
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde dişil enerjinin bize dayattıkları gerçekleri ve gerçekte ne olduğunu konuşuyoruz. 👋
Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba, Alternatif Vizyon''a hoş geldiniz.
Ben Ayça. Bugünlerde çok popüler olan bir konuyla geldim.
Kendimce bazı araştırmalarımla beraber kadınların içerisindeki o ilahi güç nedir, neden dişil enerjimizi şu sıralar tartışmaya başladık, acaba önceden içimizde yok muydu ki diye düşünerek bunlardan bahsedeceğim.
Hadi başlayalım. Temelde her insanın içinde taşıdığı iki enerji var.
Nedir bunlar? Eril ve dişil enerji.
Enerjilerden biri diğerine göre...
daha baskın olabiliyor.
Popüler kültüre göre dişil enerji, yaratıcı, işte besleyici, sakin, pasif sessiz durumda olan, eril ise pratik zeka, rekabet, daha çok mantıklı, savaşçı olmak.
Şimdi dişil enerji yüzyıllar öncesine dayanan ve çeşitli dini, ruhsal felsefelerde de bunu destekliyor ayrıca.
Mesela yin-yang felsefesi, işte beyaz kadın, siyah olan erkek.
Hinduizm'de Shakti ve Shiva var biliyorsunuz.
Shakti kadını, Shiva'nın erkek enerjiyi temsil eder.
Bu arada bu iki kavram bilimsel terimler değil.
Enerji zaten fiziksel bir terim.
Dolayısıyla günümüz dünyasında bu kavramları bize biraz allayıp pullayıp daha da havalı hale getirip önümüze koymuş oluyorlar maalesef.
En baştan sizi uyarayım.
Bu podcast eril ve dişli enerjinin ne olması gerektiğiyle ilgilidir.
Bir daha tekrar ediyorum. Ne olması gerektiğiyle ilgili.
Mutlaka dişli enerjiyle ilgili bir fikriniz vardır.
Altyazı M.K.
Ne diyor şimdiki kültürümüz bunun için?
Kadının %80 kendisine bakmasıyla ve kendisini hediye paketi gibi süsleyip püsleyip böyle bir hale getirmesidir değil mi?
Erkeğe karşı o bağırsa bile savunmasız, onu böyle sürekli elimizde tutmamız gerekiyor.
İşte aman aldatmasın, aman gitmesin, çok sevsin, değer versin.
İşte kadınların bu uğraşlarından dolayı aslında insanın mutlak mutluluk dediğimiz mutlu sona ulaşması için fiziksel terimleri bize bu yukarıda...
Bahsettiğim istekleri de...
bir açık bilerek bunları bize dayattılar.
Tam bir feminist kadın gibi konuştum şu anda.
Duygu Asena'cılar gruba dahil oldu.
Oltlar Duygu Asena'yı hatırlar.
Bazı fikir aylıkları olsak da Duygu Asena'yı çok sevinirim.
Şimdi Duygu Asena demişken feminist hemen aklımıza geldi.
Benim de yaşadığım bir olay var bununla ilgili.
Ne zaman feminist kelimesi geçse hep bu olayı hatırlarım ben de.
Ortaokul yıllarımızda yaşadığım bir olay bu.
İnsanların bize taktığı bu etiketlerle ilgili.
Şimdi ben ortaokul birinci sınıfta normal kendimce işte erili dişli de dengeli tutan bir kızdım.
Sonra okulun en güzel, en popüler kızıyla bir yakın arkadaşlık vurduk işte.
Şimdilerde işte kanka diyoruz, kanka olduk.
Aynı sınıftayız. İşte kızın o kadar çok çıkma teklifi geliyor ki.
O zamanlar çıkma teklifi diyoruz tabii biz.
İşte kıza sürekli her erkekten teklif geliyor.
Herkes arkadaş olmak istiyor.
Bunun peşindeler. Bu da hepsini red ediyor.
İşte çocukların da o anki yaşlarının vermiş olduğu o henüz dizginleyemedikleri güçleri dolayısıyla böyle Saçma sapan hareketler yapıyorlar.
İşte vurup kaçıyorlar. Ve teneffüste bir geliyoruz biz sınıfa.
Çantalarımız, kitaplarımız yerde böyle atmışlar, dağıtmışlar.
Tabii ben de böyle bir sinir hali böyle.
