
S1B22 - The Devil Wears Prada 2 / Perfect Crown
15 Mayıs 2026 · 22 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu haftaki bölümde 2 efsane diziyi anlattım size.
20 yıl sonra gelen kült film ve yarın akşam final yapacak kore dizisini tek potada erittim.
Şeytan Marka Giyer 2 oyuncularının filmden aldığı ücretler de açıklandı:
• Anne Hathaway: 567 milyon TL
• Meryl Streep: 567 milyon TL
• Emily Blunt: 567 milyon TL
İyi dinlemeler…
Kısımlar:
(00:51) NELER İZLEDİM ?
(06:04) sinema
(13:39) Şeytan Marka Giyer 2
(21:27) Mükemmel Taç
(21:55) Kapanış
Transkript
Herkese merhabalar. Bu bölüme sessiz sinema döneminin efsane ismi Charlie Chaplin'e ait bir sözle başlamak istiyorum.
Hayat geniş planda komedi, yakın planda trajedidir der Chaplin.
Ve gerçekten de hepimizin hayatı yer yer dramatik, yer yer trajikomik, yer yer sadece korkudan oluşuyor ama olsun yine de sinemayla olduğumuz sürece bence çok da kötü bir hafta, çok da kötü bir gün geçirmemişsinizdir
diye umut etmek istiyorum. Bu hafta neler izlediniz, neler yaptınız?
Şöyle bir bana sosyal medyadan yazarsanız çok mutlu olurum.
Ben bu hafta Amazon Prime videodan Off Campus dizisini izledim.
Size de kesinlikle tavsiye ederim.
Çok ateşli, çok güzel ve uyumlu bir çifte izleyeceksiniz.
O yüzden de asla pişman olmayacağınızı garanti edebilirim size.
Dördüncü bonus bölümde konuştuğumuz Justin Baldoni ve Black Live davasında yeni bir gelişme var.
Bu ikili uzun süren hukuk mücadelesinden ardından It Ends With Us ya da bizdeki adıyla Bizimle Başladı Bizimle Bitti davasında anlaşmaya vardılar.
Aslında ben de bunu bekliyorum çünkü iki tarafta maddi, manevi, prestij ve imaj olarak çok fazla kayıp verdi.
O yüzden eninde sonunda iki tarafında kazanamayacağı belliydi zaten.
Onlar da çok daha mantıklı bir şey yapıp bu konuda bir anlaşmaya vardılar.
Bu şekilde hukuki mücadelenin de sonuna geldik.
Bir buçuk yıl süren çetin bir hukuk mücadelesinin ardından 38 yaşındaki oyuncu ve 42 yaşındaki oyuncu yönetmen bir anlaşmaya vardılar ve pazartesi.
günü yani 4 Mayıs günü varılan uzlaşma anlaşmasıyla artık mahkemeye gitmeyecekler.
NBC News'in haberine göre ikili geçen hafta mahkeme kararıyla düzenlenen bir uzlaşma görüşmesini arınan hukuki anlaşmazlıklarını resmen sonlandırdı.
Anlaşmaların şartları kamuoyuna açıklanmadı.
Anlaşmaya varıldığı haberini arınan Blake ve Justin avukatları bu uzun hukuk mücadelesini arınan yeni bir hayata başlama konusundaki duygularını dile getirmişler ve ortak bir açıklama yapmışlar.
Ortak açıklamada son ürün olan bizimle başla bizimle bitti filmi hayata geçirmek için herkesin çalıştığı ve çalışan hepimiz için de bir gurur kaynağı olmuştur ve farklılığı arttırmak aile şiddet
mağdurlarının ve tüm mağdurların hayatlarına anlamlı bir etki yaratmak istedik ve bu bizim hepimizin ortak desteklediği bir hedefte diye bir açıklama yapmışlar.
Açıklamada da... Daha detaylı inersek sürecin zorluklu içeriklerini kabul ediyorlar ve Bayan Live tarafından dile getirilen endişelerin dikkate alınmayı hak ettiğini düşünüyoruz demişler.
