
Kendimizi Nasıl İyileştirebiliriz? Tezahür Yasası
23 Şubat 2026 · 33 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
20.yüzyılın tezahür ustası Neville Goddard’ın iyileşme ve isteklerimize ulaşmak için tavsiyelerini anlatıyorum.
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese selam, Ayça ben.
Hoş geldiniz Alternatif Vizyon''a.
Bugün 20. yüzyılın tezahürat ustası Neville Goddard'ın hayatımızı iyileştirmek için söylediği tavsiyeleri anlatacağım arkadaşlar.
Yine güzel ve uzun bir bölüm olacak.
O yüzden hemen başlamak istiyorum.
Öncelikle Neville'dan kısa bir bahsedeyim.
Barbados doğumlu bir mistik ve yazar.
Yani Karayipiler'den çıkıp 20.
yüzyılın en etkili mistik figürlerinden biri haline gelmiş bir isim.
Akademik bir deneyimi olmamasına rağmen...
Neville diyor ki... Bilinçte
kabul edilen şeyin dış dünyada zamanla nesnelleşmesidir diyor.
Yani hayal gücü gerçeğinizi yaratır.
Hissettiğiniz şey kimliğiniz olur.
Kimliğiniz de kaderinizi üretir diyor.
Tezahür yasası nedir?
Aynı zamanda varsayım yasası demiştir Neville buna.
Diğer mistik yazarlardan ayrıldığı noktada burası arkadaşlar.
Çünkü Neville tezahür yasasını anlatırken çekimden bahsetmemiş.
Varsayımdan bahsetmiş.
Varsayımı da neyle gerçekleştireceğiz demiş.
Ve bilinç tek gerçekliktir demiş arkadaşlar.
Çünkü varsayımları bilincimizle yaşıyoruz değil mi?
Onunla varsayarak yaşayabiliyoruz.
Neville'a göre arkadaşlar insanlar hep bir haldeler.
Yani hepimizin bir hali var.
İşte fakir halimiz, güçlü halimiz, sevilen halimiz, terk edilmiş halimiz, aşık halimiz.
Ve sizler hangi halinizdeyseniz hayatta o halinizi doğrulayacaktır diyor.
Ben bunu çok sevdim.
Sizler hangi halinizdeyseniz...
Hayatta o halinizi doğrulayacaktır.
Ve şu sözü de çok dikkatimi çekmişti.
Varsayımınız yanlış bile olsa ısrarla sürdürürseniz gerçeğe dönüştürürsünüz.
Bu gerçekten çok doğru.
Hani diyoruz ya hep söylersem olur ama genelde...
Olumsuz olanlar oluyor.
Olumlu olanlar çok istediğimiz şeyler olmuyor ya da sonra oluyor.
Çünkü sabırsızız. Çünkü yanlış olan şeyleri söylemekte ısrar ettiğimiz kadar doğru olan şeyleri söylerken ısrarcı olmuyoruz arkadaşlar.
Bu cümlesi özellikle beni çok etkilemişti.
Yani şunu söylüyor bize.
Gerçek sandığınız şey bile aslında sizin bilinç alışkanlığınızdır diyor.
Yani bizim burada bilincimize tamamen odaklanmış durumda.
Yani tezahür ona göre dua etmek.
sipariş vermek, işte evrene sipariş vermek, pozitif düşünmek değil, tezahür etmek, kimlik değiştirmektir.
Kendi kimliğinizi yeni bir bilinçle değiştirmelisiniz diyor.
Sizden başka değiştirilecek kimse yok.
Sadece siz varsınız diyor.
Bunu da böyle vurgulayarak söylüyor arkadaşlar kitaplarında.
Ama maalesef bildiğim kadarıyla Türkçe çeviri kitabı yok.
Sanırım yanlış hatırlamıyorsam bu sesli kitap platformlarından bir tanesinde vardı ama o da İngilizce mi Türkçe mi bilmiyorum.
Emin değilim ona bakmadım açıkçası ama çok fazla yazısı var Türkçe'ye çevrilmiş olan makaleleri var.
Oradan bakabilirsiniz eğer İngilizcenize de güveniyorsanız akışan bir şekilde İngilizce anlayabiliyorsanız kendi çevirinize güveniyorsanız daha doğrusu İngilizce kitaplarına edinebilirsiniz.
Çünkü ben yani çoğu bölümümde de söylüyorum Türkçesi olmayan İngilizce kitapları okurken biraz...
Açıkçası çekiniyorum. Hani bilmediğimden değil ama gerçekten söylemek istediğini hani nokta atışı yaparak çevirmek istiyorum.
Ama bu biraz zor olabiliyor.
Zaten kitap alırken de Musaka yayın evine çeviren kişiye bakarak alın arkadaşlar bu tarz kitaplarda.
Devam ediyorum bilinçten.
Yani siz kim olduğunuzu kimliğinizi hiç sorguladınız mı diyor Neville bize.
İyileşmek budur çünkü arkadaşlar.
İyileşmek kim olduğunuzu kimliğinizi sorgulamaktır.
Yani iyileşmenin bu olduğunu söylüyor.
Siz? Kimliğinizi değiştireceksiniz.
