
S1B6 - The Rookie / CHENFORD - Outlander / SamCait
23 Ocak 2026 · 49 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu hafta kışın soğuğu nasıl uzun sürüyorsa sizin için seçtiğim içerikler de izlerken uzun sürecek ama sonunda değecek.Güvenin bana.
Bu haftanın ilk dizisi ÇAYLAK ; 8.Sezonuyla bu yılın başında yayına girdi ve reytingleriyle çok iyi bir açılış yaptı.
Bu dizinin içindeki en popüler ve en sevilen çifti anlattım size.Lucy ve Tim’i bu sezon neler bekliyor ? bu sezon sonunda bir nikah,düğün,bebek var mı ?
Hep birlikte göreceğiz.
Bu haftanın 2.dizisi ise Mart ayında 8.sezonuyla final yapacak olan popüler fantastik çarpıcı bir kitap uyarlaması olan OUTLANDER…Başrollerin 12 senelik partnerliği,Başrol çiftin 25 senelik evliliği,yüzyıllara meydan okuyan bir aşk hikayesi.
Dizi Yerli iskoçların İngiliz işgaline karşı verdiği amansız mücadeleyle bir tarih perspektifi de sunuyor.
Final sezonunda hangi savaşları göreceğiz,Jamie ve Claire bu noktaya nasıl geldi ?
Hepsini bu bölümde anlattım size.
İyi dinlemeler.
Bölümü dinledikten sonra oturup da en azından bu iki dizinin de editlerine bakmazsanız kırılırım.Zevkime güvenin ve hemen başlayın izlemeye.
Hayırlı Cumalar.
Transkript
Herkese merhabalar.
Vizyonda Yayında''nın yayın bölümüne hoş geldiniz.
Umarım çok güzel bir gün geçiriyorsunuzdur, çok güzel bir hafta sonu geçirmeyi planlıyorsunuzdur.
Ben kendi adıma bir tek yorucu bir hafta geçirdim ama yine de size karşı bütün enerjimle yine karşınızdayım, buradayım, kulaklarınızdayım.
Umarım beni dinlerken çok keyif alırsınız.
Öncelikle ben bazı şeyleri fark ettim, unuttum.
Ben size altın kilo ödüllerinden hiç bahsetmemişim ya.
Kendime inanamadım. Kimler kimler ödül kazandı, o ödül töreninde neler oldu, kimler neler gi...
Aman yarabbi. Yani Timothee Chalamet'in ödülü almasına gerçekten çok şaşırdım.
Yani DiCaprio varken bu akademi ödüllerine karşı da belki bir şansı olabilir diye düşünüyorum.
Bilmiyorum yani altın küreği alan genelde Oscar için de bir adım daha çok öne geçiyor.
Ama DiCaprio ile savaşmak da çok zor.
Yani belki de Timothee'nin gönlünü burada kazanıp daha sonrasında hani ya biz sana orada ödül verdik Oscar'ları da DiCaprio'ya verelim diyebilirler.
Yani belki en iyi film olarak yine...
Mart Supreme alış Oscar'da ama en iyi erkek oyuncu da bence kesinlikle ve kesinlikle DiCaprio olacak.
Öyle hissediyorum. Ki uzun zamandır zaten DiCaprio'nun bu kadar iddialı olduğu, bu kadar ödüllü istediği bir sezon, bir proje, performans vesaire görmemiştik.
Gerçekten ilginç bir Oscar ödülleri olacak.
Gerçekten onlar için ekstra heyecanlıyım.
Aynı zamanda kendi doğum günü ayımda olduğu için de tabii ki Mart'e benim için oldukça böyle her açıdan muhteşem geçecek gibi gözüküyor.
Umarım yanılmam. Onun dışında bu hafta ben size ne anlatacağım gerçekten çok heyecanlıyım.
O kadar güzel iki tane diziden bahsedeceğim ki size.
Yani artık ben bu kadar konuştuktan sonra da bunu izlemeyecekseniz bölümün sonunda bence beni hiç dinlemeye başlamayın öyle diyeyim size.
Çünkü gerçekten yani eğer zevkime güveniyorsanız ben de bu iki diziyi de seveceğinize eminim.
Öncelikle neden iki tane dizi seçtim?
Çünkü geçtiğimiz haftalarda hatırlarsanız iki tane film seçmiştim.
Bu hafta da iki tane dizi seçtim ve gerçekten...
İkisi de 8'in sezonunda, ikisi de bambaşka şeyler vaat ediyor ve ikisi de çok izlen iki tane dizi.
Ve ikisi de yerli bir iş değil.
Bakın dikkatinizi çekerim.
Bu hafta The Rookie ve Outlander işlerini konuşacağız sizinle ve eminim iki işi de farklı dönemlerde, farklı şekillerde ya izlediniz ya denk geldiniz ya önünüze çıktı çıkmadıysa da artık beni
dinledikten sonra biliyorsunuz artık algoritmaların bizi dinlediğini düşünüyoruz ya kesinlikle karşınıza çıkacaktır.
Ben buna o kadar eminim ki.
Belki teknolojik olarak çok bir karşılığı yok ama bir arkadaşımızla konuştuğumuz bir ürünün reklamını hemen Instagram'da hemen hepsi burada görüyorsak bu işte bir tuhaflık var bence ama tabii ki o komplo teorileri.
Ben de o tip bir insan olmadığım için en azından o tip muhabbetleri burada yapmayı tercih etmem için ona hiç girmiyorum ama gerçekten o mevzu beni çok tedirgin ediyor öyle diyeyim size.
Şimdi öncelikle hangisinden bahsetsem acaba?
Bence önce Outlander'dan bahsedeyim çünkü bu sezon yani bu sene içerisinde 8.
sezonu yayınlanacak ve final sezonu ve umarım 8.
sezonu ikiye bölmezler henüz onunla ilgili bir bilgi yok.
Outlander nasıl bir dizi hemen anlatayım size.
Genelde bu bölümde çok fazla teknik bilgi vermeyeceğim o yüzden de teknik bilgi istiyorsanız Google'dan bakabilirsiniz arkadaşlar.
Çünkü bu bölümde gerçekten sadece bu iki işi olan sevgimi ve eleştirilerimi anlatmayı düşünüyorum.
Bazı isimleri size söyledikçe siz ya bu kadar çok teknik detay bol mu biz diyorsunuz diğer bölümlerde.
O yüzden bu bölümde oldukça sade, sakin ve hepimiz anlayacağı şekilde anlatmak istiyorum bu iki projeyi de.
Outlander'ın ilk bölümü 9 Ağustos 2014'de yayınlandı ve final sezonunda 6 Mart 2026'da çıkacak.
Toplam kendisi arkadaşlar 91 bölüm.
Bir hayal edin. 91 bölüm ya, vallahi inanılmaz.
Yani düşünüyorum, düşünüyorum 91 bölümde neler yaşandı, kimler doğdu, kimler öldü ve 91 bölümün ne kadarı bizim ülkemize yayınlanan tabii o da bir soru işareti.
O konuda ne deseniz haklısınız yani.
Şimdi şöyle Outlander konusundan bahsedeyim size.
2. Dünya Savaşı'nın sonunda savaştan çıkmış, savaşta görev almış Hemşire Claire ve yine İngiliz ordusunda görevli...
İstihbaratta çalışan eşi Frank'le birlikte artık savaştan sonra savaşın öncesine evlenmiş bir çifte oldukları için araya savaş girdiği için işte balayı yapamadıkları için henüz bir çocukları olmadığı için İskoçya'ya balayına gidiyorlar.
İşte burada bu çiftin birlikte mutlu olduğu tek bölüm belki de ilk bölüm.
İlk bölümde birlikte işte İskoçya'ya gidip güzel samimi anlar yaşamak istiyorlar ve tabii ki Frank çok çocuk isteyen...
Bir eş, Clare'de artık yaşım geldi zaten 5 senedir evliyiz ama 5 sene içerisinde 2.
Dünya Savaşı çıktığı için birbirimizi 5 kere bile göremedik.
O yüzden de artık ben de bir aile kurmalıyım diye düşünüyor.
Ondan sonrasında bunlar çift olarak İskoçya'ya gidiyorlar.
Ama tabii ki hikaye burada asla bitmiyor.
Yani normalde bu çiftin böyle ilk gördüğümüz çifti olduğu için başrol çifti olduğunu düşünürüz.
İşte bu çift demek ki ne olursa olsun bütün zorluklarla savaşıp çok mutlu olacak diye düşünürüz.
Ama böyle değil.
Çünkü İskoçya'da 1945'li yıllarda işte orada geçmişte yaşanan kaleleri, sarayları, otlakları vesaire geziyorlar çift olarak.
İşte her şey güzel. Hatta bazılarının içinde sevişiyorlar böyle şok olduğum yerler vesaire.
Tabii ilk bölümde ya işte ne kadar tatlı, güzel, evli bir çift diye bakıyorsunuz ama olay öyle değil.
