
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde, erkeklerin genellikle dile getirmediği ancak önemsedikleri konuları ele alıyoruz.
Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Altyazı M.K.
Merhabalar Alternatif Vision'a hoş geldiniz.
Ben Ayça. Bugün erkeklerin kadınlardan ne istediğine dair konuşmak istedim sizlerle.
Çünkü insanlığın en başlarından beri bence ne kadınların ne de erkeklerin birbirinden ne istediği tam olarak anlaşılamadı.
Çünkü gördüğünüz gibi hala daha bu konuyu tartışıyoruz, konuşuyoruz.
Erkeklerin beklentileri birçok zaman kafamızın içinde karmaşık bir hal alabiliyor.
Garip bir labirente dönüşebiliyor.
Gerçekten onlar ne istiyorlar?
Düşüncelerine bir pencere açmak istedim bu bölümde.
O kafalarının içindeki sırları keşfetmeye çalışmak istiyorum.
Hepimizin derinliklerinde ve var olduğumuz andan itibaren bazı temel ihtiyaçlarımız var değil mi?
Yemek yememiz, su içmemiz, uyumamız gibi.
Bunların yanına da aslında hep unuttuğumuz, bazen geride bıraktığımız, en önde tutmamız gerekenlerden biri var.
Nedir o? Ruhsal sağlığımız, duygusal dengemiz, sosyal bağlantılarımız, stresi yönetme...
kendimizi kabul ederek saygı duymamız.
Bunların hepsi bizim ruhsal sağlığımızı denge tutan şeyler.
Peki biz romantik ilişkilerimizde bu dengeyi koruyamayarak tökezler düşersek ne olur?
Hayatımız kötüye gitmeye başlar, ruhumuz yaralanır.
İşte bunlar olmasın diye erkeklerin kadınlardan ne isterine dair uzman görüşlerden derlediğim birkaç görüşü paylaşacağım sizlerle bu bölümde.
Öncesinde ama bu kadın ve erkeklerin isteklerine dair farklılıklar Nereden çıktı?
Neden bu tarz farklılıklar var?
Bunu bilimsel birkaç araştırmayla anlatmak istiyorum size.
Şimdi bilim insanlarının yaptıkları çalışmalarda aslında beynimizin bir cinsiyeti olmadığı görülmüş.
Dolayısıyla beyin cinsiyetinin daha çok bir spektrum yani özelliklerinin çeşitliliği ve genişliğinin olduğunu söylemişler.
Aslında bir bireyin varyasyonlar göstererek kültürel, çevresel faktörler ve hormonlarına bağlı olarak darvunuş ve istekleri şekilleniyor mu sanki?
Şimdi mesela duygusal ifade farklılıkları var değil mi erkekler ve kadınlar arasında?
Bunların açıklaması şu şekilde.
Österojen ve testosteron.
Cinsiyet hormonları bunların etkisi altında şekilleniyor bu duygusal ifade farklılıklarımız.
Biz kadınlarda österojen fazlayken erkeklerde testosteron fazla.
Ve araştırmalar gösteriyor ki erkeklerde fazla bulunan testosteron hormonu karakterize ediliyor.
Erkeklerin duygularını daha içsin.
ve sınırlı bir şekilde ifade etmelerine neden olduğu görülüyor.
Yani biz yıllardır erkeklere hani bazı karakterlere tabii ki böyle odun odun dedik dedik ya bir tek kadınlar değil erkekler arasında da ya o biraz odundur o işte içine atar vesaire diye.
Aslında bunun sebebi testosteron hormonunun fazla olmasından kaynaklıymış.
Çünkü bu hormon dediğim gibi sınırlı bir ifade şekli veriyor erkeğe.
Duygularını daha içsel yaşamasına sebep oluyormuş.
Alın size bilimsel Bir kanıt kızlar.
Yani yaratılışlarında varmış bu şekildeki özellikler.
Çok da fazla üzerlerine gitmemek gerekiyor sanırım bu konuda.
Sonuçta hepimiz insanız.
