
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Her şeyin birbirini çektiği bir evrende yaşıyoruz, peki bu nasıl mümkün olabilir? Çekim yasası, bu gizemi açıklamak için bir anahtardır. Bu podcast, çekim yasasını ve etkilerini anlamak için sizi büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor.
***
Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba arkadaşlar. Alternatif Vizyon'a hoş geldiniz.
Ben Ayça. Bugün çekim yasasını bilinçli kullanmaktan bahsedeceğim.
Genel olarak hayatın temel prensibi çekim yasası isimli kitaptan anlatmaya çalışacağım size.
Biraz sesim kısık arkadaşlar.
Kusura bakmayın. Çok uzun süredir bir boğaz sorunuyla baş etmeye çalışıyorum.
O yüzden şimdiden söyleyeyim.
Kusura bakmayın lütfen. Şimdi bu kitap çekim yasasını keşfetmeyenlerin kendi inanç sistemlerini sınırlandırdığını ve bu şekilde bir hayat...
yaşadıklarını ve trast olduklarını anlatıyor.
Böyle bir iddiası var. Tıpkı de gibi aklımıza ne geldi?
Tabii ki Matrix geldi değil mi?
Ben de bunun üzerinden gideceğim.
Yani çok bilimsel bilgiler vermeyeceğim çekim yasasıyla ilgili.
Kendi günlük hayatımızda bu çekim yasasını kendimize rahat bir şekilde, doğru bir şekilde çekebilmek için hangi frekansta olmamız gerekiyor?
Yani aslında bize normal gelen neleri yapmamamız gerekiyor?
Bunlar üzerinden gitmeye çalışacağım.
Kuralları bilirseniz hayat oyununu bilinçli oynarsınız.
Kural basit. İstediğiniz şeye odaklandığınızda istediğiniz şeyi hayatınıza çekiyorsunuz.
İstemediğiniz bir şeye odaklandığınızda istemediğiniz bir şeyi hayatınıza çekiyorsunuz.
Peki kural bu kadar açık ve netse yani biz bunu neden daha önceden bilmiyorduk değil mi?
Çok kısa zamandır bu çekim yasası muhabbetleri, çekim yasası kelimesi hayatımızda aktif olamaya başlamadı.
Yani biz bunu hayatımızda neden kullanamıyoruz hala?
Bence asıl yani böyle Big Bang diyebileceğim bir soru bizim bu yasayı kullanmayı bilmiyoruz.
Çünkü çekim yasasını istediğiniz şeyleri elde etmek için kullanmak istiyorsanız öncelikle tıpkı bir kral kelebeği gibi davranmanız gerekiyor.
Ne yapar kral kelebekleri yağmurda uçmaya çalışmazlar değil mi?
Çünkü yağmur damlaların o birbirinden güzel kanatlarına zarar vereceğini biliyorlar.
Kendini yağmurda korumaya alıyorlar.
Yani nasıl bir şey bu?
Şu anda hayatınızda fırtınalar kopuyor olabilir.
Böyle fırtınalarda dinlenmek çok normal.
Kendinizi suçlu hissetmeyin.
Fırtına dindiğinde tekrar uçacaksınız çünkü.
Yaşadığınız o güzel günleri görmek için sabah uyanıyorsanız eğer böyle bir sakinlik ortamını yaratarak çekim yasasının size doğruca ulaşmasına izin verebilirsiniz.
Yani ilk adımımız aslında sakin bir ortam yaratmak.
Fırtınalar kopsa bile hayatınızda sizin sakin kalmanız gerekiyor.
Ne olursa olsun. Şimdi etkili afirmasyon yapmakla başlayalım.
Nedir afirmasyon? alınan terimlerdir.
Namı diğer olumlama cümleleri.
Bakın bunlara inanmıyor ya da saçma buluyor olabilirsiniz.
Çünkü öyle bir anlatıyorlar ki şu anda piyasada.
Böyle bir anda mucize şeyler olacakmış gibi anlatılıyor.
Bizlere böyle anlatıldı ilk başlarda.
Ama siz eğer buna inanmıyorsanız da en azından dinleyin ki beni inanmadığınız şeyin ne olduğunu bilin yani.
İkna deyince de ben.
Şimdi yollarda gördüğümüz bu trafik tabelalarını Hepimiz biliyoruz değil mi?
Yazar böyle üzerlerinde aşırı hız yapmayın ya da trafik canavarı olmayın.
Ormanda ya da belki sakin sakin kuş sesleri eşliğinde yazıyorsunuz.
