
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
İnsanların sana nasıl davrandığı onların karmasıdır, senin nasıl tepki verdiğin ise senin karman.” — Wayne W. Dyer Dünyanın spiritüel alanda en iyi kişisel gelişimcilerinden Deepak Chopra’nın rehberliğinde karma nedir neye yarar anlatıyorum
---
Instagram: alternatifvizyonpodcast
Transkript
Herkese selam, Ayça ben.
Hoş geldiniz Alternatif Vizyon''a.
Bugün... Karmayı anlatıyorum.
Hepimizin ucundan, kenarından aşina olduğumuz bir konu.
Ama neye yarar, nasıl kullanılır, neden önemlidir?
Bu kısımları tam olarak bilmediğimiz demeyeyim ama kullanamadığımızı görüyorum ve böyle olduğunu düşünüyorum.
Bu yüzden bu konuyu seçtim bugün.
Ben her zaman şuna inanmışımdır arkadaşlar.
Kiminle tanışırsanız tanışın, hayatınızda olması gereken kişi odur.
Nereye giderseniz gidin, olmanız gereken yer orasıdır.
Her yaşadığımız ani olayın uzun bir ön hazırlığı var.
Bu uzun ama kısa yaşamımızda hepimiz kendi karmamızda yaşıyoruz.
Ben böyle düşünüyorum. Dünyadaki en önemli yasalardan biri karma yasasıdır.
Ve bu... Her düşüncemiz, her niyetimizin bir nedeni var.
Ve şu anda hayatta aldığımız şey, yaşadığımız her şey sonuçtur.
Bugün bana bu konuda Deepak Chopra'nın Başarının 7 Spürtel Yasası kitabı refer olacak.
Deepak Chopra, modern stüdyo öğretilerini bilimle harmanlayan ve dünyanın en tanımış kişisel gelişim yazarlarından biridir.
Kitaptaki karma yasası bölümünden ve bu alandaki öncü diğer isimlerin çalışmalarından da bahsedeceğim.
Deepak diyor ki, karma baltı günahı değil, bilimdir.
Çünkü karma, doğa yasaları ve yaşam bilgeliğiyle ilgili bir alandır.
Eğer karmanın gücüne ve yasalarına inanır ve uygularsanız, hayatınızda neyi kazanırsanız kazanın, neyi kaybedersiniz kaybedin, iş, aşk, para ne olursa olsun aslında
bu alanın çok önceden zaten belli olduğunu bilir ve paniklemezsiniz diyor.
Bu beni o kadar etkiledi ki gerçekten bazı şeylerin önceden olacağını bildiğiniz zaman Harbiden paniklemiyorsunuz ve bu sizi her zaman hayatta bir sıfır öne geçiriyor.
Büyük mutsuzluklar ya da çözümsüzlükler yaşamazsınız demek istiyor arkadaşlar burada Deepak.
Ne oluyor? O zaman da bunun sonucunda da hayatta daha temiz bir vicdan ve güvenle ilerliyorsunuz.
Aslında karma'nın özü bu biliyor musunuz?
Daha temiz bir vicdan.
Yani yatağa yattığınızda temiz bir vicdanla o gün dedikodu yapmamış olmanın, o gün yüzüne gülüp arkasından sallamadığın bir günün olmasının o kadar büyük bir vicdanı, rahatlığı
var ki. Ve bunu yapmadığınız zaman arkadaşlar tabii ki dedikoduyla alakalı bir şey değil karma.
Bununla alakalı ama sadece dedikodu değil.
Ama o kadar büyük bir vicdan rahatlığı veriyor ki.
Ve kendinize garip bir şekilde güveniyorsunuz.
Çünkü içten içe şunu söylüyorsunuz.
Ben diğerlerinden daha iyiyim.
Daha iyi bir insanım.
Daha doğru bir insanım.
Sonra ne oluyor biliyor musunuz?
