
S1B14 - Oscar 2026’dan Timothee Chalamet ve Jessie Buckley geçti
20 Mart 2026 · 39 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu hafta hem sinema gündemini hemde milyonluk kariyerleriyle sahneye çıkan Oscar adaylarını ve kazananlarını konuştuk…Bölümde bir tek Anne Hathaway’in güzelliğine değinmemişim.
O da benim B12 eksikliğimin ürünü oldu biraz…Onu da övdüğümü düşünerek bitirin lütfen bölümü.
İyi dinlemeler…
Kısımlar:
(00:00) Girizgâh
(01:25) Sinema Gündemi
(15:12) Timothee Chalamet
(17:37) Sean Penn
(19:07) Javier Bardem
(20:13) Oscar Sofrasında Türk İmzası
(21:40) Oscar Reytingleri
(23:27) Tansu Baran’dan Oylama Süreci
(24:48) Oscar Kuralları
(28:27) Oscar Sahipleri
(35:26) Universal’ın Vizyonu Uzatması
(37:52) Ünlülerin Bıraktığı Enkaz
(38:36) Kapanış
Transkript
Herkese merhabalar.
Vizyonda yayınlanan 14.
bölümüne hoş geldiniz. Herkese iyi bayramlar.
Umarım harika bir yerde müthiş bir bayram tatili geçiriyorsunuzdur.
Yani daha yeni başladı sayılır ama ben salıdan beri izinli olduğum için.
Bir de İstanbul birazcık yağışlı, birazcık puslu, oldukça soğuk olduğu için böyle havanın değişik bir huzur veren hali var bence ya.
Ve şehir resmen boşaldı.
Herkes böyle en yakın tatil köyüne gidince.
Yani şehir resmen nefes aldı.
O yüzden de ekstra mutluyum. Çünkü hava kirliliği çok fazla, gürültü kirliliği, ses...
Ve insan bunların hepsi olduğu için de böyle tatil dönemleri bence hepimiz için çok daha iyi oluyor diye düşünüyorum.
Şimdi pazar akşamı oscarlar izleyicisine birlikte bölümün kalanında sizinle geniş geniş oscarlar konuşacağız.
Ama ondan önce bu hafta yeni gelen haberler ve sinema gişelerini konuşmak istiyorum sizinle.
Bu girişi çok kısa tutacağım.
O yüzden de umarım beni dinlerken ne başta ne orta ne sonda hiçbir noktaya sıkılmazsınız.
Şimdi arkadaşlar
geçen haftaki son bölümümüz kurtuluş filmiyle ilgiliydi ve...
Ben o bölümü cumartesi yüklememe rağmen biliyorsunuz normalde yayın günümüz cuma günü.
Cumartesi yüklememe rağmen çok güzel dinlenmiş ve ben inanamadım.
Yani böyle ara ara girip istatistiklere baktım.
Yani İsveç'ten, Belarus'tan, işte Almanya'dan bu kadar dinleyen olduğunu gerçekten bilmiyordum.
Çok teşekkür ederim. Oradan dinleyen herkese de, ülke içinden dinleyen herkese de bol bol selamlarımı gönderiyorum.
Peki Kurtuluş filminin ilk haftada ülkemizdeki şişesi ne kadar oldu diye şöyle bir bakalım isterseniz.
Bu arada IMDB puanı açıklanmış filmin.
Yani artık herkes yavaş yavaş oy ver...
En son bugünkü verilerle 355 kişi IMDB puanı oluşturmuş ve onun üzerine 6.91 IMDB puanı oluşmuş.
Kurtuluş filminin ülkemizde ilk haftada 7.880...
Kişi tarafından izlendiğini biliyorduk.
İkinci hafta toplam 2 haftada 20.847 kişiye ulaşmış.
Gişe hasılatı da 5.137.000 TL'ye ulaşmış.
Yani ben tabii ki çok daha iyi bir açılış yapmasını beklerdim.
Ama zamanla işte kulaktan kulağa yayılır diye de şimdiden ya gişeye çakıldı, çok kötü oldu, daha yüksek bekliyordum.
vesaire diye peşin hükümlü olmak istemiyorum.
Zira Hamlet gerçekten kulaktan kulağa yayılmıştı ve gerçekten ülkemize çok izlendi.
Onun da şu anki gişesine bir bakalım isterseniz kaç yüz bin kişiyi ağlatmış.
Bir de buna sayısal olarak bakalım.
Hamlet toplam 6 haftadır vizyonlu ülkemizde 543 bin seyirciye ulaşmış ve bakın Hamlet filmi sadece bizim ülkemizden 130 milyon gişe hasılatı yapmış.
Bu gerçekten inanılmaz bir rakam.
Yani uzun zamandır ne yerli ne yabancı Yani benim hatırım Oppenheimer'dan sonra en yüksek gişeyi yapan yabancı film.
Ülkemizde vizyonda olan Hamlet filmi.
Gerçekten çok iyi gidiyor ve bu film gişe hasılatına bu kadar iyiyse gerçekten Oscar almasına da şaşırmak gerekiyor diye düşünüyorum.
Ama acaba Oscar'ı Hamlet mi aldı?
Bakalım orasını hatırlıyor musunuz Oscar töreninden?
Bu arada hazır gişe demişken Uğultu Tepe...
gişesi de geldi. O da dünya genelinde 220 milyon doları aşmış gişe hastalığında ve bütçesi sadece 80 milyon dolardı.
Her ne kadar herkes işte Jacob Elordi ile Margot Robbie çok yakışmamış, işte çok güzel olmamışlar vs.
dese de arkadaşlar unutmayın her PR bir şekilde iyi ya da kötü her reklam mutlaka o filmin izlenirliğini etkiliyor.
Yani hiçbir şey olmasa kulaktan kulağa yayılıp insanlar mesela kimisi filmin ne kadar kötü olduğunu izlemeye gidiyor, kimisi ne kadar iyi olduğunu izlemeye gidiyor, kimisi ya ben bunun romanını okudum acaba gerçekten bu film romandakiyle bu kadar bağlantılı
mı diye görmeye gidiyor. Öyle olduğu için de yani bu PR sürecinin zaten tamamı çok maddi ve çok realist bir sisteme oturtulan bir şey.
O yüzden evet ahlaki değil, evet toplumsal normlara uymuyor.
İşte Margot Robbie'nin evli olması vs.
birçok insanı tetikledi ama sonuçta para kazanırlar mı karı koca olarak?
Kocası da bu işin yapımı istediği çok iyi para kazanırlar.
Helali hoş olsun ne diyelim.
Gelelim diğer haberimize. Çok ateşli bir ikilden.
harika bir haberim var. Hatırlarsanız geçtiğimiz aylarda Housemaid yani bizdeki Adalih Hizmetçi diye bir film vizyona girmişti.
Sidney Sweeney, Amanda Seyfried birlikte başrol oynuyorlardı.
İki kadın başrolü vardı filmin.
Ve film tamamen böyle feminist bir hikayede güçlü kadınların sonunda kazanması anlatan bir filmdi.
Şimdi resmi olarak bu filmin ikincisinin geleceği doğrulandı ve çekimlerine sonbaharda başlayacaklarmış.
Yine başrolde Sidney Silver.
Bu kez onu ilk filmde daha çok yan rolde gördüğümüz Michelle Moran ile eşlik ediyor başrol olarak.
Ve bu devam filmde bu ikilinin hikayesini izleyecekmişiz.
Size bir şey diyeyim mi? Filmi ilk izlediğimde o kadar yani bu ikilinin nasıl olacağını düşündüm ki.
