
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Annenize toksik demeden önce kısa bir hatırlatmaya ne dersiniz?
Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba arkadaşlar, Alternatif Vizyon''a hoş geldiniz, ben Ayça.
Bugün ailelerimizin göz bebekleri, hatta öyle ki bir neslin devamlılığını sürdürmesi için olmazsa olmaz bir şey konuşacağız sizlerle.
Nedir o? Kutsal varlık olarak gördüğümüz annelerimiz.
Bu bölümde sizleri duygu dolu bir yolcuğa çıkartmak istiyorum.
Annelerimiz, hayatımızdaki en değerli varlıklardan, onların sevgileri, fedakarlıkları, öğrettikleri, yaşamımızın her anını şekillendiriyorlar.
Her birimizin annesi, sabahları evdeki çay kokusu, belki sıcak ekmek kokusu, geceleri huzurlu beniğini sesi olarak kalbimizde yerleri var çocukluğumuzdan beri.
Geçenlerde bir tanıdığımızın annesi vefat etti.
Bunun üzerine öğrendiğim bir hikaye sonunda çok üzüldüm ve bu yüzden bu podcast'ı yapmak istedim.
Annelerimizle olan ilişkilerimiz bazen çıkmaza girebiliyor.
Hatta ailelerimizle de, babamızla da.
Ama ben bugün anne üzerinden gideceğim.
Ve bu çıkmaza girdiği zaman kendi duygusal sağlığımızı korumak için bazen ona toksik, bana zarar veriyor, benim yanımda değil, beni istemiyor gibi yüklemelerde bulunabiliyoruz.
Üzerlerine çok gidebiliyoruz.
Bu öğrendiğim hikayede bunun üzerine olmuş bir hikaye.
Çok üzüldüğüm bir hikaye.
Bu yüzden sizinle paylaşmak istiyorum.
Bu şekilde başlayacağım. 3 tane kız kardeş.
Anne ve baba.
Anne çok eleştirel, müdahaleci.
Ve otoriter. Babası tabi devam ediyor.
Ve bir gün kardeşlerden biri anneye küsüyor.
Bir tartışma oluyor aralarında.
Artık annenin cümlelerinin ağırlığını taşıyamadığını, yorulduğunu söylüyor.
Diğer kardeşler de küsen kızla annelerine bu şekilde davrandığı için onunla küsüyorlar.
Hal o ki arkadaşlar büyük bir aile küsmesi olayı yaşanıyor.
Olay üzerinden birkaç ay henüz geçmiş oluyor ki daha sinirler dinmeden, öfkeler bitmeden anne zayıflayan kalbinin güçsüzlüğüne dayanamayıp ölüyor.
Evet anne ölüyor. Arkasında kırık bir gönül.
Kendisiyle giden kırık bir gönül.
Annenin sözleri eleştirinin ötesindeydi.
Ama sözleri derin bir sevgi aslında içinde biraz endişe barındırıyordu.
Küsen kızın içinde çaresiz bir boşluk oluştu.
Sessiz ağıtlar, trajik bir hüzün.
Yaşamın akışı durmuş gibi geldi kıza ama durmuş olsa ölüm olmazdı değil mi?
Bu durumun üzerine uzun uzun çok düşündüm.
Üzüldüm, çok üzüldüm.
Gördüm ki annelerini toksik olarak gören Anneleri hala yaşıyorken iletişim sorunlarından doğan bıkmışlıklar var.
En büyük körlük nankörlüktür arkadaşlar.
Bizim annelerimiz ana değil miydi?
Ne ara toksik anneler çocuk gibi her şeyi isteyen annelere dönüştürdük?
Biz bu Anadolu kadınlarını ne ara bu kadar bireyselleştirdik kendimize?
Utanır olduk onlardan.
Sabahları telefonun alarm sesi çalmadan kalkamayan, geceleri minicik bir ağlama sesine uyanan annelere laf söyler olmuş şimdilerde.
İki gün yıkanmasa kokudan duramayız değil mi?
Biz pislikten, kendimizden iğreniriz.
