
Mevsimsel Depresyon/ Kendini Yargılamama Sanatı
15 Aralık 2025 · 26 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Sadece mevsim değişti,kış ayındayız sakin ol .. bu isteksiz ve yorgun kişi sen değilsin ! Bu bölümde mevsimsel depresyonu ve sebep olduğu yargılamalarımızı anlatıyorum.
*
Instagram: alternatifvizyonpodcast
Transkript
Herkese selam, Ayça ben.
Hoş geldiniz Alternatif Vizyon''a.
Malum kış ayına girdik.
Bu yüzden bugün mevsimsel depresyonu anlatacağım.
Bu konuyu anlatmak istedim arkadaşlar çünkü bizim gibi kış ayı yaşayan, hayatının belli bir döneminde daha az güneş ışığına ve soğuğa maruz kalan insanların...
Farkında olmadan yaşadıkları bir depresyon türü var.
Bu mevsimsel depresyon.
Ve tüm hayatınıza etkileyen bir depresyon bu.
Ve ne olduğunu bilmezsek kendimize eziyet etmeye başlıyoruz.
Sonra ne oluyor? Yıl ortasında tutmayan hedefler, vazgeçilen hayaller, isteksizlikler, bıkmışlıklar.
Bunlarla kalakalıyoruz. Çünkü sadece kış geldiği için yaşadığımız bu yorgunluklarımızı, bu isteksizliklerimizi, uykusuzluklarımızı kendimize karakterize ediyoruz.
çoğu zaman da farkında olmuyoruz.
Hayatımızı mahvediyoruz arkadaşlar.
Türkiye'de de yapılan son araştırmalara göre mevsimsel depresyondan yaklaşık 8 milyon insan etkileniyormuş.
Bu rakam Amerika'da da 3 milyondan fazla insan arkadaşlar.
Bu yüzden bu konu önemli.
Ne olduğunu bilelim ve hazır olalım ki hayatımızın anahtarını elimizde tutabilelim.
Bir kışa harcatmayalım hayatımızı.
Peki nedir mevsimsel depresyon?
Beyinimizin mevsim değiştiğinde...
Işık ve hava durumunun değişmesi yüzünden ayarının şaşması.
Kısaca bu. Türkiye'de arkadaşlar yazın gündüz ortalama 14-15 saat, geceleri 9-10 saat değil mi?
Kışa geldiğimizde gündüzlere 9-10 saat, geceleri 14-15 saat.
Tam tersi yani. Ve biz bu duruma hem fizyolojik hem psikolojik olarak...
tepki veriyoruz. Sabahları uyanamıyoruz.
İşe gideceğiz. Alarm çalıyor.
Gözümüzü açıyoruz. Hava hala karanlık.
Bunun bir aslında ayarlaması da var.
Meridyenler üzerinden bir ayarlaması da var.
Ama sabit saat uygulaması dedikleri için şu anda maalesef mümkün değil.
İşte ne oluyor? Uyandığınızda zorla uyandığınızda böyle odada garip bir sessizlik oluyor.
Böyle soğuk bir sessizlik oluyor.
Ne kadar kombiler yansa da ev sıcak olsa da alttan ısıtmalar olsa da merkezi sistem olsa da böyle bir soğuk geliyor.
Bir de üzerinizde Kışın o vermiş olduğu üşüyeceğim korkusuyla üzerimizde hep böyle bir kalın bir yorgan ya da kalın bir örtü bir battaniye oluyor.
Yani o ağır örtülerin de ağırlığı cabası zaten.
Çünkü o yatak bize şey gibi geliyor kış günlerinde sabahları.
O yatağımız sıcacık ve güvenli geliyor.
Bırakıp o soğuk karanlığa karışmak istemiyoruz.
Sonra bir şekilde uyanıp hazırlanıp çıkıyoruz dışarıya.
Ama hava da gri, gökyüzü de kapalı.
Hatta yağmur bile yağıyor.
Sonra bir anda akşam oluyor.
Bir anda böyle hızlıca.
Saat daha akşam 5-6 ama hava kararmış değil mi?
Ve sanki o günü yaşamamışız gibi geliyor.
Sonra sonra ne oluyor arkadaşlar?
Yorgunluğumuz çöküyor, uykusuzluğumuz geliyor.
