
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Dünyanın en çok satan ikna psikolojisi kitabından seçtiğim tavsiyeleri anlatıyorum.
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese selam. Ayça ben.
Hoş geldiniz Alternatif Vizyon''a.
Bugün size Amerikalı psikolog David Lieberman'ın yazdığı Herkese Her İstediğinizi Yaptırın kitabından bahsedeceğim.
Yazar özellikle darvanış psikolojisi, ikna teknikleri ve insan darvanışını çözme üzerine çalışmalarına tanınan bir isim.
Kitapları dünya çapında milyonlarca satmış.
20'den fazla dile çevrilmiş bu kitabı.
Özellikle arkadaşlar iş dünyası, FBI müzakerecileri ve iletişim uzmanları tarafından Çok kullanılan psikoloji kitapları arasına girmiş.
Adamın işi şu aslında.
İnsanlar neden birine hayır diyemez?
Neden birine çekilir?
Neden bazen hiç tipimiz olmayan birine aşık olabiliriz, oluruz?
İşte bunların psikolojisini araştırmak.
Ve ben de bugün kitabın en ilginç bulduğum bir bölümünü anlatacağım.
David diyor ki herkese her istediğinizi yaptırmanın yollarından biri sizi reddedemeyecekleri kadar çekici bulmalarını sağlamaktır.
Ama burada çekicilikten kastettiği şey güzellik işte seksilik değil.
İşte yani yüz hatları vücut ya da klasik anlamda güzel olmak değil.
Burada kastedilen bir insanın yanındayken hissettirdiğiniz duygular.
Çünkü bizler çekiciliği sadece görerek değil hissederek de değerlendiriyoruz.
Mesela bazen şöyle oluyor işte birisini görüyorsunuz diyorsunuz ki çok güzel biri değil ama çok çekici gerçekten hani çok çekici böyle ayrı bir havası var ayrı bir ağrısı var diyorsunuz.
Bu psikolojik bir çekicilik oluyor ve psikologlara göre çekiciliğin 3 katmanı var.
Fiziksel, duygusal ve psikolojik çekicilik.
David kitabının bu bölümünde psikolojik çekiciliği nasıl yaratacağımızı anlatıyor.
Yani size ilk vereceğimiz ipucu David'in daha doğrusu vereceği ilk ipucu bu arkadaşlar.
Bu psikolojik çekiciliğinizle alakalı.
Eğer olması gerektiği seviyeye getirirseniz herkese her istediğinizi yaptırabilirsiniz.
İnsanları ikna edebilirsiniz ve insanları çok kolay etkileyebilirsiniz diyor.
Yani insanlar sizi neden güzel bulurdan çok neden etkileyici bulur sorusunun cevabını verecek bize.
Peki biz neden böyle bir şey isteyelim?
Yani neden biri beni çekici bulsun?
Neden beni etkileyici bulsunlar ki?
David diyor ki arkadaşlar çünkü diyor.
hayatınızdaki birçok şeyde birçok yerle bununla ilgili size fayda sağlayacak bir durum diyor.
Yani nasıl ki iletişim kurma yeteneğimiz başarımızın başarmamızın yarısı diyorsak diğer bir yarısı da insanları etkilemektir diyor David.
İşte bir iş görüşmesinde bir arkadaş ortamında birini ikna ederken yeni biriyle tanıştığınız zaman psikolojik çekeciliğinizin olması Her şeyi değiştiriyor arkadaşlar.
Çünkü kartlar eğer çekiciliğiniz varsa psikolojik çekiciliğiniz kartlar sizin için yeniden dağıtılıyor.
Yani insanlar üzerinde yarattığınız etki psikolojik çekiciliğimizdir diyor.
Nedir bunlar? İşte enerjimiz, tavrımız, bakışımız, konuşma şeklimiz karşı tarafta bir duygu yaratıyor ve bunlar da bizim psikolojik çekiciliğimiz oluyor.
Mesela hayatımızda.
Şimdi sorayım size. Hiç sizin tipiniz olmayan biriyle beraber oldunuz mu?
Olmuşsunuz mutlaka değil mi?
Neden oldunuz? Çünkü o insan muhtemelen kendisinin de fark etmediği psikolojik bir çekiciliğe sahipti ve bunu kullandı.
