
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hayatta başarılı olmak için etkili olmak gerekir; bu, kullanabileceğimiz en büyük süper güçlerimizden biridir.
***
Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba arkadaşlar.
Alternatif Vizyon''a hoş geldiniz.
Ben Ayça. Bugün etkili olabilmekle ilgili birkaç tane özellikten bahsedeceğim sizlere.
İnsanlar üzerinde etkili olabilmekten, iletişim üzerinde etkili olabilmekten konuşmak istiyorum.
Niçin bundan bahsetmek istiyorum bugün?
Çünkü etkili olabilmek geliştirebileceğimiz en güçlü özelliklerimizden birisi.
Ve etki olmadan en yaratıcı halimiz ya da en başarılı olabilecek fikrimiz bile eğer etkili olmazsak...
Çöp oluyor arkadaşlar. İnsanlarla kurduğumuz o iletişimin etkili olma gücü öyle büyük ki şöyle düşünün.
Ben şu anda bir podcast yapıyorum değil mi?
Yani bu alanda bazı hedeflerim var.
Bir şeyleri başarmak istiyorum ve sizlere de bazı bilgiler vererek ya da sizin güzel dakikalar geçirmenizi sağlayarak sizi etkilemeye çalışıyorum.
Etkili olunca da ne olmuş oluyor?
Beni dinlemeye devam ediyorsunuz ve ben de başarıma hızlı bir şekilde ulaşmış oluyorum.
Yani başarıya giderken bize yardımcı olabilirsiniz.
bilecek bir süper güç.
İnsanlarla iletişimlerimizde etkili olabilmek, fikirlerimizi doğru adrese iletebilmek gibi başarımızı kaçınılmaz yıkacak şeylerden yegane birisi.
Çok spesifik bir örnek vereceğim.
Bir filmden bahsetmek istiyorum.
Ford ve Ferrari'nin gerçek bir hikayesi.
Başrollerde Matt Damon ve Christian Bale oynuyor.
Harika bir kadro tabii ki.
Gerçek bir hikaye.
Ken Miles diye bir kişi var.
Christian Bale oynuyor. Bu kişi bir yarışçı.
Araba yarışları yapan, çok başarılı olan...
Aynı zamanda da mühendislik yeteneğin yüksek olan birisi.
Ama öyle bir garip karakteri var ki arkadaşlar.
Çok aksi. İnsanlarla sürekli tersleşiyor.
Kendi doğrusunu anlatırken ne kadar haklı olsa da izlerseniz eğer görürseniz o kadar tavırları var ki ve insanların üzerinde o kadar olumsuz etkisi var ki o tavrından dolayı onun başarısının maalesef üzere
örtülmüş oluyor. Sonra bir tane adam hayatına dahil oluyor.
Shelby. Onu da Matt Damon oynuyor.
O da tam tersi bunun.
İnsanlarla inan... inanılmaz derecede etkili iletişim kurabiliyor ve insanlar üzerinde de iknası çok yüksek.
Ve yani bu konuda başarı olduğu için de Ken Miles, Shelby'nin bir şekilde sözcüsü olmuş oluyor.
Onun yeteneklerine, onun başarısını ısrarlı bir şekilde başkalarına satıyor.
Gerçek bir hikaye. Filmin sonunda ağlıyorsunuz, şok oluyorsunuz.
O yüzden lütfen filmi eğer izlemek isterseniz fragmanını dahi izlemeden direkt bilgisayarın başına geçip izlemeye başlayın.
Onu izlediğiniz zaman başarının...
Ve bizim bu fayda sağlayabilecek yani gerçekten inandığımız fikirlerimizin aslında etkili olmadan ne kadar boş olduğunu anlayacaksınız.
Bizler yeteneklerimizi ve başarılarımızı doğru yönlendirbilmek için etkili olmalıyız arkadaşlar.
Bu bu kadar net. Ve etkili insanların 10 özelliği kitabından bahsedeceğim.
