
Hayatımızdaki İşaretleri Görmek /Neden Gereklidir?Nasıl Mümkün Olur?
22 Aralık 2025 · 32 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde;
hayatınızın yönü değişmek üzereyken karşınıza çıkan işaretleri nasıl fark edebileceğinizi, ne anlama geldiklerini ve hangilerinin gerçekten önemli olduğunu anlatıyorum. Eğer bir süredir “bir şey değişecek ama ne?” hissiyle dolaşıyorsanız, aynı yerde takılı kaldığınızı fark ediyorsanız, bir dönüm noktasındaysanız… Bu bölüm tam size göre.
Instagram: alternatifvizyonpodcast
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese selam, Ayça ben.
Hoş geldiniz Alternative Vision'a.
Bugün hayatımızdaki işaretleri konuşacağız arkadaşlar.
Görmezden geldiğimiz, göremediğimiz, kaçırdığımız, fark edemediğimiz işaretlerin neler olduğunu, nasıl fark edebileceğimizi anlatacağım.
Neden bu konuyu anlatıyorum bugün?
Çünkü geçen haftaki meditasyon dersimizde hocam dedi ki, hayatınızdaki işaretlere, yani size gösterilen işaretlere yüz çevirmeseydiniz ne olurdu?
Yani şöyle bir kaldım.
Acaba bana hangi işaretler gösterildi ve gösterildiyse ben neden yüz çevireyim ki dedim.
Yani işaretleri takip ederdim değil mi?
Hayatımda yakın zamanlarda işaret olmadığını herhangi bir işaret almadığımı iddia ettim.
Hocam da Mevlana'nın çok güzel bir sözüyle cevap verdi bana.
Aradığın şey seni aramaktadır dedi.
Yani bir şey hayatınızda tekrar tekrar karşınıza çıkıyorsa tesadüf değildir.
Siz onu görmezden gelseniz bile o sizi bırakmaz.
Sonra işte hocam soru sormaya başladı.
Hayatında senin kıskandığını düşündüğün biri var mı?
Evet dedim. Daha önceden oldu mu dedi?
Evet dedim. Peki o insanlar sana zarar verdiler mi dedi?
Evet dedim. O zaman neden hala hayatında benzer enerjileri tutuyorsun dedi?
Neden hala onlarla iletişimdesin?
Neden hala o alanı kapatmıyorsun dedi.
Yani arkadaşlar işaretler dediğimiz zaman işte illa bir sayı, bir rüya ya da evrenden gelen gizemli bir mesaj olmayabilir.
İbn Arabi der ki bir hal sana tekrar ediyorsa o hal sana dersini vermeden gitmez.
Yani hayat bize diyor ki bak bunu hala anlamadın.
Bak burası hala açık.
Bak buradan hala öğrenmen gereken bir şey var.
Ama biz diyoruz ki ya bu sefer farklı.
Bu kişi öyle değil.
Bizim fark etmediğimiz şey ne biliyor musunuz?
Hayat bizi cezalandırmıyor.
Hayat aynı dersi, farklı ama aynı olaylarla, farklı ama aynı insanlarla anlatmaya çalışıyor.
İşaretleri görmeyi seçmek, işaretlere yüz çevirmemek.
Ya ben hep aynı dertlerle işte uğraşıyorum, aynı kötü insanlarla uğraşıyorum demek.
Burada benim de payım var.
Demek ki diyebilmek arkadaşlar.
Belki de hayatınızda şu an sizi en rahatsız eden şey, sizi zorlayan kişi, aynı hissi.
Hepsi tekrar yaşadan bir durum vardır.
Hepsinin gönderdiği işaret aynı.
Artık buradan devam etme diyor size.
Artık buradan devam etme.
Böyle diyor aslında.
Ve biz bu işaretleri göremiyoruz.
Yani bazı işaretler bağırmaz arkadaşlar.
Sadece tekrar ederler.
Tekrar tekrar. karşımıza çıkarlar.
İşte bugün bu bölümde bunları konuşacağız.
Hangi işaretleri kaçırıyoruz?
Neden kaçırıyoruz? Ve işaretleri görmek hayatımızda neleri değiştirir?
Anlatacaklarımı sadece sezgisel bilgileri olarak düşünmeyelim arkadaşlar.
İşte Jung gibi, Buda gibi böyle çotek bilgeliğinden ve dünyanın en saygı isimlerinin insanların hayatındaki tekrarları ve işaretleri nasıl açıkladıklarını ben de anlatacağım
size. O zaman başlıyorum ben.
Mevlana der ki ki aradığın şey sana doğru geliyorsa bil ki sen de ona doğru çağrılmışsındır.
İşaret gelmeden yol açılmaz.
Yol açılmadan gönül yürümez.
Yani arkadaşlar hayat aslında bizimle sayısız şekilde hatta bazen gizemli yollarla iletişim kuruyor.
Ama biraz önce söylediğim gibi bunları görmeyi reddediyoruz ya da fark edemiyoruz.
Şimdi bu reddetmemizin ya da işaretleri görmememizin iki tane sebebi var arkadaşlar.
Birincisi henüz hayatınızın o denli büyük çapta değişmesini sağlayacak olaylara hazır olmayabilirsiniz.