Ve siz de ona hayır diyemediniz diyor David.
Yani bir insanı ilk gördüğünüzde beğenmemiş, etkilenmemişsinizdir.
Ama onunla biraz zaman geçirdikten sonra yaptığı bazı şeyler yüzünden beyniniz onu daha çekici hissetmeye başlamıştır.
Yani siz karşı tarafın enerjisini, beden dilini yaptıklarıyla sizde yarattığı duyguyu alıp çekici ya da sıradan diye yorumlamışsınızdır arkadaşlar.
David de diyor ki işte bu algıyı etkileyen bazı psikolojik mekanizmalar var.
Şimdi bunlardan bahsedeceğim.
İlki duygusal uyarılma, duygusal tahriktir diyor ve iddia ediyor arkadaşlar romantik ilişkiler için özellikle bu ipucu daha geçerli bence.
Diyor ki bu taktik diyor sizin diyor sahip olduğunuz dünyanın en iyi yani saç stiline sahip olsanız da dünyanın en iyi giyim tarzına sahip olsanız da hatta diyor çok fazla paranız
olsa da diyor karşı tarafı daha fazla etkileyemezsiniz diyor.
Yani siz duygusal tahrikle karşı tarafı etkilediğiniz kadar bu saydıklarımı sahip olsanız da onlar kadar etkileyemiyormuşsunuz arkadaşlar.
Peki bir insan ne zaman tahrik olur?
Nasıl yapabiliriz bunu?
David diyor ki korku filmi izlerken Luna Park'tayken fiziksel egzersiz yaparken o anda diyor kimleyseniz birbirinize karşı tutkulu duygular hissedersiniz
diyor. Bence bu tiyoların ipucuların en büyüğü arkadaşlar.
Yani bir sevdiğiniz var size çok yüz vermiyor diyelim çok fazla hani böyle sizi beğenmiyor istemiyor gibi bir durum var diyelim.
Onunla diyor olabildiğince korku filmi izleyin.
Onunla olabildiğince lunaparka gidin.
Hatta diyor onunla fiziksel egzersizler yapın.
Çünkü biz ne salgılıyoruz bunları yaparken vücudumuz ne salgılıyor?
Adrenalin salgılıyor değil mi?
Korku, heyecan, aksiyon, ağır tahrik yaratılan anlarımız.
ve tutkulu duygularımızı harekete geçirdiğini söylüyor arkadaşlar.
Ve diyor ki bu işleri yaparken yani işte korku filmi izlerken lunapark derken falan filan böyle diyor çılgınlar gibi eğlenirken diyor hissettiğiniz duygular siz farkında olmadan cinsele arzuyor ve tahrike
dönüşüyor diyor. Belki fark etmişsinizdir.
Bazı korku filmlerinde gerçek hikaye olanlarında özellikle daha çok cinsel arzulundan önce yani cinsel eğilimden önce bir şiddet oluyor.
Bir adrenalin bir gerilme oluyor.
Arada böyle bir itiş kakış oluyor.
Sonra bir anda böyle sevişmeye başlıyorlar.
İşte oradaki adrenalin iki kişinin birbirine karşı çok kuvvetli yüksek hisler beslemesini sağlıyormuş.
Bu durumda psikologların karşı karşıya gelmekten en çok korktuğu olaylardan bir tanesiymiş arkadaşlar.
Çünkü tedavisi çok zor.
Yani siz hoşlandığınız birisini bu tarz Olayları beraber yaparak işte yani siz tabii ki böyle vurma kırdı olmasın ama en azından gerçekten korkabileceğiniz bir korku filmini
beraber izleyerek onun o anda hissettiği adrenalini ve duyguyu kendinize mal edebiliyorsunuz arkadaşlar.
Mesela bazen... bir çift görürüz.
Bana hatta çok oluyor.
Kız mesela çok güzel manken gibi ama yanındaki adam işte böyle normal işte ortalama ya da gerçekten çirkin.
Hani aklınıza ilk şey gelir değil mi?
Ya dersiniz ki ya bu kızın bu adamdan yanında yani ne iş var?
Bu adamda ne buldu acaba? Oluruz mesela.
David diyor ki muhtemelen o çift diyor tahrikin diyor yüksek olduğu koşullarda tanıştılar.