Çünkü baktığınızda yani Sidney Silver zaten artık günümüzde seks objesi gibi bir şey oldu.
Michelle Moran desek yani 365 gün film serisini izlemeyeniniz yoktur diye düşünüyorum.
Üç tane seri...
Film şeklinde. Ve gerçekten yani bence mesela Michelle Monk yakışıklı değil, çok ateşli değil vs.
Ama yani o kadar esmerinde ülkemizde, dünyada çok fazla alıcısı var.
Ve adam yani nispeten yaşlarına göre daha geç ünlü oldu.
Ama gerçekten dehşet bir kitlesi var.
Ve Sydney City'nin de yani iki alev topunun birlikte kötü olması mümkün değil.
Bakın oyunculuklarını tartışmıyorum.
Zaten günümüzde sinemada da farkındaysanız öyle insanlar öyle ödüller alıyor ki.
Yani baktığınızda hani mükemmel mi oynuyor?
Yoo yani tamamen o.
Ortalama oynuyor ama... Baktığınızda görüntü olarak, kast olarak harika gözüküyorlar.
Ve bazen gerçekten de partnerler birbirine ekmeğini yiyor.
Ve bu sayede yapımcısı, yönetmeni, senaristi, kurgulacısı o işten herkes karlı çıkıyor.
Bu ikili de öyle bir ikili olacak bence.
Ben çok beğendim. Gerçekten merakla bekliyorum ortaya ne çıkacağını ve hikayenin ne yöne doğru kayacağını.
Gelelim bu kadar dış piyasadan bahsetmişken biraz da kendi iç piyasamıza dönelim.
İç piyasamızda final yapan bir dizi var.
Ve bu diziyi şöyle anlatayım.
Hatırlarsanız Hülya Avşar'ın türbanlı olarak oynadığı, işte iftarda...
muhafazakar insanların önüne sekülerlerin domuz eti koyup işte onları bunu yemeye zorladığı bir dizi sahnesi vardı.
O dizi nihayet final yapıyormuş.
Zaten yani böyle hani sırf insanları tepki çekmek ve hani birçok insanı ya işte Hristiyanlar bile bu ülkede hani o şekilde yemek için domuz bulamıyorken siz bunu dizi setine nasıl alıp getiriniz?
Nasıl bununla sahne çektiniz?
Kafayı mı yediniz? diye tepki toplaması sırf yani reyting arttırmak için bir hamleydi.
Sonuçta işe de yaramadı. Nihayet final yapıyor.
Diğer iç piyasa haberimizde Çağlar Ertuğrul ve kız kardeş yaşındaki Derya...
Pınar Akın Star TV'deki yeni dizisi Çirkin'in fragmanı çıkmış.
Fragman kötü, oyuncular birbirinden kötü yani Çağlar Ertuğrul da zaten genelde komedisiyle daha böyle şen şakrak haliyle insanlara karşısına çıkan bir tip ve yani ben Çağlar Ertuğrul'a bütün böyle sektörde
eleştirdiği şeyleri dönüp yapmasını beklemiyordum ama bir noktada bütün oyuncular da para kazanmak zorunda ama yani para mı etik mi derseniz Türkiye şartlarında o kadar çok insan parayı seçer ki maalesef sistem böyle ve Dizinin fragmanı bu kadar
kötüyse kendisi ne kadar kötüdür diye düşünüyordum ki.
Bu dizinin bir de şeyi çıktı.
Afişi çıktı. Afişi fragmanından da oyuncu kazançlarından da daha kötüymüş.
Ya arkadaşlar tamam anlıyorum.
Bütün ülkemizdeki iyi grafik tasarımcılarını yurt dışına kaptırdık.
Ülkemizde gerçekten en son adam akıllı, incelikli afişi herhalde 2021 yapımı yargı dizisine görmüşüz.
İçiçe, Ilgazlıca'nın 3 ayrı kombinasyonu görmüştük.
Yani bakın bunu anlıyorum.
Ama yani yapım şirketleri neden?
İşin işte grafik tasarımı, afiş...
İşte bir tema belirleme kısmına gelince bu kadar kötü insanlara bu işi veriyorlar.
Yani muhtemelen bu afişi de freelance birine yaptırmışlar daha ucuza gelsin diye ama yani tamam set ekibini daha ucuza kuralım diye daha az eleman çalıştırıyorlar.
İşte bütün mekanlarda hani daha az para vermek için en ücra yerlerde işte İstanbul'un en uzağındaki yerlerde setleri kuruyorlar.
Böyle daha ucuza gelsin ev kirası işte otomobiller vesaire diye de.
Yani afiş ya afiş ya o işin vitrini sen bunu nasıl bu kadar kötü tasarlatabiliyorsun?
Yani der yapınarak zaten yaşı...
göre belki iyi bir oyuncudur.
Bakın belki diyorum o bile hani opsiyonerle insanların oyunculuğu ama yani işin sonunda Yine de hani şöyle bir durum var ya eninde sonunda yani sonuçta Çağlar da artık sektörde nereden baksanız 10 senesini devirmiş bir oyuncu.
Yani sektörde hani günlük hayatta işte bir arkadaş ortamında söylerken mesela bence Çağlar'ın en büyük sıkıntısı şeydir hani arkadaş ortamında sohbet ederken.
Ya işte bizim sektörde bütün işte kabzımalı erkekler gidip gidip hani çıtır kızlarla işte partner oluyorlar.
Mesela işte en yakın örnek Kıyan'ın Mirzalıoğlu'yla Afrah Sarıçoğlu ne alaka yani.
Hani işte ne kadar çirkin pis zihniyetli erkekler var diyordur Çağlar muhtemelen hani günlük hayatındaki şikayet.
Ama kendisi şimdi gidip ayıpladığı, kınadığı şeyi yapmış oldu.
Bu çok kötü bir şey yani. Ve şöyle bir şey var.
Hani adam bir noktadan sonra şuna bakıyor.
Diyor ki hani ben bu kızı oynamayı kabul etmezsem işte sallıyorum benim yerime.
Mesela Alper saldırana gidecek bu rol.
O hani kabul edecek ben olmazsam.
Çünkü hani eninde sonunda herkes para kazanmak zorunda sektörde.
Bu ülkede iyi ve... Belli bir refahın üzerinde yaşayabilmek için de ister istemez bazı işleri sevmeseniz de sizin mantığınızda yatmasa da kabul etmeniz gerekiyor.
O da diyecek ki yani atıyorum ben kazanacağım ama niye Alper saldıran kazansın?
İşte niye Cem Üzümoğlu kazansın?
Yani bir kez de ben ilkelerimi çiğneyim ne olacak diye bunu kabul etti herhalde.
Yani kağıt üstünde evet işleyebilir.
Kötü oyuncuları var mı kadroda?
Kötüsü de var iyisi de var yani başlayınca göreceğiz ama benim çok umudum yok açıkçası bu işten.
Ve gelelim ülkemizdeki bütün...
Kan, işte Oscar birçok şeyin kapısını açan ve önümüzdeki yıllarda da işte Emmy olabilir, Oscar olabilir hepsini çok daha iyi yerlere getirecek milli gururumuz.
En en en milli yönetmenimiz Nurbilge Ceylan'a.
Kendisinin yeni filminden yeni haberler gelmiş.
Yurt dışı basını çıkan haberleri sizin için araştırdım, çevirdim.
Hemen kısaca anlatayım.
Fransa ve Türkiye'nin ortak yapımında yeni bir işe başladı ve uzun yıllar sonra ilk kez kışın değil yazın.
