
Kocaman Hayalleri Olanlara Film Ve Kitap Tavsiyeleri
9 Ocak 2025 · 13 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Hayalleriniz ne kadar büyükse, bu bölüm tam size göre! İlham dolu kitap ve filmlerle sizi harekete geçirecek öneriler paylaşıyorum.
***Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Herkese selam, Ayça ben.
Hoş geldiniz Alternatif Vizyon''a.
Bugün arkadaşlar hafta ortası size şöyle güzel bir motivasyon olması için oturdum hemen mikrofonun başına geçen podcast bölümünde söylemiştim böyle ara ara kısa bölümler çekmek istiyorum şöyle bir kapıdan selam
verip gitmek istiyorum diye çünkü biraz önce Türkiye'de En çok sevilen, sayılan bir psikologun bir konuşmasını dinledim.
Yani videosunu izledim işte.
Üzüldüm. İçim bir kötü oldu.
Yani hemen gelip bir iki kelime konuşmak istedim.
Şunu fark ettim arkadaşlar.
Hayallerimizi diğerlerinin bakış açısına göre sınırlandırıyoruz.
Bülütüyoruz ya da küçültüyoruz.
Üzülmememin sebebi şundan dolayı.
Büyük hayaller kurmayın diyordu videoda konuşmasında.
Yani ufak hayallerle başlayın yoksa sonradan üzülürsünüz.
İşte ayağınızı yorganınıza göre uzatın tarzında bir şeyler söylüyordu.
Ben buna asla ve asla katılmıyorum.
Kurduğum hayale ulaşmak için hedefime belli zaman dilimlerine göre evet küçük yaparım.
Ama totale baktığımda ben o büyük olanı kocaman olan hayali görmeliyim.
O koca hayal benim yakıtım çünkü.
O olmasa ben devam edemem ki.
Küçük başarılarla teselli bulmak ya da egomu tatmin etmek istemiyorum.
Ben büyük olan hayalimi istiyorum.
Ha bir de neden küçük düşünelim değil mi?
Parayla mı bu düşünce?
Hayır. Zamanla mı?
Hayır. Zamanımız da var.
İkisi de değil. E o zaman ben en kocamanını hayal ederim.
Elimden geleni de yaparım.
Olmazsa da sorun değil.
En baştan başlar, kaldığım yerden filizlenir, devam ederim.
Yani inanırsam hayalini en büyüğünü düşünürüm arkadaşlar.
Urs Le Guin'in bir lafı vardır.
Fantezi edebiyatının en güzel isimlerinden, en iyi kalemlerinden biridir.
Aynı zamanda da feminist yazarlardan olduğu için ayrı seviyorum.
Kimseyi incitmeden her şeyi altüst etmek istiyorum.
Büyük hayaller kurmaktan korkmayın.
Çünkü onlar hayatımızı sıradanlıktan kurtaran kanatlarımızdır.
Ben de Ursula'nın dediği gibi kimseyi incitmeden alt üst etmek istedim o adamı dinleyince.
Yani neden küçük hayaller kurayım değil mi?
Büyük hayaller insanı büyütür.
Ben üzülmekten korkarak küçülmek istemiyorum.
Hayalim benim çocuğum.
Siz de öyle düşünün. Sizin bebeğiniz, sizin çocuğunuzdur hayaliniz.
Ve her anne gibi, her baba gibi çocuğunuzu hiç azına layık görür müsünüz?
Görebilir misiniz ya? Böyle bir şey mümkün mü?
Hayır göremezsiniz.
Kıyamazsınız ki ona. En iyisiyle gidirmek istersiniz.
En iyisiyle beslersiniz çocuğunuzu.
Bu yüzden hayalinizi yaşamak istiyorsanız en iyisiyle beslemek gerekir.
Ben hayalimi yorganıma göre uzatmıyorum arkadaşım.
Ben hayalimi kocaman yapıyorum.
Ve düşünebilme yeteneğime göre uzatıyorum.
Çünkü biliyorum ki büyük hayaller büyük cesaret ister.
Şimdi de kocaman hayalleri olanlar için ilham kaynağı olacak.
Size güç verecek kitap ve filmler önereceğim.
Hem duygu dolu hem motivasyon dolu.
Yani bu açılardan çok zengin olduğunu düşündüğüm öneriler.
En sevdiğim kitap uyarlaması bir filmle başlayayım.
Hatta Apple TV'de var.
Ben de oradan izlemiştim zaten.
2023 yılında Kimya Dersleri diye bir film.
Filmde 1950'lerde geçiyor.
Hatta geçenlerde Instagram sayfamdan da paylaşmıştım.
Bilim insanı olmaya çalışan bir kadın var.
Düşünün 1950'li yılların Amerika'sında bunu yapmaya çalışıyor.
Onun hikayesi anlatıyor.
Elizabeth Zoo karakter.
Hayali var ve onu elde etmeye çalışırken...
Bırakın hayal kurup çabalamayı insanlarla, önyargılarla, bir sürü engellerle uğraşıyor.
Yani Elizabeth filmde adeta hayallerimizi küçümseyenlere cevap vermiş.