Kaynak olarak onu kullandım bu bölümde.
Brian Tracy yazarımız.
Gerçekten kendisinin çekim yasasıyla da ilgili, motivasyonla da ilgili çok fazla çalışmaları, araştırmaları mevcut.
Ama ben bu bölüm için bu kitabı seçtim.
Birinci özelliklerimizden başlayalım o zaman.
2021 yıl sonu itibariyle arkadaşlar dünyada yaklaşık bir tahminle 20 milyon tane milyoner var.
Bakın söylerken bile. Söylerken bile dilim sürüşte 20 milyon kişi var yani milyoner olarak geçen.
Bu milyonerlerin yaklaşık %87'si bu zenginliklerini kendi çabalığıyla başarmış.
Ya lütfen o yüzden şu ya işte onlar şanslı doğuştan zenginler klişelerini bir kenara koyalım.
Onları bırakıp beni dinleyin lütfen.
Çünkü %87'lik dilim gerçekten azımsanacak bir dilim değil.
Yani doğuştan zengin değil bu insanlar.
Ya fakir doğmuşlar ya da orta düzeyde bir ailenin çocukları.
Araştırmalarda bu milyoner kişilere neden ve nasıl bu kadar zengin oldukları soruluyor.
Ve cevaplar o kadar şaşırtıcı ki sanki aralarında gerçekten sözleşmiş de ortak bir cevap vermiş gibiler.
Çünkü hepsi aynı şeyi söylemiş.
Bu kişiler diyorlar ki her şeyden önce yani o sıfır noktası diyebileceğimiz başlardır.
Başlangıç noktasında ekonomik özgürlüklerini kazanmak için belirledikleri net bir hedef var.
İnanılmaz standart geliyor değil mi?
Bir hedefin olsun, bir hedef belirle.
Çok standart, çok klasik geliyor.
Aslında burada demek istenen şu, net bir hedef.
Bu ne demek biliyor musunuz? Rakamsal bir hedef, zamansal bir hedef.
Belki zaman her zaman tutmayabilir çünkü işin içine sabır da girecek biraz sonra bahsedeceğim ama burada bir rakam var, burada bir zaman var ve bu insanlar hedeflerinin net olabilmesi için ve o hedeften...
Haşmamak için bunu kağıtlara dökmüşler.
Bakın son zamanlarda ben biraz tasavvuf psikolojisine biraz merak saldım.
Dinlemeye başladım. Videolar vesaire izlemeye başladım.
Orada mesela hani derler ya işte şu dua için, şu istek için şu duayı okuyun.
İşte şu Esmaül Hüsna'yı söyleyeyim vesaire öyle videolar vardır ya.
Orada psikoloji mezunu bir hanımefendinin videosuna denk geldim.
Diyor ki okuduğunuz Esmaül Hüsna'ları diyor.
Tasavvufa doğru gidiyoruz biz dini bilgilere doğru.
Çok garip geldi çünkü bana.
Bu okuduğunuz Esma Hüsnanları diyor.
Okurken aynı zamanda yazın diyor.
Yani hani insanlar şaşırıyor tabii.
Dua dediğin okunur, yazma nereden çıktı vesaire diye.
Ama gerçekten öyleymiş.
Her şey yazın diyoruz.
Her şey yazdığımız zaman beyninize hükmediyor diyoruz.
Aynen bu şekilde. O insanlar bile hedeflerini yazıyormuş.
Demek ki yazmak gerçekten doğru arkadaşlar.
Şu ana kadar bilimsel bir kanıdı net bir şekilde yok.
Ama net olarak yazın.
Mesela siz bir takı işi yapıyorsunuz diyelim.
Yeni başladınız. Evet biraz hareketlenmeler var.
İyi gidiyorsunuz. Satışlarınız güzel gidiyor.
Kağıdınızı, kaleminizi alıp yazın arkadaşım.
