
Bu hafta geçen bölüm başladığım konuya devam ediyorum ve Epstein konusunda yapılmış en derli toplu belgeseli konuştum.
Dizi olarak ise en ünlü evliliklerden birinin nasıl bittiğini anlatan bir diziyi anlattım size.
İyi dinlemeler
Kısımlar:
(00:00) Giriş
(02:06) İstanbul Film Festivali
(02:07) The Drama
(03:05)Kurtuluş Projesi
(03:41) Sarı Zarflar
(04:47) Bize Bi’ Şey Olmaz
(05:31) Nuri Bilge Ceylan’ın Yorgun Güneş’i
(07:40) Haftanın Filmi
(10:25) Haftanın Dizisi
(19:20) Netflix’den Kennedy Dizisi
(19:36)Love Story’de 2.Sezon
(20:46) Kapanış
Transkript
Herkese merhabalar.
Vizyonda yayınlanan 16.
bölümüne hoş geldiniz.
Harika bir Nisan ayı olur umarım.
Bol aşıklı, bol paralı, bol arkadaşlarla dolu, bol kutlu, nefis bir ay olsun hepimiz için.
Nasıl geçti haftanız? Benim kendi adıma...
Bütün bir hafta boyunca şöyle dediğim bir haftaydı.
Ya bu hafta biz neler yaşadık ya dedim arkadaşlar.
Geçen hafta bugün İstanbul Film Festivali biletleri çıktı.
Ben de geçen hafta bilet kovalıyordum.
Bu hafta da o aldığım biletlere göre nasıl işin takvimini ayaracağım, nasıl işimin şiftini ayaracağım diye bir çıkar yolu arıyorum.
Nasipse başaracağım inşallah.
Nereye bilet aldım biliyor musunuz?
Gerçekten o kadar heyecanlıyım ki ya.
O kadar güzel filmlere gideceğim ki.
Ama size bunu şimdi mi söylesem?
Yok ya haftaya festival başlayınca açıklayacağım bunu size.
Bu arada İstanbul Film Festivali ile ilgili başka bir fiyasko ortaya çıktı.
Geçen yıl 44. kez düzenlenen İstanbul Film Festivali'nin programından LGBT'yi artı film seçkisi Neredesin Aşkımı çıkarttı festival.
Böyle olunca tabii ki büyük bir tepki toplamıştı.
İstanbul LGBT Onur Haftası Komitesi boykot çağrısı yaptı.
Genel eleştiriler üzerine bir açıklama yayımladı İKSV ve bunun bir sansür değil teknik bir düzenleme olduğunu ileri sürdü.
Festival programı daha az sayıda bölümde daha fazla film içerecek şekilde yenilendiğini, LGBT'yi artı içerikli filmlerin...
festivalden çıkarılmadığını sadece farklı bölümlere dağıtıldığını söyledi.
İstanbul LGBT Onur Haftası Komitesi ise festivalin sansür iddialarına somut bir yanıt vermediğini belirterek boykot çağrısını yine elde.
Bunun üzerine bir açıklama daha yaptı İKSV.
2026'da Neredesin Aşkım bölümünün tekrar festival programında yer alacağı sözünü verdi.
Ancak bu sözü tutmadıkları İstanbul Film Festivali'nin bu yılki programın açıklanması da tekrar ortaya çıktı.
Ve bu yılki 2026 program seçkisinde Neredesin Aşkım seçkisi yer almıyor maalesef.
Bunun da haberini vermiş olayım.
Ya arkadaşlar her ne kadar bazılarımız işte farklı grupları, farklı yönelimleri, tercihleri görmek istemesek de hepsi varlar, hepsiyle birlikte yaşıyoruz ve bence hepsini kendi içimizde kabullenip yol devam etmemiz gerekiyor.
Çünkü dünya sadece bizim istediğimize göre şekillenemez değil mi?
Neyse gelelim bu hafta vizyonun neler var?
Bu hafta vizyonda yani bugün itibariyle The Drama filmi var ama daha bugün vizyon girdiği için henüz izleyemedim ben de.
Size hatırlatıyorum ki benden önce siz gidip izleyin sonra da yorumlarınızı bana sosyal medyadan yazın spoiler belirtmeden.
Peki ben bu hafta neler izledim?
