
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Zenginlik ve başarıya giden yolu aydınlatan etkileyici bir rehber bölüm.
Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Altyazı M.K.
Merhabalar, Alternatif Vision'a hoş geldiniz.
Ben Ayça. Bugün çok kapalı bir hava var.
Kışı sevenlere selam olsun, gözünüz aydın.
Havalar artık tamamen soğudu ve ben bugün bir kişisel gelişim bölümüyle geldim.
Bu havalarda modumuz düşmeden, amaçlarımızdan şaşmadan, sizi bir sarsmak, kendine gel dostum yolundan şaşma demek iyi gelir diye düşündüm.
Bu bölümde Düşün ve Zengin Ol kitabını anlatacağım size.
Amerikalı yazar Napolyon Hill tarafından yazılı.
Ve aynı zamanda kendisi modern kişisel başarı yayın türünün ilk yazarlarından birisi.
1933-36 yılları arasında da Amerika'nın 32.
başkanı olan Franklin'in aynı zamanda da danışmanlığını yapmış ve bu kitabı 100 milyondan fazla satmış.
Aslında çekim yasasını kitap halinde insanlara duyuran ve bir şekilde anlaşmaya çalışan ve bunun düşünce gücüyle de başarıya, paraya, zenginliğe ulaşmamızı sağlamak için birkaç maddeleri de bölümleri de var.
Toplam 13 tane... tavsiyeyi veriyor.
13 tane bölüme ayırmış kitabını.
Ben bugün bunlardan 9 tanesini anlatacağım size.
Bu arada şöyle bir özelliği var bu kitabın.
Amerika'nın bir buhran dönemi olmuş.
1929 ve 30'lu yılları arasında.
New York'un finans merkezi olan Wall Street'te bazı hisselerin düşmesiyle beraber genel olarak ülkeye ekonomik krizi olarak yansıyor ve bu dönemde de insanlar dediğim gibi bir buhran dönemindeler.
Bu kitabı okuyarak hayatlarını değiştirmiş olan kitabın verdiği örnek ve tavsiyelerle Hayatında bazı başarıya, bazı paralara ulaşan çok fazla kişi var.
Ben de bu yüzden bugün buna değinmek istedim.
Hill'in sevdiğim bir sözüyle başlamak istiyorum.
Kaderinizin efendisi, ruhunuzun kaptanı sizsiniz.
Çok doğru değil mi? Ve devam ediyor.
Bu kitabı büyük işler başaran, kişilerin sırlarını öğrenip başarıyı yakalamak isteyenler lütfen okusun.
Birinci kuralımızla başlıyoruz.
Nedir bu? Arzu etmek.
Diyor ki, istediğiniz sonuca ulaşmak, hedefe doğru gitmek için çok yakıcı, güçlü...
Güçlü bir arzunuz olmalı.
Eğer arzunuz yoksa bu işe hiç başlamayın.
Eğer azsa da arzunu geliştirmenizin gerektiğini söylüyor.
Ve bu konuda kişisel olarak dürüst davranmazsak baştan kaybetme olasılığımızın çok yüksek olduğunu belirtiyor.
Arzunuzu geliştirmek içinse bir planınızın olması gerektiğini söylemiş.
Ve bu plan için hemen harekete geçmelisiniz diyor.
Beklemeden, vakit kaybetmeden.
Devamında da para kazanmak isteyen yani zengin olmak isteyen bir kişi üzerinden arzulamayı nasıl...
sağlayacağımıza dair ipuçları vermiş.
Sen diyor kazanmak, sahip olmak istediğin para miktarını belirle.
Bunu belirlemezsen hiçbir şey elde edemezsin.
Çok para istiyorum diyoruz ya hani biz çok para istiyorum, çok param olsun, zengin olmak istiyorum.
Bu yeterli değil. Miktarı konusunda net ol ve bu miktar için ne verebilirsin?
Yani alma verme dengesinin işin içine katıyor.
Eğer sen diyor bir şey istiyorsan diyor bu parayı istiyorsan diyor karşılığında diyor bir şeyleri vermen gerekiyor.
Yani bu Mesela yatırım yapacaksın.
Bir miktar para olabilir. Ya da sen zamanını çok fazla vereceksin buna karşılığında.
Zamanını verebilirsin.