Çalıştıkça çabaladıkça iyi olan tarafınızı yani ben iyi insanım tarafınıza, bilinçaltınıza yerleştiğiniz için gerçekten inandığınız o başarılı insan olabiliyorsunuz.
Ve kaçınılmaz son mutlu olursunuz diyor Deepak.
Peki karma nedir?
Deepak diyor ki arkadaşlar karma hem eylemin kendisi hem de o eylemin sonucudur.
Yani aynı anda hem sebep hem de sonuçtur.
Çünkü her eylemimiz sonunda aynı şekilde bize geri dönen bir enerji alanı yaratır.
Bir daha söyleyeceğim.
Her eylemimiz sonunda aynı şekilde bize geri dönen bir enerji alanı yaratıyor.
Ne ekersek onu biçiyoruz.
Ne yaşatırsak onu yaşıyoruz.
Rüzgar ekersek fırtına biçiyoruz.
İncil'in yeni ait bölümünde şöyle bir söz vardır, çok severim.
Aldanmayın hayata, Tanrı alaya alınmaz.
İnsan ne ekerse onu biçecektir.
Eğer yaşamanızda mutlu olmak istiyorsanız, mutluluk tohumlarını nasıl ekeceğinizi öğrenmeniz gerekiyor.
Bunu söylüyor karma bize.
Peki nasıl yapacağız Ayça bunu?
Nasıl öğrenebiliriz?
Bilinçli seçimler yapacaksınız diyor dipak.
Bilinçli seçimler.
Hepimiz her gün binlerce konuda seçim yapıyoruz.
Seçimlerimizin bazıları bilinçli, bazıları bilinçsiz arkadaşlar.
Şimdi şöyle bir durup düşünmenizi istiyorum.
Yani ne kadar çok biz seçim yapıyoruz bir gün içerisinde.
Ya mutlaka şöyle olmuştur.
Ya o gün yolda gidiyordum.
Demek ki eğer işte bir önceki otobüse binseydim, ona yetişebilseydim ben de o kazada olacaktım.
Hani vardır ya böyle haberlerde işte bir adam uçağı kaçırmıştır.
O kaçırdığı uçak kaza yapmıştır.
Mesela bu da bir seçim.
Onu kaçırmak da bir seçimdi.
Çünkü sabah geç uyanmayı seçti ya da alarmını kurmamayı seçti.
Bu şekilde işliyor arkadaşlar. Eğer karma yasasını doğru anlayarak etkilerini kendinizde maksimize etmek istiyorsanız bunun en iyi yöntemi an be an yaptığınız tüm seçimlerin
bilinçli olarak farkında olacaksınız.
Şu anda yaşadığınız hayat hoşunuza gitsin ya da gitmesin.
Hayatınızda olan her şey geçmişte yaptığımız seçimlerin sonucuydu.
Ve birçoğumuz seçimlerimizi bilinçsiz yapıyoruz.
Hatta onların birer seçim olduğunun bile farkında olmayabiliyoruz.
Gerçekten farkında olmayabiliyoruz.
Ben yakın zamanda Çekop'a gittim.
Biliyorsunuz aç karnına kahve içiyorum.
Yani yumuşatıyorum direkt amerikanoyu ya da filtre kahveyi birbirine yüklemiyorum ama işte badem sütüyle ya da soya ile tabii ki yumuşatıyorum.
Evde olsam da dışarıda olsam da.
Bu benim seçimim. Böyle midemle ekşimelerinden vesaire tabii ki anlıyordum ben.
Ama diyordum ki yani bir sıkıntı yok.
Ve ben bunu sürekli hale getirmeyi seçtim.
Ve gün içerisinde de 3-4 bardak içmeyi seçtim.
Sonra ne oldu? Çekaba gittim şimdi.
Ne oldu? Bir sürü sıkıntı çıktı.
Dedim ki sadece kahve olamaz bunun sonucu.
Evet dedi sadece kahve.
Çünkü diğer yediklerim içtiklerim vs.
konuşuyoruz. Yani bu benim seçimimdi arkadaşlar.
