
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde Mesnevi ile iyileşme ve terapi nedir ,Mevlana'nın derin öğretileri ışığında kendimizi nasıl iyileştirebiliriz anlatıyorum.
***
Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese selam arkadaşlar. Alternatif Vizyon'a hoş geldiniz.
Ben Ayça. Bugün son zamanlarda hem dünyada hem de ülkemizde gelişim göstermeye başlayan bir alandan bahsedeceğim.
Bir terapi sistemi bu.
Mevlana ile terapi.
Yani Mevlana'nın meslevisini kullanarak kendine bir nevi terapi uygulamak ve onunla beraber iyileşmek.
Bu sistemi kullanma zamanlarımız aslında 2012 yıllarına dayanıyor.
Peki nedir bu sistem? Yani meslevi terapisi nedir?
İçinde yaşadığımız şu çalın çok fazla maddi hazları var.
vardır değil mi? Kimilerimiz yaptığımız her işte başarılı olmak isteriz.
İşte kimilerimiz kolay yoldan çok para kazanmak istiyoruz.
Hatta kimilerimiz hiç düşünmeden, işte derdimiz tasamız olmadan yaşamak istiyoruz.
Böyle çok mutlu bir hayat yaşamak istiyoruz.
Ve bu isteklerimize de ulaşmaya çalışırken ya da mevcut dertlerimizden kurtulmaya çalışırken zamanla manevi hasarlar bırakıyor bizde.
Ve bunun sonucunda da biz ne yapıyoruz?
Bir arayış içine giriyoruz.
Ne aradığımızın farkına varamaz duruma giriyoruz.
Duşan o boşluklar girdabına kendimizi bırakmış oluyoruz.
Bir hiçlik girdabı aslında bu.
Terapileri almaya başlıyoruz.
Belki antidepresan ilaçlar kullanmaya başlıyoruz.
Hayatımızın düzeni için silmemiz gereken insanları siliyoruz.
Hatta hayır demeyi de öğreniyoruz.
İşte mükemmeliyetçiyi de kenara bırakıyoruz.
Bir şeylerden vazgeçiyoruz.
Ama o iç huzur, o iç huzur dediğimiz o mutluluk var ya derinlerden gelen mutluluk.
Yok yok yani olmuyor.
Bir türlü gelmiyor. Sabah erkenden de kalktık.
Her işlerimizi de hallettik.
etmeyi de öğrettik ama bu iç huzurun devamlı gelmiyor.
Bu yaptığınız şeylerle anlık bir şeyler yaşamaya çalışıyoruz.
İşte meslevi terapi de manevi alemdeki kendinizi bulmanızı sağlıyor.
Manevi varlığınıza deva sunmaya çalışıyor anlayacağınız arkadaşlar.
Sizin farkındalık hedefinizi belirleyerek tedavi etmeyi amaçlıyor.
Bu terapi sistemi de dediğim gibi biraz önce Mevlana'nın meslevi şerif eserinden faydalanıyor arkadaşlar.
Mevlana'nın meslevisi neredeyse 8 asırdır okuyoruz.
Yaklaşık olarak 26 bin beytten oluşuyor.
Günlük hayattan alınan hikayelerle işte bize tasavvufü bir terbiye vermeye çalışıyor.
Yani bizlere rehber olmaya çalışıyor Mesnevi.
Mevlana kendi deyişiyle Mesnevi için diyor ki bir vahdeh dükkanıdır.
Tanrı'nın en aydınlık yoludur.
Gönüllere şifadır.
Hüzünleri giderir. Doğru yolu buldurur diyor.
Eser yazıldığı dönemin anlayışına uyarak Mesnevi-i Nazım şekliyle Mezim ve Kafeli olarak yazılmış.
Yani ilk baktığınız zaman işte Kafeli'den anlayacaksınız zaten.
Okuyanlarınız varsa kabaca böyle şehir gibi kısım kısım olarak yer alıyor.
Ve insanların da anlayacağı şekilde hikayelerle süslemiş.
Ben de ilk mesnevi arkadaşlar 2009 yılında eşimin vasfısıyla tanışmıştım.
O şekilde okumaya başlamıştım.
Göz ardı edilemeyecek kadar insani bir dönüşümün mimarı bence bu eser.
Yani bizim iç huzurumuza kavuşturmaya, dönüştürmeye çalışıyor.