Zamanını verdiğin zaman ne olur?
Herkesin bir ailesi var ya da çok yakın çevresiyle sürekli vakit geçirir değil mi?
Mesela aileye çok fazla vakit ayıramazsın.
Karşılığında bunu verebilirsin.
Onu diyor kendin belirle.
Ama diyor bu para belirleme konusunda da bir tane tarih belirlemesin.
Lütfen bu miktar ve tarihle ilgili gerçekçi ol.
Doğru düzgün yani böyle tüm detaylarıyla...
Bir plan yap. Tarif et diyor planı.
Sonra o parayı kazanacağın zaman yani kazandığındaki hissetmiş olduğun hisleri, düşünceleri ve en alıcı tavsiye de bu bence.
Yani bu kazandığın zaman bu istediğin parayı o duyguya girdiğinde gerçekten kendini herkesten bir adım öne itmiş oluyorsun.
O yüzden benim en sevdiğim tavsiyesi, en can alıcı tavsiyesi bu.
Daha sonra uygulamaya geçmemiz gerekiyor bu konuyla ilgili.
Yazılı bir ifade. oluştur.
Yatmadan önce ve uyanınca.
Hemen yatmadan önce ve uyanınca bu manifest tekniğinde olduğu gibi günde iki defa sesli bir şekilde bunu diyor söylemen gerekiyor.
Bakar mısınız? Yani 1930'lu yıllarda söylemiş bunu ve o tarihten beri şu an ilk 24'e girmek üzereyiz.
Hala bunlar söyleniyor ve biz bunu Ya dalga geçiyoruz ya yapmıyoruz ya da inanmıyoruz.
Yani bir şekilde bu yöntemi kullanmadığımız için hep bu bilgiler askıda kalmış.
Devamında da... Amaç parayı arzulamak, işte arzule istemek.
Yani senin diyor bu parayı istemek için diyor içinde diyor çok büyük bir arzun olacak diyor.
Ona sahip olmaya çok kararlı olmalısın.
Böylece kendini bu paraya sahip olacağına dair ne yapmış olursun?
İnandırmış olursun tabii ki.
Bu adımları uygularken içinde diyor bir utanç belirebilir.
Ya ben işte sözsüz sesli söylüyorum.
Sabah kalktın işte diyelim yanında eşin var, arkadaşın var ya da çocuğun var.
Ya bu ne diyor kendi... kendilerine konuşuyor diyebileceklerinden dolayı yani seni karşı tarafın yargılayacağından dolayı bir eğer utanç verirsen, utanç duyarsan diyor bu işe girişme kardeşim.
Bu işi yapma. Çünkü diyor o utanç duygusuna girdiğin anda arzun orada biter.
Öncelikle bu utanç duygusunu bir kenara bırakmalısın.
Bence bizim bu tarz çekim yasasıyla ilgili şeyleri uygularken en çok hissettiğimiz bu.
Utanç duygusu. Neden utanıyoruz?
Çünkü insanların bizi yargılamasından utanıyoruz.
Aslında çekindiğimiz şey bu.
Tam bu kısımda bu bölümü anlatırken dedim ki hani arzuları için arzuladığı şey gerçeğe dönüşen birisini ne bileyim bir oyuncunun, ünlü bir yazarın hikayesini anlatacaktım aslında burada.
Tam yazılmaya başlayacakken aslında bu utanç duygusundan dolayı aklıma geldi.
Durdum dedim ki Ayça yani Allah aşkına ya yapma.
Yani ben sen bu bölümde, bu kısımda Harry Potter'ın yazarının nasıl kitaplarının herkes tarafından reddedildiği, sonra böyle o ama içindeki arzudan dolayı, o istekten ve inançtan dolayı
vazgeçmeden devam ettiğini ve dünyaca bir başarıya üne kavuştuğunu söylesem ne fark eder?
Çoğumuz biliyoruz değil mi bunun?
Yani zaten inanmak başarının yarısıdır.
Bu çok ulvi bir cümle değil.
Bizim çocukluğumuzdan beri aslında, küçüklüğümüzden beri, hadi ailenizle söylenme dedin, okul...
Bunlar da mutlaka böyle şeyler söylendi.
Biz aslında biliyoruz bunu.
Bildiğimiz, içimizde var olan bir bilgiyi aslında biz yukarıya çıkartamıyoruz.
