
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Influencer'ın etkileri nelerdir, geleceğin mesleği influencerların elinde mi ve onlara tavsiyelerimi bu bölümde anlatıyorum.
***
Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba arkadaşlar. Alternatif Vizyon''a hoş geldiniz.
Ben Ayça. Bugün internet hayatında yeni bir dünya yaratan sosyal medya kişilikleri hakkında konuşacağım.
Şey diyormuşum şimdi. Baş harfi D, soyadı Ö sevmem.
Baş harfi K, soyadı D severim.
Böyle bir listem yok tabii ki demek isterdim influencerlar için ama tabii ki benim de böyle bir listem var.
Influencerlar Türkçe'de etki bırakan kişi olarak ifade ediliyor.
Tam olarak Türkçe karşılığı kelimenin bu.
Peki influencerlar gerçekte kim?
Kimler kim olduklarının ne kadarını biliyoruz ve influencer kime deniyor?
Çok popüler bir influencer pazarlama ajansı Georgina Radenford onları şöyle tanımlıyor.
Bir alanda uzman ve tutkusu olan bunu da sadık takipçileriyle paylaşan kişilere influencer denir diyor.
Bu tanımdaki uzman kelimelerinden dolayı tırnak içerisinde kendisini influencer olarak tanıtan bazı kişilerle yollarımızı ayırıyoruz değil mi?
Zira alanında uzman olmasa da bir ürünü önermesi için gereken sürede hiçbir şekilde kullanmadan öneren arkadaşlar var.
Bunlar kesinlikle influencer değil ve biraz sonra söyleyeceğim şeyler onlar için geçerli değil arkadaşlar.
Beni ona göre dinleyin lütfen.
Peki bir insanı influencer yapan şey nedir?
İyi bir influencer ilgi alanına çok iyi bilen kişi oluyor.
Paylaştığı şeylerle onu takip edenlere bir şeyler katabiliyor.
Yani dışarıdan bir x kişisi ama sizin hayatınıza bir katka sağlayabiliyor.
Hatta verdiğiniz kararlara bile müdahale etmiyor.
oluyor, etkiliyor çünkü sizi.
Bunları ben demiyorum arkadaşlar bu arada.
Bunları duyduktan sonra benim aklıma ilk gelen şey ne oldu biliyor musunuz?
Çok büyük bir sorumluluk duygusu oldu.
Çünkü influencerların sorumlulukları arasında kendi duruşlarını korumak, izleyenlerine yakın olmak, onlara güçlü olduklarını göstermek, bu şekilde fikirlerini etkileyerek hayatlarının bir parçası olmak var tabii ki.
Yani şöyle düşünün güçlü kalan bir insanın önüne dağları, taşları, tüm engelleri de koysanız yolu Yolundan dönmez, sevdasından vazgeçmez çünkü.
Sahip olduğu o tutkusunu paylaşır takipçileriyle.
Gerçekten sevdiği, fayda gördüğü markalarla çalışmaya başlar ve devam eder.
Bu yaptığı da influencerların sadık takipçilerini kazanmasında ve onlarda kalmasını sağlamaktaki en önemli şey olabilir bence.
Ve... influencer olmak bunu gerektirir.
Küstüğüm influencerlara sanki yapmışım gibi oldu değil mi bu podcast?
Bakın siz böyle yaptınız ama aslında böyle yapmanız gerekiyormuş gibi oldu.
Ama bu aslında influencer olanlara ya da influencer olmak isteyenlere ya da influencer olmanın daha başında olanlara yapılmış olan bir podcast.
Ve diğerleri de yani bilim gibiler de influencerlar gerçekte nedir?
Neler yaparlar? Yani bu iş artık ne kadar ileriye gidecek?
Bunu öğrenmek isteyenler için yaparlar.
Yapılmış bir podcast olacak. Peki influencerlar sadece bu biraz önce bahsettiğim tutku için mi saatlerce içerik üretiyorlar?
Tabii ki hayır. Şöyle düşünün.
Ne derler? Sevdiğiniz bir işi yaparsanız hiçbir zaman işe gitmezsiniz.