Olaylara farklı bir bakış açısından bakmamızı sağlıyor.
Tedavi aracı olarak da hikayeleri kullanıyor.
Mesnevi terapisinin kalbi zaten mesnevideki bu hikayeler.
Peki bunu nasıl yapıyor Mevlana?
Korku ve kaygı giderici öyküler anlatıyor.
İşte özgüven arttırıcı örneklere yer veriyor.
Önyargılarımızı ortadan kaldıracak hikayeler sunuyor.
Ve hikayelerinde de alternatif düşünmeyi öğreten yanlış düşünceleri düzelten hikayeler var.
Bizlere yeni bir tutum sergileyebilmemiz için örnekler hep vermiş.
Yani anlayacağınız toplumda var olan kıssadan hisse anlayışını bir halk terapisi olarak kullanmış mesnevide.
Biliyoruz ki biz hikayelerde bu metaforik düşüncenin kullanılması modern psikolojinin de uyguladığı bir yöntemlerden bir tanesi değil mi?
Yani sizin mesela memnun olmadığınız bir olayınız var, bir özelliğiniz var diyelim.
İşte öfke kontrolü sorununuz var ve mesnevi terapisiyle bu sorununuzu çözecek.
Yapılacak şey... Mesnevide bulunan hikayelerdeki metaforu kendinizde kıyaslayarak bir değişim sağlamanız ve bu sorununuzu aşmaya çalışıyorsunuz.
Ya da bir tane daha örnek verelim.
Aslında bu yoktu. Gerçekten şimdi aklıma geldi ama şimdi yine bu içimdeki bu lenter soyu.
Hadi konuşsun bakalım. Sevgilinizin sizi aldattığını düşünün ya da eşinizin işte.
Genelde bakarsak işte bir kısım ne yapar verilecek tepki olarak yani en ilkel...
Tepki şiddettir değil mi?
Bağırmak, çağırmaktır. İşte karşınıza geldiği zaman sevgilinize vurmak, kırıp dökmek, işte bunu nasıl yaptığını sormak, hesap sormak.
Bazılarımız da hemen intikam planları yapmaya başlar.
Ben ona bak neler yapıyorum, ona cehennemi bu dünyada bak nasıl tattırıyorum diye.
Hani böyle bir konuma gelir. İşte bu noktada Mesnevi bu sorunu çözebilmek için önce sorun hakkında konuşabilmemiz gerektiğini söylüyor.
Çünkü genelde Mevlana'ya baktığımızda bizlere kendi aramızda normal bir şekilde konuşarak...
doğru yönde tartışmayı öğrettiğini görüyoruz zaten.
Başınıza gelen olaylarda kendinize çıkarımlarda bulunmanız gerektiğini, konu hakkında tartışabilmeyi öğretiyor.
Aynı modern psikolojide travmayı çözmeye çalışma şekli gibi değil mi?
Travma zaten de bu şekilde konuşarak çözülüyor psikolojide de.
Ama siz şimdi diyebilirsiniz ki aldatılan ben, işte mağdur olan ben, ben neden kendimi dönüştürmek için uğraşacağım ki?
Çünkü karşı tarafın yaptığı kötü şeyden siz zarar görüyorsunuz.
Kafa yapınızın sizi...
üzmesine müsaade etmiş oluyorsunuz.
Bir su damlası düşünün.
Sağlam bir taş bile olsa o taşa sürekli damlasa zamanla o taşı deler değil mi?
Bizler de sürekli aynı düşünce yapısıyla düşündüğümüzde zihnimizde bazı delinmeler oluyor.
Meslevi okuyorsunuz. Oradaki hikayelerden ders çıkartmaya çalışıyorsunuz kendinize.
Bu yaşınıza kadar geliştirdiğiniz ve düşünmesenizi bile otomatik olarak belirlen bir kafa yapınız var değil mi?
İşte Mevlana da meslevi de tam olarak şunu demek istiyor.
Hikayeler Beyninizin hem sağ hem sol tarafını kullanın diyor.
Ne demek bu? Bizler sağ beynimizi niçin kullanıyoruz?
İşte müzik yaparken, müzik dinlerken, işte resim yaparken, sanat alanında bir şeyler öğrenirken kullanıyoruz.
İşin içine ne katıyoruz? Duygularımızı, sezgisel öğrenme.
Duygularımız devreye giriyor o halde.
