
4.Bonus: Blake Lively x Justin Baldoni Davasında Kim Haklı ?
25 Şubat 2026 · 41 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Her şey bir filmle başladı.
Bu partnerlik birbirine saygı ve sevgi duyarak başladı ancak bu kadar uyumlu ve iyi oyuncuların arasındaki ilk sorun BİZİMLE BAŞLADI BİZİMLE BİTTİ film setinde ortaya çıktı.Filmin galasına kadar halı altına süpürülen tüm sorunlar ise bir gecede kamuoyu önüne saçıldı.
Sıfırlar,virgüller,9 haneli paralar…
Bu hukuk mücadelesinde sadece egolar savaşmıyor,sinema ve yakınlık koordinatörleri de mücadele içinde yer alıyor.
Taylor Swift’in bile yalnız bıraktığı Blake Lively,Justin Baldoni’nin halk desteğini yenebilecek mi ?
Çok uzun bir süreci size geniş geniş anlattım.Mahkemenin jüri kararı Mart ayında belli olacak.
Hepinize iyi dinlemeler.
Benzeri konularda daha çok bölüm istiyorsanız sosyal medya hesaplarımdan bana yazabilirsiniz.
Transkript
Herkese merhabalar.
Vizyonlu Yayında'nın 4.
bonus bölümüne hoş geldiniz.
Umarım Cuma günden beri, yani en son benim sesimi duyduğunuzdan beri çok güzel bir hafta sonu geçirmişsinizdir ve umarım bir sürü şey izlemişsinizdir.
Bugün öncelikle size şunu soracağım.
Nasıl bitirdiniz acaba haftayı?
Neler yaptınız? Nereye gittiniz?
Kimlerle görüştünüz? Söylemek isterseniz sosyal medya hesaplarım hepinize açık.
Ben en son Beauty From Pain izledim.
Yani Acı'nın Güzelliği. Bu filmi bir Passionflix dizisi olarak malum sitelerde izledim maalesef.
Passionflix'e de hemen onu anlatayım size.
Bir eğlence yayın platformu ve yapım şirketi.
Kim kurmuş? 2017 yıllı yönetmen ve yapımcı Tosca Musk, senarist John Kane ve yapımcı Gina Payne Bianco tarafından kurulan bir şirket.
En çok satan romantik...
hikayelerini, romanlarını, orijinal film uyarlamalarını yayınlamaya odaklanırken aynı zamanda klasik romantik filmleri de yayınlıyor.
Bu arada söylediğim anlayacağınız üzere platform Elon Musk'ın kız kardeşi tarafından kurulmuş.
Henüz ülkemize gelen bir uygulama değil.
Daha doğrusu şöyle anlatayım.
Aslında uygulama sitesinde var.
App Store'dan, Play Store'dan indirebiliyorsunuz.
Ama ödeme ile çalışan bir uygulama olduğu için ödemeyi bizim ülkemizden kabul etmiyor.
Çünkü bizim ülkemizde aslında tasarlanmış bir uygulama değil.
Aynı zamanda Türkçe dil desteği olmadığı için.
Yani bize var gibi gözüküyor ama olmayan bir uygulama.
İngilizcem çok iyi derseniz de yine de her halükarda ödeme yapmanız gerekiyor.
Euro ve dolar üzerinden. Onu da zaten bizi güvenli görmek için maalesef bizden kabul etmiyor.
Ama yine de bunu size niye söylüyorum, bu filmi size niye öneriyorum?
Bir kere film çok güzeldi.
Yani birazcık 365 gün ayarında bir filmdi.
Yani öyle çok işte 1800'ler İngiltere'si gibi böyle çok da romantik bir şey beklemeyin.
Yani güncel bir romantizm ama biraz şehvetli, biraz tutkulu bir romantizm.
Ben de size bu platformdan niye bahsettim?
Buradan da duyururum ki bu platformun işlerine siz de bir bakın mutlaka.
Instagram hesabından ileride çok popüler olacağına eminim bizim ülkemizde.
F filmi de tabii ki tavsiye ediyorum.
Umarım o filmden sonra da bir devam filmi görürüz.
Ha kitap uyarlamasıymış. Kitabın her ikincisi çıkmamış ama.
Genelde zaten bir şeyi çok izlediğiniz zaman çok tuttuğu zaman ikincisi de çok beklenmiyor kitap olarak ama mutlaka film olarak gelecektir bence.
Şimdi gelelim konumuza.
Fark ettiyseniz ilk kez bir bonus bölümde tek başımayım.
Bu bonus bölümde size ne anlatacağım?
Daha sakin şekilde niş bir konuyu ele alalım isterim sizinle.
Yeni bonus bölümümüzde bir taciz iddiası ve bunun sektöre kaybettirdiği parayı güveni konuşacağız.
Bir film hakkında her kriz bir fırsat yaratır mı sizce?
Ya da reklamın, PR'ın iyisi kötüsü olmaz diyen azılı reklamcılardan mısınız yoksa benim için ahlak, etik her şeyden önemli diyen insanlardan mısınız acaba?
Onun dışında Taylor Swift sizce bu anlatacağım olayın neresinde?
Bundan da tabii ki bir parantezi açıp bahsedeceğim.
Onun dışında yönetmen ve başrol oyuncusu eğer aynı kişi olursa bu durum hangi ihmalleri doğurur?
Ya da aynı kişi olması işleyişin daha hızlı olması açısından filmin kurgusunun daha hızlı bitmesi, oyuncu seçiminin daha hızlı sonuçlanması açısından daha mı iyi olur sizce?
Ve son olarak taliz edildiğini iddia eden her kadın sizce haklı mıdır?
Böyle zor bir konuyu ele alacağız sizinle.
Öncelikle şöyle söyleyeyim.
Robin Williams'ın da dediği gibi dünya kadınlar yönetimi olsaydı hiç savaş yaşanmazdı.
Ancak 28 günde bir derin müzakereler yaşanır demiş.