Hemen kısaca onu anlatayım size.
Mubi'de birlikte 10 yılbaşı dizisini izledim.
10 bölümlük bir ilişki incelemesiydi.
Yani İspanyol işi olduğu için tabii ki içeriği tahmin edersiniz diye düşünüyorum.
İlk 3 bölümde bölüm sonlarında 15 dakika sevişme sahnesi çekmişler arkadaşlar.
15 dakika. Ya eylemin kendisi o kadar sürmüyor.
Bakın her bölüm sonunda 15'er dakikadan bahsediyorum.
Ve buna rağmen iki esmer bu işin altından o kadar iyi kalkmış ki ikisi de zaten 40'lı yaşlarda oyuncular ve bir an ben de dedim ki bu dizi hep böyle mi gidecek dedim.
Ama neyse ki asıl hikayeyi yaymışlar böyle bütün bölümlere ve yıllara.
O yüzden çok hoşuma gitti size tavsiye ederim.
Movie'den kalkmadan mümkünse izleyin.
Bayramda iki günde toplam 26 bölüm izleyerek manyağa olduğum bir HBO Max dizisi keşfettim.
Onu izleyip bitirdim. Ama bunu size haftaya anlatmak istediğim için şimdilik geçiyorum bunda.
Vizyonda ise Ryan Gosling'den Kurtuluş Projesi filmi var.
Onu izledim. Hiç de kötü değildi.
Hatta şöyle söyleyeyim, bilim kurgu olmasına rağmen benim çok hoşuma gitti.
Ve bunun yaptığı dünyadaki gişe hasatına bakalım isterseniz.
Orjinali adı Project Hail Mary, bizdeki adıyla Kurtuluş Projesi, Ryan Gosling başrolde.
Ve Sandra Hüller'le birlikte oynuyorlar ve bu film Sandra Hüller'in ilk Amerikan işi.
Dünya genelinde 141 milyon dolarıyla 2026'ın en büyük açılışını yaptı ve bu sayede artık dünyada daha çok muhtemelen bu tip işler çıkacak gibi öngörülüyor.
Ve sadece bu film üzerinden bile bu filmin...
Toplam 3 filme çıkması ve bunun seri halde devam etmesi gündemde.
Bu arada sarı zarflarla ilgili de size şöyle bir şeyden bahsedeyim.
O da biliyorsunuz hala vizyonda.
Özür dileyerek söylüyorum ben onu da hala izleyemedim arkadaşlar.
Çünkü kendime uygun doğru seansı bulamıyorum.
Yani bu şehirde ya gündüz seansına gideceksiniz ya da akşam seansına gidiyorsanız 9.30 seansına gittiğiniz zaman eve dönmeniz ya da herhangi bir yere o saatten sonra gitmesi çok zorlaşıyor.
Çünkü top taşıma diye bir şey kalmıyor 11.30'dan sonra maalesef.
Sarı zarfların yönetmeni İlker Çatak demiş ki sarı zarfları Türkçe'ye çektik ve bunu Türkçe çekmek politik bir duruştu.
Almanya'da 3-4 milyon Türk var ve kendi ödedikleri vergilerle Türkçe bir film izleme hakları yok mu bu insanların demiş.
Bence çok doğru çok da güzel bir şey yapmış ve bence birçok repliğin bizim dilimizde duyulmasıyla onu bizim oyuncularımızın Türkçe'ye çevirmesi ve bizim onu altyazı şekilde izlememiz bence duyguyu da replikleri de anlamında çok yok
eden çok mahveden bir şey öyle oldu içine.
Ben çok sevdim açıkçası. Şimdiye kadar film çok güzel gözüküyor ve eleştiriler de fena değil.
Umuyorum bu hafta sonu The Drama Aile'i birlikte bu sarı zarfları da izleyeceğim.
Onunla da mutlaka bir bölüm yapacağım.
O yüzden lütfen siz benden önce gidip izleyin.
Ve o bölümü benden dinlerken de filmi izlemiş olarak beni dinleyin ki belki sizin de bana eklemek istediğiniz başka şeyler olur.
Onun dışında Disney Plus'a yayına giren Bize Bir Şey Olmaz dizisi de çok konuşuldu Twitter'da.