Sol beynimizde de öğrendiklerimiz genelde ezberlediğimiz, işte ezberlemeye çalıştığımız şeyler.
Herhangi bir duygu ya da his yok.
Bilgiyi alıp aklımıza işliyoruz.
Mesneviyi de okurken başarılı bir şekilde aktif hale getirdiği kısmımız sağ beynimiz.
Yani mesneviyi okurken sağ beynimizi aktif hale getiriyoruz.
Duygularımız da işin içine girince kendimizi bu yöntemle tedavi etmeye çalışıyoruz.
Bakın bence... Eserdeki hikayeleri okurken işte bizlerin en çok korktuğu şey ne biliyor musunuz?
Hayatımız boyunca kullandığımız o tattığımız duyguların değişeceği korkusu.
Zaten Mesnevi'de Mevlana da bunu söylüyor.
Çünkü belli bir yaşa geldikten sonra o içinizdeki tabuları yıkmak...
Çok zor ve külfetlidir değil mi?
Yani bizler bence bundan ölesiye korkuyoruz.
Aslında sorun bu. Ben Mesnevi'yi okuduğum zaman bunu hissetmiştim.
Okuduklarımı gerçekten o hikayeleri işte anladığım şeyleri anlamaya başladığım anda daha doğrusu içimde bir şeylerin değişeceğini fark ettim ve bu da aslında beni biraz korkuttu.
Çünkü değişmek pek de istemiyoruz aslında.
Kendi korkularımızla yüzleşemediğimiz için de iyileşemiyoruz.
İşte Mevlana bizi Mesnevi'de önce korkularımızı...
da yüzleştiriyor. Sonra çözümü sunuyor.
Korkularımızla nasıl baş edeceğimizi anlatıyor bize.
Peki bence bu podcast'ta en büyük soru bu.
Meslevinin kaynağı nedir?
Tabi ki Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Muhammed.
Ateistler ve deistler.
Tabi ki grupta. ayrıldı.
Yalnız arkadaşlar şöyle söyleyeyim.
Aşırı derecede bir inancım vardır benim Yaradan'a karşı.
Hani din olarak evet elimden gelen bir şeyleri yapmaya çalışıyorum.
Hani o konuda da boş değilim.
Boş olduğumu söyleyemem. Ama hani şu bir şarkı var ya Mesnevi'den ders aldım.
Sesi güzel olsa inanın şurada size hepsini okurdum ama yemin ediyorum.
Podcast'ı yazmaya başladığım andan bitene kadar sürekli sürekli bu aklımda döndü.
Daha sonra yanımdaki arkadaşlarım da tabii soruyorlar sürekli hangi bölümü yapacaksın işte çalıştığım iş yerinde ya da işte kardeşim vesaire söylüyorum.
Onları anlattıktan sonra inanın karşılıklı bir şekilde onların da ben bunu söyledikten sonra sürekli böyle bu şarkının onların hakkında döndüğünü öğrendim.
Demek ki dedim ki bu işte evet önemli bir konu var.
Çünkü ikilemde kalmıştım acaba bu konuyu şu anda yapsam birazdan.
ama farklı bir konu yapsam vs.
ama herkesin diline dolanınca ben de o yüzden bu konuyu yapmaya karar verdim.
Bunu da size söylemek istedim.
Yine konuyu dağıtmadan devam edeyim ben.
Şimdi ne demiştik en son? Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Muhammed'den tabii ki esinlenmiş demiştik.
Yani Tanrı'nın rehberlik otoritesinin yeryüzünde vücut bulmuş hali diyebiliriz Mevlana için bence.
Sureler aynı zamanda okuyana bir yol gösteriyor değil mi?
Kur'an eğer okuduysanız Türkçe mealini de anlamış olursunuz.
Her zorluk... da bir kolaylık olduğunu hatırlatıyor.
Hayır sandıklarımızda şer şer sandıklarımızda hayır olabileceğini söylüyor bize.
Ya bu çok güzel bir cümle değil mi?
Hayır sandıklarımızda şer, şer sandıklarımızda hayır vardır diye.
Galiba bütün mesele bununla ilgili.
Hayatımızdaki anlamımızı, amacımızı yitirmeye başladığımızda yıkılmayıp doğrulanmamız gerektiğini söylüyor.
Ondan, işte Yaradan'dan ümit kesmemizi istiyor bizden.
