
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde başarılı olanlar neyi farklı yaptı konusunu konuşuyoruz.
Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhabalar. Alternatif Güzan'a hoş geldiniz.
Ben Ayça. Bugün başarılı insanların sırlarından bahsedeceğim sizlere.
Başaranlar neyi farklı yaptılar?
Bakış açıları nasıldı?
Podcast'ı açmış olduğunuz bu an birlikte yazacağımız bir hikayenin yeni bir başlangıcı olduğunu düşünün.
Hayatımız aslında beklenmeyen bir yolculuk ve bugün sizinle birlikte yeni bir sayfa açıyoruz.
Hadi başlayalım. Öncelikle başarmak ve başaramamak dediğim olay hayatın karmışık yapısında bu yolculuğumuza...
yön veren kavramlar değil mi?
Belki de bugüne kadar karşılaştığınız zorluklar sizi daha güçlü, daha bilge, bazı durumlarda başımıza gelen olaylarda daha esnek yapmak için oldular.
Şimdi hayatınızın evrelerinde yaşamış olduğunuz senaryolara veda edin.
Çünkü kendi hikayenizi yazma vaktiniz artık geldi.
Vardır ya böyle vakitler.
Hayatın başarmanın, başaramamanın dengesizliğiyle mücadele ettiğinizin sanatı gibidir.
O başaranların neyi farklı yaptıkları şeylerle ilgilidir aslında.
Bu bölümde bunları konuşalım.
İşte olur ya üst üste hayata yenildiğimizi düşündüğümüz zamanlar bir yerli isterseniz belki sırtınızı sıvazlayacak.
Belki bir dost isterseniz başaramadığınız zamanlarda sizi umudu hatırlatacak.
İşte o anlarda bu podcastı açıp dinlersiniz diye düşündüm.
Geçenlerde Stephen Zueck'in bir kitabı var Santranç diye.
Kısa bir öykü kitabı diye aldım elime.
O şekilde okudum aslında okumak istedim.
Bana çok güzel şeyler hissettirdi.
Özellikle bazı yerlerinde çok şaşırdım çünkü kitap kısa bir öykü dediğim gibi.
Ama bunun dışında... insan psikolojisi üzerine düşündüren bir kitap.
Adeta zihinsel bir çalışma formu şeklinde.
Özellikle ilk sayfalarında ünlü filozoflardan, yazarlardan örnek vererek imkansız gibi görünen durumlarda nasıl başarılı olduklarıyla ilgili öğreti veriyor.
Bizlere mutlaka okuyun bu kitabı.
Kitabın çoğu yerinde gerçekten çok doğru, hani ben neden daha önceden böyle düşünmedim dedim.
Ama sonra algıladım ve o cümlelerin tek tek altını çizmeye başladım.
Hiç aklımda olmayan zamanlarda yani o okuduğum kitabı tekrar okunmayı düşünmediğim zamanlarda bir anda elimi alıp kitabın altını çizdiğim yerleri tekrar okuyorum ben.
Kitabı okurken bir kafedeydim.
Düşünün kocaman bir kafe.
Ben elimde bir kitap diğer elimde işte pembe sarı mavi kalemler böyle fosforlu fosforlu deli gibi altını çiziyorum satırların.
Bir anda durup önümde tabloların ıslı olduğu duvara gözlerim dalmış bir şekilde okuduklarımı düşünürken buldum kendimi.
Yani yakın zamanlarda böyle bir kız gördüyseniz aslında size bakmıyordum.
Beynimin içinde kendimle konuşuyordum.
Oradakiler de demiş deli midir nedir ters ters bakıyor diye o kız bendim deli değilim.
Şimdi başarısızlık labirentinde kaybolmadan başaranların birkaç sırından bahsedeceğim sizlere.
Başkalarının geçmişlerindeki deneyimlerden örnekler almayı çok seviyorum ben.
Bazen bir filmden bazen bir yazından bir röportajlardan örnek alıyorum hep.
