
Bu haftaki bonus bölümümüzde sektör çalışanı bir editör arkadaşımı konuk ettim.Yan yana filmini ve onun uyarlandığı Orijinal film Intouchables’ı konuştuk.
En son biraz da D.I.S.C.O. filmine değindik.
Haftalık bölüm Cuma günü gelecek.
Konuşmamı istediğiniz bir proje varsa sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşınız.
İyi dinlemeler.
Dinlerken keyif almanız ümidiyle…
Transkript
Vizyonda yayınlanan 5.
Bağlantı bölümüne hoş geldiniz.
Bu hafta arkadaşım Burak'la birlikteyiz.
Kendisiyle aynı sektöre çalışıyoruz.
O da bir editor ve izlediği şeylerde hem çok iyi bir analiz yapıyor hem de daha iyi değerlendiriyor ve kesinlikle çok iyi bir dinleyicidir.
O yüzden arada sessizlik olursa şaşırmayın.
Çünkü gerçekten tane tane dinler tane tane de anlatır.
Öncelikle hoş geldin. Hoş buldum İlknur.
Davet ettiğin için teşekkür ederim.
Rica ederim. Benim için büyük bir zevk.
Ayrıca arkadaşlar podcast olmasa biz uzun zamandır Burak'la görüşemiyoruz.
Yani neredeyse hani her gün bir şekilde işte konuşuyoruzdur gündemle alakalı vesaire ama hani hiç böyle fiziki olarak görüşmedik herhalde son birkaç aydır değil mi?
Evet görüşemedik. İşlerden dolayı görüşemedik.
Sen de iyi olsun ben de farkındayım.
Ama ondan önce de bugün senin doğum gününü kutlayayım.
Yeni yaşına mutluluklar diliyorum.
Ya teşekkür ederim. Bu arada arkadaşlar bu bölümde bugüne denk gelmesi tamamen tesadüf.
Ben ayarladım ama ayarlasam ancak bu kadar denk gelir değil mi?
Kesinlikle güzel denk geldi. Ben de sevindim bugün denk gelmesine.
Peki biz bugün ne konuşacağız?
Biz bugün hala vizyonda olan ve ülkemizde çok izlenen yerli bir işi aslında orijinal bir iş olmasa da uyarlama da olsa yine de bizim ülkemize çok ses getiren yan yana filmini konuşacağız.
Ondan bahsetmeden önce sana şeyi sorayım.
Son zamanlarda sinemaya gittin mi?
Neleri izledin? Nasıl buldun?
İzlediklerini bir kısa onlardan bahset istersen.
Tabii. Mesela son iki buçuk aydır beş filme gittim.
Ondan birisi yan yana filmi, diğeri disco.
Sonra Muhteşem Març'a gittik.
Bir korku filmi vardı.
Pek beğenmesek de ona gittim.
Zinciri Cin diye bir filmdi.
Dört filme gitmişim ben.
Beş değilmiş. Bu dört filme gittim.
Genelde beğendim bu arada.
Bir dönem mesela sinemada beklentiler karşılanamıyordu.
Sanki bu dönem çok daha iyi bir durumda filmler.
Tabii korku filmleri olmasın da diğerleri iyi durumda bence.
Peki içlerinden en beğendiğin ve sence Oscar almaya en yakın olan hangisi?
Oscar almayı yerlilerden bahsediyoruz.
Yerleri geçtim.
Yerlerde zaten Oscar adayı değillerdi.
Hani yabancı zevklerinden Hamlet'e de gitmiştin galiba.
Hamlet'e gitmedim ben. Ona gidemedim evet.
Hala vizyonunu kaçırma mutlaka.
Onu izleyeceğim. Ona gitmedim.
Son haftalarda sen sinemaya gidemedin bu arada.
İşte geçtiğimiz iki ayda ama sıkıştırılmış olarak arka arkaya hep gittim ama son haftalarda gidemedim sadece.
Yayına filminde de zaten senle biraz farklı düşünüyoruz o filmle alakalı.
Onu konuşacağız. Peki bu Muhteşem Marti'yi nasıl buldun?
Yani Timothy'yi nasıl oynamış sence?
Bence o çok başarılı bir oyuncu.
Gerçekten dülde alacağını düşünüyorum kendisinin.
Bence başarılı bir oyunculuk ama filmde sadece ben biraz bazı şeylerin uzadığını, orada biraz performansın düştüğünü düşünüyorum.
Yani izleyicideki algısının düştüğünü düşünüyorum.
Bir de zaten çok az izlenmiş öyle bir durum var 90 bin.
yakın izlenmiş. Bizim ülkedeki verileri düşük aslında ama hamlet kadar olmasını da bekleyemeyiz.
Biz böyle dram seviyoruz, ağlayalım, kendimizi yerden yere atalım istiyoruz da.
Yani Muhteşem Martı daha hızlı bir film.
Spor komedi filmi aslında gayet başarılı bence de.
Martı'nın baştan geçenleri anlatılan bir film.