Yani Kur'an-ı Kerim çarelerimizi onda aramamızı ister.
Mesnevi de bu durumun ışığında var olmuş bir eser arkadaşlar.
Zaten bu dini yöntemler, manevi tedavi yöntemleri...
1895 yılından beri tüm dünyada yapılıyormuş arkadaşlar.
İlk örneğini de 1895 yılında San Francisco'da gerçekleştirmişler.
Dinlerin ortak noktası nedir?
Hümanist psikoloji değil mi?
Ve hümanist psikolojiye göre tedaviler geliştirmişler.
Bu psikolojinin ortaya koyduğu bir kavram var.
Kendini gerçekleştirmek.
Kast edilen de kendinizde var olan yeteneklerin, kabiliyetin, kapasitenin ortaya çıkartabilmek.
Ulaşmamızın amacı bu. Yani meslevi terapisinde de bir nevi bu şekilde yapılıyor ve şu anda meslevi terapisine Amerika'da yani işte yurt dışına karşılık gelen psikolojide arkadaşlar pozitif psikolojisi.
Ve bu şekilde olduğu zaman insan kendinden tam olarak verin almaya başlıyor.
Yani bu söylediklerini yaptığımızda biz kendimizin %100 verim haline ulaşmış oluyoruz.
Ne yapmış oluyoruz işte? İçten dışa kendi kendimizi tedavi etmiş oluyoruz.
Simyacı kitabını okuyanlarınız var mı?
Mutlaka vardır. Ben orta ikiye giderken okumuştum bu kitabı.
İşte 11-12 yaşlarım derken işte çobanın yaşamı anlatırken sürekli nasihat veriyor kitapta.
İç huzurla ilgili olan bir kitap.
Mestevi'deki hikayelerden esinlenerek yazmış bu kitabı yazar.
Amerika'da bazı düğünlerde hani konuşuyorlar ya böyle konuşma yapar onlar da.
Bizde olmaz. Neden bizde olmaz zaten çok merak ediyorum.
Yeni yeni yapılmıyor. başladı bence.
Kimse inkar etmesin.
Eskiden hiç öyle bir konuşma vesaire yoktu.
İki kurabiye, bir pasta dilim, bir limonataya gönderirlerdi.
Öyle değil miydi arkadaşlar? Düğünler öyleydi bence.
İşte Mevlana Hanım meslevedeki öğretilerinden, sözlerinden çok örnekler var bu simyacı dediğim kitapta.
Bazıları yani bu kitabı sevinin olduğu kadar sevmeyin de var.
Bazıları okumasak da olur diyorlar ama bence mutlaka okuyun.
Sonuçta hani dünya genelinde çok popüler olan bir kitap ve örnekleri de güzel.
Onun gözünden yani yazarın gözünden de bence bazı nasihatleri alabileceğinizi düşünüyorum.
Hatta arkadaşlar Amerika'da bir dönem etkileri devam eden çok büyük bir Mevlana rüzgarı esmiş.
2001 yılları.
Mevlana'nın şiirlerini cep kitap haline çevirmişler, basmışlar.
En çok satan şiirler listesine girmiş.
Uzun sürede birinci yerinde kalmış.
Ve belki biliyorsunuzdur Madonna da Mevlana okumayı çok severmiş.
Sürekli Mesnevi'den, işte Mevlana'nın yazdığı diğer eserlerden okumuş şiirlerinden.
Çok hoşlanırmış kendisi.
Ve tüm bunların üzerine Amerika'da arkadaşlar meme kanseri olan kadınların üzerine bir test yapmışlar.
Bilimsel bir çalışma bu.
meme kanseri olan hastayı iki gruba ayırmışlar.
İki hafta boyunca mevlana öğretileri ve şiirlerini telepi almışlar.
Yani normal bu pozitif psikoloji var ya öyle bir yöntem geliştirmeye çalışmışlar.
Ve görmüşler ki meslevi terapisi alan kısımdaki olan kadınların büyük oranda işte anksiyete, depresyon zaten bu hastalıklarla uğraştığımız zaman biliyorsunuz bu tarz ruhsal hastalıklar maalesef insanların başına
gelebiliyor. İşte anksiyete, depresyon, kaygı durumlarında çok büyük derecede iyileşme olduğu görülmüş.