Uygunsuzluklardan ve verimsiz ortamlardan arınmış iş yerlerine olan bağlılığımız kararlılığını sürdürmektedir.
Bu durumun bir sonuca ulaşmasını ve ilgili herkesin yapıcı ve huzurlu bir şekilde çevrimci ortamda saygılı ve doğru bir yaklaşımda dahil olmak üzere ilerlemesini sağlamasını içtenlikle umuyoruz demişler.
Bu anlaşmaya varılmadan önce iki tarafın davasını...
18 Mayıs'ta başlaması planlanmıştı.
Dava öncesinde yargıç bile ikinci aslına karşı açtığı davadaki 13 iddiadan 10 tanesini yani taciz, iftira ve komplo iddiaları dahil olmak üzere hepsini reddetmişti.
Hakim sözleşme ihlali misilleme ve misillemeye yardım yataklık etme suçlarından dahil olmak üzere bu iddiaların Kalan iddiaların yargılanmasına devam etmeye karar vermişti.
Duruşma sırasında mahkemede ifade vermesi bekleyen birçok ünlü isim vardı.
Ancak artık bu ikili anlaştığına göre böyle bir davada muhtemelen düşecektir sonraki aşamalarda.
Ve şöyle bir şey kaybettik bence.
İki tarafta maddi manevi imaj olarak çok şey kaybetti.
Ama bence hepsinden de daha çok bu ikili gerçekten birbirine yakışan ve oyunculukta birbirine denk olan bir ikiliydi.
Yani bu ikilinin muhtemelen önümüzdeki 5-6 yıl içinde tekrar partner olma ihtimalini kaybettik.
Ama tabii ki Hollywood oyuncuları için...
Önemli olan şey genelde etik ahlak ilkeleri olmuyor.
Genelde daha çok parayla birbirlerine bağlı oldukları için rekor ücretler teklif edilirse tekrar birlikte bir işte oynarlar bence.
Madem Blake'e girdik.
Geçen hafta bir Met Gala'ya atlattık hatırlarsanız.
Blake oraya da katıldı.
Peki ama nasıl katıldı?
Asıl iddialar bu. Tabii ki ben Blake'in kıyafetini yorumlamayacağım.
Burası bir moda podcastı değil.
Ben burada aslında daha prestijle alakalı bir şeyden bahsedeceğim.
Black Dive'i Anna Wintour'ın kendi özel asistanı tarafından davet edilmiş ve onun masasında oturmuş ve Metcally'e parayla bilet satın alarak gelmemiş diyorlar.
Bu Black için çok büyük bir prestij.
Yani işte yaşadıklarından sonra tabii ki Justin Baldoni sayesinde atlatmak zorunda olduğu travmalar tarafından işte bir sürü kanı tarafından desteklendi vs.
Yani bunların hepsini düşündüğümüz zaman aslında yani işte bütün Hollywood onu sarıp sarmalamaya çalışıyor.
En azından onu seven kitle için diyebiliriz.
İddialar doğru mu bilinmez tabii ki.
Gerçekten onu Anna Wintour kendisine davet etti.
Yoksa bu tamamen Blake'in kendi imaj çalışması mı bunu bilmiyoruz.
Ama ben size başka bir şeyden bahsedeceğim hızlıca.
Metgala ne olduğunu bilmeyenler için hemen Metgala'ya açıklayayım size.
Metgala Metropolitan Museum of Art bünyesindeki kostüm tasarımı yararına her yıl düzenlenen ve moda dünyasının en prestijli gecelerinden biri olarak kabul edilen bir bağış etkinliği.
Kırmızı halıda davetler ve...
Moda evleri o yılın temasına göre aile öncesinden hazırlığa başlarlar ve çoğu zaman tiyatral görünümlerle son derece yaratıcı tasarımlar ortaya çıkar aslında.
Her yıl açıklanan Dress Code müzede açılan sergiden izler taşır.
