
Ağır Başlı Oğlanın Şımarık Nazlı Fıstığı/ Güvenli Bağlanma Paradoksu
15 Haziran 2026 · 18 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: alternatifvizyonpodcast
Transkript
Altyazı M.K.
Yaz zamanı, Daikin siesta zamanı.
Sessizliği ve tasarruf teknolojileriyle Daikin klimalar.
Şimdi 36 bin liradan başlayan fiyatlar ve bonusa özel 12 taksit fırsatıyla Daikin bayilerinde.
Trendyol'un podcast kanalı Trendyol Talks, farklı konseptler altında Trendyol'un kültürü, İş yapış biçimleri ve ritüellerini konu alıyor.
Her bölümde farklı bir Trendyol ekip üyesi iş hayatına dair deneyimlerini anlatıyor.
Tüm bölümleri dinlemek için açıklamadaki bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Herkese selam, Ayça ben.
Hoş geldiniz Alternatif Mizyon'a.
Evet, başlıktan da anladığınız üzere bugün romantik ilişkilerimizden konuşacağız.
Hemen konuya girmek istiyorum.
Ağırbaşlı oğlanımız ve şımarık nazlı fıstığımız ne demek?
Şimdi bu cümle biraz sosyal medya dili, biliyorum.
Zaten ben de bunu bir Instagram'da gördüm, bir kullanıcıda gördüm.
Çok hoşuma gitti ve belki de mutsuz ilişkilerimizin sorunun artık rollerimizin birbirine karışmasıdır.
Artık kadınların gönlünce sevdiğine şımaramamış...
Nazlanamamasıdır diye düşündüm.
İşte erkeklerin artık çocuk gibi küsüp kadınların onların şımartmasından dolayı mutsuz ilişkiler oluyordur diye düşünerekten inşallah beni topa dizmezler erkekler.
Böyle bir bölüm yapmak istedim.
Tabii ki her zaman yaptığım gibi başladım araştırmaya.
Daha önceden de kendisinde bölüm hazırlarken faydalandığım bir isim ortaya çıktı yani karşıma çıktı.
John Gottman. İlişkiler üzerine yaptığı harika bilimsel çalışmaları var.
Kanıtlarla bilgilendiriyor ve aydınlatmaya çalışıyor bizi.
Dünyaca ünlü bir psikolog Amerikalı.
Zaten önce matematik ve fizik okumuş.
Sonradan psikolojiye sarmış.
Evlilik ilişkilerini incelemeye başlamış.
Yani ilişki psikolojisi dediğimiz zaman akla ilk gelen isimlerden biri.
Ve John'un çok acayip bir araştırması var.
Daha önceden de söylemiştim bir aşk laboratuvarı kurmuş kendisi.
Ve 40 yılı aşkın sürede bu aşk laboratuvarında çiftleri işte evlilikleri incelemiş arkadaşlar.
Ve incelemeler sonucunda çiftlerin boşanıp boşanmayacağını ayrılıp ayrılmayacaklarını %90'ın üzerinde doğru tahmin ettiğini görmüş.
Böyle bir iddiası var. Yani siz ona gittiğiniz zaman sizinle bir terapi yaptığında sizi incelediğinde tabii ki bir kere de olacak şeyler değil zamanla olacak şeyler.
Sizin ilerleyen günlerde ayrılıp ayrılmayacağınız nasıl bir ilişkiniz olduğunu.
%90 üzerinde doğru bir şekilde tahmin edebiliyormuş.
Şimdi John diyor ki eşinin etkisini kabul edebilen erkekler onların ilişkileri, evlilikleri daha mutlu ve daha sağlam ilerler diyor.
Yani erkek kadının duygusunu, kadının isteğini, hassasiyetini, nazını, sitemini, fikrini ilişki içinde gerçekten hesaba katıyorsa o ilişki daha güvenli bir
yere gider diyor. Bu araştırmayı ilk duyan zaten araştırmalarına yapıldığı yer Washington Üniversitesi.
Onlar da diyorlar ki Sadece eşlerinin etkisini kabul eden yeni evli erkekler mutlu ve stabil evliliklere varıyor.
Şimdi burada bir dipnot geçeyim.
Araştırma 1998 yılında sonuca bağlanmış.
Yani evlilik demesinin sebebi bu.
O zamanlar evlenmeden beraber yaşamak vesaire hani bu tarz şeyler çok yaygın olmadığı için evlilik üzerinden ben söyleyeceğim.