Mutsuzluğumuz, umutsuzluğumuz geliyor, isteksizliğimiz, sonrası işte mevsimsel depresyona girmiş oluyoruz.
Neden bunlara bu kadar tepki veriyoruz?
Yani hava karanlıksa ne olmuş, soğumuşsa ne olmuş yani?
Her sene yaşıyoruz zaten biz.
Bizim vücudumuzun arkadaşlar sirka diye ritmi var.
Hava kararmaya başladığında beynimiz melatonin üretiyor.
Melatonin vücudumuzun uykuya hazırlanmasına yardımcı olan bir hormonuydu.
Güneş doğmaya başladığında ise beynimiz melatonin'i baskılıyor ve daha güne hazır hale daha uyanık hale getiriyor ve öyle hissettiriyor bizi.
Ama günler kısalıp hava kararmaya başladığında da bu döngümüz ritmimiz bozuluyor.
Çünkü sabahları daha az ışık alıyoruz ve melatonin yeterince baskılıyor.
Buna sebep oluyor.
Bu yüzden biz de uykusunu alamamış, sersem, halsiz yani yavaş hissediyoruz kendimizi.
Ve güneşin daha erken batması da gece yatmadan önceki melatonin artışının daha zayıf olmasına sebep oluyor.
Ve bu da kaliteli kesintisiz uyku almamızı zorlaştırıyor arkadaşlar.
Yani ışık azı olduğu için mevsimsel depresyona girmiş oluyoruz.
Bu kış dönemi bizi zihinsel olarak zorlayan bir süreçtir.
Ben her yıl bunu...
yaşıyorum. Ama artık ne olduğunu bildiğim için bir hafta gibi bir sürede kurtuluyorum.
Geçen hafta mesela benim.
Bununla uğraştığım haftaydı.
Çok kötüydüm. Yani bu podcast'ı arkadaşlar 10 gündür hazır bu.
Yazdım ben bunu. Bütün araştırmalarım, hazırlıklarım yaptım.
Ama böyle hani derler ya ölü toprağı vardı üzerimde diye.
Gerçekten o ölü toprağı atıp kalkamadım.
Ağlamadım bir türlü kaydı.
Bir anda hava soğudu.
Ben hemen işte bilmem kaç derecede sıcak notlarımı falan giymeye başladım.
O montun üzerindeki ağırlığı bile böyle canımı sıktı.
O montun ağırlığı bile canımı sıktı yani.
Yetti bana arkadaşlar. Böyle motivasyonum gitti.
Hiçbir şey yapmak istemiyorum.
Çalışmak istemiyorum.
Kimseyle konuşmak istemiyorum.
Kimseyle buluşmak istemiyorum.
Film bile izlemek istemiyorum.
Hatta Breaking Bad'in yapımcılarının yeni filmi var biliyorsunuz.
Pluribus. Çok güzel bir dizi.
Onun bile yeni bölümlerini böyle izlemek istemedim.
Çünkü o biraz kafa yormam gereken bir dizi olduğu için.
Ya onu bile istemedim yani.
Kitap bile okumak istemedim biliyor musunuz?
Bir günde 20 sayfaya geçemedim.
İstemedim yani. İşten geldikten sonra mesela masanın üzerine bıraktım telefonumu ve gerçekten saatlerce elime almadım.
Saatlerce almadım elime.
O kadar istemedim. Ama tabii sonrasında yani bu isteksizlik durumun mevsimden dolayı olduğunu bildiğim için dedim ki Ayça kalk kızım.
Kalk kalk kalk kalk kalk. Hemen kalk düşünme.
Fırsat verme beyninin bahaneler uydurmasına.
Kalk hemen yapacaklarını yap dedim yani.
Üretken bir şeylerle uğraş.
Yaşmam gerekiyor çünkü. Hani biraz önce dedim ya havalar zihinsel olarak bizi zorluyor diye.
Gerçekten normalden daha fazla zorlandığımı fark ediyorum ben bu dönemlerde.
İşte daha kaygılıyım, daha depresifim.
Ama artık kış geldiğinde neyin geldiğini bildiğim için bu durumu daha az indirdim.
Yani daha aza indirdim. Daha az üzücü hale getirebildim.
Yani artık alıştım arkadaşlar ben.
Havalar değişmeye başladığında hemen içeriden şey diyor biri bana.
Ayça tamam. Sadece kış geldi, sakin ol.