Şimdi ben mideden dolayı Allah korusun şu duvarlara tahtalara vurayım.
Eğer bir mide fıtığı işte daha kötü mideyle alakalı daha büyük bir hastalık geçirmiş olsaydım.
Sizce bu başıma gelmiş bir kader mi olacaktı?
Yoksa benim seçimimden dolu yaşadığım bir hastalık mı olacaktı?
Tabii ki kendi seçimimden dolu yaşayacağım bir hastalık olacaktı.
Çünkü ben aç kayna kahve içmenin ya da gün içerisinde 3-4 bardak kahve içmenin kendi bünyeme...
Herhangi bir alarmını almasam bile zarar vereceğini bilecek yaştayım ve bilecek akıldayım değil mi?
O zaman ben kendi seçimin ve kendimi hastalığa itmiş oluyorum.
Böyle düşünebilirsiniz bu seçimleri.
Başka bir örnek vereyim. Mesela şu anda size hakaret etmeye başladım diyelim.
Hey sen oradaki şapşal.
Sana böyle söylüyorum tamam mı?
Ne yaparsınız arkadaşlar?
Büyük ihtimalle alınırsınız, şoka girersiniz, üzülürsünüz.
Ya da size iltifatta bulunsam.
Bugün ne kadar da güzelsiniz hanımefendi.
saçlarınızın parlaklığı adeta bir güneş gibi parlıyor dedim diyelim.
Büyük ihtimalle keyifleneceksiniz değil mi?
Gururunuz okşanacak. Şimdi düşünmenizi istiyorum tekrardan.
Sanki siz hiç düşünmüyor musunuz gibi sürekli düşünmenizi istiyorum.
Tamam şimdi şöyle dediğimi düşünün.
Aslında bunların hepsi bir seçim.
Yani hissedeceğinizi seçtiniz.
Size hakaret edebilirim, sizi aşağılayabilirim.
Siz yine de alınmamayı seçebilirsiniz.
Size iltifat ettiğimde de gururunuzun okşanmasına izin vermeyebilirsiniz.
Nasıl hissedeceğinizi seçmiş oldunuz.
Aslında bu iki durumda da farklı seçenekleriniz vardı.
Bana vereceğiniz tepkilerde de ve hissedeceklerinizde de farklı seçimleriniz vardı.
Ama genelde ilk başta söylediğim gibi alınmayı ya da kendinize gurur duymayı seçtiniz.
Genelde böyle seçiyoruz. Birçoğumuz böyle seçeriz.
Bunlar arkadaşlar... Şartlı reflekslerimizden dolayı oluyor.
Bizler insanların ve olayların sürekli tetiklenmesine maruz kalan şartlı refleks yıllarına dönüşmüş durumdayız.
Bu o kadar doğru ki.
Ya şu an bir aydınlanma yaşadığınızı düşünüyorum.
Darvanışlarımızda da genel anlamda öngörülebilir hale gelmiş oluyor.
Ben tahmin ettim değil mi sizin?
Size ilk ifade ettiğimiz zaman ne hissedeceğinizi.
Yani öngörmüş oldum ben bunu.
Yani seçimleri de biz işte aynen böyle olduğu gibi şartlı refleks şeklinde yapıyoruz.
Ve doğal olarak da düşünmeden seçim yapmış oluyoruz.
İşte o zaman karmamız Arap saçına dönüyor.
Allak bullak oluyor.
Pavlov'u biliyorsunuz arkadaşlar. Pavlov şarkıda reflekslerle ilgili o çok ünlü bir deney yapmıştı.
Köpek deneyi. Bir köpeği alıyor.
Ona her yemek verdiğinde zil çalıyor.
Sürekli tekrar ediyor bunu.
Bir süre sonra köpek sadece zil sesini duyduğu anda yemeği görmese bile ağzından salılar akmaya başlıyor.
Çünkü köpek bu uyaranı yani zil sesini yemekle eşleştirdi.