2017 yılında şahit tıp bilimleri üniversitesinde gerçekleştirmiş arkadaşlar bu testi.
Mevlana mesnevi yazarken insan ruhunun karanlıkta kaybolmuş bir gemi olduğunu düşünerek yazmış.
Bu gemiyi doğru yola çevirmek için deniz feneri olmaya çalışmış.
Kendisinin hitap ettiği şeyler arkadaşlar bunlar.
En çok fil hikayesini seviyorum ben.
Eğer okuduysanız sizin de binlerce hikaye var tabii ama sizin de sevdiğiniz hikaye vardır.
Bilir misiniz fil hikayesini?
Birkaç insan odada bulunan ellerinde bir mumla işte odada bulunan file elleriyle dokunarak ne olduğunu anlamaya çalışıyorlar.
Sonra tarif ederken de her biri filin dokundukları kısmı yani farklı bir parçasına dokundukları için bunu anlatmaya çalışıyorlar.
Çünkü her biri başka bir yerlerine dokundu.
farklı noktalara dokundukları için de aslında bir bütünü olan şeyi farklı farklı tarif ettiler.
Yani hepsi kendi açısından anlatmaya başladı bunu.
Yani biz sınır koyduğumuz perspektiflerden dolayı gerçeği tam olarak göremiyoruz.
Terapi sürecinde de kendi sınırlı bakış açılarımızı fark edip olaylara daha geniş açıdan bakmayı öğrenebiliyoruz bu benstevi terapisinde.
Çünkü yaşadıklarımız bizim deneyimlerimizden ibaret.
Kimine göre sadece bir hortum, kimine göre sadece bir Bacak da fil ama tamamına baktığımız zaman aslında tamamına bakıldığında o dokundukları şey koca bir filde arkadaşlar değil mi?
Sonra Mevlana fil hikayesinden de şöyle bir çıkartım bulunuyor.
Diyor ki avuç bütün fili elleyemez ki.
Yani hakikate ulaşmak için sadece elimizdeki ışığın yeterli olmadığını, elimizde ışık tuttuğumuz zaman diğer insanların gönülleriyle de birleşerek onlarla bilgi almamız ve bir olmamız gerektiğini
söylüyor. İşte o zaman ellediğim...
şeyin bir fil olduğunu öğrenebiliyoruz.
Yani bakın hem kendi bakış açımızdan bahsediyor.
Ne kadar kısıtlı bir şekilde yani at gözleriyle at gözlükleri vardır ya kenarlarına koyarlar.
Öyle baktığımızı söylüyor. Sonra da bize yine bunun üzerinden bir öğreti sunuyor.
Siz diyor diğer insanların işte deneyimlerinden, bilgilerinden faydalanıp ona göre kendinizde bir hayatta yeni bir deneyim oluşturmamız gerektiğini anlatıyor.
Mesela ben kendimden bir örnek vereceğim bu algılama meselesiyle ilgili.
Bu podcast bölümünü yazarken İstemeyi aldım.
İşte tekrardan bakıyorum.
Okuyorum falan. Oğlum gördü.
Kur'an sandı. Dedi ki anne dedi sen dedi.
Abdest aldın mı dedi onu okuyorsun dedi.
Yani çok yoğun bir şekilde hani dini olayları yaşanmayan bir evde yaşıyor çocuk.
Bunu söylemesi benim çok gücüme gitti biliyor musunuz?
Çünkü ben gerçekten bu konuda mesela ona öğretememişim.
Yani mesela Yaşar Nuri Öztürk'ün bir konuşması var.
Bak mutlaka ona bakın videoları var zaten internette.
Ben yıllar önce izlemiştim onu ama demek gereken dersi almamışım.
Yaşar Nuri Öztürk diyor ki Kur'an'ı diyor biz sürekli diyor bir şeylerin işte dolapların, gardıropların, yüksek yerlerin üzerine...
koyuyoruz ve hiç okumuyoruz diyor.
İşte diyor hani abdest almak lazım, kadınlar için örtülmek lazım, işte ekstra bir zaman lazım.
Hayır diyor. Kur'an'ın diyor Türkçe mealini diyor, işte salonuna koyun diyor, masaların üzerine koyun diyor, mutfağa bile koyun diyor, onları diyor açıp okuyun, öğrenin diyor.