Neyin geldiğini biliyorsun.
Genele yayma. Sadece bir hafta var kendine.
Bir hafta böyle bu şekilde melankoli olarak, melankolik olarak takılabilirsin.
Ondan sonra kendine gel diyorum.
Şimdi bunu bilmesem, yani kış geldiği için daha az ışık, daha az sıcaklık aldığım için böyle isteksiz, depresif, yorgun olduğumu bilmesem ne olur arkadaşlar?
Ne düşünürüm? O Aralık ayında güle oynayıp yaptığım urna workshoplara gidip...
Çarkılarla hazırladığım vizyon panolarımız var ya.
Arkadaşlar ben workshop'a bile katıldım onunla ilgili.
İşte oradaki isteklerim, hedeflerim hepsi çöp olur biliyor musunuz genele yayarsa?
Çünkü kendime suç atarım.
Yapamıyorum artık. Ya bana bir şeyler oldu, bir haller oldu.
Artık gücüm kalmadı derim.
Hatta yaz bile gelse hevesim gitmiş olur.
Yani artık o depresif halimi uzatmış olurum değil mi?
Peki buna nasıl engel olacağız?
Bu bölümü zaten bunun için yapıyorum arkadaşlar.
Bu haldeyseniz ki çoğunuz...
Bu haldesiniz diye tahmin ediyorum.
Buna nasıl engel olacağız arkadaşlar?
Bunun geçici bir durum olduğunu nasıl bileceğiz?
Nasıl devam edeceğiz? Şimdi öncelikle benim de çok sevdiğim bir isim var.
Bundan bahsedeceğim. Bunu arkadaşlar ilk fark eden kişi psikanalist, araştırma düve yazar Kanadalı'dır.
Norman Rosenthal. Aynı zamanda NASA'nın ışık terapisi çalışmalarında öncülük etmiştir.
Harika bir çalışma. Biraz sonra detaylarından belki bahsederim.
Norman arkadaşlar yıllarda mevsimsel depresyon yaşamış bir psikanalist.
Yani düşünün bu işin içinde olan birisi.
Hatta der ki ben yıllarca kış aylarında yaşadığım depresyonun karakterimle ilgili bir zayıflık olduğunu sandım diyor.
Bakın ne kadar üzücü bir şey.
Yani kışın hissetmiş olduğu havadan dolayı hissetmiş olduğu o biyolojik durumu kendi karakteri sanmış adamcağız.
Hayatımın büyük bir bölümünü de bu yüzden boşa harcamıştım diyor.
Adamcağız her kış aynı döngüyü yaşamış.
Sabahları uyanamıyor.
Bütün gün yorgunlukla uğraşıyor.
Canı sürekli işte karbonhidrat çekiyor, işte ekmeksi şeyler, işte makarnamsı, pizzalar.
İşte asosyalleşiyor, içine kapanıyor.
En yakınlarıyla dertleşmek istemiyor, motivasyonu düşünüyor.
Yıllarca düşünebiliyor musunuz?
Yani 4-5 ay boyunca bunları yaşıyor ve maalesef uzun süre yaşadığı ve ne olduğunu bilmediği ve farkında olmadığı için de bunu bir karakter sanıp genele yayıyor.
Bütün yıl böyle devam ediyor adam.
Yani etiketlemeye başlıyor arkadaşlar kendisini.
Hani Jung diyordu ya, kendinizi tanın.
Kendinizi belli kalıplara sokmayın.
Çünkü insan değişebilen bir varlıktır.
Eğer kendine bir etiket yapıştırırsan hep arka planda dersin ki ben şöyleyim, ben böyleyim dersin.
Yapamam, beceremem dersin.
Çok tehlikelidir kendine etiket yapıştırmak bence.
Yani işte o da şey demiş ben tembelim, yetersizim, güçsüzüm demiş.
Sürekli bunlarla uğraşmış, genellemeler yapmış.
Aslında ona ait olmayan çıkarımlarda bulunmuş arkadaşlar.
Ta ki ne zamana kadar biliyor musunuz?
Florida'ya gidene kadar.
Evet doğru duydunuz Florida.
Florida biliyorsunuz Amerika'nın en güneşte en sıcak eyaletlerden biridir.
Hatta insanlar güneş eyaleti derler oraya.
Zaten denizlerle çevrili bir yarımada.