Spor salonunda tanışmış olabilirler ya da diyor ikisinin de endişeli, gergin ya da böyle heyecanlı olduğu anlarda diyor bağ kurmuş olabilirler diyor.
Yani siz heyecanlı olduğunuzda adrenalin salgıladığınızda vücudunuz enerji doluyor ve beyninizde diyor ki ya ben şu anda heyecanlıyım.
Bakayım diyor yanımda kim var?
Aa diyor bir bakıyor işte yanımda Ayşe var.
Aa diyor yanımda Ayşe var. Demek ki diyor ben Ayşe yanımda varken heyecanlıyım.
Ayşe demek ki bana heyecan veriyor diyor.
Halbuki olayın Ayşe ile alakası yok.
O yaşadığı olaydaki hissi ve duyguyu yanındaki kişiye odaklıyor.
Ona yüklüyor. Sonra da ne olmuş oluyor?
O insanla arasında...
kimsenin anlayamayacağı ya da kopması zor olabilecek bir bağ oluşuyor arkadaşlar.
Bu güzel bir ipucu.
Eğer ihtiyacınız olursa, ikna etmeniz gereken birisi varsa, işte hoşlandığınız ama kendinizi bir türlü ifade edemediniz ya da konuşmaya fırsat bulamadığınız birisi varsa bir şekilde ayarlayıp, bir ayar çekip, bir ufak
bir plan yapıp bu uygulamayla beraber etkileyebilirsiniz diyor David.
Ve şöyle de bir araştırması var açıklaması var arkadaşlar bunun.
2021 yılında Dr.
Catherine Fox ve Dr. Judith Gerr bir araştırma yani bir deney yapıyorlar.
Hatta bu iki isim de romantik ilişkilerde uzman isimlerdir.
95 tane çifti iki hafta boyunca birlikte spor yaptıkları günlerini kıyaslamışlar.
Yani iki hafta boyunca bu çifte beraber spor yaptırıyorlar çiftlere yani 95 tane çifte.
Ve bunların ilişkileri hakkında bir iyileşme var mı bir iler...
Ya da farklı bir şeyler var mı diye bunlara soruyorlar ve bütün çiftler arkadaşlar yani hepsi istisnasız hepsi aynı cevabı vermiş.
Daha heyecanlıyım partnerime karşı daha istekliyim ve onu daha çok arzuluyorum demiş.
Seven sevdiğiyle.
spor yapsın arkadaşlar. İlla ki spor salonu olmasına gerek yok.
Yani bir koşuya çıkabilirsiniz.
İşte tempolu bir yürüyüş olur.
Ne isterseniz artık.
Hepsi oluyormuş. Yeter ki Adrenalin'i salgılayabileceğiniz bir şeyler yapın.
Bu beraber heyecan yaşamak neden sizi vazgeçilmez yapıyor biliyor musunuz arkadaşlar?
Çünkü hani biraz önce söyledim ya bu heyecanları yaşarken siz yanınızdaki kişiye aslında o heyecanınızın anlamını yüklüyorsunuz diye.
Bu hissi yüklediğiniz zaman gerçekten Ona hayır diyemiyorsunuz.
Çünkü arkadaşlar bakın biz genellikle kendi deneyimlerimizin içinde yaşamakla o kadar çok meşguliz ki.
Yani kendi yaptığımız işlere, tek başımıza yaptığımız işlerde sadece onlara o kadar çok adapte oluyoruz ki karşımızdakinin deneyimini tam olarak anlayamıyoruz.
Ve anlayamadığımız için de beraber deneyim yaşayamıyoruz.
Bakın ilişkilere bakın çoğu ilişki zaten beraber bir şey yapamamaktan.
beraber aynı deneyimin içinde aynı halları alamamaktan bitiyor zaten.
Yani bu bizim normalde bilincimizin doğal yolu evet.
Yani tanıdığınız herkes kendi kafasının içinde var ettiği dünyasını işte korkularını, endişelerini, geçmişlerini, kaygılı düşüncelerini kendi kendine çözmeye çalışıyor.
Ve sonra da sizi anlamak için de zihninde hiçbir yer kalmıyor.
Aynı şekilde sizin de öyle.