Miray Daner ve Mert Ranzan Demir birlikte hiç sırıtmamışlar benim gördüğüm kadarıyla giflerden.
Ve yani gerçekten çok sevdim onların bu haline hiç bu kadar yakışacaklarını, bu kadar iyi bir ikili olacaklarını düşünmemiştim ama...
Yani yüzümüzü kara çıkarmadılar diyeyim.
Ha ben de dediğim gibi sadece böyle hani dizinin kısa kesitlerinden bütün diziye hakimim ama ya onun dışında gerçekten baştan sona diziyi izlemem gerekiyor.
Zaten dört bölüm yani hazır bitiririm diye düşünüyorum da işte benim ona da bir vakit yaratmam gerekiyor.
Çünkü gerçekten hayatım yoğun arkadaşlar ya.
Yani mesela şu izin gününde kendimi eve kapatıp böyle oturmayı çok istiyorum ama asla olmuyor biliyor musunuz?
Yani en kötü ekmek almaya, alışveriş yapmaya çıkıyorum.
Yine de ben bir şekilde o evden çıkıyorum yani gerçekten.
Çok fena durumdayım.
Neyse gelelim ülkemizin yurt dışında en sevilen yüzü Nuri Birge Ceylan ve onun yeni filmi Yorgun Güneş.
Bu Yorgun Güneş'te neler oluyor acaba?
Bu arada adına da Yorgun Güneş diyoruz ama resmin olarak aslında bu isim henüz açıklanmadı ama ya muhtemelen ya Yorgun Güneş ya Solgun Güneş öyle bir şey olacak adı.
Şimdi bu Yorgun Güneş'te açıklanan kadroda Altan Erkek ile oynuyordu.
Baba olarak başrolde Defne karakterinde Pınar Deniz vardı.
Pınar Deniz'in kocasında Osman Sonant oynayacaktı ve...
Sonrasında hani herkese ilk yaşta Osman Suat'la Pınar Deniz nasıl karakocaya oynayacak vs.
Ben de başından beri şey haberini bekliyorum.
Mutlaka böyle Pınar Deniz'in yaşına boyuna işte onun yeteneğine uygun başka bir partner getirirler.
Yani Osman Suat hani bu hikayede daha dışarıda kalan taraf olur diyordum ki tam da beklediğim gibi oldu.
Pınar Deniz'in esas partneri Kerem Bürsün olmuş.
Yani bence Nurmige Ceylan için bile cesur bir tercih.
Çünkü 15 senedir ülkede olup da hala 40 Türkçe ile konuşan bir adamla ne yapacak bu yönetmen?
Ben durup durup onu düşünüyorum mesela.
Yani bundan yaklaşık bir 10-15 sene önce Beynun Yıldırımları bile beğenmeyen bir yönetmen, vücudu dışında hiçbir olayı olmayan Kerem Bürsün oyunculuk dersi mi alacak artık bu noktadan sonra?
Ya da diksiyon dersini mi gönderecek?
Ha ben Kerem olsam yani böyle muhteşem bir PR'li yurt dışında ismimi duyurmak için yani daha çok...
insan ulaşmak, daha çok uluslararası festivale katılmak için Nui Vege ne derse yaparım.
O ayrı ama yani bu kadar hali hazırda iyi oyuncu varken neden gidip Kerem Bürsün seçmiş acaba?
Ve şöyle bir riski de var bu işin biliyorsunuz ki.
İstanbullu bir yönetmen Nui Vege Ceylan ve ilk kez bir Ege filmi çekecek.
Yani ortaya ne çıkacağını gerçekten çok merak ediyorum.
Yani Defne karakteri kocasını Kerem Bürsün karakteriyle mi aldatacak?
Ne bileyim işte Defne karakterinin kocası Osman Solant'ın karakteri Kerem Bürsün'le Defne'yi birlikte mi basacak?
Yani hani bu... bu babası ve kocası arasında kalan kızın hikayesiydi.
Aldatma veya sevişme sensi çekmek Nürbige sinemasında çok ters bir şey.
Daha doğrusu daha önceden yapmadığı bir şey.
Hazır bu kadar farklı isim, farklı yer, farklı mekan deniyorken birçok yeniliği bu projede yapıyorken bunu da bu sevişme olayındaki tabuyu da bu filmde yıkarsa hiç şaşırmam öyle diyeyim size.