Deyin ki ben kendimi 2024'ün aralık ayında şu kadar satış, toplam şu kadar kar olarak görüyorum.
Gerçekten bunu bir vizyon panosu olarak düşünün.
Şu an benim de karşımda sizle konuşurken kendime yılbaşında hazırlamış olduğum vizyon panom var.
Ona bakarak konuşuyorum. Her zaman o önümde durur.
Yani o da o belirlediğiniz kağıda yazdığınız hedefte aynen vizyon panosu gibi düşünün arkadaşlar.
Arada bir açın. bakın ona. Kendinizi kasmayın, sıkmayın ama o hedeften şaşmayın.
Yani bizim birinci özelliğimiz ne?
Hedefiniz net ve o hedefe odaklı olmak.
Milyonerler bu zengin abiler, ablalar diyorlar ki odaklandığımız hedefe ulaşmak için her şeye denemeye hazırdık.
Her şeyi denerdik diyorlar.
Bunlar tırnaklarıyla kazıyarak başarılı olmuş girişimciler.
Bakın biraz önce oranda verdik.
Birçok farklı yol deniyorlar.
Eğer bir tanesi işe yaramazsa başka bir yola geçiyorlar.
Ya of olmadı ya. Aman bu da tutmadı diye vazgeçmiyorlar.
Niçin? Çünkü hedef odaklılar.
Sonucu düşünüyorlar.
Hani manifest yaparken de diyorlar ya en kuvvetli manifest sonucunu olmuş gibi düşündüğün zaman o andaki mutlulukla beraber gelen hayal gücüdür diye.
İşte buradaki odaklılık da sonuca ait bir odaklılık.
Yani onlar sonucunun mükemmel olacağını düşünerek odaklarından şaşmıyor arkadaşlar.
Şöyle de bir şey var. Beynimiz belli bir seviyeye geldiğinde uzun vadeli düşünmeye başlıyormuş.
Yani siz şu anda 30'larınıza yaklaştıysanız 20'lerinizdeki planlarınıza ya da hedeflerinize bakın bir.
daha kısa vadeli olduğunu göreceksiniz.
Böyle o 20'lerde daha anlık tatmin şeklinde olduğunu göreceksiniz.
Zaten beynimiz yapılan son araştırmalardan 25-27 yıl sonralarında uzun vadeli hedefler yapabildiğini görüyor.
Yani eğer siz 23-24 yaşlarındaysanız arkadaşlar çok uzun vadeli hedeflere odaklanmanıza gerek yok.
Kendinize biraz daha kısa odaklı hedefler belirleyebilirsiniz.
Ama 30'u geçtiyseniz eğer ben de 36 yaşındayım.
O yüzden biraz daha uzun vadeli net hedeflere bağlanmak daha doğru gibi.
Şimdi bir hedef belirlediniz.
Netsiniz ve odaklısınız diyelim.
O hedefe ulaşmak için çabaladığınızda başarmaya ufak da olsa başladığınızda biraz önce de söylediğim gibi bir şeyler kıpırdamaya başlıyorsa ne oluyor arkadaşlar?
Siz daha çok başarmak istiyorsunuz.
Yani o isteklerini Sıçrıyor bir anda ve bunları yaptıkça enerjiniz, kendinize olan güveniniz artan bir başarıyı gerçekten getiriyor.
Ve siz o zaman nasıl hissediyorsunuz?
Mutlu hissetmeye başlıyorsunuz.
Ve mutlu insanlar nasıl olurlar?
Olumsuz kişilere göre çok daha etkili olurlar değil mi?
Bu yüzden daha etkileyici olmanın en harika yollarından biri de bu hedeflere.
odaklı olmaktır. Brian bu şekilde bırakmıyor.
Diyor ki hedeflerinizi gerçekleştirmeniz için 10 tane kendinize hedef belirleyin.