Bu hikayede bir kadın sayesinde çeşitli müzakereler sıkça yaşanacak.
Eğer siz hazırsanız şöyle bir merak yaratabilirsem sizle bence artık başlayabiliriz diye düşünüyorum.
Bu bonus bölümümüzdeki çatışmamızın adı Black Diary ve Justin Baldwin çatışması ya da kavgası artık ne derseniz.
Olayları anlatmaya en baştan başlayayım ki kafanız karışmasın, olay örgüsü dağılmasın.
Ve tabii ki bunun bizimle alakasını hemen anlatayım.
Black Diary ve Justin Baldwin'e...
Çok iyi iki tane oyuncu bence.
Ve tabii ki iki oyuncu da bir araya gelince mutlaka işin içine bir sinema, bir dizi olacaktır.
Ve her şey tabii ki bir sinema filmiyle başladı.
Colin Hoover'ın çok satan romanından uyarlanan It Ends With Us yani bizim dilimizde.
Bizim dağıtımcıların çevresiyle bizimle başladı, bizimle bitti.
Filminin başrolü Lily Bloom karakteri için Ocak 2023'te Black Live seçiliyor.
Ve oyuncu seçimi 26 Ocak 2023'te Justin Baldoni'nin yönetmen ve başrol olarak projede yer alacağı haberle birlikte duyuluyor.
Ve oyuncu seçiminde Black Live'i kim seçti derseniz kitabın yazarı Colin Hoover.
Önayak oluyor Justin Baldoni'de daha önce farklı yerlerde izlemiştim.
Hoşuma giden bir oyuncu. Hem popüler bir oyuncu, medya.
Etki alanı yüksek, hepimiz için iyi olur diyerek bu oyuncuyu seçiyor.
Ve Colin Hovers tarafından ikisi birlikte bir duyuruyla Black Live olacağını duyuruyorlar.
Live ile aynı zamanda Justin Baldwin gibi filmin yapımcısı olarak da yer alıyor.
Seçim sürecinde tabii ki kitabın yazarı Lily Bloom karakteri olarak Black Live'i tercih etti dedim.
Ondan sonrası rol seçimi tarih olarak Ocak 2023'te bunu duyurulması 26 Ocak yani daha çok ay sonuna doğru.
Çekimlerin başlaması 5 Mayıs 2023 gösterim tarihinde.
Yani filmin Amerika'da vizyona girmesi 9 Ağustos 2024'ü buluyor.
Nisan 2024'te Blake Lively bir röportajda diyor ki büyük bir hayran kitlesine sahip olan bu kitabın ana karakteri Lily.
Buluğumu canlandırmanın bir onuru olduğunu dile getiriyor ve şöyle diyor.
Kitabın başarısından anlaşıldığı gibi Lily çok sayıda insanda yankı uyandıran bir karakter.
Bu kadar anlamlı bir etki bırakan bir karakteri canlandırmak benim için büyük bir onur.
Lily'yi sevdim. Umarım bu sevgiyi benim gibi onu önemseyenler ve onunla ilk kez bu filmde tanışacaklar da hisseder diyor.
Blake Nively 2023 yılında It Ends With Us filminin çekimleri sırasında yönetmen ve başörtü arkadaşı Justin Baldoni hakkında da şunlardan bahsediyor ilk düşünce olarak.
Profesyonel biri diyor güzel bir iş birliği olacaktır diyor.
Projenin yoğun duygusal yükü üzerinde baskın sebep olsa da bu işin altından kalkacağın diye açıklamalarda bulunuyor.
Filmin konusu ne? Film tabii ki bir kitap uyarlaması öyle olduğu için kitaba bağlı kalmaya çalışıyorlar.
Ama aslında bu da ileride bir risk yaratacak.
İleride bu da belli sorunlara sebep olacak.
Bu arada şundan da bahsedeyim size.
Filmin konusu anlatacağım size ama.
Şimdi arkadaşlar şöyle söyleyeyim ben bu olayı filmin çıktığı gününe itibaren takip ediyorum.
Bu yaşayan gelişmeleri ve belki de Amerika'da Hollywood'da en çok içeriğine hakim olduğum çatışma bu ikilinin arasındaki çatışma olabilir ve gerçekten nereye varacağını...
Dehşet merak ediyorum. Belki bizdeki magazin olaylarından bile daha çok hakim olabilirim buna.
Ama tabii ki yine de size aşama aşama bilgi vermek için bayağı oturdum.
Ders gibi bu bonus bölümün içerisine çalıştım.
Bayağı sayfalarca notlar çıkarttım.
O yüzden de nasıl bu kadar çok detaya giriyorsun, nasıl hepsini akla tutuyorsun derseniz kesinlikle hepsini gerçek zamanlı olarak takip ettim.
Ama onun dışında hepsini bayağı sayfa sayfa sınava çalışır gibi sizler için çalıştım.
Bu bölümü o şekilde ortaya çıkarttık.
Umarım sonuna kadar da hiç sıkılmadan dinlersiniz.
Çünkü bence çok heyecan verici.
Ve her açıdan çok kaotik, çok ilginç fikirler uyandıran bir olay bu.
Yani bu filmin tamamı, sette yaşananlar, setten sonra yaşananlar, hala devam eden dava süreci bence çok ilginç ama hepsinin detayına gireceğim.
Öncelikle filmin konusundan bahsedeyim.
Bizimle başla, bizimle bitti filmin konusu.
Traumatik bir geçmişten geldi.
Lili Bulum'un benzeri yani...
Riley, Kinsleyt ile yaşadığı tutkulama istismarcı ilişkiyi konu alıyor.
İlk aşkı atlasın geri dönmesi birlikte şiddet döngüsü ve hayat tarzını zor bir seçim yapmak zorunda kalan Lily kendi gücünü keşfederek aile içi şiddet döngüsünü kırmaya hedefliyor.
Ondan sonrasında tabii ki hamile kalıyor.
Filmin sonunda da kızıyla birlikte kendine bekar ve huzurlu bir gelecek inşa ediyor.