Bizi bugün inspire edici etkilerinden bazı ünlülerden filozoflardan alacağız bu örnekleri.
Bu Stephen Zweig'in Santranç kitabında Dostoyevski için diyor ki hep düşünürüm Dostoyevski Bu sahne ortamında bir yandan sürgün hayatıyla, bir yandan duygularıyla, düşünceleriyle didişmiş olmasaydı, iki yıl
içinde suç ve ceza...
kumarbaz, budala, en sevdiğim gibi üzerinden tam 150 yıl geçmesine karşın dünya edebiyatında başyapıt olarak kalacak romanları yazabilir miydi?
Ve Dostoyevski hapishanedeyken biliyorsunuz aslında idam cezası almıştı arkadaşlarıyla beraber.
Sonradan infaza dönüştüğü için siber bir sürgün almış oldu kendisi.
Daha gençliğinin baharında 28 yaşında Dostoyevski ve bir grup arkadaşıyla idam cezasından kurtulmuş.
O ortamlarda çıkan başyapıt.
Pıtlar ve yazar diyor ki onlar hiçbir engel tanımadan yaratıcıklarını sürdürmüşlerdir.
Bir bilim adamı düşünün. Karanlık bir odada deney araçlarının başında sabahlayarak varıyor gerçeklere.
Sanatçılar yemek yemeye bile zaman ayırmadan eserlerini tamamlamaya çalışıyorlar.
Yani başarılarının da başarısızlıklarının da birbirleriyle kardeş olduğunu biliyorlar.
İşte ilk sırrımız bu.
Başarıya giden yolda yaşanan zorluklar, hatalar aslında bir öğrenme süreci.
Başarısızlık... Başarılı olmanın sadece bir yoldur diye Edison'ın çok güzel bir sözü var.
Biliyorsunuz kendisi binlerce kez denemeden sonra elektrik lambasını icat ediyor.
Bu süreçteki başarısızlıklarıyla sonuçlanan deneyimleri onu güçlü kılmış.
Ama Edison başarısız sonuçların en büyük icada ulaşmak için en iyi bir yola olduğunu bildiği için adam sonuçlar cevap vermedikçe denemeye devam etmiş.
Bence en güzel başarısızlığın en güzel örneği bu ve farkında başarısız oldukça devam ediyor.
Tekrar, tekrar, tekrar, tekrar deniyor.
Tüm yaşamını etkileyecek bir karar veriyor.
Peki biz bunu nasıl yapacağız Ayça'cığım?
Söylemesi kolay. Bir defa sor dediniz.
En iyi yapacağınız şeylerden biri kendinize bir mentor bulmak.
Alın seçin. Binlerce başarısız girişimcilerden sonra dünyaca ünlenen yazarlar var, sanatçılar var.
Ben de şimdi birkaç tane örnek verdim.
Kendinize bir mentor seçin.
Daha sonra çevrenizde...
Başarısız olduğunuz durumlarda sizi ayağa kaldıracak, motive edecek mutlaka birisi vardır ailenizde, eşinizde, dostunuzda.
Böyle tipler mutlaka vardır.
Bunlardan birini görevlendireceksiniz kendi kendinize.
Ve sizin başarısız olduğunuz durumlarda onlar size yardımcı olacaklar.
Başka bir yolu yok. Çünkü hepimiz insanız, hepimiz düşebiliriz.
Düştüğümüz zaman kalkmasını da bilmemiz gerekiyor ama dediğim gibi bazen bu çok sancılı ve zor bir süreç olabiliyor.
O yüzden siz kendinize, çevrenizden birisini görevlendireceksiniz.
Başarısız olduğunuz zaman diyeceksiniz ki evet şu an başarısız oldum ama ben başarının başarısızlıkla kardeş olduğunu biliyorum.
İşte Ayşe'ciğim seni görevlendirdim.
Sen beni başarısız olduğum durumlarda motive edeceksin.