Onlar da tam olarak bunu yaptılar arkadaşlar.
Influencerler için sosyal medyanın ticari bir platform haline gelmesi kaçınılmazdı zaten.
Çünkü ne lazım yaşamak için?
Ekmek lazım değil mi?
Yani para kazanmaları gerekiyor.
Sosyal medyada influencer...
için artık bir ekmek kapısı oldu.
Peki influencerların yapmış olduğu bu iş meslek olarak sayılabilir mi sizce?
Evet bence kesinlikle sayılabilir.
Onlar kendi hesaplarında yer verdikleri ürünleri, kendi kişilikleri ve izledikleri yolla örtüşmüyorsa yaptıkları reklamlar hem gerçekçiliğini hem de samimiyetini kaybetmeye başladı.
Yani onlar yaratıcılıklarını ve deneyimlerini paylaştıkları bir hayat kuruyorlar.
Dolayısıyla bu ikisi de örtüşmezse Takipçi kaybediyorlar.
Ve bu bir mesleğin başına gelebilecek en zor anlardan.
O yüzden de kesinlikle bu bir meslek artık.
Eskilerden 90'lardı sanırım yanlış hatırlamıyorsam.
Bir tane cihaz vardı hatırlar mısınız?
Dijital bir küçük bir böyle alet gibi bir cihaz vardı.
Dinozor gibi bir yaratık yaşıyordu o dijital bir yaratık.
Benim gibi eskiler hatırlardır diye düşünüyorum böyle 80-90 doğumlular.
Sabah akşam o cihazı alırdık.
Tuşları vardı o tuşlara basardık.
Onları doyururduk işte su verirdik.
İşte tuvaletleri geldiği zaman onun ayrı tuşları vardı ona basardık.
Yani ona o cihazdaki dijital yaratığa bir şekilde besin değerlerini ve hayatta kalması için imkanları biz sağlardık.
Şu anda da aslında influencerlar yapmış olduğumuz tam olarak bu.
Onları takip ederek, onların paylaştığı linklerden alışverişlerimizi yaparak ya da onlara sorular sorarak ya da onların yanında olduklarımızı göstererek aslında onlara bir nevi yaşam vermiş oluyoruz bu sektörde.
Valla arkadaşlar yalan söylemek hiç gerek yok.
Hani beni dinleyenler de kusura bakmasın.
Belki influencerlardan hani istemeyenler, sevmeyenler, takip etmek istemeyenler ya da onlara paylaştıklarını da almak istemeyenler vardır ama benim takip ettiklerim var.
Ve bu işin başından beri olanlar var.
Çok istikrarlı bir şekilde doğru deneyimlerini aksettiren arkadaşlar var.
Hatta başarılı insanların sırları part 1 diye çok güzel bir podcast bölümü yapmıştım.
Bunu dinleyenler var arkadaşlar ve inanılmaz güzel geri dönüşleri aldım o podcast bölümü için.
Orada da bahsetmiştim influencerlardan.
Gerçekten çok beğendiklerim var ve ben bir şey alacağım zaman onların tavsiyesine uyuyorum.
Yani normalde internete açıyorum, yorumları okuyorum vs.
ama onların eğer istediğim ürünü onlar eğer kameranın karşısına geçip deniyorlarsa, kendi üzerlerine gösteriyorlarsa ve sonradan feedbackleri olarak geri dönüşleri oluyorsa ben gerçekten ona
inanıyorum ve aldıktan sonra da...
Belli bir yere kadar gördüysem onun sorumluluğun dahilinde güzel olan dönüşlerine o zaman onu kullanmaya devam ediyorum ben de.
Onların bu verdiği linklerden satış işleri var ya arkadaşlar reklam reklam diye yazıyorlar hani sürekli.
Ben şuna benzetiyorum. Çoğu kurumsal hayatta yani kurumsal şirketlerde satışçıların belli portföyleri olur.
Hem mevcut portföyleri vardır.
Onları ellerinde tutmaya çalışırlar.
Hem de her gün yeni müşteri eklemeleri gerekiyor.