Ben bunlara gününü gösteririm falan böyle kafasına girmeye başladım sürekli.
Arkadaşım da bir de üzerine böyle prensesim ağlıyor, zırlıyor.
Böyle mutsuz mutsuz triplerde sürekli kızacağız.
Sonra bana o anda bir şeyler oldu.
Böyle ben o eril enerjiye girdim sanırım.
Eril enerjim yükselmiş oldu.
O erkek çocuklarını dövmeye başladım.
Ama var ya görmeniz lazım.
Böyle geleni geçeni pataklıyorum.
Hani derler ya o anda deli gücü geldi ya nasıl yaptım bilmiyorum diye.
Böyle öyle vuruyorum ki kaçıyorlar.
Böyle kaçarken bir de arkalarına dönerken bir de böyle kıçlarına falan tekme atıyorum.
Dün gibi hatırlıyorum gerçekten.
Böyle korkudan sonra kimse yanımıza gelememeye başladı.
Okulda artık popüler oldum ben böyle.
Erkekleri dövüyorum, pataklıyorum, gönderiyorum böyle.
Ben popüler olmuş oldum bir anda.
Çok enteresan bir durumdu o.
Sonra ama tabii ki bana bir isim taktılar.
Feminist Ayça. Değişlemeye bakar mısınız?
Uyumlamaya bakın işte. Çocuk aklıya feminist Ayça diye böyle bir lakab takmış oldular.
Sonra ben işte onları dövünce sanırım bir nevi tanrıça gibi göründüm gözlerine ki bence bu yüzden pleri hale geldim ve böyle bir isim taktılar bana.
Ama çok enteresan bir şey oldu.
O biraz önceki arkadaşın yerini ben aldım.
Bana talep gelmeye başladı.
İşte ben okulda popüler olmaya başladım.
Herkes bana işte çıkma teklif ediyor.
Benimle arkadaşlık kurmak istiyor.
Ben tabii okulunda işte okulunda dersinde bir kızım annem babam beni okuyayım diye okula yollamış.
Ben aşk meşk ne yapacağım kardeşim kafasındayım böyle.
Hepsini tabii red ediyorum. Dövüp yolluyorum hepsini bir de üstüne.
Ay lütfen yanlış anlamayın.
Şiddetli her türlüsüne.
Karşıyız. Her türlü şiddete, her türlü zorbalığa tabii ki karşıyız.
Ama böyle geçmiş günleri hatırlayınca benim de böyle gülmelerim geldi.
Çok güzel anlardı çünkü onlar.
Benim de zaten gerçekten kendi içimdeki o eril dişil enerji dengesini tutmak için gerçekten bu olay bende çok güzel hisler uyandırmıştı.
Sonra onlar benim bu dövmelerimi yadırgamadılar da onların bu gelen arkadaşlık teklifini reddetmem.
Sanırım onların gururunu kırmış olacak.
Benim nakabımı değiştirdiler.
Bana poğaça... Ayça demeye başladılar.
Ya bu benim bir gücüme gitti, bir gücüme gitti.
İnanın gerçekten o zaman hani böyle biri 65 boylarında 40 kilo bir kızım yani kilolu da değilim.
Sırf sadece ismimin kafiyesinden dolayı, poğaça Ayça kafiyesinden dolayı ve hani biraz da hakaret küçümseme içerdiği için bu kelime.
Sanırım o yüzden böyle bir lakabı taktılar.
Ama bende böyle bir şöyle bir yıkıma sebep oldu.
Ben bir his yaşadım. Kendi içimde nedense kendimi böyle çirkin işte erkeklerin bir şey hissedemeyeceği türden bir kız gibi görmeye başladım.
Yani bana çok kötü bir dönüşü olmuştu aslında.
Ben ortaokulda son bir senemim.
Böyle uzun kıvırcık saçlarım var o zaman.
Şimdi de aynı. Böyle tamamen o saçlarımın tepede böyle iyice sıkıca toplu toplu hani annelerimiz ilkokuldayken yapardı ya saçlarımız böyle sıkı sıkı toplardı böyle.
Beynimiz böyle ağrıdan ölürdü.
Aynı öyle deli gibi toplu.
En güzel ergenek dönemlerimde o güzelim saçlarımı hiç salmamıştım.
Hiç renkli şeyler giymedim.