Harekete geçiremiyoruz onu.
Yani demek istediğim bu başarı olaylarına, başarı hikayelerini çoğumuz zaten okuyoruz.
Filmlerde de izliyoruz.
E biliyoruz zaten biz bunları.
Neden o zaman hayallerimiz hep yarımı kaldı?
İşin en başına dönelim.
İşte arzu eksikliğinden.
İçindeki arzu ateşini geliştiremediğimizden.
Bizim aslında şunu görmemiz gerekiyor.
Biz aslında bazı şey...
Yani burada bize gerekli olan arzu ve bir miktar ateş diyerekten ikinci maddeyle devam ediyorum.
Daha bundan sonra...
İkinci maddeden sonra 7 tane daha maddemiz var.
Bakalım bu podcast bölümün ne kadar sürecek.
Evet ikinci maddemiz de inan.
Kendinize ve hedefinize ulaşma yeteneğinizin sarsılmaz bir inançla sahip olun diyor Hill.
İnsan şunu fark etmelidir ki büyük servetleri elde edenlerin hepsi parayı gerçekten kazanmadan önce belli bir ölçüde hayal kurmuş, ümit etmiş.
İnanıp plan yapmıştır.
İnancı olumlu bir heyecan olarak tanımlamış.
Ve bilinçaltınızı istediğiniz şeye olacağına inanmaya ikna etmelisin diyor.
Bu benim ilk podcastımda, ilk manifest podcastımda da vardı.
Doğru yapmışım demek ki zaten sonucundan da doğru yaptığımı biliyoruz.
İstediğim işe kavuşmuştum biliyorsunuz.
Sonra inandığın şeyi elde etmek için kesin planlarla karşılık vermen gerektiğini söylüyor.
Yine bir önerisi var. Talep ettiğiniz şeye zaten sahip olduğunuzda davranacağınız gibi hareket edin.
Yani diyor tiyatro oyna.
Çünkü bilinçaltı mümkün olan en doğru yoldan ve pratik olarak bunu fiziksel hale çevirecek.
Yani inanç olarak kendisine verilen.
emri yerine getirecek.
Sen aslında bir nevi kendini kandırıyorsun.
Ama o inanca, o duyguya, o hisse girdiğin için bunu bir tiyatro olarak sergilediğin için sabah kalktığın zaman ya da ertesi gün ya da bir hafta sonrasında beynin o eylemi harekete geçirmek için sana
yeni fikirler sunacak, bir şeyler bulacak sana.
Bakın benim bir arkadaşım var.
Birlikte aynı bankada beraber çalışıyoruz.
İnanın biz bunun aynısını yapıyoruz onunla.
Böyle sanki yatlara, katlara sahipmiş.
Siz gibi davranıyoruz. Ama gerçekten gülmüyoruz bunu.
İşte benim yatım şurada.
İşte benim arabam şurada.
Arabam şu an bakımda.
Yıkam adam. Tabi bunu diyen arkadaşlar da duyuyor.
Onlar da gülüyorlar ama.
Biz bunu sürekli yapmaya başladığımız için.
Onlar da bazen dahil olmaya başladı.
Çok enteresan bir durum yaşıyoruz şu anda.
Bütün işlerinde hepimiz delirmiş durumdayız.
Bakalım ilerleyen günlerde paylaşacağım.
Yaptığınız üzerinde çalıştığınız bazı böyle çekim yasaları var.
Bazı manifestler var. Eğer olursa mutlaka onun için ayrı bir podcast yapmak istiyorum.
düşünüyorum. Ve Hill devam etmiş.
İnanç için diyor ki inanç başarısızlığın bilinen tek panzehiridir.
Bu şekilde devam etmiş.
Eğer bir insan yalanı durmadan tekrar ederse yalanın gerçek olduğunu kabul edecektir.
Çok güzel bir cümle. Her insan zihnini işgal etmesine izin verdiği egemen düşünce yüzünden şu anda olduğu insandır.
Ve devam ediyorum. Üçüncü sıradayım.
Üçüncü maddedeyim.
Diyor ki kendi kendine telkin etmek.
Benim bir podcastim var olumsuz düşüncelerimden ölecek miyim diye.
Bu da aslında bu maddenin çok uzun bir şekilde anlatmış hali.