Ve dikkatinizi çekiyorum kırsalı karların ortasında değil.
Bu kez gerçekten ülkemizin en güzel Ege kasabalarında tam şan şakrak, tam yaz izlerine uygun bir iş çekecek.
Detayları da şöyle. Filmin adı Yorgun Güneş ya da Solgun Güneş.
Yani onu bizim dağıtımcıların nasıl çevireceğini henüz bilmiyoruz.
Pınar Deniz'in zaten kabzoda olacağı belliydi.
Onun rolünün adı belli olmuş.
Deft'in eşi rolünde de Osman Solant oynayacakmış.
Ve bu karı kocanın babaları rolünde de yani bu Pınar Deniz'in babasını oynayacak rolde de o rolünün adı da Sabri olmuş ve Sabri de Altan Erkekli oynayacakmış.
Altan Erkekli'yi çok severim.
Yani yanlış hatırlamıyorsam adamı en sevdiğim dizinin Yerden Yüksek diye bir TRT1 işi vardı.
Orada çok sevmiştim. Bence...
dövüp izlemelisiniz. Gerçekten kaliteli TRT dizilerinden bir tanesi ve ben hala tekrarlarına denk geldiğimde oturup böyle k6 yaparken izlemeyi çok severim.
Ve bu durumda da demin ki işte Yaşlı erkek genç kız partnerine yeni bir örnek çıkmış oldu.
Şimdi Pınar Deniz 31 yaşında.
Osman Solanat ona göre daha yaşlı, daha olgun.
Bu arada bakın bu eleştirimin hiçbir noktasını Osman Solanat'ın oyunculuğuna eleştirmiyorum.
Çünkü gerçekten çok sevdiğim bir oyuncu.
Hatta bu işte en son Ali Bilgin'in yönettiği işte Aslan Gürbüz'le birlikte partner olmuşlardı.
Çok yakışmışlardı.
Yani adamın oyunculuğuna diyecek hiçbir şeyim yok zaten.
Adamın ara ara röportajlarını izliyorum.
Yani işte kafası, düşündükleri, zihniyeti kesinlikle hepsini okuyayım.
Yani bu filmde de aslında...
Babalarına çok büyük yaş farkı. Nasıl boyları eşit değil vs.
oyunculukları belki birbirlerini tam ölçecek seviyede değil.
Belki biri daha iyi biri daha kötü olabilir bilmiyoruz.
Ama yani bu hikayede zaten benim anladığım Nuri Bir Gece ile yaratmak istediği şey işte deli dolu bir aşk ya da bir yasak aşk.
İşte kadının yaşlı kocasını kahya ile aldatması hikayesi falan değil.
Hikayeden hemen anlatayım size.
Bu yaşlı babamız Sabri Ankara'nın Banyo'larında yalnız yaşayan bir adam.
İstanbul'da yaşayan kızı Defne yani Pınar Deniz.
Ona... İşte küçük oğluyla birlikte deniz kenarındaki yazlık evine birkaç gün geçirmeye davet ediyorlar.
Ondan sonra işte Sabri kendi kızıyla damadının evine geliyor.
Yenilen bir araya gelmenin ilk sevincini yaşıyorlar.
Sonra aralarındaki gerilimler ortaya çıkıyor ve uzun zamandır gömülü kalmış kırgınlıklar gün yüzüne çıkıyormuş.
Artı Fransız sinema işbirinde yapılıyor Türkiye'deki yapım şirketiyle ortak şekilde.
Ve bu yeni uzun metrajlı filmde sevgi ve yorgunlukla örülmüş bir baba kız ilişkisi üzerinden zamanın ve sessizliğin insanlar arasında yarattığı mesafeyi...
araştırıyormuş Nurbilge Ceylan.
Yani ana tema buymuş. Çekimler Haziran başında başlayacakmış.
Ağustos sonunda ülkemizde anca çekilip bitirilebilecekmiş.
Ve şimdi burada da aklına şöyle bir şey geliyor.
Şimdi arkadaşlar bilmiyorum Nurbilge Ceylan'ın sistemine ne kadar hakimsiniz, ne kadar...
O çekim mantığını biliyorsunuz ama şimdi Nuri Bilge Ceylan bir çoğumuzun aksi aslında akademiden değil tamamen fotoğrafçılıktan gelmiş bir yönetmen ve mesela ben kendim işte sinema televizyon bölümünü okurken biz öğrenciyken
yani bizim böyle birçok vize final ödevimizde işte görüntü 1, görüntü 2, kamera 1, kamera 2 derslerini alırken Bizim hocalarımız genellikle mesela bize kamera ve ışık kurdurtmayı örnek olarak hep işte Novi Gece'yle Kış Uykusu,
Birzanlar Anıdoğlu o filmlerindeki böyle rastgele bir sahneye alıp diyordu ki mesela işte bir proje ödevini yaparken işte aşağıya sinema sınıfına ineceksiniz bana bu sahneye ki ışığı yapacaksınız diyordu.
Ve ışıkta çekim açılarında o kadar iyi bir yönetmen ki ve bu adam kışın bile bakın güneşsiz karlı bir havada bir sahneyi 3 günde çekiyordu.
Ve yani mesela Novi Gece'yle sahnenin de ya onun filmlerine geldi böyle karın üstünde bir karakter yürüyorsa onun böyle eve varmasını hani böyle saatlerce izlerse böyle 3 dakika 5 dakika gider yani bir noktada hani acaba şey ben mi sahneye daldım gittim yoksa
adam mı hareket etmiyor karın üstünde falan diye düşünürsünüz.
Yani bakın hiçbir detayın olmadığı sadece kar ve puslu bir havanın olduğu noktada bile ışığı ayarlamak için günlerce uğraşan bir adam güneş altında yani havada kavurucu bir güneş varken hava dehşet
sıcakken hele ki Ege kasabalarında eminim çok güzel çeker ve dünyaya harika bir yerini yapar.
Ama gerçekten yani bu adam hani kışın çektiği sahnelerde bile bir saniye üç günde çekiyorsa bu filmi en az dört ayda çeker bence.
E bir sene de kurgusunu yapsa yani 2027'deki kana nasıl yetişecek bilmiyorum ama dünya premierini kan...
yapacakmış. Bakalım hep birlikte göreceğiz.
Sentimental Value'nun konusu biliyorsunuz.
İşte bir babayla kızın hikayesi.
Farkındaysanız en başta Nuri Geceyl'in filminden de bahsettim.
Orada da benzeri bir hikaye var. Onu hatta Sabri Mental Value demişler.
Oradaki babanın adı Sabri ya.
Yani bence çok doğru çünkü Nuri Geceyl'in yeni bir senaryo üretemiyorsa, yeni bir şeyler ortaya çıkartamıyorsa yani bu yaptığının aslında ne kadar özgünlüğü var ya da mesela tamam hani dünyadaki senaryolar ne kadar çeşitli olursa
olsa artık zaten birçok senaryo yapıldı.
Yani şu an ne yaparsa yapsın.
Vav bu dünyada ilk kez bunu işte NBC yapıyor.
Aman yarabbim ne kadar hoş.
Çok etkilendim. İlk kez böyle bir şey işte tüm dünyada biz izleyeceğiz gibi bir şey artık mümkün değil zaten.
Yani vampir senaryoları, korku filmleri işte bilim kurgu hepsi zaten defalarca yapıldı.
Yani hani bununla artık hani ben de çıkıp işte para buldum.
Ben de film yapacağım. Ben de kendime yapımcı buldum.