Sürekli erkeklerle erkek gibi arkadaşlık kurdum.
Elin enerjiye geçmiştim artık.
Tamamen dengem gitmişti.
Artık öyle bir hale almıştı ki.
Arabamızın tamir zamanlarını takip ediyorum.
Yıkama zamanlarını takip ediyorum.
Babama söylüyorum. Her seferinde ben de gidiyorum onunla tamire yıkamaya.
Tabii ailem sağ olsunlar gerçekten.
bir bilinçte olduklarını düşünüyorum bu konuda.
Bu durumun farkına vardılar ve benimle çok güzel bir içsel yolculuk yapmışlardı.
Benimle bunu konuştular. Yani yanlış olduğunu vesaire.
Tabii ben onları o zamanlar dinlememiştim.
Kendimin, tarzımın böyle olduğunu düşünmüştüm.
Hatta böyle metalci kafasına bile girmiştim.
Allah'ım hepimiz yapmışızdır değil mi böyle?
Tarzımızı bulmaya çalışırken böyle bilekliğime kalın kalın zincirler takardım.
Sadece siyah giyerdim falan.
Şimdi sonra lise biri başladığımda iri enerjim çok aktif bir durumda daha erkeksi.
İşte iç sesimle hiç konuşmayan bir dünyam var.
Yani iç sesimle hiç konuşmuyorum.
Hiç aktif halde değilim onunla.
Gerçek ben nedense saklıyorum gerçek beni.
Hala o feminist Ayça'nın, o poğaça Ayça'nın etkisindeyim.
Sonra bana lisedeyken arkadaşlık sesleri gelmeye başladı.
İşte ben bunu ailemden bahsediyorum.
Normalde aileler böyle şeylere kızar ama benimkiler sanırım yine eski Ayça olabileceğimi düşündüğü için buna normal şeyleri olduğunu vs.
bana anlatmaya başladılar.
Tekrar enerji dengimi...
Ağlamak için ne yaptım?
Gidip. İş ve cilve yapıp, işte ay rujumu süreyim, ay ojemi süreyim, ay ben rujumu ojemi sürdüm, dişi enerjimi yüksek makyajımı yaptım.
Değil tabii ki. Dişi enerji bu değil.
Ben duygusal ifadelerimi geliştirmeye, işte onları açıkça belirtmeye başladım.
Duygusal benliğimi yani kullanmaya çalıştım.
İşte bizlere çocukken duygularımızın olduğu öğretildi.
Bana da bunu öğrettiler. Ama duygularımızı nasıl kullanacağımız öğretilmedi.
Bizim en büyük sorunlarımızdan biri bu.
Nasıl hissettiğinizi...
dinlemek, duygu hallerinizi tanımak otomatik olarak tüm sizi hissetmenize sebep olur.
Ne yaratmak istediğimi hayal ettim.
Benim bu hayal etme, hayal etmenin gücüm de bu o zamanlardan lise yıllarıma dayanır.
Eril ve dişili enerji zıtkutuplar.
Ancak tıpkı piller gibi her ikisinin de doğru dengesi var değil mi?
Doğru denge olmadan işler olması gerektiği gibi çalışmaz.
Yaşamın kendiliğinden gelen sevinçleri kabul edin.
Mesela çoğumuz ne deriz?
Çok yorgunum. İşte bir günlük bir tatile ihtiyacım var.
İşte o tatile gidene kadar bekleriz mutlu olmayı.
O kadar beklemeyin. Her şeyi her gün mesela mini tatiller yapabiliriz.
Asıl sır bence bu.
İşte ben 9-6 çalışıyorum.
Gece vardiyasındayım.
İşte mini tatil. Ayça Allah aşkına ne mini tatili.
Biz normal tatile zor gidebiliyoruz bu şartlar altında diyebilirsiniz.
Ama mini tatil dediğimiz şu.
Tep okumak. 15 liraya bir de kitap var.
Önemli olan kitap okumayı sevmiyorum.
Kitap okumayı sevmiyorum diye bir şey yok.
Bence insanlar ne tarz kitap okumayı sevdiklerini bilmiyorlar.
Ne tarz şeyler okuduğunuzu, okumaktan hoşlandığınızı, ne okursanız sıkılmayacağınızı bulmanız gerekiyor.
Bu da zaten çok ucuz maliyetli bir şey.