Bir liste yapın diyor. 1-2-3-4-5-6-7 diye böyle 10 tane hedef yazıyorsunuz.
Sonra listeden sizin için en önemli olan hedefi seçiyorsunuz.
Bu hedefe ulaşmanızı sağlayacak 10 tane de eylem yazıyorsunuz.
Eylemden bahsediyoruz. Şunu düşünüyorum, bunu istiyorum değil.
İşte sallıyorum mesela satışlarımı arttırmak için işte Instagram'da şu şekilde bir Reels yapacağım.
İşte haftalık 3 tane Reels yapacağım.
Eylemden bahsediyoruz. Bunu yazdınız mesela.
Bunu yazdığınız zaman 10 taneden içinden de bu hedefinize ulaşmak için en...
güçlü olan eylemi seçiyorsunuz.
Elimizde ne var? Gerçekten istediğiniz bir hedef ve bunun olması için ihtimali yükselten gerçek bir eylem planı var.
İşte bizim yazarımızın vermiş olduğu hedef yöntemi bu şekilde arkadaşlar.
Ve şöyle bir şey daha söylüyor.
Bir hatırlatma yapıyor daha doğrusu.
Doğru yolda olduğunuzdan emin olmanız gerekiyor.
Bir hikayeden bahsedeceğim size.
Çok kısa bir hikaye.
Antik Yunan'da yürüyüş yapan bir gezgin, bir taş üzerinde oturan...
yaşlı, beyaz cübbeli bir adama Olimpos Dağı'na nasıl gideceğini soruyor.
Diyor ki, yolumu kaybettim.
Acaba Olimpos Dağı'na nasıl gidebilirim?
Gerçekten Olimpos Dağı'na gitmek istiyorsan, bu çok basit diyor cübbeli.
Attığın her adamın o yönde olduğundan emin ol, yeter.
Yani siz yapmış olduğunuz bu eylem planlarının size göre olup olmadığını doğru yolda olup olmadığınızı siz kendiniz sadece hissedebilirsiniz.
Peki size bir soru kim bu cübbeli?
Bizimkilerden değil arkadaşlar merak etmeyin.
Bu Sokrates. Şimdi herhangi bir şeyi yapmadan önce kendinize bu eylem beni gerçekten başarmak istediğim bir şeye doğru mu götürüyor?
Yoksa ben bu hedeften ayrılıyor muyum diye.
sorarak bunun doğruluğunu size göre olup olmadığını bulabilirsiniz.
İkinci özelliğimizden devam edelim o zaman.
Dilimizdeki en önemli kelime tavırdır.
Hayatımızda birçok inişler çıkışlar var.
Zorluklarla dolu günler yaşayabiliyoruz.
Ve stres dolu oluyoruz değil mi?
Bu stresle baş etmek için genel olarak Pozitif ve neşeli olmamız gerekiyor.
Yaşadığımız olayların iyi yanlarını görmeye çalışmak.
O durumlardan çıkartılacak önemli dersleri bulmak.
Sonraki stresli olaylarda zorlukların üstesinden gelmemizi sağlayacak.
Ben bir film karesinde görmüştüm.
Oyuncu şu an hatırlayamıyorum.
Diyor ki illa diyor buhranlı dönemimizde bir ders mi çıkartmamız gerekiyor diyor.
Evet bir ders çıkartmamız gerekiyor arkadaşım.
Neden biliyor musun? Çünkü sen o stresli yaşamış olduğun olayı ya da o mutsuz seni mutsuz eden senin canını...
Sıkan o yaşadığın olayı tekrar yaşayacaksın.
Sana hiç kimse ölmeden önce o olayı bir daha yaşamayacağının, bir daha stres olmayacağının ya da bir daha umutsuz olmayacağının garantisini veremez.
Sen hazırlıklı olabilmek için, tekrar tekrar kalbinin acımaması için o yaşadığın olaydan evet ders çıkartmamız gerekiyor.