Siz şu anki ilişkiniz için düşünebilirsiniz.
Hani ben evli değilim bana uygun değil diye düşünmeyin ya da kapatmayın podcastı.
Şimdi bu araştırmaya göre şımarık kız sarbaşta olan ne demek?
Şımarık kızdan başlayalım.
Bir kadın erkeğinin yanında nazlanıyorsa güvende hissediyor demektir arkadaşlar.
Bu iki kere iki dört ve bunu ben demiyorum John diyor.
Dışarıdayken işte toplantıdayken okuldayken çalışırken sürekli güçlü işine odaklı olan kadın.
Eve geldiğinde erkeğine dönüp beni biraz sev diyebilmeli.
Erkeğiyle çocuk gibi şakalaşabilmeli diyor.
Ben dışarıda kimseye muhtaç değilim diye görünüyor olabilirsiniz.
Kadınlara sesleniyorum. Ama diyor siz sevdiğinizin yanında yani adamınızın yanında zırhınızı çıkartmanız gerekiyor diyor.
Yani sağlıklı ilişkiyi bakın böyle tarif ediyor.
Ağırbaşlı oğlan dediğimiz kişi de ilişkide duygusal amortisör gibidir.
Nasıl arabada amortisör sarsıntının bedenimize sert vurmasını engeller.
Ağırbaşlı erkek de kadının duygusunu tabii ki yok saymıyor ama o duygunun ilişkilerini paramparça etmelerine ya da kadının mutsuz olmasına izin vermesini engelliyor.
Amortisör nedir arkadaşlar? Mekanik bir parça araçlarda bulunan, işte yolda bir çukura girdiğiniz, bir taşa değdiğiniz bir şey oldu.
Oradaki gücün size zarar vermesini engeller.
Yani tamamen gitmez ama azalır.
Hani bir çukura girdiğinizde hafif bir sarsıntı olur arabada.
İşte bu amortisör olduğu için o sarsıntıyı biz...
az hissederiz. Yani bizim aynı zamanda güvenliğimizi de sağlamış olur.
İşte ağırbaşlı erkek ilişkilerimizdeki amortisör arkadaşlar.
O mekanik parça. Adamlar, şu an bütün erkekler beni topa dizebilirler.
Adamlar mekanik bir parça yaptım.
Neyse alınmasınlar. Kötü bir şey söylemiyorum.
Çok güzel bir şeyden bahsediyorum yani.
Yani nazlandınız diyelim bu ağırbaşlı oğlanla ya da işte bir şeylere sitem ediyorsunuz.
Yani anlaşılmaya ihtiyacınız var.
İşte ağırbaşlı erkek bu durumda hemen saldıra geçmeyen.
Kadını anlamaya çalışıyor.
çalışan erkek. Çözüm değil.
Bakın öncelik anlaşılmak arkadaşlar.
Bu lütfen cepte olsun.
Yani kadınların geneli öncelikle anlaşılmak isteniyor.
Çözümü istemiyor. Bunu istemiyoruz biz.
İlk önce beni bir anla.
Benim duygumu hisset. Yani empati gücün, empati durumun yüksek olsun.
Sonra çözümünü beraber yaparız.
Yani bizler Duygularımızın hesaba katılmasını istiyoruz.
Bunu yapan erkekler belki şu anda şu zamanda zayıf göründüklerini düşünüyorlardır.
Ama hayır arkadaşlar bunu yapabilen erkek olgunlaşmış demektir.
Bir ilişkide güç yanındakini taşıyabilmektir.
Kadının nazını taşıyabilmek, yorgunluğunu taşıyabilmek.
Bazen kendi duygumuzu bile tam olarak anlatamadığımız o karışık halimizi küçümsemeden taşıyabilmek.
İşte burada John'un etki kabul yasası ortaya çıkıyor.
Kadın naz yapıyorsa öncelikle şunu test ediyordur diyor.
Ben sadece mantıklı, düzgün, güçlü olduğumda mı seviliyorum?
Yoksa sen beni her halimle seviyor musun?
Aptallaştığımda, saçmaladığımda, düştüğümde bu zamanlarda da sevebiliyor musun?
İşte biraz dağıldığımda hala burada mı?
mısın, yanımda mısın? Naz, doğru ilişikte sevgi diridir.
Arkadaşlar yanlış ilişkide nazlanmak gerçekten çok büyük bir savaşa sebebiyet verir.
Tıpta bir şey vardır. Kanın kendi bütünlüğü bozulduğunda hücrelerimiz de parçalanır.