Yani bizler de aynı bu köpek gibi bazı konularda şartlanıyoruz.
Bunun sonucunda da çevremizdeki uyaranlara karşı tahmin edilebilir ve tekrar eden tepkiler geliştiriyoruz.
Yani Otomatik seçimlerimiz işte böyle ortaya çıkıyor.
Bu arada bir parantez için Pavlo'yu biliyorsunuz dedim.
Bilgi vereyim bilmeyenler için.
Pavlo Rus ve Nobel ödüllü bir fizyologtur arkadaşlar.
Köpeklerin sindirim sistemi üzerine araştırmalar yapıyor.
Yani aslında adamın psikolojiyle hiçbir alakası yok.
Bu sindirim sistemi araştırmalarını yaparken Bir gün fark ediyor ki köpekler sadece yiyecek verildiğinde değil, yiyecek geleceğini hissettiklerinde de salgılamaya başlıyorlar.
Pavlov da bunun üzerine bu deneyi yapıyor.
Yani vücudumuzdaki organizmalar sadece doğrudan uyarıcılara tepki vermiyor.
Öğrenilmiş çağrışımlarla da şartlanıyorlar.
Yani çoğu zaman hayatımızdaki seçimleri bilinçsizce yapıyoruz.
Peki nasıl bilinçli seçimler yapacağız?
Bilim insanlarının son tahminlerine göre günde yaklaşık 30-35 bin kere karar veriyormuşuz.
Abi saçmalamayın.
Ben günde 30-35 bin kere bilinçli bir karar veremem.
Kahvaltıda ne yiyeceğimizden, hangi kelimeyi seçeceğimize, hangi yoldan gideceğimize kadar her şey bir karar.
Ve biz bu kararların çoğunu...
Fark etmiyoruz arkadaşlar. Evet 30-35 bin kararımızı bilinçli bir şekilde veremeyebiliriz.
En azından yataktan kalkacağım.
Şu an dişlerimi fırçalayacağım.
İşte şu an saçımı yandan tarayacağım.
Yok bugün sol ayırmayacağım gibi kararları veremeyebiliriz.
Ama bunun en azından şöyle bir %30'unu bilinçli karar verirsek gerçekten karnımızı temizlemiş oluruz.
Beynimiz arkadaşlar enerjiden tasarruf etmek için otomatik pilotta çalışıyor.
O yüzden biz hemen biraz önce dediğim gibi şartlı reflekse bağlı olarak çabuk karar veriyoruz.
Hayatımızın büyük çoğunluğu alışkanlıklarımız, otomatik reflekslerimiz ve koşullanmalarımızdan yürüyor.
Ve bilinçsiz verdiğimiz kararlarla karmamızı karıştırabiliyoruz.
Peki ne yapalım? Ayta bir önerin var mı?
Benim değil ama Dipak Chopra'nın bir önerisi var arkadaşlar.
Öncelikle karar verme aşamasındayken bir adım geri çekilip Vereceğiniz kararlara dışarıdan bakın diyor.
En etki aşamanın bu olduğunu söylüyor Deepak.
Sonra soru kısmına geçiyorsunuz.
Kendinize soracağınız iki tane soru var diyor.
Yani herhangi bir seçim yaptığınızda kendinize iki şey sorun diyor.
Birinci soru bu seçimimin olası sonuçları nelerdir?
Bu sorunun cevabı diyor yüreğinizde anında hissetmeniz gerekiyor.
Yani yüreğinize ne hissediyorsanız doğru veya yanlıştır.
İkinci soru da yapmak üzere olduğum bu seçim.
Bana ve etrafındakileri mutluluk getirecek mi?
Bakın ne yaptı ikinci soruda?
Kendisinin dışında etrafındakileri de mutluluk getirecek mi diye sordu.
Çünkü başkalarının karmasıyla bizim karmamız karışabiliyordu değil mi?
Eğer diyor bu sorularınızın cevabı evetse o zaman seçimler...