O yüzden de bir birleşik, bir birleşmeli bir deneyim söz konusu olmuyor.
Hani evet kendimize odaklanalım, kendi yaptıklarımıza odaklanalım ama eğer bir ilişki içindeysek yani romantik ilişkilerden bahsediyorum ve onu ilerletmek istiyorsak ya da bir nevi olsun level
atlatmak istiyorsak biraz da karşı tarafın deneyimleriyle kendi deneyimlerimizi birleştirip yeni deneyimlere yelkin açmamız gerekiyor.
Yani biz anlaşılmayı bekliyoruz.
Karşı taraf da bizden anlamamızı bekliyor ama orta kişilerde, faaliyetlerde bir de duygusu yüksek şeyler olunca işte biraz önce verdiğim örnekler gibi beraber hissedince anlaşılmaya gerek kalmıyor arkadaşlar.
Çünkü beraber var olduğunuz için ayrıca bir çabaya da gerek duymuyorsunuz.
Bu da sizi reddedilmez yapıyor.
Karşı taraf da reddedilmez oluyor ve ortaya güzel bir ilişki çıkıyor.
Ve birlikte bu tarz hissedebileceğiniz anıları ne kadar çok biriktirirseniz ilişkiniz o kadar...
O kadar mutlu oluyor. İlişkinize o kadar mutlu oluyorsunuz.
Çünkü bir süre sonra arkadaşlar bu ilişki monotona bağlayacak.
Ben söylüyorum arkadaşlar 13 yıllık evli birisi olarak çok rahat bir şekilde söyleyebiliyorum.
Gerçekten eğer diri tutmak istiyorsanız, ayakta tutmak istiyorsanız ve o ilişkide mutlu olmak istiyorsanız mutlaka belli bir manatona gireceksiniz.
Ama çözümü için de dediğim gibi bu tarz heyecanlı işleri beraber yapmanız gerekiyor.
Ve başka bir ipucusu daha var David'in arkadaşlar.
Diyor ki yürüyüş tarzınız insanları ikna etmede, insanları etkilemede kullanabilirsiniz diyor.
88 yılında iki tane Amerikalı sosyal psikolog bir deney yapıyorlar.
John Mentopor ve Common Mentopor arkadaşlar.
Şimdi deneye katılan insanlara sadece ışık noktalarından oluşan yürüyüş videolarını gösteriyorlar.
Yani yüz ya da beden görmüyorlar.
Karanlık insanların belli noktalarına ışık noktaları koymuşlar.
Omuzlarına, kafalarına, kollarına, ayaklarına, dirseklerine ışık noktaları koymuşlar.
Sadece bu noktaları insanlar hareket ettiler.
Ve bu videoları izleyen insanlara soruyorlar diyorlar ki şu renkteki ışıktaki işte kişi kaç yaşında sence şu kişi kaç yaşında sence ve gerçekten arkadaşlar esnek
bir şekilde yürüyen esnek bir şekilde hareket eden kişilere.
Genç diyorlar. Halbuki onların içinde %10'u 50 üzerinde yaşındaymış.
Yani sadece esnek oldukları için, esnek hareket ettikleri için genç geliyor karşı tarafta onları izleyen kişilere.
Yani yürüyüş tarzınızı esnek bir hale getirerek insanları etkileyebilirsiniz diyor David.
Ve esneklik içinde bir tane önerisi var arkadaşlar.
Buna ben de kefilim, ben de öneriyorum bunu.
Çünkü yoga...
Esnekliğinizi büyük oranda değiştiriyor ve genel duruşunuzdan, yürüyüş tarzınızdan ve başkalarının sizi ne kadar çekici bulduğunda müthiş bir fark yaşayacaksınız diyor David.
Ben doğumdan sonra 6 ay kadar ara vermeden yapmıştım.
Birkaç ay öncesine kadar da haftada bir kere iki kere olmak üzere yapıyordum.
Ama diğer sporlarla uğraşmam gerektiği için farklı farklı durumlar olduğu için bırakmak zorunda kaldım.
Ama arkadaşlar gerçekten gözüm kapalı öneririm.
Zaten benim en yakın arkadaşlarımdan biri yoga eğitmeni.
İstediğim zaman yapabiliyorum.
Böyle bir estetik olamaz.