Yani size inanmayanlara mesaj veriyor.
Diyor ki siz hayal kurmaktan vazgeçmiş olabilirsiniz ama ben vazgeçmeyeceğim.
Hayallerimiz gerçekleri değiştirme cesaretimizdir diyor.
Ben çok etkilenmiştim bu cümleden.
Ve bir dizi önerim de arkadaşlar Girlboss.
Harika bir dizi.
Günümüze yakın bir, yani yıl olarak daha doğrusu.
Şimdiki zamanlar gibi düşünebilirsiniz.
Bir kere de bitirdi ben bu diziyi.
Kaç bölümde hatırlamıyorum ama bir solukta izlemiştim.
Hatta evde herkes uyumuştu.
Ben laptoptan izlemeye devam etmiştim.
Bana öyle bir ilham oldu ki.
Böyle içim kıpır kıpırdı.
Yani özellikle bir tane sahnesi var.
İkinci el bir dükkana giriyor.
Bir tane diri ceket alıyor.
Satın aldığı sahne.
Hiç böyle bahsetmeyeyim.
Anlatmayayım o sahneyi izlerken onun tadına varın istiyorum çünkü.
Of diyorum of çok güzel.
Zaten başrolde çok tatlı bir kız.
Ünlü bir moda markasının gerçek hikayesini anlatıyor.
Aynı zamanda kitabı da var.
Hatta New York Times'da en çok satanlar listesine de girmişti kitabı.
Ya ama tutamayacağım kendimi minicik bir bilgi vereceğim.
Bu kız eBay'de vintage kıyafetler satmaya başlıyor.
Böyle bir hayali var.
Bu tarz kıyafetlerden çok iyi anlıyor.
Bunları satarak büyük bir modaca, bu tarz pazarlama yapan birisi olmak istiyor.
Ve girişim yapıyor. Öyle bir büyo ki.
Yani 20'lerinde bir tane genç kız.
Düşünün kıyafet modasını milyonlarca dolarlık bir moda imparatorluğuna dönüştürüyor.
Harika bir hikaye.
Hepimizin izlediği o platformda var film arkadaşlar.
Eğer kaldırılmadıysa ben de oradan izlemiştim.
Ve filmde başvurumuz Sofia çok güzel bir sözü var.
Sofia diyor ki kimse sana inanmazsa sorun değil.
En önemli şey senin kendine inanmandır.
Herkes bana bunu yapamazsın dedi.
Ama asıl mesele onlara yapabileceğimi göstermek istememdi.
Yani filmde Sofia'nın hayata karşı meydan okumasını ve onun bu konuda ne kadar inatçı olduğunu izliyoruz.
Bunu izledikten sonra neyse elinizde tuttuğunuz, neyse o küçük hayaliniz...
Büyüteceğinize adım kadar eminim.
Yani imkansız görünen şeylerin aslında mümkün olabileceğini görmek istediğinizde izleyebileceğiniz bir film.
Diğer öneriye geçmeden bir parantez açmak istiyorum.
Bazen arkadaşlar hiç kimse yapmasa bile biz kendi kendimize çok kızıp Kendimizi sabote edebiliyoruz.
Hani bir önceki podcastında da söylemiştim.
Sen aptalsın, salaksın.
Nasıl böyle bir hata yapabilirsin?
Her şeyi mahvettin diye.
Yani bu hayal ettiklerimiz için uğraşırken bazı hatalar yaparız.
Bazı fırsatları kaçırırız.
Sonra da ahlanır vahlanırız.
Burada kendimize kızmak sizce işe yarar mı?
İşe yarıyor mu yani kendimizi dövmek, kendimizi kırbaçlamak?
İşe yarar mı ya? İşe yarayacak sanırız değil mi?
Hiç düşündünüz mü peki?
Neden işe yarar diye düşünüyoruz?
İşe yarayacak zannediyoruz.
Neden böyle zannediyoruz?
Çocukluğumuzdan tanıdığımız olabilir mi bu düşünce?
Çünkü bağlanma ve şefkat teorisi bunu anlatıyor.
Diğerlerinin size söyledikleri sizin iç sesiniz oluyor.
Çünkü diyoruz ki kendime kızarsam, biraz kendime sert yaparsam belki hizaya gelirim.
Böyle düşünüyoruz. Ama bu böyle değildir.
Çünkü o zaman içerideki seslerin çatışmasıyla Enerjimizi harcamaya başlıyoruz ve bu yüzden çöküşe geçiyoruz.
Bu yüzden motivasyon kaybediyoruz ve vazgeçiyoruz.
Bunların ötesinde arkadaşlar yeni bir ses ortaya çıkarmamız lazım.
Nasıl çıkarabiliriz peki bu sesi?
Bugüne kadar yapabildikleriniz için, kendinizi takdir ederek, yapamadıklarınız için de kendinizi bağışlayarak bir elinizi göğsünüze koyun şimdi.
Dirin bir tane nefes alın.
Lütfen benim için yapın bunu.
Şu anda yapın. Otobüs yolculuğunda olsanız bile bunu yapmanızı istiyorum.
Yavaşça elinizi koyun.
Yavaşça nefes alın.