Bu seneki temada Fashionly Art oldu.
Yani bu senenin modasına göre, sanata göre giyinmek oldu aslında.
Bununla ilgili de bir sürü güzel kombinler gördük.
Şimdi yeni proje haberleri gelmeye devam ediyor.
Onları da hızlıca bir söyleyeyim size.
Önce şundan bahsedelim. Scarlett Johansson.
Ari Aster'in yeni filmi Scapegoat'ta başvuru olacak.
Konserimiz açıklanmayan filmin yapımcısı yine A24.
Yani kötü bir film çıkacağını ya da PR sürecinin sönük geçeceği bir film olmayacağını şimdiden kesinleştirebiliriz bence.
Aster adını farklı şekillerde duymuştu filmin ama tabii ki filmin adı sonradan değişti, sonradan başka bir hal aldı.
Aster isimli yönetmenin de son filmi Eddington Bekleyenlerin Altında Kalmıştı.
Ben de bu arada onu hala izleyemedim.
Küçük bir pandemi dönemini anlatıyor aslında.
Ama mutlaka onu da izleyeceğim.
Onu da çok merak ediyorum. Onun dışında diğer haber.
1991'de AIDS teşhisinin gerçekliğinden kaçan bir besteci.
Kız ile çıktı. Karayip yolculuğunda yıllardır kaçtıkları gerçeklerle yüzleşiyor.
Rachel Zegler ve Adrian Brody Last Dance filminde birlikte başrolüde yer alacaklarmış.
Bakalım. Bu da güzel bir şey olacak gibi.
Şimdi geçelim bu haftanın filmine.
Geçen hafta söylemiştim zaten.
Bu hafta Şeytan Marka Giyer 2.
Anlatacağım size yönetmeni David Franklin'i.
Oyuncular başrolü MHTB, Mary Street ve Emily Blunt oynuyor ve film ülkemizde deli dehşet izlendi.
Peki rakamsız olarak ne kadar izlendi biliyor musunuz?
Rakamsız olarak ölçülen verilere göre halihazırda 67 bin kişi tarafından izlenmiş ve totalde kişi hastalığı 24,5 milyon neredeyse yani 25 milyon bile diyebiliriz.
Zaten filmin konusunu anlatmama gerek yok.
20 sene sonra serinin ikinci filmi geldi.
Eleştiriyi birazcık anlatayım size.
Birçok insan işte NHTV ile Meryem Strip'te birlikte görmeyi çok uzun süredir bekliyordu.
O yüzden onların fanları için çok güzel bir şey oldu.
Ama olumsuz bir yanda söyleyeyim bazı eleştirmenler filmi bir e-posta olabilecekken toplantıya dönüşmüş bir işe benzetmişler aslında.
Bir de film tabii ki 2006'daki senaryodan çok farklı, bambaşka bir şey önümüze koyduğu için.
Bu da aslında şunu gösteriyor, 2006'da baskının, basılmış bir derginin, gazeteciliğin, yayıncılığın ne kadar önemli olduğunu anlatıyordu.
Ama bugün izlediğimiz filmde, bugünkü serinin ikinci filminde bambaşka bir şeyden bahsediyor.
Ve o bahsettiği şey de aslında geleneksel yayıncılığın ne kadar can çekiştiğini, dijitalleşmenin hakim olduğu modern moda dünyasının işlemesiyle.
Yani hem çok eleştiri alıyor hem kim insanlar tarafından zamanı ayak uydurduğu için çok beğeniliyor.
Farklı platformlardan derlenen görüşler şöyle.
The Wrap 10 üzerinden 5 puan vererek filmin raporların ve iş dünyası detaylarının olan düşkünlüğünün modaya uygun bulmadığını ancak yine de çok da kötü bir film olmadığını söylemiş.
Rupert filmin ruhsuz bir para makinesi gibi hissettirdiğini ve orijinal filmin karizmasının gerisi de kalanını iddia ediyor.