Ondan sonrasında... Ertesi gün oluyor yine birlikte geziyorlar orada dostları dinliyorlar oranın yerli halkıyla çok iyi anlaşıyorlar.
Yıl 1945 bakın altını çiziyorum yılın.
Normalde anlattığım diğer işlerde hiçbir zaman yıla dikkat çekmeyelim.
Çünkü genelde ya çok güncel ya çok eski işlerden bahsediyoruz.
Ama şöyle bir durum var bunda yıl gerçekten çok önemli.
1945 yılında oradaki turistik mekanları gezerlerken bir gün Frank diyor ki işte ben hani ote odasında kalacağım.
İşte çok sıkıldım, çok yoruldum.
Hani ben biraz burada kalmak istiyorum diyor.
Tabii ki Claire gezmek istiyor.
Ondan sonra işte Frank bir dostunun yanına gidiyor.
Claire de diyor ki o dostlarıyla toplanıkları evden çıkıp ya işte ben birazcık çevreye dolaşıp ondan sonra akşam kaldığımız oteye geleceğim diyor.
Devamında Frank arkadaşların evindeyken Claire böyle taşların olduğu bir mekana gidiyor.
İşte orada tek tek taşları dokunuyor bu arada.
Değişik bir rüzgar hissediyor vesaire.
Ondan sonrasında gidiyor o 12 tane taşın ortasındaki taşa dokununca hop bir anda kendi yerde baygın buluyor ve kalkıyor ayağa.
Üstüne tabii ki yine aynı kıyafetler var ama etrafına bakıyor şehir manzarasına.
Az önce gördüğü şehir manzarası etrafında yok.
Yani diyor ki bu nasıl olabilir?
Hani ben yanlış yere mi bakıyorum, yanlış mı gördüm?
Hani gözlerinde mi bir sorun var diyor.
Sonra o bulunduğu taşların aşağı doğru indikçe aslında...
Ne etrafta bir araba olduğunu ne de herhangi bir 1945'li yıllara ait kıyafette bir insan olduğunu fark ediyor.
Böyle olunca tabii ki kız şaşırıyor.
Ben nereye geldim?
Benim az önce burada bıraktığım bir araban vardı.
1945 model. Etrafta bir sürü çoban vardı, insanlar vardı.
Nerede bunlar diye bakıyor. Ve bir anda aşağı doğru indikçe neyi fark ediyor arkadaşlar?
Claire 200 yıl öncesine gitmiş.
Yani 1945'den 1745'e ışınlanmış.
Ve tabii ki bu bir fantastik popüler dizi.
Ve benim fantastik işlere yaklaşımımı belki birazcık biliyorsunuzdur ama bilmeyenler için hemen şöyle özetleyeyim.
Arkadaşlar ben fantastik film genelde sevmiyorum.
Uzak duruyorum çünkü birçok fantastik işin yani Harry Potter, Benten, Yüzüklerin Efendisi o tarz birçok şeyin bilgisayarda yapılımı biliyorum.
Yani ne çizgi film olarak ne animasyon filmi olarak ne de herhangi bir şekilde bir taht kavgalarını anlatan işte Vampirlerin Savaşı.
Dünyaların savaşı vs. Bunların ne olduğunu biliyorum.
İçerikleri hakkında fikrim var çünkü tek tük bütün sahneleri, editlerini vs.
sosyal medyada görüyorum ama izlemeyi tercih etmiyorum.
Çünkü gerçekten bana herhangi bir emek verilmiş gibi hissettirmiyor.
Ve bu işte benim diğer izlediğim ve çoğunu yarım bıraktığım, çoğunu bitirmediğim fantastik işleri düşününce başından sonuna kadar bitirdiğim ilk iş ve ben bu işi 2025 yılında
Ağustos ayında izlerim. Yaz döneminde zaten işten izinli olduğum bir dönemde yıllık izindeydim.
Ya ne izlesem, ne yapsam?
Ya işte onu izledim, bunu izledim, romantik komedi izledim, aile filmi izledim, dramı izledim.
Hani artık izlenebilecek hani İsveç sineması, Norveç sineması, Finlandiya, Almanya, Fransa hepsini bitiririm tamam mı?
Ne izlesem diye düşündüm ve Netflix'e bu karşıma çıktı.
Ondan sonra ben bu dizinin bölümlerini izledikçe 7.
bölümde bir şey fark ettim. 7. bölüm evlilik bölümü.
Bölümün adı Evlilik. Yedinci bölümü izlerken bir şey fark ettim.
Deja vu yaşadım. Hiç yaşar mısınız siz böyle izlediğiniz bir şeyde sanki?
Ya ben bunu daha önce bir yerde gördüm.
Sanki biri bana bunu anlatmıştı.
Hani o anı tekrar yaşadığınızı hissedersiniz ya bazen.
Mesela sabah uyanarız sanki bir önceki gece gördüğümüz rüya gerçekmiş gibi hissederiz değil mi?
Mesela ben de bu dizinin yedinci bölümünde bunu fark ettim.
Sonra geriye doğru düşündükçe ben bu yedinci bölümün bir sahnesini, bir ekran görüsünü...
Ta yıllar önce yani 7.
bölüm yayınlandığı zamana bakarsak 2014'te.
Ülkemizde daha çok Facebook'un aktif olduğu yıllardı.
Ben bu sahnenin fotoğrafını Facebook'ta görmüştüm ama o zaman ilgimi çekmemişti.
Yani bunlar kim? Ne yapıyorlar?
Aman deyip geçmiştim kısaca.
Ama gerçekten bu kez kesinlikle hayran oldum.
Bu dizi kendisi bir kitap uyarlaması.
Diana Gabaldon'un çok tutan bir kitap serisinin uyarlaması.
Hatta bu işin senesini de Diana yapıyor.
Bu dizinin başlığında...
Jamie olarak Sam Heughan oynuyor.
Claire olarak da Kate oynuyor.
Katrina Barf. Ve bütün dizinin devamında size şunu anlattım tabii ki Jamie kim değil mi?
Ben bu bağlamayı yapmayı unuttum.
Gerçekten o kadar böyle her şeyini anlatmak istiyorum ki size.
Bu podcast'in bir bölümü yetmeyecekmiş gibi hissediyorum.
Bu beni çok üzüyor. Keşke böyle bir saat konuşsam ve sadece bu işi anlatsam.
Gerçekten o kadar güzel ki.
Allah'ım Allah'ım.
Şöyle bir İskoçya'ya gidip bir...
Edinburgh'da şöyle bir dolaşmak çekmiyor mu?
Dizi izleyince kesinlikle İskoç filmlerinin dizilerini bu gerçekten canınızı çektiriyor ya.
Halbuki bizim yani Kırsal'daki, köydeki, dağlı, ovalı arasında hiçbir fark yok.
Yani ne tarihi kalesi, ne tarihi otluğa var.
O kadar sade ki oralarda.
Ama işte uzaktaki şey galiba hepimize daha tatlı geliyor ya.
Neyse devam edeyim. En son Claire taşlardan geçti ve 200 yıl önce gitti 1745'e.
Sonra ne oluyor? Otlaklar, çalılarla aşağı doğru inmeye başlıyor.
Sonra işte bir anda karşısında askerler görüyor.
Ondan sonrasında o askerlerden kaçarken kendi kocası yani 1945'teki resmi nikahlı kocası Frank'e benzeyen ama Frank'in atası olan Black Jack Randall'ı görüyor.
Yani tabii ki hani Türkçe içerisinde söylersek kırmızı ceketli hani 1745'teki askerlerin acımasız elebaşını görüyor bir anda ve...
Yani önce onu diyor ki işte Frank buldum seni kurtar beni ne olur işte ben nasıl buraya geldim bilmiyorum neredeyim bilmiyorum diyor.
Sonra bir anda Frank sandığı adam onu dönüp Black Jack Randall olarak diyor ki hanımefendi siz kimsiniz diyor.
Sonra kıza saldırmaya çalışıyor sonra İskoç'un yerleri giyip kızı kurtarıyor.
Sonra bu yerlerin içinde bir tane böyle sarışın, yağız, dipçik gibi böyle kaslı bir oğlan var.
Adı Jamie ve Claire taştan geçtiği yılda 27 yaşında Jamie 22 yaşında.
Ondan sonrasında ne oluyor?
Bunlar hep birlikte böyle günlerce at sürüp işte Jamie'nin kaldığı yani dayısına ait olan kaleye gidiyorlar.
Ondan sonrasında bazı olaylar yaşanıyor.
Sonrasında 7. bölümde anlaşmalı olarak evleniyorlar Claire'i Blackjack Randall'ın hapsetmesinden kurtarmak için.
Ve sonrasında ne oluyor? Sonrasında tabii ki Jamie de Claire diyen birbirlerinden de hoşlanıyorlar ama Claire'in hala parmağında Frank ile evliliğinden kalan alyansı var ve sürekli kendi diyor ki hayır ben evli bir kadınım,
ben bunu yapayım vs. Sonrasında kocası geri dönmeye çalışıyor, taşları tekrar gitmeye çalışıyor ama bir türlü olmuyor bu.