Onu eğer dinlemediyseniz mutlaka...
Dinleyin. Ve Hill diyor ki devamında.
Bilinçaltımız gübrelenmiş bir bahçeye benzer.
Sen kendi kendini olumlu yönlerde etkileyemezsen bunu kimse başaramaz arkadaşım.
Bu telkin güveninin baş sorumlusu yine sensin.
Sana her zaman olumlu konuşan insanlar olmaz.
Belki de şu anda hiç yok öyle insanlar yanında etrafında.
İnandığın şeyleri onaylayanlar da her zaman olmaz yanında.
Bu yüzdendir ki bunun sorumlusu sensin dostum.
Kendi kendine konuş. Ama o bilinçaltına istediğin şeyin olacağına dair telkin et, itna et.
Ayağın takılıp yere düştüğünde sen uzat elini.
Kendine ve ayağa kalk.
Kimseyi bekleme. Dördüncü maddemize geldik.
Tamam, inandın.
Tamam, bilinçaltıyla da aramız okey.
Ama bunları bilgi ve beceriyle desteklemezsen ne olur?
Puf olur, bulut gibi dağılır gider.
Bilgi potansiyel bir güçtür diyor Hale.
Kesin olarak bir hedefe yöneltilirse güç haline gelinir.
Ve örnek olarak eğitim sistemini vermiş.
Ah o kanayan yaramız değil mi?
Nasıl kullanacaklarını öğretmedeki yetersizliği söylüyor.
Bu öğrencilere, okuyanlara bir bilgi veriliyor.
Ama o bilgiyi nasıl kullanacaklar?
Nerede kullanacaklar? Ne işlerine yarar?
Bunu diyor söylemiyor. Yani ne diyor burada?
Tabii ki ezber sisteminden bahsediyor.
İşte diyor bunlar halkanın kayıp olan kısımlarıdır.
Bilgin varsa aklında o fikri bulup hedeflere daha hızlı varabileceğini söylüyor.
Yani biz mesela bir konuyla ilgili bir bilgiye sahibiz.
Mesela ben bu çekim yasasıyla ilgili birçok bilgiye sahibim.
Ve bu bilgiyi nerede kullanıyorum bu bilgiyi?
Ben bir istediğim zaman, istediğim bir şey olduğu zaman ya da bir şeyi başarmak istediğim zaman bu yöntemleri ezber sistemi olmadan kendi bilinçaltıma göre uyarlayıp o şekilde kullanmaya çalışıyorum.
İşte diyor sen de diyor bilgiyi diyor kendi potansiyeline göre kullanmalısın ki doğru yerlerde aklına iyi fikirler gelebilsin.
Ve beşinci maddeye geçiyorum.
Gelelim beşinci maddeye.
Bence ya en güzeli bu.
Benim yapmayı en çok sevdiğim...
Yani çok küçük yaşımdan beri, 6 yaşımdan beri yaptığım çok yüksek ihtimalle ölene kadar da Allah ömür verdikçe de yapmaya devam edeceğim bir şey.
Ne bu? Hayal kurmak.
En geçmiş hayallerime gidiyorum.
İlkokul 1'deyken kurduğum hayal geliyor aklıma.
İlk kurduğum hayal bu aslında.
Çok kalabalık bir konferans salonu düşünün.
Herkes oturmuş bana bakıyor, beni dinliyor.
Ben elimde mikrofon, şu an elimde mikrofon var ve böyle bir şeyler anlatıyorum insanlara.
Sonra o anlattık. Yardımcılıklarımdan dolayı böyle kıyamet gibi alkışlar, herkes ayağa kalkıyor.
Hatırladığım şeyler bunlar yani.
Hatırladığım ilk hayalim bu.
Sanırım bu hayalim çok uzun süredir uykudaydı.
Kış uykusuna yatmıştı sanırım.
Çünkü şu anda bu hayalimi gerçekleştirmeye çalışıyorum.
Ve sürekli elimde mikrofon var.
Ve sürekli sizlerin de beni alkışlamasını bekliyorum.
Umarım bu hayalimi beraber gerçekleştirebiliriz.
İstediğiniz bir şeyi görselleştirmek.
İlk podcastımda da anlatmıştım.
Manifest podcast'ımda.
Biraz önce söylediğim gibi.