Eğer olmak istediğiniz kişi olmak istiyorsanız kimliğinizi değiştirmek zorundasınız.
Bir de şöyle bir açıdan da bakıyor.
Diyor ki başkaları diyor yani bu başkaları derken toplumdan bahsediyor.
Toplumun diyor size hak gördüğü kişi mi oluyorsunuz diyor.
Bunu bir sorgulayın arkadaşlar siz de sorgulayın.
Ve aslında ben sorguladım.
Evet galiba biraz toplumun bize hak gördüğü kişi oluyoruz.
Ben biraz öyle olmuşum galiba.
Zaten çoğumuz bu yüzden iyileşemiyor ki.
Yani değil mi? Bence artık dünyanın kim olduğunuzu tanımlamasına izin vermeyi bırakın.
Şunu anlayalım arkadaşlar.
Toplum bize bir rol atamak istiyor ve bu rolü kabul ettiğimiz anda mahkum oluyoruz.
Doğduğumuzdan beri farkında olsanız da olmasanız da toplum her zaman ait olabileceğiniz bir yer bulmaya çalıştı bize.
Size, bizlere. Çünkü genel olarak toplum doğru varsayılan yolu izlememizi istiyor.
Kendilerince. doğru olan yolu izlememizi istiyor ve bunu her konuda yapıyorlar.
Toplum Okula gitmemizi istiyor.
Toplum iyi notlar almamızı istiyor.
İyi maaşlı sürekli işlerde çalışmamızı istiyor.
Sürekli her ay düzenli bir gelirimiz olsun istiyor.
Güzel bir evimizin olmasını, aile kurmamızı, sonra çocuk yapmamızı istiyor.
Değil mi? İstediği şey bu. Bunları yapmak yanlış anlaşılmasın.
Kötü bir yaşam biçimi değil. Öyle görmüyorum.
Ben de zaten öyle yaptım. Ama toplumun bizi içine sokmaya çalıştığı kutu da bu arkadaşlar.
Böyle bir kutuya sokmaya çalışıyor.
Ve aslında birçoğumuz derinlerimizde...
Bunların bize uygun bir yaşam biçimi olmadığını biliyoruz.
Ben 23 yaşında evlendim.
Erken dediler. Ama şu anda 30'larına yaklaşan arkadaşıma hadi ne zaman evleneceksin diyorlar.
Yani olay ne? 7 sene miydi?
Değil mi? 7 sene için mi bana erken evlendin?
Biraz daha sıksan çocuk yerine olacaksın dediler.
İşte bir tane çocuk yaptım.
E hadi ikinci de. Bir tek çocuk olmaz.
Şımarık olur. Kime göre abi?
Neye göre bunu söyleyebiliyorsun?
Yani nasıl bunu söyleyebiliyorsunuz?
Siz kimsiniz ya?
Gerçekten ben inanamıyorum bu insanların bu şekilde müdahale etmelerine.
Yaşlı veya genç umurumda bile değil.
Bunu söyleyemezsiniz.
Böyle bir şeyi dayatamazsınız.
Sonra bu benim bilinçaltıma yerleşiyor.
Ben arada bir küçük çocuk gördüğüm zaman şu anda diyorum ki ben acaba yanlış bir şeyler mi yaptım?
Tek bıraktım. Yapmayacağım çünkü düşünmüyorum.
Hani olursa bilemem ama ben şu an planlı olarak öyle bir şey aklımızda yok ikinci çocuk.
Duruyorum böyle bazen görüyorum çocukları.
Diyorum ki acaba yanlış mı yaptım ya?
Olsa mıydı? Hani kardeş yanlış olur mu?
Sürekli iyi arkadaş aramak için günlerini heba eder mi?
Arkadaşları onu üzdüğü zaman ekstra mı zarar görür?
Hani kardeş olsa şöyle mi olurdu?
Diyorum Ayça diyorum hani siz üç kardeşsiniz.
Hem ablam var hem...
Küçük kardeşim varsa benden küçük diyorum haksızlık mı yaptım eşimin de kardeşleri var ne olduğunu biliyorum kardeşim ben çok şanslıyım zaten kardeş açısından çok seviyorum ablamı da kardeşimi de tabii arkadaşlarım
da var hani kardeşim gibi gördüm ama kardeş benim için ayrıdır bazen bunu diyorum niye diyorum.
Niye şu an mesela duygusal'a bağladım?
Böyle kafamı eğiyorum biliyor musunuz konuşurken?
Çünkü işte toplum bunu dayatmış bana.
Sokmuşlar o benim bilincime.
Yani ben bilincimi değiştirmiş halimle bile hala bunu söylüyorum.
Çünkü her gün pratik yapmıyorum.
Biliyorsunuz beyin tekrarları sever.
Beyin gerçekliği tekrar etmenizi sever ki kandırabilelim onu.
Biraz sonra bahsedeceğim zaten.
Ve arkadaşlar toplumun olmanızı istediği şeye boyun eğmeye başladığınız an istediğiniz şeyi gerçeğe dönüştürmek yerine iyileşmek yerine daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalıyorsunuz
ve iyileşemiyorsunuz.