Tabii en sonunda da bir Endo ile mücadelesinde aslında orada bir kapitalizmin o maça dahilini göz önü gösteriyor ama.
Yani onu tabii söylemeyelim ne olduğunu izleyemenler için.
Güzel bir anlatım var bence.
Sadece bazı yerlerde biraz düştüğünü düşünüyorum.
Yani izleyici açısından biraz bazen böyle hani o hızın düştüğünü düşünüyorum ben.
Ama evet 90 bin bence de az.
Daha fazla izlenmesini de hak ediyordu o film.
Kesinlikle. Bir şey gerçekten.
Yani güzel bir film bende evet beğendim.
Bakalım bu pazar gecesi tabii onun bizdeki saatiyle.
Bize göre pazartesi sabahı Oscar ödülü açıklanmış olacak.
Bakalım yani son yaptıklarından sonra bir tık zor olabilir ama.
Olabilir. O arkadaşlar Timothy'nin son yaptıklarını bu cuma günkü bölümde sizinle konuşacağım.
Detaylı anlatacağım. Yani Oscar'a giderken hiç yapılması gereken açıklamalar yapıyor.
Yönetmenlerin fiyaskoları korkunç zaten.
Yani öyle olduğu için de yarışmanın açıkları galibi görülürken sanırım DiCaprio'yu kaptıracak gibi.
Ki benim de gönlüm zaten sarışın birinin Oscar almasından yana ama.
Neyse uzun bir açılış yaptık.
O zaman geçelim yan yana filmine.
Öncelikle nasıl buldun filmi?
Orijinalini izlemeden düşün.
Bence başarılı bir komedi filmi her şeyden önce.
Yani izleyip de memnun kalmayanı daha görmedim gerçekten.
Herkes memnun ayrılmış filmden.
Zaten oyuncular çok iyi oyuncular.
Haluk Bilginer var, Feyyaz Yiğit var, Atıcı Aslan var, Bilge Önal, Şevval Sam var.
Şevval Sam çok kısa bir rolü var tabii ama o da var kadroda.
Bence başarılıydı.
Herkes izlediğinde belli bir seviye memnun kalacaktır.
Hani kimse hiç beğenmedim diyeceğini düşünmüyorum ben bu filmle alakalı.
Sen nasıl buldun peki? Yani ben annemle izledim.
Bir kere filmin süresi çok uzundu.
Bir de ben bunu gittim. Tabii ki daha çok reklam veren sinemada izlediğim için ekstra böyle 3,5-4 saat gibi bir şeye denk geldi.
Dehşet sıkıldım izlerken ve yani orijinal hikayede işte siyahi olan toplumda haksızlıklara maruz kalmış bir insanın bizde çingene ya da işte romana dönmesi ve neydi o itfaiye diye bir şarkıyla bunu yapmaları çok
kötüydü bence ya. Şöyle şimdi orada tabii Uyarlama olduğu için hani o Fransız filmiydi.
Türk'ü uyarlandığında, şimdi şey değil tabii ki siyah eşittir, roman değil demiyorum ama zor bir hayattan gelen bir siyahi konu almıştı orada.
Türk bize uyarlandığında zor bir hayattan gelen bir roman karakteri var.
Biraz hani ben böyle baktım olaya.
Onda işte yine bakması gereken çocuğu var, eşinden ayrılmış, zor bir hayatı var, geçimde sıkıntısı var.
Rastgele bir iş önüne denk geliyor ve görüşmeye gittiğinde oradaki kıymetli bir eşyayı...
alıyor falan. Hani öyle bir başlıyor.
Onun da da mesela aynı şekilde. Çünkü onun için çok kıymetli.
Hani gününü nasıl geçireceğini tam can bilemeyen, bilemediği bir hayattan geldiği için ona öyle bir davranış da bulunuyor aslında.
Filmin başında olur. Önemli bir detay olduğu için söyledim bu arada bunu.
O benim pek aslında işte Refik karakteri.
O pek rahatsız etmedi aslında.
Hani o roman karakterinin varlığı.
İşte mesela bizde çakarlı araçlarla yarışıyor.
Hani Fransa'da olmaz mesela bu.
Hani uyarlama olduğu için işte bizim toplumla alakalı algılara daha hitap ettiği için hani normal karşıladım ben.
Yani aslında yerleştirme yapmışlar.
Evet kesinlikle. Aynen öyle.
O yüzden biraz şey hani.
Bir de ben şöyle düşünüyorum bu arada.
Hani kaybettiğimiz ünlü isimlerin hayatlarında yapılacağına bence.
Keşke yani bu tarz damga vuran hem işte dünya sineması damga vuran.
İşte Moneyball var mesela.
Bir tanıyormuştu. Kazanma sanatı diye.
Çok güzel bir filmdir. Onu da seyredebilirsin.
Seyretmeler seyretsin bu arada.
O olabilir. Mesela If You Can Catch Me diye sıkı sakalı bir film var.
İşte DiCaprio oynuyor. Tom Hanks falan var.
Keşke kimse ondan uyarlansa. Bence eminim şey için de daha başarılı olur.