Yani portföylere dahil etmeleri gerekiyor yeni müşterileri.
Aynı böyle bir iş bence.
Tek farkı ne biliyor musunuz?
Ay sonu gelip satış hedefi tutmadığında hesap verecekleri tek kişi kendileri.
Çünkü hesap verecekleri bir müdürleri yok.
Çok cazip değil mi?
Düşünsenize satış işi yapıyorsunuz.
Hedefiniz var. Tutmadı mı?
Eğer influencer iseniz alırsınız şapkanızı önünüze.
Ya niye linklerden satış olmadı?
Ben mi güzel anlatamadım?
Acaba doğru deneyimlerimi anlatamadım mı?
Ya da izlediğim yol mu yanlış diye kendi kendinize düşünürsünüz değil mi?
Kurumsal şirkette bu böyle olmuyor işte.
Hesap vermeniz gereken belki 3 belki 4 tane müdürünüz oluyor.
Gerçekten çok zor. Bu açıdan düşündüğüm zaman influencerlıkla alakalı...
Ben de olumlu şeyler düşünüyorum.
Kamil Cherry isimli bir influencer arkadaşımız var.
Verdiği bir röportajda diyor ki takipçi sayısı CV'nize ekleyebileceğiniz bir özellikten daha önemlidir.
Kendi değerlerinin takipçi sayısına göre belirlendiğini söylüyor influencerlar.
Ama rakamsal bir değerden bahsediyorlar tabii.
Yurt dışında şöyle oluyormuş arkadaşlar.
Takipçi sayısı 100 binlerde olanlar Instagram'daki kazançları post başına 5 bin ve 10 bin euro arasında değişiyormuş.
Ne? Ahahah.
Takipçi sayısı 100.000'i geçenler de 30.000 Euro'larda bu rakamları kazanabiliyorlarmış arkadaşlar.
Böyle durumlar yaşanıyormuş ve böyle kazançlardan bahsediyoruz.
O sırada sabah 6'da bunun bilmem kaç kat altında maaş almak için işe giden Ayça'nın aynaya yasayan görüntüleri.
Herkesin aklına geliyor değil mi?
Ya bunlar nasıl bu kadar kazanıyor diye.
Ya da nasıl kazanabiliyorlar diyor.
Çünkü arkadaşlar pazarlama sektörünün %72'sini şimdilik ele geçirmiş durumdalar.
Sadece bazı influencerlar anılmak istedikleri markalarla daha ılımlı yaklaşabiliyorlarmış.
Yani ben bir markayla çalışmak istiyorum.
Onun olarak ben bir teklifte bulunuyorum.
Bu yüzden de fiyatımı biraz düşürebiliyorum.
Kendi markalarını yaratmak açısından bazı influencerlar böyle yapabiliyorlarmış.
Ve yapılan son anketlerde arkadaşlar tüketicilerin...
%65'inin influencerlara güvendiği ortaya çıkmış.
Sosyal medya kullanıcılarının %47'si yeni akımları ve yeni fikirleri öğrenmek için influencerları yine takip ediyorlar.
Moda ve güzellik markalarının %70'i influencerlara tahsis ettikleri pazarlama bölümleri var.
Bakın bu çok büyük bir rakam.
Yani bundan sonra şu televizyonda gördüğümüz reklamların bitmesi belki 5 belki 6-7 yıl sürer gibi geliyor.
Yaklaşık bir 4-5 sene önce Türkiye'ye mal olmuş bir marka var.
Önceki logoları maymundu.
Buralar yine kullanmaya başlamışlar.
Belki hatırlarsınız. Açıklama yapmıştı.
Artık TV reklamlarında olmayacaklarıydı.
Pazarlama faaliyetlerini sosyal medyadan yürüteceklerini söylemişlerdi ve gerçekten de uzun bir süre öyle yaptılar.
Hitap ettikleri kesim böyle 35 yaş üstüydü ya da çocuklara hitap ediyorlardı ama öyle bir kreasyon değişikliğine gittiler ki influencerları da reklam vermeye başlayınca bu 18 ile 25-26 yaş
arası Gençler sürekli bu markadan alışveriş yapmaya başladı ve o yaş aralığı şu an gerçekten o markaya bağımlı olmuş durumda.