Müzik dinlemek, o anın tadını çıkartmak.
İşte iş yerine molaya çıkıyorsunuz ya da okulda teneffüse çıkıyorsunuz.
İşte kahve içeceksiniz, işte başka bir şey içeceksiniz.
Kendini kendinize kalın.
Mesela bir kafe... gideceksiniz.
Oturup kahve içmek istiyorsunuz.
Birisini aramayın yanınıza.
Gerçekten birisini aramayın.
Bir bakın. Kendi kendinize konuşun.
Arkadaşınızla buluştuğunuz zaman naber nasılsın dersiniz ya.
Kendinize sorun. Nasılsın?
Ayça nasılsın? Millet bana deli diyecek kendi kendine konuşuyorum diye ama sesli konuşmanıza gerek yok tabii ki.
Biraz önceki duygularınızı hissedin dediğim şey aslında tam olarak bu.
Kendinize sorun. Nasılsın?
O gün mesela bir olay yaşadınız iş yerinizde okulda.
Arkadaşınızla kavga ettiniz.
Kötü bir olay yaşadınız.
İş arkadaşınızla kavga ettiniz.
Kendinize o olaydan sonra çok sinirlendiniz.
Sen ne dersin? İşte bak bundan sonra görsün ben neler yapacağım.
Neler oluyor. Bundan sonra şöyle davranacağım.
Değil. His olarak ne hissettiğinizi sorun.
Sonrası için planlar yapmaya çalışın.
Bir daha böyle bir durum yaşamamak adına neler yapabilirsiniz diye.
Bazılarımız kadınsılığın sessiz ve canlandırıcı olduğunu düşünüyor.
Ama bu sadece hikayenin yarısı.
Dişil enerji aynı zamanda Cesurdur.
Dönüşümün de ta kendisidir.
Şimdiki senden memnun değilsen eğer artık şimdiki sen senin işine yaramıyorsa işte o anda ortaya çıkan şey dişin enerji.
Dönüşümün ta kendisi.
Nasıldır yaratılış? Yıkım yaratılıştan önce gelir.
Bu zaten inançlı bir insansan inanıyorsan eğerliğine din kitaplarında bile yazar bu değil mi?
Önce yıkım sonra yaratılış olmuştur.
Olman gereken kişi olmak için bu sürekli şikayet et...
...hayatından kurtulmak için bir yıkım yapman gerekiyor.
Eski sene elveda demelisin.
Günlük hayatta hissettiğin bu stres, işte beynindeki o yorgunluk dişil enerjimi inanılmaz emer.
Yani gerektiği kadar... Kullanmadığının bir kanıtı.
Sen akşam eve geldiğin zaman işini işte bırak.
Bırak orada kalsın.
Özellikle biz kadınlar bilmiyorum.
Ben yapıyorum. Yapmamaya çalışıyorum.
Bunu çok da aza düşürdüğüme inanıyorum.
İşte eşimizin kafasını yediğimiz zamanlar oluyor.
İşte şu oldu bu oldu. Ben şöyle yapacağım.
Bundan sonra böyle edeceğim.
Şöyle olursa böyle olur. Düşünsene.
Sen o gün evine sağlıkla gelmişsin.
Yemek hazırlıyorsun. Güzel bir şekilde oturup o yemeğini yiyeceksin.
O gün evine varamayan sağlıkla evine varamayan ya da o gün kötü haberler alan kim bilir kaç tane aile vardır, kaç kişi vardır kim bilir.
Benim derlediğim birkaç madde var.
Bir önceki podcastımda kınadığım tipler vardı ya 5 maddede gerçek sana ulaş gibi böyle bir şey oldu ama dağılmasını istemiyorum bu konunun.
Gerçekten de işe yaramasını istiyorum bu podcastın.
Sadece dinlemek için dinlemenizi istemiyorum.
Size bir şeyler katmak istiyorum.
O yüzden birkaç madde olarak derledim.
Şimdi birincisi ihtiyacınız olduğunda yardım isteyin.
Yardım teklifinde birisi bulunursa evet deyin.
Bırakın yardım etsin. Bırakın gücünüzü azaltsın.
İşte bu markette olur, ev işlerinde olur.
olur, hayatınızdaki adam olur.
Bırakın size o kapıyı açsın.