Yani yapımcı parasını risk ediyor sonuçta.
Ünlü bir ismin tabii ki kıymetli bir, toplum içi kıymetli bir isimdir.
Ama parasını risk eden kişi için de bence daha iyi yatırım yapılabilecek bir alan diye düşünüyorum.
Bu tarz damga vuran, iz bırakan, dünyada iz bırakan filmlerin uyarlanması daha doğru geliyor bana biraz daha.
Peki sence orijinali mi daha iyi yoksa bizim yaptığımız uyarlama?
Orijinali daha iyi, o kesin. Ben orijinalini daha fazla beğendim.
Bir de ben şey fark ettim.
Şimdi önce orijinalini izledim.
Sonra sana da gidip bizim uyarladığımız versiyonu izledim.
Mesela orijinalinde daha çok konuşma sayesi var.
İşte adamın neden onu yaptığını anlıyoruz.
Neden işte engelli olan patronunu bırakmak zorunda kalanı anlıyoruz.
O engelli patronun nasıl o hale geldiğini anlıyoruz.
Bizimkinde hiçbir şey yok. Adam engelliydi.
İşte bir paraşüt hikayesi var.
Sonra paraşütle birlikte uçuyorlar vesaire.
Hani genel hattıyla almışız.
Aradaki gerçekten hikayeye hizmet eden konuşulan kısımları.
Nüansları almışız. Aynen onları attık.
Hepsini tabii ki alamayız.
O zaten direkt çeviri olur ama.
Ya öbür türlü bilmiyorum ya.
Bu halde bana çok yavan geldi.
Anladım. Evet. Detaylara indiğimizde belki hani o kısımlara daha hani izleyicinin anlaması için gözlerini seyredebilirdi.
Olabilirdi doğru. Feyz'in canlandırdığı Ferruh karakteriydi.
Halit Binci anlandırdığı Refik karakterinde bence hani işte...
Feyyaz'ın yanında da Feriha karakteri.
O sinerji olmamış sanki değil mi?
Ya sinerji bence şöyle şeyde işte sen çünkü orijinal filmle kıyasladığın için orada çok geçiyor sana.
Evet yani. Orada sana fazla geçiyor.
Ben anlıyorum senin hangi kısmı geçmediğini.
Orada gerçekten şey hani tam olarak bir arkadaşlık oluyor orada.
Zaten gerçek bir hikayeden esinlenmiş bir film o.
Daha sonrasında işte onlar hani hayatları boyunca devamında birlikte olmuş hani devam etmişler.
Oradaki gibi bir sinerji tutmuyor.
Doğru diyorsun. Hani ben de o konuda öyle düşünüyorum.
Peki bunun da şeyin etkisi olabilir mi?
Şimdi hepimizin Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit'le ilgili bir ön kütüphanemiz var.
Yani onlar daha önce ne de oynadı, kimlerle oynadılar, ne tarz bir oyuncular, hangi dallarda, hangi türler daha başarılılar bunu biliyoruz.
Ama yani orijinalizmimizde Fransız o iki oyuncu ile ilgili en ufak bilgimiz yok.
Yoktu. Yani ben o iki oyuncuyu daha önce bir yerine izlemedim.
Acaba hani o da bize bir önyargı yaratıyor mudur sence?
Olabilir. Çünkü bir de Haluk Bilginer Tekay Tanrı Aliye'ye mahkum bir rolle olmasına rağmen oyunculuğunu...
Bence burada gösteriyor.
Zaten hani konuşma şekli, mimikleri sonra sadece hani ve ders hareketleri değil.
Hani bununla da kanıtlıyor başarısını.
Önyargı olabilir tabii ki.
Bir de son yıllarda şey çok fazla muhafaza kaldık.
Feyyaz Yiğit'e. Çok farklı işlerdi.
Hani o da var tabii. Ben mesela onu komik bulmuyorum ya.
Bu gibi dizisini izlemedim ama yani mesela sırf hani komik bulmam diye bile izlemiyorum.
Çünkü yani verdiği röportajlara bakıyoruz işte.
En son İbrahim Selim'e çıktı mesela.
Orada dedi ki hani Evet çok gerçekçi şeyler söyledi.
Hani işte çok çabalarsanız olur diyorlar ama bazen ne kadar çabalasak da olmuyor dedi.
Doğru ama ya hayata bakışı olarak ne bileyim hani çok sakin çok ünlülük açısından kötü bir ünlü bence.
Çünkü PR yapmayı bilmiyor işte çok fazla şeye katılmıyor vesaire.
Evet biraz magazinsel kısmında olmayan birisi.
Hatta hiç yok. Eşini bence çoğu kişi bilmiyordur.
Evet. Yani kamuya açık bir bilgi değil galiba.
Ben hiç bakmadım eşine.
Evet. Hatta eşiyle işte montaja girdiğini falan söylüyor mesela.
Ama hani eşi kimdir kimse tanımıyor gerçekten.
Feyyaz Bey biraz kendi işine bakıyor ve sonrasını düşünmüyor gibi.