Ve muhtemelen Nürbige bunda şunu düşündü.
Bu kez sadece kanadil gişe ve yurt dışı satışlarını da oynamış gibi ya da öyle bir hedef var bilemiyoruz.
Ama göreceğiz bakalım. Neyse, sinema gündeminden bu kadar.
Gelelim bu haftanın filmine.
Ben size zaten geçen bölümde söylemiştim.
Bu hafta Epstein konusundan devam edeceğiz.
Bugün neyi konuşacağız? Ne Netflix'te çıkan belgesel üzerine konuşmamız gerekiyor.
Çünkü bu konuda yapılmış en detaylı çalışma şimdilik o.
Yani içinde bulunduğumuz 2026 yılı içerisinde.
Netflix'teki adıyla korkunç zengin biri.
Adamın tüm dünyayı bıraktığı pisliği zaten hepimiz biliyoruz.
Ya da belgeler ortaya çıkana kadar öyle sanıyorduk.
Meğer sadece suyun üstüymüş hakim olduğumuz.
Bu belgesel 2020 yılında çıktı ve dört bölüm halinde çıktı.
Bu yüzden bu filmde bilerek film kategorimizi aldım bu hafta.
Çünkü son derece akıcı ve belgelere dayalı bir anlatım var.
Ve değerini çok net anlatıyor.
Ama güncel mi? Maalesef değil.
Çünkü üstten 6 yıl geçti.
Çok fazla belge ortaya çıktı.
Çok fazla insan çok değişik itiraflarda bulundu.
Kimse ekstra sustu. Kimse haddinden fazla konuştu.
Bu belgesel serisinin IMDV puanına bakarsak 7.1-10 üzerinden.
Bu belgesel ne anlatılıyor?
Hayatta kalanlar Epstein ve McVeigh'in ellerinde yaşadıkları manipülasyonu, istismarı, duygusal yaraları ortaya koyuyorlar.
Hikayeleri 2019'daki tutuklanmasına kadar uzanan güçlü destekçilerinden oluşan bir seks ticareti.
Çetesi. fişe ediyorlar aslında.
Bu belgesel 2 adaylık 3 ödül almış.
Hangi konuda ödül almış dersek en bilineni Critic Choice yani eleştirmenlerin seçiminde gerçek TV ödülü sahibi olmuş yönetmen.
Onun dışında diğerlerini zaten saymama gerek yok.
Onları muhtemelen bilmiyorsunuzdur.
Tele ödülleri gibi ödüllerde ödüllendirilmiş bu belgesel.
Ama şimdi bu konuyla ilgili şöyle bir çelişki var tabii ki.
Şimdi bu sonuçta bir belgesel ve Belgeselle ilgili şöyle soru ortaya çıkıyor.
Bu belgesel yandan bir belgesel mi?
Özellikle koruduğu siyasetçiler var mı?
Kolladığı kurumlar var mı?
Anlatmayı bilerek es geçtiği bir suç var mı?
Hepsi de cevabım evet. Ama bugünleri 6 yıl öncesinden öngörüp bir derlemesi yaparak böyle karşımıza toplu bir şekilde derdini direkt anlatan, karşıda çok net bir şekilde mesaj verebilen bir hale getirebilmeleri bence büyük
bir gelişme. O yüzden de hepsinin emeklerini sağlık tekrardan.
Bu arada arkadaşlar bu konuyu daha uzun uzun tutmak isterdim ama gelecek haftaki 7.
bonus bölümümüzde bu konuyu çok iyi bilen bir meslek grubu ile konuşacağım için bu konuyu haftaya bırakıyorum.
Çünkü benim yetkinliğimi aşan bir konu yani oldukça hukuki bir konu yani sistematik açıdan.
Henüz konuşacağımız kadar malzemenin birikmediği bir konu.
Yani ben de kısmını anlattım size.
Devamlı bu işi çok iyi bilen biriyle konuşacağım için bu mevzuyu şimdilik burada kesiyorum.
O yüzden de bu konuda daha detaylı bilgiye sahip olmak isteyenler önümüzdeki hafta 7.
bonus bölümü bekleyebilirsiniz. Orada geniş geniş geniş ben size bunu anlatacağım merak etmeyin.