Washington'dan gidiyor bu arada Norman Florida'ya.
Orası da Washington'da biliyorsunuz kapalı puslu havası var.
İşte gün ışığı az uzun ve soğuk kış günleri var.
Hani güneş açsa bile düşük açıda kendini gösteriyor.
Benim de eşim kardeş Londra'da yaşıyor şu anda.
Her ne kadar o oraya bok atmak istemese de ben biliyorum yani.
Çünkü her tatil planında daha yakın yerler, daha güzel yerler varken Türkiye'ye gelip denize girmeyi tercih ediyor.
Neyse ona da buradan selam olsun.
Yemiyorum kızım senin dediklerini.
Neyse Norman'a döneyim.
Norman arkadaşlar şimdi Florida'ya gitti demiştim.
Florida gibi bir yere gidince daha ilk uyandığı sabah arkadaşlar alarm çalmadan uyanmış.
Hayatımda diyor ilk defa alarm çalmadan uyandım diyor.
Yataktan kalkarken diyor hiç zorlanmadım.
Enerjim yüksekti, moodum normale dönmüştü.
Bir şeyleri yapmak için istekliydim.
İşte konsantrasyonum çok yerindeydi ve bunları fark ettim diyor.
Daha ne olsun ya? Adam tamamen değişti.
İlaç yok, terapi yok, spor yok, meditasyon yok.
Hiçbirini yapmadan birkaç saatte değişti.
Diyor ki Norman, 24 saat içinde diyor değişmiştim.
Peki nasıl oldu bu arkadaşlar?
Neydi tek değişen şey?
Neydi sizce? Güneş, güneş değil mi?
Ne iş, ne para, ne aktivite.
Sadece ışık, güneş, sıcaklık ve tabii ki bir bilim insanı olarak Norman Bain'in de hemen bilim insanı refleksi uyanmış ve demiş ki ya demek ki sorun bende değil.
Ben sorunlu bir insan değilmişim.
Sadece biyolojik tepkiyle alakalı bir şeymiş.
Benim tek ihtiyacım olan şey ışıkmış diyor.
Ve başlıyor çalışmalarına Norman.
Şimdi Norman'ın mevsimsel depresyondan en az etkilenmemiz için olan tavsiyelerini anlatacağım arkadaşlar.
Ama öncelikle mevsimsel depresyonu neden yenmeliyiz?
Bundan biraz daha bahsetmek istiyorum.
Şimdi arkadaşlar mevsimsel depresyonla yanmazsak yani neden yanmamız gerektiğini de bilmezsek ne olur?
Bu kışın vücudumuzda olacak değişimleri yanlış yorumlamamız demek oluyor.
Bu döngü aslında neye benziyor biliyor musunuz arkadaşlar?
Kadınların reglonamine benziyor.
Mesela her kadına bir haller olur değil mi böyle zamanlarda özel günlerinde?
Siz de biliyorsunuz kadın olanlar biliyor.
Kendinizi bu özel günlerinde daha sinirli hissedersiniz.
İşte mesela kalkıp da şey demezsiniz ben çok sinirli bir insanım zaten demezsiniz.
Dersiniz ki ya şu an özel bir...
günümdeyim. Hormonlarımdan dolayı çok sinirliyim dersiniz.
Çok agresifim dersiniz değil mi?
Yani kendinizi normalın yaptığı gibi genellemezsiniz.
Çok ağrınız var mesela.
Yumurtalıklarınız çok ağrıyor. İnanılmaz ya da sırtınız beliniz ağrıyor.
Şey demezsiniz değil mi kalkıp ya benim her yerim her zaman ağrır zaten demezsiniz.
Dersiniz ki işte şu anda özel günümde olduğu için bu geçici bir durum.
Bir ağrı kesici için bir şöyle yapayım dersiniz.
Kabul edersiniz ve yaşarsınız ağrınızı ya da ona göre çözüm bulursunuz.
Yani bir iki güne geçici Biteceğini bilirsiniz.
Biteceğini bilirsiniz arkadaşlar.
Yani biz bunun geçici olduğunu, biyolojik bir reaksiyon olduğunu bilmezsek normal depresyonda karıştırırsak çok kötü şeyler oluyor arkadaşlar.
Normal depresyondaymışsınız gibi kendinizi öyle kabul ederseniz anlamazsınız meclissel bir şey olduğunu.