Hani bence hani şey birazcık da kendisi soyutluyor o anlamda.
Mantıklı. Evet. Sen ama şey birazcık da galiba göz önünde olmasını tercih edersin ünlülerin.
Yani en azından hani mesela adamı sadece komedi işiyle tanıyoruz.
Yani belki başka şekilde belki farklı işler yaparak ne kadar iyi bir işte dram oyuncusu olduğunu kanıtlayabilir.
Ya da hani komediden devam etmek istiyorsa daha özgün şeyler yapabilir.
Yani burada Feyyaz Yiğit yerine kimi koysak olurdu bence.
Yani Feyyaz Yiğit yerine git Girey Altınuk koy.
Aynısı. Git mesela Atatürk'ü koy.
Hatta üstüne katlardı belki.
Anladın mı? Olabilirdi evet.
Ama şöyle orada bir fırlama bir karakter lazımdı.
Biraz girişken. Fırlama bir karakter lazımdı o filmde.
Feyyaz Yiğit bence hani olmuş.
Hani ben beğendim aslında.
Daha iyi bir seçim olabilir miydi?
Olabildi. Ama tabii Bigelow'un yerine daha iyi seçim olmazdı o kesin de.
Hani Feyyaz Yiğit'in yerine olabilir miydi?
Atatürk Belki.
Yani olabilir evet. Düşünmemiştim bunu ama olabilir.
Bir de şey mesela Bigelow'un Öner'la ilgili de çok...
İyi ya da nasıl diyeyim?
Çok pozitif fikirlerim yok ya.
Hani bazı oyunculara baktığında böyle yüzünde bir eksiklik, bir böyle donukluk, bir soğukluk hissedersin.
Mesela Cansu Derya öyle değil. Cansu Derya soğuk bir kadın.
Gayet mesafeli bir oyuncu ve kadın da ona göre roller kabul ediyor.
Ama bir gün al öyle uç şeyleri o kadar tek tip bir oyunculukta oynuyor ki.
Mesela bir başkadır da oynadı.
İşte köydeki imamın kızıydı değil mi?
Kız işte kapanıyordu, sonra açılıyordu vs.
Ama hani orada da aynı, burada da aynı.
Yani hani oyunculuk...
namına ya öncesinde şu vardı işte şu rolde bu kadar farklıydı bununla işte bu kadar farklı.
Hayır. Rollere sadece tiplemesi ve yeri değişiyor o kadında.
Mesela Hatice Aslan öyle değil.
Değil. Kesinlikle değil. Bir de 2015'te de altta olması lazım.
O zaman öğrenciydim ben. Bodrum Masalı diye bir dizi vardı.
Kısa süre izlemiştim. İşte öğrenci tamamında.
Orada da mesela çok benzer hani şeyde tavırda oynuyor.
Bir gün ben de mesela o eksikliğini düşünüyorum.
Çok hani fark yaratan, parlayan bir rolü yok.
Ya rolü olsa da aslında mesela onun rolünü gidip mesela bir başkaları da işte ölgüne mala versem belki farklı oynardı.
Kesinlikle farklı oynardı. Yani hani kadın gerçekten olduğu yerde sivrilemiyor ya.
Öyle bir sıkıntısı var bence onun.
O biraz ama şey eksik ediyor.
Hani ana kadroya biraz eksik ediyor gibi oluyor bence de.
Yani şey de değil bence ama kötü bir oyuncu değil.
Hani eksik de çekmiyor. Bazı o da onu da yapabilirdi.
Ama o yüzden bizden farkı işe girdiği zaman fark yaratmasıdır ya.
Yani niye mesela Ali değil de Veli, niye Ayşe değil de Fatma'yı seçiyorlar?
Bir fark yaratsın öne çıksın diye.
Sonuçta senarist hepsi aynı.
Motivasyonu yazmıyor ya. Doğru evet yani bir de kişiye göre de yazıyor olabilir tabii ki.
Evet orada bence de daha fazla kendisini ön plana çıkaracak rolü yok.
Bir de uzun zamandır aslında sektörde.
Ama mesela Afra 5 sene önce yoktu.
Şu an Afra çok daha üstünde.
Yani ben Big A'yı bile Afra'yla kıyaslamam ya.
Çok yani hani kaşı gözü olması hiçbir şey yok denir ya bazı oyuncular için.
Afra'nın da sarışın ve renkli gözü olması dışında hiçbir farkı yok yani.
Doğru ama oyunculuğu mesela Afra'nın daha değil mi?
Hayır değil. Öyle mi? Sadece şöyle Afra'daki olay.
Mesela Big A'nın öne çıkma sebebine neredeyse 10 yıl, 10 yılı demeyeyim hatta direkt söyleyeyim.
7 sene Aras Bulut'u İnanmı'yla sevgiliydi.
O sadece sektöre girdi. Mesela sen ben Aras'la sevgili olsak bambaşka bir yol alabilecek.
Yani bir sürü network oluşturup insanla tanışıp.
hani farklı filmlerde oynayabilecekken kız asla öyle bir şey yapmadı.
