
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde Ayça ile başarıya giden yolda disipline odaklanıyoruz.
***Instagram: alternatifvizyon
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba arkadaşlar.
Alternatif Vizyon'a hoş geldiniz.
Ben Ayça. Bugün neler konuşacağız?
Bugün disiplinden bahsedeceğiz.
Her yolu denemiş olabilirsiniz.
Disiplinli olmanız gerektiğini bilerek bunu yapmaya çalışmış olabilirsiniz.
Ama bir türlü hayatınıza bunu yansıtamadıysanız ve o sancılı döneminizdeyseniz bu podcast bölümünde bunları konuşacağız.
Ama öncesinde bir şeyin farkında olmanız için...
Size bir şey söylemek istiyorum. Eğer bu podcastı şu an açtıysanız kendisine değer veren, varoluşunu bir şekilde anlamlandırmaya çalışan, belki de onlarca başarısız girişimlere rağmen hala umut
arayan, vazgeçmeyen biri olduğunuzu hatırlamanızı istiyorum sizden.
Evet hadi başlayalım. Disiplin nedir?
Bizlerin hem dış dünyamızla hem de kendi iç dünyamızla uyumlu yaşayabilmemiz için belirli kurallara uymamızdır değil mi?
Yapılan araştırmalarda bunu kanıtlamışlar.
bir yandan gerçek başarı hikayelerinde gördüklerimizde düşünürsek iç disiplin dediğimiz yani öz disiplin sağlandığında başarının anahtarını kaybetmeyecek şekilde elimizde tutmuş oluyoruz.
Ve bu başarı beraberinde niye getiriyor?
Ne getirebilir sizce? Huzura getirir değil mi?
İç huzurumuzu getirir, öz güveni getirir bize.
Joko Willink'in disiplin konusunda bazı tavsiyeleri var.
Bunları anlatacağım bugün size.
Willink emekli bir New Zealand askeri.
Bu Amerika'nın özel elit bir askeri.
Yani bunu bizdeki bu bordabereler olarak düşünebilirsiniz.
Kendisi disiplin olmak üzerine bir kitap yazıyor.
Disiplin özgürlüktür diye ve çok popüler hale geliyor Amerika'da.
Disipline başka bir açıyla bakmalarını sağlıyor aslında insanların.
Buradaki tavsiyelerden bahsedeceğim çünkü çok büyük bir ses getirmiş bir kitap.
Kendisi birçok röportajları var, podcastları var.
Bunlardan bahsedeceğim şimdi size.
Birinci tavsiyesiyle başlayalım.
Hepimizin çok bu bildiğinin...
Sıradanlığın bir cevabı aslında bu.
Diyor ki disiplin özgürlüktür.
Kişi özgürlüğü istediği her şeyi yapmakla tanımlar ama diyor ben özgürlüğü disiplinle olmakla tanımlıyorum.
Yani istediğimiz şeyleri yapmak değil, yapmamakla özgürlüğümüzü kazanabileceğimizi söylüyor.
Çünkü disipline sahip olduğumuzda zamanla başarı geliyor ve onunla beraber isteklerinize sahip olabiliyorsunuz.
Gerçek özgürlük işte budur diyor Willink.
Normalde bize sorsa...
Hani deseler ki özgürlük nedir diye.
Kabaca nedir? Hani aklımıza en azından ilk gelen nedir?
İstediğimiz her şeyi yapmak gelir değil mi?
Yani bence ilk aklımıza bu gelir genel olarak.
Nazi kalplerinin giriş kapılarında bile çalışmak özgürlük yazarmış arkadaşlar.
Düşünün kaç yıl öncesinde.
Willink her sabah diyor ben dörtte kalkarım.
Günlük düzenimi planlarım.
Saatlerimi ona göre ayarlarım.
Her şeyim tıkırında doğru bir şekilde gittiği için kalan bütün saatlerde istediğim özgürlüğe ulaşırım diyor.
Bunu kazanırım ben diyor. Sabahları uyumamayı seçtiğiniz zaman da tutsaklıktan kurtuluruz.