Yani toplum adı altında istediğiniz kişi olmanıza engel olan, iyileşmenize engel olan bu insanları susturmanın en güzel yolu sınır çizmektir.
Bir tane kitap var. İktidar ve güç sahibi olmanın 48 yasası diye.
Robert Greene de sanırım yazarı.
Güzel bir kitaptır. Ağır kalın bir kitap ama yani hani okusanız bence güzel.
Böyle birinci Elizabeth'den falan da hatırladığım kadarıyla örnek veriyordu.
Orada diyor ki işte bu insanlara engel olmanın birinci kuralı.
Yani genelde zaten böyle bir şeylerden bahsetmiş.
Aynı zamanda insanları etkilemekle ilgili de şeyler söylüyor.
Sınır çizmektir diyor.
Sınır çizeceksiniz diyor.
Nasıl sınır çizeceğiz? Mesela sınırınızı her zaman gerekenden az konuşarak güzel çizersiniz diyor.
Bence güzel bir öneri. Çünkü ne kadar çok konuşursanız o kadar sıradan ve kontrolsüz görüneceğimizi söylüyor.
Ve diyor ki konuşurken diyor hani çok konuştuğumuz zaman diyor sıradan bir şey konuşuyor olsanız bile böyle diyor belirsiz ucu açık gizemli bir şekilde görünün diyor arkadaşlar.
Bu şekilde olan insanların sınırlarından Gerekenden korkarlarmış.
Bir şey sormaktan, bir şeyler dayatmaktan korkarlarmış o toplum dediğimiz kişiler.
Çünkü neydi? Güçlü insanlar az konuşarak etkiler ve korkuturlardı değil mi?
Daha önceki podcastlerimde de söylemiştim.
Bir insanın en büyük hazinesinin tutumlu dili olduğunu söylüyor arkadaşlar Robert.
Yani gerekenden az konuşmak size zayıflık gibi gelmesin.
Gerekenden az konuşmak ne zaman konuşacağınızı ve ne zaman susacağınızı bilmek demek.
Ve inanılmaz büyük bir psikoloji.
Kolejik güç biçimidir arkadaşlar.
Robert da söylemiş zaten bunu kitapta.
Kelimelerinizi oklar gibi düşünün.
Bir kere dünyaya salındıklarında istenen hedefe ulaşana kadar asla durmazlar.
Bu yüzden onları olabildiğince az ve dikkatli kullanalım diyor Robert.
Ve diğer bir sınır çizme yöntemini de söyleyeyim.
Dikkatinizi içinize yönlendirmeniz arkadaşlar.
Zaten bu bölümde içimizle ilgili çok fazla şeyler söyledim.
Biraz sonra da devam ederim. Diyor ki kitapta değerli zamanınızı...
Veya zihinsel huzurunuzu başkalarının işleriyle asla harcamayın.
Çünkü bu ödenmesi gereken yüksek bir bedeldir diyor.
Canınızı bile verseniz geri alamayacağınız şey nedir?
Zamanınızdır değil mi?
Bu yüzden dikkatinizi içinize yönlendirirseniz başkaları ve onların sorunları hakkında endişelenecek vaktiniz kalmaz.
Çünkü kendinizle o kadar meşgul olursunuz ki onlara vakit kalmaz zaten arkadaşlar.
İçinizden de gelmez zaten belli bir zaman sonra.
Yani zamanınızı başkalarının saçmalıklarıyla ilgilenerek, endişelenerek, onlar hakkında konuşarak, düşünerek geçirmek yerine kendinizi öncelik sırasına koyacaksınız.
Kendinizi önceliklendirmezseniz kim sizi önceliklendirecek?
Soruyorum size. Bu şekilde sınırlarınızı yine çizmiş olursunuz arkadaşlar.
Yani bu sınırları çizdiğiniz zaman...
Robert'ın dediği gibi bu uygulamaları yaptığınız zaman arkadaşlar hayatınızda yani şöyle söyleyeyim size Robert diyor ki şöyle bir %20 %30 seviyelerinde iyileşmeye başlayacaksınız
zaten diyor. Evet gelelim Neville'ın tezahür yasasına varsayım yasasına arkadaşlar.
Nasıl bir teknik bu?
Sizi başarısızlıklarınızdan kurtaracak bir teknik.
Çok heyecanlıyım. Gerçekten çok heyecanlıyım.
Böyle basit bir teknik gibi ama çok heyecanlıyım.
Çünkü yapmadan önce de öğrendikten sonra da heyecanlanmıştım.
Ve ya mucize gibi arkadaşlar böyle sürekli yaptım ama her gün.
Çok istikrarlıyımdır ben biliyorsunuz.
Benim 5 kuruş kazanmadan 2 senedir podcast yapan birisi olarak çok istikrarlıyımdır.
Yani doğal olarak bir şeylerin akışı değişiyor.
Yani bana mucize gibi geldi ya bu hemen anlatacağım.
Gerçekten iyileşmenizi sağlayacak.
Çünkü kendinizi değiştireceksiniz bu teknikle.
Tekniğin adı arkadaşlar revizyon tekniği.
Şimdi bugün sizi çok üzen böyle aptal gibi hissetmenize sebep olan bir tane olay yaşadınız diyelim.
Ya da daha önceden yaşadınız.