Paranızı ödesin. Bu arada şöyle bir şey bu paranızı ödemekle ilgili.
Ben kendi çevremden de oturduğum restoranlarda, kafelerde de gördüğüm kadarıyla zaten kadınların çoğu erkeğe ödetiyor hesabı.
kadın ödeyen hesap çok görmedim.
Kusura bakmasınlar ama bence biz zaten erkeklere ödüyoruz.
Genelde bunu kabul ediyoruz. Çok az bence öyle kadınlar.
İkincisi de birisi size iltifat ettiğinde kadın ya da erkek iltifat ediyor olsun.
Güzelce gülümseyin ve teşekkür edin.
O iltifatı kabul edin.
Ay mesela sana birisi dedi ki ay işte Ayça çok kilo vermişsin.
Nasıl yaptın? Ay yok kilo vermedim aslında.
Tam tersi kilo aldım. Hayır ya.
Evet kilo verdim. Spor yapıyorum.
Yediklerime dikkat ediyorum. Zor ama ben başarıyorum diye.
Hemen ay yok sen daha güzelsin, sen daha zayıfsın demeyin.
İltifatı kabul edin, gülümseyin ve kabul edin.
Bir diğeri ise ne olmuş olursa olsun geçmişteki o kötü ilişkilerinizden sıyrılın.
Ne hissettiğinizi yargılamadan kabul edin.
Ayrıca bunu yapmak çok...
büyük bir farkındalık arkadaşlar.
Bakış açınız inanılmaz değiştirir.
Diğeri de kendinizi şımartın.
Öz bakımınıza önem verin.
Bu demek değil ki diğer biraz önce bahsettiğim gibi işte makyaj yap, rujunu ojeni sür, ihmal etme.
Bunlar değil. Kozmatik giyim, kuşam bunlar sadece o sektörlere hizmet eder.
Sen eğer dişil enerjini dengede tutup mutlu, güzel bir hayat yaşamak istiyorsan sabahın altısında, yedisinde kalkıp kırmızı rajonu sürüp bindiğin o metrobüste inan ki bu işe yaramaz
arkadaşım. Her şeyin yeri ve zamanı var.
Senin yaptığınız şeyi veya Yapmaktan gerçekten keyif aldığınız şeyi düşünün.
Başkalarını nasıl olumlu yönde etkileyebileceğinizi düşünün.
Asıl güçlü dişil yanlarımız bunlar.
Mesela eve stresli ya da mutsuz gelen eşiniz çocuğunuz.
Onların duygu değişimlerine yardımcı olmak da bence çok yüksek bir dişil enerji.
Bunu fark ettirmeden yapmak gerçekten tanrıça olmak gibi bir şey.
Çok zor bu. Bir örnek vereceğim yine kendimden.
Oğlum mesela o gün eve mutsuz geldi, kızgın geldi.
Okulda yaşadığı kötü bir durumdan dolayı.
Ona fark ettirmeden, ona söylemeden mesela bir çöp atacağım, yardım istiyorum ondan.
Bir şekilde onu sokağa çıkmak lazım.
Çok basit bir sebep buluyorum bunun için.
Sokağa çıkıyoruz. Sokakta her yerde kedi var değil mi?
Küçük mamalar var, aç bitir mamalar var.
Mamalardan olur zaten her zaman cebimde.
Çoğu kadın da yapıyor harika bir şey.
Herkesi tebrik ediyorum bu yüzden.
Mesela o mamalardan kedilere vermeye başlıyorum.
Ve bir sürü kedi geliyor. İşte mama yerlerken ufaktan seviyorum onları.
Oğlum da bunu görüyor. O da bir anda hevesleniyor.
İşte kedilerin tatlılığıyla içinde böyle farklı duygular belirmeye başlıyor.
Ne oluyor? Oğlumun o stresli ve sinirli duygu hali bir anda yerini merhamete bırakıyor.
Bir anda sevgiye bırakıyor ve o bile farkında değil bunun.
Ben onun o anki halini düzeltip mutluba hale getirmiş oluyorum.
Kadınların bazı günleri var.
Mutlaka size de olmuştur.
Mesela o gün önemli bir olay yaşadınız.
Güzel bir şey oldu. Böyle çılgınca...
Arkadaşların oturup konuşmak, dertleşmek işte belki bir iki bardak bir şeyler içmek istersin.