Yani kanın bütünlüğü bozulduğunda hücreleri parçalamaya başlıyor.
İşte ilişkilerimizde de buna benzer şeyler yaşıyoruz.
Duygularımızı, şımarmalarımızı, ilgi istemememizi, nazlanmalarımızı yanlış ilişkide kullandığımızda sevgi Elimiz bitiveriyor.
Çünkü karşı taraf bize öyle bir duvar örüyor ki biz o duvara tosluyoruz.
Ve bir anda pat bir bakıyoruz.
Gerçekten de öyle oluyor. Yani bir sabah kalkıyorsunuz.
Artık çekemeyecek duruma gelmişsiniz çünkü onu.
Bir bakıyorsunuz sevgi yok.
Uçmuş gitmiş buhar olmuş.
İşte ağırbaşlı erkek kadının azlandığında ona duvar değil liman olan erkektir.
Kadın denizlerde fırtınalar görmüş.
Zırhını indirip rahatlayacağı bir limana ihtiyaç duymuş.
Onu yapacak olan da kadının, kadınının daha doğrusu.
doğrusu bu durumunu kabul edip onu sarmalayacak ağırbaşlı erkeğidir.
Hani bir ara Instagram'da bu tarz sorular vardı.
İşte güzel bir haber aldığınızda ilk kimi arıyorsanız ona aitsinizdir diye.
O sizin hayatınızın en güzel yerindedir diye.
Ben sordum kendimi tabii ki eşimi arıyorum.
Yalnız kötü bir olayda da arıyorum.
İyi bir olayda da arıyorum.
Ben her şeyde onu arıyorum.
Telefonu açtığı zaman onun sesini duyduğumda hemen başlıyorum ağlamaya.
ağlamaya başlıyorum o tabii karşı tarafta deliriyor ne oldu Ayça ne oldu aşkım ne oldu neredesin gelinliğim yanına ne oluyor Ayça bir şey söyle ben onun sesini duydukça ve benim bu halime bu saçmalamış halime saçmalıyorum çünkü
yani sonuçta kaç yaşında insansın değil mi kızım bir söylesene adama ne olduğunu adam kalp krizi geçirecek yani korkudan bir şey oldu sanıyor çünkü Yaz zamanı, Dykin siesta zamanı.
Sessizliği ve tasarruf teknolojileriyle Dykin klimalar.
Şimdi 36 bin liradan başlayan fiyatlar ve bonusa özel 12 taksit fırsatıyla Dykin bayilerinde.
İşte benim bu saçma.
Saçmalamalarımı şey yapıyor yani tamam diyor bu Ayça, bu Ayça, Ayça böyle yapar.
Ayça budur. Eğer bunu arayıp da ya biliyor musun bugün şöyle oldu böyle oldu diye çok mantıklı girerse adam diyecek ki kızım sen kimsin?
Sen Ayça değilsin diyecek.
Yani benim için mesela kendime örnek vermek istedim.
Benim için karşı tarafa yani erkeğime nazlanmam bu.
Ben nazlanıyorum, saçmalıyorum.
Ve o da beni hiçbir şekilde yadırgamadan kabul ediyor.
Sonrasında da sinirlenmiyor.
Niye ağlıyorsun? Tamam uzatma, abartma, saçmalama demiyor.
Sonra beni anlıyor. Yani duygularımla beraber, beraber baş etmeye çalışıyoruz.
Sonrasında çözüm geliyor. Şimdi ben ona dedim ki işte mesela iş yerine kavga ettin bana şöyle söyledi.
Hemen direkt dese ki sen de ona şunu deseydin o zaman istifanı bas.
İşte o benim ruh eşim olamazdı.
Ben onunla işte 15 senemi geçirmiş olamazdım.
Ama ilk başta tamam sakin ol anlıyorum seni.
falan filan gibi hani böyle çok da özele girmeyeyim yasaklıyım hani böyle duygumu anlayacak şekilde konuştuğu ve davrandığı için Ben diyorum ki ben ona şımarabiliyorum, ben ona nazlanabiliyorum.
İşte bu olay arkadaşlar. Ayrı başlı erkek bu tarz bir şey.
Nazlı fıstık kadın ben.
Bu da işte böyle bir kadın yani.
İşte kadının içindeki oyunbaz tarafın ölmediği, kendini rahat bir şekilde yargılanmayacağını bilerek, rahat bir şekilde anlatabildiği ilişki tipi.