Oradan sürekli alışveriş yapıyor.
Mesela bir kozmetik markası bir maskara çıkarttı.
Tamam yine bir maskaraları var.
Bu ürünün tanıtımını yapmak için markaların %69'u influencerları tercih ediyor.
Yani adam gidip de televizyondaki reklama, işte herhangi bir mankene, işte alıp da para vermiyor.
Ben diyor bu diyor yeni maskaramı influencer üzerinden diyor tercih edeceğim.
Onun üzerinden sattıracağım bunu diyor.
da hedef kitlesine bu kişi gerçekten hitap ediyor mu etmiyor mu diye bakıyor.
Yani dümdüz söylemek gerekirse arkadaşlar diyor ki marka bu influencer benim bu yeni çıkarttığım maskarayı satabilir mi?
Ve en son yapılan araştırmalara göre TV'deki reklamlardansa influencerların yaptığı reklamların satış oranları tam 10 kat daha fazlaymış arkadaşlar.
O yüzden zaten markalar influencerlara yönelmişler.
Peki bu kadar kolay mı?
insanlara bu pahalılıkta böyle satın aldırabilmek bir şeyleri o kadar yüzdelikler söyledik, oranlar söyledik, bu kadar yüksek olması tesadüf mü?
Yoksa işin arka planında bilmediğimiz bir şeyler olabilir mi?
Türkiye'de arkadaşlar özellikle moda alanında influencer olmanın çok zor durumları var tabii ki.
Öncelikle ülkemizde şöyle bir durum söz konusu.
Dünyada yükselişe geçen markaların çoğu bizim ülkemizle yani Türkiye ile pek fazla ilgilenmiyorlar.
Ya da o markalar... Bize birkaç yıl sonra geliyor.
Dünyada verilen ürünler bize gelene kadar zaten 20 tane sahtesi çıkıyor değil mi?
Hem biz o daha iyi, daha kaliteli ürünleri alamamış oluyoruz.
Hem de influencerlar da daha çok kazanamamış oluyorlar.
Globalleşemiyorlar. Türkiye sınırları içerisinde kalmış oluyorlar.
Peki neden ilgilenmiyor sizce bu global markalar bizimle?
Bilin bakalım neden. Bir iki saniye bir düşünün.
Bence şu anda bulmuş olmanız gerekiyor.
Tabii ki döviz kurlarından dolayı bizi tercih etmiyorlar.
Alım gücünün... Düştüğünün farkında oldukları için açıkçası o markalar bu topa girmiyorlarmış arkadaşlar.
Yani biz bu yüzden bu kaliteli ürünleri kullanmaktan geri kalıyoruz ve influencerlarımız da bu yüzden diğer yabancı influencerlar gibi globalleşemiyorlar maalesef.
Soy Sılfayımız Ajansı'nın kurucusu Bahadır Mısırlı diyor ki Türkiye gibi ülkelerde influencer özellikleri gösteren kanal sahiplerinin önünde en büyük engellerden biri gelir düzeyi diyor.
Gelişen bir Instagram sayfasının markalar tarafından tarafından kısıtlanmasıyla sayfa sahibi teklif edilen her işi kabul ediyor ve seçici olamıyor.
Bu yüzden de bu tavrı influencerları geri plan atıyor diyor.
Zamanla takipçileri arasında da bir çekişmezlik oluyor ve artık onu takip etmeyi...
bırakıyorlar ve şu anda da böyle vakaları görüyoruz değil mi?
Belki siz bile demişsinizdir ya bu kızı seviyordum ama artık iyice çöplüğe döndü işte iyice reklama bağladı sürekli reklam veriyor istemediğim markalar bilmediğim markalar inanmıyorum da bu markanın iyi olduğunu
ya da içeriklerini beğenmiyorsunuzdur ama o ısrarla ısrarla ürününü tanıtmaya başlıyordu işte böyle kötü geri bildirimler olduğu zaman da aslında orada bir dur denmesi gerekiyor yani bir influencer o çizgide aynı çizgide doğru yolda
ilerlemesi gerekiyorsa bu tarz gelen geri bildirimlere aslında kulak tıkamaması gerekiyor.