Gerçek anlamda da seçim özgürlüğümüz olur diyor.
Zihniniz sizi kontrol etmesine izin vermeyin.
Onu siz kontrol edin de devam ediyor arkadaşlar.
Joe Winning emekli olduktan sonra disipline olmak için bir neden bir güdüye ihtiyaç duyuyor.
Emekli olduğundan dolayı disiplin haline devam ediyor.
Çünkü artık asker değil.
altında herhangi bir askerler de yok bir şekilde disiplin halime devam etmem gerekiyor diye düşünüyor.
Ve bunu diğer insanlara da öğretmeyi hedef ediniyor kendine.
Bu sabah dörtte kalkmak için aslında kendine bir neden bulmuş değil mi?
Bir amaç edinmiş bunu. Ben bunu ilk öğrendiğimde aklıma şey geldi.
Japonların iki gayi felsefesine benzettim.
Bilir misiniz bu felsefeyi?
Japonların mutlu ve uzun yaşamalarının sırrı dedikleri şey.
Her sabah kalkmak için kendine bir neden, bir amaç bulmak.
Buradaki bu iki yaşam demek.
İki gay ise önem yani değer anlamlarına da geliyor.
İki gay yaşam için, yaşamak için bir sebep, bir neden bulmak.
Hep deriz ya hayatta bir amacın olsun.
İşte bu hayattaki gelme amacını bul.
Bir şeylere hedef koy.
Sen bu hayatta hangi görev üstleniyorsun diye.
İşte bu da bununla ilgili bir şey.
Peki bu disiplin nereden geliyor?
Sizden geliyor arkadaşlar.
İçinizden geliyor. İçimizde içimizde Cem Yılmaz gibi söyledim.
Soruyorlar ya buna Hindistan'daki gurulardı sanırım.
Sevgi nedir? İçimizde.
Dünya barışı içimizde diyor.
Ama en komedi şey değil mi diye.
Abi 400'ü verdik. KDV'si nerede?
İçinde içinde diye. Neyse ben konuyu dağıtmayayım.
Cem Yılmaz'ın olaylarına girersim çıkamam çünkü.
Dışarıdan gelen disiplin dayatması güçlü olmuyor.
Ve insanda zamanla siliniyormuş arkadaşlar.
Nasıl yani? Çünkü bu cümle size tanıdık geldi değil mi?
Bir yerden tanıdık geldi.
Ne bu sizce? Motivasyon arkadaşlar.
Motivasyonun güvenilir olmadığını söylüyor.
söylüyor John Willink. Ya ben niye böyle yapıyorum?
Ya bazı yerlerde John bazı yerlerde Willink dedim artık idare edin arkadaşlar.
Her sabah kalkmak ve işe koyulmak için motive olmayı beklemeyin.
Sırtınızı motivasyona dayamayın.
Sırtınızı disipline dayayın.
Bu içinizde olan disipline dayayın diyor.
Motivasyon günü ve anı kurtarmaktan ileriye gitme konusunda sıkıntıları olan bir durum.
Kişisel olduğu için Neden kişisel motivasyon?
Her zaman motivasyonumuz yüksek değil değil mi?
O yüzden kişisel olduğunu vurgulamış.
Yani ruh halimize göre değişebiliyor.
Ya da anlık yaşadığımız olaylara göre değişebiliyor değil mi?
Yani bizim ruh halimize göre geri dönüşleri olumsuz da olabiliyor, olumlu da olabiliyor.
İşte bundan dolayı yaşadığınız o inişler, çıkışlar sizi etkileyecek diyor.
Farkı yaratmak istiyorsanız hamle yapmak istediğinizde o bekleyen işlere girişmek için ertelediğiniz, toplantılarınız, katlanmayı bekleyen o kıyafetler...
Belki de çıkılacak o uzun yorucu yolculuklarınızı tanımlamak için size motivasyon değil, disiplin yardım eder diyor.