Tamam mı? Bu olayı aklınıza bir getirin.
Hala unutamıyorsunuz.
Her yatağa girdiğinizde, her kendi kendinize kaldığınızda aklınıza o olay geliyor.
Ve diyorsunuz ki ya keşke şöyle böyle deseydim of bof falan diye söyleniyorsunuz.
Sürekli kendinize suçlayıp o olaydaki hissettiğiniz kötü duygularınızı hatırlıyorsunuz.
Ve bu sadece tek bir olayda değil.
Değil mi? Bir süre olay yaşıyoruz.
Yani tek yaşadığımız bir olay yok.
Kafamızda haberi olay dönmüyor.
Yani mutlaka haftada birkaç tane kafamıza sürekli dönem ve söylediklerimizden pişman olduğumuz, hissettiklerimizden rahatsız olduğumuz olaylar yaşıyoruz.
İşte sevgilinizle tartıştığınızda, müdürünüzle yaptığınız işi beğenmediğinde, arkadaşlarınızla bir konu hakkında konuştuğunuzda, işte sizi sinir ettiklerinde, yani çeşitli olaylarda söyleyemedikleriniz için vahlanıyorsunuz,
pişman oluyorsunuz. Böyle bir hayat olmaz arkadaşlar.
İyileşmeye engeldir bu.
Bu şekilde yaşamakla bu şekilde yaşayarak asla iyileşemeyiz.
Şimdi Neville diyor ki gece yatağınıza uyumak üzere girdiğinizde bu sizi üzen olayı olduğu gibi tekrar tekrar canlandırmak yerine olmasını istediğiniz gibi canlandırın diyor.
Normalde ne yapıyoruz biz?
Aynı olayı yine aynı hareket ve cevaplarımızla canlandırıp sinirleniyoruz değil mi?
Ama Neville diyor ki olmasını istediğiniz gibi canlandırın.
Hayal gücünüzde yaşadığınız o olayı yeniden canlandırın.
O sahneyi yeniden yazın diyor.
Bu şey gibi yolun sonunu hep düşünüyoruz ya onu hayal ediyoruz.
İşte istediğimiz arabayı sürerken, sevdiğimiz kişiyle evlenirken, hayalimizde o işle çalışırken bunları hayal ediyoruz.
Sonucu yani yolun sonundaki kendimizi hayal ediyoruz.
Ama Neville diyor ki yoldayken neler yapardın?
O istediğin sonuca giderken yolda yaşadığın olaylarda olmasını istediklerini nasıl hayal ederdin?
Olmasını istediğin şeye giderken ne cevap verirdin?
Öyle hayal et, öyle olmuş gibi hayal et diyor.
Güzel bir detay ya gerçekten çok güzel bir detay benim bu zamana kadar nasıl aklıma gelmedi bilmiyorum ve şöyle de söylüyor iyileşmek yaşadığınız anıları aklınızda tekrar yazmaktır diyor yaşadığınız anıları
aklınıza tekrar yazmaktır ve biliyorsunuz anıları her çağırdığımızda daha kötü daha acı verici şekilde gelirler böyle büyüyerek büyüyerek gelirler ve siz bunları bilinçli olarak böyle olacağını bilerek
tek kardan kendi aklınızda olmasını istediğiniz gibi yazarsanız arkadaşlar.
Senaryoyu değiştirirseniz gerçekten çok güzel şeyler oluyor.
Hayatınızda sizi rahatsız eden sahneleri yeniden yazın.
Gerçeklikten kaçmak için değil.
Kendinizi anılarınızdaki acı verici yorumların hapishanesinden kurtarmak için.
Sevgilinizle kavga ettiniz ya da sürekli kavga ediyorsunuz diyelim ki.
Size karşı böyle anlayışsız olduğunu düşünüyorsunuz.
Ököz. Size karşı böyle hoşgörüsüz davranıyor.
Tezahür yapmak için bir gece belirleyin.
Sonra o olayı yeniden yazın.
Olmasını istediğiniz gibi.
Ne demek isterdiniz? Onun size ne demesini isterdiniz?
Sonrasında ne olurdu?
Ne yapardınız? Yapacağınız şey bu arkadaşlar.
Bir iş görüşmesine gittiniz.
Görüşmede verdiğiniz cevapları beğenmediler ve sizi köşeye sıkıştıracak şeyler söylediler.
Ve siz de panik yapıp cevap veremediniz ya da saçmaladınız.
İşi alamadınız diyelim.
Şimdi burada olmasını istediğiniz gibi yeniden canlandırıyorsunuz.
Cevap verdiğiniz... verdiğiniz cevabı çok beğeniyorlar.
Harika cevap verdiniz diyorlar.
Yüzlerinde bir gülümseme belirliyor.
Takdir dolu bakışlar atarken size işe alındığınızı söylüyorlar ve size mükemmel maaşlı işi teklif ediyorlar.
Sonra görün bakalım nasıl güzel şeyler oluyor hayatınızda.
Geçmişimiz hakkında kendimize anlattığımız hikayeler şimdiki deneyimlerimizi ve gelecekteki olasılıklarımızı şekillendirir.
Altyazı M.K.