İstediğin şeyi renklendirmek aslında.
Ona bir can vermek. Ben bu hayal kurmayla ilgili işte eşime, dostuma böyle bilgiler verdiğim zaman şöyle düşün, böyle görselleştirip o zaman şöyle yap diye...
Dediğim zaman gerçekten bazı insanların hayal kurma yeteneğinin olmadığını gördüm.
Yani şöyle düşünün, beynimiz bir atölye ve biz o atölyenin içindekilerinin sahibiyiz.
Malzemeleri... Şekil verelim, biçim verelim, onlara hareket yeteneği kazandıralım.
Bu kadar. Yani hayal kurmak bu kadardır.
Mesela hayal kuramayanlar için söylüyorum.
Her gün böyle küçük küçük hayaller kurun.
Yani eve gidip yapacağınız işle bile alakalı onun son halini düşünün.
Mesela dolabınızı toplayacaksınız.
Dolabınızın son halini, o tertemiz, akpak, değerli toplu halini düşünün.
Ufak ufak hayaller kurun.
Bu şekilde beyninizi pratikliğe kavuşturup geliştirebilirsiniz aslında.
Ve Hill diyor ki, hayal kurma beceriniz ölmez.
Ama kullanılmaması nedeniyle zayıflar ve uyuşur.
Mesela en baştaki maddede ne demişti?
İstediğiniz parayı miktar olarak belirleyerek yazmıştık değil mi?
İşte onu arzulu bir şekilde okurken de gözünüzün önüne paralar getirin diyor.
Böyle düşünün. Mesela sallıyorum 1 milyon dolar istiyorsunuz.
1 milyon dolar böyle paralar tepenizden böyle aşağıya doğru yağdığını düşünün bunları yazarken ya da söylerken.
Ya da ne bileyim hesabınızda bu kadar para olduğunu düşünün.
Ya da aylık olarak hesabınıza her ay bunun yattığını düşünün değil mi?
Hepimize bankadan mobil uygulama...
Herkes kullanıyordur. Bize bildirim geliyor değil mi?
Bildirime açık olanlar. Mesaj olarak atan bankalar var.
Bildirim olarak gönderenler var. İşte hesabında çok kadar para yatırıldı diye.
Mesela bunu pedagogik olarak her ay sanki bu para yatıyormuş gibi düşünebilirsiniz.
Alın size görselleştirme işte.
Daha ne diyeyim ben size? Altıncı maddedeyiz.
Düzenli bir planlama.
Şimdi o içindeki arzunun...
Eyleme dönüşmesi bu.
Yine para üzerinden geri bildiğimi yapıyor Hill.
Ve diyor ki para kazanmak için yaptığın planlarını gerçekleştirmek için ihtiyaç duyabileceğin kadar çok insanla iş birliği yapmalısın diyor.
Yani insanlarla iletişim halinde olmalısın.
Gerektiğinde onlardan destek almalısın.
Onların bilgilerinden faydalanmalısın.
Gidip alenen insanlara sormak zorunda değilsin.
Elimizin altında internet var.
Araştırma yapabilirsin.
Başaran insanların bu şekilde para kazanması...
zanına insanların hangi planlara doğrultusunda bu işleri yaptığını, bu başarılara neler yaparak, nelerin sonunca elde ettiklerini, başarıyı bunları diyor öğrenebilirsin diyor.
Ve bunun içinde diyor bir planın olsun.
Yani bir strateji belirlemelisin.
Yani şuyu düşünün. Bu su ördekleri var ya su ördeklerinin bile oradan örnek vereceğim.
Onların bile avlanma için yani avlarına gerçekten ulaşabilmek ve başarısız sonuçlanmamak için o karınlarını doyurabilmek için yaptıkları bir planları var ve birlikte yapıyorlar bunu.
Bir halkı oluşturuyorlar ve avlamak istediklerini bu halkının içerisine alıyorlar.
Daha sonra içlerinden en güçlüsü gidip o ava doğru yaklaşıp ona sahip olmaya çalışıyor.
Ve aralarında da bölüşüyorlar.
Yani ördek bile... bir strateji belirlemiş.
Biz belirlemişiz çok mu?
Biz hedeflerimize giderken plan yaparız.
Değil mi? Yapmalıyız da ve ilk hatada planın tutmadığını düşünüp devamını getirmeyiz, yarım bırakırız.