Hayatınızı zora sokarsınız.
İlk önce şunu netleştirelim.
Çünkü arkadaşlar mevsimsel depresyonla normal depresyon birbirine benzediği için değil, birbirine çok benzer hissettirdiği için karıştırırız.
Normal depresyon neydi?
İşte klinik ya da major depresyon dediğimiz şey yani normal depresyon diyorum.
İnsanın ruh halinin uzun süreli ve mevsimden bağımsız olarak çöktüğü bir durumdu değil mi?
Özellikleri nedir?
Sürekliliktir. Yani haftalar, aylar, bazen yıllar sürer.
Yaşamdan genel bir kopukluk hali olur.
Anlam kaybı yaşarsınız.
Umutsuzluk hissinin işte zamanla artar.
Hemen artmasa da zamanla artar.
İşte bu böyle kalacak, ben böyle kalacağım düşüncesi yer eder.
Kendilik algınız bozulur.
Bakın Iron Week'in çok güzel bir depresyon tanımı vardır.
Der ki depresyon insanın kendisi dünya ve gelecek hakkında kurduğu olumsuz düşünce üçgenidir demiştir.
Çok güzel. Tabii gerçekten tanım bence.
Yani normal depresyonda sorun sadece enerji düşüklüğünüz değildir.
Zihniniz hayatınızın tamamını karanlık bir mercekten görmeye başlar.
Bu yüzden işte tedavisi nedir depresyonun?
Psikoterapidir, bazen ilaçtır, uzun vadeli destek gerektirir.
Yani çünkü burada mesele sizin sadece ruh haliniz değil, düşünce yapınızın kendisidir depresyonda.
Ama mevsimsel depresyonda arkadaşlar neydi?
Belirli zamanlarda ortaya çıkıyor.
Genellikle işte sonbahar kış aylarında, ilkbahar yazla birlikte hafifliyor ya da tamamen kayboluyor.
Işıkla, gün uzunluğuyla, biyolojik ritminizle de yakından ilgili bir durumdu değil mi?
Yani temel mesele ne?
Beyninizin ışık algısı değiştiğinde hormon dengeniz de değişiyordu.
Yani Norman zaten ne demişti bunu bulduktan sonra?
Mevsimsel depresyon bir kişilik zayıflığı değil, biyolojik bir uyum problemidir demişti.
Yani bu normal depresyonda mevsim...
Mevsimsel depresyonun farkı bu arkadaşlar.
Ama buradaki kritik de şudur.
Mevsimsel depresyonda çoğumuz ne diyoruz?
Hayatım kötü değil ama ben iyi hissetmiyorum diyoruz.
Normal depresyonda diyoruz ki hayatımı zaten kötü ve iyi hissetmem için bir sebep yok diyoruz.
Yani ikisindeki aslında daha açıklayıcı fark bu.
Yani bizler mevsimsel depresyonu normal depresyon sanmaya başladığımızda geçici bir biyolojik durumu...
kalıcı bir kişisel sorun sanabiliriz.
Bu hale getirebiliriz. Enerji düşüklüğümüzü ya bana bir şeyler oluyor diye yorumlayabiliriz.
Kendimizi tembel, isteksiz, yetersiz diye etiketliyor olabiliriz.
Hayatla ilgili büyük kararlarımızı yanlış ruh haliyle almaya başlayabiliriz arkadaşlar.
Ve Viktor Frankl'in çok güzel bir uyarısı vardır bununla ilgili.
İnsan her duygusunu bir anlam sanarsa kendine büyük bir kötülük eder demiştir.
O yüzden Böyle anlarınızda büyük kararlar vermeyin.
Her duygunuza bir anlam yüklemeyin arkadaşlar.
Yani bu ikisini bu iki depresyonu karıştırırsanız hayatınızda yanlış kendillik anlatısı oluşur.
Yani ben kışım böyleyim kışım böyle olurum demek yerine ben zaten hep böyleyim demeye başlarsın.
Jung der ki insan bilincine çıkarmadığı şeyi kader olarak yaşar.
Bakın bilincine çıkarmadığı çıkaramadığı şeyi yani bilincine varamadığı şeyi kader olarak yaşarlar.
Yani mevsinsel bir halinizi bu halinizi kader sanarsanız.
Kendinize bakışınızı bozmuş olursunuz.