Sermaye buldum. Ortak işte yapımcı buldum ben de bir film yapacağım desem yani ben de düşüp düşüp hani hep izlediklerimden feyz alarak bir şeyler ortaya çıkartırım.
O yüzden orijinal bir senaryodan zaten bahsedemeyiz de yani daha sentimental value'nun hani Oscar'ın haberi daha kurumadan hemen Nuri Geceli'nin bakın ben de bunu yaptım bu yaz da çekeceğim demesi bilmiyorum fazla özenti geldi bana ama zaten orada Nuri Geceli
'nin fark yaratacağı nokta genelde hiçbir zaman senaryosu olmuyor.
Replikleri, olayın gelişme kısmı ve tabii ki çekim açıları oluyor.
Umarım Cannes'da da Oscar'da da önümüzdeki sene ülke olarak daha çok şans buluruz.
Şimdi gelelim
bu haftanın konusuna.
Bu hafta şıkır şıkır fıkır fıkır yerden düşmeli ayrılmalı barışmalı bir konumuz var.
Ay çok heyecanlıyım bunu anlatmak için.
Hazırsanız bu haftanın konusuna geçiyorum.
Bu hafta Oscar konuşuyoruz.
Şimdi öncelikle şu konuda keyfime hiçbirinize itiraz etmezsiniz diye düşünüyorum.
Timothy yine yeni ve yeniden Oscar'ı alamadı.
Hatta ya onun için gece o kadar kötü başladı ki.
Daha Oscar kırmızılası gereken merdivenden düştü.
Ya o anın görüntüsü nasıl kimsede yok ya?
Yemin ediyorum bayağı da araştırdım biliyor musun?
Böyle hani işte Amerikan kaynaklarına baktım, İngiliz işte magazin dergilerine baktım.
Ya hiçbirinde yok ya. O kadar merak ediyorum ki nasıl düştün?
Böyle havalı havalı bir de yani ne o?
Yenil olmuş gidiyorsun gibi.
gibi. Bir de böyle bembeyaz giyinip gelmiş.
Bir de yanında böyle Kylie'de yemin ediyorum.
Cennet Mahal'i Sultan ile Ferhat gibiler arkadaşlar.
Çok kötü bir çift ya. Bir de Kylie geçen sene ki Oscar'larda giydiğini giymiş bu sene de.
Kadın da ne yapsın? Ne o yeni kıyafete masraf etse adam yine alacak mı alamayacak mı belli değil.
Ne gerek var o masrafa deyip.
O da belli ki sevgilisine ümidi kesmiş.
Ondan sonra tabii ki Timothy Oscar'ı alamadı.
Devamladı. Kylie Timothy'den ayrılmış.
Yani Kylie'cim her şey bir Oscar için mi diyeceğim ama yani bu adam hani yakışık desen değil, iyi oyuncu desen değil, sesi güzel desen değil.
Hani bu adamı zaten Oscar'da alamayacaksın.
Niye bununla sevgili olacaksın değil mi?
Ben sonuna kadar destekçinim, arkanayım.
Sana da helal olsun bacım. Böyle.
Erkekleri böyle yapacaksınız kızlar.
Bakın. O olmuyorsa zorlamayacaksınız.
Yani o Oscar'ı alamıyorsa siz niye onun yanında duracaksınız?
Gayet haklı bence. Bu arada arkadaşlar ben de Kali'ye eleştiriyorum sen bu adamdan niye ayrıldın diye.
Oscar yazık gitmiş Timothy'ye sen bu ödülü alamadın diye hem de sevgiline ayrıldın diye.
Tabii ki bütün diğer Oscar alamayanları da bir paket hazırlamış her sene yaptığı gibi.
Ve ödül alamayan adaylara hediye edilecek 15 milyon 440 bin TL değerinde bir çanta alacaklarmış.
Ve bu çantanın içinde neler var?
Sri Lanka tatili, lüks cilt bakım ürünleri, mimarlık hizmeti, Finlandiya, Lapland'de kuzey ışıkları mağazaları, lüks artık villa deneyimi ve özellikleri.
özel şef, Güney Kaliforniya'da 7 günlük iyi yaşam ve sağlık kampı, New York'ta 25 bin dolar değerine yüz gençleştirme işlemi, son olarak da ünlü boşanma avukatı James Sexton tarafından hazırlanacak özel bir evlilik sözleşmesi.
Yani Kali'cim ben senin yerinde olsam bu avantajları değerlendirip ondan sonrasında adamdan ayrılırdım.
Ama gerçi senin de bunlara ihtiyacı yok.
Ben de Timothy'ye de hiç ihtiyacın yoktu ama illa da yani çok delicesi aşıkmışsınız gibi böyle mıç mıç ortaya dolaştınız.
Neyse bir şey demiyorum. Onun dışında şampiyon 3.
Oscar'ını almaya gelemedi, nerede bu adam, niye bu ödülü almadı, biz bu adamı nerede gördük, bir yer tatil mi yapıyordu, bir yerde setim vardı vs.
böyle hunharca adamı ararken adam yerine ödülü Kieran Kalkin'e aldı.
Ve biz de oyuncu nerede olduğunu öğrendik sonunda tabii ki.
Oyuncu savaştan yıpranan ülke desteğini göstermek için pazartesi günü Ukrayna devlet başkanı Zelenski ile birlikte görmüş.
Zelenski de hatta şampiyonun fotoğrafını paylaşıp çok teşekkür etti.
Ve Zelenski'ye yakın kaynaklar şampiyonun ziyaretinin çok önceden planlanmış olduğunu belirtmiş.
Ya adam bayağı hani umursamamış.
Yani ben bunu hani bu ödülü alsam da almasam da gelmeme gerek yok demiş.
Yani şampiyonun tecrübesine onun kariyerine ulaştıktan sonra belki ben nanesini yapardım ya.
Yani niye olmasın? Bu arada en iyi yarımca erkek oyuncu ödülünü ikinci kez şampiyonun gıyabında da olsa alan Kirin Kalkin'e tekrar tebrik ederim.
Bence hazır sahneye çıkmışken karısından bir çocuk sözü daha almalıydı diye düşünüyorum.
Artık ya onların da üç mü dört mü o kadar çocuğu oldu yani ne yapacaksın?
Abicim sen böyle mormon musun?
Her yeri çocukla mı dolduracaksın?
Herhalde vazgeçti artık çocuk yapmaktan.
Bir nokta durdular diye düşünüyorum.
Ondan sonra hatta Kirin Kalkin de sahnede şampiyonun yokluğu ile ilgili şey demiş.
Şampiyon bu akşam burada olamadı.
Ya da olmak istemedi. O yüzden ödülü onun adına ben kabul edeceğim demiş.
Champagne bu üçüncü Oscar'ı, üçüncü oyunculuk Oscar'ı kazanan dördüncü erkek oyuncu oldu bu arada.
Kendisiyle ilgili yeni bir rekor kırıldı.
Daniel Davis, Jack Nicholson ve Walter Birnin'den sonra artık Champagne de bu konuda yeni bir çıta yaratmış oldu.
Javier Bardem de ödül verdi.
Kendisinin Phyllis'in yalnız duruşunu zaten hepimiz biliyoruz ve takdir ediyoruz.
Yani o... O da kaderim bir cilvesimdir nedir?
Priyanka Jones'la birlikte ödül vermeye çıktılar ve ödül verirken de Priyanka Jones ki tam bir siyonist ve kendisi onun yanında savaş dursun, savaş ayır ve Filistin özgür kalsın dedim.
Bu arada kendisinin de omzunda altta üstte iki tane rozet vardı.