Eğer cevabınız hayırsa o zaman yaptığınız seçim ya yanlıştır ya da size ya da etrafınızdakilere sıkıntı yaratacaktır.
Prensibiniz diyor bu kadar basit.
Bir özetleyeyim. Bir adım geri atıyorsunuz, verdiğiniz karara dışarıdan bakıyorsunuz.
Sonra bu söylediğim iki tane soruyu soruyorsunuz.
Karmanızı düzeltme prensibi budur diyor.
An ve an karşı karşıya bulunduğumuz sonsuz seçenekler arasından sadece bir tanesi hemsiz.
hem de etrafınızdaki mutluluk getirecek diyor.
Diyor ki bunları yaptıktan sonra karar verdiğiniz şey mutluluk getirmesinin dışında diyor.
Ortaya çıkan sizin bu darmanış biçiminiz diyor.
Doğru eylem davranış biçimidir.
Kendiliğinden doğru eylemdir.
Doğru zamanda yapılan eylemdir diyor.
Kendiliğinden doğru seçimler yapmanız için evrenin kendisine has çok ilginç yöntemleri olduğunu söylüyor.
Bu sistem diyor vücudunuzda hissettiğiniz duyumlarla bağlantılıdır diyor.
Yani çok ilginç değil mi?
Bir karar verdikten sonra vücudunuzu dinleyin diyor.
Vücudunuzda hissettiklerinizle diyor karma diyor yani evrenin doğru eylem tarafı birbirine bağlı olduğunu söylüyor.
Ve diyor ki Deepak arkadaşlar bunu nasıl anlayacağım diyebilirsiniz.
Deepak şöyle söylüyor. Vücudumuzda diyor iki çeşit duyumsama vardır diyor.
Hani şimdi derseniz bana nasıl hissedeceğim diyor.
Şimdi birinci duyumsama arkadaşlar rahatlık ve huzur hissi.
Diğeri de rahatsızlık ve huzursuzluk hissi.
Bu kadar. Bilinçli bir seçim yapmak üzere olduğumuz anda vücudunuza kulak kesileceksiniz ve vücudunuza soracaksınız.
Eğer bu seçimi yaparsam sonucu ne olur?
Eğer vücudunuza bir rahatlık, huzur hissiyle karşılık veriyorsa tamam diyor bu diyor doğru seçenektir.
Eğer vücudunuzda diyor ufacık bir rahatsızlık ya da huzursuzluk hissederseniz diyor o zaman diyor o uygun değildir.
Yani Deepak'ın burada bize önerdiğini biliyor musunuz?
Biz normalde heyecanlandığımız ya da korktuğumuzda ne yaparız arkadaşlar?
Kafamızı, bacağımızı, oranımızı, buramızı tutmayız.
Kalbimizi tutarız. Kalbimizde yoğun hissederiz.
İşte Deepak diyor ki sadece Kalbimiz doğru cevabı bilir.
Çoğumuz kalbimizin aşırı duygusal ve hassas olduğunu düşünüyoruz.
Kalple ilgili bir şey olduğu zaman duygusallık, hassaslık geliyor aklımıza.
Ama öyle değil diyor Deepak.
Kalbimiz diyor çok sezgiseldir, bütüncüldür, bağlamsaldır ve ilişkiseldir diyor.
Kazan ya da kaybet hesabı yapmaz diyor.
Saf gizli güçtür, mutlak bilgidir ve sonsuz düzenleyici gücün alanıyla beraber yaşar diyor.
Yani tabiri caizse arkadaşlar kalbimizin kozmik ağla bağlantıya geçtiğini ve her şeyi hesapladığını söylüyor.
Hani siz... O anda mantıklı bir karar vereceksiniz, bir tercih yapacaksınız.
Ama bu yapacağınız tercih başkasının zararına olacak ya, kalbinizde bir rahatsızlık hissedersiniz.