Ondan sonrası Jamie ile evlenince İskoçlarda o dönemde şöyle bir gelenek varmış.
Bugün hala var mı bilmiyorum. Bununla ilgili araştırmaları bulamadım ama herhalde hala yoktur.
İskoç yerleri onların evlendiği...
Araziden sonra onları böyle bir birahane işte bar gibi bir yere götürüyorlar.
Onları işte üst kata çıkartıyorlar.
Aşağıda diyorlar ki hani siz birlikte olmadan bize bunu kanıtlamadan biz aşağıdan gitmeyeceğiz diyorlar.
Ve bütün gece boyunca yani şöyle düşünün 120 tane erkek aşağıdaki barda hem içki içiyor hem sizin birlikte olmanızı bekliyor karakocu olarak.
Bu ne kadar ilginç bir şey değil mi?
Ondan sonrasında tabii ki hani bunlar işte yavaş yavaş birbirlerine açılmaya başlıyorlar.
Ondan sonrasında...
Bu evlilik bölümünden bir bölüm önce Jamie diyor ki Claire.
Önce Claire şundan bahsediyor.
Diyor ki ya benim senden önce bir kocam vardı.
Bak parmağımla alyansın da var.
Ama senden önceki kocam öldü ve ben de haliyle bakire değilim.
Bunu biliyorsun. Bunu bilerek benimle evleniyorsun değil mi diyor.
Ondan sonrası Jamie de bence herkes çok şaşırtan bir şey söylüyor.
En azından 1745'lerde 22 yaşlı bir erkeğin asla olmayacağı şekilde diyor ki.
Ya sen bakire değilsin ama ben bakireyim onu ne yapacağız diyor.
En azından ikimizden birinin ne yaptığını bilmesi iyi olur diyor.
Öyle olduğu için de bence bu noktada Clare de ondan çok etkileniyor.
Ve devamlı tabii ki Evlendikleri Gece'yi görüyoruz.
Onunla ilgili spoiler vermeyeceğim çünkü harika bir bölüm ya.
Yani koca bir bölüm. Sadece onların nasıl evlendiğini, işte evlilik gündeki anneler yaşandığı, evlendikleri gece ne olduğunu vesaire izliyoruz.
Çok güzel bir bölüm bence ve bu arada Clare de tabii ki bir yandan hem Zina yaptığını düşünüyor.
Ahlaki olarak, etik olarak Hıristiyanlık dini çerçevesinde hem de bundan dehşet zevk aldığını bir replikle anlatıyor hatta ve gerçekten çok güzel bir sahneydi o da.
Bu arada bana çok ilginç gelen bir şey de yapıyor Claire.
Hem Frank'in yüzünü takıyor eline alyans olarak hem de Jamie ile evlendi ki evlilik yüzünü yani alyansını takıyor.
Ve bu şekilde gerçekten yani aslında iki adamın hayatta ne kadar vazgeçilmez olduğunu karşı tarafa göstermiş oluyor.
E tabii ki yani bir yandan baktığında hani kadın kendini hem 1945'lerde kocası varmış gibi hissediyor.
Hem de yanında bir kocası olduğu için o kafası çok karışmış durumda ne yapacağını bilmiyor vesaire.
Ondan sonra düşünüyor taşınıyor vesaire ve süreçte her anlaşmalı evlilikte olduğu gibi birbirlerine aşık oluyorlar.
Ama ne aşk yani 8.
sezonda. Öyle bir noktaya geliyorlar ki gerçekten birlikte yaşlanıklarını görüyoruz.
Bu arada dizinin senaristlerine rehberlik eden Dayan olduğu için, yani kitapların da yazarı olduğu için genelde milim bile saplamaya çalışıyorlar kitaptan.
Yani Dayan'ın yazdığından. Ama şimdi şöyle de bir durum var ortada.
Yani bir kere her bölümü genelde farklı yönetmenler çekiyor.
Yani çekim açıları çok değişiyor.
Oyuncuların o yönetmenle etkileşimleri çok değişiyor.
Yine benzeri şekilde her bölümü aynı kurgu ekibi kurgulasa da aynı...
Bestekar o bölümü müziklerini yapsa da sonuçta her sezonun, her temanın, her gittikleri ülkenin müziği değişiyor.
Bu arada gittikleri ülke demişken onu anlatmadım.
İkinci sezonu çiftimiz Fransa'ya gidiyorlar ve bu arada 1700'lü yıllarda Amerika'ya ne oluyor?
Amerika'nın bağımsızlık bildirgesi, bağımsızlık savaşı yaşanıyor ve biz bunları 8 sezon boyunca aşama aşama izliyoruz.
Ve dizide tema değiştikçe, ülke değiştikçe kostümler de değişiyor.
Hele Claire'in ikinci sezonda giydiği bir kırmızı elbise var.
Oyuncuyu o kadar güzel göstermiş ki oyuncunun en yakın arkadaşı hatta o elbiseyi tasarlamış.
Bu arada bu dizinin kostümlerini yapan kişi de yani o tarihi kostümleri aşama aşama diken kadına erkeğe onları böyle aşama aşama giydiren hayal eden insan da dizinin yapımcısının eşi.
Ama o ismi vermemek gerek yok zaten eminim aklınıza kalmayacaktır.
Çok fazla yabancı isim sayarsam bu kez ana konumumuzdan saparız diye o noktaya hiç girmiyorum sizinle.
Ve dizi farklı sezonlarda farklı karakterleri de içine alıyor.
Mesela yıllar geçtikçe tabii ki bu kadar büyülü bir aşkın bir tane meyvesi olmasın mı?
Ve meyve olarak kim doğuyor?
Tahmin edin. Diyeceğim tahmin edemezsiniz.
Şöyle bir şey oluyor. Hikaye gereği tamamen bu.
Jane ve Claire'in kızı oluyor ama Claire çocuğunu korumak için İskoçya'da bazı savaşlar çıkacağı için...
Bebeğini de alıp yani daha doğrusu hamileyken taşlardan geçip 1945'li yıllara gidiyor tekrardan.
Ondan sonrası orada çocuğunu doğuruyor ve Jamie'ye söz verdiği üzere kızların adına Jamie'nin babasının adı Brian diye Brianna koyuyor kızının adına.
Bu arada diziyle ilgili bence en büyük hata yani hatta söyleyebileceğim tek eleştirme belki de bu olabilir.
Gerçekten Brianna'yı oynayan oyuncu hiçbir şekilde Sam ve Kate'in oyunculuğuyla eşdeğer bir oyuncu değil.
Fiziki olarak çok yanlış çünkü Jamie...
Sarışın, kler, esmer ya da belki kumral diyemem aslında ya.
Evet esmer diyeyim. Yani bir sarışın bir esmerden daha doğrusu hatta şöyle söyleyeyim.
Yani cehennemi kızıl bile denebilir aslında ya.
Bazı bölümlerde oyuncunun saç renginin tonuyla boyayarak çok fazla oynuyorlar.
Özellikle ilk bölümlerde. Yani kızıl mı sarışın mı hala emin değilim ama hani kızıl olduğunu farz edin.
E tabii ki yani öyle bir baba ile anneden de tabii ki Sam ve Kate gerçek hayatta mavi gözlü oyuncular.
Karakterleri de Diana bozmadığı için öyle yapmışlar.
Ve şey Jane ve Claire ikisi de mavi gözlü.
Ama Brianna'nın gözleri mavi değil.
Yeşil değil. Aksine Ela yani kast olarak yanlış.
Oyuncunun oyunculuğu çok kötü.
Yani gerçekten ama izlerken Brianna'nın sahnelerini atlamaktan helak oldum.
Hele bir 4. sezon var. Ya geçen...
Bir tane video görmüştü.
Altınanır'da en sevmediğiniz kısım ne, en sevmediğimiz sezon ne diye.
Herkes altına demiş ki Brianna'nın olduğu bütün sahneleri çıkartınca dizi harika bir şeye dönüşüyor demiş.
Ve bunu herkes söylüyor değil de sadece Türklerin söylediğini düşünmeyin lütfen.
Yani Almanlar, Fransızlar, İskoçlar, İngilizler herkes Brianna'dan çok rahatsız.
Ve oyuncu inatlı dizinin kalıcı kadrosuna girdi 4.
sezonda. Ve o zamandan beri de asla çıkmıyor ya.
İnanılmaz. Yani veba gibi yapıştı dizinin üzerine ve gerçekten yani o oyuncuya bence gerek yok ya.
Yani hani onu böyle bir köşede öldürseler ya da ne bileyim hani onun bir kardeşi çıkıp gelse diyordum ki.
Jane ve Claire'ın ilk çocukları bir düşük sonucunda Paris'te vefat ediyor.
Ve hatta işte onu kilisedeki rahibeyle birlikte işte gömüyorlar.
Ondan sonrasında hayatlarını devam ediyorlar.