O içinizden gelen, içinizden gelmesi için sebeplerini bulduklarınız sizi harekete geçiriyor ki bu sizin Ön disiplininiz.
Şimdi size bir kuraldan bahsedeceğim.
May Robinson'ın 5 saniye kuralından bahsedeceğim.
Yazar ve aynı zamanda motivasyon konuşmacısı.
Çok güzel röportajları da var kendisinin.
Eşinden ayrılmış 5 parası inanılmaz tembel, almaçsız geçen günlerindeyken o yataktan kalkıp bir türlü bir şeyler yapamayan birisi buhran döneminin sonuna kadar yaşamış yani.
Bunu da bu 5 saniye kuralıyla atlatmış bu haline.
Bir şey yapmak istediğinizde 5 saniye içinde fiziksel olarak hareket etmeniz gerekiyor.
Yoksa beyniniz onu öldürüyormuş.
Kalktın kalktın yani kalkmadın.
Bizim disiplin işi olmuyor arkadaşlar yatıyor.
Aklına bir işin geldi. Hemen 5 saniye içinde nötr olarak düşünmeden böyle robot gibi kalkıp yapıyorsunuz.
Abi bakıyorsunuz iş bitti.
Zamanla da bu alışkanlık haline geliyor.
Bunu ben deniyorum.
Uzun zamandır deniyorum.
Gerçekten bende inanılmaz yaradı.
Şimdi size Bir anımı paylaşacağım.
Benim babaannem vardı.
Herkesin olduğu gibi. Rahmetli oldu tabii kendisi.
Şimdi o zamanlar sağlık durumu çok iyi değildi.
Zor yürüyordu. Çoğu işlerinde de biz yanında oluyorduk.
Ve ben işte 7 yaşlarındayım.
Ama her sabah kalkıp namazını kılıyordu.
Sabahın karanlığında bir gün sordum ya.
Tabii korkuyorum o zaman da sorsam hani böyle günah olur mu?
Hocam ya bunun günahı var mıdır diye.
Çocuk haklı işte o zaman. Soramıyorum bir türlü.
Yanlış bir şey olur mu acaba diye.
Babaanne sen yani hastasın, kendi ihtiyaçlarını bile doğru karşılıyorsun, dinlenmen lazım.
Hani namaz kılmasam...
Olmaz mı? Günahın var mı ya namaz kılmasan diye sordum çocuk aklımla.
Bana dedi ki ben bunu kendime bir amaç edindim kızım dedi.
Her sabah namaz kılmak için kalkıyorum ki uykuda ölmeyeyim.
Biraz daha sizinle olayım ve Tanrı'ya karşı sorumlu hissettiğim şeyi yapabileyim kızım dedi.
Ve ben her her babaannem kaldığında bizde ya da biz ona gittiğimiz zaman onunla her zaman sabah namazına kalktım.
Hani kılmasam bile onun yanında durdum.
Onu izledim. Namazdan sonra suyunu falan getirdim ona yardımcı oldum.
Dedim ki kendi kendime hani babaannem ölürse yanımda olmak istiyorum.
Ben yanımda olmak istedim.
Onun amacına bir katkım olsun istedim.
İşte ben tam 33 sene sonra bile hala onun bana verdiği bu ders niteliğindeki tavsiyesi üzerine hala her sabah 5'te ya da en geç 6'da kalkıyorum.
Bana çok güzel bir disiplin sağlamış oldu babaannem.
Ben daha 7 yaşında bu nedenle o yataktan kalkmayı öğrenmiş oldum.
Hayatımın hiçbir döneminde arkadaşlar uykuya düşkün olmadım ve her zaman sabah uyanırken bir nedenle uyandım.
Yani beni babaannem hem bir neden vermiş oldu hayata karşı bir bakış açısı sağlamış oldu hem de ben gerçekten uykuya karşı bir disiplin sağlamış oldum.
Peki bu podcast'ı yazarken tam da bu cümlelerde ağlamam şoku.