Hatta Yogananda der ki evren uyanmaya hazır olanlarla semboller, işaretler aracılığıyla konuşur.
Uyanmaya hazır olanlarla konuşur diyor.
Çok güzel ya. Yogananda arkadaşlar Batı'ya doğum istizbini tanıtan en büyük kurulardan biridir.
Hatta ilk diyebiliriz.
Bir de arkadaşlar şunu da söyleyeyim hemen.
Bir Yogi'nin Otobiyografisi isimli bir kitap var.
Kendi hikayesini anlatıyor isminden de anlayacağınız üzere.
Steve Jobs'ın başucu kitaplarından biriydi.
Hatta The Beatles'tan George Harrison'ın da hayatına uyarladığı kitaplardan biriydi.
Çok genç yaşında okumuş George bu kitabı.
Ve bir röportajında şey diyor bu kitap diyor...
Rüştürücüden daha tatmin ediciydi.
Çok iddialı bir söz.
Benim de asla kimseye vermeyeceğim çok sevdiğim kitaplardan başucu kitaplarımdan biridir.
Bu da tavsiyem olsun. Ve işaretleri görememenizin ikinci sebebi de arkadaşlar Tanrı sizinle konuşmak istemiyor olabilir.
Yani bizler hayatımızı kökten değiştirecek bir çağrıyı aldığımızda bunun bedelini ödemeye hazır değilsek o gördüğümüz işaretleri ya ben dua ediyorum şükrediyorum hep istiyorum
ama o Bana gelmiyor, eşimle mutlu değilim, işimle mutlu değilim diyerek kendimizi dekarte edebiliyoruz.
İnsan anlamaya hazır olmadığı gerçeği ya inkar eder ya da kader der geçer.
Nietzsche'nin böyle buyurduğu Zerdüşt kitabını bitirdikten sonra kapığı kapattığım gibi kendi kendime söyledim arkadaşlar.
Tanrı konuşmak istediği insanlara mutlaka bir işaret gönderir.
Aynen böyle cümleler ağzımdan çıkmıştı.
Mesela güzel bir ilişkiniz var.
Bir kafede bir şeyler içiyorsunuz beraber.
Oturduğunuz masada böyle kapıyı görüyor olsun.
Sizinle konuşurken adam ya da işte kadın kafasını sürekli her kapıdan biri girdiğinde oraya bakıyor, oraya çeviriyor.
Bu birincisinde gayri ihtiyari olabilir.
Ama ikincisinde, üçüncüsünde değildir.
Sonra siz bunu görünce içinize bir kurt düşer değil mi acaba mı ya dersiniz suratınız düşer aa ne oldu der işte siz de dersiniz ki işte her girene baktın ne oluyor falan bilmem ne hani ne alaka
kardeşim dersiniz. O da der ki ya saçmalama olur mu öyle şey ben öylesine bakıyorum önümden geçiriyorlar sen abartıyorsun ne alaka işte senin galiba canın sıkıldı falan filan gibi hatta ileriye giderse rahat battı
bile diyebilir arkadaşlar. İlişkinizin yanlış olduğunu gösteren o kişiyle mutlu olamayacağınızı söyleyen bundan hala işaret olabilir mi ya?
Yani daha Tanrı size nasıl bir işaret göndersin?
Yani Tanrı size diyor ki bak diyor ey kulum gözünün içine sokuyorum.
Kör müsün diyor ey insan ama siz o ilişkiden aldıklarınızı bırakmaya hazır değilseniz ne yapıyorsunuz?
Ya diyor işte diyor ya bakmışsa ne olmuş yani hani gözünün önünden geçiyorlardı.
Evet doğru söylüyor önemsemedi iki saniye bakıp zaten kafasını çevirdi.
Onun niyeti kötü değil onun niyeti iyi.
Ay bunda niyeti iyi ya herkesin niyeti de iyi oluyor zaten.
Öylesine baktı diyorsunuz.
Eee sonra ne oluyor?
Tırnak içinde söylüyorum.
Tanrı küsüyor arkadaşlar. Tanrı küser size.
Sonra başlarsınız mutsuz olmaya.
Ve mutsuz olunca da dersiniz ki işte dua edersiniz.
Rahman ve Rahim olan adıyla dersiniz.
Böyle Allah'a açarsınız ellerinizi.
Dua etmeye başlarsınız.
Ama Tanrı'yı küstürmüşsünüz.
Tırnak içinde söylüyorum bakın.
Bunu mecazi anlamda kullanıyorum.
Tabii ki Tanrı kimseye küsmez.
Yani size bir daha neden işaret göstersin ki?
Zaten gözünün içine sokmuştu.
Ama sen bunu bile isteye yok ki.
Hayır ya dedin. Tabii egonla savaş haline girdin ve o işareti almadığını kabul etmedin.
Devam ettin o insanla aynı yolda hem de el ele yürümeye.
Bu işaret değil de ne?
Daha nasıl bir işaret gelebilir ki bize?
Ya mutlaka hayatınızda böyle sıfırı gördüğünüz bir döneminiz olmuştur arkadaşlar.
Şey demişsinizdir. Ya abi nasıl fark etmedim?