Brianna aslında bu çiftin ikinci çocuğu.
Ama işte ilk çocuk öldüğü için tek çocukları Brianna gibi anlaşılıyor söylediğinizde.
Ve bu işte ilk ölen çocuğun yaşadığı ve hatta işte çocukları torunları olduğu ama İskoçya'nın başka bir yerini yaşadığı gündeme geldi.
Yediğin sezon finalinde bence çok güzel bir sezon finaliydi.
Umarım artık yani adam akıllı bir çocuk çıkıp gelir de Brianna'nın sahneleri azalır ya.
Çünkü Brianna'ya tabii ki bir karakter varsa çift de olur.
Öyle olduğu için Brianna'ya gittiler Roger diye bir erkek partner getirdiler.
İkisi birlikte daha da korkunç oldu.
Sonra bunları bir de... Aşama aşama çocuk yaptırdılar.
Biz bir de bunları izledik. Bu arada izledik diyorum ama yani onları sahneye atladım.
Ama şey tabii ki yani dizinin bütün basın süreçlerini vesaire bütün PR videolarını takip ettiğim için onların hepsini gördüm.
Yani bu çiftin önce bir oğlu oldu işte sonra kız oldu.
Oğlanın babası Roger mı yoksa bir yanaya tecavüze bulunan adam mı diye bunları da böyle 3-4 bölüm tartıştılar.
Yani yemin ediyorum bir yana kusacaktık bir ara ya.
Yani hele özellikle şey...
5. sezon başı vs.
bir yanın aşama aşama evliliğini görüyoruz.
İnsan diyor ki kardeşim bu dizinin başrolü belli.
Başrolü izletsene. Ne yapıyoruz biz burada diyorsunuz.
Ama gerçekten adam izletiyor.
Ne diyeceksiniz? Nasıl anlatabiliriz değil mi?
Ne yapabiliriz bu konuda? Hiçbir şey yapamıyoruz.
Adam oturuyor ve onu izletiyor.
Yani böyle bir aile olarak da çok güzel.
Gerçek hayatta set dışında da oyuncular buluşuyor.
Evet oyuncular olarak çok tatlılar.
Okey ama... Yani gerçekten bizim o oyuncuyu izlememiz kesinlikle seyirciye hakaret bence.
O kadar kötü bir oyunculuk. Onun dışında şöyle bir bakarsak Sam nereli gerçek hayatta ondan bahsedeyim.
Sam'in kendisi...
İskoç, ataları İskoçmuş ne kadar ilginç düşünsenize.
O da işine gidiyorsunuz, rolü alıyorsunuz ve ondan sonra hikayelerin değiştikçe aslında bunun tam da sizin hikayeniz olduğunu fark ediyorsunuz.
Ve ben bu işi izleyene kadar gerçekten İskoçların böyle sistematik bir mobbinge, böyle bir soykırma uğradıklarını gerçekten bilmiyordum.
Yani fiziksel, psikolojik, maddi, manevi böyle bir tarihleri olduğunu, İngilizler tarafından böyle korkunç bir işgale uğradıklarını gerçekten bilmiyordum.
Yani benim için çok ilginç bir tarihi bilgi oldu ve...
Tarihsel anlamda tabii ki tarihi kurgu dizilerden öğrenmek çok yanlış, çok saçma ama en azından gözümüze bir şey canlanması açısından hiç araştırmadığım bir İskoç tarihine bende dehşet bir merak uyandırdı ve bu dizi sayesinde gerçekten
tüm dünyada İskoç kırsalına yapılan tarihi turistik ziyaretler dehşet arttı.
Kate nereli diye bakarsak, Kate kendisi bir İrlandalı.
Ben tüm dünyada gerçekten bu İrlandalı oyunculara yönelik sempatimizin araştırması gerektiğini düşünüyorum.
O kadar tatlılar, o kadar cana yakınlar ki.
Hani İrlanda'da... Soğuk bir ülke, az insanın yaşadığı bir ülke, refah seviyesi çok yüksek.
Ya acaba o yüzden mi bu İrlandalı oyuncuların birçoğu böyle mutluluktan ışık saçıyorlar ve herkese o sevinçlerini bulaştırıyorlar diye de bir düşünmeyen edemiyorum.
Neyse bu dizi bu kadardı ve bu dizi bir star zilsi.
Yani... Star dizisi demek aslında bir platform işi ve hani bizdeki işte Netflix Blue TV gibi yayınlanıyor aslında.
Amerika'da, İngiltere'de, İskoçya'da.
Ve şöyle bir şey var arkadaşlar.
Şimdi bizde de bu dizinin yayınlaması için Netflix yayın haklarını satın almış.
Tamam buraya kadar her şey çok güzel değil mi?
Yani dizinin hani bizim ülkemizde Türkçe çevresinin olması, Türkçe dublajının olması ne kadar harika değil mi?
Değil. Maalesef değil yani.
Ben artık yedinci ve...
6. sezon bir kısmını Korsan siteden izlemek zorunda kaldım.
Bu korkunç bir şey. Neden? Çünkü Netflix aldığı dizinin asla yeni sezonlarını güncellemiyor.
Ben en son bıraktım, diziyi izlemeye başladım.
5. sezona geldim. Bir baktım devamı yok.
5. sezon 8. bölümünden sonrası yok.
Tabii şu anda var artık. 7.
sezonu da eklediler ama yani zaten 7.
sezonu tüm dünyada izlemeyen kalmadı.
Neden bunu en son bize ekliyorsunuz diye de bir sorma da ne demedim yani kusura bakmasınlar da.
Gerçekten ülkede yani...
Korkunç yönetiliyor Netflix. Yani bildiğiniz Ali Baba'nın çiftliği gibi bir yönetim şekline sahip.
Yani size yemin ediyorum oraya her milletten o milletin dizilerine ilgilenecek bir insanı koyun ki kesinlikle vardır bu olması gerekiyor zaten.
Yani emin olun bundan daha iyi takip yapar ya.
Yani varsa da gerçekten işlerini yapmıyorlar korkunç durumda Netflix'teki özellikle yurt dışından aldığımız içerikler.
Bu arada şöyle bir durum da var onu da hemen söyleyeyim.
Arkadaşlar Netflix'teki içeriklerde şöyle bir durum var.
Şimdi Netflix evet bir şirket ama şöyle bir durum var.
Netflix Almanya'nın başındaki insan farklı, Netflix Türkiye'nin başındaki insan farklı, Netflix İtalya'nın başındaki insan farklı ve evet hepsi temelde çatıda Netflix şirketine bağlılar ama İçerikte Netflix Almanya
farklı projeleri bünyesini alıyor.
Netflix İtalya farklı projeleri kataloğunu alıyor.
Netflix Türkiye bambaşka şeyleri kataloğa ekliyor.
O yüzden de mesela VPN ile bağlanıp tabii ki bunu tavsiye etmiyorum.
Yani doğru değil, etik değil ama mesela eğer Almancanız, İngilizceniz, Fransızcanız, İtalyancanız çok iyiyse ben bunu yapabilirim, bu benim için daha ideal diyorsanız şöyle de bir yöntem söyleyeyim.
Eğer VPN ile bağlanıp Netflix İtalya'dan girerseniz bambaşka şeyleri olduğunu görürsünüz.
Buradaki Netflix Türkiye ekibi de bu ülkede bu seyircinin muhafazakarlık seviyesine ve bu seyircinin çağdaşlık seviyesine göre işleri yurt dışından alıyor.
Yurt dışından alma demişken geçelim ikinci dizimize.
Ben sana Outlander biraz uzun anlattım ya ama olsun.
Ama, ama neden?
Çünkü gerçekten bu iş böyle bir bölüm konuşulmayı hak ediyor.
O yüzden de bu uzunluğu hemen sizin için çok kısa keseceğim ve hemen de Rocky dizisine geçeceğim.
İngilizceden Türkçeye çevirimi Çaylak.
Peki Çaylak dizisinin kaçıncı sezonu?
8. sezonu 9 Ocak'ta başladı.
Ve ben bir izliyorum.
Allah'ım Allah'ım bir izliyorum.
Böyle bir keyif yok ya.
Size bunu nasıl anlatabilirim bilmiyorum.
Yani şöyle diyeyim size. Aşkı Memnun yayınlandığı zaman, Aşkı Memnun'un herhangi bir bölümünü geçtiğin final bölümü yayınlandığı zaman onu canlı izlemek kadar keyifli bir şeydi bu.
Anlatabiliyor muyum buna aldığım zevki, keyfi?
Şimdi... Şöyle söyleyeyim, bu çaylak dizisinin ilk bölümü ne zaman yayınlandı?
16 Ekim 2018'de ve dizinin şu anda 128.
bölümünü izledik. Önümüzdeki hafta 129.
bölüm yayınlanacak. Ve kendisi bir ABC dizisi ya da ABC dizisi nasıl diyorsanız artık.
8'in sezonuyla bu sezon başladı ve harika gidiyor.