Bahadır Mısırlı şöyle bir şey de söylemiş.
Makyaj konusunda üretilen içeriklerin benzer olduğunu söylüyor.
Bunlar diyor birbirine diyor çok benziyor diyor.
Bu konuşan adam bu arada bütün reklam pazarlama ajansını ünfilisler için yani büyük bir kısmını dağıtan bir adam.
Yani bunu söyledikleri aslında çok önemli.
Onlar özgün kendisine özgün doğal alan ya da kimsede olmayan ünfilisleri bulmakta zorlandıklarını anlatmışlar.
Yani eğer siz bu işi en başındaysanız, kendinizi bulmaya çalışıyorsanız o sürekli sürekli izledikleriniz var ya işte onlardan biraz farklı olmanız gerekiyor.
Yani bir reyası yaparken influencer olarak değil de takipçi olarak yaparak düşünmeniz gerekiyor.
Yani bir kız arabada bir ucu anlatıyorsa siz belki ilk deneme olarak siz de aynı şekilde yapabilirsiniz ama siz bu sefer tam tersi başka bir şey yaparak anlatmanız gerekiyor.
Çünkü onların arasından sıyrılmalısınız.
Sıyrılmadığınız takdirde diğerlerinin arkasına o sıraya girmiş oluyorsunuz çünkü.
Bu da tabii ki başarıyı geçirmiyor devamında.
Ve Bahadır Mısırlı'nın şöyle bir tavsiyesi var.
Bunu ben de düşündüm. Ben hiç görmedim.
Bilmiyorum var mı ama. Mesela diyor ki Türk influencerları diyor YouTube'da işte çektikleri makyaj ya da moda videolarında diyor.
İngilizce altyazı yok diyor.
Bu da globalleşmelerini engelliyor.
Benim gördüğüm reyazılarda da mesela anlatıyor ya da hikayelerde.
Yani ne bileyim İngilizce altyazılar geçirse hani reklam da veriyorlar çünkü.
Reklam verildiğinde o ilginç altyazılar görüldüğünde, farklı ülkelerden izlendiklerinde bence daha büyük bir etki yaratıyor.
Bunu bence deneyebilir influencerlar.
Ben hiç görmedim bilmiyorum var mı diye ama bildiğim kadarıyla yok sanırım.
Bu YouTube falan deyince aklıma Salih Reis geldi.
Salih Reis ve ailesini hatırlayan var mı?
YouTube'dan dolarları çuval çuval kazanmışlardı hatırlıyor musunuz?
Çocukları var. Normalde slime videoları izliyor kendisi.
Sonra bir gün annesine babasına slime aldırıyor.
Gizlice babasının telefonundan YouTube'a bu slime ile oynarken videolarını yüklüyor.
Sonra bir bakıyorlar. Binlerce bildirim geliyor telefona.
Sürekli beğeniyorlar. Deli gibi izleniyor.
Babası fark ediyor bunu. Garip garip böyle kendi aralarında birbirlerine şaka yaptıkları acayip acayip videolar çekiyorlar.
Bunları atıyorlar. Sonra babası YouTube'un bir açığını görüyor.
İngilizce olarak sanırım ayarlıyor paylaşımlarını.
Doları üzerinden para kazanmaya başlıyor arkadaşlar.
Sonra YouTube tabii uyanıyor.
Bunları engelliyorlar. Hiçbir şekilde üye olamıyorlarmış.
Bilmiyorum orası nasıl yaptılar ama zaten onlar çoktan parayı götürmüşler.
Yani bir açık buldular.
O açığın içerisinden sızdılar ve inanılmaz zengin olmuşlar.
YouTube'dan mutlaka bakın videoları var.
Şimdi biraz daha influencerların çıkış yerine bakalım.