Halbuki hata yapmamak için değil, daha az hata yapmak için oluşturulur bu planlar diyor Hill.
Önce farkı yaratırsın, sonra fark yaratırsın.
Eğer uyguladığın plan işine yaramazsa onu zaman kaybetmeden ya da vazgeçmeden yeni bir plan yaparak değiştir.
Hızlı bir şekilde de karar vermen gerekiyor.
Çok zeki bir kişi düşünün diyor Hill.
Herhangi bir işte eğer planı olmazsa başarılı olamazsa yaptığı bu işte hedefe doğru giderken yenilgiye uğrar.
Bunlar geçici yenilgilerdir.
Ve bu geçici yenilgilerle karşılaşmadan gerçek bir servet kazanamayız.
Bununla ilgili yine bir verdiği ipucu var.
Bir kağıt alıyorsunuz.
Bir de kalem. Vazgeçenler asla kazanamaz.
Ve kazananlar asla vazgeçmez.
Tekrar ediyorum. Vazgeçenler asla kazanamaz.
Ve kazananlar asla vazgeçmez.
Her gece yatmadan önce yaz kızım.
Her gece yatmadan önce.
Ve her sabah kalktığınızda görebileceğiniz bir yere yazıyorsunuz.
Biraz önce dediğim gibi utanç duygusu yok.
Çünkü sizin önünüzde bir hedef var.
Ya da siz o parayı alacaksınız.
Biz onu belirledik.
Her şeyimiz okey. Kağıdımızı da kalemimizi de aldık.
Duvarımı astım. İster gelen evime gelen arkadaşım.
İster eşim dostum bana deli desin.
Onların yargılamaları benim umurumda bile değil.
Çünkü ben... İçimdeki o büyük arzuyla ve istekle hedefime ulaşmaya çalışıyorum.
O yüzden o kalemi, kağıdı alıp o istediğim, söylediğim bu cümleyi, benim için gerekli olan bu cümleyi yazarım, duvarıma da asarım.
Yedinci maddeye geliyoruz. Erteleme huyunu yenmek.
Bu kural dahil asla pes etmemeye işareti diyor.
Yani karar almak ve asla pes etmemek.
Bir test yapılmış Amerika'da.
Başarısızlık yaşayan 25 bin kişi kadın ve erkek karışık bir inceleme yapılıyor yani.
Başarısız olma sebeplerini sıralamak için sorular soruyorlar.
En baş sırada ne geliyor biliyor musunuz?
Erteleme sorunu geliyor.
Ve buna karşılık belli servete sahip binlerce milyonlere bir takım sorular soruluyor.
Ve sonucunda görülüyor ki bu insanların çoğu çabuk karar verebilen kişiler.
Çok düşünüp karar verenler ise genelde başarısız olan insanlar oluyor.
Görülüyor yapılan araştırmada.
Erteleme huyunuzdan kurtulmak için en başta yapılması gereken şeyin az konuşmak olduğunu söylüyor.
Ben bunu ilk bulduğumda hani şey dedim ya ne alaka az konuşmak?
Hani bu şekilde dedim. Bilmiyorum siz de aynı şeyi düşündünüz mü ilk söylediğimde?
Hani bunun nasıl bir etkisi olur ki?
Şöyle ki birlikte vakit geçirdiğiniz herkes doğrudan ya da dolaylı olarak başarı ya da paranın peşinde değil mi?
Eğer planlarından diyor.
Açıkça söz edersen diğer insanların bu planlardan yola çıkarak sizden önce hareket ettiğini görebilirsiniz.
Şimdi durdum düşündüm.
Nasıl yani diye. Şöyle mutlaka olmuştur.
Hiçbir arkadaşınızın mesela yapmak istediğiniz ya da olmak istediğiniz bir şeyi söylediğinizde siz daha olmadan almadan ya da onu yapmadan onun aldığını ya da yaptığının üstüne bir de ya
ne zamandır aklımdaydı işte sen söyleyince hatırladım ya da sizin söylediğinizi bile sanki hatırlamıyormuş gibi davrandığı mutlaka oldu değil mi?
Mutlaka böyle bir şeyle karşılaşmışsınızdır.