Neden biliyor musunuz? Çünkü onun karmasına gireceksiniz ve evren size bunu kalbinizin yoluyla söylüyor, mesaj gönderiyor.
İşte bunu söylüyor Deepak.
Kalbini bir rahatsızlık hissediyorsan o seçimi uygulama diyor.
Eğer böyle yaparsanız, bugün kaybederseniz de, ileride diyor bu karma yasası sayesinde, çünkü diyor karma bunu görecek, para ve refah yaratabilirsiniz.
diyor arzuladığınız tüm güzelliklerin istediğiniz zaman size doğru akmasını sağlayabilirsiniz diyor sadece diyor o anda size fayda sağlayacak şeyi Eğer başkasına zarar verecekse
lütfen yapmayın.
O anda siz yapın.
Yeter ki başkasına zarar vermesin.
Daha sonradan size para da refah da arzuladığınız güzellikleri de getireceğini söylüyor.
Yani karma yasası diyor ki arkadaşlar şöyle bir toparlıyorum yine.
Seçimlerinizi ne kadar çok bilinçli farkındalık seviyesine taşırsanız verdiğiniz kararlar hem kendiniz hem de etrafınızdakiler için o oranda kendiliğinden doğru seçimler olacaktır ve
sizi... mutlu yapacaktır.
Peki Ayça'cığım sen bana yarın için ya da şu an senin dinledikten sonrası için karmayı anlattın, öğrettin.
Peki ya geçmiş karmalar?
Onların şu anda bizi nasıl etkiledikleri konusu ne olacak tatlım?
Bu çok uzun arkadaşlar. Bu çok derin.
Geçmiş karmanız hakkında yapabileceğiniz 3 şey var Diotipak.
Birincisi karma borçlarınızı ödemek.
Ay gibi ne diyelim.
Allah aşkına Deepak. Gel şunu bana bir söyle.
Gel yüzüme söyle. Hangi bir nönü değilim ya?
Büyük çoğunluğunuz diyor.
Korkmayın diyor Deepak.
Çünkü diyor büyük çoğunluğunuz bilincine varmadan bunu zaten yaptınız diyor.
Yani nasıl söyleyeyim?
İşte diyelim ki yıllar önce bir tane kedi gördünüz ve onu kovaladınız.
Yemek vermediniz. Çok hafiften.
En hafifini söylüyorum yani.
O kediyle alakalı yaşamış olduğunuz sıkıntıyı şimdiye kadar çoktan bir şeyle ödemişsinizdir.
İstediğiniz tarifiye alamamışsınızdır.
İstediğiniz zaman alamamışsınızdır.
Ne bileyim bir yerde yemek yerken bir köpek gelip sizi ısırmıştır.
Onun diyor karmasını çoktan diyor.
Siz zaten diyor yaşamışsınızdır.
Onu diyor karma borcunuzu çok da kafaya takmayın diyor.
Şimdi şöyle bir örnek vereceğim bununla ilgili.
Bir arkadaşım doğum haritasına baktırdı.
Tabii ki çok güvendiğimiz bir astorlak hanımefendiye baktırdı.
Onun dedi ki ona senlik bir durum yok.
Sen bütün karma borçlarını şu yaşına kadar ödemişsin.
Ama senin dedi atalarından gelme bir karma borcun var.
Ve dedi sen...
İhtiyacı olan bir tane 35 yaşlarında hanımefendiye her ay belli bir miktarda ücret vereceksin.
Çünkü onun ataları daha önceden engelli birisinin maddesel anlamda yani parasal anlamda bir parasını almışlar.
Ve bu da sana gelene kadar da bu karma borcu da ödenmemiş.
Yani normalde bunu doğum haritasına baktırdınız ya daha farklı bir şekilde bilmiyorum nasıl oluyor.
Bunu arkadaşlar söyleyebiliyorlar.
Geçmişten atalarınızdan da gelen karma borcunuza ait ve nasıl ödeyeceğinizi de anlatabiliyorlar.