Filmin oyuncu kavgasını en sonunda Housemaid yani hizmetçi filminde izlediğimiz, bu sene başında izlediğimiz Brandon Skinner var.
Bu detayı bilerek veriyorum size çünkü bunun bile bu süreçte bir önemi var tüm olayın içinde.
Peki film ne kadar izlendi?
Film 2024 yazının büyük bir gişe başarısı elde ederek dünya çapında 200 milyon doların üzerinde yani yaklaşık 204,4 milyon dolar gişe hasatı elde ediyor.
Yaklaşık 25 milyon dolarlık düşük bütçesine rağmen ilk haftasını 100 milyon dolar barajına aşarak büyük bir başarı sağlıyor.
Küresel haslat da toplama haslat 204,4 milyonu aşarken bunun 106,7 milyon doları Amerika'dan yani yurt içinden geliyor.
97,7 milyar doları da uluslararası pazardan yani bizim gibi bunu farklı coğrafyalarda izleyen ülkelerden geliyor aslında.
Onun dışında başarı olarak film vizyonundaki ilk günlerinde 50 milyon dolarla beklentileri aşıyor ve Deadpool ve Wolverine ile aynı anda gişede zirveye yerleşerek dikkat çekiyor.
Film özellikle ülkemizde 2024'teki yerli filmlere göre...
Çok daha fazla izleniyor. Hem de o yıl Amerika'da vizyon girmesiyle aynı gün bize vizyon giriyor ve bu genelde bize çok sık yaşanmaz.
Yani bizde en hızlı vizyona giren filmlerden bir tanesi oluyor.
Amerika henüz filmi keşfedene kadar film bizde çok izleyenler listesine giriyor.
Ve 2024 yılında da aslında bu filmin vizyon girdiği yaz önünde bir sürü bizde güzel, komik ya da işte korkulu, cinli filmler var ama onların hepsini geride bırakıyor.
Bizdeki aslantını da hemen söyleyeyim size.
Toplam 36.626 kişi izliyor.
Bizde bu filmi toplam 7 haftada yani 1,5 ay gibi bir sürede.
Bizdeki şahsatta bakın sadece bizden bu filmin kazandığı para 7,5 milyon TL civarında.
Siz düşünün yani tüm dünyadan ne kadar kazandığını.
Onun dışında tabii ki bu bir kitaptan çevrim bir film olduğu için, kitaptan uyarlı olduğu için dünya çatında başta eleştiri alıyor.
Ben film izleminde... Kitabını henüz okumadığım için ben de bir önyargı yaratma diyen, ben sadece fragmanını izlemeden posteri görme.
Romantik bir filmmiş dedim. Hani başrollerle birbirine yakışıyor gibi duruyordu afişe bakınca.
O yüzden de filme girdim ki beni biliyorsunuz zaten.
Ben genelde filmlerle ilgili bir ön sezi, bir ön bilgi olması için herhangi bir şekilde fragmanını izlemiyorum.
Kim oynuyor, yönetme, kim yapımcısı, kim benim için yeterli bilgiler.
Dünya çapında kitabı okuyanların tabii ki başta eleştirileri vardı.
İlki, alet şiddetin yanlış tasviri.
Film, Colin Howard romanındaki şiddet temasının yeterince derinlemesi işlemiyor ve şiddeti bir aşk hikayesinin arka planda önemsizleştirdiği ya da yücelttiği için eleştirildi.
İkinci konu, pazarlama ve duyarsızlık.
Başrol ünlüsü, Black Live'nin...
Filmin tanıtım turunda yani PR sürecinde neşeli ve mizahi bir tavır sergilemesi, röportajların şiddet konusuna hiç değinmeyip, saç ürünlerini, çiçekli elbiselerini ön plana çıkartması ve şiddet mağdurlarına karşı duyarsız gözükmesi
ya da duyarsız algılanması gibi şeylerden dolayı eleştirildi.
Üçüncü nokta oyunculuk ve derinlik eksiği.
Film ciddi bir konuyu ele almasına rağmen duygusal derinlikten yoksun ve yüzeysel bulunuyor.
Olabilir ama bu biraz da yani kitabı okumanıza bağlantısı eleştirilir aslında.
Onun dışında kitap hayranlarının hayal kırıklığı kitabın sadık okuyucuları kitaptaki önemli olayların ve karakter derinliğinin filmden çıkartmasına tepki gösteriyor.
Yani şimdi benim de genelde izlediğim birçok iş böyle kitaptan filme uyarlanan şeyler olduğu için.
Şimdi arkadaşlar bazı kitap okuyucuların hiç anlamadığı bir şey var.
Belki siz de onlardan birisiniz.
O yüzden size de açıklayayım.
Şimdi şöyle bir durum var. Kitap mesela 350 sayfa.
Ama mesela sizin onu bir filmde anlatabileceğiniz maksimum süre 3 saat.
Hadi diyelim Nuri bir geceyle alsanız 3,5 saat.
Ama 3,5 saat boyunca bir insanı, bir topluluğu sinema salonunda tutup her anda ekran kitlenmesini sağlamak çok zor bir şey ki.
Bir filmi 3,5 saat olarak yaptığın zaman bu dağıtımcıları da etkiliyor.
O filmin pazar payını da çok etkileyen bir şey.
İnsanların dikkatini dehşet dağıtan bir şey.
Yani hani evet ben de hani kitabını okusam belki ben de öyle isteyeceğim ama bir yandan da sinema sektörünün, sinema sanatının kliklerini de bilmemiz gerekiyor bence.
Yani düşünsene de siz izleyici olarak 3,5 saat hani sırf kitapla aynı olsun, sırf kitapla birebir gitsin diye size bunun dayatıldığını ve arada hani kitaptaki malum hani kitap dediğimiz şey tamamen hayal gücüne dayalı bir şey ya.
Yani ben kitapta atıyorum yazar.
8 sayfa bir başlığı kadın karakterinin saçını ellemesini, saçını yapmasını anlatıyor.