Beni ayağa kaldıracaksın.
Aynı şekilde siz de ona o karşılığı vereceksiniz tabii ki.
Benim çok fazla tamamen böyle yazıp yazıp bir yerlerde bıraktığım böyle büyüklü küçüklü uzun süredir tuttuğum işte defterler var.
Çok zamandır görmemiştim.
Bir defteri buldum geçenlerde elime geçti.
İşte şu anki çalıştığım işi biliyorsunuz.
İlk podcastımda manifeste anlatmıştım.
İşi almayı çok istemiştim.
Ve mülakat öncesi şirkette ilgili bir sürü finansal raporlar çıkartmıştım.
İşte kar oranları, çalışan şube sayıları vs.
Hepsini yazmıştım.
Deli gibi hazırlanmıştım mülakata.
Peki bunu neden yaptım?
Bu kadar çok iyi hazırlanma gereği neden duydum?
Çok istiyordum tabii ki o yüzden.
Ama çok istemin dışında ben neyin farkındaydım biliyor musunuz?
Ben başarısız oldum.
başarısız olma ihtimalinin gerçekçi olarak sonunu düşündüğüm için her yazdıklarımda her bir şeylerin rakamlarını finansal raporlarını vesaire bilgilerini yazdıkça öğrenmeye çalıştıkça hep sonunda
başarısız olma ihtimalini düşündüm çünkü biliyorum başarı ve başarısızlık kardeş bu bir ihtimal üzülmeden doğru ve mantıklı düşünerek daha fazla çalıştım daha çok çalıştım zaten bilenler var podcastımı
dinlediyseniz şu anda hala o işte çalışıyorum hani bazen diyorum ya elinden gelen en iyisini yaptıktan sonra başarısız olursan o aslında en büyük başarındır diye.
Çünkü o andan sonra artık kendini aşmış olmayı seçiyorsun.
Bu da böyle bir şey işte arkadaşlar.
Amerikalı bir yönetim danışmanı var Peter Drucker.
Aynı zamanda öğretmen ve yazar.
Ama ben en çok yönetim danışmanı tarafını seviyorum.
Diyor ki Peter, kendi güçlü ve zayıf yönlerini çok iyi bilenler en etkili liderlerdir.
Bu da bir diğer sırrımız.
Hayatımızın etkili liderleri olmak.
Burada da anlayacağınız üzere arkadaşlar.
İşlerinizde olsun, evinizde olsun, diğer işlerde olsun.
İşlerinizi doğru bir şekilde dengede delege etmeniz gerekiyor.
Planlamanız gerekiyor.
Şöyle ki mesela ev içerisinde aman çocuk yapmasın, aman sevgilim eşim yapmasın, o yapamaz, babam halledemez diye o süpürgeyi eline vermemezlik yapmayacaksın.
Sizin okulda işte ne kadar çok yorulduğunuzu görüp bunu da ben yapayım diyorsan ne ala tabii ne mutlu size.
Ama siz onu da ben yaparım, bunu da ben yaparım diye küçük de olsa diğer işleri yapmaya kalktığınız zaman böyle...
el bombaları gibi olup olmadık yerlerde patlarsınız.
Sonra o onu aman yapmasın aman etmesin dediğiniz insanlar size deli gözüyle bakarlar.
Manyak gözüyle bakarlar.
Sizi gereksiz yere yargılarlar.
Belki de olaylara o büyük tepkiler verdiğinizi iddia ederler.
Yani başarmak istediğin şeye odaklanarak sana faydası olmayacak diğer işleri bu süre zarfında bu sorumlulukları hayatı paylaştığınız insanlara bölüştürmek zorundasınız.
Doğru işte. Doğru insanlara verilecek.
Ve sizi başarıya doğru taşırken en büyük, çok büyük bir alan açılmış olacak size.
Bu görev dağılımlarına şimdi gidip de böyle vurarak kırarak sen yapacaksın ben yapacağım demeyin tabii ki.