O rozetlerle ilgili de Javier Bardem neydi ki?
Bu rozeti 2003 yılında Irak Savaşı başlarında takmıştım.
Yaklaşık 20 yıl geçti ve şimdi Netanyahu ve Trump'ın sebep olduğu benzer bir savaşın içindeyiz.
diğer rozetimde Filistin halkının direnişini temsil ediyor demiş.
Aslında ne kadar acıktı değil mi?
Yani Javier Bardem yaptığı tabii ki çok güzel bir direniş.
Yani tüm Siyonistlere, tüm işte İsrail destekçilerine harika bir duruş ama farkında mısınız?
Dünyada aslında gerçekten hiçbir şey değişmiyor gibi.
Yani gerçekten tarih sadece tekerrür ediyor gibi.
Ve yani 2003'den bugüne hani o gün başka zenginlerin, başka oligarkların boyunduruğu altında eziyordu dünya.
Şu an bambaşka insanların eziyeti altında bir sürü insan ölüyor.
Aslında ne kadar büyük haksızlık değil mi?
Yani umarım Artık dünyadaki bütün savaşlar durur ve bütün insanlık artık daha iyi bir noktaya gelir.
Bu arada ben bayağıdır da konuşuyorum.
Beni dinlerken acıktınız mı acaba?
Ya da böyle bir mideniz kazındı mı?
O zaman sizi gururdan doyuracak nefis bir haberim var.
Biliyorsunuz Oscar sadece kırmızı alan ibaret değil.
Tek odak noktası genelde ya işte sahneye kim kiminle çıktı, kim kiminle ödül verdi, kim kiminle ödül aldı, işte hangi kombini giydi, işte o film ödülü aldı, o dizim ödülü aldı vs.
oluyor. Ama bu işimi de...
Başta Kırmızıalı'dan sonra bütün Oscar törenine katılanların hep birlikte yemek yediği bir durum var.
Çünkü Oscar ödül töreni gerçekten çok uzun ve biz izlerken 4,5 saati falan denk geliyor.
Yani bunun hani o ünlüler için erkek kadın fark etmek için hani sabah kuaföre gidip hazırlanma süreci, giyinme, yolculuk vs.
Yani bu baktığınızda yarım günlük hatta hani kadınlar için özellikle bir tam günlük bir hazırlık ve öyle bir aktivite.
E tabii ki insanlar da acıkıyorlar orada.
Ve haliyle Oscar ödül törenine bir de yemek verilen bir kısım var.
Şimdi bizim oraya bir baktığımızda... Bakmamız lazım.
Çünkü gerçekten hepimizin karnını doyuracak bir menü yedi yıldızlarımız.
Önce şundan bahsedeyim. Geçen seneki Oscar ödül töreninde yıldızlarımız ne yedi?
Bizden bir şeyler yemişlerdi aslında geçen sene.
Adana kebap, içli köfte ve kabak tatlısı.
Yani gerçekten bayıldığım bir menü.
Öyle diyeyim size. Peki bu sene ne yediler diye bakarsak.
Bu sene de Karadeniz pidesi, baklava ve hünkar beğendi yemişler.
Yani kardeşim artık ne diyeyim ben size.
Bunları da yedikten sonra hani bir şey hafif bir zevk sarhoşu olmadıysanız ben size ne diyeyim gerçekten müthiş bir menü.
Peki şimdi yemekleri yedik.
Karemizi doyurduk. Oh afiyet olsun sofraya da kuran kaldırsın dedik.
Peki sıra geldi bu ödüllerin dağıtılmasına.
Şimdi biliyorsunuz bu Oscar şovu ne olursa olsun biz ne dersek diyelim aslında çok fazla reyting kaygısı güden bir şey.
O da nasıl şimdi... Bu sene artık Oscar'ın YouTube'da da yayınlanmaya başladı ve artık eskisi gibi tek baz alınan şey, tek Oscar'ın reytinginin ölçüldüğü şey artık televizyon değil.
Ama bunun sonuçta böyle bir beyaz şov gibi, Survivor, Masterchef gibi bunlar gibi bir televizyon şovu olduğunu düşünürsek, insanları en baştan en sona kadar, yani 4-4,5 saat televizyon başına tutabilmeniz
için şöyle bir şey yapıyor Oscar, çok mantıklı bir yayın politikası.
En çok merak edilen kategorileri en son açıklıyor.
En böyle hani çok fazla insan merak etmediği ya hani olsa da olur olmasa da olur dediği kategorileri en başta açıklıyor.
Ben de size şimdi bunların sırasını söyleyeceğim.
İlk açıklanan ödül yardımcı kadın oyuncu.
Ondan sonrasında işte animasyon ödülü açıklanıyor.
Sonra makyaj ve saç şekillendirme ödülü açıklanıyor.
Sonrasında yarınca erkek oyuncu, uyarlanma senaryo, orijinal senaryo, prodüksiyon tasarımı, görse efekt, işte kısa belgesel.
Ondan sonra en iyi ses, en iyi film kurgusu, sinematografi, uluslararası, en iyi film, en iyi film müziği.
Ondan sonra en iyi... kadın oyuncu, en iyi erkek oyuncu ve en iyi filmle de ödül gecesini bitirmişler.
Ben çok mantıklı bir sıralama yani takdir ettim açıkçası.
Umarım bir sonraki senelerde en azından bazı kategorileri azaltabilirler ya da mesela Yani atıyorum her kategori arasında mesela bir tane en iyi kadın oyuncu bir tane en iyi erkek oyuncu sıkıştırmaları gerekiyor ki en azından insanlar böyle
son ana kadar beklemeleri gerektiğini bilmesin.
Çünkü o da izleyici için çok tahmin edilebilir bir şey ya bir nokta sizde hani Oscar'ı televizyondan izleyebildiğiniz bir ülkede yaşıyorsanız eğer sizde mesela atıyorum Oscar mesela gece 4'te mi bitiyor sallıyorum.
Sizde mesela gece 3.45'te televizyonu açarsınız sadece sizin merak ettiğiniz şeyleri o zaman izleyebilirsiniz.
Biraz da size oyların sürecinden bahsetmek istiyorum.
Çünkü uzun uzun ödül alanları konuşacağız zaten sizinle.
Bununla ilgili Townspar'ın bir yazısından alıntı yaparak bunu size anlatmak istiyorum.
Kendisi çok güzel bir yazı yazmış.
Kendisinin Twitter hesabına bu yazının...
detaylı linki var. Oradan da bulabilirsiniz.
Şimdi bu Oscar ödüllerinin oylan süreci nasıl oluyor?
Akademinin emekli ve onursallar dahil 11.126 tane üyesi var.
Her üye oy hakkına sahip değil.
Bir semekli 10'lu üyeliği devam ediyor ama Oscar'da oy kullanamıyor.
Bu yıl için 10.136 üye oy hakkına sahipmiş.
Geçen yıla göre 231 kişi artmış.
Akademi net bir üye listesi yayınlamıyor ve her yıl dünyanın dört bir yanına yeni üyeler davet edilinden sayılar sürekli değişiyor.
Yeni üyeler, vefat edenler, emekli olanlar derken kesin sayılara ulaşmak çok zor.
Araştırmacı gazeteciler her yıl yayınlanan yeni üye listelerine bakarak ve içeriden bilgiler yaklaşık rakamları hepimizin önüne koyuyor.
Akademi içindeki en büyük topluluk 1202 kişiyle Oyuncular geçen yıla göre 56 kişi azalmışlar onlarda.