Hep geri plandaydı. Bir anda tabii adamlar yıllar sonra yani ortaya yaşa bakın bu da benim kariyerim diyebileceği bir şey kalmadı bence.
Ve yani Afray da baktığında yani tamamen popüler kültür modellemesi.
Şimdi oynadığı dizide hani iki başrolden birisiydi.
Ve aslında ilk ciddi iş için uzun sürdü.
Yani daha kısa sürebilirdi.
Oyunculuğu bence izleyiciye çok rahatsız etmedi ki.
Bu kadar sürdü. Çünkü rahatsız etse veya niye oraya geleceğim ama Handelçel gibi olsa mesela çok fazla böyle sürmezdi.
Handelçel'in işleri mesela filmi vardı işte Rüzgarı Bırak.
Orada tabii ki film olduğu için tekrarlar daha fazla alınıyor ama bizim dizilerin uzunluğunda her hafta Handelçel'in açıkları kapatılamıyor.
Mesela Afran'ın o kadar açığı olsa onu da kapatılamazdı.
Çünkü her 6 gün çalışıyorlar.
Dizilerin çok büyük çoğunluğu 6 gün çalışıyor.
Ve o kadar açığı olsa afranın yine kapatılamazdı bence.
Yani idare ettiğini düşünüyorum en azından orayı.
Yani bir insana da 3 milyon verip idare etmesini beklemek birazcık hayalperestlik ya.
Bilmiyorum. Ama şey tabii ki bir noktada bizim dizilerde o başlığı olarak başladıysa artık belli bir noktaya geldikten sonra yapımcı diyor ki olsun linç de yesem reyting alırım.
En kötü sosyal reyting ölçülür.
Yani aslında reklamın iyisi kötüsü olmaz derler ya.
Hande birçok yapımcı ne kadar kötü oyuncu olduğunu bilerek işe alıyor.
Ama diyor ki sette sorun çıkarmıyor diyor.
Sette vaktinde işini yapıp işlerin devam etmesini sağlıyor diyor.
Yani başrol oyuncusu dehşet sorun yaşamıyor.
Çok aksi bir insan değil. Kavga çıkarmıyor, gürültü çıkarmıyor vs.
gibi kabul ediyor. Bir noktada yani o işte Hande'yi oynatınca zaten Arabistan'a satacağı garanti.
Onların da alacağı garanti. Afran'ın da artık aynı şeyi var da.
Bir de Afran tabi avantajı şuydu.
O dönem başrol oyuncusu Mert Ramazan Demir de sevgiliydi.
Yani Cuma günü dizi izleniyor, diğer 6 günde ilişkisi konuşuluyordu.
Hani hep gündemdeydi, hep sıcaktı aslında Hafra ve Mert'in ilişkisi.
Halil'i yıl çapkına yansıyordu.
Ve bu da birazcık yükseltmiştir diziyi.
O aşklarının biraz in iç çıkışlı olması kesinlikle yükseltmiştir.
Onun etkisi vardır. O şüphesiz ama biz yine yan yana dönecek olursak mesela...
Yan yanında orijinal hikayede şöyle bir durum var.
Orijinal hikayede adam işte yavaş yavaş o kendi yanında çalışan kişiyi seviyor.
Ondan sonra ona bağlanıyor.
Ondan sonra hani onun diğer hayatına insanlar eve gelmeye başlayınca ilişki bitiyor.
Bizde mesela kapıya bir çocuk geldi ve ilişkileri bitti.
Adam dedi ki tamam gidebilirsin dedi.
O dedi ki tamam o zaman ben gidiyorum dedi ve kapıyı çarpıp çıktı gitti yani.
Ayrılman noktaları bence de biraz havada kalıyor.
Evet daha ciddi bir sebeple olması gerekiyordu.
Doğru mesela bu kısmı daha iyi işlenmesi gerekiyordu.
Ama mesela şu da mesela benim hoşuma gitmişti.
Bize uyarlama olduğu için.
Mesela Feyyaz Yiğit yani 17 kartlar Ferruh.
Deniz manzaralı jacuzziyi görünce resmen işine atlıyor.
Hani o mesela tam bizlik bir iş diye düşünüyorum mesela ben bunu.
Hani çok güzel uyarlanmış o kısmı.
Mesela ben bu kısmını beğendim ama dediğim gibi bazı kısımlar daha işlense biraz daha yukarı çeker.
Sen orada mesela düştün aslında bildiğin şey.
Sen mesela orada biraz koptun belki filmden.
Yani bir de mesela uyarlama...
Biz sonuçta orijinalini izledikten sonra bizdeki uyarlamasını izledik ya.
Ya aynı şekilde mesela tam tersi yapsan.
Seveceğin film değişir miydi?
Ya mesela ya da hiç orijinalini izlemedin.
Direkt bizimkini izledin. Ya harika olmuş.
İşte bence son rağmlerde yapılan en güzel şey deyip.
Hani çok beğenir miydin yoksa?
Yani bence çok vasat olmuş mu derdin?