Ve sonra aldığınız nefesi yavaşça bırakın arkadaşlar.
Şimdi hiç konuşmadığınız şekilde konuşun.
Şimdiye kadar hiç yapmadığınız bir şekilde konuşun.
Hiç söylemediğiniz kelimeleri seçin.
Kendinizle temas kurun.
Ama ezbere değil.
Hissetme yönlük bir temas olsun.
Şöyle söyleyin. Elimden gelen bu kadardı.
O koşullarda bu kadar yapabildim.
Biraz üzüldüm evet ama yeni şeyler öğreniyorum ve kocaman hayallere sahibim.
Kendimi bundan önceki hayallerimden azat ediyorum.
Böyle deyin. Hepsi geçti ve elimde bugün bunlar var.
Gelecek dediğimiz şeyi oluşturanlar bugünümdür.
Bu benim şefkat uygulamam arkadaşlar.
Kendime şefkat biçimim.
Zor çektim zaten bu bölümü.
2-3 kere söyledim sanırım.
Benim için de duygusal anlar oluyor her yaptığımda.
Tutamıyorum gözyaşlarımı.
Yani geçmiş için kendinizi itip çekmeyin artık.
Hayalinize giderken nasıl bir insan olmak istiyorsanız sadece ona odaklanın.
Diğer bir tavsiyem arkadaşlar yine hem bir roman.
Hem bir film, çok klasik bir eser.
1962 yılında filmi çekilmişti.
Ben kitabını okumadım. Babamın zoruyla filmi izlemiştim.
Hani böyle pazar kahvaltılarında.
İşte televizyonun açık olduğu, açık olmasına izin verildiği daha doğrusu.
Nadiri günlerden birini de televizyonda izlemiştik.
Oradaki ön yargıları görüp toplumsal kalıplaşmış görüşlerin ne kadar saçma sapan olduğunu, ne kadar engelleyici.
olduğunu ve zararlı olduğunu görmeniz için bu filmi öneriyorum.
Bunu izleyin ve diğer toplumda sizi yargılayan, ön yargılarıyla sizi boğan, insanların saçmalıklarını görün ve kendi yolunuzu bulun diye önereceğim.
Film arkadaşlar Bülbül'ü Öldürmek.
Kitap da aynen bu şekilde. Yazarı da Harper Lee, Amerikalı bir yazar.
Filmin sanırım renklisi yok.
Ben de siyah beyaz izlemiştim.
Filmi mutlaka izleyin.
Zaten bir klasik olduğu için herkesin izlemesi gerektiğini düşünüyorum.
Peki diğer bir tavsiyem de tüm zamanların en iyi 100 kitaba listesinde bulunan bir kitap arkadaşlar.
Yüzyıllık Yalnızlık.
Şu anda o platformda dizisi de var.
Ben çok beğendim. İzledim diziyi.
Özellikle ilk 3 bölümü çok hoşuma gitti.
Çok farklı geldi bana.
Uzun süredir böyle farklı bir başlangıçta dizi izlememiştim.
Yani tahmin edemediğim diyeyim.
Çok güzel sahneleri vardı.
Yani bir adam var işte, bir evli çift bunlar, aşıklar.
Daha çok adamın hayallerinin ve rüyalarının işte bir kasabayı, bir kasabanın tarihini nasıl şekillendirdiğini, nasıl değiştirdiğini anlatıyor.
Yani adam küçücük, yani hiç önemsiz birisi.
Hayal kurarak ne kadar büyük bir şeyler yapabildiğini gösteriyor bize.
Ve filmden güzel bir alıntı yapayım.
Şöyle bir cümle vardı. Hayal kurmak, geçmişi geleceğe taşımaktır.
Hayaller olmadan gelecek yalnızca bir boşluktur.
Belki siz de bu yüzyıllık yalnızlık filmindeki gibi çok güzel olan, çok büyük olan hayalinizi gerçekleştirdiğinizde sizden sonrakilere örnek olursunuz.
Etrafımızda sizin hayalinizi anlamayanlar, yapamayacağınızı düşünen, küçümseyenler olabilir.
Onlara rağmen ilerlemeyi seçerseniz...
Büyük hayallere sahip olursunuz.
Çünkü bu yolculuk sadece size ait.
Hayaliniz için size imkansız dediklerinde Nelson Mandela gibi gülümseyin.
Herkes size yapamayacağınızı söylediğinde Roosevelt gibi yapana kadar durmayın.
Başkalarının yoluna girdiğinizi fark ettiğinizde Steve Jobs gibi kendi yolunuza gidin.
Başarısız olursam ne olur diye sorduğunuz anda Rowling gibi aklınıza Başarısız olursam ne olur diye sorduğunuz anda Rowling gibi başarılı olursam ne olur diye sorunuzu değiştirin.
Başkalarının sınırları sizin tavrınız olamaz.
Size inanmayanlara bir cevap vermek isterseniz de sadece onlara seyret deyin.
Hayalinizi bırakmayın.
Çünkü sizi bırakmazsanız o da sizi bırakmaz.
Bu bölümde sonuna geldik.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kendinize iyi bakın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