Oyunculardan sonraki en kabılık grup stüdyo başkanlarından ve yapım şirketi yöneticilerinin oluşan 759 kişilik yöneticiler grubu ve üçüncü sırada da yapımcılar oy kullanıyorlar.
Şimdi arkadaşlar ben size bütün bir yazıyı okuyamam.
Bu yazı çok uzun ama teknik açıdan bunu gerçekten merak ediyorsanız sizi çok bilgilendirebilecek bir yazı.
O yüzden de Towns Bar'ın Twitter hesabına yönlendiriyorum.
Siz orada kesinlikle bulursunuz bunu.
Ve gerçekten bu konuda...
detaylı şekilde teknik noktası merak ediyorsanız oradan da bakabilirsiniz.
Biz sizinle şimdi şundan bahsedeceğiz.
Şimdi arkadaşlar bu kadar yani dünya çapında bir ödül töreninden bahsediyoruz.
Bu kadar prestijli bir işten.
Bu durumda şimdi size şundan bahsetmek istiyorum.
Yani dünyada bu kadar popüler, bu kadar güzel vesaire.
Şimdi arkadaşlar bu ödülleri kazananların nasıl ortaya çıkmanı merak ediyorsanız artık bunun da benim açıklamam zamanı geldi diye düşünüyorum.
Şimdi Oscar silahını bazılarını burada açıklayacağım ama inşallah akademi bana bir suikast düzenlemez.
Yani vallahi korkuyorum.
Bir FBI, bir CIA kapıma dayanmaz umarım.
Neyse dayan sardı. Yani bir şekilde kendimi kurtarırım diye düşünüyorum.
Çünkü sarışının ırkçılığa da maruz kalmam değil mi?
Neyse. Gelelim Oscar ödül töreni kurallarına.
Şimdi farkındaysanız Oscar ödüllerinde hiç salondaki kalıbı azalmıyor.
Asla insanlar yerinden kalkmıyor, sigara içmeye gitmiyor, tuvalete gitmiyor gibi bir hal var ortada.
Halbuki tören çok uzun sürüyor.
Yani bu mantıken mümkün değil zaten.
Neden kalıbı hiç azalmıyor onu anlatayım önce.
Çünkü koltuk doldurucular var.
O koltukta oturan kişi tuvalete gitmeye ya da sigara içmeye çıktığında hemen yerine oturuyorlar.
Böylece jimi kamerasına yani genel görüntüde bir eksiklik göze çarpmıyor.
Bu figüranların ünlü isimlerle konuşmaları, göz teması kurmaları, selfie çekmeleri yasak.
Peki bu yıldızlar Oscar'da ödülü aldıkları zaman teşekkür konuşman için belli bir süre sınırı var mı?
Tabii ki var. 45 saniyelik bir sınır var.
Bu süre uzarsa orkestranın sesi duyulmaya başlıyor.
Ya artık sus ve sahneye in diyorlar sana kısaca.
Hatta bu senektarında da K-pop Demon Hunters ekibi konuşma yaparken müzik çalmaya başlıyor.
Ve o ekip de Güney Koreli olduğu için Güney Kore'de kendi üstüne alınmış bunu.
Güney Kore'deki netizenler yani fanlar ülkemize saygısızlık yaptınız, ırkçılık yaptınız diye bunu nitelendirmişler.
Ama Oscar'ın kuralı bu. Mesela geçen seneki Adrian Brody'nin Rus romanı uzunluğundaki konuşmasından sonra özellikle bu daha çok ön plana çıkmaya başladı.
Ve bu seneki Oscar adayları için Oscar töreni öncesinde bazı etkinlikler yapıldı, bazı işte toplantılar yapıldı.
Bu toplantılarda bütün adaylar özellikle şundan bahsedilmiş.
Bakın süreyi aşmayın. Çünkü dağıtılması gereken çok fazla ödül var.
Yani herkes böyle 2 dakika, 3 dakika, 5 dakika konuşursa herhalde 8 saat biz tören yaparız.
O yüzden de kısa kesimlenmiş.
Ama tabii ki bu sene de yine birileri uzun konuştum.
Bir de şöyle bir durum var Oscar'da.
Oscar presisi dışında değil de bunu ticari olarak da kullanmak isteyen insanlar illaki oluyorlar.
Ancak günümüzde bu çok zor.
Çünkü Oscar her ne kadar alınması için deli gibi para dökülüp milyonluk filmler yapılıp uğrunda elde edilmiş bir heykelcik olsa da şöyle bir durum var.
Şimdi Oscar bir yerine satabileceğiniz ya da bir yerine sizden satın alabileceği bir şey değil.
Ama bu bir zamanlar son derece mümkündü.
O da şöyle. 99'da Michael Jackson bir Oscar heykelliği satın alıyor.
Yaklaşık bir buçuk milyon dolara alıyor bu ödülü.
Ve bu ödülden... The Wind filminin en iyi filmi Oscar'ıymış.
Bunu yapabilmesini sağlayan şey yani Michael Jackson bugün satın alınamayan Oscar'ı o gün nasıl satın aldı diye bakarsak bu ödüğün 1951'den önce verilmiş olmasıymış.
Çünkü bu tarihten sonra verilen Oscar'lar kesinlikle satılamıyorlar.
Oscar kazanan oyuncular ve mirasçı ödülün gerçek sahibi sayılmıyor.
Akademi kurallarına göre Oscar serbestçe satılamıyor.
Satmak isteyen kişinin günümüzdeki kuralından bahsediyorum.
Satmak isteyen kişinin önce ödülü 1 dolara akademiye teklif etmesi gerekiyor.
Akademi isterse şayet ödülü sembolik 1 dolar.
geri alabiliyor. Kural 1951'den sonra verilen tüm Oscar'lar için geçerli ve ödüllerin ticari amaçla el değiştirmesini önlemeye hedefliyor.
Bu arada kazanların ismini nasıl sızmıyor dedik.
Kazanların isimleri törenden önce sadece iki kişi tarafından biliniyor ve bu kişiler yıllardır oy sayımını yapan Price...
Waterhouse Coopers şirketin iki tane ortağı.
Zarfların olduğu çantaları silahlı korumalar eşitinde törenine getiriyorlar.
Onlar dışında herkes kazanan ancak zarflar açılında öğreniyor.
Dolayısıyla ödül heykelciklerinin üzerinde kazanların ismi önceden yazmıyor.
Tören bittikten sonra kazınıyor ödül heykelciliğinin üstüne.
Bu sayede kimse Oscar kazanları önden sızdıramıyor ya da basına sosyal medya bu isimleri veremiyor.
Ve şimdi geliyoruz ödül alanlara.
Altyazı M.K.
Tabii ki Oscar ödül töreninde en garanti kategorimiz en iyi kadın oyuncuydu.
Onunla Jesse baktı. Bütün iyi oyunculuğuyla, bütün harikalığıyla, her ne kadar kombini kötü olsa da yani kırmızı ve pembe birbirine dehşet yakışmış diyemeyiz ama yani kadın zaten genelde güzelliğine değil, oyunculuğuyla, yeteneğiyle bu noktaya geldiği için yani
bütün ışıltısıyla, bütün star ışığıyla ortamdaydı ve gerçekten ona çok yakışmıştı ve ben açıkçası çok sevdim görünüşünü.
Eşiyle birlikte gelmiş. Ben eşine oraya gelene kadar hiç görmemiştim.
Eşiyle çok sağlıklı, sevgi dolu, aşk dolu bir evlilikleri olduğu belli oluyor.
Kürsüde... eşinden de, annelikten de bahsetti.