Bu haftanın diğer işini geçmeden önce ya şöyle bir husus mu olsun mu versek ya?
Ne dersiniz? Çok konuştuğum için böyle bende bir hususuzluk belirdi galiba.
Oh çok şükür yarın.
Evet arkadaşlar hazırım artık.
Gelelim bu haftanın dizisine. Bu hafta henüz final bölümünün dumanı üstünde bir dizisini konuşacağız.
Size anlatmak için bitmesi bekliyorum tam 9 haftadır.
Konuşacağımız iş FX ya da bizdeki yayınlanan haliyle Disney Plus dizisi Love Story.
Aslında bu dizi şöyle bir dizi.
Her sezon başka sansasyonel bir medyatik ilişki anlatacak bu dizi.
Ve ilk sezondaki çift John F.
Kennedy Jr. ve Caroline Bessette.
Konuyu hemen şöyle anlatayım size.
Yapımcılığı Ryan Murphy'nin üstten dizide John F.
Kennedy Jr. yani Amerika'nın prensi, Amerika'nın oğlu olarak bilinen, gerçek hayatta yaşamış ve vefat etmiş John F.
Kennedy Jr. ve moda ikonu Karolin Besset'in 1996'taki evliliklerine giden tutkulu ama sorunlu ilişkileri mercek altına alıyor.
Hikayenin sonunda ise kendi laneti gerçek mi dedirtiyor insana?
Çünkü medya önündeki her kendi erkeği gibi John F.
Kennedy Jr. da karasıyla ve baldızıyla uçaktayken bir anda sis bastırıyor ve uçak okyanusa düşüyor.
Oyuncu kadrosuna bakalım. Carolin Besset karakterini oynayan kişi Sarah Pigeon.
John F. Kennedy Jr. da Paul Anthony Kelly oynuyor.
Ondan sonrasında bütün kadroyu şöyle bir baktığımızda benim en sevdiğim oyunculuk Constance Zimmer'den geldi.
Yani bu dizide Carolin Besset'in annesini oynayan oyuncu.
Çok başarılı bir oyunculuktu.
Onun dışında... Kennedy ailesinde Jacqueline Kennedy'yi oynayan Naomi Watts çok iyi bir oyunculuktu onunkinde.
İlk bölümlerde karakter vefat ettiği için onu daha az gördük ama ben gerçekten çok sevdim yani.
Çok sade, çok hayatı böyle bütün deneyimleriyle hatmetmiş artık hayatının son aşamasına gelmiş vesaire ben çok sevdim yani.
Ve bence kesinlikle her noktada diziye damga vuran asıl kişi Grace Gummer.
Grace Gummer o kadar başarılı bir oyunculuk sergiledi ki özellikle final bölümünde.
Ve Grace Gummer, John F.
Kennedy Jr.'ın ablasını oynuyor.
Onun adı da başlığı karakterinin adıyla neredeyse aynı sadece yazımları farklı.
Onun adı da Carole'in. Carole'in dizi boyunca sürekli John'a diyor ki işte ben medyadan uzak bir hayat seçtim ama John hani sen medyanın ilgisini vs.
bunları çok seviyorsun diyor. Öyle olduğu için de aslında sürekli yargılayıcı bir tavrı vardı işte.
John hani sen bu kızın kim olduğunu biliyordun bu kızla evlenmekten sonra bunu...
yürütemiyorsanız burada biraz da kendine dönüp bakmalısın vesaire diyor.
Ve yani Grace Gummer o kadar iyiydi ki final bölümde size anlatamam.
Ve sonra öğrendim ki Grace Gummer Mellie Strip'in kızıymış.
Ve ben bunu finalden sonra öğrendim.
O kadar yetenekli bir oyuncu ki yani hiç şaşırmadım annesinin kimliğine.
Sadece yani annesinin böyle 3 kızının da hepsinin de oyuncu olmasına ve hepsinin bu kadar yetenekli olmasına gerçekten şöyle bir bakınca hala çok şaşırıyorum.
Öyle diyeyim size. Ama genel olarak kadroya baktığımızda mekan, dekorlar hepsi gerçeğine neredeyse birebir uygun yapılmış.