Yani ilk filmden bahsediyoruz. Artful Living demiş ki beklentiyi fazla fazla karşılayan ne eksik ne fazla bir iş olduğunu özellikle karakterlerin enerjisini izleyici ekran bağladığını söylemiş.
Peki bu filmle ilgili ne kadar gişe beklenmiş, hangi farklı ödül törenlerinden ödüller beklenmiş?
Gişe başarısı olarak film yaklaşık 77 milyon dolarlık güçlü bir açılışla büyük bir ses getirdi.
Ödül şansı olarak da Meryl Streep'in performansı her zamanki gibi çok takdir edilmiş.
Ancak eleştirmenler filmin altın küre dışında büyük ödül törenlerinde yani Oscar'da, Emmy'de ve onların benzerliğe farklı ödül törenlerinde çok fazla şans olmadığını düşünüyor.
Bunlar tabii ki hepinizin bildiği bayağı açık kaynak şekilde internetten arattığınızda bulabileceğiniz şeyler.
Bu size anlattıklarıma benim katkım şey olacak.
Bu eleştirilerin dışında benim iki tane büyük eleştirim var.
Birincisi bir cırtında izlediğimiz Y Contest'imiz.
Yani Selim'in eşliğinin sahnesinin çok az olması.
Orada Miran'ın yeni asistanı, birinci asistan olarak onu görüyoruz ama çok az sahnede görüyoruz.
Yani bence onu da hikayesini ne anlatmak istediğini, ne yapmak istediğini öğrenmemiz gerekiyordu ama çok az öğrenebildik.
O yüzden de maalesef onun sahneleri bence yetersiz kalmış.
Ama tabii ki oyuncu için yani mükemmel bir ana, mükemmel bir set tecrübesi, bu proje sayesinde birçok önemli yönetmenliği, bir sürü farklı ve değerli oyuncu ile tanışmış.
Onun için çok iyi oldu eminim.
Onun dışında yani benim bu filmde en çok sinirli olan şey ne biliyor musunuz?
Patrick Bramall'ı NHTV'nin partneri olarak seçmişler.
Bu erkek oyuncu 50 yaşında.
NHTV ise 43 yaşında.
Aslında şöyle aralarında çok fazla yaş farkı yok.
Ama sıkıntı ne biliyor musunuz?
O kadar olmamışlar ki.
O erkek oyuncunun sakalı mı desem, imajı mı desem yoksa hiçbir şeye yaramayan karakteri mi desem gerçekten bilmiyorum.
Ama yani bu setten, bu film setinden ilk düşen görüntülerini hiç sevmemiştim.
Bunu da hiç sevmedim. Ve yani benim bu konuyla ilgili aslında çok net bir tahminim var.
Yani dünyanın en güzel kadını nasıl parklar bulamıyorlar diye filmden sonra baya bir haftadır bunu düşünüyorum ben.
Yani nasıl bunu yapamamış olabilirler?
Hani böyle ilk filme birçok sahneye referans verirken nasıl bunu başaramamış olabilirler diye düşünüyorum.
Ve bence niye olmadı biliyor musunuz?
Başrolün bütçesi çok yüksek olunca muhtemelen tasarrufu bu oyuncudan yaptılar.
Çünkü bu adamın yani bu başrol kadın oyuncuyla çok fazla sahnesi yok.
Yani zaten karakterinin bir derinliği yok.
Zaten derinlik olsa da bu işin içerisinde o kadar kült karakterler o kadar farklı şekilde sahnelenmiş ki.
Yani öyle olduğu için muhtemelen süre sıkıntısından ve hani...
Her karakterin süre verilerse filmin süresinin muhtemelen 4 saate aşacağını düşündükleri için böyle böyle hani karakterlerden ve bütçeden kısa kısa muhtemelen bu NHTV'nin partilerinin bütçesinden de kısmışlar.
Yani bir de şöyle bir durum var tabii ki bütçelerimizde.
Bu oyuncular ne kadar almışlar diye bakarsak Miranda Presley'i başrolde görüyoruz.