Yani böyle bir durum yaşamak sizi olumsuz etkilediği için davanızdan vazgeçmenize Ya da bunu erteleminize sebep olabilir diyor.
O yüzden ilk yapacağınız ağzınızı kapatıp gözlerinizi ve kulaklarınızı açmak olsun.
Ya peki biz ne ara böyle kararsızlıklarımızdan dolayı her şeye ertelere olduk?
Bu diyor ki Hill yine aynı şekilde.
Bu gençlikte başlayan bir alışkanlık.
Ortaokul, lise hatta üniversiteden kesin amaç olmadan geçerken bu kararsızlık kalıcı olarak bünyemizde barındırdık diyor.
Yani bu kuralda anlatmak istediği karar almak için beklemeden, kararı almayı ertelemeden sonucu ulaştırmak.
Bir de bizlerde ne var? Bir elalem var.
Elalem diye bir grup var.
Bunların isimleri yok. Her şeyi ayıplama yeteneğine sahip o elalem.
Buna da değinmiş. Eğer başkalarının görüşlerinden etkileniyoruz.
İnsan hiçbir zaman kendine ait bir arzun olmayacaktır.
O yüzden bu tarz insanlara karşı kulaklarını kapat.
Sadece içindeki arzuya kulak ver.
8. maddeye geliyoruz.
Bilinçaltını kontrol ve dönüştürme.
Bu kuralda öncelikle bilinçaltı bir gerçek ve benim isteklerim, arzularım, korkularım hep burada bir yerlerde saklanır.
Hill diyor ki bu bölümde ben size boşuna o kadar kalem kağıt al, yaz, sabah akşam oku diye boşuna söylemedim arkadaşım, güzel dostum.
Bilinçaltına bu tarz istekleri kodlamak önce pratik ister.
Pratiği de sürekli işte bu denemelerle sağlarsın.
Bilinçaltı boş kalmaz.
İyi ya da kötü bizler doldururuz.
Bilinçaltının kapısı...
7 tane olumlu duygu vermiş bu olumlu duyguları size söylemek istiyorum.
Diyor ki Hilk bunlar en güçlü olumlu duygulardır.
Yani bu söylemiş olduğum olumlu duyguları sürekli aktif halde tutman gerekiyor.
Bunların barındırmış olduğu o heyecanlara hakim ol.
Onları kullan. İhtiyaç olduğunda olumlu heyecanlar emrinizde olsun.
Asıl yöneticisi aslında bilinçaltımız.
Bakın antik çağlarda eski din adamlarının kullandığı bir yöntem var.
Hastalarına... İlaç verdikten sonra uyumadan hemen önce onların melekler tarafından uyurken ziyaret edilerek iyileştirileceklerine dair telkinlerde bulunup bu şekilde de birçok başarıya ulaşırlarmış.
Tedavi mesela eğer yarı yarıya ise tedavi böyle olduğu zaman bu şekilde telkinlerde kullandıklarında %100'e yakın bir şekilde onlara karşılık verirmiş.
Hani diyorlarmış ki sen bu ilacı iç evladım gece melekler seni gelip iyileştirecek.
Yunus Emre ne diyor? Bir ben vardır bende benden içeri.
Gözüken ben dışında.
bir başka güçte olan ben buradaki aslında.
Bizi idare eden, evirip çeviren bilinçaltımız.
Tasavvuf öğretisi de aynı şekilde düşünüyor.
Bilinçaltını tanıyıp oradaki gücü çıkarmaya çalışıyor.
Şöyle de bir örnek var. Amerika'da ünlü bir tıp araştırmaları merkezi olan bir Mayo Klinik diye bir klinik var.
Bunlar obezite problemi olup zayıflamak isteyen kişiler üzerinde bir test yapıyorlar.
Bunları ikiye ayırıyorlar. Birinci gruba egzersizler veriyorlar, hareketler veriyorlar.
Diyorlar ki diğer gruba da kendinizi zayıf olarak düşünün, zayıf olarak hayal edin.
Sürekli zayıfladım, artık daha zayıfım diyerek bu şekilde kendinizi telkinlerde bulunun diyor.
Her iki gruba da diyorlar ki beslenme alışkanlıklarınızı değiştirin.
Yani aktivite grubu ile düşünce grubu olarak ayırıyorlar bunları.
Başka hiçbir farkları yok.