O da ne? Bir tane tavale çıkıyor önünüze.
Ormanları yakmayın.
Yani huzurlu huzurlu yürürken insanın aklına sokuyorsunuz böyle şeyleri.
Yani yakmak mı? Yani ne münasoyla?
Sakın sakın. Yani huzurlu huzurlu yürürken şimdi neden böyle bir tavale çıktı önüme?
Bizim aklımıza neden soktu bunu?
Aslında bu... Olumsuz bir afirmasyon diyor yazarımız.
İyi niyetle yazılmış tabeller ama bilinçsizle yazılmış ikazlar.
İstelenenin tam tersi sonuç veren ikazlar.
Çünkü bilinçaltımız negatif algılayamadığı için ikazları yap, ol, yak gibi algılıyormuş.
E peki negatif algılanıyorsa bu bilinçaltımız nasıl olumsuz oluyoruz biz?
Değil mi? Doğal olarak aklımıza böyle bir soru geliyor.
Gözlerinizi kapatın ve bir kedi düşünün.
Ve kedinin ağzında sıçan yokmuş gibi düşünün.
Şimdi de mor benekli bir filik düşünmeyin.
Kendinizi tropikal bir adada, masmavi denizin yanında bir tane drinki dumlarken düşünmeyin.
Ne oldu? Hepsini düşündünüz değil mi?
Halbuki ben tam tersini söylemiştim.
İşte bilinçaltı da aynen böyle çalışıyor arkadaşlar.
Nil Hanım çok güzel anlatmış kitabında.
Burada kitabımızın yazarı Nil.
Yani istemediğimize değil ne istediğimize odaklanmamız gerekiyor.
Hatta ben bu konuda bir formül paylaşacağım sizinle.
The Secret filminde oynayan bir oyuncu bu.
Aynı zamanda da yazar.
Kişisel gelişimle ilgili çok güzel kitapları var.
Bu çekim yasası üzerine de bazı eğitimleri var kendisinin.
Joe Vitale diyor ki çekim yasasını kullanırken bir tane kağıda ne istemediklerinizi yani şikayet ettiklerinizi yazın diyor.
İşte mesela yeteri kadar param yok.
Çok başarısızım. İşte ya da hep mutsuzum.
Neyse şikayet ettiklerinizi tek tek yazıyorsunuz.
Sonra bunların tam tersini yazıyorsunuz.
Yeteri kadar param var.
İşte ben çok başarılı biriyim.
Ne yapmış oluyorsunuz?
Şikayetlerinizi niyete dönüştürmüş oluyorsunuz.
Dolayısıyla da istemediğiniz şeylere odaklanıp niyetinizi belirlemiş oluyorsunuz.
Bu arada bunu arkadaşlar her gün yapmanız gerekiyormuş.
Ta ki bilinçaltınızın o algısını kırana kadar.
Hani biraz önce size sorduğum sorulara düşünmeyin dediğim halde düşündünüz ya.
İşte o bir bilinçaltı algısı ve onu kırmak için de bu Joe Viton'in söylemiş olduğu uygulamayı yapmanız gerekiyor.
Bunu biz yapıyoruz. Çünkü yapmamız gerekiyor.
Neden yapmamız gerekiyor?
Hayatımıza çektiğimiz şeyler yoğunlukla hissettiğimiz duygularımızın fiziksel boyuta dönüşmüş hali.
Düşünün. Sürekli olarak şikayet eden, mutsuz olan, sürekli hastalıktan falan bahseden birisiyle mutlu kalmaya çalışan, heyecanla bir şeyle üretmeye çalışan birisinin yarattığı dünya aynı olabilir
mi sizce? Yazarımız Dilan'ın da diyor ki bunları yapmak içinizden gelmiyorsa bile bir şekilde yapmaya çalışın.
Yani kendimizi biraz zorlamaktan yana.
Deneyin diyor. Olumsuz duyguların içinde boğulmaktansa Bu şekilde zorlamak daha iyi olduğunu söylüyor.
Şu ana kadar aldığım en güzel tavsiye bence.
Hangi podcast bölümümdü tam olarak hatırlayamıyorum ama bu tarz bir cümle kurmuştum ben de Nil Hanım gibi.
Her sabah uyandığınızda fırçalayacak dişleriniz, tarayacak saçlarınız, yürüyecek bacaklarınız, gören gözleriniz, gidecek bir işiniz, eşiniz, dostlarınız sağlığınız için şükretmeniz
gerekiyor. Biliyor musunuz Einstein rivayete göre yazılı bir bilgi değil.