Ama annelerimiz bizler tuvalet eğitimini öğrenene kadar sizce kaç kere pisliğimizi alıp temizlemiştir bize?
Hiç utanmayın. Hepimiz çocuk olduk.
Hepimizin altı bezlendi.
2 yaşına kadar günde 2 kere altınızı temizlemiş olsa anneniz neredeyse 2000 kere bir yıl içerisinde yani bir yıl bile dolmadan 2000 kere pislik temizlemiş oluyor.
Biz mi istedik peki dünyaya gelmeyi?
Orası meçhul. Ama şu anda hayatınızı elinizden almak isteseler hayatınızı vermemek için hiçlikte kaybolmamak için elinizden geleni yaparsınız.
O zaman hayatta olmaktan keyif alıyorsunuz.
Ha bir de uykusuzlukları var.
Uykusuz kalmayı çeken çok iyi bilir.
Hastalandı. Gündüz şanslıysan uyur belki ama bu sefer de gözlerinin içine bakan temizlik vardır.
İçini doldurmanı bekleyen tencereler vardır.
Yıkanmak isteyen çamaşırlar vardır.
Durun daha bebekliğimizdeyim.
Daha okula bile başlamadık.
Daha bunlar annelerimizin yaptığı en küçük şeylerden.
Anne olan bir kadının öz veya evlatlık olsun.
Hayatındaki birçok öncelik değişir.
Arkadaşlarınızla dışarı çıkmak en keyif aldığınız şeylerden biri olabilir.
Ama anne olduğunuzda rahat ve güvenli bir ev ortamında buluşmayı ya da buluşmamayı tercih edebilirsiniz.
Çocuksuz bir kadınken bazı günler öğünlere geçiştirip sağlıksız şeyler yiyebilirsiniz.
Ama çocuğunuz varsa sağlıklı yemeklerin o evde her gün pişmesi gerekiyor değil mi?
Çünkü çocuğun... Sağlıklı beslenmesi gerekiyor ve sen anne olarak bunu düşünmelisin.
Annelerimiz de genç kızdı, çocuktu.
Onların da anneleri vardı.
Onların da hayalleri vardı.
Şimdiki bizler anne yününden bence daha şanslı sayılırız.
Neredeyse hepsinin akıllı telefonları var ve öyle böyle gelişen teknolojiyi ve bizlere ayak uydurmaya çalışıyorlar.
Onların baştan sona değiştiren annelik deneyimini küçümsememek lazım.
Bizim annelerimizle aramızda yaşam boyu devam edecek istek...
...ve ihtiyaçlara cevap vermiş şeklinde devam eden bir sevgi oyunu var aslında ortada.
Anlatmak istediğim şey tam olarak bu.
İki tarafın da birbirini tanıyor olması, iletişimlerinin net, sağlıklı ve açık olması...
...onlarla aramızdaki dengeyi düzenleyerek sorunları minimuma indirir.
Başlarda verici olan annedir.
Zamanla ne olur roller değişir ve çocuk verici olmaya başlar.
Aslında bu şimdikilerde annenin bir ihtiyacıymış gibi, annenin bir isteğiymiş gibi görünüyor.
yaşlandığı zaman başkalarına muhtaç olur.
Peki kime muhtaç olacak? Tabii ki çocuğundan muhtaç olacak.
Tabii ki çocuğundan isteyecek.
Tabii ki oğlundan ya da kızından isteyecek bunu.
Eli ayağı tutmayacak, hasta olacak, otobüslere her zaman binemeyecek ya da belki sizin küçükken yaptığınız gibi size şımarmak isteyecek, ilgi isteyecek.
Düşünüyor musunuz hiç anneanneleriniz acaba annelerinize nasıl davrandı?
Acaba anneniz hiç kimseye şımardı mı çocukken?
Ya da babanıza hiç şımardı mı?
Ya da başkalarına kardeşlerine şımarabildi mi?
Şu anda size şımarmak istiyor olması sizce de normal değil mi?