Ben normalde biliyorsunuz beyaz yakalıyım uzun süredir masa başında çalışıyorum.
Yani sırtımda böyle çalışırken bir kambur hissediyordum.
Artık o yok. Eskiden yoktu yani ben ilik.
6 ay boyunca yaptığım zaman zaten o kamburluk yoktu.
Çünkü ben de zaten o zamanlar işe yeni başlamıştım.
Ama bu son 3-4 aydır iyice hissetmeye başladım.
Oturuş şeklimde de tamamen yoga sayesinde oturuş şeklimde arkadaşlar düzelttim.
Yani zaten 2000 yıl önce yogiler yani daha modern bilim yokken bu hareketleri söylemişler, önermişler.
Bedeniniz güçlenir, zihniniz güçlenir, siniri sisteminizin sorunlarını çözersiniz demişler.
Duygusal dayanıklılığınız olur demişler.
Yani bunları söylemelerin hiçbirisi boşa değil.
Bir öneri vereyim arkadaşlar size.
Dünyanın en popüler yoga öğretmeni kendisi Adrian Mishler.
Bunun YouTube'da videoları vardı sanırım oradan bakabilirsiniz.
Bir de eğer yogaya yeni başlayacaksanız arkadaşlar lütfen zor videolardan başlamayın ya.
Böyle her hareketi aynı anda yapmak zorunda değilsiniz.
Yani bir tane hareketine başlangıç hareketine yapın sadece öyle videolar var.
Yani hemen ya bu ne saçma şeymiş olmuyormuş bırakayım.
Demeyin lütfen yani bunun karşılığını almak için yani yoga yaparak yürüyüşünüzde değişiklik olması David'in de önerdiği gibi esnekliğe sahip olabilmeniz için en az 3 ay yoga yapmanız gerekiyor zaten ki bu
esneklik sizin yürüyüşlerinize gelsin.
Bir deneyin bir bakın arkadaşlar yani haftada bir kere de olsa haftada bir kere 10 dakika 20 dakikada olsa bir tane YouTube videosu açıp.
İzleyin deneyin kendinizi zaten gözlemleyeceksiniz ve karşı tarafta bırakmış olduğunuz izlerin nasıl farklı olduğunu nasıl ikna edici bir boyuta geldiğini anlayacaksınız.
Yoga zaten bence bizim ülkemize kıymet görülen bir alan değil maalesef.
Ayrıca bir stüdyoya falan gitmekte ben sordum özellikle böyle işte bebek nişan dışı İstanbul'da yaşıyorsunuz o taraflarda gerçekten dil saçma rakamlar söz konusu maalesef.
Bir de ben şunu anlamıyorum.
Yani neden? bu yogaya bizim ülkemize, bizim memleketimizde burun kıvırıyoruz?
Gerçekten anlamıyorum. Yani biz Müslüman olmadan önce biliyorsunuz kam denen şamanlar vardı.
Uzun süre nefes kontrolü yaptıkları, işte sessiz oturarak konsantrasyon çalıştıkları, doğayla birleşme ümitasyonları yaptıklarını hepimiz biliyoruz.
Keza aynı şekilde gök tanrı inancımız vardı.
Dağ başlarında yalnız gökyüzüne bakarak doğa edilirdi.
Dağ başlarında oturup sessizlik dinlenirdi, kendini dinlerlerdi.
Yani doğayı dinlerlerdi.
Bunlar bizim kendimizi bulma biçimimizdi değil mi?
Bizim atalarımız da vardı bu.
Şu anda yogaya burun kıvırıp da sanki böyle sadece zengin sporuymuş gibi, zengin işiymiş gibi söylemelerini ya da böyle görmelerini ben açıkçası hiç doğru bulmuyorum ve neler kaçırdıklarını
bilmiyorlar. Bence hani bir de böyle namaza falan karşılaştırıyorlar ya onların işte yogası bizim namazımız diye.
Yani şöyle belki ruhani olarak aynı olabilir ama hareket açısından aynı değil.
Buradaki yogayı zaten estetik kazanma anlamında öneriyor David de.
O yüzden deneyim bence arkadaşlar.
Yani bu söyledim ya hani biz işte eski Türkler bunu kullanıyorduk.
Şunu da söyleyeyim. Hani bir bakın arkadaşlar.