E siz onu filmde o kadar uzun anlatamayacağınıza göre ya da dizide.
O yüzden de ben bu dayatmanın çok saçma olduğunu düşünüyorum.
Çünkü evet genelde bu şekilde kitaptan film uyarlamalar her zaman kitabın yazarlarıyla birlikte çalışırlar.
Mesela Outlander'da o tip bir dizi.
Her zaman orada Diana ile birlikte çalışmış.
Sener Sekin ve her zaman Diana da müdahale etmiştir.
Ben bunu kitapta böyle yazmadım vs.
diye. Ama onu birebir şekilde zaten kitaptan...
Görsel dünyaya o şekilde aktaramazsınız.
Öyle bir dünya yok. O yüzden de gerçekçi olunması gerekiyor.
Hem de her şey kitaplar ne olursa bunun bir özgünlüğü, bir farklılığı kalmayacak ki.
En son Uğultuğu Teper'de benzer bir eleştiri yapıldı ama sonuçta baktığınızda artık insanların gözü Uğultuğu Teper deyince başka bir şey canlanıyor.
Bunu da yazar engelleyemez.
Ayrıca bu tip şeyler de yazarın her halükarda işine geliyor.
İnsanlar diyor ki ha bunun filmi bu kadar güzelse bir de kitabını alıp okuyayım diyor.
Yani bu aslında tersine de çok güzel işleyen bir şey.
Onun dışında... E set arkası dramısı tabii ki dünya çapındaki başlı eleştirilerden.
Yönetmen Justin Baldoni ile Black Live arasında yaratıcı kontrol tartışmaları ve set arkası huzursuzlukları, kilo ile ilgili iddialar filme gölge düşürüyor.
Ha biz bu arada bunların birçoğunun habersizken, tüm dünya bunları tartışıyorken Amerika ve İngiltere'de bambaşka bir kaosun pençesine yedi.
Sinefiller, sinema yazarları, basın.
Yurt dışında filmle ilgili öyle bir şey gündeme düştü ki bu beni gerçekten çok şaşırtmıştı.
Yeterince filmin detayını verme göre artık gerçek, kaotik tarafa geçebiliriz bence diye düşünüyorum.
İlk kaosun bütün kamuoyunun önüne döküldüğü yer aslında filmin galasıydı.
Filmin galası da filmin başrol oyuncuları, aynı zamanda filmin iki yapımcısı ya da filmin bir yapımcısı ve bir yönetmeni yani Black Live ve John Stimbalo'nun hiçbir araya gelmediler.
Ondan sonrasında şöyle bir şey yaşanmış.
Tabii ki biz bunu sonra belgesellerden ve işte çeşitli Hollywood gazetecilerinden öğreniyoruz.
Black Lion ve kocası Ryan Reynolds kırmızı alıda pozluyorken filmin galasında Justin Baldino ailesi Bodrum katına götürmüş ve bir saat orada bırakılmış yani.
Ben buna inanamıyorum nasıl yaşandı.
Bunun detayı hatta size bu anlatacağım.
ve anlattığım her şeyin detayları HBO Max'te Just Me Black diye bir belgesel var.
Yaklaşık 52 dakikalık.
Yani bir saat bile değil. Yemek yerken izleyebilirsiniz.
Onu da öneriyim size. Orada bütün detayları kamera görüntüleriyle var ve ben inanamadım.
Ben bu olayda mesela onu kaçırmışım gerçekten.
Aşama aşama takip ederken.
Ve yani inanamadım. Ve Justin Malone diyor ki hayatının en güzel gecesi olabilecekken çünkü onun da ilk uzun metraj filmlerinden bir tanesi olacaktı.
Bizimle başla bizimle bitti ama benimle ve ailemle birlikte Black bu geceyi huzurla yaşamak istedi.
Onun yerine kocasıyla kameraların önünde poz kesti diyor ki haksız da değil.
Ve şöyle bir şey ben bu olayı ilk gördüğüm zaman ilk takip etmeye başlandım.
Bu olayın bu kadar büyüyeceğini gerçekten tahmin etmemiştim.
Ama tabii ki ben yine de bir kaos bağımlısı olarak hali hazırda.
Amerika'nın en...
Çok ses getiren olayın takip etmeye başladım ve gerçekten bugün hala bu olay devam ediyor.
Yani gerçekten nereye varacak bu?
Yani bunun sonunda kim haklı çıkacak, kim suçlu çıkacak, kim iftira atan olacak?
Gerçekten bunların hepsini çok merak ediyorum.
O devam yaptığı açıklamalar ve tavırları sebebiyle Black Live'e çok fazla tepki çekmişti.
Devamında da tüm bu iddiaların ardından Black Live'in Justin Baldoni'yi cinsel tarzı ve itibarını yok etmeye çalışmakla suçladı.
İddiaya göre Baldoni filmin çekimleri süresinde ünlü oyuncuya cinsel tarzı sayılabilecek davranışlarla bulunmuş.
Sürekli olarak fazla kilolarını gündeme getirmiş.
Hatta ölmüş babası hakkında rahatsız edici konuşmalar yapmış.
Black Live Justin Balden'in senaryoda yer almamasına rağmen filmin sürekli daha fazla cinsel sahne eklemiş, eklemiş, eklemiş ve kendisini yani bir başlığı kadına oyuncusu aynı zamanda film yapımcısını zor dönümde bırakmış.
Bunların hepsi Blake'in kendi iddiası tabii ki.
Ondan sonrasında ne oluyor hemen anlatayım size.
Devamında da işte toplantı Justin Balvin'in live'e artık çıplak video veya kadın görüntüsü göstermesinden bahsediyorlar ve bununla ilgili tabii ki yapım şirketindeki toplantıda da işte Black diyor ki işte
Justin artık benim cinsel yaşantımdan bahsetmeye bırak senden çok sıkıldım vesaire bunu böyle yapım şirketine karşılıklı kavga ederek bir toplantıda konuşuyorlar.