Hatalarımızı sonsuz bir döngüde tekrar tekrar oynuyoruz.
Her tekrarda daha fazla utanç daha fazla mahcubiyet hissediyoruz kendimize karşı.
Temel yetersizliğimizi daha fazla hissetmemizi sağlıyoruz.
Kendi başarısızlıklarımızın film yapımcılarına dönüşüyoruz.
Ama bu revizyon senaryo terslerini çeviriyor arkadaşlar.
Anılarınızın kurbanı olmak yerine onların yazarı oluyorsunuz.
Onları inkar etmiyorsunuz.
Her şey mükemmelmiş gibi davranmıyorsunuz.
Sadece bilincinizi hangi olaylar versiyonuyla besleyeceğinizi seçiyorsunuz.
Bu yaşadıklarımız sadece hikayeler, kendimize anlattığımız hikayeler ve her hikaye gibi düzenlenebilirler, yeniden gözden geçirebilirsiniz, yeniden yazabilirsiniz.
Eğer başarısızlıklarınızı yetersizliğinizin kanıtı olarak tekrar tekrar yaşarsanız beyniniz şunu öğrenir.
Deneme, başarısız olacaksın, küçük kal ve güvende kal.
Eğer hatalarınızı felaket olarak tekrar tekrar yaşarsanız sinir sisteminiz savaş ya da kaç mudunda kalır.
İşlerinde sunumu mahveden, başarısız olan, beğenilmeyen, yanlış şeyi söyleyen, ilişkisinde mutlu olmayan, yeterince iyi olmayan kişi olursunuz.
Peki ya bunları yeniden düzenlerseniz ne olur arkadaşlar?
Neville diyor ki beyninize farklı talimatlar verirsiniz.
Sinir sisteminize hataların felaket olmadığını öğretirsiniz.
Kendinize yetenek, özgüven ve değer kanıtı gösterirsiniz.
Yani kelimenin tam anlamıyla benlik duygunuzu yaratan sinir yollarını yeniden yapılandırırsınız.
Şimdi gelin hadi yapalım şöyle bir adım adım yapalım arkadaşlar.
Anlatayım ben de size.
Neville uyumadan önce o günü yaşadığınız günü yapmanızı öneriyor.
Yani bugün yapmaya mı başlayacaksınız?
Yatağınıza uzanın. Akşamdan sabaha doğru gününüzü, bütün gününüzü zihinsel olarak geriye doğru gözden geçirin.
Gözden geçirirken hoşunuza gitmeyen, beğenmediğiniz, memnun olmadığınız o anla karşılaştığınız anda durun ve o anınızı Olmasını istediğiniz şekilde tekrardan senaryo
olarak yazın diyor. O anın nasıl olmasını dilediğini hayal edin.
Sonra kalan gününüzün yolculuğuna devam edin diyor.
Zaten bunu arkadaşlar Neville'da sürekli hayatında kendisi de uygularmış yani.
Bunu bir hafta boyunca deneyeceksiniz arkadaşlar.
Bir hafta. Lütfen bir gün iki gün yapıp sıkıldım olmuyor bıraktım bilmem ne falan.
Cert tut bana demeyin. Bana bahane bulmayın arkadaşlar.
Yapanları bekliyorum. Mesaj atın bana lütfen.
Yapanlar bana mesaj atsın.
Şöyle söyleyeyim. İlk gece zor.
İlk gece berbattır.
Gerçekten çok zor. Kolay gibi görünüyor.
Basit gibi görünüyor. Tekrar tekrar yaşadığınız günü hatırlayıp gözden geçirmek çok fazla anı var.
Çünkü gerçekten biraz zor ve yorucu oluyor.
Şöyle önerebilirim. Ben bunu yaparken ilk gün sadece bir tane sevmediğim anıyı seçtim.
Çünkü gün içerisinde düşünün iş yerindesiniz.
Bir sürü insanla muhatap oluyorsunuz.
Eve geliyorsunuz. Mecbur muhatap olduklarınız var.
Muhatap olmak zorunda olduklarınız var.
Eşiniz çocuğunuz. Belki ailenizle yaşıyorsunuz.
Anneniz babanız kardeşleriniz.
Onlarla da bir sürü anı yaşıyorsunuz.
İstemediğiniz anılar. Farklı şekilde olmasını istediğiniz anılar vardır diyelim.
Yani hepsini böyle deli gibi yaparsanız bir bakarsınız.
Savur olmuş. Savur dedim yalnız söylemedim umarım.
Neyse buradan doğru tutmadım anlayabilirsiniz.
Tutamıyorum keşke tutabilsem.
Neyse konuyu dağıtmayayım.
Yani bir bakarsınız sabah olmuş.
Biraz sonra işe gideceksiniz.
O yüzden tavsiyem arkadaşlar bir tane anıyı seçin.
Kolay olsun bu anı. Onu düzeltmeye çalışın.
Yedinci geceye geldiğinizde bir hafta yapıyoruz ya şimdi.
Yedinci geceye geldiğinizde fark edeceksiniz arkadaşlar.
İşlerin günlerin sizin için nasıl yolunda gittiğini fark edeceksiniz.
Gerçeklik değiştiği için değil.
Siz değiştiğiniz için fark edeceksiniz.