Yo demezdim öyle. Vasat demezdim bence.
Yine ben ortalığımın üzerinde olduğunu düşünüyorum.
Güzel bir iş olmuş. Bir de Fransız yani asıl orijinal filmde.
çok fazla böyle yan detaylara, oralara fazla savrulmuyor dizi.
Bize biraz savrulma da oluyor. O asıl yapımda daha fazla böyle daha net gidiyor.
Daha yalın ve doğru gidiyor aslında o hikaye.
O yüzden ben Fransız filmindeki o anlatıcı hikaye örgüsü daha doğru geliyor bana da.
Anlatım tarzı daha doğru geliyor.
Bizimki birazcık yan eklemeler fazla olduğu için hani savrulmalar oluyor.
Evet ve şu anda mesela 18 hafta videonun da kalmış.
Son yıllarda Herhalde rekordur.
Kesin rekordur bence.
3 milyon yakın izlenmesi var.
İşte dediğim gibi bence bir referans olup başka uyarlamaları da yol açacaktır diye düşünüyorum.
Ya son dönemdeki bu özellikle Mustafa Usta'nın yaptığı işte Müslüm filmi ondan sonra Naim Süleymanoğlu'nun hayatı vs.
Ya onlarla kıyaslanan aslında konusu gayet zengin.
Gayet bir sürü şey yapılabilir.
Bence yine orijinaline bayağı sadık kalıp uyarlamışlar ama.
Kesinlikle. Yani... Bilmiyorum ya.
Yani daha iyisi bence hala yapılabilir gibi geliyor.
Bir de yani neden romana çevirirsin?
Mesela ya da tabii tam tersini düşünelim.
Romana çevirelim. Mesela neye çevirebilirdi bu ülkede ötekileştirilmiş?
Aklı geliyor mu? Tabii şimdi sayıp tepki toplamıyordum bence ama olabilir tabii ki bazı daha ufak azınlık gruplara hesap edebilirdi ama roman olmasaydı diyelim ki mesela bir
art dinliyim. Art dinli bir de olabilirdi.
Yine zor bir yattan gelebilirdi.
O da olabilirdi. Hani ben oraya az çok Takılmadım aslında.
Zor bir hayattan geliyor diye baktım.
Böyle bir şansı varmış diye düşündüm.
O da bizden biri. İşte sen mesela Antalya'sın.
Antalya olsun da bizden biri diye düşünecektim.
Çok fazla aslında o kısımla yoğunlaşmadım.
Zor bir hayatı vardı. Biraz bir düze düşük bir mahalleden geliyor.
Asıl filme de öyle, bize de öyle.
Oralara çok yoğun aslında takılmadım ben.
Ama kötü bir tercih olduğunda düşünmüyorum.
Diyorsun. Peki Haluk Bey neredeyse Çetin Tekindor olsa?
Zaten ikisi olabilirdi. Ben de ikincisi.
Alternatifi olurdu. Üçüncüsü yok.
Üçüncüsü Tuncay Kurtuz herhalde.
O da rahmetli oldu bence yani.
Yani mesela bir İlyas Salman.
Yok olmaz bence.
Olmaz. Bence çünkü Türk izleyicisinde de İlyas Salman o seviyede değil.
O yüzden olmaz. Ya ben Haluk Bigner şeyden dolayı çok üzülüyorum ya.
Çok geç bir yaşta ünlü oldu ve yani böyle gerçekten deli gibi PR yapacağı yıllarda.
Yani adam ya vize sorunları yüzünden belediyek film festivaline gidemiyor ya da bizdeki maalesef kötü Türk dizilerinde oynamak zorunda kalıyor.
Doğru ama oynadığı başarılı diziler de var.
Ama tabii ki dizilerin dışarı satıldığı, yurt dışı satıldığı zamanlarda değildi.
90'lara sonu, 2000'lerin başında olduğu, Türkan Şah ile oynadığı dizi.
2010'lar kariyerine başlaydı sıçraması çok daha yakın olurdu bence de.
Birazcık daha 90'lara sonunda denk gelen bir kariyerden de oluyor.
Haklısın bence de öyle. Ve gerçekten herhalde Türk...
tüm oyuncular dizi ve film oyuncularına ele alındığında her zaman ilk beşte olacaktır diye düşünüyorum ben.
Kemal Son'la falan yazıyoruz mesela.
Hani Haruk Bülent'e yazar diye düşünüyorum.
İnşallah ya. Çünkü hem işte en son en iyi erkek oyuncu aldı Emmy'de.
O çok iyiydi. Ve mesela ben hala onun o Emmy ödülü kazandığı işini izleyemedim ya.
Çünkü böyle bir biraz sıkıcı gibi geliyor.
Şahsiyette oynadı.
Sonra yanlış hatırlamıyorsam Bosker'da da oynadı değil mi?
Şu an HBO Max'de galiba.
Evet orada oynadı. Orada da oynadı değil mi?
Şu anda da şeyde oynadı.
Ali Atay. Evet.
Adını unuttum bu arada şu anda o dizinin.