Hatta Bu dizinin çekildiğini işte bütün medya öğrendikten sonra medyada bunu halkla paylaştıktan sonra bu bayağı büyük bir ilgi görmüştü.
Ve setten dışından ilk fotoğrafta Carole'in karakterini yani başrol kadın karakterini stilini kimse beğenmemişti.
Ondan sonra o kadar çok sosyal medya tepkisi oldu ki ondan sonra daha elegant bir hale getirdiler Carole'in stilini.
Sonuçta yani 90'larda Calvin Klein'de çalışan bir çalışansın sen ve orada presentable bir iş yapıyorsun.
Yani o kadar da hani... Korkunç bir giyime sahip olması gerekmiyor dedi insanlar ve yapım şirkette buna çok iyi bir şekilde tepki verdi ve gerçekten insanların istediği şekilde Caroline çok güzel bir giyime sahip oldu ondan sonrasında.
Filmle ilgili en çok viral olan şey de Caroline demişken Caroline karakterinin Calvin Klein'de çalışırken ofiste sürekli seksi seksi pozlar vererek masaya oturmasıydı.
Ya arkadaşlar hele o saçların atışı o kadar rahatsız ediyor ki beni ve ben...
Şeye hiç dayanamıyorum. O salkım saçak o yün yumağına asla dayanamıyorum.
Ve şey yani kendimde günlük hayatta böyle salık saçla dolaşmayı hiç sevmem.
Böyle daralıyorum hani düğün nişan vesaire.
Mümkünse hepsini ya topuz yaptığım ya örgü yaptığım hiç sevmiyorum o kadar salkım saçak saçı.
Bir de bu kızın saçları sarı yani orijinalinde sarışın değil galiba oyuncu da.
Yani işte saçlarını sarıya boyamışlar karınla benzesini.
Okey ama o saçların uzunluğu sürekli atışı ya onunla ilgili reisler yapmışlar birebir aynı ve o kadar.
Sakil. O kadar saçma duruyor ki.
Ama tabii ki şey bilmiyoruz bence bu hikayede hiçbirimiz.
Yani Karolin gerçek hayatta da gerçekten Karolin Beset yaşarken de o saçlarını öyle attırıyor muydu?
O vefat eden karakterin bir özelliği miydi?
Bunu bilmiyoruz. Yani bunu oyuncum kattı.
Yönetmen buna teşvik etti.
Ne bileyim Karolin alınlarından bu sonuca vardılar.
Hiçbir fikrim yok ama bence çok kötüydü.
O kadar diyeyim size. Ondan sonra...
Tabii ki yani o oyuncu sırf bu yüzden bile ben mesela bir sonraki işini asla izlemek istemiyorum.
O kadar beni rahatsız ediyor yani.
Ha bu işte bence asıl başarı John F.
Kennedy Jr. oynayan oyuncuyu dünyaya tanıtmaktı.
Çünkü bu oyuncu 38 yaşında ve bu oyuncunun ilk işi bu iş.
Hatta oyuncu bu rolü alırken bu rolün kendisine nasıl geldiğini de uzun uzun anlatmış.
Hasta köpeğiyle yıllarca o değişimlere gitmiş, çok uğraşmış ve sonunda da isteğini almış aslında.
Ya böyle başarı hikayeleri duymak beni sektörü daha çok umutlandırıyor ya.
Yani dizide bir de tabii ki daha iyi oyunculuğuyla, daha çok tırmanarak, daha çok karaktere emek vererek boşa düşmeyen taraf erkek başroldü bence.
Yani replikleri, tepkileri çok daha derinlikliydi.
Yani oyunculuk olarak da erkek tarafı kesinlikle daha iyiydi bence.
Çift olarak çok güzel gözüküyorlar tabii ki.
Yani o kadar böyle cıvıl cıvıl tam böyle bir hani Yalın'ın Cornetto reklamlarında oynayabilecek kadar böyle aşkla dolu bir çiftti öyle diyeyim size.
Bir de şöyle bir şey yaşandı dizi sırasında.
Dizide iki bölüm boyunca izlediğimiz Jon'un en uzun ilişki yaşadığı...
Derili Hanah da yer aldı ve gerçek hayattaki Derili Hanah ise bir yazıyı yazarak dizide keş ve zavallı olarak resmediliyorum hayatımda hiç uyuşturucu kullanmadım bu dizide kınıyorum diye bir yazı yazmış.