Amerika'da en hızlı büyüyen 500 tane şirketin kurucularıyla görüşmeler yapıyorlar.
Bu adamlar nasıl böyle hızlı büyüdü diye sorular soruyorlar.
Onların ortak yönleri ne biliyor musunuz arkadaşlar?
Bunların hepsi haydi. Kısa
Aşırı iyimserler.
Düşün ve zengin ol podcastımda da bu olumlu zihinsel tavırdan bahsetmiştim dinleyenler hatırlar şimdi.
Ve burada da yazarımız olumsuz hissetmenin bizim seçtiğimiz bir karar olduğunu söylüyor.
Hangi felsefe? Aynen stoğacılar gibi değil mi?
Zorluklarla yüzleştiğimizde sabahat edeceğim.
Hiç olumsuz hissetmeyeceğim.
Durmadan devam edeceğim ve...
Pozitif bir insan olacağım.
Bakın çok klişe geliyor kulağa.
Ama gerçekten bu kelimeleri beyninize kazımanız gerekiyor.
Beyninize kazımadığınız zaman ki genel olarak olumsuz düşünen, negatifte kalan bir insansanız bu beyninize eğer müdahale etmezseniz maalesef o beyin o şekilde ilerler ve sizin hiç olmayacağınız,
hiç yapmayacağınız tercihleri yapmanıza sebep olur.
Çünkü kötü bir olay olduğunda iyimser bir tavırda olmak kendinizi bilinçli bir farkındalık seviyesine getirir.
Yani tavırlarımızın olumlu olması gerekiyor.
Bazı insanlar olumsuz etki yaratan geçmiş deneyimlerinin cinsel veya fiziksel taciz gibi işte başarılarına ket vuracağından endişeleniyorlar.
İşin aslı aslında şöyle.
Neden endişeleniyor bu insanlar?
Neredeyse hepimiz işlevsiz yetiştirilme tarzının bir çeşidine maruz kaldık.
Bakın tekrar ediyorum. İşlevsiz yetiştirilme tarzı.
Bu X kuşakları, Y kuşakları, Z kuşakları bunlar işlevsiz yetiştirilirler diyor.
Annelerimizde böyle yetiştirildiğiniz...
Söylüyor babalarımızın da. Bütün çocuklar, bütün bebekler dünyaya temiz bir sayfa olarak geliyorlar.
Hepimiz böyle geldik. O olumsuz hisler, hayal kırıklıklarımız, korkularımız, sinirlenmelerimiz yoktu dünyaya geldiğimizde değil mi?
Dünyaya geldiğimiz zaman sadece yüksek ses ve düşme korkusuna karşı korkular doğal korkulardan sayılıyor arkadaşlar.
Peki neden bu kadar çok olumsuzda kalıyoruz diye hiç düşünüyor musunuz?
Çocukken iki tane olumsuz alışkanlık kalıbı geliştiriyoruz biz.
çevredeki uyarana karşı gösterdiğimiz irade dışı tepkiler.
Biraz önce o ses ve düşme korkusundan bahsettiğim şey.
Bir de geliştirilen kılıplardan biri olan başarısızlık korkusu var.
Bir çocuk bile isteye başarısızlık korkusu geliştirebilir mi?
Yani kendine bunu yapar mı?
Yapabilir. Şöyle çocuk annenin ya da babanın hoşlarına gitmeyen bir şey yaptığı zaman işte annesi babası dur yapma diye bağırıyorsa bir de üzerine işte bu da tatlısı olsun diye tokatlı da vurduysa
Cezalandırdıysa o çocuğu işte o olumsuz alışkanlık kalıbı o canının acıdığı anda doğuyormuş arkadaşlar.
Çocukların tek bir ihtiyacı var sevilmek ve kendilerini güvende hissetmek.
Ben bu güvende hissetmeyi de sevilmenin içine ekliyorum zaten.