Normalde YouTube, işte YouTube'daki makyaj videoları, kıyafet, işte kombin videolarının başladığını düşünüyoruz.
Bu şekilde başlıyor. Başlangıç yeri diyebiliyoruz.
Her şey aslında arkadaşlar bir blogla başladı.
Başlangıç noktaları bloglar.
Mesela yabancı bir bloggeri vardı.
Ben çok seviyordum onu. İzlerdim, takipte ederdim.
Banyo küvetinin içine kocaman bir lahana koymuş.
Onun üzerine de büyük bir Barbie bebek oturtmuş.
Böyle birisini bir bloggerdi.
Sonrasında zaten kendisi büyük bir marka açtı kendisine.
Ve global bir derecede şu anda inanılmaz başarıdan başarıya koşan bir kız.
Yani bu kız günden güne milyon dolarlık bir imparatorluk.
kurdu kendisine. Yani gözlerimin önünde zengin oldu arkadaşlar.
İtalyan da bu kız. Şu anda inanılmaz takipçisi var.
Sanırım en son gördüğümde 10 milyon takipçisi vardı.
Mesela Susay Bubble vardı.
Onlar da bence bu işin öncülerinden.
Ona başlarda böyle dalga geçiyorlarmış.
Diyorlarmış hani sen ne iş yapıyorsun ki?
Sen neye yararsın?
Neler yaparsın? Bu yaptığın iş, yaptığın videolar çok garip.
Ne satıyorsun ki? Ne yapıyorsun ki?
Derlermiş. Neden biz seni ciddiye alalım?
diye hep sorarlarmış. O da dermiş ki bunlara ben bakış açımı modayı belgeleyen ve temsil eden yolları satıyorum arkadaşım dermiş.
Şu anda zaten Avrupa ülkelerinde inanılmaz çok iyi durumda bu kızdan.
Çok güzel moda blogları var.
Çok güzel registları var.
Ve kendi markasını oluşturdu ve inanılmaz iyi durumda.
Ama Türkiye'de şu an blogspot.com uzantısı artık esamesi okunmuyor.
Yurt dışında ama bu saydığım isimler blog yapmaya devam ediyorlar.
Onların da biraz galiba kültürleri Bizimle farklı arkadaşlar.
Ya çok yıllar önce ne derlerdi hatırlar mısınız?
Ya bu kız ya topçuya varacak, ya popçuya işte varacak, kaçacak bu galiba falan diye böyle.
Topçu olanı da yani futbolcu olanı da ya da popçu şarkıcı ile uğraşığında dalga geçerlerdi.
Ama şu an işler ne kadar terse döndü farkında mısınız?
Şu an futbolcu birisiyle beraber olmak bence çoğu kızlar için genelleme yapmak istemem ama iyi bir şey.
Çünkü çoğu para onlarda var, işte mevkii onlarda var.
Zaten şarkıcı olanlar da çok iyi durumdalar.
İşler böyle tamamen...
%100 şekilde tersine döndü.
Bence şu anki influencerlık işi de şu an zaten evet kazançları iyi ama belki mevki olarak güzel bir meslek değil deniyor olabilir.
Ama bence yıllar sonra çok iyi bir meslek haline gelecek.
Eğer internet kullanımlarımızda bir şey olmazsa tabii ki.
Yani Instagram arkadaşlar son derece görsel bir sosyal medya kanalı ve bunu onlar çok iyi kullandılar.
Birçok açıdan da markalar bu kanalı kullanmaya başladılar.
Yapılması gereken tek şey insanların bu paylaştıkları görselleri görmelerini sağlamaktı.
Ve şu anda bunu gördüğümüz kadarıyla da zaten yapmış durumdalar.
Ben bu bölümde şöyle bir kısım da olsun istedim.
Influencer olan, olmak isteyen arkadaşlara birkaç tavsiye vereceğim.
Kısa kısa bahsedeceğim. Bir nevi akılda kalmaları için pazarlama amaçlı tavsiyeler olacak bunlar.
Birinci tavsiyem şöyle. Motomot etkisi arkadaşlar.