Bunun diyor insanları bilerek böyle hani özel bir alan gerektiği, özel işte abdestler alınması gerektiği vesaire öğretildi ki insanlara zor gelsin ve Kur'an'ın ne olduğunu öğrenemesinler, anlayamasınlar diyor.
O anda aklıma o geldi.
Gerçekten dedim ki evet ben bunu aşılayamamışım ve bana da bu podcast bölümünü yaparken çok güzel bir ışık olmuş oldu Mevlana.
Bu arada şunu da sonundan geçemeyeceğim.
Ben Mevlana'yı okuyorum dediğim anda dedi ki mesnevim o dedi.
Bunu öğrenmiş olmasına çok sevindim.
O yüzden kendi üstüme çok fazla gelmedim arkadaşlar.
Mesnevide anlatılanlardan devam edeceğim.
Umutsuzluk anlarımızdan bahsediyor mesela.
Nasıl umut uyandırılacağıyla ilgili.
Yani nedir bu? İşte hep konuştuğumuz o motivasyon.
Mesnevi terapide de umutsuzluk anlarında umut uyandırmamız gerektiğini söylüyor.
Çünkü hayata bir anlam vermek için umudun hayata daha umutlu bakabilmek için de anlamın önemli olduğunu belirtiyor.
Dolayısıyla içi boş bir şekilde kendinize ümit aşılamaya çalışmayın diyor Mevlana.
Mesela sabır konusunda da mesnevide çok güzel öğretiler var.
Yaşamdan kopmadan sabrı öğretiyor.
İnsanın başarmak, kendi yeteneklerinin en yüksek mertebesine erişmenin sabretmekle alakalı olduğunu belirtiyor.
gelen zorluklar karşısında olabildiğince dayanıklı olmak, yaşama ve başarma gücü veriyor.
Ne olursa olsun hayattan ümit kesmeden, işte yaşamadan, koşmadan yaşayabilmek, kendini gerçekleştirmek için doğru yolda olmak, diğer yandan da hayatın anlam ve amacını da gerekli olduğunu
söylüyor Mevlana. Zaten bundan sonraki aşamada yani kendini gerçekleştirmenin ötesinde kendini aşmanın tadına ve zevkine sabreden birisinin Allah'ın verdiği zorluklara sabrederek taklidi...
ise ulaşabileceğini iletiyor.
Ve diyor ki başımıza gelen misibetlere karşı sabır sileriyle savaşmadan kazanamayız.
Mesnevi de böyle genel olarak yani aslında insanlara söylenmek istenen ruhumuza dünyanın maddi hazlarını değil, gerçek aşkın sahibi olan yaratıcının aşkını yerleştirmek
olduğunu iletiyor. O zaman dünyanın esaretinden kurtulup zorluklarından, sorunlarından geri dolabileceğimizi söylüyor.
Kalbimizdeki o yaratıcı ile olan bağ, işte aşk, ancak yaratıcıya dönerek olaylara başka bir pencereden bakmayı becerebilirsek ve olayları dediğimleme biçimimizi değiştirirsek
huzura ancak böyle ulaşabilirsiniz diyor.
Yani yüzünü hakka çeviren herkes huzur dolu ve mutluluk içinde bir yaşam sürebileceğini iletiyor.
Hak yolunda olmayanların da hayatı kendi elleriyle kendilerine ağır bir yük haline getireceğini iletiyor.
Yani pireyi deve yapacağımızı söylüyor.
Malifes Podcast bölümünü dinleyen var.
belki hatırlarlar.
Orada da söylüyorum işte her sabah otobüse giderken oflamak, poflamak bunlar aslında küçük şeyler başımıza gelen.
İşte bu tarz olayları Mevlana pireyi deve yapmak olarak görüyor.
Yani böyle olaylara sabredin.
Yaratıcıya dönün ve size mutluluğun geleceğine inanın diyor.
Başka bir hususta mesela inanmak.
Bir şeyi inanarak, isteyerek yapabilmek.
Mevlana'nın anlayışında bir şey ancak ona ihtiyaç hissedene veriliyor.
Hani diyoruz ya ben inanıyorum ama o Mevlana diyor ki hayır eğer sen ona gerçekten inansaydın ihtiyaç hissederdin de o sana verilirdi.
Sen demek ki gerçekten inanmıyorsun diyor.
İstediği şeyi arayan ve talep eden konumdaysanız o sizi mutlaka bulacaktır diyor.