Kadının işte sürekli kendini savunmadığı ilişki tipi.
Kadının dişiliğini, neşesini, cilvesini, kırılganlığını güvenle karşı taraf...
gösterebildiği ilişki.
İslam tarafında da bunu çok güzel anlatan sekinet kavramı vardır.
Kur'an'da Rum suresi 21.
ayette eşler arasında sükun, sevgi ve rahmetten bahsedilir.
Bu üçlüden bahsedilir.
Yani sükun dediğimiz sükunet, sessizlik, huzur demektir.
Yani kadın da erkeğinde, erkek de kadının da huzuru buluyor.
Ülkemizin yaklaşık olarak %95'inin Müslüman olduğunu biliyoruz.
Bu orana istinaden şunu söylemek istiyorum.
İslam'ın en güvenli Güvenilir hadis kaynaklarından kabul eden bir hadis kitabı var.
Buhari ve Müslim arkadaşlar.
Orada Hazreti Muhammed kadını kaburga kemiğine benzetmiştir.
Kaburga kemiğine benzetmişler.
Kadını olduğu gibi kabul edeceksin der.
Bakın kadını olduğu gibi kabul et der kadınını.
Doğrultursan kırarsın der.
Yani kadınlara güzel davranması gerektiğini öğütler.
Der ki kadınlar nasılsa öylelerdir.
Düzeltme kusursa kusur değilse değil.
Kabul et onu ya da ayrıl.
Yani bunu demek ister. Bu arada arkadaşlar kadınlar erkeğin kaburga kemeğinden yaratıldığı meselesi Kur'an'da kesinlikle yazmaz.
Bu bir hadistir.
Kur'an'ın temel vurgusu kadın ve erkeğin aynı kökten tek bir nefisten yaratılmış olduğudur.
Yani bunu söyler Kur'an-ı Kerim.
Hz. Muhammed kaburga benzetmesiyle yani diğer aksi görüşlerin karşısında şey duruyor.
Kadını küçültmediği yani tam tersine erkeğe diyor ki kadını diyor zorla kendi kalıbına sok.
Kıkmaya çalışma diyor. Kırarsın diyor.
Çok zariftir. Yani çok...
Gerçekten çok zarif bir ilişki terbiyesi veriyor arkadaşlar.
Peki güvenli bağlanma paradoksu bu işin neresinde?
Bir insan birine ne kadar güvenli yansılanabiliyorsa hayatında o kadar özgürleşebilir diyor John.
Şimdi biz ne düşünüyoruz?
Birine ihtiyaç duyarsam bağımlı olurum.
Değil mi? Bağımlı olmak istemiyorum.
Yani güvenli bağlanma paradoksu ne diyebiliriz?
Yani bağımlıksa bağımlı kardeşim.
Bunun güvenlisi güvensiz mi var diye düşünmüş olabilirsiniz.
Ama var arkadaşlar. Güvenli bağlanma paradoksunu açıklamak için yapılan araştırmalar diyor ki birisi bir ilişki yaşarken zor zamanlar geçirdiğinde ihtiyacı olduğunda ona destek olacak
bir partner olduğunu bilirse bu onu özgürleştirir diyor.
O kadar doğru ki arkadaşlar.
Yani ben ne dedim biraz önce eşimi ararım dedim değil mi?
Çünkü o benim hayatımın %80'ini %90'ını kapsıyor ve o yüzden benim başka hiç kimseye ihtiyacım yok.
Bir arkadaşa yani anne baba falan demek istemiyor.
Bilmiyorum ama bu tarz konularda hani ihtiyacım olmayabiliyor.
Yani onların Allah yokluğunu göstermesin.
Onlar bu dünyadan göçüp gittiklerinde tabii ki onlara ihtiyacım olacak.
Ama burada John diyor ki sizin diyor dışarıya olan ihtiyaçlarınız böyle bir partnerle azalır.
Ve siz daha fazla bağımsızlaşmışsınız olur diyor.
Ama buradaki olay arkadaşlar partnerinize de güvenli bağlanacak olmanız.
Yani sizin hep iyiliğinizi isteyen sizin yanınızda duracak insana bağlanmanız.
demek istiyor.
Ağırbaşlı erkek de işte size destek olabilecek olgun adam.
İlişkilerdeki bağlanma teorisini çift terapisine taşıyan duygu odaklı çift terapisinin kurucusu bir isim var.
Yıllarını güvenli bağ meselesine vermiş buna kafayı takmış bir isim.