Çalışmaya katılan tüm bireyler 1-3 kilo arasında zayıflıyorlar.
Yani bu çalışma gösteriyor ki düşünce ile bilinçaltını etkilemek mümkün.
Bilinçaltı siz ne istiyorsanız ona göre kendini düzenlemekte ve organizmayı yönetmektedir.
O yüzden siz de ne yapıyorsunuz?
Bilinçaltınıza sürekli olumlu şeyler ve başaracağınıza dair bilgiler gönderiyorsunuz.
Olumsuzda kalan hiç kimse başaramaz çünkü.
Ve 9. maddedeyiz.
Korkunun altı hayaletini yok etmek diye bir bölüm bu.
Ne bu? Doğa insanı yalnızca tek bir şey üzerinde kontrol sahibi kılmıştır.
Nedir o? Düşünce.
Bizler hayatımızda bir gerçek yaratacağımız zaman önce düşünce şeklinde başlar.
Mesela Aşık olmak istiyorsunuz.
Önce böyle bir düşünce belirir aklınızda.
Daha sonra da bilinciniz aşık olacağınız kişiyi bulmak için çalışır.
Çalıştığınız işte kazancınızın yetmediğini düşünüyorsunuz.
Sonradan ne olur bu bir düşünce olarak var oldu.
Nasıl harekete geçersiniz?
Bu para bana yetmiyor arkadaşım diyorsun ve kendine yeni bir iş bakmaya başlıyorsunuz.
Yani her şey ilk önce düşünce olarak aklımızda belirir.
Yani hile göre zengin olmak için yoksulluğa ait her düşünceyi kafandan silmen gerekiyor.
6 tane temel korku veriyor.
Yoksulluk, eleştiri.
Hastalık, aşkı kaybetmek, yaşlanma ve ölüm.
Bizdeki en temel önemli korkular bunlar.
Zihinle bunları yönetebileceğini söylüyor Hill.
Ben bunu bu olumsuz bilgileri ilk okuduğumda ya dedim ki kolay mı kardeşim ya ben gelmişim 35 yaşına o çizgiler kazayakları iyice kendini göstermiş nasıl korkmayayım.
O da diyor ki insan önce düşünmediği hiçbir şeyi yaratamaz.
İnsanın düşünce dalgaları bilinçli olsun olmasın kendilerini hemen fiziksel olarak eş değerlerine dönüştürürler.
Aman Allah'ım nasıl yani?
Sen işte o bunlar şanslı diye dediğin kişilerin şimdi neden şanslı olduğunu anlayabilirsin diyor.
Onlar bu tür kötü düşüncelerden uzak durarak şanslarını aslında kendileri yarattılar.
Kendine meydan oku.
Sen eğer bazı olaylara kayıtsız kalıyorsan, kararsızlığın çoksa, sürekli bir şeylerden şüphe duyuyorsan, hep endişeli ve aşırı tedbirli bir de üzerine hep yapacağın işleri erteliyorsan,
hayırlı olsun dostum, nur topu gibi bir yoksulluk korkun oldu.
Bu yoksulluk korkusundan kendini tamamen uzak tutman gerektiğini söylüyor Hill.
Hill'in veda ederken hatırlatmak istediği bazı bilgiler var.
Hayat bir satranç tahtasıdır ve karşınızdaki rakibiniz zamandır.
Eğer harekete geçmeden önce tereddüt eder ya da hemen harekete geçmeyi ihmal ederseniz tahtadaki piyonlarınızın zaman tarafından alınacağını söylüyor.
Kararsızlığa karşı tahammül edemeyen bir rakibe karşı oynuyorsunuz.
Hayatı istediği şeyi vermesi için ısrar eden herkese sunulan bir anahtar var.
Unutmayın, düşünmek sadece bir başlangıçtır.
Ancak doğru düşünmek bir yaşam tarzıdır.
Şimdi size düşünce gücünüzle dolu çok güzel günler diliyorum.
Umarım bu maddeleri uygularsanız Uygulayanlar olursa lütfen bana Instagram'dan yazın.
Çok merak ediyorum hayatınıza bazı gelişmelere dokunabildim mi?
Bazı gelişmelere sebep olabildim mi?
Gelecek bölümde buluşmak üzere.
Dinlediğiniz için teşekkür ederim.
başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