Siz de araştırın. Eski Türklerin ne kadar özgüvenli, ne kadar kendilerinden emin duruşları vardı.
Resimlere baktığınız zaman ya da okuduğunuz zaman bunları da görebilirsiniz.
Yani bu adamlar bu tarz söylediğim işleri yaparak bu şekilde ruhlarını bulmaya çalışıyorlardı.
Bu şekilde kendilerine özgüven vermeye çalışıyorlardı.
Sessizlikle, doğayla bütünleşerek yapmaya çalışıyorlardı.
Hatta bakın aklıma şu anda şey geldi.
Geçen bir video çıktı önüme.
Herkes gülüyor böyle. Hani milyonlarca takipçisi olan birisi insanların yaptığı, bu tarz yaptığı işlerle dalga geçiyor.
Yani bir tane video koymuş.
Kadın işte ağlayarak böyle çığlık çığlığa ormanda bir tane ağaca sarılmış.
Öyle bir video. var. Onun üzerine ormanda kendini saçma sapan bir şekilde sağa sola atıp ağaçlara sarılıp ağlıyor.
Şimdi o kadının yaptığı evet abartı olabilir ya da öncesini bilmediğimiz için bize abartı geliyor olabilir ama bunun bu şekilde bir komedi malzemesi kullanmak ve birilerini kötüleyerek üzerinden
Bu para kazanılması kabul edilebilir bir durumda değil.
Lütfen böyle insanlara prim kazandırmayın arkadaşlar.
İzlemeyin onların videolarını.
Yani o yaptığı ağaca sarılıp ağla bak.
Gerçekten bence çok gurur kırıcı.
Çünkü o ağaç size bir hayat veriyor.
Size bir nefes veriyor.
Ve siz ne olursa olsun başkasının üzerinden de olsa onunla dalga geçmiş oluyorsunuz.
Sonuçta canlı bir varlık.
Hani onu kessen yeniden yeşerecek, yeniden çıkacak.
Ama o adamın dalga geçen adama bir kolunu kes.
Anında orada ölüp gidecek, geberip gidecek.
O yüzden bu tarz insanların videolarını izleyip de ya yoga mı saçma iş ya aman öyle hım om falan yapacaksın da bana neye yarayacakmış demeyin.
Yani denemeden bilemeyiz.
Deneyip de herhangi bir şekilde karşılık almadıysanız okey size uygun değildir.
Ama denemeden bu tarz dalga geçmek, bok atmak çok saçma ve gerçekten sinir bozucu bir durum.
O yüzden deneyin diyorum size yogayı.
Deneyenler bana yazsın lütfen.
Bekliyorum mesajlarınızı.
Evet David'in diğer bir ipucu da arkadaşlar öz saygı ve cazibe.
Şimdi arkadaşlar burada çok ilginç bir psikoloji var.
Psikolog Elaine Hetfield araştırmalar yapmış ve demiş ki bir insanın öz saygısı düştüğünde karşısındaki insan ona normalden daha çekici görünmeye başlar.
Yani kendimizi kötü, değersiz ya da reddedilmiş hissettiğimizde karşımızdaki kişiyi Normalde olduğundan daha iyi, daha çekici, daha etkileyici buluyoruz.
Çünkü o anda kendimizi kötü hissettiğimiz için karşımızdaki bize iyi davranınca onun...
böyle vazgeçilmez, çok çekici bir yanı olduğunu düşünüyoruz.
Halbuki kişi aynı kişi.
Sadece bizim duygu durumumuzdan dolayı algımız değişiyor.
Hani şöyle deriz ya, o kötü günümde yanımdaydı.
Vazgeçilmez gibi gelir o insan size.
Aslında diyor Elaine, o vazgeçilmez değil.
Siz kötü hisler içindeyken size iyi hissettirmeye çalıştığı için size vazgeçilmez geliyor diyor.
Mesela bir arkadaşınızı düşünün bir tane arkadaşınız olsun sevgilisinden yeni ayrıldı.
Bir tane de çocuk var onu seviyordu aslında ama sevgilisi olduğu için ona açılamadı.
Ama ayrıldığını duyunca bir de o kızın O sevgiliden dolayı üzüldüğünü görünce, öz saygısında düştüğünü görünce hemen dibinde bitti.