Bunu değişeceksiniz çünkü.
Şimdi bizim burada yapmaya çalıştığımız şey yani daha doğrusu Neville'ın yaptırmaya çalıştığı şey başarısızlıkları tekrar tekrar düşmeyi bırakmak.
Hani kendimiz de çok çok düşünüyoruz ya sürekli onu bıraktırmak.
Bunu da... Bu şekilde yaparak uygulatıyor.
Yani başarısızlıklarınızla özdeşleşmenizi bırakmanızı istiyor.
Utancınızı tekrar tekrar yaşamayı bıraktığınızda onu taşımayı bırakıyorsunuz arkadaşlar.
Çünkü başarısız olduğumuz her olayda kendimize itiraz edemesek de derinlerde bir yerlerde utanıyoruz.
Geçmişinizi tekrar gözden geçirdiğinizde geleceğinizi özgürleştirebiliyorsunuz bu senaryoyla.
Bu şey gibi değil arkadaşlar.
İnkar ettiriyorsun Ayça, inkar ediyorsunuz.
Bu inkarla ilgili değil.
Kötü şeylerin yaşanmadığını iddia etmiyorsunuz.
Bilincinizi hangi versiyonunuzla besleyeceğinizi seçiyorsunuz.
Kendinize kim olduğunuz hakkında hangi hikayeyi anlatacağınızı seçiyorsunuz.
Çoğumuz geçmişimize takılı kalıp düşünüyoruz.
Anılarımızın sabit, değiştirilemez, ruhlarımızda kalıcı yaralar olduğuna inanıyoruz.
İyileşmenin acıyla yaşamayı öğrenmek, Hasarımızı kabul etmek, sınırlamalarla başa çıkmak anlamına geldiğini düşünüyoruz.
Ama iyileşmek anılarımızı sadece yeniden yazmaktan geçiyor.
Bu gece uyumadan lütfen, uyumadan önce lütfen deneyin.
Bugünden hoşlanmadığınız bir anı seçin.
Gözlerinizi kapatın, tekrar canlandırın.
Ama bu sefer işte yeniden yazacaksınız.
İstediğiniz gibi gittiğini hayal edin.
Rahatlamayı hissedin, memnuniyeti hissedin, huzuru hissedin.
Dediğim gibi bunu bir hafta boyunca yapın.
Sonra günlerinize, özgüveninize...
hayatta olma deneyiminizin tamamına ne olduğunu izleyin.
Çünkü geçmişinizi değiştirdiğinizde sadece anılarınızı iyileştirmiyorsunuz.
Geleceğinizi de özgürleştiriyorsunuz.
Ve Neville diyor ki arkadaşlar bilinç diyor kendiniz ve dünyanız hakkındaki varsayımlarınızı gerçekliğe dönüştürür.
Bazen dönüştürmez. Yeterince inanırsanız dönüştürmez.
Her zaman dönüştürür diyor.
Ve arkadaşlar bu tezahür etmeyi öğrendiğinizde varsayımlarınızı değiştirmeyi öğrenmiş oluyorsunuz.
Ve yaşamanıza imkan olacak bütün güzelliklerin önüne serildiğini görüyorsunuz.
Yani gördüğünüz gibi bilinçaltımızı etkilemek zorundayız.
Bir de en iyi zamanını söyleyelim.
Uyanıklık ve uyku arasındaki zaman dilimi.
Zaten bunu artık biliyorsunuzdur.
Kurtlarla Koşan Kadınlar diye bir kitap var.
Yazarı Clarice Estes.
Clarissa ya da böyle artık nasıl okunuyorsa bilmiyorum.
Kadın işte Amerikan olmuyorsa ya da İngiliz olmuyorsa...
Her aksanda farklı söyleniyor.
Böyle arada bana böyle mesaj atıyorsunuz.
Arkadaşlar ben TRT spikeri değilim.
Böyle bir iddiam da yok.
Ben Ayça'yım. İnsanlara ışık olmaya çalışıyorum verdiğim bilgilerle.
Burada bir spiker gibi sesimi kullanarak böyle ses oyunları falan yapmaya çalışmıyorum.
Ya da bir film de seslendirmiyorum.
Hani bu tarz mesajlarınız gerçekten çok garip oluyor.
Böyle şeylerle uğraşmayın.
Söylediklerime odaklanmaya çalışın.
Verdiğim bilgilere odaklanmaya çalışın.
Neyse bunu da söylemiş oldum.
Lafımı yine soktum. Bir bölümde zaten laf sokmadan gidelim.
Neyse işte bu kitapta şey yazıyordu.
Bu kadın aynı zamanda bu karariste aynı zamanda bir psikolog arkadaşlar.
Klinik psikologu sanırım.
Ha bir de Jung analiste.
Bu da çok garip bir tarafı yazarım.
Şimdi bu kitapta diyor ki kulağımız diyor 3 seviyede dinler.
Şimdi bunu uyumadan önce nasıl yapacağınızla ilgili hakkınıza tam otursun diye anlatacağım.
Ama birinci seviye günlük yaşamanın sıradan günlük konuşmalarını yakalamak için.
İkinci seviye bilgi edinmek, yeni şeyler öğrenmek için dinlediklerimiz.