İnsanlar dinledikleri bir şeyin sonrasında Özet halini hatırlıyorlar.
Chatbeat firmasında yayınlanan bilgilere göre web sitelerini ziyaret edenlerin sadece yarısı arkadaşlar 15 saniye vakit geçirip sayfadan çıkıyorlarmış.
Yani insanların dikkati...
15 saniyede dağılıyor.
Odaklanamıyorlar. Bu nedenle ilk izlenim inanılmaz önemli.
O ilk izlenim güçlü tutulması gerekiyor.
Mesela bir reelin dikkat çeken özgün bir başlığının olması gerekiyor.
İçeriğini özetleyen çarpıcı bir de yazısı gerekiyor arkadaşlar.
Yani diğerlerinden gerçekten farklı olmanız lazım.
Burada başlıktan kastımız işte 5 günde 10 kilo verdiren diyet değil.
Bunun doğruluğunu yanlışlığını bırakıp etik değil zaten.
Dikkat çekeceğim diye böyle saçma sapanlar.
Kaçma sapan başlıklar koymak.
Burada tamamen özgünlükten bahsediyorum.
Diğer bir tavsiyem de nadir olanı kullanmak.
Bu bir taktik arkadaşlar. Yani arz-talep ilişkisi üzerine kurulu bir taktik.
1975'te bu şimdi anlatacağım yöntemin insan algısındaki yerini ölçmek için bir deney yapıyorlar.
Bir kavanoza tamamen kurabiye ile dolduruyorlar.
Yani ağzına kadar kurabiye dolu.
Diğer kavanoza da sadece iki tane kurabiye koyuyorlar.
Ve insanlara da diyorlar ki bu kurabiyelerden deneyin bakalım.
Hangi kutudakini yani hangi kavanozdakini seçersiniz?
İnsanlar da az olan kavanozdakini seçiyorlar.
Yani siz influencer iseniz diyelim ki yine bir marka kurdunuz.
Size takım markası olsun diyelim.
Taktik az olanı o ürünün sınırlı sayıda olduğunu vurgulamak gerekiyor.
Ya da link verdiniz. Bahsettiğiniz ürünün çok az olduğunu, sınırlı sayıda olduğunu ya da hemen tükettiğini vurgulamanız gerekiyor.
Eğer satış yapmak istiyorsanız eğer.
Üçüncü tavsiyemin ismini hiç sevmiyorum.
Çok... Garip bir ismi var.
Çünkü ben de bir alıcı olduğum için.
Tuzak etkisi. Tuzak etkisi takipçilerin bilinçaltını hazırlayarak uygulanan bir şey.
Çok güzel bir bilinçaltı hazırlama taktiği bu.
Pahalı olanı olmayana yönlendiriyorsunuz.
Yani şöyle. Dan Ayorley TED konuşmasında buna çok uzun bir yer ayırmıştı.
Vaktiniz olursa ya da aklınıza gelirse bu konuşmaya bakarsınız.
Bu ekonomist dergisi var ya.
Ekonomist dergisinin abonelik ücretlerini veriyorlar insanlara.
İşte online dergi satın alırsanız üyelik 55 dolar.
Basılı dergi üyeliği satın alırsanız 125 dolar.
Online dergi ve basılı dergi üyeliği de 120 dolar.
25 dolar diyorlar.
Yani verilen bu verilere göre basılı dergi üyeliği ile online ve basılı dergi üyeliği aynı fiyatta değil mi?
Peki bu durum satışları nasıl etkiliyor?
100 tane öğrenciyi topluyorlar.
Hangi seçeneğini tercih edeceklerini soruyorlar.
Genellikle tercih edilen seçenek tabii ki de online ve basılı dergi üyeliği.
Yani basılı dergi üyeliği seçeneğine kaldırıp tekrar sorduklarında gelen tercihler bir anda daha ucuz olan online dergi üyeliğine kayıyor.
Bu deney tuzak etkisi arkadaşlar.
nasıl iyi bir şekilde kullanabileceğinin canlı canlı bir kanıtı.