Onlara da bir mesaj verdi.
Hatta işte de öpü yarıdaki işte seni çok seviyorum.
En iyi arkadaşımsın. Seninle 20 bin tane bebek yapmak istiyorum demiş.
Gerçekten çok tatlı bir çiftler.
Bu arada bu Jesse Buckley tam ödül almaya giderken Paul Mescal'de yani Hamlet'teki partneri de Jesse Buckley'e sarılıyor.
Ve orada işte birçok insan şey eleştirmiş ya işte Paul Mescal hani bir arkadaşı niye böyle sarılıyor işte yanında eşi varken çok ayıp vesaire demiş ama yani gayet hani samimiyetten dostlukla, arkadaşlıkla hani anı sevincili çok tatlı bir anı olmuş.
Ben onu hiç eleştirmedim açıkçası.
En iyi erkek oyuncuyu Michael B.
Jordan aldı. Onda da çok ilginç eleştiriler gördüm.
Çünkü birçok insan şundan bahsetmiş.
Yani evet hani biz Timothy kazanmasını istiyorduk ama o kategoride Michael B.
Jordan'dan daha iyi adaylar vardı.
Hani burada tamamen Sinners'ın iyi bir film olmasın ve tamamen bu kategorideki farklı siyahi olmanın avantajını yedi ve onun sayesinde ödülü aldı diyenler olmuş.
Yani bakımına aslında evet Sinners'ı her ne kadar korku filmi, vampir filmini sevmesem izledim ve gerçekten yani çığlıkçılığa izledim.
Güzel de bir filmdi ama o filmden birini Oscar...
verecek olsam bu Michael B.
Jordan olmazdı bence ya.
Evet yani iki rolü aynı anda oynamış hem işte ikizle hem kendi rolünü oynamış vesaire ama yani oradaki bence her sahnede bir şekilde karşımıza çıkan vampir çok daha iyiydi.
Ben olsam ona ödül verirdim.
Yani gerçek yetenek orada o ama o da bu filmden sonra dehşet popüler oldu.
Oyuncu kusuruma bakmasın gerçekten adını hatırlamıyorum.
Oscar ödül törenine vampir dişleriyle katılmış.
Ben gerçekten onun Michael B.
Jordan'dan daha çok alıp yürüyeceğine eminim.
Tabii ki Michael B. Jordan'a artık yani Oscar'la olmanın anlamını bildiği için bununla ekmeğini yiyecektir.
Zaten Oscar'ını alır almaz kuşa kuşa hamburgerciye gitmiş.
Gerçekten o da inanılmaz bir PR'di.
Ve Michael B. Jordan ilk kez Oscar'a daha gösterildi.
İlk gösterişinde de Oscar'ını aldı.
Yani Timothy'cim hayatım yani sen operaya, baleye laf sokarsan sonra senin o filmini çeken yönetmenler de önceki filmlerinde bir kadın oyuncuya tacizi normalleştirirse sen o oyunu nasıl almayı planlıyorsun ki?
İşte bakın Oscar'ın en sevdiğim yanı bu kadar böyle ateşli şekilde kaotik olması.
Buna bayılıyorum. Onun dışında Jesse Barkley Hamlet'teki rolüyle bu sezonu tam 42 ödülle kapatmış ve 42 ödül demek yani BAF'ta emin ne varsa kazana kazana gitti ya.
Helal olsun yani. Ama bu sene bence kadın oyunculuk anlamında daha iyi performanslar vardı ama önemli olan PR ve o filmin kişi hastalığı ya bir noktada.
O şekilde insanlar yayılıyor ya.
O yüzden de çok daha iyi performanslar olsa da...
Yani maalesef mi desem, sonuçta mı desem bir şekilde Jesse Buckley kazandı işte.
Artık önümüzdeki senenin yarışlarına bakacağız.
Bu arada diğer branşlara geçmeden önce benim en sevdiğim ödül takdimini ve en çok beni şaşırtan ödülü size anlatmama izin verin lütfen.
Arka Pay, Sinners firmiyle en iyi görüntü yönetimi Oscar ödülünü kazanmış.
Arka Pay, Oscar tarihinde bu kategoride ödül kazan ilk kadın olmuş ve ödül konuşmasını dinledim.
O kadar güzeldi ki. Dedi ki, bu salonda oturan bütün kadınları ayağa almak istiyorum çünkü sizin varlığınız sayesinde sizin...
bana destekleriniz sizin sektöre kattığınız kazanılarsa ben bu noktada duruyorum dedi ve gerçekten herkes ayağa kalktı alkışladı şahane bir andı yani kadın olmakla gurur duyduk müthiş bir andı ve kadınların gücünü
bütün Oscar jürisinde bu kadar net kabul ettirebildiğimiz için bütün akademiye kadınların da birçok kategoride ödül kazanabileceğini herkese artık kanık sattığımız için çok mutluyum.
Bunu da eklemek istiyorum. Onun dışında diğer kategorilere gelirsek neler oldu hemen size onlardan bahsetmek istiyorum.
Eğer hala benden sıkılmadıysanız.
Gerçi siz benden sıkılmazsınız ya.
Uzun bölümleri seviyorsunuz benim anladığım.
Şimdi en iyi filmden de One Battle After Another kazandı.
Çok sevindim. En iyi yönetmen de Savaş Üste Savaş filminin yönetmeni Paul Thomas Anderson'ı aldı.
Nihayet artık onda bir Oscar var.
Onun adına gerçekten çok mutluyum.
En iyi kadın oyuncuyu Jesse Buckley kazandı zaten hamletle.
En iyi erkek oyuncuyu Michael V.
Jordan kazandı. Sinners'la burada Wagner Moore'un ve The Secret Agent'ın kesinlikle hakkı yendi.
Ve kesinlikle onlara da başka kategorilerde en azından ödül verilebilir diye düşünüyorum.
Ama maalesef olmadı. Onun dışında en iyi yardımcı kadın oyuncuyu Amy Madigan'ı Weapons'la aldım.
En iyi yardımcı erkek oyuncuyu kim aldı diye sorarsanız.
En iyi yardımcı erkek oyuncuyu da Sinners'la.
Autumn Durald arka pava aldı.
En iyi kurguyu One Months After Another'ın kurgulatüsü aldı.
En iyi görsel efekt Avatar. En iyi özgümlü...
Music Sinners en iyi özgün şarkı Golden, Give Up, Demon Hunters'ın müziği aldı.
En iyi ses F1 zaten belki de F1'in hani Oscar bütün adayı olma amacı bu kategori gibi bir şeydi.
En iyi makyaj ve saç tasarımını Frankenstein aldı.
En iyi prodüksiyon tasarımını da Frankenstein aldı.
Yani şöyle Jack Belordu belki harika bir oyuncu olmayabilir ama gerçekten Frankenstein'da...
Adam bütün set içindeki 400 saatini makyaj masası başına geçirmiş ve gerçekten delice sevimli makyaj yapılmış.
Frankenstein'i izlemediğim için benlik bir tür olmadığı için onun hakkında yorum yapamıyorum.
İşte hak etti hak etme diyemiyorum.
Ama bence kesinlikle emeğinin ödüllendirmesi harika bir şey.
En iyi kostüm tasarımını Avatar aldım.
Ondan sonrasında en iyi özgün senaryo Ryan Coogler Sinners'la aldı.
En iyi uyarlama senaryo Paul Thomas Anderson'ı One Bust After Another'la aldı.
En iyi animasyon. Demon Hunters en iyi uluslararası film Sentimental Value.