Ondan sonrasında Black live'e Justin Balvin'in hem film çekimleri süresince hem de film gösterime girdikten sonra hakkında olumsuz haberler yaydığı ve itibarını yok etmek için kapsamlı bir manipülasyon kampanyası başlatma
öne sürüyor. Black Live diyor ki tüm bu yaşayanlarla ilgili olarak New York Times'e bir demeç veriyor ve orada umarım bu yasal şikayetin suistimaller hakkında konuşan insanlara zarar vermeye yönelik bu uğursuz misilleme taktiklerinin üzerindeki perdeyi kaldırmaya ve
hedef alınabilecek diğer kişilere korumaya yardımcı olur diyor.
E tabii ki bu iddiaların hepsi en çok kimin işine yarıyor?
Tabii ki iki tane başrol oyuncusunun işine yaramıyor.
Bu iddiaların hepsi en çok filmin işine yarıyor.
İki tarafa da bütün bu süreç boyunca çok fazla maddi manevi kayıp yaşatsa da iddiaları duyan sinefiller başta olmak üzere tüm dünya koşarak sinemaya gidiyor tabii insanlar.
Ya neymiş bu iddialar? Bu filmde ne var ki?
Bu kadar çok taciz iddiasına yol açtı.
Yani bunlar ne sahneleri çektiler ki tacizden bahsedilebiliyor diyorlar ve milyonlarca insan böyle bir hani nüans yakalamak için filmi böyle bir önyargıyla izlediler ve bence bir seyirci için yapılabilecek en kötü şey bir filmi önyargıyla
gitmek ve hani filmde hep nasıl diyeyim art niyetli işte haddi aşan, sınırı aşan bir davranış aramak filmin bütün zevkini, bütün güzelliğini içine etmeli.
Bu arada film bence çok güzel bir filmdi yani.
Ben tabii kitap okumadığım için bir önyargıyla gitmediğim için daha...
Akılcıl bir yerden izledim ve bence gayet de iyi bir ikillerdi.
Yani kötü bir partnerlik, kötü bir yönetmenlik, kötü bir kurgu asla izledik bence.
Ama tabii ki kurgunun kendisi baş başına bir sorundu ama onu birazdan değineceğim.
Şunlardan hiç bahsetmedim.
Justin Ballou'nun Black Live'e göre sektörde daha yeni hatta çömez bile sayılabilir.
Yani Black Live gerçekten çok küçük yaşlı sektöre girmiş oyunculardan bir tanesi.
Ve sektörde Black kadar güçlü değil, network yok.
Ancak filmin yapımcısı kitabın yayın haklarını sözleşmeleri üstüne almış Justin Baldwin ve tüm oyuncu seçimlerine ciddi rol oynamış.
Yani filmin bütün beyni, omurgası, hakimiyet, her şey yapımcısı yönetmenin başrol öncüsü Justin.
Ve yani bu da tabii ki Justin filmi ekstra özen gösterme durumuna sebep oluyor.
Ve tabii ki siz de olsanız Justin yerine siz de aynı şeyi yaparsınız bence.
Çünkü size bir iş teslim edilmiş, siz o işe dehşet para yatırmışsınız, emek yatırmışsınız, ona büyük bir kadro kurmuşsunuz, prodüksiyon süreci, post-production süreci.
Bunların hepsi çok zaman alan, çok insanı yoran, yıpratan, nasıl olacak, ne zaman vizyonu sokacağız, ne zaman bitirecek çekimler.
Bunların hepsi belli takvimlerle en az bir sene öncesinden belirlenmesi gereken şeyler.
Yani tahmin edersiniz ki bu da insanlar arasında çok yoran bir şey.
Ama tabii ki bunun altlarına bir şekilde kalkılmış.
Ama bilek öyle bir sahipleniyor ki filmi.
Kocası Ryan Reynolds istediği kurguyu filme uygulamayı düşünecek kadar, hatta yönetmeni denklemden çıkartacak kadar hadsizleşebiliyorlar karı koca.
Galda da bu yüzden tabii ki birlikte görüntü vermiyorlar.
Yani adamı resmen yok sayıyorlar.
Yani hiç olmamış gibi sanki işte Black başrolde kocası da onun yapımcısıymış gibi böyle birlikte poz veriyorlar falan.
Ve anlattıkları filmde kadının şiddetten bahsediliyor.
İşte manipülatif bir erkeğin kadının etkilerinden bahsediyor.
Yani sizce hani siz atıyorum bir Türk dizisinden baz alın.
Ya da işte bir Türk filminden böyle bir filmin galasında bu kadar böyle cıvıl cıvıl renklenerek elbiseli bu kadar mutlu bir çifti mi görmek istersiniz?
Ya da öyle bir şey görmek isterseniz de o görmek istediğiniz insanlar o filmin içinde başrol çift olarak yer alan oyunculardır, yönetmenlerdir, yapımcılardır değil mi?
Yani alakasız bir insanla dizinin başrol kadın oyuncusunu birlikte görmek istemezsiniz.
Yani Ryan Reynolds'un ne işi vardı bu işin içine asla anlamıyorum.
Bu arada montaj ve post prodüksiyon süreci baş döneminde Black Dive ve yönetmen Justin Baldwin arasında büyük yaratıcı fikir ayrılıklarına sebep oluyor.
Ve şöyle bir saçmalık yaşanıyor.
Evet artık sırası geldi bunu da söyleyebilirim.
Black Dive'in kocası bu çiftin filmde hani belki de her şeyin başladığı o balkon sahnesi.
Kendisi yazmak istiyor ve işte ben Justin yazdığı ve işte kitaptan uyarlanan senaryoyu beğenmedim.
Ben yazacağım Black de oynasın diyor.
Ve Black de buna okey oluyor.
Yani ben bunu anlamıyorum. Ne hadle yani sen kimsin?
Ama işte hani Ryan Reynolds Network'ü çok iyi olan, sektörde çok güçlü, çok zengin, çok doğru insanları tanıyan bir insan olduğu için kimse de ona dur ne yapıyorsun diyemiyor.