Hayat kararlarınızı yanlış zamanda almış olursunuz arkadaşlar.
Özellikle bu kış aylarında çok fazla iş değişikliği, ilişki bitirme ya da ilişkiye başlama.
Bunlardan biraz uzak durun olur mu?
Yani çok iyi düşünün, ruh halinize çok iyi bakın.
William James'ın söylediği çok güzel bir söz vardır.
En tehlikeli kararlar zihnin daraldığı zamanlarda alınanlardır diyor.
Yani mevsimsel depresyonunuzu yönetemeden, yönetmeden.
ya da bir çözüme ulaştırmadan, çıkmadan arkadaşlar bu kararları vermeyin.
Gereksiz suçluluk ve utanç da duymayın kendinizde.
Çünkü bedeniniz doğal ritmini bilmediği için kendini sürekli zorlayacak ve başaramadıkça da kendini suçlayacak arkadaşlar.
Yani kışın bu durumdan dolayı kendinize gereksiz suçluluk ve utanç yüklemeyin olur mu?
Çünkü utanç ben kötüyüm duygusu demek.
Suçluluk da işte ben bir şey yanlış yaptım demektir.
Ve mevsimsel depresyonu bilmeyen...
Dediğiniz zaman bedensel bir hali aslında utanca çevirmiş olacaksınız.
Peki şimdi tavsiyelere geçelim.
Mevsimsel depresyonu tamamen yok edemiyorsak zararı nasıl azaltacağız arkadaşlar?
Şimdi öncelikle mevsimsel depresyona ilgili en büyük yanılgılardan biri şudur.
Bundan tamamen kurtulmam lazım düşüncesi.
Ben ne dedim ilk başta? Ben bunu her sene yaşarım ama neyin ne olduğunu bildiğim için kısa sürer ve ona göre gardımı almışımdır dedim değil mi?
Bir hafta gibi bir süre yaşıyorum.
Geçen hafta. yaşadım dedim.
Yani bu mevsimsel depresyonla ilgili iyileştirmeye çalışan ve çalışma yapan herkesin verdiği ortak bir karar vardır arkadaşlar.
Derler ki burada derler amaç mevsimsel depresyonu yok etmek değil onun vurmuş olduğu dalgayı yani doğru okumak ve aza indirmek derler.
Yani dalganın şiddetini düşürmek derler.
Çünkü mevsimsel depresyon çoğu zaman arıza gibi görülüyor ama bedenimizin çevreye verdiği bir uyum tepkisi değil mi?
Ve bu uyum tepkilerini Yani bastırdığımız zaman da doğru karşılandığında ancak hafifliyor.
Yani kendinize zorlamayacaksınız arkadaşlar birinci tavsiyeleri.
Yapacağınız şey vücudunuzun ve kendinizin ritmini değiştirmek.
Bu konuda çalışan psikologların ortak uyarısı şudur.
Mevsimsel depresyonda yapılan en büyük hata yaz aylarındaki hayat temposunu kışa taşımaya çalışmaktır diyorlar.
Klinik psikolog Kelly McGonnell diyor ki çok net diyor hatta stresle savaşmak yerine stresin neye hizmet ettiğini anlayın.
Bu şekilde iyileşebilirsiniz diyorlar.
Yani mevsimsel depresyonda böyle arkadaşlar.
Bedeniniz size der ki yavaşla, daha yavaşla.
Kış bunun için geldi.
Biraz daha uyu, daha sakin ol.
Daha az uyaran al.
Daha az hedefle ilerle.
Daha çok toparlan.
Yani bu bana şey gibi geldi arkadaşlar.
Biraz ilahi bir mesaj değil mi?
İnananlar böyle düşünür bence.
Yani kendinizi hızlandırmak değil, hayatın hızını düşürmek.
Size diyor ki kış aslında doğaya uyum sağlamak dediğimiz kavram vardır ya bu aslında.
Yani kışın aynı verimi gösteremeyebilirsiniz arkadaşlar.
Baskıyı bu baskının depresyona sebep olmasına izin vermeyin.
Çünkü bu baskı depresyonunuzu azaltmayacak.
Tam tersi arttıracak.
Bedeninizle savaşmayın arkadaşlar.
Ve güneş. Güneş çok fazla alın diyorlar.
Normalde güneşi biz moral almak gibi görürüz değil mi?