Nasıl kandım? Ne kadar safmışım?
Hayır arkadaşlar. Ne aptaldınız ne de saftınız.
Sadece o kişiden ya da o işten.
İş olsun diyelim o işten aldıklarınızı bırakamadınız.
Bunu sadece para pul olarak düşünmeyin.
Ayrılamadığınız o kişinin sevgisini çok yoğun hissettiyseniz o yüzden de onu bırakamamış olabilirsiniz.
Sizi çok koruyup koruyorsa bu hissi sevdiğiniz için de onu bırakamamış olabilirsiniz her şeye rağmen.
Yani burada aslında bencildiniz ve gelecekteki size ihanet etmiş oldunuz o anda.
Sırf o anda mutlu kalmak için hem de.
Evet şimdi artık işaretlere geçelim.
Hayatınız değişmek üzereyken size gönderilen 7 tane işareti ve bu dönüştürücü süreçlerde nasıl yol alabileceğinize bir bakalım.
Hepsini araştırdım, derledim.
Tabii ki bazı işaretlerde bilimsel ve psikolojik kısımlarını da anlatacağım.
Birincisi arkadaşlar çok heyecanlı.
Böyle spritüel çok mistik bir şeymiş gibi geliyor ama tabii ki hepsi öyle değil.
Birincisi arkadaşlar tekrarlayan rüyalar ve kabuslar görmek.
Jung'un temel tespitidir bu.
Bilinç görmezden geldiğinizi rüya olarak size yaşatır der.
Bizleri uyanıkken fark etmediğimiz değişimleri rüyalarımızda tekrar tekrar yaşamak zorunda kalıyoruz.
Jung diyor ki hayatınızda bir eşik varsa bilinciniz bunu kabul etmiyor.
bilinç dışınız aynı rüyayı tekrar edecektir.
Sizi korkutmak istemiyorlar.
O rüyalar yaşayacağınız şeyler her neyse sizi ona hazırlıyor diyor.
Mesela bazı kişiler ya da bazı sahneler vardır.
Dönem dönem görürsünüz rüyalarınızı onlara.
Benim var mesela birisi.
Ne zaman onu görsem bir iki gün içerisinde eşimle bir anlaşmazlığa düşüyorum arkadaşlar.
Ve sabah kalktığımda of diyorum ya yine bunu gördüm rüyamda ya kesin bir şey olacak diyorum.
Kendimi de artık şartladım yıllardır.
Birkaç kere öyle olunca onu gördükten sonra o tarz şeyler yaşayınca kendimi şartlamış oldum.
Bu bir işaret değil.
Benim şu anda yaşadığım artık bir işaret değil.
İlk gördüğümde işaretti ama artık bu...
Onu bilinçaltım kabul ettiği için ben kendimi bu şekilde şartladım.
Ve bunu hissetsem bile yani birkaç güne eşimle aramın bozulacağını hissetsem bile arkadaşlar rüyamda yine onu görüyorum.
Şartladım çünkü artık kendimi.
Ya en azından şey diyorum hani ben bir şeyleri hissediyorum ve bana bir şekilde aklım hani oyunu oynamadan işaret gönderiyor diyorum.
En azından ben kendimi bu şekilde tolere edebiliyorum.
Yunk'a göre bazı insanlar insan değil semboldür diyor.
Evet o insan da benim o rüyada gördüğüm kişi de benim a...
Artık sembolüm oldu ve diyor ki o insanları rüyalarımızda görmek bastırdığımız iç çatışmalarımızı temsil eder diyor.
Yani bizim anlamamız gereken şey şu o kişiyi rüyanızda gördüğünüzde ya da o olayı rüyanızda gördüğünüzde size bir işaret veriyorlar.
Bastırdığınız aslında kabul etmediğiniz bir olayı bir durumu ilişkinizde kabul ettiğiniz için yakın zamanda işte eşinizle ya da artık neyse bir çatışma yaşayacaksınız.
Yani işaret size kendinizi korumanız için geliyor.
Çünkü neydi? İfade edilmemiş duygular korkunç şekilde gün yüzüne çıkarlardı ilerleyen günlerde değil mi?
Peki ne yapalım bu rüyaları görünce?
Jung diyor ki rüyayı hemen yorumlamayın.
Rüyanızla ilişki kurun diyor.
Yani karşınıza almayacaksınız rüyanızı arkadaşlar.
Jung bu tarz durumlarda kendisine üç tane soru sorarmış ve bize de öneriyor bunu rüyalardan sonra.
Diyor ki bu rüyadaki duygum neydi?
Bu birinci soru. Bu duygu şu anda hayatımın neresinde?
Bu ikinci soru.
Ve bu rüya beni neye hazırlıyor olabilir?
Bu da üçüncü soru.
Rüya günlüğünüz de olsun arkadaşlar.
Bu da güzel bir öneridir.
Sabah kalktığınızda daha taze hatırlayabiliyorsunuz biraz düşündükten sonra.
Yazın arkadaşlar rüyalarınızı ve yazdıktan sonra bu soruları sorup cevaplarınıza göre işaretlerinizi kendinizce yorumlayabilirsiniz.
Bu arada benim Rüyalar Podcast'ım var.