Neden farklı şeyler istiyoruz?
Aslında bunun sebebi bu hormonlar.
Şimdi erkeklerin isteklerinden devam ediyorum, başlıyorum.
Johnny Depp'in bir sözüyle başlayalım o zaman.
Diyor ki Johnny Depp, bir kadın senin dilinden aşkı anlamıyorsa senin ona anlattıklarında bir şey ifade etmez.
Boşuna kendini yorma arkadaşım diyor.
Yani arkadaşlar iletişim.
Bu söz iletişimin bir ilişkide aşkta ne kadar önemli olduğunu anlatıyor bize.
Depçim güzel bir yere değinmiş.
Erkeklerin en temelde istedikleri şey doğru bir iletişim.
ve onlarla sürekli iletişim halinde kalmak.
Ne demek bu? Çok konuşmak, her şeyi anlatmak değil.
Kendini doğru ifade etmek.
Duygularını, düşüncelerini net bir şekilde söylemek.
Doğru söylemek. Hani arada sırada biz kadınlar böyle ufak pembe yalanlar söyleriz.
Erkekler bunları aslında sevmedikleri görülüyor araştırmalarda.
Yani istemiyorlar. Ufak da olsa bu şekilde yalanların onlara söylenmesini istemiyorlar.
Sanırım kendileri nasıl düz bir iletişime devam ediyorlarsa kadınlardan bekledikleri de bu.
Küçük yalanlar olmadan olaylar neyse doğru bir şekilde duygularını ifade etmek ve iletişimde kalmak.
Yapılan araştırmalarda da görülüyor ki birbirini doğru anlayan çiftlerin güçlü ve sağlam bir ilişki inşa edebildiklerini göstermişler.
Yani bu ilişkilerin sağlıklı olmalarının yanında dediğim gibi iletişimde doğru olmak çok önemli.
Şöyle bir görüş var psikologların.
Kadınlar yalana karşı bir kalkın oluşturmada erkeklerden daha önde olduğunu söylüyorlar.
Acaba kadınlar yalana daha çok maruz kaldığı için zamanla bu konuda profesyonellik kazanmış olabilir mi sayın uzman psikologlarım ne dersiniz?
Yani şöyle ki kadınlar yalanı daha kolay anlıyorlar ve bir yalan karşısında daha çözümlü ve kendini korumada başarılı Ama erkeklerde bu durum daha az gelişmiş olduğundan dolayı bu
diğer istekleri de yalan söylemeden bir iletişim kurulması.
Herhangi bir şekilde yalana ufak da olsa başvurulmaması.
Bu arada bir üniversitede, Amerika'da bir üniversitede yapılan bir anket var.
Yalan söyleyen kadınlara karşı düşündükleriyle ilgili erkeklere soruyorlar.
Bir tane adam diyor ki bir kadının doğrudan ve dürüst olması yaşadığım ilişkide karmaşıklıkları önler.
Ve ben ona güvenebileceğim için kendimi tamamen ona teslim edebilirim.
Güzel bir öneri bence. Erkeklerin yalana yatkın olduğu doğru bu bilgi.
Yani toplumsal olarak en azından şu anda böyle maalesef.
genel bir önyargı var. Sanırım zamandan normalleştirilmiş bu durum.
Ama kadının yalan söylemesi böyle bir şok etkisi yaratıyor erkeklerde.
Bu yüzden erkekler korkuyorlar yalan konuşan kadınlardan ve doğru konuşan kadınları tercih ediyorlarmış.
Bir diğer istekleri de aslında bu bilinç altlarında yaşan bir şey.
Çoğu erkek bunun farkında olmuyormuş.
Şimdi bu istekleri anneleriyle alakalı.
İlk önce olumsuz tarafından bahsedeceğim size.
Şimdi erkeklerin kadınlarla ilişkileri biliyorsunuz.
Anneleriyle başlıyorlar. Anneler daha çok oğullarını yönlendirmeye çalışırlar değil mi?
Ben de bir erkek annesiyim.