Ve ABC'nin yaptığı haberlere, makalelere bakarsak, ABC'nin yeni sezonuna başlayan dizilerine bakarsak, onların içinde sezonu en iyi açan...
ve en yüksek reytingli zirveden bütün dijital platform ve bütün televizyon kanalları reytinglerini alaşağı eden bir dizi.
Peki bu dizinin içeriği nasıl hemen anlatayım.
Şöyle ki arkadaşlar Amerika'daki polislik sistemi, asayiş sistemi, emniyet sistemi bizimkinden bir tık daha farklı.
Ve nasıl bir sistem onu birazcık açmak istiyorum size.
Orada önce polis akademisine gidiyor polis olmak isteyen kişi.
Polis olmak isteyen olabilir, dedektif olmak isteyen olabilir, çavuş olmak isteyen, amir olmak isteyen kim varsa önce herkes polislik akademisinden başlıyor.
Öğrenci olarak ondan sonra oradaki teorik eğitimi bitirdikten sonra devriye amirlerinin ya da devriyedeki çavuşların yanına veriliyor ve burada bir sene eğitim gördükten sonrasında devamında tam teşekküllü polis
oluyorlar. Ondan sonrasında da isterlerse sınava girip çavuş olabiliyorlar, isterlerse dedektif olup farklı bir yöne evirebiliyorlar.
O da sınavla... E tabii ki meslekte belli bir yılda olduğunca da artık nöbet komutanı olabiliyorlar.
Şimdi ben burada size ne anlatacağım?
Aslında dışarıdan bakıldığında polislik hikayesinin çok da anlatılmaya değer bir yanı yok değil mi?
Aslında size bu böyle gibi geliyor.
Ama hayır. Bu bir Amerikan polisler dizisi.
Yani hiçbir şey olmasa aksiyon hep var.
Macera hep var. Bir sürü insan türü, bir sürü farklı polisi olay hep var ki ben poliseyi çok severim ama poliseyi en çok ne zaman severim?
İçine aşk da dahil olduğunda.
Ya ben bir aşk kadınıyım ya.
Yemin ediyorum Seda Sayan gibiyim bugün de.
Yani Seda Sayan diyor ya ben çorap ve evlilik kadınıyım diye.
Ben de bir aşk kadınıyım kardeşim.
Belki de bilim kurguyu ondan sevmiyorumdur.
Ne dersiniz? Çünkü içinde ya aşk olsa da o böyle genelde robotlarla yaşanan aşk, işte yapay zekaya aşık olma, işte evin içinde gezen mesela mutfak robotuna aşık olma vesaire hep böyle bir durumu var ya o filmlerin dizilerinde.
O yüzden belki onları sevmiyorum.
Yani bana gerçekten bir şeyler hissettirmeli izleyince heyecanlanmalıyım, keyif almalıyım değil mi ama?
Şimdi ben burada size ne anlatacağım?
The Rocky dizisi yani çaylak dizisi temelde şundan bahsediyor.
45 yaşında polis olmaya karar vermiş Nolan diye bir adamın polis akademisinden başlayarak orada eğitim aldıktan sonrasında devriye memurlarının yanına gelip çaylaklığa başladığı ilk
gündem başlıyor ve Nolan da kendisi tabii ki amirin yanında bir çaylak olarak başlıyor.
Ondan sonrasında yavaş yavaş Nolan'ın ve etrafındaki herkesin, diğer arkadaşların, diğer amirlerinin işte etrafındaki eski eşinin, oğlunun dizi ilerledikçe ne hale geldiğini görüyoruz aslında yavaş yavaş.
Ve şöyle arkadaşlar yani şimdi ben gerçekten şunu da söylemek istiyorum.
Hep de şikayet ediyormuşum gibi olacak ama ben Nolan'dan çok sıkıldım ya.
Vallahi 7 sezonu şöyle bir bakıyorum diyorum ki ya bu Nolan ne ayak be kardeşim.
Yani gerçekten Seda Sayan gibiyim ya.
Kalk git be adam ya. Adam da tabii ki hem yapımcısı olduğu hem başarı olduğu işten kovuyormuşum gibi olacak ama ben gerçekten 45 yaş ve üstü karakterleri izlemekten çok da hoşlanmıyorum sanki.
Yani kendi bunu fark ettim.
O kadar hoşlansam arkadaşlar gider huzur evindeki belgeselleri izlerim değil mi?
Yani ama neyse. Neyse yine de belli bir yaşa üstündeki insanları üzmeyelim.
Hepsinin hikayesi izlenmeye, yaşanmaya, görülmeye değer tabii ki.
Ona çok saygım var ama. Ben böyle çok uzun süre maruz kalmayı sevmiyorum.
Sanırım o da benim hatam diyelim.
Neyse devam edeyim. Şimdi bu Nolan'ın hikayesini izliyoruz ve Nolan 45 yaşında çaylak olarak tabii ki 27 yaşındaki diğer karakterlerin yanında, diğer arkadaşların yanında çaylak olarak eğitime
geliyor. Tabii ki çok komik bir durum vesaire.
Aman tanrım ya bu nasıl olabilir?
Senin amirlerin bile 45 yaşında değil baktığında sen nasıl 45 yaşında çaylak olup...
Hani bir de bu azimle gelip tam teşekküllü polis olmaya adaysın diye bayağı adamla dalga geçiyorlar.
Adam da polis akademisine birlikte girdi.
Ve oradan böyle kanka olarak, arkadaş olarak aynı anda mezun olduğu arkadaşlar var.
Bunlar kim? Jackson ve Lucy.
Bunların üçü de birbiriyle çok iyi arkadaş.
Sonra hatta ilk sezonda Nolan'la Lucy'nin belli bir dönem böyle 2-3 bölüm civarında sevgili olduğunu görüyoruz.
Ama ondan sonrasında neyse ki Allah'ım.
Yani Tanrı'ya şükür ki ayrılıyorlar gerçekten.
Yani görüp görebileceğiniz en kötü şeydi.
Yani evet bazen hani bir tık daha yaşlı erkek biraz daha genç kadın ortaya güzel bir kombinasyon çıkartabiliyor.
Ama yani bu iş öyle bir iş değil.
Zaten şu an 8'in sezonuna da geldiğimiz noktada iyi ki öyle bir ilişki de devam etmiyormuş.
Çünkü öyle olsa eminim bu işin senaristi yönetmeni yapımcısı da kendi ayağına sıkardı.
Bu arada işin yapımcısı ve senaristi aynı kişi.
Yani Alexa Havli ve onu belki şeyden hatırlıyorsunuzdur.
The Recruit diye bir dizi vardı.
Kendisi onun da yapımcısı ve onun da aynı zamanda senaristini yapmış.
Zaman zaman yönetmenlik de yapıyor.
Hatta bu The Rookie dizisinin içinde, Çaylak dizisinin içerisinde çok sevilen bir şarkı var.
Şarkının İngilizcesini söylemeyeyim.
Gerçekten sesim bence bir tık kötü.
En azından İngilizce şarkı söylemek için.
Çok sevilen şarkının Türkçesini söyleyeyim.
Beni kollarımdan tut, beni tutukla ama bunu çok seksi bir şekilde yap şarkının Türkçesi.
Artık siz ya onu YouTube'dan bakarsınız, bulursunuz.
Çok keyifli. Keşke ya orijinal halini çıkarsa şarkını da hemen dinlesem.
O şarkıyı da Alex'in oğlu Zaptan Havli yapmış.
Yani öyle biliniyor. Tabii ki tek başına yapmamıştır da.
Yani onu da o şekilde bulabilirsiniz.
Şimdi ben size bu dizide ne anlatacağım?
Allah'ım, Allah'ım nasıl anlatsam?
Nereden başlasam? Yani şimdi 8 sezon arkadaşlar düşünsenize nereden başlasam?
Siz olsanız nereden başlarsınız?
Neyse tamam tamam uzatmıyorum.
Kısaca hemen konuya giriyorum. Ben size bütün diziyi böyle detay detaylı anlatmaya gereksiz görüyorum.
Çünkü burada sizin de benim de izleyen herkesin odaklanması gereken bir tane çiftimiz var.
Lucy ve Tim. Yani şu anki bilinen adıyla Chamford çifti.
Chamford hangi isminin birleşmesine oluşmuş?
Lucy Chan, Tim Bradford'ın soyadlarının birleşmesine oluşmuş bir şip ismi.
Ve bu çift nasıl bir çift hemen anlatayım.
Lucy 27-28 yaşında akademiyi bitiriyor Nolan'la birlikte.
Tim'in olduğu devriye amirliğine geliyor ve diyor ki hani ben de polis olmak istiyorum diyor.
Ondan sonra bunlar işte sabah toplantını yaptıkları odaya giriyor ve ondan sonrasında bunların nöbet komutanı devriye komutanı Gray diyor ki Lucy diyor hani senin amiri senden sorumlu olan eğitim amiri sorumlu eğitmenin Tim
olacak diyor ve Tim Dışarıdan çok sert gözüken, dışarıdan kimsenin dalaşmak istemeyeceği, kimsenin uğraşmak istemeyeceği bir amir.