En sevdiğim podcast bölümlerimden biridir.
Hatta rüya tabirlerini bile yapmıştım yani rüya yorumlamıştım size.
Dinlemediyseniz eğer o bölümde mutlaka dinleyin.
Ve ikinci işaret arkadaşlar senkronisteler ve anlamlı tesadüfler.
Senkronisteler ya da anlamlı tesadüfler aralarında görünürde nedensel bir ilişki olmamasına rağmen bağlantılı gibi görünen olaylardır arkadaşlar.
Bir dizi senkronisteyle karşılaşmak evrenin Sizi yeni bir yola veya yeni bir fırsata yönlendirdiğini göstermek için bu işaretleri yollaması demekmiş.
Synchronicity nedir peki?
Siz bir şey düşünürken hayatın aynı şeyi size dışarıdan göstermesi.
Mesela iş değiştirmek istiyorsunuz ama korkuyorsunuz yapsam mı yapmasam mı diye.
Sonra arkadaşlar eski bir arkadaşınız arıyor sizi tesadüf nasılsın falan filan diye.
Ve diyor ki bizim şirkete de senin istediğin şu pozisyonda bir eleman arıyoruz bir kişi arıyoruz diyor.
Mesela aynı gün internette önünüze benzer iş ilanı düşüyor.
Ya da akşam izlediğiniz dizide biri işte diyor ki 30'undan sonra işi değiştirmekten korkmayın diyor.
İşte bunlar arkadaşlar sekronisteler.
Yani bu olaylarda hayat sizi fark ettiyseniz zorlamıyor.
Sadece ne yapıyor? Konuyu o konuyu aklınızda düşündüğünüzü yapmak istediğiniz konuyu görünür hale getiriyor.
Ama sonuçta ne oluyor? Kararı siz veriyorsunuz.
Mesela buna en iyi örneklerden biri Jim Carrey'dir.
Şöyle arkadaşlar Jim Carrey'nin hatta hikayesi gerçekten çok tanıdık ve çok insani bir hikaye.
Jim Carrey kariyerinin başındayken şöyle bir dönemi var.
Hiç parası yok. Oyunculuk teklifleri gelmiyor.
Seçmelere giriyor ama olmuyor.
Sonra Jim Carrey şey diyor ya galiba diyor bu iş bana göre değil.
Ve bu anlarda yani ben bunu bırakayım artık yapmayayım dediği zaman hani ben başka bir şey mi yapsam acaba?
gibi düşünceler kafasında dönerken çok garip şeyler yaşamaya başlıyor ve hiç kimseye hiçbir arkadaşına ya da yakınına sormamasına rağmen çevresindeki insanlar üst üste aynı şeyi söylemeye başlıyorlar.
Ne diyorlar biliyor musunuz? Diyorlar ki ya işte Jim diyorlar senin yüzün çok farklı.
Senin mimiklerin gerçekten çok iyi.
Sen diyor bence diyor ciddi rolde değil de komodide bambaşka bir insan olabilirsin.
Çok güzel şeyler yapabilirsin.
Sahnede diyor mimiklerinin yüzünü kullan diyor.
Bu hareketlerin bizim için çok komik, çok dikkat çekici diye onu yönlendirmeye başlıyorlar arkadaşlar.
Ve bunu tek bir kişi dememiş bakın.
Aynı dönemde...
Farklı arkadaşları söylemiş.
Aynı yorumu yapmışlar.
İşte bu senkronist arkadaşlar. Yani herhangi bir gökyüzünden bir işaret gelmedi, bir rüya görmedi, bir mucize de yaşamadı.
Ama aynı mesajı kısa sürede farklı insanlardan aldı.
Ve Jim Carrey de diyor ki ya galiba ben yanlış yerde tutundum diyor.
Belki diyor işte oyunculukta değil de diyor komedide diyor bir şeyler denemem gerekiyor diyor.
Vazgeçmiyor bu işaretlerden doluyor ama yönünü değiştiriyor.
Hani stand-up yapıyor, yüzünü, bedenini, mimiklerini abartıyor o şekilde.
kullanıyor ve sonra ne oluyor?
Oyunculukla birleştiriyor ve biliyorsunuz yani Jim Carrey'i tanımayan yok şu anda.
Artık onun ne kadar ünlü ve başarılı olduğunu söylemeye gerek yok.
Yani Jim Carrey'de işaretleri böyle okumuş.
Yani tam vazgeçecekken hayat ona demiş ki bırakma bırakma ama şu tarafa bak şuradan bir devam et diye işaret göndermiş.
Hani arkadaşlarına yok abi ya olmuyor ya çok denedim yoruldum artık artık hani dayanamıyorum yapamıyorum diye de diyebilirdi.
Ama o işaretleri doğru aldı şaşırdı çünkü herkesin aynı anda aynı şeyleri söylemesine ve kendisine farklı bir yere götürdü işaretleri doğru okudu yani.
Peki üçüncü işaretlerimiz de olağan dışı ya da hiç olmayacak bir anda hayvanlarla karşılaşmak.
Şamanlara göre hayvanlar insanın bilinci değişmeden önce doğanın gönderdiği habercilerdir arkadaşlar.