Tam o arada bir de oğlum geldi yanıma ya anne ne oldu ne oldu niye ağlıyorsun ya podcast yazarken ne oldu falan diye böyle gözyaşlarım böyle sel oldu falan.
Neyse. Motivasyondan devam edelim.
John Willing motivasyonun kaypak olduğunu evet yanlış duymadınız kaypak olduğunu aradı bir size gelip gittiğini ona güvenmeyerek bel bağlamamamız gerektiğini iletiyor.
Yani motivasyonum düşük, mental olarak iyi değilim, moralim bozuk değil arkadaşlar.
Yaşadığınız olayların disiplininizi etkilemesine izin vermeyeceksiniz.
Disiplininizi sağlayana kadar biraz önce 5 saniye kuralını anlattığım gibi nötr bir şekilde kendinize bulduğunuz sebeplerden dolayı Dolayı o yapmanız gereken her şeyi yapmaya başlamanız gerekiyor.
Ve bunu rutin olarak düşünüp kendiliğinden düzene girmeye başlıyor zaten zamanla.
Şimdi Willink'in diğer bir bahsettiği tavsiyesi de vaat ettikleriniz değil tahammül ettikleriniz önemlidir diyor.
Burada John Willink'in diğer bahsettiği tavsiyesi de vaat ettikleriniz değil tahammül ettikleriniz önemlidir diyor.
Willink bunu da şöyle bir örnekle açıklamış.
Bana çok mantıklı geldi açıkçası.
Şimdi donanmaya katılacak adayları seçerken Willink aralarından 6 tane takım oluşturuyormuş ve bir tane bot yarışı yapmalarını istiyormuş.
Takımlarının sıralamalarını aşağı yukarı belli olduktan sonra en iyi takımın grup liderini en kötü takıma, en kötü takımın grup liderini ise en iyi takıma veriyormuş.
Bu yarışlarda neredeyse hepsinde Willink'in ekibi en iyi lidere sahip takımın ilk sıraya geldiğini yükseldiğini gösteriyor.
Yani bu ekip içerisinde grup lideri olarak gördükleri kişi de gözlemledikleri bir başka karakteristik özellikse bu kişiler hangi şartlarda olursa olsun yaptıkları şeyde ellerinden gelenin
en iyisini ortaya koymak için her engele tahammül edebiliyorlarmış.
Takımın yarattığı aksaklıklara, geriden başlamalarına, devz avantajlı olmak için tahammül edebilir unsurlarmış arkadaşlar.
Bu yüzden vaat edilenler değil, tahammül edilenler önerilmiş.
Her konuda daha iyisi yapılabilir ama Willink'e göre daha iyisini yapabilirdim.
Başıma şu olay gelmese her şey çok daha farklı olabilirdi demek sadece vasat çabalara tahammül etmektir.
Siz bu başınıza gelen kötü durumlara tahammül ettiğiniz zaman gerçekten disipline zamanla olmuş oluyorsunuz diyor.
Bakın ben de bir örnek verecek olursam bu tahammül konusunda Kobe Bryant'e örnek veririm.
gün yaklaşık 5-6 saat çalışmayla başarı elde etmiş.
Çoğu arkadaşı yazın tatillere, otellere giderken o gitmemiş.
Bu sıcaklarda çalışmış, bütün yorgunluklara, arkadaşlarla zaman geçirmeden tek başına resmen acı çekerek çalışmış ve bunların hepsine tahammül etmiş.
Wilkin'de bahsetmek istediği tam da bu.
Disiplin edinmeden önce neden disiplinli olamadığınızı bulmanız gerekiyor.
Sorunlu alanları bulmanız lazım arkadaşlar.
Neye tahammül edemiyorsunuz?
Ya da sorunlu Alışkanlıklarımız, olaylara tepki verme şekillerimiz, geçmişteki o yarım bıraktığımız işleri neden yarım bıraktık?
Buradaki soruları bulmanız ve cevaplamamız gerekiyor.
Aksi halde kalıcı bir disiplin sağlayamamış oluyorsunuz.