Norveç'e giden ilk Oscar da bu sayede.
Joshim Trier'de almış oldu diye düşünüyorum.
En iyi belgeseli geçtim.
En iyi casting Bambus After Ender aldı.
En iyi sinematografiyi onu da Frankenstein aldı.
Yani arkadaşlar düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum.
Yani sinematografide Train Dreams'de bir film var.
Kendisi Netflix'te ülkemizde izleyebileceğiniz bir film ve Train Dreams ya da bizdeki adıyla Tren Düşe gerçekten sinematografi olarak çok güzel bir film.
Yani o kadar sade ama o kadar derinlikli bir şey anlatıyor ki.
Yani her kamera açısı, her işte kurgulanan sahnesi o kadar...
güzel ki ben normalde hani böyle derecesi aşk filmlerini çok severim.
Bu film daha çok böyle hayat üzerine işte bir adamın ailesine sadakati üzerine yani ortada çok da romantik bir şey yok aslında.
Tamamen hani dümdüz giden bir hayat doğrultusunda insanın başına neler gelebileceğini anlatan bir film ve gerçekten bu filmin hakkı yandığı için çok üzülüyorum.
Ama yani ne yaparsak yapalım işte Oscar'ı maalesef Frankenstein alıyor.
Onun dışında en iyi kısa film, iki film arasında bu en iyi kısa film Oscar'a paylaştırıldı.
The Singers ve Two People Exchange seri arasında paylaştırılmış.
En iyi kısa animasyon The Girl Who.
Cried Purse, en iyi kısa belgesel Old Amputee Rooms.
Umarım bunları en kısa zamanda bulup izleyebilirim.
Umarım buna vakitte bulabilirim.
Onun dışında March Supreme Gece'den ödülsüz ayrıldı.
3.20 saat ödül alamadı demiştim size.
Bu arada Oscar'larla alakalı da bir şey söylemek istiyorum.
Aslında hem yerli hem yabancı bir haberim var size.
Şimdi arkadaşlar biliyorsunuz ülkemizde ve tüm dünyada 17 Temmuz 2026'a gösterime girecek ve kesinlikle önümüzdeki Oscar sezonunu domine edecek bir film var.
Christopher. fırına olunan da Odyssey filmi.
Ve bu da Odyssey filmi yüzünden belki de Universal şirketi filmlerinin sinemalardaki vizyon penceresini uzatmaya karar vermiş.
Ve şöyle olacakmış.
2026'nın geri kalanını 5 haftaya uzatmışlar.
2027'de ise bu şirket filmlerinin 7 hafta vizyonda kalacağını duyurmuş.
Warner Bros. satın almaya hazırlayan Paramount da satın alma anlaşmasına asgari vizyon penceresini 45 gün olarak belirlediklerini Büyük işe filmlerine bunun 2-3 ayı bulabileceğini tarih etmiş.
Türkiye'de vizyona giren filmler ancak vizyon tarihinden 5 ay sonra dijital platformlarla yayınlanabiliyor.
Bu da neden? Ülkemizde 2019'da çıkan Yeni Sinema Kanunu'nda sinema sektörünün korunması amacıyla yapılan düzenleme ile sinema filmleri gösterim tarihinden itibaren 5 ay geçmeden ücretli yayın yapan platformlarda 6 ay
geçmeden ücretsiz yayın yapan platformlarda gösterilemeyecek maddesi eklenmiş.
Bu yas o günden beri uygulanırken hakların sahip olduğu filmleri sinemalarda da göstermek isteyen MUBI belirlediği film...
Dijitalde yayınladıktan sonra bir gün sonra sinemalarda vizyonu sokarak bu düzenlemeye tabi olmayacak farklı bir yöntem denemektedir diye.
Bu arada bu bahsettiğim haber de Box Office'de çıkmış oradan da bakabilirsiniz haberin detayına.
Yani aslında sinemamızı korumak açısından bu 5 ay çok güzel bir şey ama maalesef ülkemizde yani birçok sinema filmi yayınlandıktan bir hafta sonra genelde korsan siteleri malum siteleri düşüyor.
O yüzden bence devletin bu konuda önlem alması gerekiyor.
Yani bunun tabii ki iyi yanları da var kötü yanları da var ama eninde sonunda insanları sinemaya çekemedikten sonra o yapılan Sinema filmin yani sonuçta hepsi büyük perdeye göre belli en boy oranlarında kurgulanan filmler.
Hani sinema perdesine göre ses kurgusu, işte renk kurgusu, işte color'ı her şey sinema perdesine göre yapılan şeyleri evde izlemek bence keyifli değil.
Ha ben yapmıyor muyum? Tabii ki yapıyorum.
Yani bazı şeyleri işte vizyonda yakalayamıyorum, vakit bulamıyorum ya da atıyorum mesela işte iş çıkışı, sinemaya gitmeye bazen üşeniyorum.
Yani insanlık hali gün içinde çok yoruluyoruz.
Yani hepimiz okuldan da çıksanız, sınav döneminde de olsanız yani her an hani sinemaya gidecek motivasyonu yakalayamıyorsunuz.
Öyle olduğu için de ya Mubi'nin yaptığı aslında kötü bir şey değil.
Ama yani bir noktada da hani bu da zaman geçtikçe özellikle ülke sineması için hani iç pazar için söylüyorum.
Bu da bir noktada sinema endüstrisini öldürecek bir şey.
O yüzden devletin bu sınırı getirmesi kötü bir şey değil.
Ama yani bu sınırın aşıldığını bilerek ona göre önlem ansar ya da bu süreyi atıyorum daha da uzatsınlar ya da daha da kısalsınlar.
Artık nasıl ekonomik olarak devletin de işine geliyorsa değil mi?
Bu arada arkadaşlar ödül törenini bitirdik.
Evet anlatmayayım böyle detay detaysız anlatmayayım ama en çirkin detayı en son saklamış gibi olacağım ama.
Ya Oscar ödül töreninin yapıldığı tiyatrodan işte tören bittikten sonra bir fotoğraf paylaşılmış.
O tarihi tiyatroda bütün koltuk aralarında pet şişeler, ambalajlar, çikolata, hamburger, poşetleri.
Yani koskoca işte evli barklı çoluk çocuk sahibi erişkin yetişkin insanlar leş gibi bırakmışlar salonu ya.
Yani şu bizim ülkede yapılsa tiyatroda insanlar linç eder.
İşte medeniyetsizler, işte ahlaksızlar.
İşte siz nasıl eğitimsiz cahil insanlarsınız falan diye ama yani tüm dünyanın en prestijli ödül töreni sinema adına top seviyede bir imaj yaratan bir ödül töreninin çıkışında böyle bir şey yaşanmasını gerçekten
beklemiyordum. Buna da ayrıca inanamadım açıkçası.
Ve herkese Oscar'ları hayırlı olsun.
Artık gelecek sezonun Oscar'ını hep birlikte görüşmek üzere.
Sizi çok seviyorum. Bu arada haftaya çarşamba bonus bölümümüz var.
Harika, nefis, inanılmaz eğlenceli bir arkadaşımla bir bonus bölüm kaydetmeyi planlıyoruz.
Umarım hiçbir aksilik olmaz ve siz de dinlerken çok eğlenirsiniz.
Çünkü sürpriz bir TRT dizisini konuşacağız.
Bu ara özellikle cuma akşamları çok izleyen bir TRT dizisini ama spoiler vermiyorum.
Onunla artık haftaya çarşamba bonus bölümde dinlersiniz.
Bırakar dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Sizi seviyorum. Haftaya görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