Güzel değil mi? Yerim ben onların hepsini yerim.
Bütün hayvanları yerim. Hayvanlar insanın bilinci değişmeden önce doğanın gönderdiği haberciler.
Ne güzel değil mi? Onlarla temiz kalpli böyle hani hiç kötü niyetleri olmayan hayvanlarla böyle bir haberin gelmesi ne mutlu ya.
Bence bu tarz işaretleri alan insanlar gerçekten seçilmiş insanlar ve özellikle hayat eşiğinizdeyken görüldüğünü söylüyor şamanlar arkadaşlar.
Yani bir hayat eşiğinin içindeyken diyor bu tarz şeyler.
Bir hayvan normalde görmediğiniz bir yerde, beklemediğiniz bir zamanda karşınıza çıkıyorsa bu sizin hayatınızda bir eşik olduğunun işaretidir.
Bir hayvanın kalabalık bir yerde size bakması, yolunuzu kesmesi olabilir.
Normalde şehirde pek görmediğiniz hayvanlar olabilir.
Ben mesela geçenlerde kilpi gördüm arkadaşlar.
Nasıl gördüm? Şöyle, anahtarıma evde unutmuşum.
İş çıkışı, geldim.
Herkesin evde anahtarı var tabii ki.
Evde kimse yok. Bunlar baba oğul gitmişler futbol oynamaya.
Neyse ben var tabii ki yakın arkadaşlarım, komşu falan da var.
Hani normalde işten gelmişim işte yorgunum vesaire ama çok da olupsuz söylemeyeyim şimdi işten geldim yoruldum diye.
Hani giderim mutlaka bir arkadaşıma giderim ya da en kötü işte az 5 dakika ötede kafe var vesaire bir şeyler var otur kitap okurum.
Ama istemedim. Nedense yani dışarıda beklemek istedim.
Binanın arka tarafına geçtim.
Çok küçük bir bahçe gibi bir şey var ama oturma yeri yok.
Ve her yerde ev olduğu için siteler vesaire olduğu için de hani kirpi gibi bir hayvanı görme ihtimalim çok düşük.
Yani kaç senedir burada oturuyorum.
5-6 sene oldu. Hiç görmedim.
Hiç kimse de görmedi. Ne komşulardan ne arkadaşlarımdan ne de kendi ailemden.
Ay kirpi gördüm ya diyende duymadım.
Böyle derin derin düşüncelere daldım tabii böyle.
Arka tarafta binanın arkasında düşünüyorum.
İşte kendi kendime sorular soruyorum.
Şöyle mi yapsam böyle mi yapsam diye.
Klasik işte yıl sonunda geliyor.
Arkadaşlar pıtır pıtır pıtır pıtır o kadar komikti ki bir şeyler geçiyor böyle.
Bismillah dedim. Aynen o Bismillah dedim.
Böyle gayret yani korktum.
Ne oluyor diye fare sandım.
Bir baktım bir kirpi.
Çok tatlı bir kirpi.
Anlamına baktım. Ama anlamını şimdi size söylersem hakkımdan geçirdiğim şeyi söylemem lazım.
Onu söylemeyeceğim o sürpriz.
Çünkü onunla ilgili hemen değil birkaç ay sonra bir sürprizim olacak farklı alanda.
Podcast'a yakın bir alan yine ama farklı bir alanda bir şeyler denemek istiyorum.
Yapmak istiyorum daha doğrusu bir hayalim var.
Tam da onunla ilgili düşünüyordum biliyor musunuz?
Yapsam mı yapmasam mı?
Beni yorar mı zorlar mı?
Yapabilir miyim becerebilir miyim diye.
O kirpiği gördüm sonra araştırdım anlamına baktım.
Gerçekten yapacağım. Bana işaret geldi.
Kesinlikle yapacağım ve onun olacağına da eminim.
Arkadaşlar bu kızılderili öğretilerinde de geçer.
Onlar için de bu tarz hayvanlar görmek hiç olmayacak zamanda ya da olmayacak yerde yaklaşan değişim olduğunu bir göstergesi olarak kabul edilir.
Mesela çocukken özellikle ben sınav dönemlerinde sıkıldığımda şimdi gökyüzüne bakacağım uçan bir kuş görürsem her şey yoluna girecek derdim.
Gerçekten de ne zaman yapsam hep gördüm uçan kuşu.
Hala daha böyle içim sıkıldığında gündüzleri yapıyorum böyle gökyüzüne bakıyorum.
Uçan bir kuş görmek istiyorum.
Bir kuşun özgürce uçması da şaman inanışında zaten hayvanların unuttuğumuz içgüdülerimizi temsil ediyor.
Böyle söylüyorlar. O yüzden karşılaştığınız hayvanlar olursa normalin dışında içgüdülerinize güvenin arkadaşlar.
O eşikten kolaylıkla çıkmak için o hayvanlar size gelen işaretler olabilirler.
Mesela Oğuz Kağan destanında söyler.
İşte Oğuz Kağan büyük bir kararın eşiğinde sefere çıkacak mı çıkmayacak mı?
İşte boyları birleştiriyor.
İşte düşünüyor tamam ne yapsam ne etsem diyor.
Yani bugünkü karşılığıyla işte hayatımı bu yöne mi koyacağım?