Dr. Sue Johnson diyor ki güvenli bağlanma ironik bir paradokstur.
Bağımlı olabilmek bizi daha bağımsız yapar diyor.
Hayat zorlaştığında sırtınızı yaslayabileceğiniz birinin orada olduğunu bilmeyin.
Onun varlığını bilmek işte bu paha biçilemez.
Zaten son yıllarda yapılan nörobilim araştırmaları da şunu göstermiş.
Aşkın arkasında mutlaka bir bağlanma vardır demiş.
Önemli olan nasıl bağlandığınız arkadaşlar.
Eğer geçmiş ilişkilerinizde güvenli bağlanma yaşamadıysanız şunu sorabilirsiniz kendinize hiç deneyimlemediyseniz eğer.
Neden yapamadım? Neden olmadı?
Profesör Mana Atwood diyor ki ebeveyninden güvenli bağlanma duygusu azaldı.
Yani bu sorunun cevabını çocukluğunuza giderek bulabilirsiniz.
Bir ilişkiye başladığınızda...
yeni rolleri almamız çok normaldir eş oluruz bazı sorumluluklarımız ya da günlük yaptığımız görevler değişir ama bu değişiklikler kişiliğinizi değiştiriyorsa ve psikolojik durumunuzu bozuyorsa güvenli
bağlanmamışsınız demektir arkadaşlar bakın arkadaşlar bilim insanları diyor ki bağlanma biçiminiz eş seçiminizden ilişkinizin nasıl gittiğine nasıl biteceğine dair her şeyi belirler diyor mesela
şu an yeni bir ilişkiye başladıysanız başlardaysanız tazeyse ilişkinizde Siz bağlanma biçiminize bakarak ilişkinizin gidişatını tahmin edebilirsiniz diyor.
Ve biraz önce söylediğim gibi bağlanma biçimimiz çocukluğumuzdan geliyor ve yetişkinliğimizde de devam ediyor arkadaşlar.
Türk sinemasından harika bir örnek vereceğim.
Türkan Şoray Asya ve Kadir İnanır İlyas diyorum.
Selvi Boylum Al Yazmalım filminde Asya'nın filmin sonunda İlyas'ı değil Cemşit'i seçmesini düşünün.
Asya İlyas'la aşkı yaşadı ama Cemşit'le güveni tanımıştı değil mi?
İşte güvenli bağlanmanın arketipi budur.
Sizi göklere çıkarıp sonra yalnız bırakan değil dağıldığınız anda elinizi bırakmadan yanınızda duran kişi.
Güvenle bağlandığınız kişidir ve o andan sonra artık bağımsızlaşırsınız.
Profesör Mona Atwood.
konusunda ben çok hassızım biliyorsunuz.
Mutsuz ilişkilere hiç tahammülüm yok.
Gerçekten çok sinirim bozuluyor.
Yani sizden sadece bir tane var.
Neden onu kalbinizi frenleyerek yaşayasınız ki?
Neden ruhunuzun yorulduğu bir ilişkinin içinde hapsolasınız ki?
Varsın size nazlı desinler, şımarık desinler.
Hayata bir kere geliyoruz. Omzunuza mutluluktan uçmanız için kanat değil de dertleri, kederi, bir sürü saçma sapan sorumlulukları yüklüyorsa neler onunla hayatı ziyan edilsin?
Ne derler? İnsan yaşlanacağı dağı iyi seçmelidir.
Dağlarınızı iyi seçmeniz dileğiyle bu bölümün sonuna geldik arkadaşlar.
Instagram'da gönderim olacak.
Dinleyen arkadaşları gönderimin altına yorumlara bekliyorum.
Ve beni hangi platformdan dinliyorsanız lütfen takibe almayı unutmayın.
Çok teşekkür ederim dinlediğiniz için.
Görüşmek üzere. Bay bay.
Yaz zamanı, Daikin siesta zamanı.
Sessizliği ve tasarruf teknolojileriyle Daikin klimalar.
Şimdi 36 bin liradan başlayan fiyatlar ve bonusa özel 12 taksit fırsatıyla Daikin bayilerinde.
Trendyol'un podcast kanalı Trendyol Talks, farklı konseptler altında Trendyol'un kültürü, iş yapış biçimleri ve ritüellerini konu alıyor.
Her bölümde farklı bir Trendyol ekip üyesi iş hayatına dair deneyimlerini anlatıyor.
Tüm bölümleri dinlemek için açıklamadaki bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