O anlar aslında dişli enerjinizin en yüksek olduğu zamanlarmış.
Bir şeyler olur. Sen anlatmak için sabırsızlanırsın.
Yaşadıklarını işte paylaşmak istersin.
Bu paylaşmak dişli enerjinizin akma tarafı.
Yani bugünlerde bunu kesinlikle ertelemeden yapın.
Kadınsılığınızı dengede tutan neden?
Çünkü hislerinizi dile getirmek.
Size müthiş bir özgüven...
sağlar arkadaşlar. Bence dişi ve enerjiyi günümüzde tartışıyor olmamız ve kaybettiğimizi düşünmemizin asıl sebebi kadınların çevresindeki insanları işte iş, eş, çocuk, arkadaş bu kişilerin kalbine
dokunmayı, kalplerine hitap etmeyi ihmal etmemizden kaynaklı.
Eski bir atasözü der ki kimse sizin ne kadar önemsediğinizi bilene kadar ne bildiğinizi umursamaz.
Harika bir cümle. Bu duygularınızı, hislerinizi, içinizdeki o iyiliği, güzelliği karşı tarafı hissettirmekle ilgili bir konu.
Enerji konusuyla ilgilenen birkaç kişinin yazılarını okudum.
En çok dikkatimi çeken şuydu.
İlgisizliğe maruz kalan bir kadının bunu düzeltmeye çalışması, uğraşması ya da kendini öfkeyle, sinirlenerek, bağırarak ifade etmesi onu eril enerjiye geçirdiği için pek de bir şey yaramıyor.
Yani size ilgisiz olan bir erkeğe karşı çok da şey yapmayın arkadaşlar.
Bırakın aksın gitsin.
Yani siz eğer özel ve kıymetli hissetmek istiyorum diyorsanız bu noktada şimdi size soruyorum.
Sana güzel bir soru dostum.
Bunun için başkasına ihtiyacın var mı?
Sen yaratılış olarak zaten duygunun, ilginin ta kendisisin.
Fiziksel olarak da zaten estetiksin.
Sen kendi mutluluğunu ve yaptığın bir kekten bile tat alıp süslemeye devam et.
Kendi işine odaklan.
Sana odaklan, su akıp nasıl yolunu bulur?
Ha bu arada bu durum değişmez.
İşte partnerin seni böyle sürekli ilgisiz, alakasız bırakırsa o çok farklı bir konu.
Orada bir ilişkine göz atman gerekiyor.
Dişi enerjimizi unutmakla ilgili başka bir şey daha söyleyeceğim size.
Şimdi gün içerisinde üstünü perdelememiz gereken birçok olay oluyor bu dişi enerjiye maalesef.
Kendi içimizde bölünmek zorunda kalıyoruz ve ortaya tek tip bir kadın çıkıyor.
Değil mi? Çok var bu zamanlarda.
Nedir bu güçlü kadınlar? Kimseye mutlu hayatı olmayan kadınlar.
Bunları sağlarken farkında olmadan dişiliğimizden çok şey kaybediyoruz.
Aslında kadın olmanın güzelliğini unutuyoruz.
Dişi enerji kadını güzel yapan şey değil mi?
En güzel ise bence gülümsemek.
Mesela biz ne deriz? Bazen birilerini tanımlarken kullanırız.
İşte çok güler yüzlü, çok tatlı bir kız.
Böyle söylerken bile yüzünüz güler.
Bunun gibi. Sokakta ya da iş yerinde yanından geçtiğin temizlik görevlisine Böyle gülümseyerek kolay gelsin demek çok güzel bir dişli enerji davranışı bence.
Tabii aynı zamanda bu bir insanlık görevi.
Mesela ben Fransız kadınların çok dişli buluyorum.
Ses tonları böyle bana çok kadınsı geliyor.
Ve bence dişli enerjiyi dengede tutuyorlar.
Giyim kuşamları özellikle Fransız kadınların tavırları çok kadınsı.
Çok komik ama benim bazı zamanlarda denediğim ve tecrübeyle sabit yine çok farklı bir sırrım var.
Biz bizeyiz ya. Söylüyorum, anlatıyorum.
Gülmeden bunu bir deneyin lütfen.
Bu arada kimseye anlatmak zorunda değilsiniz denemeyi.
Denediğinizde kendinize söyleyebilirsiniz bunu.