Yoksa buradan vaz mı geçeceğim diye düşünmeye başlıyor.
Karar vermeye çalışıyor.
Bir gün bozkırda ilerlerken gökte bir kuş görüyor.
Kartal ya da doğan olduğu anlatılır.
Kuşun uzun süre aynı yönde uçtuğunu görüyor arkadaşlar.
Oğuz Kağan ve yanındaki beyler bakıyorlar sadece kuşu izliyorlar.
Ne yorum yapıyorlar ne konuşuyorlar sadece kuşu izliyorlar.
Ve sonunda da Oğuz Kağan diyor ki gökten işaret geldi artık yönümüz belli diyor.
Ve kuşun uçtuğu o yöne doğru ilerliyor.
Ve bu karar da arkadaşlar sonradan doğru çıkıyor.
Yani işaretler ona artık beklememesini, kararsızlığını bitirmesi gerektiğini, bir yön seçme zamanının geldiğini ve şu yönde yani o kuş uçtu ya o yöne doğru ilerlemesi gerektiğini söylüyorlar.
Hatta dede Korkut hikayelerinde kut kavramı vardır.
Ne demek kut? İşte Tanrı'nın bir kişiye önünü açması, yol vermesi demek.
Ve herkese gelmez arkadaşlar bu kut.
Karar anlarınızda geldiğine inanıldığı için yani her neyse hayatınız...
karar vermeniz gereken şey artık erteleme demektir.
Böyle bir işaret geldiğine inanılır.
Ve dördüncü işaret de Üst üste eşyalarınızın kaybolması ya da kırılması.
Özellikle kişisel eşyalarınızın kaybolması ya da kırılması arkadaşlar bir dönemin sona erdiğini veya geçmişi bırakma ihtiyacınızı simgeleyebiliyor.
Bu evrenin size yeni bir başlangıcı hazırladığının işareti olabilir.
Bir anahtar, bir yüzük, bir kolye, saat, bir kitap özellikle kişisel anlamı olan herhangi bir eşyanız olabilir.
Mesela doğuda şöyle bir anlayış vardır.
Bir eşya kırıldıysa onun taşı...
Çıdıbağı da kırılır derler.
Ve zen öğretileri de der ki o çok sevdiğiniz eşyanız kırıldığınızda sakın ola ki üzülmeyin.
Sadece bırakamadığınızı neden bırakamadığınızı görün.
Fark edin yani sen bunu bırakamadın.
Bak eşyanın en sonunda kırıldı.
Peki sen bunu neden bırakamamıştın?
Yani senin için ifade ettiği anlamı neydi?
Bunu görün der. Bizde de şey yaparlar ya hani kırılan bir cam eşya olduğu zaman evde tutmak uğursuzluktur.
Atın çöpe derler. Yani aynı şey.
Çok sevdiğiniz yani ne olursa olsun.
Tabak kırıldı mesela kenarı gitti bunu yapıştırayım tekrar kullanayım diye.
Ben hiç görmedim öyle birisini ya da herhangi bir süs eşyası.
Çöpe atılır üzülünür belki ama çöpe atılır.
Bizde de gönderilir evde tutulmaz.
Uğursuzluk geldiğine inanılır çünkü.
Yani aslında aynı işaret bu.
Evren size bu işareti gönderiyor.
Bırak diyor yani artık buna tutunma diyor.
Kim bilir orada hangi travmalar var arkadaşlar.
Geçmiş travmaları kişisel anlamı olan şeyler de zaten geçmiş olduğu için.
Büyük ihtimalle orada da baktıkça sizi hatırlatan ve sizi üzecek şeyler var.
vardır. Bu da bir işaret olabilir.
Bence bir de bu eşyalarla ilgili konuşunca en ilginç olan işaret arkadaşlar saatlerimizin bozulması arada bir olur ya böyle hani telefona güncelleme gelmesinin dışında garip bir şekilde bazen telefonlarda da saatler
böyle bir değişik gösterir yanlış gösterir onun gibi bir şey yani.
Yine doğu öğretilerinde de saatinizin bozulması ya da yanlış göstermesi artık hayatınızda tekrar eden gecikmelerden sebepsiz yorgunluklardan kurtulmanız gerektiğini aynı konuşmaları
aynı şeyleri. anlatmaları artık bırakmanız gerektiğini işaret ederler.
Hani zaman işliyor ama sen bunu doğru kullanmıyorsun diyor evren arkadaşlar size.
Bunu fark edip artık silkelenmeniz gerektiğin işaretini almış oluyorsunuz bu durumda.
Ve beşinci işaretimiz.
Yabancılarla beklenmedik karşılaşmalar yaşamak, bilgece tavsiyeler, rehberlik ya da destek sunan yabancılarla karşılaştığınız zaman arkadaşlar evrenden gelen işaretler olabiliyor.
Yani bunlar rastlantısal karşılaşmalar hayatınızdaki değişimleri yönetirken değerli içgörüler ya da yardım sağlayabiliyorlar size.
Yani tam kafanız karışıkken hiç tanımadığınız birinin tam da ihtiyacınız olan o cümleyi söylemesi gibi.