Mikro yönetimden kaçının arkadaşlar.
Despot despot yapmayın tabii bu değişimleri.
Yani hayatınızdaki o takım üyeleri uygun görevlerini verin onlara.
Kim hangi konularda güçlü, yetenekli, kimin daha çok vakti var buna göre bir iş derecesi yapmanız gerekiyor ki ayağınıza taş değmesin devam edin.
Şimdi benim en en bir sevdiğim sırdan bahsedeceğim size.
Aslında çoğumuz her gün her gün görüyoruz onları, biliyoruz ve haberdarız.
Sadece onların neyi başardıklarının farkında değiliz bence.
Bu arada gerçekten bu hikaye...
en başından beri olan kendi tırnaklarıyla, çabalarıyla bir yere gelmiş ve kendi markalarıyla sürülebilir bir başarı sağlamaya çalışan influencerlardan bahsedeceğim.
Sırımız... mükemmeliyetçi, önemsiz detaylarda boğulmamak.
Peki bu influencerlarla nasıl bağdaştırdım?
Ben neyi fark ettim? Bunu anlatayım şimdi size.
Öncelikle ekranları tükürenlerden ya da bir tanıdıkları var diye bir yerlere gelenlerden bahsetmiyorum.
Gerçekten biliyorsunuz bu 2010-2011 gibi başladı aslında bu YouTube videoları, makyaj videoları, moda ile ilgili ya da diğer konularla ilgili.
O yıllardan daha çok arkadaşlar video çekmeye başladılar.
O yıllardan bu zamana kadar olan kızlardan bahsediyorum.
erkeklerden bahsediyorum.
Yani şu anda milyonlarca takipçisi olmasına rağmen hala elini alıp bir allığı ve içeriğini bir kremin içeriğini bana orada 4-5 dakika boyunca anlatıyorsa kendi üzerinde de deniyorsa benim
için o kız ya da o erkek neyse artık o influencer benim için başarılıdır.
Benim için okeydir.
Ben onlardan bahsediyorum.
Şimdi teknolojinin dönüşümüyle beraber artık dijital bir dünyada yaşıyoruz değil mi?
Yıllarca influencerlar kendilerine Belli bir kimlik bulmaya çalıştılar.
Onları diğerlerinden ayıracak, akılda kalacak karakterler.
İzleyicilerle, takipçilerle bağ kurmaya çalıştılar.
Uzun bir süreçte çok büyük çabalar gösteren influencerlar var.
İşini like'ıyla yapan o kadar fazla var ki.
Benim de takip ettiğim, keyif aldığım bazı kişiler var tabii ki.
Şimdi binlerce kötü yorum alıyorlar.
Bir sürü zorbalıkla karşılaşıyorlar.
Garip garip sözler duyuyorlar.
Acayip acayip eleştiri alıyorlar.
Sürekli içerik üretme baskıları var.
Yenilikçi bir bakışla rüyası videosu çekme kaygıları mevcut.
Instagram'da binlerce yaratıcı bloglar var.
Ve siz aralarından sayılmaya çalışıyorsunuz düşünün.
Sosyal meydanın sayısal bir doğası var.
Onların takipçi sayıları, beğenmeleri, izlenmeleri derken farkında mısınız ne kadar çok test edildikleri alan var.
Ve bunları test edenler de bizleriz.
Patron biziz. şey patron biziz dedim ya şey gibi oldu Selçuk Tepeli gibi e diyorum ya işte patron sizsiniz diye ana haberde de bir de böyle sinirlenip söylüyor ya bazen haberleri sunarken
e diyorum işte size patron sizsiniz geçenlerde yine e ben boşa mı diyorum patron sizsiniz diye kalemi fırlatmıştı kameraya bilmiyorum gördünüz mü Allah aşkına görmediyseniz lütfen youtube'dan
açıp izleyin ya ben gülüyorum ama adam gerçekten haklı zaten sinirlenmekte de kalemi fırlatması Ama gerçekten patron biziz ya.