Ama Deepak burada bahsetmemiş.
Deepak burada geçmiş hatalardan bahsetmiyor.
Ben de o yüzden değinmiyorum. Ben sadece kendi deyimden söylüyorum.
Hani öyle bir şey olduğunu düşünüyorsanız hani maddesi olarak imkanınız elver deyince yardım edebilirsiniz insanlara ya da işte köpeklere, hayvanlara, kedilere vesaire hani onlara yardımcı olabilirsiniz.
Ya da hiçbir şey yokken işlerinizde belki elinizde kalkıp çay kahve almaya giderken yanınızdaki arkadaşınızla hiç sormadan çay kahve getirebilirsiniz.
Böyle ufak yardımlar da sizin karmanızı temizleyeceğini düşünüyorum.
Ve Deepak ayrıca diyor ki arkadaşlar bazen Bu karma borçlarının ödenmesi ciddi acılarınıza sebep olabilir.
Yani siz sevdiğiniz insanları bile kaybedebilirsiniz.
Bunun acısını yaşayabilirsiniz.
Ama karma yasası evrendeki hiçbir borcun karşılıksız kalmayacağını size söyler.
Yaptığınız hiçbir kötülüğü yaşamadan ölmüyorsunuz yani.
Yani arkadaşlar evrenin kendine has mükemmel bir muhasebe sistemi var ve her şey enerjinin durmaksızın değiş tokuşu üzerine kurulu.
Yapacağınız ikinci şey geçmiş karmanızı sizin için daha arzulanır, kabul edilir bir deneyim haline getirmek.
Yani onu dönüştürmek arkadaşlar.
Bunu nasıl yapacağız? Kendinize yine sorular soracak mısınız?
Diyor ki bir deneyim yaşadınız tamam mı?
Bu deneyimden ben ne öğrenebilirim?
Bunu neden yaşıyorum?
Evrenin bana iletmeye çalıştığını...
Bu deneyimi etrafımdakiler için nasıl yararlı hale getirebilirim?
Yani karmanızı temizlemek için yapacağınız ikinci şey bu arkadaşlar.
Bu soruları sormak. Mesela diyor spor yaparken bacağınızı kırdığınızı düşünün.
Kendinize deyin ki bu deneyimimden ne öğrenebilirim?
Evrenin bana verdiği mesaj nedir?
Belki de almanız gereken mesaj biraz yavaşlamanız ve bir dahaki sefere vücudunuza daha özen ve dikkat göstermeniz gerektiği olabilir diyor.
Karmanızın pozitif bir deneyime dönüştürülmesi işte budur arkadaşlar.
Ve Deepak diyor ki karma benlik ve benliğin etkilediği herkes için dönüştürücü olur.
olduğu müddetçe karmanın meyvesi de her zaman için mutluluk ve başarı olacaktır.
Yani bir olan yaşadınız ve bir karma oluştu.
Eğer bu karmayı dönüştürücü olduğunu düşünürseniz böyle düşündüğünüz müddetçe karmanın meyvesi her zaman size mutluluk ve başarı getirecek.
Mesela ilişkilerimize bakalım arkadaşlar.
İlişkilerimizde karşılaştığımız, ilişki kurduğumuz insanları düşünün.
Eski sevgiliniz, Allah onun bin belasını versin.
Bana neler yaptı ya?
Bana yaşattıklarını yaşamadan öldüsün.
Peki sizce o kişinin hayatınıza girmesinin sebebi neydi?
Bunu soracaksınız tamam mı?
Sizin seçiminiz değil miydi?
Evet siz seçtiniz diyor karma.
Sen seçtin diyor onu. Onunla ilişki yaşamayı sen seçtin.
Ve diyor ki kim olduğunuz?
kiminle karşılaşacağınızı belirler.
Binlerce insan arasında bu kadar yaşadığınız onca zamanda tanışmanız gereken kişiyle ne erken ne geç tam zamanında tanışırsınız.
Hayatınıza giren herkesin bir sebebi vardı.