Üçüncü seviye de ruhumuzun yeryüzündeki zamanı boyunca yol gösterici ve bilgelik kazanmasına yardımcı olan rehberliği duyması için diyor.
Yani ne bu rehberlik arkadaşlar?
İçimizdeki bize cevap verecek olan kişiler değil mi?
Zaten Jung da bunu söylüyordu.
Rüyalarınızda sorun diyordu.
Bir şey olduğu zaman uyumadan önce rüyalarınıza sorun ve onu rüyalarınızda görmeyi dileyin.
Rüyanızda o sorunuzun cevabını bulacaksınız diyordu.
Zaten bununla ilgili bir bölümüm var.
Yani yapacağınız bu çalışma arkadaşlar 3.
seviye bir dinleme şeklidir.
Hayatımızda sadece dışarıdan gelen sesler yok.
Kendi içimizdeki yönümüzü de duyabilmek için üçüncü dinleme ihtiyacımız var.
Ve bunu tam olarak uyumadan önceki halimizle yapabiliyoruz.
Bu hayata sadece olaylar yaşamak için, para peşinde koşmak için, ün şöhret peşinde koşmak için, onu bunu satın almak için ya da ne bileyim sadece bir şeyler öğrenmek, işte bazı hobiler edinmek falan
filan bunlar için sadece gelmedik değil mi?
Bizler bu hayata...
Bir bilinç geliştirmek için geldik.
Bu biraz da hocaların iç rapper dediği şeye benziyor değil mi?
Marcus Aurelius diyor ya içindeki rapper seni asla yanlış yere götürmez diye.
O da farkındaymış bende bir bilinç geliştirmek için geldiğimizin.
Mesela bakın bunu şu an aklıma geldi sık sık yapan bir isim var.
Büyük İskender. Tarihçiler onun sık sık yalnız kaldığını ve kararlarını vermeden önce uzun süre uyku halinde.
Sessizliğe yöneldiğini söylemiş arkadaşlar.
Özellikle Per seferinden önce komutanlarıyla bir araya gelip de böyle sürekli kafa patlatmamış.
Kendi sezgisiyle karar vermiş.
Steve Jobs da öyle. Hatta bölümüm de var.
İki bölüm var hatta bununla ilgili Steve Jobs'la ilgili.
O da Sezgi akıldan daha güçlüdür demiş.
Adam teknoloji dünyasının devlerinden biriymiş yani düşünün.
Adam Sezgi diyor, akıl diyor, akıldan daha güçlüdür diyor.
Yani bunu dinleyen isme bakın.
İşte bunların hepsi üçüncü seviye dinleme şeklimiz.
Ve bilincimizi ancak Neville'a göre arkadaşlar bu dinleme seviyesindeyken değiştirebiliyoruz.
Bilincimizi değiştirmek kolay değil.
Değişim kolay değil zaten.
Biliyorum evet. Çok zor yani sonuçta kaç senelik bir bilinç biriktirdik hepimiz.
Ama zorlandığınızda aklınıza Bruce Lee'nin sözünü getirin arkadaşlar.
Daha doğrusu Bruce Lee'nin böyle çok meşhur, çok ünlü bir tavsiyesi var.
Diyor ya hani su gibi ol dostum.
Zihnini boşalt, şekilsiz, biçimsiz ol.
Su gibi. Suyu bir bardağa koyarsan bardak olur.
Suyu bir şişeye koyarsan şişe olur.
Suyu bir çaydanlığa koyarsan çaydanlık olur.
Su akabilir veya çarpabilir.
Su gibi ol dostum diyor Bruce diye.
Yani diyor ki başka bir deyişle söyleyeyim ben de.
Şu anda kendinizi sandığınız kişiden çok daha fazlasınız.
Çevreye uyum ve beyin plastisesi diye bir şey var.
Bu da ne kadar zor ya beyin plastisesi.
Bu kadar uzun olmak zorunda mıydı acaba?
Bu ne demek arkadaşlar? Yani bu beyin plastisesi sayesinde biz değiştirebiliyoruz bilincimizi.
Bardaktan şişeye. mutsuzdan mutluya bir kimlikten diğerine geçebiliyoruz yani bu çok önemli bir şey yani sizce yaratıcı neden beynimize plastisite gibi bir organ
koymuş yani bir yer koymuş daha doğrusu organ değil bir kısım yerleştirmiş demek ki o da bizim bilincimizi değiştirmek istiyor demek ki gerçekten hikaye amaç bu Yani bu kısım arkadaşlar beynimizin sabit değişmez değil
değişebilir yeni bağlantılar kurabilir şeklinde olduğunu gösteriyor.
Yani eski düşünce yollarını söküp yenisini döşeyebiliyorsunuz.
Daha ne olsun? Yani bu yaratıcı daha size ne yapsın?
Her türlü imkanı vermiş.
Mesela eskiden bilimde insanların karakterlerinin değişmez olduğu sanılıyordu.
Ama şimdiki nörobilim diyor ki siz hangi düşünceyi tekrar ederseniz beyniniz o yönde kablolanır diyor.