Mesela asansördesiniz, asansörde hiç tanımadığınız insanlar var.
Ve biri öylesine muhabbet açıyor.
Size laf atıyor. Ya da konuşurken laf arasında diyor ki.
Ben diyor çok geç kaldım ya yapmak istediğim şeyler için.
Artık yaşlandım. Benden geçti.
Keşke daha önce dinleseydim içim ama.
Artık diyor benden geçti.
Siz diyor gençsiniz. Zamanınız var.
Yapabilecek gücünüz var diyor.
Ya bu var ya arkadaşlar. Bunu duyuyoruz biz.
Mutlaka duymuşsunuzdur bir yaşlıdan.
Bu işaretlerin en kralı bence.
Yani bundan ötesini ben yine düşünemiyorum.
Yani şunu duydunuz ya.
Yap şunu, şunu bunu yap dediniz.
Şu yaşlıdan duydunuz ya şunu.
Evini falan sat o işe gir yani.
Evini sat güven öyle bir işaret.
Üzerine düşünün arkadaşlar böyle durumlarda.
Yaşlı işte rastlantı falan demeyin.
Belki yıllardır beklediğiniz cesareti vermek için evren karşınıza çıkarmıştır o kişiyi.
O asansörde olup sırf o cümleyi size kurmak için kim bilir kaç ihtimale aşıp oraya yanınıza varmıştır değil mi?
Nice alemler vardır ki siz onlardan habersizsiniz der Mevlana.
Belki o alemlerden birinden sırf sizin için bile gelmiş olabilir.
Hatta biliyorsunuz bizde. Hazreti Hızır diye bir inanış vardır.
Sadece bir maddi ihtiyaç da gelmez.
Bu tarz durumlarda, karar vermekte zorlandığınız durumlarda da ben o tarz işaretlerin de Hazreti Hızır tarzında böyle insanların da geldiğine inanıyorum arkadaşlar.
Bu yüzden bu tarz karşılaşmalı konuşmalarınıza bir işaret olarak...
görüp üzerine yine düşünebilirsiniz.
Ve altıncı işaretimiz de dejavu hissiyatını sık sık yaşamanız.
Dejavu arkadaşlar bir anı daha önce yaşamış gibi hissetme deneyimimiz.
Bir mekan işte bir konuşma belki de bir yüzün tanıdık gelmesi ama dersin nedenini hatırlayamazsınız.
Yani Allah Allah nereden çıkartamıyorum dersiniz.
Yani his çok güçlü geliyor ama mantığınız Hani ilk kez görüyorsun be saçmalama bunu dediği için bu hisle beraber oluşan duygunuz da havada kalıyor arkadaşlar.
Deja zaten demek, vu da görülmüş demek Fransızca'da.
Ve birçok kültürde de deja vu dikkat et uyarısı olarak biliniyor.
Yani deja vu yaşadığınızda evren size dikkat etmeniz gereken bir şeyler olmasını söylüyor.
Yani bir öneri anlamında değil, size önlem olarak dikkat et demek istiyor.
Yani aslında sık sık dejavu yaşadığınızda şöyle bir işaret geliyor.
Geçmişte yaşadığın olayların aynısından yine yaşayabilirsin.
Dikkat et, aynı hataları yapma ve yaşadıklarından edindiğin öğrenimleri unutma.
Yani gelen mesaj bir uyarı.
Kendinizi korumak için bir uyarı.
Mesela diyelim ki dejavuyu sık sık hissetmeye başladınız bu aralar.
Ve biz bunu evrenin bana dikkat et demesi olarak...
Yorumladık, okuduk.
Yeni biriyle tanıştınız.
İlk başta işte güzelce sohbet ediyorsunuz, samimi hissediyorsunuz.
Biraz daha zaman geçiyor, yine samimi oluyorsunuz.
Ya diyorsunuz ki ya işte şükürler olsun nihayet işte benim kafamdan birisi.
Çok iyi anlaşıyorum. Daha sonra işte konuşuyorsunuz, konuşuyorsunuz.
Günler günleri kovalıyor.
İşte size artık bir şeyler anlatıyorsunuz, paylaşıyorsunuz.
O size kendisiyle ve yaşadıklarıyla ilgili olayları vesaire bir şeyleri anlatıyor.
Ama daha sonradan bir olayını görüyorsunuz, bir durumunu görüyorsunuz ve...
Çok garip bir şey hissediyorsunuz.
Ya diyorsunuz ben bu hissi biliyorum, ben bunu daha önceden yaşamıştım diyorsunuz ve ona bakarken daha önceden sizi sıkıntı çıkartan bir arkadaşınızı görmeye başlıyorsunuz.
İşte bu dejavudur arkadaşlar ve dejavunun işaretidir bu da.
Yani sizin o arkadaştan sessiz bir şekilde uzaklaşmanız gerektiğini, eğer uzaklaşmazsanız ileride sıkıntı yaşayacağınızı, canınızın yanacağını, aynı yerden o yaranızın, acınızın tekrar akacağını
gösteren bir işarettir.
O zaman bile bile lades deriz.
Ya deriz ya saçmalama Ayça.
Herkes aynı olacak diye değil o zaman hiçbir arkadaşım olmasın.