çünkü bu. Yakınlarının da söylemiş olduğu bir bilgi.
Einstein bir gün içerisinde yani o günü bitmeden 24 saati tamamlamadan yaklaşık bine yakın kez teşekkür edermiş.
Yani Allah'a tabii ki teşekkür etmiyor.
Bir yaratıcı olduğuna, bir evren olduğuna inandığı için sürekli bir şekilde sahip olduklarına teşekkür edermiş.
Yani buraya kadar toparlayacak olursak bize sakin bir tavır, sakin bir biz ve şükür etmeyi öğrenmiş bir biz gerekiyor.
Kitapta bir soru var. Bizlere rüyalarınızın evini ziyaret etmek için biletiniz var mı diye.
Ne bileti bu? Nereden alınıyor bu bilet?
Şöyle ki arkadaşlar bir hikayemiz var bununla ilgili.
Hikayemiz var yalnız 10 kişi söylüyoruz sanki biz.
Bir hikayem var bununla ilgili.
Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı geliyor.
Artık eşi ve torunlarıyla özgür ve daha rahat bir hayat yaşamak istiyor.
Ve bugüne kadar kazandığı para da ona yetecek durumda.
İşverene müteahhit de çok üzülüyor tabii.
Çalışan işçisinin ayrılmasını istemiyor ondan.
Çok memnun. Tamam o zaman diyor ayrılacaksan da son bir tane daha ev daha yap.
O zaman diyor emekliliğini sağlayabilirsin diyor.
Marangoz da tabii artık o kafada değil.
Bir an önce emekliye ayrılıp rahat olmak istiyor.
İstemeye istemeye tamam diyor son kez şu evi yapalım.
Tabii ki evi arkadaşlar başlıyor.
Baştan savma yapıyor. Yani baştan savma bir iş yapıyor.
Kalitesiz malzemeler kullanıyor.
Ve evi bitiriyor. Müteahhit geliyor eve bakmaya.
Şöyle bir geziyor evi.
Sonra elindeki evin anahtarını marangoza uzatıyor.
Ve bu ev... Senindir diyor.
Sana benden bir hediye.
Marangoz tabii şok oluyor, utanıyor.
Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi değil mi?
O zaman onu öyle bir yapardı ki.
Sizce baştan savma yapar mıydı ya da kalitesiz tek bir malzeme daha kullanır mıydı?
İşte hepimiz de...
Kendi hayatımızın marangozuyuz.
Yaşamımızı özenerek mi, bir şeylere katlanarak mı yaşayacağız?
Bunlar bizim kendi seçimimiz.
Kaliteli ya da kalitesiz bir yaşam var etmek de bizim seçimimiz.
Nilan'ın diyor ki, gerçek kültür insanın kendisini var olan her şeyin en kalitesiyle tanıştırmasıdır.
İnsanın kendisinin var olan her şeyin en kalitesiyle tanıştırması.
Bakın çünkü bizler gün be gün kendi hayatlarımızı inşa ediyoruz.
Keşkelerimiz çoktur değil mi?
Çok söyleriz böyle. Ama hayat geri dönmüyor maalesef.
Ve yaşayacağımız o evi biz kendimiz inşa ediyoruz.
Yeteneklerimiz ne yapabileceğimizi, motivasyonumuz yaptıklarımızı, tutumumuz da ne kadar iyi yaptığımızı belirliyor arkadaşlar.
Yani çalışmak için fazla yorgun, istifa etmek için fazla fakir ya da borçlu, emekli olmak için de fazla gençseniz o yaptığınız işinizi neyse artık o yaptığınız iş keşke dememek
için Yapabileceğinizin en iyisini yapmanız gerekiyor.
Bunların hepsi çekim yasasını kendi isteklerinize doğru akması için olması gereken zincir aşamaları arkadaşlar.
Peki çekim yasasını doğru nasıl bir şekilde kullanacağız?
Şu kontrolcü olan bilinçaltına biraz ikna etmemiz gerekiyor.
Bilinçaltını etkilemek için de bir yöntem var.
Şimdi bilinçaltını etkilemek ne demek?
Hani bazı mucize gibi tesadüfler olur ya büyük şanslar yaşar.
Tüm şansını burada kullandım falan deriz hatta.
İşte bunlar hayatımızdaki tesadüflerin, şansın, kaydının tutulması bu yöntem.
Yazarımız bunu tavsiye ediyor.
Çünkü bunlar çekim yasasının kanıtları.