Ya arkadaşlar üstten geçmiş 31 sene ya ne yaşandıysa yaşanmış ve bitmiş yani.
Ve bu tepki çok anlamsız bence.
Çünkü dizide Hannah gerçekten o kadar kötü değildi.
Gerçekten de olabildiğince uygun yapmaya çalışmışlar.
Yani bu tepkilerle zaten normal bu konuda da herhangi bir şekilde yapımcı, yönetmen ya da oyuncular bir geri adım atmadılar.
Çünkü zaten yani böyle kenarda köşede hani böyle 10 tane sahnenin birinde izlediğimiz kıytırık bir tane yan karakterdi yani.
Hani sen de her üstüne düşeni alınacaksan ooo yani işimiz var gerçekten.
Bu arada bu dizide biz neyi gördük?
Medyanın ve görünür olmanın bir evliliği ne kadar riske atabileceğini çok yakından gördük ve bu...
John F. Kennedy Jr. ve Caroline Bessett'le ilgili size bilmediğiniz, muhtemelen haberinizin bile olmadığı bir şeyden bahsedeyim.
Bu çiftin bir sürü ikonik pozu var.
Peki bu çiftin ikonik pozların çoğu nerede çekilmiş biliyor musunuz?
İstanbul'da. Çünkü çift balayını İstanbul'da yapmış.
1996 Eylül sonuna Ekim başına kadar yaklaşık 2 hafta boyunca ülkemize kalmışlar.
Ve hatta John F.
Kennedy Jr.'ın işte elinde bavullarla Sabiha'dan bir türlü çıkamaması tüm dünyada haber olmuştu.
İşte adam elindeki bavulları düşürüyor, burası ne kadar dar bir havalimanı diye söyleniyor falan.
Yani bu adam Türkiye'de olmasına rağmen uluslararası basını komple 96 yılında ülkemize getirip fotoğrafların çekilmesine sebep olacak kadar ünlü bir çiftler öyle düşünün.
Ve şöyle ki İstanbul'dayken Çırağan Otel'de kalmışlar.
Yani birçok fotoğrafları var Ortaköy'de Beşiktaş sahilinde yürürken.
Onun dışında İstanbul'dan sonra bir yat turu yapmışlar Ege Denizi'nde.
Kuşadası ve Göcek'te kalmışlar.
Yani hani bu kadar aslında ülkemizde PR'ini yapabilecek bir işin neden hiçbir parçasına yok oldu?
Neden kimse hani bu işin bu aşaması anlatalım demiyor?
Anlamıyorum çünkü zaten bütün olay bu çiftin.
işte birbirine aşık olması, evlenmesi, sonra balayı, balayından sonra evlilikteki sorunlar, sonra ölmeleri ya.
Yani zaten hani biz aslında hikayeyi başlangıçta biliyoruz ya.
Bu arada bu dizinin ilk sahnesi sondaki sahnedi.
Yani bunların işte baldızıyla...
işte eşiyle John F. Kennedy Junior'ın işte helikoptere binmesi, uçağa binmesi ondan sonrasında biz zaten bunların birbiriyle nasıl tanıştığına geri dönüyoruz.
Yani aslında bu dizi izlemeye sondan başlıyoruz.
Sondan başa doğru gidiyoruz ama yani zaten sonunu bildiğimiz hikayeler.
Yani biraz şey gibi hani sonunu bildiğimiz kitabı okumak gibi aslında.
Ama yani baktığınız zaman ortada tabii ki şöyle bir şey var.
Yani tüm dünyada çok ses getiren bir evlilik, tüm dünyanın çok fazla içeriğini merak ettiği bir evlilik ve ortada gerçekten şöyle bir şey var.
Final bölümünde Carol'in annesi John F.