Evet genelde otorite kurmaya çalışıyorum.
Bilmiyorum neden bu şekilde davranıyorum ama daha bir otoriter olmaya çalışıyorum üzerinde.
Otorite kurmaya çalışıyorum ve genel olarak da zaten çoğu anne de bu şekilde yapıyormuş.
Çocuk otoriter bir anne karşısında yani tam bu noktada anlaşılmadığını hissediyormuş ve hayatındaki bazı boşluklar oluşuyormuş.
Belli bir yaşa kadar annesiyle yaşayıp bu şekilde duygu boşlukları olunca da adam karşısındaki kadına Diyormuş ki beni anlasın, beni fark etsin, beni dinlesin.
En önemlisi beni anlasın.
Ama bizler farkında olmadan ne yapıyoruz?
Kendimize anlatmaya çalışırken, lütfen bunu kabul edelim.
Genelleme yapmak istemiyorum ama genel bir algı olarak söyleyeyim.
Trip atıyoruz, küsüyoruz, çocuklu tavırlar sergileyebiliyoruz.
Bunlar bizim anlaşmamıza engelleyen şeyler oluyor aslında.
Erkeğin dışında farkında olmadan ne yapmış oluyoruz biliyor musunuz?
Onu da çocuğumuz gibi görüyoruz.
Ve çocuklar genelde ne yapıyor?
par arkadaşlar. Anneye karşı gelir.
Bir isyan, bir başkaldırmaları vardır ve size erkekten zamanla karşı gelmeye başlıyormuş.
Kendi isteklerini açıkça belirten ama kendisi o şekilde davranmayan erkek varsa karşınızda kızlar oradaki sorunu anlarsınız.
Ben bu tarz erkeklerden bahsetmiyorum tabii ki.
Erkek kendinin bilincinde, farkında ona karşı ne istediklerini anlatıyorum.
Bu şekilde trip atmalar, küsmeler vs.
Erkeğin o çocukluğunda yaşamış olduğu, bilinçaltına atmış olduğu duygusal boşlukları ortaya çıkartıyor.
Bunun sonucunda da siz onun annesi gibi oluyorsunuz.
Bir otorite kurmaya çalışıyorsunuz.
Erkeği cezalandırıp ona bedel ödetmeye çalışıyorsunuz.
Ve erkek bunu fark edip gemilere yakılabiliyormuş.
Yani bu isteklerinin dışında istemedikleri bir taraf da onların üzerinde bu şekilde otorite kurmaya çalışmamızmış.
Anneleriyle olan ilişkilerindeki istedikleri taraf yani olumlu taraf da şu şekilde oluyor.
anneleriyle ilk kadınsal ilişkilerine başladıkları zaman onun güzel bulduğu yönlerini eşlerinde görmek istiyorlarmış.
Siz mesela hiç düşündünüz mü beraber olduğunuz kişinin annesiyle benzerlikleriniz var mı?
Ben düşünmedim. Çünkü tanıştıktan çok kısa bir süre sonra anladım.
Çünkü tarzını vesaire görünce eşimin annesinin şok olduğunu nasıl yani dedim.
Benzer taraflarımız çok fazla vardı.
Olaylara verdiğimiz tepkiler, tarzımız, oturmamız, kalkmamız, böyle genel algılarımız çok benziyor.
Belki sizin de vardır ortak yönleriniz.
Bu anne oğul ilişkisi deyince belki hatırlarsınız.
Çok eski bir film var ama çok güzel bir klasiktir.
1960 yıl yapımı.
Psycho, sapık filmi.
Alfred Hitchcock'ın filmi.
Çok ünlü bir film. Norm Bates karakteri annesiyle çok garip ilişkiler içinde olan birisi.
Sinema tarihinin dönüm noktası bence bu film.
Annesine çok pahalı bir Psycho aslında bu.
Hatta böyle afişinde duş alan bir kız resmi var böyle.
Çığlık atıyormuş gibi belki buradan hatırlarsınız.
izlemediyseniz mutlaka bakın.