Burada bile şu insanların alacağı iki kuruşun karar verme sürecinde bile gerçekten patron biziz.
Bu arada genelde zaten Selçuk Tepeli'yi izliyorum ben de.
Neyse devam edelim. İnfusörlerden bahsediyordum.
Bu kadar psikolojik durumların yanında bir de ticari baskıları var.
İşbirliği yapmaya çalışıyorlar.
Markalarla çalışmaları lazım malum.
Para kazanmaları gerekiyor.
Yaşamlarını sürdürmeleri için hepimizin yaptığı gibi.
Ve bu işbirliklerini yaparken samimiye...
Devletlerinin de göngelenmemesi gerekiyor.
Yani onların bu bahsettiğim zorlukları, onların yolunda karşılaştıkları engeller ve başarma süreçleri.
Takip ettiğim çiçek gibi influencerlar var.
Yani gerçekten dediğim gibi eline alıyor kız kremi ve içeriğini tamamen anlatıyor.
O içeriğin ne olduğunu biliyor.
O içeriğin hangi cilti için uygun olduğunu biliyor.
Hangisi için uygun olmadığını biliyor.
Ve bunu oturup dakikalarca ciddi bir iş şeklinde yapıyor.
Şimdi ben burada peki hangi sırdan bahsediyorum?
Bunlar. Bu bahsettiklerim influencerlar kendi alanlarındaki konularla ilgili güncel içeriklerle bizi kazanmaya çalışıyorlar.
Milyonlarca kişi arasından sıyrılmaya çalışıyorlar.
Şimdi benim iş yerimde toplam 200-250 kişi var.
Kendi bölümümde de... Beş kişiyiz.
Benim beş kişi içerisinden sarılmam gerekiyor sadece.
Beş kişinin üzerine çıkmam gerekiyor.
Onlardan daha fazla bir şeyler yapmam gerekiyor.
İşte terfi almak için, maddi olarak karşılığın olması için, işte kariyerimi ilerleyebilmem için, kariyerimde iyi şeyler yapabilmek için.
Ama düşünsenize, mesela bakın bunu örnek alabilirsiniz.
Onlar mükemmeliyetçiler değil aslında.
Onlar detaylarda boğulmuyorlar.
Vermek istediğim sır tam olarak bu.
Yani siz okulda bir puan aldığınız zaman belli bir puana...
aldığınız zaman zaten diğerlerinden sıyrılmış oluyorsunuz.
Orada bir savaş vermeye bile gerek yok.
Belki diğer konularda savaş vermeniz gerekebilir ama iş yerinde de daha fazla insan var.
Ama bu söylemiş olduğum influencerların olayında onlara bu şekilde örnek alabilirsiniz.
Şimdi kız mesela makyaj yapacak.
Makyajı anlatıyor ama makyajsız geçiyor ekranın karşısına.
Bunu gerçekten bu şekilde yapanlardan bahsediyorum bu arada.
Ve o detaylara takılmıyor.
Ya benim sayfam işte makyaj sayfası mı o da sayfası.
Beni böyle makyajsız görünce acaba ne düşünüyorsun?
Düşünürler demiyor. Detaylara takılmıyor.
Çünkü o yapacağı makyajın çok güzel olduğunu biliyor.
Sonucunun iyi olacağını biliyor.
İnsanların seveceğini ve onu izleyeceğini biliyor.
Yani sonuca odaklanıyor.
O yüzden detaylara takılmıyor.
Mükemmeliyetçi olmuyor.
İşte aslında biz de yapmaya çalıştığımız işlerle bu şekilde düşünmemiz lazım.
Bizim şu anda karşı olarak savaştığımız insanlar ya da önlerine geçmeye çalıştığımız insan sayıları aslında az.
Onlara örnek alabiliriz bu konuda.
Mükemmel olmayı bulmak değil.