Ve inanmak için de bilinçaltımızın dikkatini çekerek ikna edebiliriz.
Bakın burası çok önemli. Mesela yolda yürürken yerde para buldunuz.
Ay eskiden çocukken çok bulurdum ben parayı.
Özellikle böyle cami avlularında falan çok bulurdum.
Yani ne işim var camia olurunda hatırlamıyorum ama yerde gerçekten çok para bulduğumu hatırlıyorum.
Ben ama uzun süredir bulmuyorum bilmiyorum.
Siz buluyor musunuz artık gerçekten?
Çok uzun süredir yerde demir para bile hiç görmüyorum ben.
Yolda yürürken alışkanlık yerlere bakarım zaten ama hiç görmedim.
Ya belki de ben bu yüzden çok mucizelere inanıyor olabilir miyim?
Bakın şu anda bu aklıma geldi.
Yani hiç olmayacak, hiç olmaz denilecek şeyleri isterim.
Çok hayalperestimdir böyle.
Ya olur ya neden olmasın işte.
Mucizedir olabilir derim.
Belki de bu yüzdendir. Bak mesela...
benim bilinçaltım bu yüzden gerçekten iddian olabilir, olmuş olabilir ya da aslında bunu söylemeyecektim, aslında bu yoktu.
Öylesine bir içimden geldi diye bir Bülent Ersoy gibi söyleyeceğim şimdi.
Yani bilinçaltını ikna etmek için diyor yazarımız, bu yaşadığınız hayatınızdaki hani bir tesadüf olur, size çok iyi gelir, hayatınızı kurtarır, sizi günlük olarak mutlu eder.
İşte bu şanslarınızı diyor, bilinçaltınızda kayıtlı olması için ve onun gerçekten düşündüğünüz hayallerinizin olabileceğine, olabilir tarafına İkna edebilmeniz için kaydını tutmamız gerekiyor diyor.
Bir düşünün siz de bakalım.
Bir şeylerinizi tespit edersiniz siz de bence.
Mesela hiç yoktan biri size istediğiniz bir bilgiyi verdi mi?
Kaydedin yazın. Yanlış birisini arayıp işinize ya da sizi iyi gelecek bir kişiye hiç ulaştığınız oldu mu?
Onu da yazın. Tam da ihtiyacınız olduğu anda birisi size bir kitap önerdi mi?
Onu da yazın. Mesela bir şarkı dinliyorsunuz.
Sözü size ilham mı verdi?
Onu da yazın. Çok zor durumdayken bir şekilde ya nasıl çözülecek dediğiniz mesela bir kredi kartı borcunuzu bir şekilde ödediniz onu zaten yazın.
Hiç hakkınıza gelmeyecek birisi iş bulmanızı mı sağladı onu da yazın.
Bunları yazdıkça hayatınızda ne kadar çok tesadüflerin ve şansın olduğunu gerçekten şaşkınlıkla görürsünüz.
Kaybettikçe hayatın akışına olan güveniniz artacak.
Hani hayatın akışına bırakılım diyoruz ya.
Aslında o olay bu olay işte.
Ben bu olayı çok sevdim.
Hiç yapmamıştım.
Bu şans tesadüf olaylarını yazmayı birkaç gündür yazmaya başladım.
Gerçekten bu mudur?
Budur yani diyeceğim ben de vahiy gibi.
Böyle çünkü inanın siz...
iyice bilinçaltını etkilemeye başladı.
Kendi tarafına çekmeye başladı.
Çünkü bilinçaltı aa şey demeye başlıyor.
Aa diyor ne kadar çok hayatımda aslında şanslı oldum.
Tesadüflerin olduğu. Böyle güzel şeyler yaşıyormuşum ben ya diyor.
Sonra bir hayal kuracağınız zaman da bu kadar diyor şanslı şeyler yaşadım ben.
Bu kadar mucize şeyler yaşamışım.
Neden olmasın ki demeye başlıyor.
Kendi bilinçaltınız kendi kendine sorgulamaya başlıyor.
Ve Nil Hanım diyor ki bunu yapmaya devam ettikçe arzularınızın gerçekten gerçekleştirmesi de hızlanmış olacak diyor.
Çekim yasasının doğru frekansında kalmamızı etkileyen diğer bir şey de ne seyrettiğimiz, ne dinlediğimiz, ne okuduğumuz.
Bunları gelişi güzel değil de böyle özenle seçmemiz gerektiğini söylüyor yazarımız.