Yazın işte. Güneş, kum, deniz falan deniz.
Moral deniz. Aslında güneş bizim biyolojik olarak ihtiyacımızdır.
Ve bilim insanları der ki ışık.
Psikolojik bir motivasyon unsuru değil, biyolojik bir düzenleyicidir derler.
Kronobioloji alanında çalışan T.Rennyberg şöyle soruyor arkadaşlar.
İnsanlar sabah güneşi almadan uyanık kalmaya çalıştıklarında beyin geceyi bitiremez diyor.
Şimdi ben sabah kalkıyorum arkadaşlar.
Genelde zaten işe giderken servis kullanıyorum, araç kullanmıyorum.
Yazın belki kullanabiliyorum ama genelde servis tercih ediyorum.
Çünkü servise gittiğim zaman uyuyorum.
Şimdi servise giderken sosyal medyadan görüyorsunuz.
Beni video atıyorum. Karanlık oluyor.
Dışarı çıktığımda çok yorgunum, ölüyorum, uykum var.
Gerçekten o moddayım. Ama videoda nasıl sesim?
Seda Seyhan gibi günaydın.
Yeni bölümüm yayınlandı falan diye böyle bir video çekiyorum size.
Ne yapıyorum biliyor musunuz? Beş saniye öncesinde.
Minnoş kedileri seviyorum.
Bu benim yöntemim arkadaşlar.
Sabah çünkü ben kapıya çıktığım zaman minnoş minnoş kediler yam yam yam yam yam diye geliyorlar etrafıma ve onlar benim en büyük moral kaynağım.
Onların karnını doyurmak, bir şey aramak.
Bir önceki bölümlerde de hep söylerim hani iyi hissettirir arkadaşlar bana.
Ve size 5 dakika, 2 dakika sonrasında size daha motivasyonlu bir şekilde günaydın diyebiliyorum.
Ve ne oluyor biliyor musunuz?
Bulaşıcıdır bu hal. Olumlu hal, güler yüzlü hal.
Her zaman hep söylüyorum bulaşıcıdır.
Bütün hayatıma yani daha doğrusu o günüme yayılıyor arkadaşlar benim.
O yüzden hava karanlık olsa bile bir motivasyon bulacaksınız.
Ha bulamadınız uykusuz bir şekilde işe...
Ama yerinize geçtikten sonra hava aydınlandı.
5 dakika arkadaşlar. Kendinizi kandırmayın.
Lütfen bahaneler bulmayın.
Bir 5 dakika gidin cam kenarına.
Açın camı. 2 dakika aşağıya inin.
Şöyle bir tur atın. Şöyle bir içinize çekin.
Yani bir yavaşlayın. Kış bu yüzden var zaten.
Bu ışığı 5 dakikada olsa mutlaka alın.
Yani psikolojik olarak değil.
Bakın biyolojik olarak buna ihtiyacınız var.
Ve biz eğer biyolojik olarak vücudumuzun ihtiyacını ona sağlamazsak bizi hemen küser.
Değil mi? Hemen hastalık. Ve iyileşmemiz de uzun sürer.
O yüzden ilk önce bedenimize istediğini vermemiz gerekiyor.
Ve diğer tavsiye arkadaşlar hayatınızı küçültün.
Hayattan vazgeçmeyin.
Sadece hayatınızı küçültün.
Mevsimsel depresyon yaşayanların anlattığı ben bu arada birçok röportajla dinledim arkadaşlar.
Anlattığı ortak bir şey var.
Şöyle diyorlar hayat diyorlar gözümde büyüyor.
Psikalist Adam Phillips bu durumu çok güzel anlatıyor arkadaşlar.
Diyor ki depresyonda insan hayatı değil hayatın beklentilerini taşımakta zorlanır.
Adam çok güzel söylemişsin Adam.
Depresyonda insan hayatı değil hayatın beklentileri de taşımakta zorlanır.
Bu yüzden arkadaşlar uzmanların önerdiği şey hedef sayınızı azaltacaksınız ama hedeflerinizin anlamını koruyacaksınız.
Yani 5 tane projeniz varsa...
Bir tane projeye odaklanın.
10 tane sosyal planınız varsa bir tane güvenli bir buluşma ayarlayın ve mükemmel bir gün geçirin.
Ve diğer tavsiye arkadaşlar kendinizi izole etmeyin ama kendinizi de zorla sosyalleştirmeyin.