Gerçekten inanarak neden ihtiyaç duyduğunuzu bulmanız.
Bakın bu o kadar o kadar önemli ki altını çiziyorum böyle.
İhtiyaç duyduğunuz şeyin neden ihtiyaç duyduğunuzu bulmanız gerekiyor.
Araba istiyorsunuz. Ben buna...
Neden ihtiyaç duyuyorum? Yani bu gerçekten bir ihtiyaç mı?
İşte işe kolay gitmek için hayır bu bir sebep değil diyor.
Gerçekten neden ihtiyaç duyuyorsun diyor.
Mesela burada işte arkadaşım yeni bir araba aldı.
Benim de almam gerekiyor. Ya da çevremde herkesin arabası var.
Benim de arabam olmalı. Ya da en kötüsü bence hava atmak için araba istiyorum.
İşte bunları bulduğunuz zaman o sizdeki ego var ya.
Bunu susturuyorsunuz.
Bunu bir terbiyeye indiriyorsunuz.
Terbiye ediyorsunuz. Güzelce sobalıyorsunuz.
Kırbaçlıyorsunuz diyeceğim. Ondan sonra.
O terbiyeyi sağladıktan sonra fiziki olarak ihtiyaç var diye işte işe arabayla gitmek istiyorum diye.
O zaman diyor o araba size gelir diyor.
İlk önce oradaki nefsi terbiye etmekten bahsediyor.
Benim aslında arkadaşlar hani mesleğinden böyle örnekler verdim ama inanmaktır sabırda vesaire diye.
Mevlana mesleğisi deyince ilk olarak benim aklıma hep...
Yani 2009'dan beri ilk okuduğumdan beri hep gönül geldi.
Kalbimizi ve ruhumuzu taşıyan gönlümüz.
Bizlere diyor ki Mevlana sizi kendi çöplüğüne götüren kargaya benzeyen nefsin ardından koşmayın.
Sizi güzel bahçelere götüren anka kuşunun ardından gidin.
Gerçeğe erişmek istiyorsanız anka kuşu misali olan insanların yeni mürşitlerinin yolunu takip edin diyor.
Ve Mevlana herkesin gönlünde manevi dikenlerin olduğunu söylüyor.
Eğer görebilseydiniz kalbinizdeki dikenlerini açtığı o...
O yaraları nasıl ki hastalandığınızda doktora gidersiniz o yarayı gördüğü zaman.
İşte günün yaralığınız için de çare olmaya başlardınız.
Çare aramaya başlardınız diyor.
Ne demek istiyor burada Mevlana?
Yani biz yüzümüzde çıkan işte bir küçük sivilce olsa bile binlerce krem kullanarak işte o sivilceyi geçirmeye çalışıyoruz değil mi?
Bir yerimizde yara gördüğümüz zaman hemen doktora gidiyoruz.
İşte gönlümüzdeki bu yaraları iyileştirmek için de neden uğraşmadığımızı sorguluyor.
Ne güzel bir bakış açısı değil mi?
Ruhunu iyileştirebilmek, insanın ruhunu...
verdiği değerini gösteriyor aslında.
Yani yaralarınız da, dertleriniz de yanınıza alıp manevi danışanlardan işte bu şekilde meslevi terapilerinden vesaire yardım alın, destek alın demek istiyor.
Bizler çok hızlı akan bir zamanda yaşıyoruz.
Anı yakalamaya çalışırken özümüzden uzaklaşıp çıkmazlara girmemeye çalışıyoruz.
Ve bu durumlar zaman zaman zorlayabiliyor bizi.
Belki şu anda hiçlik ve anlamsızlık duyguları içinde debelenip duruyorsunuzdur.
Acıdan kurtulmaya çalışıyorsunuzdur.
Böyle bir haldeyken Yani Mevlana'nın gönlünüze meslevi aracılığıyla ışık tutmasına izin verebilirsiniz.
Yani deneyebilirsiniz aslında.
Hiçbir şey yapamıyorsunuz da. Hani bu iş için bazı terapistler var.
Yani bu işin danışmanları var.
Ama siz onlara da işte güvenmiyor olabilirsiniz, inanmıyor olabilirsiniz.
O zaman o mesleviyi elinize alıp kendiniz de bu terapi yöntemini kendiniz de deneyebilirsiniz.
Bu bölümde sonuna geldik.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
