zırlaya zırlaya ağla ama o duyguları temizle beyninden ve aksın gitsin.
Kendi çevreni pozitif insanlarla kuşat.
Bana şimdi ama benim çevremde hiç olumlu insan yok deme.
Çünkü demek ki sen o çevreye ait değilsin.
Kendini hayata farklı bir perspektiften bakan insanlarla donat.
Bir kursa git, yeni mekanlar keşfet makale.
Sergileri oku, sergileri gez.
Mutlaka farklı bir bakış açısına sahip insanlarla karşılaşırsın.
Bir uygulamam daha var.
Çok komik bir uygulama ve saçma gelebilir.
Ama istemsizce bunu uyguluyorum.
Ben paylaşmak istiyorum.
Belki size komik gelebilir.
Ben çok seviyorum bu uygulamayı.
Çünkü bana çok farklı bir mizah yapısı kazandırıyor.
Şöyle, yine böyle bir olumsuz düşünce geldi aklıma.
Yine ben böyle down olma durumundayım.
İster istemez düşeceğim.
Negatifiz. Olmayacak başaramayacağım hislerle yine doldum taştım diyelim.
Şöyle yapıyorum. En sevdiğim süper kahraman bu durumda olsaydı ne olurdu?
Yani senin mutlaka bir favori kahramanın vardır bunu bul.
Benim mesela favori kahraman Spider-Man.
Spider-Man gerçekten doğru.
Spider-Man acaba şu anda işte şunu şunu yaşamış olsaydı ne yapardı diye böyle kendi kendime söylediğimde inanın böyle saçma bir şekilde gülmeye başlıyorum ve çok fazla kendimi negatiflikten kurtulmuş olaylarım
vardır. Çok deli saçması bir şey gelebilir ama lütfen dene.
Gerçekten bir anda zaten yine dediğim gibi gülmeye başlayacaksın.
O süper kahramanın özelliklerini düşünüyorsun.
Şunu şöyle yapardı, bunu böyle yapardı.
Bunu takmazdı, bunu takardı ama şu şekilde bir çözüm bulabiliriz diye.
Kendi kendine kafanda bunu kurmaya başlıyorsun ve inan o halden mutlaka çıkıp güzel, olumlu bir hale gelmiş oluyorsun.
Olumsuz bir hale geldiğiniz zaman şunu da uygulayabilirsiniz.
Şimdi o duyguları tam olarak yaşayın demiştim.
O duyguları tam olarak yaşarken kendine şu soruyu sormalısın.
Bu düşünceler bana...
Nasıl bir yarar sağlayacak?
Nasıl bir yararı var böyle düşünmenin?
Yani farkındalık.
Kim olduğun konusunda kendini rahat hisset.
Kendine şefkat, anlayış göster.
Ve pişmanlık duymadan kendin olabilmenin en yüksek seviyesine çık.
Buna çalış, buna çabala.
Gelecekteki kendine bir mektup yaz.
Herkes söyler değil mi?
İşte böyle herkesin dertleştiği arkadaşlar vardır.
Yeri varken bunu... Bahsedeceğim hemen bundan.
Hepimizin dertleştiği dostları, arkadaşları var değil mi?
Konuşurken özellikle de geçmişle ilgili bir şeyler anlatırken işte şöyle deriz.
Geçmişe gitsem o zamanki kendime işte 20 yaşındaki, 30 yaşındaki kendime şöyle şöyle derim diye.
Bunu düşünmek bile yani geçmişteki...
seni düşünmek bile bence kendine yaptığın bir zulüm yani cinayet gibi bir şey çünkü sen tekrardan geçmişteki sene gittiğin zaman o acıyı hissettiriyorsun o duygu haline giriyorsun bak
ileride şöyle böyle olacak şunları şunları yap ya da yapma dedin diyelim peki ona bunları söylediğin zaman sen şu anki sen olabilecek misin sen eğer Onları söylemiş olsaydın
şimdiki seni yaratabilmiş olabilecek miydin sence?
Ben eski beni düşüneceğime, tekrar üzüleceğime, 5 sene sonraki hayallerine kavuşmuş biri beni düşünerek o anın tadını hissetmeye çalışırım.
Geçmişin değil. Çok dikkatli olmalısın.
Dünya öyle bir yer ki bu dünyada her şey olabiliriz.
Nazik olabiliriz, sevgili olabiliriz, eş olabiliriz, arkadaş olabiliriz.
Yani baba olabiliriz, anne olabiliriz, saygısız olabiliriz.
olabiliriz, kötü olabiliriz.
Bunlar tamamen senin seçimin, senin tercihlerin, hayatına nasıl yön vereceğin, kimlerle yürüyeceğin, ne olacağın, isteklerin hepsi sende saklı.
Paraşütten atlayacaksın, korkunun top noktasındasın.
Yani top noktasında olduğun bir anda korkunun o anda işte atlamasın.
Bitti dediğimiz anda, bitti dediğimiz anda kaygılarınla başa çık, daha hırslı ol ve o paraşütle beraber o uçurumdan atla.
Ruhun iyileşmiş ya da iyileşmemiş olsun.
Her zaman ona iyi bak.
Beni dinlediğin için teşekkür ederim.
Hoşçakal.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