Ama tabii ki zaman ilerleyince şunu fark ediyor ki Lucy, aslında en iyi eğitmen kendisinin eğitmeni.
Ha bu arada eğitmen demişken şeyden de bahsedeyim.
Nolan'ın eğitmeninde ilk sezon Bishop oluyor, Tyla Bishop.
Ancak ikinci sezonda Tyla yok.
İkinci sezonda Tyla yerine Nyla Harper geliyor.
Ve onda şöyle bir şey var.
Tyla'yı oynayan oyuncu diyor ki ben siyahi bir kadın olarak o sette bütün oyuncu arkadaşlarımdan ve bütün set ekibinden hiç hoşlanmadım ve çok fazla siyahi olarak ayrımcılığa uğradım diyor.
Bence öyle bir durum yoktur çünkü dizide az önce devriye komutanı, nöbet komutanı Grey'den bahsettim.
Grey'in kendisi bir siyahi oyuncu tarafından canlandırılıyor ve bu siyahi oyuncunun adı Richard.
Ve Richard o sette 8 sezondur sapasağlam barına biliyorsa bir erkek olarak...
Hadi diyelim o erkek Tyler yerine Nolan'ı eğitmesi için ve sonrasında dedektif olması için gönderilen amir.
Yani diziye katılan oyuncu dedektif Nali Harper.
O da bir siyahi mesela.
Yani böyle bakınca da aslında hani bu kadar siyahinin olduğu hem set ekibinde siyahi var hem yönetmen hem yapımcı olarak siyahi bir sürü insanın yaptığı bir proje bu.
Yani böyle bir şeyin içinde de hani siyahi olarak ayrımcılığa uğruyorsa gerçekten hiç sokağa çıkmaması lazım bence.
Özellikle Amerika'da. Ama neyse yani bu da bir ara virgüllü sizin için.
Çünkü bence bunu söylemem gerekiyordu.
Neyse devam edelim. Şimdi Lucy ile Tim önce birlikte ilk kez devreye çıkarak birlikte serüvenlerine başlıyorlar ve Tim'in bütün çaylaklarına yaptığı bir test var.
Böyle çaylağın lafı tutuyor, yol ortasında konuşturuyor vs.
Ondan sonrasında bir anda polis arabası durduk diyor ki çaylak diyor ben şu an vuruldum biz neredeyiz diyor.
Yani yanındaki çaylak tam sohbete dağılmışken, tam rahatlamışken yani tam kendisine ilgili bir şeyler söyleyecekken Tim bir anda dönüp diyor ki ha diyor ben vuruldum.
Hani tamamen bunu mizansal olarak yapıyor.
Ben şu an vuruldum diye düşünüyor.
Biz şu an nerede yazıyor? Kimi ararsın?
Kime yardıma gidersin?
Ve bir anda yanındaki kişi afallıyor.
Ve işte Tim ondan sonrasında Lucy'ye diyor ki Lucy bak öldüm şu anda diyor.
Hatta ona Lucy demiyor.
Direkt Chen diye hitap ediyor soyadıyla.
Hani daha resmi ve aslında bir tık daha mesafeli.
Sonra işte Lucy zaten sinir oluyor.
Ondan sonrasında birlikte bir İspanyol arabayı çeviriyorlar.
Ondan sonra Lucy İspanyolcu bildiği için Tim de kendisinin bildiğini belli etmek için diyor ki işte Lucy diyor biz bu arabayı şundan şundan çevirdik.
Hadi benim dediğimi İspanyolca'ya çevir diyor.
Ama Tim bunu çok sert ve ırkçı bir şekilde söylediği için Lucy de bunu birebir çevirmiyor.
Daha nazik bir hale getiriyor.
Ondan sonrasında Tim de kendisinin İspanyolca'ya çevirip gayet sert bir şekilde onları gönderiyor.
Ve tabii ki bu sahenden sonra biz Tim'in de İspanyolca bildiğini fark ediyoruz.
Bu arada fark ettiyse söyledi hani işte Barack değil, atıyorum Obama değil, Trump değil.
Kızın söylediği Lucy Chan.
Yani... Kızın annesi yani Lucy karakterinin annesi kendisi bir Çinli.
Öyle olduğu için de Lucy de aslında bir melez.
Amerika'da doğmuş ama aileden bir Çinlilik yeni geliyor.
Ondan sonrasında Tim de hayatında hiç Los Angeles'tan çıkmamış ve Los Angeles'ta doğmuş, büyümüş, oralı, orada meslek sahibi olmuş, orada ev almış.
Yani bütün hayatı LA'de olan bir adam öyle söyleyeyim.
Ve tabii ki biz 8 sezon boyunca bu ikinin farklı farklı insanlarla aşıklarını, farklı farklı...
olaylarda ilk gidip birbirlerini kurtarmalarını ve birbirlerine aslında zaman içinde ne kadar bağlandıklarını görüyoruz.
Ve benim belki de bir aşkta en sevdiğim şey nedir?
Zaman alması. Şimdi arkadaşlar Netflix'te bir sürü dizi, film izliyoruz değil mi?
Yani bir buçuk saatte hani ilk dakikadan birbirine aşık olmayıp filmin ortasında birbirine aşık olup yarım saatte de yani bizim izlediğimiz zamanla düşünün yarım saatte de birbirlerine karşı aşklarından ölecek hale gelmeleri
çok da inandırıcı değil değil mi?
Benim de bu dizide en çok sevdiğim şey bu aslında.
Mesela birinci sezonuna bakıyorsunuz.
İşte araları böyle yavaş yavaş iyi hale geliyor.
Hatta birlikte devreye çıktıkları ilk gün Tim vuruluyor.
Lucy onun canını kurtarıyor.
Ondan sonrasında Tim'in vurulma hikayesi de başka bir şeye dönüşüyor hatta.
O kadar güzel, o kadar böyle aşama aşama birbirine oturan bir şey ki.
Ve şöyle bir şey var.
Karakterlerinde fark ettiyseniz hem rütbelere farklı hem yaşlara farklı.
Dizide... Tim 45 yaşında, Lucy de hani sezonla ilerleyince 30 yaşına diye fikslesek kafamıza.
Yani aralarında takribi 15 yaş var.
Oyuncuların arasında ise Lucy oynayan oyuncu Melissa, kendisi 37 yaşında.
Tim'i oynayan oyuncu Eric, kendisi 49 yaşında.
Benim bir partnerlikte en sevdiğim yaş farkı nedir biliyor musunuz?
Tabii ki Kenan Mirzaloğlu ve Afran Sarıçoğlu'ndaki gibi 25 yaş asla değil.
O artık gerçekten başka bir hastalığa, başka bir sapık noktaya gidiyor.
Benim bir partnerlikte en sevdiğim yaş farkı 12 yaştır arkadaşlar.
Kesinlikle bakın asla pişman etmez.
Etrafınızdaki sevdiğiniz dizi film çiftlerine bakın.
Genelde aralarında zaten 10-15 yaş arasında yaş farkı oluyor.
Daha azsa yaş farkı hiç belli olmuyor.
Daha çoksa yaş farkı çok belli oluyor.
O da bazı insanları çok irite eden bir şey.
Ve zaten hem hikaye gereği Tim'in karakteri Luce'den önce akademiye girip onunla önce polis olup onunla önce rütbe aldığı için, terfi aldığı için normal zaten aralarında yaş farkı olması.
Ve Tim'i oynayan oyuncu Eric de zaten çok yaşlı, çok kilolu, çok sakallı vesaire olmadığı için hiç yaşını göstermiyor zaten.
Yani sadece aralarında bir rütbe farkı varmış gibi de izleyebilirsiniz izlerken.
Ve şöyle, bunlar dizi boyunca yavaş yavaş birbirlerine aşık oluyorlar dedik.
Şimdi bunların aşkındaki bence en büyük sorun ve 7'in sezonuna 8'e geçerken de devam eden tek sorun bence birbirlerinin...
Emir komuta zincirinde olmaları.
Şimdi Amerikan yasalarına göre birbirinin emir komuta zincirinde isen iki sevgili aynı ekipte olamıyor mesela.
Çünkü birbirlerini etkilerler, etik olarak, ahlaki olarak yanlış şeyler yaparlar, onları yanlışa yönlendirir diye.
Genelde mesela o çift işte evli de olsa farklı birimlere veriliyorlar, sevgili de olsa ikisinden birinin karakoldan tayinini istemesi gerekiyor.
Çünkü öbür türlü soruşturma geçirip açığa alınma riskleri var.
Ve bu çift işte 5.
sezonda ilk kez sevgili oluyorlar.
Bu arada bakın. Ne dediğime dikkat ettiniz mi az önce?
Duydunuz mu? Bakın 5 sezon diyorum arkadaşlar.
5 sezonda zor birbirleriyle çıkma ve sevgili olma noktasına geldiler.