Ortada böyle bir saçmalık var mesela.
Ve tabii ki...
Yani Ryan Reynolds bu sürece dahil olduğu için ortalık daha çok karışıyor.
Baldwin ile ekip arasında ciddi bir hukuki ve profesyonel çatışma yaşanıyor.
Monitör süresi boyunca yaşanan tartışmalar, iki farklı kurgu iddiası, Justin Baldwin'in kurgusu ve Black Lion'ın tercih ettiği daha romantik bir ton yaşayan ve versiyon olmak üzere iki farklı kurgu üzerine tartışıyor bunlar.
Bir kere ya evet her işte zaten kurgu üzerine bir kere mutlaka tartışılır ama yani bu böyle hani başrol kadın oyuncusu o işin yapımısı diye de bu kadar karışılmaması gerekiyor.
Ya da... Öyleyse %50-50 karışması gerekiyor.
Anlatabiliyor muyum? İkisinin de istediğini bulmaları ve bir şekilde ortak noktayı bulmaları gerekiyor.
Onun dışında Blake'le kocasının tabii ki etkisi filmin kurgusuna doğrudan müdahil olmaları gibi bir risk var, öyle bir iddia var.
Hatta Ray Rino'sun seneleri yeniden düzenlemesi için yardım istediği belirtiliyor.
Kardeş sen kimsin? Sen bu hikayede sen nesin ya?
Vallahi sinir oluyorum. Gerçekten şöyle saçma sapan insanlara.
Onun dışında Justin Baldo ile gerilim iddiası var.
Justin Baldo'nun Black Dive'in sahnelerini kendi sene göre değiştirmesinden rahatsız oldu ve filmin son halinin kitabı daha sert yansıtan vizyonuna uzaklaştığını düşünüyor.
Aslında burada Black Dive'i çıtır çerez bir romantik olayda anlatmak istiyor.
Öyle bir şey yansımak istiyor. Cıvıl cıvıl olsun vs.
Onu çevirmeye çalışıyor sahneleri.
Ama Justin Baldoni diyor ki biz bir kitabı uyarlayarak yola çıktık.
O kitaba sadık kalmamız gerekiyor.
O kitapta da kadın orada bir yaşam mücadelesi veriyor.
Manipülatif dayakçı kocasıyla aklı başında eski sevgilisi arasında bizim bunu yansıtmamız gerekiyor diyor.
Orada ters uçuyorlar.
Böyle bir durumda zaten bütün sektör, bütün Amerika, bütün Hollywood sektörüne zaten çıtır çerçevesi.
Sonunda romantik komedi var. Justin Baldoni kendi imzası olan bir işte gerçekten fark yaratmak istiyor.
Ama Black o kadar ucuz, o kadar sıradan bir şey istiyor ki anlaşamaları çok normal.
Ama işte böyle bir durumda da ikisinin de yapımcı olması işe çok ket vuran bir şey olmuş.
Çünkü normal şartlarda başvurucular arasında öyle kavgalar olur ama ondan sonra yapımcı sözleşmelerdeki maddelere göre der ki ben bu işe para koydum, bu işin yapımcısı benim, siz ne isterseniz isteyin ben bunu istiyorum ya da sizin ikinizin istediği
şeyin ortasını ben bulacağım hakemalar böyle yapacağızlar ve bir karar merkezi olur ikisinin de üstünde.
Karar verir ve olay kapılır ama burada ikisi de en üst mertebede olduğu için aslında tamamen bir güç savaşı var bence.
Ve tabii ki bence olayın koptuğu nokta da şu.
Çekimler Sesi'nde yaşayan gerilim narına Justin Balvin ve ekibinin Black Diary'in bu taciz iddialarını çürütmek amacıyla setten bazı yeni görüntüler basına sızıyor ve taraflar arasında hukuki bir dava başlıyor.
Yani bizim haberimiz olmasa da aslında Galatasaray'ın yüzüne gelene kadar her şey yeterince gerginmiş.
Sadece bizi görmemişiz.
Şöyle ki... It Ends With Us filminin setine hazırlanan ve görünüşte zararsız bir yavaş dans sahnesine ait kamera arkası görüntüsü Black ile yönetmen ve rol arkadaş Justin arasındaki çekişmeyi takip edenler için hızlı bir zaprudar
kaseti haline geliyor. Yani videoyu Daily Mail'e veren Baldoni hukuk ekibi videonun Blackline'ın Aralık ayında New York'ta açtığı ve Baldoni'yi cinsel tacize karalama kampanyası düzenlemekle suçladığı davada öne sürdüğü birçok önemli
iddia çürüttüğünü de söylüyor.
Baldwin diğer davaların yanı sıcağı Lively ve kocası Ryan Reynolds'a karşı kendi iddia edilen karalama kampanyaları nedeniyle en az 400 milyon dolar tazminat talebiyle daha önceki zamanlarda gidiyor mahkemeye ve
kendi şikayetini sunuyor ancak bununla ilgili güncel bir gelişme var.
Aralık ayında New York mahkemesi bunu reddediyor ve aynı şekilde Justin Baldwin'a gidiyor New York Times'a da Davaçı diyor ki işte siz Black'dan yanına haber yapıyorsunuz, yanına haber yapıyorsunuz diyor.
Mahkeme onu da reddediyor. Basın özgürüdür.
New York Times istediği haberi yapabilir diyor.
Ve şöyle etraflarında işte bu sızdırılan videoda etraflarında müşteriler içki içiyorlar, spor yapıyorlar.
Tamamen kendi dünyalarındalar.
Ve bununla ilgili ben de şimdi size aslında haberi yapılmış bir şey aktarmak istiyorum.
Hollywood Reporter'ın bir haberi var arkadaşlar.
Apple TV Plus'ın Lessons in Chemistry.
dizisine yakınlık koordinatörü olarak çalışan Mia Sheherat'ın görüntüleri izlemesini ve düşüncelerini paylaşması istiyor ve bu videodan sonra bu yakınlık koordinatörü ile röportaj yapılıyor.