İşte bu da bizlerin belki işin içinden çıkamayıp annem toksik, bencil diye yakındığımız kısmı.
Hikayesini bilmeden yargılamayın annelerinizi.
Onlar kadın eşitliğinin ailede kadının yerinin çok zor olduğu mücadeleci zamanlardan geçtiler.
Çok erken yaşlarda evlendi birçoğu ekonomik kazancı olmayan 3 çocuk Kısa
Aldatılmış bir kadın düşünün şimdi.
Gidecek yeri olmadığı için başkasının koynuna girmiş bir adamla evliliğine devam etmek zorunda kalıyor.
Çünkü gidecek yeri yok.
parası yok ve çocuklarının geleceğini düşünmek zorunda olan bir kadın üzerinden 20-25 sene geçmiş bastırmış eşine karşı kendini yıllar sonra ortaya çıkıyor belki de
sizinle olan bir tartışmasında söylüyor senin için buvayı yıkmadım seni bırakmadım diye yüzüne vuruyor senin bu anda yapılması gereken bir şey var bence el ele tutuşup annenizle
ağlamak ağlarken ona sarılmak teşekkür etmek minnet etmek elini öpmek?
Çünkü annenizin orada tek istediği bir şey var.
Anlaşılıyor olmak. Vedakarlıklarının, yaptıklarının sizin farkında olması ve kıymet bilmeniz.
Onu anladığınızı, onu çok sevdiğinizi söyleyin.
Kendinizi ve annenizi manipüle etmeyin arkadaşlar.
Ekstrem bir hale gelmemeli bence bu durum.
Bu şekilde yaklaşımlar anneniz de yumuşatabilir.
Anlaşılmış olmak, hissettiklerine paylaşıyor olmak çok güzel hissettirmez mi sizce annenize?
Kaç tane mi? annesi yani kaçımızın annesi hayalini kurduğu şeyi yapabildi hiç düşündünüz mü?
Mesela kariyerini yarım bırakan bir anne ileride çocuğunun en iyi yerlerde çalışması için baskıcı bir anneye dönüşmüş olabilir.
Başına gelen olaylardan sadece kendine değil çocuğuna da ders çıkartmaya çalışır anneler ya da genç kızken tacize yaşamış bir anne olsun, aşırı korumacı olabilir, eve geç gelmesini istemeyebilir,
başka bir arkadaşın evinde kalmasını da istemeyebilir.
Bu istememelerinin hepsi annelerimizin yaşanmışlıklarından ya da yaşayamadıklarından.
Kafalarında gizli. Annelerimiz yeni evlendikleri zamanı bilen var mı?
Siz biliyor musunuz mesela anneniz yeni evlendiği zaman neler yaşamış?
Ama detaylarınızı.
Babanızın ailesinin tutumundan dolayı annelerinizin hissettiklerinden, duygularından bir haberdar mısınız?
Bunlardan biraz bahsedelim mi?
Evlenip gelin gittiğiniz evde kızım yavrum benim diyen bir kayınvalideyle karşılaşmışsa dünyalar onunla olmuştur.
Canım kendini bugün çok yordun hadi yemeği beraber yapalım.
Sana yardım edeyim diyebilen bir de kocası varsa anneniz çok şanslıymış.
Değmeyin keyfine.
Peki ya öyle olmamışsa?
Horlandıysa? Kırıldıysa, azarlandıysa, terslendiyse belki sofradan lokmaları sayıldığı için günlerce karnı aç kalktı o sofradan.
Aç başına yattı.
Sonra bebek size sığındı.
Sarıldı, ağladı, geçecek dedi, üzüldü.
Sizden güç aldı bebek, sizden güç aldı.
Levan Sam'ı sever misiniz?
Ben çok severim. Kendisinin bir şarkısı var Kıyamam Sana diye.
Kıyamam kıyamam sana diye başlar.
Ben bu şarkıyı gerçekten yıllarca bir aşk şankısı işte birbirine kavuşamayan iki aşığın şarkısı diye düşündüm.
Ama öyle değilmiş. Şöyle bir hikayesi var.