İyileşemiyorsanız, mutsuzsanız, başarısız, yenilmiş hissediyorsanız kim olduğunuzu düşündüğünüz kişiyi...
Değiştirin arkadaşlar. Çünkü beynimiz kendimizi nasıl tanımlarsak ona göre çalışıyor.
Ben şanssızım derseniz beyniniz kanıt arar.
Ben fırsatları gören biriyim derseniz beyniniz yine kanıt arar.
Eski kimliğinizi fark edinin.
Birincisi arkadaşlar eski kimliğinizi fark edin.
Yani şu andaki değiştirmeden önceki mevcut kimliğinizi.
Ben hep böyleyim cümlelerinizi yakalayın.
Bakın ben hep böyleyim.
Cümleleri çok tehlikeli.
İki. Yeni kimliğinizi netleştirin.
Nasıl istiyorsunuz yeni kimliğinizde?
Bunu bir netleştirin.
Netleşmeyen hiçbir şey olmaz.
Yani ne derler böyle akıntılı, bulanık sularda boğulursunuz arkadaşlar.
O yüzden netleştireceksiniz.
Bir nehirde yüzmek istiyorsanız eğer, bir denizde yüzmek istiyorsanız eğer, onun dibini görmeniz lazım.
Yoksa ayağınızın nereye bastığını göremezseniz, bok yoluna gidersiniz arkadaşlar.
Benden söylemesi.
Ve üç, o... Kimlik gibi düşünün.
Yani o kimlik dediğim ne?
İstediğiniz kimlik gibi düşünün.
Plastisi de seçtiğiniz düşünceyi fiziksel yapıya dönüştüren bir mekanizma.
Bunu kullanın arkadaşlar. Lütfen.
Lütfen kullanın. Arzu ettiğiniz duruma mevcut sınırlanmalarınızın bilinciyle bakarsanız imkansız gelir.
Basitçe söyleyeyim bunu da.
Mevcut bilinciniz özlediği şeye sahip olmayı hayal edemez.
Çünkü zaten olduğundan daha fazlası olamayacağına inanıyordur.
Bunu tekrar dinleyin arkadaşlar.
Ya da ben hadi bir daha söyleyeyim size.
Mevcut bilinciniz özlediği şeye sahip olmayı hayal edemez.
Çünkü zaten olduğundan daha fazlası olamayacağına inanır.
O yüzden işte Neville diyor ki bilincimizi değiştirmemiz lazım.
Bizler üzerine koyduğumuz her türlü sınırlamanın şeklini alan biçimleriz arkadaşlar.
Bunu fark ederseniz şu anki halinizden vazgeçebilirsiniz.
Şekilsiz hale gelebilirsiniz Bruce Lee'nin dediği gibi.
Ve arzu ettiğiniz şeye dönüşebilirsiniz.
Hem de iyileşerek.
Mevcut durumunuzla iyileşmek için özdeşleşmeyi bırakın.
Ne kadar zor olduğunu biliyorum arkadaşlar ama bunu bırakmanız lazım.
İstediğiniz şeye zaten sahip olan halinizin nasıl hissettiğini, nasıl davrandığını, iyileştiğinizde neler yapacağınızı, neye dönüşeceğinizi hayal edin.
Neville diyor ki bilincinizi arzu ettiğiniz şeyin seviyesine yükseltin ve o seviye doğanız haline gelene kadar o halinizde kalın.
Kendinizi gelecekteki haliniz gibi hissetmenizi sağlayan...
Bu sizin titreşiminizi yükseltecek.
Sizi eski halinize tutmaya çalışan her şeyi reddedin.
Mesela ben. Eski bir alışkanlık beni geri çekmeye çalıştığında mesela şikayet etmem, şükür etmemem, akşamları karbonhidrat yemek istemem, işte acı aramam, normal olaylarda bile
acı çıkartmam, kendimi kurban psikolojisine sokmam, işte böyle koltukta yatıp sadece saatlerce stalk yapmam ya da televizyon izlemem.
Böyle hisler gelmiyor mu?
Tabii ki hala geliyor ama geldiğinde kendime diyorum ki Ayça hayır.
Artık bunu yapmıyorsun.
Şu anda o benliğinden uzaktasın.
İşte bu yeni enerjiyi yeterince uzun süre korursanız arkadaşlar yeni sinir bağlantıları oluşturuyorsunuz ve yeni alışkanlıklarınız kök salıyor.
Ve mevcut istenmeyen benliğinizi yavaş yavaş arzu ettiğiniz şeye zaten sahip olan versiyonunuza yakın hale getiren zamanlar yaratıyorsunuz.
Yani hangi versiyonunuzu besleyeceğinize siz karar veriyorsunuz.
Hep söylüyorum. Yine söyleyerek bu bölümü bitirmek istiyorum.
Sahip olduğumuz tek şey şimdiki an.
Geçmiş artık yok ve gelecek olup olmayacağını bile bilmiyoruz.
Ve eğer o ana ulaşırsak o da zaten şimdiki zaman olacak.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Beni Spotify'dan ve Instagram'dan lütfen takip almayı unutmayın.
Mesajlarınızı, yorumlarınızı dinleyen arkadaşların yorumlarını ve mesajlarını bekliyorum.
Görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bay bay. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