Bu arada yakınlık koordinatörü ile röportajı size anlatmadan önce şundan bahsedeyim hızlıca size.
Yakınlık koordinatörü nedir?
Bu bizim çok aşina olduğumuz bir tabir değil.
Yakınlık koordinatörü bazı cinsel sahnelerde gerekirse yani tercihe bağlı şekilde öpüşme sahnelerinde de sete çağrılıyor ve yakınlık koordinatörü iki oyuncunda birbirine haddinden fazla temas etmesi, haddinden fazla yaklaşması
için orada iki oyuncunda kadınla erkeğinde gerekirse iki kadınla iki erkeğinde Kendi sınırlarını koruması için görevli kişi aslında.
Ve bu kişiyle birlikte mesela işte sevişme sahneninde koreografilere çalışıyorlar vs.
Yani aslında tabii ki gördüğünüz sevişme sahnenin hiçbiri aslında sevişme sahnesi değil.
Öyle anlatayım size. Ve tabii ki yakınlık koordinatörü bununla görevli.
Şimdi bu yakınlık koordinatörüne bunu soruyorlar.
Diyorlar ki bu sahneyi izlerken bir yakınlık koordinatörü olarak sizi en çok ne etkiledi, ne en çok dikkatinizi çekiyor diyor.
O da diyor ki ilk olarak adam...
Blake'i yani Justin Baldo'nun karakteri Blake'in karakterini okumaya çalışıyor ve belli ki bundan önce konuşmamışlar.
Kız da sürekli geri çekiliyor bunu yapmak istiyor diye açıkça belli beden dinlen diyor.
Sonra röportajı yapan kişi diyor ki normalde karakterlerin öpüştüğü bir sahneyi çekecekseniz bunu önceden görüşür müydünüz diyor.
Burada yakınlık koordinatörü diyor ki bir yakınlık koordinatörü bunu yapardı.
Ancak insanların bir yakınlık koordinatörü getirmesinin genelde iki ana sebebi vardır.
Ya simüle edilmiş bir seks ya da çıplaklık.
Samimi sayılabilecek diğer her şeyde her zaman mevcut değiliz veya gerekli değiliz.
Bu tür bir sahnede simüle edilmiş seks veya çıplaklık olmadı.
Ve hatta sahne de öpüşme bile yazılı olmadığı için bir yakınlık koordinatörü getirmemeniz çok yaygındır.
Yani gerek yok burada bize diyor. Bunu senaryo anıtından gördük.
Bu filmde iki yakınlık koordinatörünün adının geçtiğini biliyorum.
Ancak bu sahne için bir yakınlık koordinatörünün bulunmaması beni hiç şaşırtmadı.
Bir yakınlık koordinatörü çok açık bir şekilde bunu söylerdi.
Öpüşme yapmıyoruz. Bu üzerine konuşulacak türden biri dokunuş.
Başka hiçbir şey yok. Önceden konuşmadığımız hiçbir şeyi sahneye dahil etmeyeceğiz.
Yansıya yakınlık koordinatörü senaryodaki yakınlığını da hesabı tutuyorlar.
Bizim ülkemizde belki önümüzdeki yıllarda yaygınlaşır.
Ama yapımcıların bu işe gireceğini zannetmiyorum ben yani.
Çünkü sete aldığınız her yeni insan ne ünvan da almış olursanız olun kesinlikle içerideki mahremiyeti tehlikeye atan bir şey.
Ve dedikodu gerçekten bizim sektörümüze maalesef çok hızlı yayılan bir şey arkadaşlar.
Sonra... Yakınlık koordinatörüne şunu soruyor röportajı yapan gazeteci.
Sizce bu sahne Black Live ve Justin Ball'ın arasındaki güç dengesi nasıl diyor?
Kadın da diyor ki Black Live'ın olduğu ve hayır diyebildiği, başkalarının korktuğu gibi fikrini söylediği için işten atılmayacağı halde yine de onunla çalışmaya devam etmek, barışı korumak ve iyi geçinmek zorunda.
Onun bu konuda neşeli ve iyi bir ruh halinde kalmaya, onu veya kimseyi üzmemeye ve kimsenin zamanını boş harcamamaya çalıştığını görebiliyorum.
Ama elbette iki arada bir derde kalmış durumda onu yetiştirmeye ve yüzünde bir gülümsene tutmaya çalıştığını görebiliyorum.
Seth hierarşist açısından o sorumlu ama işler çok karmaşık olabiliyor.
Açıkçası o projenin yıldızı herkese bilinen, tanınan bir isim.
Bu filme kadar onun kim olduğunu bilmiyordum ama onu yıllardır tanıyorum.
Bu yüzden güçsüz değil. Bence burada önemli bir gücü var.
Ama ne olursa olsun karşısındaki yönetmen ve o da ondan talimat almak zorunda ekibinin bu klibi sızdırmasına biraz şaşırdım demiş.
Bu yakınlık koordinatörü, röportajcı, pangasitacı diyor ki Baldon'un ekibi bu videoyu onun hakkını kanıtlayan bir kanıt olarak görüyor.
Sizce de öyle mi demiş. O kanı da diyor ki doğru ben de tam tersini görüyorum.
Birisi Black Live'in şöhret ve tanınırlık seviyesine sahip olma belli bir güce sahip oluyor.
Ancak her zaman oyuncu-yönetmen ilişkisi vardır ve bundan yönetmen sorumludur diyor.
Yine röportajı yapan kişi diyor ki bu sahne yakının koordinatörü olsaydınız durumu siz nasıl ele alırdınız diyor.
Ona diyor ki hazırlık aşamasında nasıl görünmesini istediğimizi konuşmuş olurduk.
Ona bir yönetmen olarak ne görmeyi umuyorsun bu sahneden diye ben sorardım.
Umarım o da öpüşmelerini görmek isterim, karakterimin onun boynunu öpmesini, saçlarının yüzden çekmesini görmek isterim gibi.