Sekizinci Ali. Sekizinci Ali dizisinde oyundu.
Bursak Session'ın bizdeki uyarlaması.
Ama onu da kimse beğenmedi yani.
Bir de Disney Plus bence yerli çek üretmekte daha iyi olabilir ya.
Evet. Sekizinci Ali'yi izlemeyenler için Ölümlü Dünya 2 kadrosunun o karakterlerin farklı bir spin-off'u gibi harita.
Yani çok fazla o izleyim alıyorum ben.
O iki kesinlikle çok fazla aynı oyuncu var.
Bir de bazı o anları da alıp oraya yerleştirilmiş gibi hissediyorum hatta.
Bazı sekansları dizide, filmdeki işte orada kullanılmış gibi hissediyorum.
Ama Haluk Bilginer tabii ölüm dünyada yoktu ama bence kötü dizi değil bu arada.
İzlenir ama o kadroya daha iyi bir dizi yazılabilir miydi?
Kesinlikle yazılabilirdi. Bence bu yerleşten başka kötü bir yerleşe geçelim.
Disco. İzledin, nasıl buldun?
Bu arada Disco'yu... Bence kötüydü bilmiyorum.
Bence kötüydü. Şöyle, şimdi Greyhound Nox son yıllar zaten çok fazla bence.
Bu Kerem Özdoğan'la birlikte yapıyor çoğunluk işlerini.
Bence kendine bir yere dindi.
Yani bir izleyici kitlesi var artık.
Ya sence de her yerde değil mi?
Mesela şimdi en son işte bu Blue Tweed, HBO Max oldu ya ondaydı.
Evet, evet. Mesela orada şimdi işte hırsız polis gibi yeni bir yarışma programına başlıyorlar.
Hatta işte bir sürü kişi demiş ki ya bunu Acun nasıl akıl edene de çok mantıklı bir olaymış demiş de.
Ya bu kadar her yerde olması çok sıkıcı bence.
Çünkü bak mesela aklına kalan bütün eski yeni ünlüleri düşün.
Hiçbiri mesela bir senede 8 tane iş çekmiyor.
Çekmiyor ama şöyle bir şey var.
Yıldızının parladığı dönemde.
Akarken dolduruyor diyorsun. Aynen akarken dolduruyor evet.
Yani şu anda tam zamanı.
Çünkü ne yapsa tutuyor şu an.
Prensesiziz çok beğenildi mesela.
Gerçekten bence de başarılıydı.
o dizi. Var bunlar. Bence güzel sitcomdu.
Zaten uzun da değil.
20 küsur dakikalarda bitiyor dizi.
Bir bölüm bitiyor. O da başarılı bir işti ve çok sevildi.
İşte film çıktı, disco.
O da 1 milyon barajını geçti.
Bu işlerde bence Griot Nock yaptığı işlerde bir kitle oluşturdu.
Bence şu an yeni bir iş yapsa yapacaktı hani dizi veya film yapsa ben yine mesela 1 milyonuna yakın tutturur kesin.
Başarısız bir yapım bile olsa Hadi 600.000 falan olsun.
Yine izlenir bence. Çünkü o kitleyi oluşturur.
Şu anda hem popüler hem de o sıcağı sıcağına bir 600.000 kişi kesinlikle gideceğini düşünüyorum.
Çünkü işleri bence başarısız değil.
O belli bir sanatın üzerinde yapıyor kesinlikle.
Ve şey, seven kitlesi şu an artıyor gittikçe.
Ve kendisi şu an daha göz önünde.
Her programa çıkıyor. Kim çağırsa gidiyor.
Tam o işte bence ekmeğini yediği zamanda.
O popülerliğinin birazcık daha pekiştirdiği zamanda olduğu için.
Aslında... Doğru da olabilir yani şu anda hani başarılı gidiyor.
Hani yazı da biliyor çünkü kalemi de kuvvetli.
Onu da yapabiliyor. Bence hani doğru buluyorum aslında.
Ama şu da var tabii ki bir sürü ara vermemek de gerekebilir.
Hep bir diziye filme boğmak da izleyiciyi biraz bıktırabilir.
Ya bence çok tek düzey ilerliyor.
Tamam ya ülkede komedi oyuncusu eksiği var da yani onu da tek başına onu karşılamaması gerekiyor.
Ve komedisi de bence hep tek tip gidiyor.
Ama Prens'i izleyeceğim o aklımda.
Bir de bence bir oyuncunun kendi üstüne bu kadar çok hani ben komedi oyuncusuyum işte komedi işini en iyi ben yaparım olayını yapıştırmaması gerekiyor.
Çünkü öbür türde yani bu mesela bir sene böyle devam etti, iki sene böyle devam etti.
Adam zaten kendisi açıklamış işte ben artık hani evimi aldım, arabamı aldım hani artık şu hayatta hani kendi sosyal güvenceğim var ya artık tamamen hani sanat için yapıyorum demiş.
Yani böyle bir durumda da hani belli bir süre sonra sürekli gülmek ve güldürmek çok sıkıcı bir şey ya.