Belki uyku sorununuz var, belki erteleme yaparak sorumluluklarınızdan kaçıyorsunuz.
Ama bunu sormanız lazım kendinize.
Neden sorumluluklarımdan kaçıyorum?
Herkesin belli sorumluluğu yok mudur bu hayatta değil mi?
Bunların cevaplarını bulduktan sonra öz disiplininizi...
sağlamanız kolaylaşıyor.
Mesela spor yapmak istiyorsunuz ama nasıl olsa iki gün yapıp bırakıyorum.
Spor salonuna yazılmaktan vazgeçiyorsunuz.
Yapmayın arkadaşlar. Yaz geliyor.
Yazılın bence salonlara.
Şöyle yapabilirsiniz. Parçalara ayırma yöntemini kullanabilirsiniz.
Daha az ama daha iyi bir yöntem.
Yapılan son araştırmalarda yüksek disipline sahip kişilerin kullandığın bir yöntem olduğu görülmüş.
Daha fazla disipline ihtiyacımız yok.
Sadece disipline olmak için için daha iyi bir neden ihtiyacımız var.
Şimdi bizim de yaz geldiği için böyle bir neden ihtiyacımız var değil mi?
Mesela spordan bahsettim.
Her gün 10 dakika egzersiz yapacağınız konusunda kendinizi disipline edin.
Ben haftanın 3 günü net spor yapıyorum.
Tam bir senedir gitmek istemediğim günler olmadı mı?
Hiç. Oldu. Hatta arkadaşlarım tarafından hadi bugün spora gitme gel takılalım diyenler olmadı mı?
Oldu. Beni dinleyenler var aralarında onlara da selam olsun.
Ama bu ayartmalara gelmedim tabii ki.
Çünkü uzun süredir kazandığım bir alışkanlıktı.
Kendimi kötü hissedeceğimi düşünüp sonrasında gittim o sporuma.
Disiplinim tam bu konuda.
Kendi spor eğitmenime de sordum.
Hani dedim ki günlük 10 dakika sporu bana anlatır mısın?
Hani spor yapmadığım diğer...
günlerde de ben aktif olmak istiyorum.
10 dakika 10 dakika yapsam sence olur mu dedim.
Bana gayet ukaya bir şekilde dedi ki bir sıfırdan büyüktür.
Yani böyle 10 dakikayla başladığınızda belli bir günün sonrasında karşılığını gördüğünüzde bunların ya günlerinin ya da sürelerini ister istemez arttırıyorsunuz.
Yani disiplinden dolayı bir motive gelmiş oluyor.
Fark ettiniz mi? Ve bu da size bu konuda azla başlayıp çoğa doğru giden bir disiplin sağlamış oluyor.
Hayatta sorumluluk sahibi ol...
olmak, kim olduğunuzla gurur duymak ve yaptığınız işten keyif alabileceğinizi keşfetmek disipline sağlanıyor bence.
İşten zora girdiğinde ya da bir işi yapmak istemediğinizde disiplininiz devreye girer arkadaşlar.
Duygularınızı ve arzularınızı kontrol edebilmek, ayartılmaya karşı koyabilmek, tatmininizi erteleyebilmek, önünüze çıkacak aksaliklere bağlı kalmadan devam etmenizi sağlayan bir ayrıcılık disiplini olmak, öz
disiplinine sahip olmak, disiplini sağlamaya çalışırken biraz kendinizi keşiş modunda geçirebilirsiniz.
Bence işe yarar.
Vücudumuzda tam 11 tane ana organ sistemi var.
Bizi sağlıkla yaşamda tutmak için disiplinle her gün her gün aynı sistemde başarılı bir şekilde çalışıyorlar.
Siz de benliğinizi bu sisteme dahil edin arkadaşlar.
Çünkü siz de onun bir parçasısınız ve disiplini kendinizde var edin.
Bugün bu bölümün sonuna geldik.
Umarım söylediklerimi uygularsanız çoğu bende zaten işe yaradı.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kendinize iyi bakın. iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