Arkadaşınız da dedi ki onun ilgisinden dolayı aa ben çok değerliyim.
Bak görüyor musun bu çocuğu ben hiç fark etmemişim ne kadar iyi bir çocukmuş.
Hep kötü günümde yanımdaydı dedi.
Aslında onun beğenmediği bir tip, onun sevmeyeceği bir karakter zaten buna çoktan karar vermiş.
Ama o anda öz saygısı düşük olduğu için o adam...
ona ya da o kız artık neyse ona çekici geliyor, güzel geliyor ve onu yine dediğim gibi vazgeçilmez olarak görüyor arkadaşlar.
Oysaki gafil avlandı, öz saygısı düşüktü.
Ve onun tuzağına düşmüş oldu.
David diyor ki ilişkilerinizde mutlaka şunu bilmelisiniz.
Biri sizi normalden fazla çekici buluyorsa bunun sebebi bazen sizin çok çekici olmanız değil o kişinin yakın zamanda reddedilmiş olması olabilir diyor.
Yani birisiyle bir ilişki yaşamak istediğinizde eğer sizin bu ilişki isteğinize tamam dediyse Bunu diyor bir bakın biraz arkasını kurcalayın diyor.
Yakın bir zamanda bir derdi bir sıkıntısı oldu mu?
Öz saygısı ne durumda?
Eğer diyor düşük durumdaysa sırf bu yüzden sizi kabul etmiş olabilir.
Siz de diyor gafil avlanmayın.
Şimdi bunu herkese her istediğimizi yaptırırken nasıl kullanacağız?
Böyle söyleyince de dolandırıcılar gibi oldu ama ben söylemiyorum.
Bunu David söylüyor arkadaşlar.
Yani biz bu tuzağa düşmemeyi öğrendik.
Herkese her istediğimizi yaptırırken, ikna ederken, etkilerken nasıl kullanacağız?
kullanacağız. Çok basit arkadaşlar.
David diyor ki ikna etmek etkilemek istediğiniz kişiye diyor daha iyi davranacaksınız.
Çünkü neydi? İnsan psikolojisi iyi hissettiren kişiye çekilirdi.
Değil mi? Etkilemek istediğiniz kişi kötü bir yün geçiriyorsa sıcak davranın, ilgilenin ama abartmadan yapın diyor David.
Ve iyi hissettiren kişi olarak onun unutulmazı olun diyor.
Bir de arkadaşlar şöyle bir araştırma var.
Bizler bizden daha iyi göründüklerini düşündüğümüz insanların yanında kendimizi güvensiz hissettiğimiz ortaya çıkmış.
Böyle hissediyormuşuz. Yani öz saygımız yerlerdeyken başkalarının çekici olduğunu düşündüğümüz gibi.
Bu yüzden birisinden bir şey istemeden önce onu etkilemek istiyorsanız kendisi hakkında yeterince iyi hissettirin.
Bunu hep reklamlarda kullanırlar.
İşte önce kendinizi kötü hissettiğiniz birisine gösterirler.
İşte saçları bakımsız, kuru, cildi kötü ya da kilolu.
Üzülüyor, aynaya bakıyor.
İşte üzüntümüzle öz saygımızın düştüğü anı bize gösteriyorlar.
Sonra hemen arkasından sattıkları ürünü gösterip mutlu halimizi, özgüvenli halimizi gösteriyorlar.
İşte ne yapıyoruz biz sonra?
Beynimiz bunu ne yapıyor? Hemen o mutluluğumuzu o ürünle bağdaştırıyor.
O ürünü alıyoruz. Yani hep aynı taktikleri aslında sadece kullanım alanları farklı.
Ya zaten arkadaşlar insan psikolojisi sandığımızdan çok eski bir şey.
Yani çünkü bazı duygularımız var.
David'in de anlattığı gibi binlerce yıldır biz bu duygularımızla yaşıyoruz ve aslında hiçbiri değişmiyor.
Bunu anlatan çok eski bir hikaye vardır Yunan mitolojisinde biliyorsunuzdur mutlaka.
Pandoro diye bir kadın yaratıyor Zeus.
Böyle güzel, cazibeli, meraklı, konuşma yeteneği olan bir kadın.