Yani Mersi Strip totalde rakam olarak 10 ve 15 milyon dolar arasında aldığı tahmin ediliyor.
Bazı karakter bu rakamın 20 milyon dolara kadar çıkabileceğini ancak bütçe kısıtlaması yüzden 15 milyon doları maksimum olarak oyuncunun kabul ettiğini söylüyorlar.
Emily Blunt devam filminde yaklaşık 8 ve 12 milyon arası aldığı düşünülüyor.
Yalnız çok geniş bir aralık ama Hollywood için yani hele ki böyle oyuncular için artık bunlar maalesef normal rakamlar.
Karakterine baktığımızda o da çok önemli bir karakterdi.
Olmazsa olmaz halini onda.
Olmazsa olmaz bir ücret ödemişler.
7 milyonla 10 milyon bandında bir ödeme yapıldığı söyleniyor.
Stan Tudin karakteri de 2 ile 4 milyon arasında aldığı tahmin ediliyor.
Bir de bu filmde Lady Gaga'yı konuk oyuncu olarak gördük.
Bunu niye söylüyorum size?
Çünkü o da tabii ki böyle bir şeyi hiç kimsenin haline yapmazdı.
O da çok ciddi bir rakam almış.
Olmasını beklerdim ama yine de bence insaf da davranmış.
Sadece yan rolde. Onu çok az sahnede gördüğümüz için yaklaşık 2,5 milyon aldığı konuşuluyor.
Şimdi bu filmin 2006 ve 2023'e karşılaşmanızı da yapmayacağım.
Bu gerçekten sizin için de benim için de çok yorucu olur.
Çünkü yani dünyada bizim ülkemizde kadar enflasyon olmasa da ne yaparsak yapalım gerçekten.
Yani ciddi bir devaluasyon var, ciddi bir gelir kaybı var.
Tüm dünya için ve tüm para birimleri için gerçekten...
Ciddi bir para kaybı ve paranın değer kaybetmesi durumu var.
Bunların hepsini düşünürsek de o kıyasa hiç girmeyeceğim.
Ama oyuncular tabii ki böyle bir geri dönüş projesinden de hak ettikleri tutarı almışlar bence.
Bu filmin IMDB'si onun üzerinden 6.8.
Filmi genel izleyici beğenmiş ama ben hala ilk filmi ve o ilk filmin renklerini daha çok sevmiştim.
Anne Hata Bey'in partlerini mesela bu partlere göre daha çok sevmiştim.
Çünkü hani onun o daha doğal, daha böyle kendi halinde, daha sakin kız imajına uyan bir partnerdi.
Yani bu partleri düşündüğümüzde bu partlerin çok işte yakışıklı, çok daha ne bileyim hani alımlı, çekici, çok daha böyle endiseksin hayatını etkileyen bir karakter olmasını bekleriz.
Ama gerçekten öyle çıkmadı ve...
Yani ben buna gerçekten çok şaşkınım size o kadarını söyleyeyim.
Ve yani gerçekten bu partner olayı beni mahvetti arkadaşlar.
Yani böyle sahneleri düşünüyorum, düşünüyorum.
Yani diyorum ki böyle bir kadına nasıl bu partneri seçersiniz?
Yani yoldan rastgele birini çevirirseniz eminim Amerika'da bir sürü yakışıklı esmer kumralı sarışın erkeğe denk girdiniz.
Yani bu adamın o kadar bir olayı yok ki.
Bakın kötü oyuncu demiyorum. Yani bu oyuncu benden önce farklı projelerde de izledim.
Asla kötü oyuncu olduğunu söylemiyorum ama bence ikili olarak birbirlerine uymamışlar.
Bir de benim filmde de dikkatimi şöyle bir şey çekti.
Belki bu filmin set sürecini takip ettiyseniz Anne Hathaway'in karakteri merdivenlerden inerken merdivenlerden düşme sahnesi vardı.