O yüzden tek bir ihtiyaç olarak söyledim bir anne olarak.
Anne ve babalarının koşulsuz desteklerini kazanmak için nasıl davranmaları gerekiyorsa öyle yapmaya başlar çünkü çocuklar.
Diğer olumsuz kalıpta ondan uzun...
Uzak dur diye bağırıp çağıran, çocuğun elinde ne olsa elindekini bırak kırılacak, dökülecek, pislenecek, yerine koy diye kızan bir ebeveynin olması.
Bunun sonucunda da nasıl bir insan doğuyor?
Ben yapamam. Ben başarısızım.
Böyle bir insan doğuyor.
Ben yetersizim.
Bir çocuk sevgiye öyle bir muhtaç ki, nasıl ki güller suya, beynimizde oksijene muhtaç.
O olmadan yaşayamayız.
İşte çocuk da sevgiye aynen böyle hayati derecede muhtaçtır.
Hep travmalardan bahsediyoruz ya çocukluk travmalarından.
Bence bir çocuk için en büyük travma ondan esirgenen bir sevgidir.
En kötüsü de bir sevip...
Bin sevmemektir.
Vardır ya böyle dengesiz aileler.
Çocuklar korkar, dengesizleşirler, öfkelenirler.
Çünkü sevginin sürekliliğini sağlamak için ne yapacaklarını bilemezler.
Sonuç olarak da başarısız olma, işte biraz önce söylediğim gibi hata yapma, cezalandırılma korkusuyla büyümüş olurlar.
İnanılmaz büyük bir başarısızlık korkusu gelişir.
Eğer bir şey yapar ve başarısız olursam annemin babamın sevgisini kaybederim, güvende olmam.
Kendimi büyük bir tehlikenin içinde bulurum.
İşte bunlar... o çocuğun içindeki sesler, sonra bu korkular büyür büyür risk alamamaya, başarısız olmaya, etkisiz kalmaya, aşırı duyarlılığa, ya hangi birini sayacağımı bilmiyorum, başkalarının
olumsuz fikirlerinden korkmaya kadar evrilir.
Yani yetişkinliğimizdeki tüm olumsuz davranışların kökeni çocuklukta esirgenmiş olan sevgiye dayanıyor.
Yazarımız çok zengin bir adamıyla bir sohbetteyken çok dini uzattım, bilmiyorum adamın çok parası vardı herhalde.
İş adamına ne kadar başarılı olursam olayım sanki her şeyin bir anda benden alınacağına dair bir bilgi alıyor iş adamından.
İş adamının söylediği cümle bu.
Yani bu adam o kadar zengin ama her kazandığında elinden sanki onun parasını alacaklarmış gibi hissediyormuş.
Çocukluğundaki sevgisizlikten kaynaklanıyor işte bu da.
Böyle bir çocukluk geçirmiş olabilirsiniz.
Sevgi hep eksik, hep sevgiye aç.
İçinde boğularak başta söylediğim olumlu tavır haline gelmeyin.
gerekiyor. Yapabileceğiniz şey sizi bugüne kadar bir şekilde incitmiş herkese bağışlamak.
Olanları tamamıyla bırakın ve bunun o kişilerle bir ilgisi olmadığını anlayın.
Bu sizinle alakalı.
Sizin bırakmanız gerekiyor.
Bazı affedemişlerin ağırlığında ezilmek mi yoksa bazı hesaplaşmalar sonrası yola devam etmek mi istersiniz?
Ve yapılan araştırmalarda arkadaşlar affetme duygusunun o kadar güçlü bir şekilde bağışıklık sistemimizin çökmesinde bir şekilde etkilenmesi Etkili olduğunu göstermiş ki.
Yani çok büyük bir yaratıcı bu.
Bırakın onları kuş olup gitsinler sizden.
Sizin kendinizi bilmeniz yeterli.