Seyrettiğimiz, okuduğumuz, dinlediğimiz şeyler zihnimizin gıdaları ve zihnimizi kaliteli gıdalarla beslememiz lazım.
Bilginin değerini de bilmemiz gerekiyor.
Dünyanın en zengin insanlarından biri Bill Gates.
Ne satıyor arkadaşlar? Bilgi satıyor.
Amazon, Yahoo, Google gibi şirketlerin genç kurucuların hepsi ne satarak zengin olmuştu?
Bilgi satarak zengin olmuştu değil mi?
Bilgi çağındayız ve bir işe başlamak istiyorsanız en büyük sermayenizin bilgi olduğunu bilmekle başlamamız gerekiyor diye yazarımız.
Yani izlediklerimize, dinlediklerimize, seyrettiklerimize dikkat ediyoruz.
Dolayısıyla dikkat ettiğimiz zaman da doğru bilgileri, işimize yarayacak bilgileri beynimize almış oluyoruz.
Ve diğer zengin olan insanlar gibi de vakti geldiğinde o arzularımızı gerçekleştirmek için bu bilgileri rahat bir şekilde kullanabildiğimizi söylüyor yazarımız.
Hayatımızda arkadaşlar 3 tane yaratıcı güç var.
Bir tane yel değirme düşünün şimdi.
Bu sefer düşün düşünmeyin demeyeceğim.
Bir tane yel değirmeni düşünün.
Rüzgar aktif güç, değirmen pasif güç, pervane de nötr güçtür.
Pervane rüzganın baskısıyla değirmenin direnişini dengeliyor ve üretken bir enerji yaratıyor.
Ama rüzgar ya da değirmen olmasaydı pervane de ne olmazdı arkadaşlar?
Bir işe yaramazdı değil mi?
Burada bizlerin egosu aktif güç, özümüz pasif güç, yaşamamız da...
Ne tür güçtür arkadaşlar? Ruhsal olarak iyi durumda olan bir insanın egosu pozitiftir.
özü aktif hale gelir ve yaşamı da dönüşümünü sağlamış olur.
Mesela amacımız sigarayı bırakmak olsun.
Aktif güçümüz sigara içmenin hazı.
Pasif güç bizi başlangıçta sigara içmeye iten psikolojik sebepler.
Nötr güç de sigaranın sağlığımıza, cebimize tehdit oluşturması.
Sigarayı bırakmak için bu üç gücün aynı seviyede ve dengeli olması gerekiyor.
Bu denge sağlanmadan maalesef o sigara bırakılamıyor arkadaşlar.
Bu bahsettiğim dengeler bizim çekim yasasını kullanabilmek için ihtiyacımız olan şeylerden.
Dengesizliklerin olduğu güçlerle bu çekim yasasını aktif hale getiremiyoruz çünkü.
Kendinize neyi layık gördüğünüzü, nasıl hissetmek istediğinizi anlatın.
Bunu net olarak belirleyin.
Aynanın karşısına geçip net bir şekilde siz neye layıksınız, kendinizi nasıl hissetmek istiyorsunuz bunları anlatmanız gerekiyor kendi birliğinize.
Mesela iyi bir ilişkim olsun, işte param olsun, diplomum olsun, dur bir mezun olayım da sonra olmak istediğim kişi olurum.
Böyle bir şey yok. Bunun bir ilüzyon olduğunu söylüyor Nil Hanım.
Akıntıya karşı kürek çekilen bir yolda gitmek gibi bir yol bu.
İçlerinizdeki o minik seslerin ilhamıyla doğru adımları atmak ve hayatımızın kendi realitesini yaratabilmek için çekim yasasının en doğru kullanma şekilleri bunlar.
Yani bu frekansta kalmamız gerekiyor.
İstediğiniz her şey...
Yaptığımız şeylerdir.
Adım atmıyorsanız yine istediğiniz şeyi yapıyorsunuzdur.
Yani hiçbir şey yapmamayı seçiyorsunuzdur.
Şu dünyada bir evrensel sistem var arkadaşlar.
Ve çekim yasasına uygun yaşamak için de bunları bizim tek tek...
uygulamamız gerekiyor. Kendinize inanın arkadaşlar.
İnaç ve düşünce dalgalarınızla o kapıyı açmanız gerekiyor.
Başlangıç noktanız geri dönülmez olmalı.
Yani mucizenizin gizemine inanmış olmanız gerekiyor.
Ancak bu şekilde çekim yasasını kendinize çekebilirsiniz.
Bu bölümün de sonuna geldik.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