Yani aslında sadece online dergi 55 dolar işte basılı dergi 125 dolar deseydiniz sadece online dergiyi ucuz ona alacaklardı.
Ama siz online ve basılı dergi 125 dolar dediğiniz için insanlar direkt pahalı olanı aldılar.
Bu da bence gerçekten tuzak etkisi yaratan bir taktik.
Diğer tavsiyem de arkadaşlar müşterilerinizin işte takipçilerinizin hemen müşteri oldu yalnız takipçilerden müş...
Müşteriye kaydım. Direkt ben müşteri olduğum için o kafaya girebiliyorum.
Takipçilerinizin bilinçaltını hazırlama.
Mesela size çalıştığınız bir marka ya da ilk kez çalışacağınız bir marka olsun diyelim.
Yeni bir ürün çıkarttılar. Bu ürün bir allık.
Allığında dışı dış kapı sarı renk.
Onu tanıtırken arkadaşlar etrafınızda birkaç tane aynı renkte aynı tonlarda obje olması gerekiyor.
Ne bileyim elinizdeki diyelim ki far paleti olsun dışı sarı.
Sarı bir küfe takabilirsiniz.
Sarı bir far sürebilirsiniz.
Birkaç tane obje sarı olur.
Ya da anlatırken belki o anda kahve içiyorsunuzdur.
Ya da bir şey içiyorsunuzdur. Kullandığınız kupa sarı olabilir.
Böyle olduğu zaman siz onların aklına o sarı rengini yerleştirmiş oluyorsunuz.
Ve belki o anda olmasa da birkaç gün sonra diyelim ki fara ihtiyacı oldu.
Ve sizin yapmış olduğunuz bu taktikten dolayı aklına sizin videolarınızı geliyor.
Ve doğrudan sizin videolarınızı tekrardan açıp onu satın alma ihtimalleri %72 artıyormuş arkadaşlar.
Ben daha nasıl bir tavsiye verebilirim size?
Satışı artan arkadaşlar, bunların kullanan influencerlar bana yazın beraber kutlayalım.
Peki sizce bizler yani insanlar, biz müşteriler diyeyim artık takipçiden çıktık müşteri olduk.
Niye takip ediyorlar?
Şöyle bir anket yapılmış.
Sormuşlar hani neden takip ediyorsunuz influencerları diye.
Aslında temelde psikolojide çok değişik bir sebep yapmış.
İşte bir şeyleri satın almak, onların deneyimlerini eriştirmek gibi değil de şöyle bir psikolojik sebebi var.
Takip edenler influencerların yaptıkları şeyleri yapabileceklerine inandıkları için takip ediyorlarmış.
Bunu ben de yaparım duygusundan dolayı bu influencerlar bizlere yani takipçilerine çekici geliyorlarmış arkadaşlar.
Yani o işte o makyajları yapıp...
Hatta işte bir date'e gittiyse ben de o makyajı yapıp ben de o date'e gidebilirim.
Ya da o işte bu üç kitabı okuyup da kendi karakterine bir şeyler kazandırdıysa ben de okuyup ben de kazandırabilirim.
O yapıyor ben neden yapmayayım ki?
Bence kötü bir psikoloji değil bu.
Ve kendini geliştirmek için aslında uzun süreli mi olur, kısa süreli mi olur onu bilmiyorum.
Ama bence güzel bir motivasyon kaynağı gibi.
Yani bir nevi insanlar rol modeli olduklarını düşünüyorum ben influencerların.
Bu yüzden lütfen yapılan içeriklere dikkat edelim arkadaşlar.
Arkadaşlar ben de çünkü Instagram'dan bir şeyler yapmaya çalışıyorum.
Beni dinleyenlere oradan da bir şeyler katmaya çalışıyorum.
Bilmiyorum influencer oluyor muyum ama bence olmuyorum.
Podcaster olarak görüyorum kendimi çünkü.
O yüzden ben de söyleyememişim arkadaşlar.
Beni de Instagram'dan takip edin lütfen.
Bu bölümün bugün sonuna geldik.
Bence çok eğlenceli. Biraz da sohbet havasında bir bölüm oldu.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