Eğer siz sürekli bu geçmişteki insanlarla alakalı size zarar verdiklerinden, size yaptıklarından bahsedip kendinizi bulamayıp başkası oluyorsanız eğer eyvallah olsun diyeceğim.
Lütfen bana kulak verin.
Bakın Mesnevi'de bir hikaye var.
Belki biliyorsunuzdur. Kulağıma davul sesi geliyor derse.
Haa gördüm.
Pehlivanlar güreşiyor der kör.
O zaman ne duruyoruz?
Hemen gidelim der topal.
Sınırlarınızı kim olduğunuzu bilmek yani kendini bilmek ve dürüst olmak.
çok büyük bir marfettir.
Bu özelliğimiz de arkadaşlar dürüst olmak.
Siz dürüst olmaya devam edin arkadaşlar.
Bir kapının eşiğinde beklerseniz o kapı bir gün mutlaka açılır.
Bazen gerçeğin ayıklığı beraberinde mutsuzluk getirebilir.
Evet doğru, doğru söyleyin.
Dokuz köyden kovarlar ve bazen gerçekten yalancılar, dürüst olmayanlar ön plana çıkabiliyor.
Olsun yalancı bir mutluluk yerine gerçekçi bir mutsuzluk bence ondan çok büyüktür.
Bu da Kemal Sayar'ın sözüdür.
Şimdi sıradaki özelliğimiz etkili insanların karakteristik özelliği.
Hayatımızda başarılarımızın %85'e ilişkilerimize dayanıyor.
İlişkilerimizde neye dayanıyor olabilir?
Tabii ki Güvenle.
Her şeyden önce kendinize dürüst olun, kendinize doğruyu söyleyin ve başkalarına da doğru davranın.
Etki sahibi birisi olmak istiyorsanız insanların %100 güvenebilecekleri türden biri olmanız gerek.
Çünkü dürüst bir insan olduğunuz zaman güvenilir bir insan oluyorsunuz ve insanların üzerinde bir etkiniz oluyor.
İnsanlar sizi ne kadar çok sever, ne kadar çok güvenirse size o kadar çok fırsatlanırlar.
Burada insanlara yalakalık yapın, gidin kendinizi sevdirin demek istemiyorum.
Bu yanlış anlaşılmasın arkadaşlar.
Siz zaten dürüst olduğunuz zaman, doğru olduğunuz zaman şu an o kadar az ki bu tarz insanların sayısı çünkü gerçekten fark edileceksiniz.
Yani sizin özünüzün sözünüzün bir olduğunu, size güvenebileceklerini yani en kötüsünden size bir şeyler emanet edebileceklerini bilmeleri gerekiyor.
Sizin dürüstlüğünüz, itibarınızın iş hayatınızda olan çok önemli bir yeri oluyor.
Evinizin çatısını ve duvarlarını düşün.
Mobilyalarınızı ve lambalarınızı, renklerini değiştirebilir.
evinizin ama İskeleti hep aynı kalır.
İşte sizin dürüstlüğünüzden doğan itibarınız da aynen bu şekildedir.
Mutlaka hayatınızda bu doğruluğunuzun karşılığını alırsınız arkadaşlar.
Bugün değilse de vakti vardır onun.
Vakti geldiğinde o karşılığını alırsınız.
Mesela birisi size bir şey anlattı.
Ya bu çok gerçekten gizli bir bilgiydi.
Hani ya da bunu kimsenin bilmemesi gerekiyordu.
Bunu başkasına anlatmazsan sevinirim demeseler bile kimseye söylememeniz gerekiyor.
En yakınıza göre bence...
Onları bile bence anlatmayın.
Yani anlattıklarınızı yarın öbür gün o insanlarla çünkü kötü olma artık ihtimalimiz çok yüksek.
Başkalarından duymasınlar ve duymayacaklarını da bilsinler.
Ve bu şekilde zamanla o insanlar üzerindeki etkiniz vazgeçilmez bir hal alıyor.