Hatta oyuncu hani sette o düşünüyor bir anda herkes ona doğru koşunca o da böyle kendi çabasıyla yerden kalkıp merak etmeyin ben iyiyim diyordu.
O sahneyi de yine filmin içine koymuşlar.
O yüzden de yani gerçekten o sahneyi izlerken birçok insanın aklına onun geldiğine eminim ben.
Şimdi geçelim bu haftanın dizisine.
Şimdi arkadaşlar bu haftanın dizisi olarak ben size Perfect Crown'u seçtim.
Bu bir Kore dizisi. Kore'deki bu dizinin hikayesini size anlatayım.
Zaten sosyal medyada çok fazla önünüze düşmüştür diye düşünüyorum.
Ama şayet önünüze düşmediyse size hemen detaylı şekilde anlatacağım.
Hikayemizde zengin bir ailenin gayrimeşru kızı olan ve kendi çabalarıyla çok güzel bir şirket kurup babasının servetine rakip olacak seviyede bir servet yapıp hayatında paranın, dostluğun, ailenin
asla eksik olmadığı Bir kızımız var ve bu kızımızın hayatında ona gereken tek şey itibar.
Peki bu kız bu itibarı nasıl sağlayacak?
O da babasının ısrarıyla evlenmeye karar veriyor bu itibarı bulabilmek için aslında.
Babasının istediği damat adaylarıyla görüşüyor ama klasiktir.
Yani zorunlu evlilik, anlaşmalı evlilik dizilerinde, filmlerinde hep genelde işte ailenin önerdikleri çok kötü çıkar.
Ailenin önerdikleri işte bir çok kiloldur, bir çok yavaş hareket eder, biri çok kötü konuşur, biri işte tip olarak kötüdür, biri...
İşte çok zayıftır. Biri hani aklın eksiktir vesaire.
Ama gerçekten Perfect Crown'da bu kızımız harika bir damatı diye buluyor kendini.
Hele ki itibar için. Gidiyor Kore'nin büyük prensini buluyor.
O da nasıl biliyorsunuz. Bugün Kore prenslikle ya da krallıkla yöneten bir ülke değil.
Ama hikayemizde şöyle anlatayım size.
Mutlak manarşi değil aslında.
Kore'de geçen şey...
Bu dönemde yani bu hikayenin içinde bu dizinin içerisinde mutlak monarşi ile anayasal monarşi geçerli.
Yani bir başbakan var hikayemizde ve sadece dizilerde olabilecek şekilde.
Kore'nin genç böyle yaklaşık 30-35'li yaşlarda bir başbakanı var.
Aynı zamanda kraliyet var ve kraliyet yönetimine söz sahibi.
Yani İngiltere'deki gibi sembolik bir şey düşünmeyin bu hikayede.
Ondan sonra bu kraliyette 8 yaşındaki bir kral en tepede duruyor.
Ona naiplik yapsın, ona yardımcı olsun diye tabii ki yine kötü cadı rolünde bir annemiz var.
Ve bu kralımızın bir de kendi amcası var.
O da büyük prens. Ve bu büyük prensimiz de çok yakışıklı, sırık gibi uzun boylu ve son derece nazik bir adam.
Ve bir şekilde işte kendisi doğru eşi ararken bizim bu kızımız gidiyor adamla...
Tabi ki adamla buluşması da bir macera.
Sonuçta adam kraliyet ailesinin mensubu olduğu için, kraliyette aktif rol aldığı için, büyük prens olduğu için, o kraliyetteki ikinci kişi olduğu için ne yapıyor biliyor musunuz?
Kız adamı huzuruna çıkmak için davet gönderiyor, adam kabul etmiyor.
Kız diyor ki ben sizi okul yıllarınızdan beri tanıyorum, biz sizinle o zaman arkadaşlık diyor, davet gönderiyor.
Prensimiz bunu kabul etmiyor.
Ondan sonrasında kız nihayet içeri girmeyi başarıyor ve adamın karşısına dikiliyor.