Ah özge anılar!
gözünüzde canlandı değil mi?
Kaya'nın bizimkisi bir aşk hikayesi vardı ya.
Ne güzeldi yaşadıklarımız seninle değil mi?
Ne güzeldi. Bunun gibi bir şey işte.
Şarkı nereden aklıma geldiyse sanki ben de aşk acısı çekiyormuşum gibi.
Olun oldu arkadaşlar. O ilişki bitti.
Giden gitti. Aşkınız ya da en yakın sevdiğiniz arkadaşınız.
Önünüze bakın. Kendiniz gibi.
İnsanlarla tanışacağınıza inanın.
Psikolojide ne vardı? Çekim yasası vardı değil mi?
Kendi enerji alanınız sizinle aynı frekanstaki insanlar çekiyordu.
Mükemmel insanlar mükemmel çevreleri çeker.
İyimsel insanlar pozitif insanlarla birlikte olur.
İlginç ruhlar, çılgın ruhlar başka ilginç ruhlar bulur.
Tüm karşılaşmalar kaçınılmazdır.
En iyi halinizde olduğunuzda tanıştığınız herkes büyümenize yardımcı olacaklar.
Kendinizi kaybederseniz, kötü halinizde alırsanız eğer tanıştığınız herkes sizi engellemek için orada sizi bekliyor olacaklar.
Kim olacağımızı belirleyen şeyler yeteneklerimiz değil.
seçimlerimizdir diyor arkadaşlar Deepak.
Hayatımızın nihai sonucu yaptığımız tüm seçimlerin toplamıdır.
Şu anki hayatınız 10 yıl önce yaptığımız seçimlerdi.
Şu anki seçimleriniz de 10 yıl sonraki hayatınızı şekillendirecek şeyler.
Neleri seçebilirsiniz biliyor musunuz?
Aslında bu yoktu gerçekten ama yine söyleyeceğim.
Mesela bence bu hayatta nasıl seveceğinizi seçebilirsiniz.
Ya da bu hayatta nasıl yaşayacağınızı seçebilirsiniz.
İnandığınız şey göreceğiniz şeydir.
Bir insanın gördüğü manzarayı belirleyen gözleri değil, bence kalbidir.
İnandığınız şey göreceğiniz şeydir çünkü.
Haksızlığa inanırsanız sonsuz bir haksızlık bulursunuz.
Yaptığınız planlara inanırsanız planlarınızın her yerde uygulayabilirsiniz, işlediğini görürsünüz.
Sıkı çalışmaya inanırsanız sıkı çalışmanızın gerçekten karşılığını aldığını görürsünüz.
İyiliğe inanırsanız...
Hayatınızın her yerinde güzellik, iyilik bulursunuz.
Hayat yollarımız genellikle yeterince akıllı olmadığımız için değil, inanmayı bıraktığımız için daralıyor.
İnanmayı bıraktığımız için tüm güzel başlangıçları kaçırıyoruz.
Mickey Mouse'u biliyorsunuz değil mi?
Kaçtır bölümde söyleyeceğim, şimdi aklıma geldi yine söyleyeyim hemen.
Mickey hep çizgi filmlerinde şöyle bir cümle kullanıyordu.
İnsan neye inanırsa, gelecekteki hayatı da ona yaklaşır.
Dünya size nasıl davranırsa davransın.
Çabalamaya devam edin.
Cesur olun, umutlu kalın ve kalbinizin tutkuyla sevdiği şeyi kucaklayın.
O zaman tertemiz, güzelmiş, mükemmel doğru çalışan bir karma ile yaşamaya devam edebilirsiniz.
Bu bölümün de sonuna geldik.
Karmasını düşünenler, karmasını temizlemek isteyenler, karmanın ne olduğunu ve hayatını da kullanmak isteyenler umarım size bu bölüm çok iyi gelir.
Sizi sosyal medyada bekliyorum arkadaşlar.
Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.
başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