Ve ona bir tane kutu veriyor.
Ama diyorlar ki bu kutuyu sakın açma.
Aslında kavanozmuş onun adı.
Yani sonra orta çağda çeviri yaparken kututuya çevirmişler ve Pandora'nın kutusu kalmış.
Neyse işte Pandora tabii ki meraklı, dayanamıyor, açıyor kutuyu.
İşte hastalıklar, ölümler, acılar, kıskançlıklar bunların hepsi dünyaya yayılıyor.
Zeus da Pandora'ya ve kutusunu dünyaya gönderiyor.
Sonra kutu kapanıyor arkadaşlar ve kutunun içinde rivayete göre sadece bir tane bir şey kalıyor.
O da umut. Mitologlar diyorlar ki bu hikaye için insanlar en karanlık anlarında en küçük umuda bile bütün kalpleriyle sarılırlar.
Yani siz kötü olduğunuzda öz saygınız düşük olduğunda yanınıza gelen size iyi davranan size güzel şeyler hissettiren kişiyi umut olarak görüp bütün kalbinize sarılıyorsunuz.
Doğal olarak da o sizin vazgeçilmeniz oluyor.
İşte acılı hallerimizde umudu bulmak da bu arkadaşlar.
İlk bizi iyi hissettiren insanlara kanabiliyoruz.
Maalesef herkesin niyeti iyi değil.
Siz bu anlattıklarımı iyi niyetle kullanın ama size bu şekilde yaklaşan insanlara da dikkat edin lütfen.
Ha bu arada şu anda yine aklıma geldi.
Aa bakın bu çok güzel bir örnek Britney Spears.
Boşanıp da çocuklarının velayetini kaybetmek üzere olduğu günlerde böyle paparaziler kadınlığı hiç yalnız bırakmıyorlardı.
Çıldırtmışlardı kadını. Sürekli mikrofonla kadının her yerde tepesindeler ve inanılmaz acımasız yorumlar yapıyorlardı.
Ama bu paparazilerden Mumu abi Muhabirlerden bir tanesi ona her ne kesin davrandığından çok farklı davranmıştı.
İşte arabasına biniyor, paparaziler mikrofonu peşinden koşuyor ama bu muhabir kapısını açıyor.
İşte onun elini tutuyor, omzunu tutuyor, konuşurken nasılsın, iyi misin, kendini nasıl hissediyorsun diyor ve hiçbir zaman da mikrofonu tutmuyor.
Sonra Britney ile belli bir zaman sonra arkadaş oluyorlar ve romantik ilişkide yaşıyorlar.
Düşünsenize bir muhabirsin, ünlü değilsin, paran pulun yok, hiçbir şeyin yok.
Britney Spears gibi dünyanın tanıdığı bir ismi böyle bir...
isimle arkadaşlık kuruyorsun.
Yani bir bağ kuruyorsun. Neden?
Çünkü Britney o kadar kötü durumda ki o kadar kendini değersiz hissediyor.
O kadar öz saygısı düşük ki.
Bu muhabir de zaten önceden ona aşıkmış.
Onun bu halinden faydalanıyor.
Ben diyor ona diyor herkesin davrandığından daha güzel davranacağım.
Herkes zaten kadına kötü davranıyor.
Ona ilgi alaka göstereceğim ve kendimi vazgeçilmez yapacağım diyor ve Britney'nin babası falan araya giriyor.
Yani bunu bir sürü tehdit ediyor.
Paralarını elinden alıyor.
Bu adamdan ancak öyle ayrılıyor.
Yoksa ayrılmayacak durumda yani.
O kadar bağlanıyor adam.
Adam onun için o kadar vazgeçilmez oluyor.
O yüzden bu taktik Kesinlikle işe yarar arkadaşlar.
Evet arkadaşlar bugün size insan davranışı alanındaki efsanevi lider olan David Lieberman'ın kitabının bir kısmını anlattım.
Koşullar ne olursa olsun bu anlattığım ipuçlarını kullanarak avantaj sağlayabilirsiniz diyor David.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Beni lütfen Spotify ve Instagram üzerinden takip etmeyi unutmayın.
Dinleyen arkadaşların Instagram'da gönderim var.
Onun altına yorumlara bekliyorum.
Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.
başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