Bu yöntem kuantumla ilgilenen bir kişiden öğrenmiştim bunu çok eskilerden.
Mesela bir ortama gireceksiniz tamam mı?
Ortamda dikkatini çekmek istediğiniz birisi var.
Bu bir aşk ilişkisi olabilir.
Bu iş ilişkisi olabilir.
İşte bir müdürü vardır ya da o kişiden bir iş almak istiyorsunuzdur.
Bir iş görüşmesidir. Bir satış görüşmesidir.
İşte dediğim gibi ortamdaki bir kişiye aşk duyuyorsunuzdur.
Bu ortama girmeden önce kendi vücudunuzdan böyle...
aşağıdan yukarıya doğru Ay o kuantumcu kadınlar gibi anlatıyorum şu anda ya.
Parlak bir ışık çıktığını düşünün.
Ya bu arada sen kendin gülüyorsun, inanmıyorsun demeyin.
Tecrübeli sabit dediğim gibi benim sürekli uyguladığım bu yöntem, bu ihtiyaç duyduğum zamanlarda.
Böyle vücudunuzdan aşağıdan yukarıya doğru parlak bir ışık çıktığını düşünün.
Parlıyorsun, gülümsüyorsun.
O duygu haline girebilmek için yine de bu olmazsa olmaz zaten böyle 2-3 saniyelerine de olsa en iyi hissettiğin bir şey getir aklına.
Ben mesela yüzmeyi çok severim.
Yüzerken çok güzel şeyler hissederim özellikle.
Böyle gökyüzüne bakarsın hele ki yeşillik varsa daha da hoşuma gider.
O anları böyle hatırlarım.
O anda zaten ister istemez yüzünde bir gülümse olur.
Yani gerçekten sonucu çok güzel oluyor bunun.
O ortamda istediğin sonuca varıyorsun.
Bende en azından işe yaradı arkadaşım.
Eskiden hep şey derlerdi hatırlarsınız işte kadınlar çiçekleri su ister işte.
Sonradan böyle bir kötü dişli enerji arkadaşlar çıktı.
Bu arada kadınların çiçek olmadıklarını neden kabul etmiyorlar anlamıyorum.
Çiçek gerçekten aralara bile faydası olan çok güzel bitkiler.
Aynı zamanda da pembe zambaklar kadınların simgesidir.
Bunun neden böyle üstünü öptüler hiç anlayamıyorum.
İşte ben çocuk da yaparım kariyerde ne çiçeği ben güçlüyüm diye.
Sonra ortaya siz de farkındasınızdır görüyorsunuzdur böyle mutsuz.
İşte yorgunluk kadından ortaya çıktı.
Bu arada ben de kariyer yapmaya çalışan bir kadın.
anlamayın. Ben de dişi enerjimi, eri enerjimi dengede tutayım.
aktif yapmaya çalışıyorum bu anlattıklarımla beraber.
Yani bizim yapacaklarımız şöyle toparlarsak yani.
Anda kalın, sakin olun, aşırı duygusal durumlardan uzak durun arkadaşlar.
İç sesinize güvenin. Herhangi bir ilişki içinde olmayan, özellikle hayatının baharında olan o güzellerin güzeli genç kızlarımıza sesleniyorum.
Beyaz atlı prensinizi beklemeyin.
İçinizde bir yerlerde böyle bir arzu vardır mutlaka.
Hele ki genç kızlarımızda mutlaka vardır.
Kadınlık sadece ruj, işte şık saç modelli...
Mudaya uygun giysilerden ibaret değil.
Sevme kapasiten, maneviyatın, ışıltın, yaratıcılığın...
Duyarlılığın, nezaketin bunlar sahip olduğun ilahi güçler.
Sessizliğin gücü bunlara sahip çık ve gelişmelerine izin ver.
Güçlü kadın olmak erkeksi rolü oynamana gerek yok.
Kendinizin en küçük noktasına kadar sevmeyi, kendinizi affetmeyi, hata yapmaktan korkmamayı sürekli aktif halde tutun.
Yaşamaktan keyif almak bir kadının...
en iyi kozmetik ürünlüdür demiş Rosa Russell'ın.
Ruhunuz iyileşmiş ya da iyileşmemiş olsun.
Her zaman ona iyi bakın.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Hoşçakalın. Ya
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