Ben bu saatten sonra artık hiç mi kimseye güvenmeyeceğim deriz.
Ama demek ki o da güvenmemeniz gereken insanlardan biridir.
O yüzden sık sık dejavu yaşadığınız anlarda bu şekilde hissediyorsunuz arkadaşlar.
Bu işaretleri de aynı şekilde dikkat etmeniz gerekiyor.
Ve yedinci işaretimiz tekrar eden sayılar ve dizler.
Saatinize bir baktınız 11.11 ya da...
İşte önünüze hep aynı rakamlar çıkıyor.
Hesap yaparken farklı şeylerle uğraşırken işte 4 4 4 3 3 3 7 7 gibi tekrar eden sayı dizilerini görüyorsunuz.
Evren sizin dikkatinizi çekmeye çalışıyor demek bu.
Burada yapacağınız şey arkadaşlar sayıların anlamlarına bakacaksınız.
Yani size bir anlam vermek istiyor evren.
Ya da doğru yolda olduğunuzu yolunuzdan şaşmamanız için size rakamlarla işaret kendiriyor demek.
Zaten bildiğiniz ama görmezden geldiğiniz.
farkında olmadığınız bir şeye bakmanızı istiyordur.
Mesela işiniz çok iyi, çalışıyorsunuz ama siz daha iyisini istiyorsunuz.
Evren size o anda bu tarz rakamlar, işaretler gönderiyorsa diyor ki bak sen bunun iyi olduğunun farkında değilsin.
Bu işi bırakırsan kötü olacak.
Böyle bir işaretten bahsediyorum.
Mesela 333. Bu sayı dizisi arkadaşlar genelde yalnız olmadığınızı, destek geleceğini ama önce sizin harekete geçmeniz gerektiğini hatırlatan bir sayı dizisiymiş.
Ya da 444 hayatınızda kurduğunuz şeyin gerçekten sizin istediğiniz şey mi?
Yoksa sırf alışkanlıktan dolayı mı yapıyorsunuz diye sormak için size gösterilirmiş.
Pisagora göre evren matematiksel bir düzen ve sayılar sadece nicelik değil nitelik de taşıyor.
Ve numolejiye göre arkadaşlar 3 yaratım.
İşte ifade, hareket gibi anlamlara geliyor.
Dört de işte yapı, temel, sağlamlık anlamlarına geliyor.
Biz bugün sosyal medyada rakamlar görüyoruz.
İşte 333 destek diyoruz, 777 şans diyoruz.
Hani bu alıntılarının büyük bir kısmını görüyoruz.
Bunların hepsi de yanlış değil.
Bunlar zaten melek sayıları olarak bizim karşımıza çıkıyorlar ama her okuduğunuza inanmayın.
Araştırmadan da bunların anlamlarını netleştirmeyin arkadaşlar.
Hayat bizimle bazen gizemli, bazen de açık yollarla iletişim kuruyor ve hayatımızdaki değişimler boyunca bize redberlik ederek işaretler gönderiyor.
Ben buna kesinlikle inanıyorum.
Bu işaretleri anlayıp çözümlersek dönüştüğümüz dönemlerde daha fazla netlik, daha fazla güven ve bekleyen daha fazla yeni fırsata sahip olabiliriz arkadaşlar.
Bu şekilde ilerleyebiliriz.
Hatta bakın şunu da söyleyeyim kapatmadan.
Ortaçağ düşüncelerini bile işaretleri okumayı öğrenmemiz gerektiğini...
söylüyorlardı. Yani işaretler her yerdeler.
Her yerde varlar.
Araba kullanırken hız sınırı levhasını gördüğünüz zaman 30 yazıyorsa eğer kaza yapmamak için işareti dikkate alıyorsunuz değil mi?
Hızınızı ona göre ayarlıyorsunuz.
Ya da yolda yürürken işte trafiği işareti varsa tellerde gidip ellemiyorsunuz değil mi onu?
Ya da uzun yolculuklarda acıktınız diyelim.
Yol kenarlarına bakıyorsunuz.
Bir levha, bir işaret arıyorsunuz değil mi?
Bir çatal bıçak işareti alıyorsunuz.
Neden? Onu görünce içiniz rahatlayacak.
Hah diyeceksiniz. Az ötede, az ileride yakın zamanda yakın yerde bir yemek yiyebileceğim yer var.
İçinizde rahatlatacaksınız.
Yani aslında biz işaretleri sürekli arıyoruz.
Sürekli gözümüzle görmeye çalışıyoruz işaretleri.
İşte aynı şekilde hayatınızdaki soru işaretlerini gidermek ve cevaplarınızı bulmak için de işaretlerinizi takip edebilirsiniz.
Bu bölümün sonuna geldik arkadaşlar.
Eğer Spotify'dan beni takip alıp Oradaki şu çan işaretine bir tane tık atarsanız her hafta yeni bölüm yayınlıyorum.
Yeni bölüm bildirimleri size de gelecektir.
Ayrıca Instagram üzerinden de sizi bekliyorum.
Orada podcast asılmayan ya da söylemek istediğim ek bilgileri mutlaka paylaşıyoruz.
Orada da çok güzel bir topluluğumuz var.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.
başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