Bir erkeğin annesiyle ilişkisini psikolojik açıdan ne kadar ileri gidebileceğini çok...
Güzel anlatıyor Itap. Bu tabii ki anne ve oğul arasında çok ileri seviyede ilgi gerektiren bir ilişki ama şu andaki erkeklerin çoğunda annelerindeki bu beğendikleri güzel huyları hatta bazı
fiziksel özellikleri bile bir kadını tercih ederken, bir kadını beğenirken, bir kadına arkadaşlık teslim ederken göz önünde bulunduklarını göstermiş yapılan araştırmalar.
Diğer bir isteklerinde bağımsız ve özgür olmak.
Bakın bu madde erkekler üzerinde değil.
Temel bir insan ihtiyacı arkadaşlar.
Bunu çoğu insan bazı zamanlarda bencil bir istek gibi görür.
Kimileri halı saha maçına gitmesini, kimileri PlayStation'ı oynamasını istemez.
Onunla daha çok vakit geçirebilmek için istemiyorlar tabii ki.
Aslında burada bir kötü bir amaç yok.
Hatta ben hangisi de hatırlamıyorum ama bir podcastimde bahsetmiştim.
Eşimle aldığımız ilk çeyizimiz PlayStation 3'tü diye arkadaşlar.
Hatırladınız mı o bölümü? Çoğu evlenmek üzere onunla arkadaşlarım ay ben yuvarlak tabak istemem, ay eskim o da tabaklarım kare olsun falan derken ben gittim eşimle teknoloji mağazası...
Ağzısından PlayStation alıyorum tabii o zaman eşim değildi.
Bir de yetmezmiş gibi işte eşim dedi ki canım ya ses sistemimi de alsak.
Yoksa keyfi çıkmaz bu PlayStation'un diye.
Alalım dedim tamam dedim onu da alalım dedim.
Bir de mum konduralım dedim üzerine.
Annem gördü bu aldıklarınızı diyor ki kızım bu ne ya diyor millet diyor tabak çanak alır diyor.
Siz diyor PlayStation almışsınız diyor.
3 almıştık o zaman. Dedim anne ya böyle deme ya bunlar dedim ileride çok para yapacak.
İyi ki de almışız şu anda 5'e kadar yükseldik.
E ne yapsın kadın da bekliyor tabii kızım evleniyor.
çeyiz yapacağız, tabak çanak alacağız diye.
İlişki danışmanı John Gottman'ın çok güzel tavsiyeleri var ilişkilerle ilgili.
Ben de birkaç tanesini paylaşacağım sizinle.
Ona göre iki partner de kendi özgürlük alanlarına sahip olduklarına ve bağımsızlık verdikleri zaman çiftler birbirlerine daha değerli gözlerle bakabiliyorlar.
Böyle olan ilişkilerde de insanların daha başarılı olduğunu görmüşler.
Kendi bireysel hayatlarındaki hedeflere daha kolay ulaşabiliyorlar.
Neden? Çünkü kafası rahat.
İlişkisindeki soru işaretleri yerine, sorunlar yerine başka şeylere çok güzel odaklanabiliyor.
Yanındaki partnerinden de destek alınca başarı kaçınılmaz oluyor.
Ya düşünün, eşinizle kavga ettiniz, işe gidiyorsunuz, masanızda çalışmaya başlıyorsunuz, rapor yapacaksınız, kafanız 1500 olmuş ya da öğretmensiniz, çocuklara ders anlatmaya çalışıyorsunuz.
Çok zor bir gün olur o gün sizin için değil mi?
Bu konuya iyi bir örneğim var elimde.
Ünlü çift bence...
Harika bir örnekler bu bağımsızlık ve özgürlük ilişkisine.
Goldie Hawn ve Kurt Russell, Hollywood'un en neşeli ve...
en güler yüzlü, en sevilen çiftlerinden bence.
Onları 40 yıldır birbirlerinden ayrı gören olmadı.
Üstelik ikisi de 80 yaşına yaklaşmalarına rağmen tutkulu birer aşık olmaktan hiç vazgeçmemişler gibi görünüyor.