İnanılmaz bir şey. Neyse ki ben ilk sezon sadece 15 bölümünü tam izledim ve devamında sadece Lusuf ve Tim'in sahnelerine bakıp onların sahnelerini izleyip devamını atladım.
Yoksa yani ben sadece böyle bir tanecik Eylül ayında bu diziyi asla bitiremezdim.
Asla gerçekten o kadar...
Ve o kadar zordu ki öbür türlü bitirmesi.
Çünkü yani evet her bölüm 45 dakika ama yani genelde hani bizim televizyon dizilerimiz, bizim Türk dizilerimiz gibi olmasa da bizde mesela bir sezon geldi 32-33 bölüm oluyor her televizyon kanalında yayınlanan dizide.
Onlarda da her sezon 22-23 bölüm.
Ha tabii ki arada fire verilen sezonlar var.
Pandemide daha az sezon çekmişler.
E haliyle tabii ki tüm dünya kapanır ki onlar için de dizi film çekmek çok zordu.
Ama yani yine de hani bütün bölümleri atlama da izlemem gerçekten çok zordu.
Ve bu çiftleşim sezonunda sevgili olduğunda aralarında şöyle bir sorun doğuyor.
Şimdi tabii ki o dönemde sevgili olduklarında Lucy artık çaylak değil.
Artık Tim Doe'nun sorumlu eğitmeni değil.
Tim Doe'nun artık hep birlikte devreye çıktıkları bir üstü değil.
Artık ikisi de eşit seviyede olmasalardı hala Tim Lucy'nin amiri bir şekilde.
Hala rütbu olarak yukarıda duruyor.
O yüzden de Tim bu ilişkide fedakar yapan tarafı olduğu için mesela bir anda çavuş olmuşken bir anda çavuşluktan vazgeçmişti.
Postane memuruna falan dönüyor aynı karakolun içine.
Sırf birbirine emir komuta zincirinden çıkmak için.
Peki bu çift nasıl bugünkü noktaya geldi?
Şimdi arkadaşlar bugünkü devam eden sorun da şu.
Bu çift altın sezonunda ayrıldı.
Farklı sebeplerle. Onları söylemeyeceğim.
Onlar çok ince narin ve kesinlikle detaylı izlemeniz gereken bölümler.
Şimdi bu çift altıncı bölümünde ayrıldılar yanlış hatırlamıyorsam.
Sekiz de olabilir de işte o civarda bir şey.
Hani ha altı ha sekiz ne fark eder artık.
O kadar da benim ağzı görürsünüz yani.
Neyse bu çift işte 6. sezonu ayrılıyor 6.
sezonun başında. Ondan sonra 6.
sezonun devamında barışmıyor.
7'de böyle işte alkollüyken birbirlerini çok özlemiş derken farklı zamanlarda farklı senaryolarla birlikte oluyorlar.
Birbirlerini işte ölümden kurtarıyorlar, yangından kurtarıyorlar vs.
Ama yine barışmıyorlar.
Yani aşama aşama ayrılıktan sonra işte o güveni tekrar Tim Lucy'e karşı vermeye çalışıyor.
Tekrar kendisine güvenmesini sağlıyor vs.
8. sezonun ilk bölümünde barışıyorlar.
Sonra ne oluyor? Greg görev komutanından yani devreye komutanından Vazgeçiyor.
Başka bir meslek dalına, başka bir alana yöneliyor yine aynı karakolun içine.
Ondan sonra Tim Grey'in yerine geçiyor.
Ondan sonra Lucy, bu arada 7.
sezonda Lucy çavuş oluyor. Yani Tim'in rütbesine yükseliyor.
Bu sayede ne oluyor? Tim yeni Grey oluyor.
Yani yeni devreye komutan oluyor.
Lucy gece vardiyasında çavuş olarak görevine başlamıştı.
Aynı karakolda hani boş yer, boş kontenjan yok diye gündüz çavuştu.
Ondan sonra tabii ki Tim'den boş olan yere Lucy geliyor ve Lucy de bu sayede yeni Tim oluyor.
Ve bu sayede ne oluyor? Ne oluyor? Bu çiftin 8.
sezonun başında harika bir şekilde barışıyorlar.
Ama sonra ne oluyor? 8.
sezonun 2. bölümünde yani benim geç hafta izlediğim bölümde şöyle bir şey yaşanıyor.
Bunlar yine birbirlerinin üstü oluyorlar.
Yani ben mi acaba polislik sistemini bilmiyorum Amerika'daki diye bayağı oturdum.
Araştırdım. Bununla ilgili hiçbir şey bulamadım.
Yani sen bu çifte birbirlerinin emir komuta zincirindeler diye.
Neredeyse ayrılma noktasına getiren ondan sonra bu çift bazı fedakarlıklar yaptı.
Beşinci sezonda araları düzeldi.
Sonra arada ayrıldılar. Bir daha barıştılar.
Artık ilişkileri daha sağlam.
Hatta Tim dedi ki Lucia gel benimle birlikte yaşa.
Artık sensiz tek bir günümü bile geçiremiyorum dedi.
Okey geldi onun evine taşındı.
E kardeş şimdi ne oldu?
Hani şimdi ne oldu?
Anlatabiliyor muyum? Çok saçma bir şeye dönüştü yani.
Bence hani dizinin...
Hem senaryosu hem yapımcısı olan Alexis de gerçekten ya bunu gözden çıkardı ya da bunu artık 8.
sezonun 3. 4. bölümlerine bir açıklama getirecek anlamadım ama.
Yani gerçekten bu olay bana hala çok saçma geliyor.
Yani hala Lucy timini altı ya da astı ve tim hala Lucy'ye herhangi bir durumda emir verebiliyor.
Bu durumda da hala birbirlerine emir komuta zincirindeler demek.
Ben bundan nasıl kurtulacaklarını gerçekten merak ediyorum.
Bu arada bu çiftle ilgili de...
Benim en sevdiğim şey arkadaşlar hemen şundan bahsedeyim kapatmadan.
Baya da konuşmuşum ya.
Bu bölüm bir tık uzun olacak gibi de neyse.
Bu iki harika dizi için değer.
Şimdi şöyle bir durum var. Bu çifte bu kadar ilerleme hala nasıl olabiliyor derseniz 8 sezonun artık çekildiği noktada hatta 8.
sezon çekimlerinin bitme noktasına geldiler artık sette.
Yani hala nasıl ilerleyebiliyor diyorsanız çünkü arkadaşlar şöyle bir şey oldu.
İnanmazsınız mı? Vallahi Allah sizi kahretmesin.
Yani... Allah size inanırsın gerçekten yani çok ilginç bir şey oldu dizide.
Dizinin birinci sezonunda işte Nolan gitti kendisine sevgili olacak Lucy'den sonra başka bir kadın buldu.
Ondan sonra dizide Tim'in en yakın arkadaşı BFF'si olan Lopez gitti.
Kendine çok zengin bir avukat koca buldu.
Ondan sonra diğer karakterler böyle evlen çocuklandı.
Ve bu arada Tim ve Lucy hani önce arkadaş olarak sonra sevgili olarak sonra ayrılmış iki eski sevgili olarak sürekli milletin düğününe, nikahına, doğumuna, boşanmasına, ölümüne, nasıl diyeyim hani bütün önemli
günlerine, nişanına mesela hepsi de bunlar gittiler tamam mı?
Bunlarda hiç ilerleme olmadı ya da böyle milim milim hani gerçekten senarist onları yazarken çok böyle üstüne koya koya çok güzel gitti bence bütün senaryoda.
Ve ondan sonra ne oldu? Şu anda mesela 8.
sezonda bütün dizideki hani ana cast dediğimiz bütün oyuncu kadrosunu oynadığı karakterlerin ilişkileri oturdu ve geriye ilişkileri oturmayan ve ilişkileri daha gelişme aşamasında olan tek çift kim kaldı?
Tim ve Lucy kaldı. Allah'ım mükemmel bir şey bu ya.
Size yemin ediyorum mükemmel.
Bence 8. sezonun ilk bölümünde bu kadar iyi reyting alıp sezonun bu kadar iyi başlamalarının en önemli sebebi bu çift.
Çünkü çift gerçekten tüm sosyal medyayı salladı ve benim de önüme o şekilde düştü mesela.
Normalde çünkü 8 sezonluk bir diziyi izlemeye başlamak çok akıl karı, çok kolay bir iş değildir ama ben gerçekten bunu yaptım ve bunu sırf bu çift için yaptım.
Hatta bu çift için başka bir de ne yaptım onu da söyleyeyim.
Bu çift için arkadaşlar gittim YouTube kanalı açtım.
Bu çiftin sahnelerine daha hızlı ulaşabileyim diye kendime arşiv belirledim.
Kendime bir arşiv oluşturdum. Tam 128 bölüme üşenmedim.
Tek tek YouTube'a yükledim sadece bu çiftin sahnelerini.