Kennedy Junior'ın kız karşısında yani Grace Gummer'ın karakterine diyor ki bak diyor hani bu kaza John ayağa alçı derken uçağa bindi ve yanında pilot olmadığı halde gece uçuşu yaptığı için yaşandı ama onlar o
uçağa gitmeden önce Caroline işte kuaföre gittiği için manikür pedikür yaptığı için yani medya olaya öyle bir yansıtıyor ki sanki hani bu kazanın sebebi işte Caroline'in havalimanında geç kalması uçan geç kalkması
o yüzden aslında hani Caroline yüzünden hem işte John hem Karolin'in kız kardeşlerinde Karolin'i öldür demeye geçiyorlar ama hani Amerika'nın oğlunu bu konuda bile suçlamıyorlar.
İşte sen benim kızımı bu genderden çıkarmak zorundasın diyor bir anne olarak ve çok da haklı bir serzeniş.
Ama orada Grace Gummer'ın karakteri Karolin diyor ki yani ben bunlar için çok üzgünüm ama bunlar için benim yapabilecek hiçbir şeyim, hiçbir türlü herhangi bir çıkar noktam yok diyor.
Son derece de haklı bence çünkü gerçekten yani medya Kennedy ailesini öyle bir çapraz alıyor ki yıllarca yani bu 60'larda başlıyor.
Çünkü yani John F.
Kennedy Junior bir zamanların Amerikan başkanının oğlu yani dikkat çekmeme ihtimali yok ve yani gerçek hayattaki resimlerine baktığınızda 90'lar için çok iyi giyinen bir adam işte her zaman fit her zaman çok güzel kadınlarla birlikte olmuş bir adam
yani medyatik olmama şansı yok öyle diyeyim size ve gerçekten hani o kadar böyle başarılı bir kariyer inşa etmemesine rağmen gerçekten evlilikleriyle ilişkileriyle her zaman göz önünde olmuş bir adam.
Bu arada Kennedy ailesiyle ilgili Netflix'te yeni bir diziye başlıyordu.
The Crown dizisi gibi olacakmış birazcık aslında ve en büyük Kennedy'lerin fotoğrafını paylaştı Netflix geçen günlerde ve gerçekten oradan ne çıkacağını merak ediyorum.
Umarım Kennedy ailesinin gerçekten bilmediğimiz yönlerini öğrendiğimiz bir belgesel izlemiş oluruz.
Bakalım. Bundan sonra bu Love Story dizisini ikinci sezonunda hangi çifte anlatacaklar bize?
Onunla ilgili de tabii ki bazı öneriler var.
İşte Beckham ailesi anlatın diyen var.
İşte onun dışında Kate Middleton'la işte Prens William'la aşk hikayesi anlatın diyen var.
Ki bence böyle bir şeyin olması çok da mümkün değil.
Çünkü bu onları çok zorlayacak bir şey olur.
İngiltere diplomasisini hem kraliyet diplomasisine aşıp bir de onlarla görüşüp ondan sonra onların belgeselini yapmak çok zor.
The Crown dizisi bile bunu yaparken çok zorlanmıştı.
Bayağı özel izinler, özel istekler, özel diplomatlarla birlikte alınan özel anlaşmalarla ortaya çıkartılmış.
Gerçekten çok zor. O yüzden de onun olması biraz zor ama dünya çapında bir sürü ses getiren evlilik, bir sürü ortalığı yıkıp geçen evlilikler var, aşk hikayeleri var.
Mesela Angelina Jolie'li Brad Pitt yapısı ben gerçekten çok merakla izlerim.
Bugünkü noktada belki işte bu insanlar çok iğrenç, çok kötü, işte kelleriyle ilgili bir sürü kaos çıkmış, dünyada işte çok fazla linçlenen insanlar olabilirler.
Ama zaten bu love story gibi hikayelerde genelde mesela onlar işte 70'lerdeki, 80'lerdeki, 90'lardaki tanışmalarından başlayıp bugüne kadar kelleri işlenecek ya.
O yüzden de aslında yani tüm dünyada linçlenecek insanlar da çok fazla etkileşim getireceği için çok güzel bir çift seçeceklerine eminim açıkçası.
Evet, buraya kadar dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Haftaya yepyeni şeyler izleyin ki sizinle benim güncelliğimizi örtüşsün ve bu sayede ben konuşurken siz de benim hangi film hakkında, hangi dizi hakkında, hangi sahne hakkında konuştuğumu çok net bir şekilde anlayın.
Sizi seviyorum. Haftaya çarşamba bonus bölümünde görüşmek üzere.
Hayırlı cumalar. I love you.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