Yani bir noktadan sonra da diyecek ki ya işte ben...
Aslında iyi de dram oyuncusuyum.
Bana niye dram rolleri gelmiyor diyecek.
Ama sen olsan, yapımcı olsan bu riske girip yani komedi oynayan adama gidip mesela işte dram dizisiyle ilgili ya da işte bir Art House filmiyle ilgili teklif götürür müsün?
Götürmem. O zaman büyük bir risk.
Bir de izleyici ondan hep bir espri, bir güldürme, komedi tarzı bekleyecek.
O bir risk aslında tabii ki.
Başka bir türde bir yapım yer alamayacak olması diye düşünülüyor.
Ama hani bu yaptığı komedi işinde iyi yapıyor şu anda.
kitlesi var. Hani şu an tutuyor ya ne yapsa beğeniliyor.
İzleyici kazandırıyor. Hani bu böyleyken ne için?
Hani yaptığı işi iyi yapsın.
Hani komedi iyi yapsın. Yeterli bence.
Hani illa bir işte ne bileyim işte bir mafya dizisinde oynayamaz.
Tamam orada oynayamazsın mesela ne bileyim.
Hani mesela Kenan Bize Doğulu için de Deli Yürek'ten beri hep aynı işte hani benzer işlerde oynadığı mesela o eleştiri yapılıyor.
Oynadığında da hep seviliyor.
Yani bence son işte Afrail yaptıkları abi dizisi yani Bu ülkede öyle bir işin ATV'de bile olsa o kadar reyting alması bana çok gerçekçi gelmiyor ya.
Yani başlar başlamaz birinci başladı.
Çift taneli reyting oranlarıyla başladı.
Ve işte herkes dedi ki yani bunların ikisi ne alaka?
Hani işte baba kız oynasalar hani ancak belki o zaman olabilir dedi.
Ve bu kadar sansasyon yaratıp hani bir şekilde belki de dikkat çekip izlendi ama bu kadar izlenmiş olamaz ya.
Abi dizisini tabi biliyorsunuz seyretmedim.
Ama ben uzun soğukluğu olacağını düşünmüyorum o dizinin de.
Biraz o hype'lanarak işte...
Geldi gerçekten. Hem kadrosu çok güçlüydü.
Hatta Hande Erçin değilse öyleydi işte.
O da çok aslında iyi başlamıştı.
Azalarak devam etti o reyting oranları.
O basamakları ben reyting basamaklarına teker teker ineceğini düşünüyorum.
Hani o bence de bir de 10 üzeri reyting falan mümkün değil.
Yani bu ülkede Uzakşehir o kadar izleniyor.
Onda da zaten gerçekten onun bir kitlesi var.
Yani iyi ya da kötü dizi.
O tartışılır zaten de. Yani gerçekten hani dışarı böyle 3 kişiden ikisi izliyor diziyi bir şekilde.
Kesinlikle. Yani o...
klasmanlı olduğunu ben de düşünmüyorum.
Başa olacağını düşünmüyorum. Disko'ya dönersek onu da konuşalım.
Bence konusu şey başlıyor.
Aslında biraz komedi var içinde ama aslında farklı bir şeyle başlıyor.
Gizli bir teşkilatın üyesi olarak işte Kerem Özden oynayan oyuncu karakter, işte Ertan karakteri öyle bir başlıyor.
Her zaman havalimanında, Kıbrıs'taki havalimanında tanışıyorlar.
Hani onunla orada bir hayat nokta tanışıyor.
Ondan sonra başlayan bir serüven başlıyor.
İkisinin başı çektiği bir serüven başlıyor.
Bence hani Gizli bir teşkilata geçen bir hani tabii ki iki biraz hani mesela Ertan çok öyle bir ajan değil aslında.
Başka bir ajan değil. Aslında iki safozun hikayesi yani.
Gibi oluyor. Aynen öyle. Öyle başlıyor.
Sonra kadınlar da dahil oluyor vesaire.
Yani güldürdü mü güldürdü ama iyi miydi?
Gerçekçi değildi tabii ki.
O teşkilat tabii ki mümkün değil.
Öyle bir teşkilatta öyle bir karakterlerin yer alması, kadınların dahil olması, ailesinin dahil olması falan mümkün değil tabii ki.
Beğendin mi? Özetle.
Ben beğendim. Komedi olarak beğendim ben.
Tamamdır. O zaman geldiğin için teşekkür ediyorum.
Bence çok güzel, akıcı bir bölüm kaydettik.
Umarım arkadaşlar sizi dinlerken çok sevmişsinizdir.
Bakalım talepte bulunursanız belki gelecek bölümlerde Burak'a tekrar konuk ederiz isterseniz.
Teşekkür ederim. Rica ederim.
Ben teşekkür ederim. Umarım.
Daha çok sinemaya gideriz ve daha çok filmi sinemada izleyip daha çok konuşuruz değil mi?
İnşallah. Umarım. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Cuma günkü bu haftanın bölümüne görüşmek üzere.
Sizi seviyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