Genel evde çalışan bir kadın bir şekilde hamile kalıyor ve onu çocuğunu doğurmak zorunda kalıyor.
Çocuğunu doğurduktan sonra bakamayacağını anlıyor.
Maalesef o şartlar altında bakamaz çünkü.
Ve ona evlatlık vermeye karar veriyor.
Evlatlık vermeden bir gün önce...
Bu şarkıyı yazıyor. Bu aslında ona yazdığı bir mektup.
Ama bu mektup bebekle beraber var olduğu için bir şekilde şarkı haline gelmiş.
Oradaki genel evde hiç tanımadığı bir adamdan hamile kalan bir kadını bile hissetmiş olduğu annelik duygusundan dolayı yazdığı bu şarkının sözlerini mutlaka kendinize onun yerine koyarak dinleyin.
Şarkının bir kısmı çok şu şekilde benim en sevdiğim kısmı.
Ellerimde acı var ellerini tutamam.
Kıyamam, kıyamam sana.
Yollarımda ayaz var.
Yaklaşma yollarıma.
Kıyamam, kıyamam sana.
Karanlık gecelere ortak edemem seni.
Kıyamam. Kıyamam sana.
Şarkının sözlerini dinledikçe, okudukça ne kadar oturuyor.
Çok anlamlı bir şarkı sözü var.
Şarkı bilmeyenler varsa hemen açıp dinlesin bence.
Anne olan ama annelik yapamayan bir kadın hikayesi.
Acı bir hikaye gerçekten. Bir bebeği doğurmak anne olmaktır.
Ama annelik o bebeğe sahip çıkmak, onu büyütmek ve gelişmesiyle etik ve duygusal açıdan doyumu ulaştırmaktır onu.
Edison'ın da bir hikayesi var.
Onu da paylaşmak istiyorum sizinle.
Edison bir gün okuldan eve geldiğinde annesine bir kağıt veriyor.
Öğretmeni diyor ki bu kağıdı annene ver ama sadece ona ver.
Başka hiç kimseye verme sadece annen okusun.
Annesi de kağıdı eline alıyor ve okumaya başlıyor.
Okuduğu anda gözyaşları içinde kalıyor ve oğluna da sesli bir şekilde okumaya başlıyor.
Oğlunuz bir dahi bu okul onun için çok küçük ve onu eğitecek yeterlikte öğretmenimiz yok.
Lütfen onu... Kendinizi eğitin.
Aradan çok uzun yıllar geçtikten sonra Edison'ın annesi vefat ediyor.
Edison artık yüzyılın en büyük bilim adamlarından biri.
Bir gün eski aile eşyalarını karıştırırken birden çekmecenin köşesinde katlı halde kalan bir kağıt buluyor.
Kağıdı alıp okuyor. Kağıtta şöyle yazıyor.
Oğlunuz şaşkın, akıl hastası bir çocuk.
Artık kendisinin okulumuza gelmesine izin.
Edison saatlerce ağladıktan sonra günlüğüne şu satırları yazıyor.
Thomas Edison kahraman bir anne tarafından yüzyılın dahisi haline getirilmiş şaşkın bir çocuktur.
Annelik çok farklı bir boyutta arkadaşlar.
Erkeklerin de annelik yapabilmeleri mümkün.
Ve beni dinleyenlerin arasında mutlaka vardır.
Çocuklarına annelik yapan babalar.
Bu bölüm tüm annelik yapanlara ve onların eşsiz çocuklarına hediye olsun.
Şefkatin ve merhametin mimari olarak yaratılan annelerimiz.
Karınlarında 9 ay 10 gün bizi taşıyarak çilemizi çektikleri, yıllarda üzerimize titreye titreye büyüttükleri evlatları.
Neden onlara karşı merhametli, şefkatli, anlayışlı olmuyor?
Şimdi söyleyin kendinize.
Dünyanın hangi...
annesi böyle bir evlat yetiştirmek için kendini heba eder.
Herkes annesine sahip çıksın ve şimdi annesine gidip sarılsın.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.
Bir dahaki bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