Öyle olduğu için de Netflix'i arayıp bulmakla uğraşacağımı direkt bu çiftin sahnelerini kendi YouTube kanalından açıyorum.
Bayağı takır takır takır izlemek istediğimde izliyorum.
Hatta şimdi 8. sezon sahnelerini de oraya yüklüyorum.
Peki ben bunu neden yaptım?
Bir, Netflix'te 5.
sezona kadar tüm bölümler var.
Hatta geçen hafta Allah razı olsun zahmet oldu onlara da ama 6.
sezonu yüklediler ama dizi şu an 8.
sezonda ve bizim klasik yine Netflix Türkiye ekibimiz uyuyor.
Yani ben anlamadım. Ya da bakın uyumuyorsa da Gupsoza'ya yeni projeler üretmekle, yeni bahaneler bulup önümüze tekrar Hande Erçel'le Barış Arduç'u dizmekle meşguller.
Ben anlamadım yani ama gerçekten uyuyorlar ve yurt dışından...
aldığımız, satın aldıkları, kendi bünyelerine kattıkları hiçbir işi takip etmiyorlar.
Yani Sherlock Holmes dizisinden tutun.
Yani çarlak dizisinden hiçbir şey takip etmiyorlar.
Kafayı yiyeceğim. Yani korsanlığa tabii ki izlemeyi tavsiye etmemem gerekiyor.
Etik olarak doğru değil. Emeğe saygı yetiştiren hiçbir şey korsanlığa izlenmemeli.
Çünkü korsanlığa izlenen şeyler izlenme sayılarını sosyal reytinglere etki eden bir şey değil.
Okey ama bu ülkede de insanları başka bir şeye...
Başka türlü bir şeye de alan açmıyorlar.
Biz nereden izleyelim Allah aşkına?
O kadar sinirliyorum ki. Bu arada bu dizinin de şu an 8.
sezondaki bölümleri Amerika'da yayınlandığı için saat farkı var.
Orada mesela salı akşamları yayınlanıyor.
Ben burada onu çevrilip bir daha izleyene kadar çarşamba öğleden sonrasını buluyorum.
Neredeyse arada kayıp 12 saatim var benim.
Ben de buna çok sinirliyim.
Hatta saat farkı yüzünden Kanada'da Amerika'dan da önce yayınlanıyor.
Mesela Kanada'da pazartesi akşamı yayınlanıyor.
Amerika'da salı akşamı yayınlanıyor.
benim önüme düşüp benim izleyebilir noktaya gelmem çarşamba öğleden sonraya buluyor.
Siz düşünün arada ne kadar zaman kaybettiğimi.
Yani gerçekten ben bunu nasıl yapacaklarını bilmiyorum ama kesinlikle buna bir çözüm bulmaları gerekiyor bence ya.
Yani bu bu şekilde yaşanabilir bir şey değil çünkü.
Neden? Çünkü biz bu şekilde parasını ödeyip satın aldığımız bir dijital platformun içeriklerine ulaşamıyoruz.
Yani biz bunu nasıl halledeceğiz onu da bilmiyorum.
Yani bunlara alternatif... güzel bir yerli platform olsun diyorum.
Onların da ya görüntü kaliteleri kötü, ya içerik kaliteleri çok kötü ya da dehşet sansürü uğruyor bütün sahneler.
Yani Twitter'dan girip hashtag'den baktığımda gördüğüm sahnelerin o izlediğim bölümde hiç karşıma çıkmadığını falan fark ediyorum.
Bu da korkunç bir şey. Neyse, onun dışında artık gerçekten bu Çaylak dizisinin senarisi Alex de Chandford çiftine yani Lucy ve Tim çiftine ayrı bir önem vermiş durumda ve muhtemelen, tahminim, dizi
bu kadar iyi reytinglerle açılış yaptığına göre bu skala'yı bu Stabiliteyi hiç bozmazsa sezon sonuna gelmeden çoktan 9.
sezon onayını alır bence.
9. sezonda da bu çift henüz hala hiç çocuk yapmadı.
Henüz hala bir evlilik teklifi, bir düğün, bir boşanma henüz görmedik.
Yani ben olsam ki eminim Alexi de zaten aklı mantığı olan hepimiz gibi böyle düşünüyordur.
Ben olsam bu çifti böyle hani bu sezon tamamen artık birlikte yaşadıkları daha düzenli bir hayatları varken bu...
düzenleri bozmam. Ondan sonra sezon sonunda da yapıştırırım bir tane evlilik teklifini.
Ondan sonrasında Neo önümüzdeki sezon 9.
sezonda çift sezonu hamile olarak başlar.
Yani Lucy işte hamile olduğunu time soruyor.
9. sezon Lucy'nin hamileliğiyle geçer.
10. sezonda çocuklarıyla birlikte devam eder geçer yani.
Çünkü arkadaşlar şöyle bir şey var.
Dizideki bütün çocuğu olan çiftlere baktığınızda hepsi önce çocuk yapıyorlar.
Ondan sonra Hani ya biz zaten sevgilimle çok iyi gidiyoruz.
Tamam o zaman zaten çocuk da doğacak.
Bu işi resmileştirelim deyip evleniyorlar mesela.
Yani ben de bunu anlamıyorum.
Gerçekten bu bana çok saçma geliyor ama yani bununla ilgili de yapılabilecek hiçbir şeyim yok.
Ve şöyle bir şey var. Yani bu olay öyle bir şey ki arkadaşlar.
Ben size şimdi bu olayı nasıl anlatsam.
Yani bu o kadar sinir bozucu bir şey ki aslında.
Yani düşünsenize izlediğiniz...
Çifte hiçbir ilerleme yok denemez ama böyle bilim bilim gerçekten güvenlerini, aşklarını, ayrılıklarını her şeyin üstüne bir tuğla daha koyarak gidiyorlar.
Bazen iyi bazen kötü. Ama yani diğer taraftaki çiftlerin işte bir bölüm biri evleniyor, diğer bölüm diğer çiftteki çocuk doğuyor, öteki bölüm diğer çiftteki işte o çiftteki işte karakterlerin birinin annesi babası geliyor, annesinin babasının başına
bir şey geliyor, o hırsızın peşine düşüyorlar falan.
Bu arada bizimkiler daha hani nasıl diyeyim bir araya gelip birbirlerine aşklarını ilan edememişler falan.
Çok tuhaf yani. Bu arada bu sezonda Tim'in annesi geliyormuş.
Geçen sezonlarda Lucy'nin anne ve babasıyla tanışmıştık.
Artık sıra Tim'in annesine.
Geçen sezon Tim'in babasıyla tanıştık.
Ama artık sıra Tim'in annesine.
Çünkü Tim'in kız kardeşini de tanıyoruz.
Lucy zaten tek çocuk.
Artık Tim'in annesiyle bir tanışalım.
Şöyle bir tanış olalım değil mi arkadaşlar?
Yanlış mıyım ya? Allah aşkına bir söyleyin.
Yanlış mıyım yani? Gerçekten çok güzel.
Allah'ım o kadar güzel bir çift ki.
Arkadaşlar bu çifti izlemeniz için bana da destek olmak isterseniz diye söylüyorum.
Bu çiftle ilgili YouTube kanalımın bölümün açıklamasına koyacağım.
Oradan da tıklayıp bana yani benim YouTube kanalımda da ulaşabilirsiniz.
Gerçekten çok keyifli.
İzlemesi çok güzel bir çift.
Ve gerçekten bu iki oyuncu da birbirine çok iyi uyum sağlamış.
E zaten ya arkadaşlar hani iki tane kaktüsü bile yan yana 8 sezon işte 10 sene koysanız bir şekilde birbirlerine zaten senkronize olurlar.
Bu çift de birbirine çok iyi uyum sağlamış.
Ha bu arada bu arada asıl söylemem gerekeni unuttum.
Tim'i oynayan oyuncu erik bir sarışın.
Yani Lucy'cim, hayatım, balım.
Gerçekten aynı zevki taşıyoruz ya.
Apayrı mutluyum ya. Yani kurgusal da olsan seni seviyorum be kızım.
Gerçekten ben güçlü kadın izlemeyi seviyorum ya.
Clare de öyle mesela. Dehşet güçlü kadınlar.
Ben bu kadınlara bayılıyorum kardeşim.
Güçlü kadınları daha çok çoğaltalım.
İnşallah kendi sinemamız ve kendi televizyon ve dijital dizi ve film dünyamızda daha çok güçlü kadın görürüz.
Çünkü gerçekten... Güçlü kadınların neler yapabildiğini bu ülkedeki herkesin, her kadın ve erkeğin görmesi gerekiyor bence.
Önce mecburen kurguda ondan sonra gerçek hayatta karşılarında diye düşünüyorum.
Sizi seviyorum. Uzun bir bölüm oldu biliyorum.
Buraya kadar dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Çok güzel bir şekilde bölümden çıkmışsınızdır.
Umarım beni dinlediğiniz için çok keyif almışsınızdır.
Sizi seviyorum. I love you.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