İlerlemiş oluyor. Çoğumuz etkili olmanın doğru insanları tanımak, doğru zamanda, doğru yerde olmak, doğru yerde bulunmak olduğunu düşünebilir.
Ya da benim güzel bir geçmişim, doğru bir geçmişim varsa...
ben zaten etkili olurum diye de düşünebilir.
Evet belki haklılar ama etki sahibi olmak da bunlar.
Bu anlattıklarım da çok önemli şeyler.
Etkili olabilmenizi sağlayacak güzel özellikler arkadaşlar.
Bakın bir yerde olmak ve o yerde görünebilmek aynı şeyler değil.
Ama çok yakın ilişkiler.
Olmak ve görünmek uyumlandıkları sürece başarı kaçınılmaz olur.
Eğer bulunduğunuz ortamda siz görünebiliyorsanız Doğru yerdesiniz demektir.
Ve bir özelliğimiz daha var.
Sebat etmek arkadaşlar.
Sabretmek. Çok güzel bir Habeş hikayesi var.
Habeşistan'da zamanın birinde bibirlerini çok seven bir adam ve bir kadın yaşıyorlar.
Evlenmek istiyorlar. Ama adamın daha önceki evliliğine olan evladı yeni bir anneyi hiç istemiyor.
Ne yapalım diye köyün bilge kişisine gidip danışıyorlar.
Ne yaptıysam, ne kadar yanaştıysam...
Aman aman yavrum dediysem de olmadı.
Kendimi ona sevdirmeye çalıştıysam ona yaklaşamadım diyor kadın.
Kendini sevdirememiş yani bu çocuğa.
Bilge kişi de diyor ki git bir kaplanın bıyıklarından 3 tel kopar getir.
O zaman senin bu derdini ben çözeceğim.
Kadın tabii şaşırıyor. Bu kolay bir iş değil ben nasıl yapacağım diye düşünüyor.
Ama bir tane kaplan buluyor.
Cesaretini topluyor yanına gidiyor.
Önce kaplanar ne kadar mesafede yaklaşırsa problem yaşamayacağını öğreniyor.
O mesafeyi anlamaya çalışıyor.
Sonra yavaş yavaş ona yiyecek götürmeye başlıyor.
Ve kendisini sevdiriyor.
Bir süre sonra kaplan onun kötü niyetli olmadığını, kendisini sadece beslemeye geldiğini anlıyor.
Daha çok yaklaşıyorlar. O kadar uzun zaman geçiyor ki bu zamanda.
Sonunda bir gün kaplan uyurken kadın 3 tane tel alabiliyor kaplandan.
Fakat o zaman içinde bir şeyi öğreniyor.
Her şey yavaş yavaş ve sabırlı olur.
Bu süre içinde oğlu olacak o çocuk.
Zaten yaklaşmış kadına zamanla beklemeyi öğretiyor.
O beklemeye bildiği ve hamlelerini yavaş yavaş yaptığı zaman aynı kaplana yaklaşır gibi çocuğa yaklaşarak aralarındaki buzları çözebildiğini görüyor.
Yani hikayenin bize anlattığı şey iyi olan her şeyin zahmet ve emekle var olabileceği arkadaşlar.
Zahmetsiz pişmiş aşın lezzeti olmaz.
Sabır işte o zahmete ve çileye, sarf yokuşu tırmanmaya veya dar kapıdan geçmeye talip olmaktır.
Kemal Sayar'ın kitabından bir alıntıdır bu da.
Bizler, sizler, ben, sen, hepimiz.
Evet, doğru. Yaşadıklarımız karşısında çok kez düştük.
Kalktık, bir daha düştük.
Sebat etmek herkesin gösterebileceği bir olgunluk değil.
Dayanması bazen çok acı verebilir.
Ama önemli olan ne kadar yüksekten düştüğümüz değil, düştüğünüz yerden ne kadar yükseğe sektiğinizdir.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