Sırları da birbirlerinin alanlarına saygı duymak, özgürlüklerini kısıtlamadan ilişkilerine devam edebileceklerini söylüyorlar.
Bunu her iki tarafın da kabul etmesi gerekiyor.
Yapı olarak iki farklı insan.
İhtiyaçları, ilgi alanları farklı.
O yüzden birbirimizin Kısıtlamadan güzel ve doğru bir şekilde alanlarına saygı duymak lazım.
Ve bu çiftimizin şu anda 4 tane çocukları var, 7 tane torunları var.
1983'ten beri beraberler.
İlginç tarafları ne biliyor musunuz?
Evli değiller.
Onlar o evlilik imzasına ihtiyaç duymadan da bu işin nasıl yapabileceğini herkese göstermeye devam ediyorlar.
Hala beraberler. Gel de bunu annene anlat.
Gel de bunu babana anlat.
Evlenmeden bu şekilde bağımsız, bu şekilde birbirinin alanına saygı olarak devam etmek bizim toplumumuzda biraz zor.
Ha düşünsene ya baba biliyorum işte eve de geç gelme dedin ama ilişkilerde önemli olan evlilik imzası değil.
Tam bağımsızlık için ben evlenmeden sevdiğim adamla yaşayabilirim.
O yüzden bugün burada kalıyorum diye.
Bizim toplumumuzda büyük bir kesim için tabii ki tırnak işareti içinde zor bir durum gibi görünüyor.
Ne dersiniz? Her erkek farklıdır aslında.
Ama genel olarak erkekler de duygusu olarak bağlı, anlaşılmış olmak ve değer görmek diyorlar arkadaşlar.
Erkekler gerçekten kendini seven, mutlu, huzurlu, şikayetçi olmayan, hayatıyla barışık olan, hayata katma değer payı olan kadınlar.
kadınları seviyorlarmış. Ve bu da zaten beraberinde trip atmayan, küsülmeyen bir ilişkiyi doğuruyor.
Açıkça dediğim gibi ilk maddelerde de açık ve doğru bir iletişim.
Bu bölümde erkekler ne ister sorusuna yakından bakmaya çalıştım.
İkinci bir serisi de olacak bunun.
Daha farklı maddeler de var çünkü.
Belki de en önemli şey her erkeğin kadınların da olduğu gibi benzersiz olduklarını ve genellemelerinin sınırlı olduğunu anlamak.
Ancak anlayış ve duyarlılıkla erkeklerin bir bağ kurma, değerli hissetme ve anlaşılmış arayıştıklarını, paylaştıklarını görebiliriz.
Unutmayın birbirimize daha derinlemesine bakabildiğimizde gerçek bağlar kurabiliyoruz eşimizle.
Yani Erkekliğin sadece güç ve dayanıklılık değil aynı zamanda hassasiyet, anlayış ve duygusal zenginliklerle de tanımlayabiliyoruz bu dönemlerde.
Yani erkeklerin ne istediğini anlamak daha derin ve anlamlı ilişkiler kurmamıza da yardımcı oluyor.
O yüzden umarım söylediklerimizi denersiniz.
Yani arkadaşlar genel olarak bakarsak erkeklik sadece güç ve dayanıklılık değil.
Biz erkeklik dediğimiz zaman gözümüzün önüne güç geliyor, dayanıklılık geliyor.
Ve demek ki onların hassas olduklarının, anlayış istediklerinin...
doğru iletişim oldukları istediklerinin bazen farkına varamayabiliyoruz.
Yani duygusal bir zenginlik içerisinde olduklarını fark edemeyebiliyoruz.
Onların ne istediğini anlamak daha derin ve anlamlı ilişkiler kurmamıza yardımcı oluyor.
Bu yüzden hem erkekler hem kadınlar birbirlerinin ne istediğine dair biraz ince düşünmeleri gerekiyor.
Umarım benim anlattıklarım da sizin hoşunuza gitmiştir ve uygularsanız.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