Yani başarı... dediğimiz önemsiz detaylarda kendimizi öldürmeden bu influencerlar gibi güçlü yönlerimizi öne çıkarmamız aslında.
Benim bir tanıdığım içerik üreticisi ve neler yaşadığına kendim şahit oldum.
İşte nasıl faydalı olabilirim?
İnsanlarda 10 saniyede birçok duyguyu canlandırmak için saatlerce edit yapmaya çalıştığını yakından şahit oldum.
Eşinden işinden o arta kalan zamanlarda değil bu işte doğru bir şekilde başarılı olmak için bu işi en başa koyduklarını bilmemiz gerekiyor ve ben de bunu gördüm.
O yüzden bu bölümde bu konudan bahsetmek istedim.
Bu mükemmeliyetçi olmamakla alakalı maddemizde ünfesirlardan örnek vermemizi istedim.
Hayata karşı okuyabileceğiniz En iyi meydan kendinize karşı okuduğunuz meydan.
İçinizdeki siyah siz, içinizdeki beyaz siz, size ait.
Bu iki siz kazanmak için birbirine karşı her biri hırs ve sabırsızlıkla amansız bir savaş içine giriyorlar.
Satranç kitabında bu şekilde anlatıyor meydan okumayı Stephen.
Hayatınızın kaçığı olun arkadaşlar.
Kelimenin tam anlamıyla hayatınızın kaçığı olun.
Hatta aklıma şey geldi.
Şu anda milyonlarca takibi var bir influencer.
Yıllarca böyle iki...
200-300 izlenmesi var.
Ama kız kendinde izlenirim ya diye devam etmiş video çekmeye.
İsim vermeyeceğim tabii ki.
O kadar azmış ki izlenmelere.
Bakıyorum. Kız şu anda milyonlarda ve gerçekten çok düzgün yapıyor.
Ama 12-13 sene geçmiş.
Yani 12-13 sene düşünebiliyor musunuz?
Biz yeri geliyor. Bir ay, iki ay uğraştığımız zaman pes ediyoruz bu başarmak istediğimiz şeylerden.
Ve onun haricinde bu işleri başarmaya çalışırken bir iki tane arkadaşımız bize kötü...
yorum yaptı diye. Ne bileyim annemiz babamız ama bunu da yapamazsın falan derse eğer böyle toksik bir kafaya girip hemen vazgeçiyoruz.
Düşünün o yüzden influencerlara örnek alın diye söyledim.
Böyle saçma sapan tek kelimeyle tek cümleyle insanların size vurmasına düşürmesine izin vermeyin.
Gerçek içerikleri siz üretin bence hayatınızda.
Anlayacağınız arkadaşlar kendi felsefi yollarımızı bizim çizmemiz gerekiyor.
Eğer bir çiçek açmak istiyorsanız önce toprağınıza dikkat etmelisiniz.
Toprağınızı besleyip kendi bahçenizde Bahçenizi yaratabilirsiniz.
Bahçenizde en güzel çiçeklere en tatlı meyveleri yetiştirebilirsiniz.
Bu hayatta kahraman mı yoksa seyirci mi olmak istersiniz?
Cesur adımlar atın. Uzun süredir yapmak istediğiniz işinizi yapın.
Pes etmeyin. En başta da dediğim gibi geçmiş başarısızlıklarınızı bir öğreti olarak görün.
Yaşadığınız başarısızlıklar sadece bir savaş.
Asla sizin bir kimliğiniz değil.
Asla bir sonuç sizin kimliğiniz olamaz.
Birkaç düşüşten sonra yere oturup kalmayı kendinize layık görün.
Bazı günler solgun, bazı günler canlı olur.
Bu değişkenlikler hayatınızda olduğunuz karanlıktan lütfen etkilenmesin.
Sizlere başarılı bir yolculuk diliyorum.
Unutmayın sizin başarınız kendi hikayenizin yazarı olmanızla başlar.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Görüşmek üzere, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