Bu bir dengedir. Mevsimsel depresyonun en zor kısmı çünkü bu.
Sosyal psikolog Roy Bumester'ın çok önemli bir tespiti vardır.
İnsanlar zorlandıklarında yalnız kalmak isterler ama tamamen yalnız kaldıklarında daha çok zorlanırlar demiştir.
Bu yüzden arkadaşlar önerilen şey kalabalık değil, güvenli, kısa ve beklenti yaratmayan sosyal ortamlardır.
Yani çok güvenliğiniz, sizi yargılamayan, sizde bir beklenti yaratmayan arkadaşlarınızla buluşun.
O tarz sosyal ortamlara girin.
Yani sosyalleşmek değil, hayatla bağınızın kopmamasını sağlayacaksınız sadece.
Ve diğer bir tavsiye de zihninizi besleyeceksiniz.
Bedeninizi çok yormadan zihninizi beslemeniz lazım.
Ben şöyle bir örnek vereyim.
Ben arkadaşlar her kış bir konuya takıntı geliştiriyorum.
Yani mesela iyileşmek.
Bu sene Takıntı geliştireceğim şey iyileşmek.
İnsanlar nasıl iyileşebilir psikolojik olarak, genelleme yaparak?
İnciğinin cinciğinin neyin varsa bununla ilgili videolar izliyorum.
Neyin varsa belgeseller, makaleler, işte artık sesli kitaplar.
Yani siz de bu tarz bir takıntı oluşturun.
Mesela 3 ay boyunca o konu üzerine yani böyle master yapacak seviyeye gelin arkadaşlar.
Ve kışınızı da bu şekilde çok garip bir hedefle, hiç aklınızda olmayacak bir hedefle geçirmiş ve verimli sağlamış olursunuz.
Burada aslında siz bir üretkenlik yapmıyorsunuz.
Bakın bu bir üretkenlik değil.
Siz burada ne yapıyorsunuz biliyor musunuz?
Zihninizi hayata tutuyorsunuz.
Bir konuya çok odaklandığınız zaman her şeyini öğrenmeye çalıştığınız hani takıntılı hale getirmeye başladığınız zaman ne oluyor?
Zihniniz sürekli aktif halde kalıyor.
Yani zihniniz diyor ki hey ben buradayım.
Ve ben de oyundayım. Yani kış geldi ve karanlık var.
Aman iki tane kıçımız üşüyor diye oyundan çıktım sanma diyor size.
Ve bunu siz sağlamış oluyorsunuz.
Ve kendinize arkadaşlar son tavsiyem şunu hatırlatın sürekli.
Bu hal geçecek. Bu hal geçecek.
Bu geçici bir şey. Yani siz bu duygunuzu, bu kış ayındaki depresyonunuzu onu görmezden gelerek yok edemersiniz.
Onu anlayarak yok edebilirsiniz ancak.
Ben mesela depresyon deyince aklıma hep Türk edebiyatının çok önemli...
bir ismidir biliyorsunuz. Sahici isimlerinden biridir.
Tezer Özlü. O aklıma gelir.
Bütün hayatı boyunca depresyona mücadele etmiş bir yazardır.
Mesela günleri çok küçüktür.
Beklentileri azdır. Katlanılır.
Parçalara bölmüştür hatta hayatını.
Onu da anmadan geçmek istemedim bu bölümde.
Evet bu bölüm bu kadardı arkadaşlar.
Beni lütfen sosyal medyada bulun.
Ben açıklamalara geçen bir arkadaş da yazmıştı sağ olsun.
Siz izliyorsanız sosyal medyada çok zor buldum çıkmadınız diye.
Neden öyle oldu bilmiyorum. Bilmiyorum ama burada Spotify'da açıklamalarda Instagram hesabımın linkini bırakıyorum.
Direkt oradan tıklayıp sosyal medyaya da gelebilirsiniz.
Gönderip paylaşacağım. Kış mevsimsel bu kışın mevsimsel depresyonun yaşayan bütün arkadaşlarımı yorumlara bekliyorum arkadaşlar.
Ve lütfen Spotify'da da beni takibe alın.
Orada böyle zil kutucuğumuz var.
Onu da bir tık atarsanız yeni bölümlerim yayınlandığında bildirim alabilirsiniz.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