Diyor ki... Ben seninle evlenmek istiyorum diyor.
Sonra prens de diyor ki ben seninle niye evleneyim diyor.
Kız da tabii ki hayatındaki her sorunu parayla çözdüğü için diyor ki param var diyor.
Adam da diyor ki yani param varsa bu beni bağlayan bir şey değil.
Sonuçta ben kraliyet ailesi üyesiyim.
Benim servetim ülke iki birçok insanın servetinden daha fazla.
Böyle olduğu için neden senin paran beni etkilesin ki diyor.
Ondan sonra işte kızımız da ailesi yaşadığı sorunları anlatıyor.
İşte neden evlenmek zorunda olduğunu anlatıyor.
Sonra işte adam da onu iddia etmek için diyor ki tamam böyle sözleşme olarak evlenebiliriz.
3 sene sonra boşanacağız diyor.
Ondan sonrasında da ne yaşanıyor?
Tabii ki bunlar süreç içerisinde birbirine aşık oluyorlar.
Ama buradaki asıl köşe taşı olan kişi başbakanımız.
Başbakan da aynı zamanda bu kızı seviyor.
Bunlar aile dostu zaten. Ve kızın babası...
Kıza yıllarca gayrimeşru damgası vurdurmuş işte kıza sürekli ya işte sen hani bu ailen gayrimeşru kızsın abin senden önde geliyor işte senin yaptığın başarılar senin servetinde işte benim şirketimin varisi de hepsi
işte abindir her şey abine kalacak diyorlar.
Ama sonuçta kız bunu başka bir şekilde elde etmeye başarıyor ve dizinin devamında da.
Ne oluyor biliyor musunuz?
Kız gidiyor prensimizle evleniyor.
Ondan sonra tabii ki prens de bu gerek evlilik sürecinde gerek evlendikten sonra birbirlerine aşık oluyorlar.
Ve bu aşkları gitgide depreşiyor.
Hatta işte daha evlenmeden ilk öpüşmelerini görüyoruz.
Ondan sonrası işte adam kız için bütün kraliyetin kanunlarını daha esnek bir hale getiriyor.
Kız adam için daha sakin bir hayata geçiyor.
İşte çok güzel bir evlilik teklifi, çok güzel bir baş sahnesi görüyoruz.
Ve ben size bu hafta niye bu diziyi seçtim biliyor musunuz?
Bu akşam... Dizinin finalden bir önceki bölümü yayınlanacak ve yarın akşam da dizinin final bölümü yayınlanacak.
O yüzden de gerçekten henüz final yapmamış bir şey özellikle anlatmak istedim.
Çünkü gerçekten final olmayan halini çok çok çok merak ediyorum.
Yani bakalım ne noktada final yapacak, bakalım istediğimizi verebilecek mi?
Bu arada son anda izlediğim birçok Kore işine bakıyorum.
Aslında normalde Kore dizileri tek sezon 16 bölüm oluyordu ya o şu anda mesela 8 bölümü.
Düşmeye doğru gidiyor. Şu anda işte bütün Kore dizileri aktif olarak yayında olan ya da işte bu sezon içerisinde yaza gelene kadar çıkacak bütün Kore dizileri 12 bölüm olarak çıkıyor.
Yani bayağı bildiğiniz Kore kendisine devrim yapıyor ve 16 bölümü 12 bölümü indirmiş durumda.
Ve ondan sonra da nasıl olacak?
Yani muhtemelen 12 bölümden de 10'a düşecekler.
10'dan 8'e düşecekler.
Yani böyle düşe düşe muhtemelen bir sonrakinde 4 bölümde ya da tek bölümde mesela 2 sene sonra 3 sene sonra belki de 4 bölümde biten Kore dizileri izleyeceğiz.
Ama biz genelde şeye alışık olduğumuz için hani uzun uzun uzun izlerimiz 2,5 saat süren Türk dizilerine alışık olduğumuz için aslında bizim için kötü bir şeymiş algılanıyor.
Ama yani mesela birçok Kore dizisini kafanızdan geçirin izlediklerinizi.
Mesela bundan 10 sene önce işte 2014-2015 yıllarında mesela 24 bölüm olan Kore dizileri vardı.
Mesela birçoğu 10. bölümden sonra 12'den sonra patinaj çekiyor aslında.
Öyle olduğu için de...
Yani bence hepsinin hani 12 bölüme düşmesi çok da kötü değil.
Ama tabii ki yani izleyici açısından hangi nokta kötü?
Yani şimdi biz izleyici olarak yani şöyle düşünüyoruz da ya elde zaten 10 bölüm var, 12 bölüm var.
İşte başroller birbirine aşık olacaklar.
Sonra işte biri diğerini, öbürü işte adamın annesini, babasını, abisini yanlış alacak.
Yani buna vakit yok gibi ama yani baktığınızda bir romantik komedide de bir hani anlaşmalı evlilik hikayesinde de genelde bunlar klişedir ve klişeler her zaman tutar.
Ve tabii ki Kore'nin...
hiçbir zaman kendi toplumunda göremeyeceğimiz kadar nazik, sevimli, işte çok güzel ve naif bir şekilde seven erkek başrollerini izliyoruz.
Yani umarım bizdeki senaristler de bunu dikkate alırlar.
Çünkü ben gerçekten artık böyle sevdiği kadına racon kesen, işte kendi çoğunluğu çocuğuna kural koyup, işte sert adam rolüne bürünen erkek karakterleri izlemekten çok sıkıldım gerçekten.
Çünkü Türk erkekleri maço bile olsa bu kadar hani vurdulu kırdılı insanlar değiller bence ya.
Yani bu kadar değil. Ve hani Kore kendi erkekleri...
Ahlaki yönden çok da iyi olmasa da bunu dünyaya çok güzel pazarlıyorlar.
Tüm dünyada mesela son yıllarda Koreli erkeklerle evlenme furyası çıktı.
O da neden? Aslında harika insanlar oldukları için değil biliyorsunuz ki.
Tamam mı? Yani işte bu dizilerin yarattığı harika Koreli erkek modeli yüzünden yaşanan bir şey.
Bize tam tersi işte nargini içen, eline tesbihle gezen, herkese racon kesen bir Türk erkeği modeli yaratıldı.
Özellikle dizilerimizi Pakistan, Yemen...
ne bileyim işte Afganistan, Kazakistan gibi ülkeler satın aldığı için yani yakın coğrafya olduğu için onları söylüyorum.
Yani bizde tabii ki böyle aslında tüm...
Bunların dışında çok da zorlayan bir şey oldu bence tüm topluma bu yarışan hareket modelleri.
Ama onları da düşündüğümüz zaman bence bu dizide kesinlikle izlenmeye değer.
Ve dizideki yönetmeni senaristi ya da başrol oyuncuları bilerek söylendim.
Zaten arkadaşlar ararsanız bunlara ulaşabilirsiniz.
Çünkü isimleri Korece. Şimdi ben giderim o Korece ismi okumaya çalışırım.
Yanlış okurum. Bir de bunun için ondan sonra işte bu podcast bölümü gider, bu Koreli çevirmenin önüne düşer.
Sonra da her kişi neden bu dilde bunu yanlış okudu.
Hiç ben buna girmeyeyim bence.
Hiç okumayayım merak eden açık bakabilir.
Ben sadece size konuyu anlattım.
Ne demişler? Elçiliği zeval olmaz değil mi arkadaşlar?
Şimdi bu bölüm böyle.
Buraya kadar dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Şunu da hatırlatayım size. Önümüzdeki çarşamba bonus bölümümüz var ve bence seveceğiniz ve sohbete eğlenceli bir konuğum var.
Birçoğunuzla çok yakından tanıdığı ve umarım çok keyif alarak dinlersiniz bölümü.
Sizi seviyorum. Haftaya çarşamba görüşmek üzere bonus bölümde.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