Net şeyler söylerdi sonra da onun da rahatlığı ve neleri yapmaya razı olduğu konusunda konuşurdum diyor.
Bir oyuncu için eğer planı önceden biliyorsa ve hazırlıksız yakalanmazsa genellikle yeni şeyler denemeye açık olur.
Buradaki sorun bunların hiçbirinin planlanmamış veya konuşulmamış olması diyor kadın.
Ondan sonra röportajı yapan kişi diyor ki kağıt üzerinde böyle bir sahne çok zararsız gözüküyor.
Ne ters gidebilir ki diyor. Yakınlık koordinatörü diyor ki o sahne açıklamasından yola çıkarak yönetmenle görüşmek üzere bile işaretlemezdim.
Sadece yavaş dans ediyorlar ayakta.
Bunda bir şey yok. Herhangi bir fiziksel yakınlaşma bahsedilmiyor diyor.
Ondan sonra da röportajı yapan kişi diyor ki sanırım bu yüzden Black bu kadar şaşırdı rolü oynarken.
Bu tamamen doğaçlama. Tartışmalı olan şeylerden bazıları birbirlerine söyledikleri.
Bu önceden yazılmış bir diyalog değil.
Bu karakterlerin dışında iki kişi arasında geçen ve izleyicinin duyması amaçlanmayan bir konuşma.
Böyle bir şeye müdahale eder miydiniz diyor.
O da diyor ki bu videoda duyduklarımı ben dinleseydim müdahale etmem gereken bir şey olarak dikkatimi çekmezdi.
Hatta gerçek hayattaki partnerlerinden bahsetmeleri bile bana tatlı geldi.
Biraz garip bir durumdu ama uygunsuz değildi ve birbirlerinin bu hayatın dışında bir hayatımız olduğunu hatırlatıyorlardı.
Ama eğer birinin Black Live'in davasında söylediği şeyleri yani erkeklerin cinsel organıyla ilgili şakaları falan söylediğini duyarsam müdahale etmek zorunda kalırım.
Ama bu bir yakını koordinatörünü bile gerçekten zor duruma sokar.
Çünkü aynı zamanda o filmin baş ön erkek oyuncusu o işin yönetmeni de o zaman kime gideceksiniz?
Eğer onun egosunun çekimleri aksatabilecek herhangi bir tepkiye iyi oluşacağından korkuyorsanız o zaman siz kötü adam olursunuz.
Dürüst olmak gerekirse böyle bir işte ben...
İşten kolumaktan korkardım diyor.
Sonra devamında da şöyle bir şey yaşanıyor.
Röportajı yapan kişi diyor ki sayın yakınlık koordinatörü aralarında şöyle bir diyalog geçiyor.
Adam sakalı için özür diliyor.
Kadına bronzajları sprey için özür diliyor.
Ve adam aslında güzel koktuğunu söylüyor.
Black Dive'ın açtığı davaya göre adamın güzel koktuğunu söylemesi yani Justin Baldo'nun bunu söylemesi onu rahatsız etmiş.
Buna tepkiniz ne olurdu diyor.
Yakınlık koordinatörü diyor ki bu klip durumun ne kadar karmaşık olduğunu gerçekten gösteriyor.
Çünkü karakter gereği bunu söylemek elbette mantıklı.
Karakter dışı bir şekilde söylemek ise başlı başına yanlış veya uygunsuz değil.
Ancak artan rahatsızlık ve sınır ihlalleri söz konusu olduğunda bunun da sınırları aşan bir başka şey haline gelmesinin nasıl mümkün olduğunu anlayabiliyorum demiş.
Ondan sonrasında son iki soru arkadaşlar.
Umarım sıkılmamışsınızdır. Burada röportajı yapan kişi diyor ki karakter içinde olmak ve karakter dışında olmak arasındaki farktan biraz daha bahseder misiniz biz bilmeyenlere?
Oyuncuların tüm çekim boyunca hatta yemekhanede bile karakter içinde kaldıklarını duyuyoruz.
Burada Black ve Justin olarak konuşuyorlar, oynadıkları karakterler olarak değil.
Ama aynı zamanda birbirine aşık olan iki insanı canlandırdıkları bir sahne için kamera tarafından da çekiliyorlar.
Belki de oynadığı karakterin bir özelini de sahneye taşıyor olması fikri hakkında ne düşünüyorsunuz diye soruluyor yakını koordinatörüne.
O da diyor ki, değilim eğilim bu video ile ilgili haberin başlığı kim yalan söylüyor şeklinde.
Bence ikisi de yalan söylemiyor.
Bence ikisi de kendi deneyimlerinden yola çıkarak konuşuyorlar.
Profesyonellik, görgü kuralları, neyin uygun neyin uygunsuz olduğu.
oyuncu olmanın ne anlama geldiği gibi konularda gerçekten çok farklı görüşleri sahipler.
Hala bunların hepsi doğal olmalı diyen oyuncular var ve ah seni ettiğim için çok özür dilerim o anın etkisindeydim diyorlar.
Çoğu hatta neredeyse tüm yakını koordinatörleri ve dublör koordinatörleri bunu yapamazsın, önceden konuşmadığın birini öpemezsin derdi.
Hollywood'da çok da yakın olmayan geçmişte bu olağan dışı bir durum değildi.
Bu bunun doğru olduğu anlamına gelmez.
Ancak farklı standartlarla farklı setler çalışıyorduk.
Koku yorumuna gelince de Bana göre mesele o özel yorumdan ve bardağı taşıran sonlanma olup olmasından ziyade rahatsız hissettiği, zorlandığı ve uygunsuz şeylerin yaşandığı anların bir listesini tutuyor gibi.
Bana göre bu kendinizi rahat ve güvenli hissettiğinizde fark etmeyebileceğiniz bir şey.
Son olarak da röportajı yapan kişi diyor ki bu video hakkında söylemek isterseniz başka bir şey var mı?
O da diyor ki böyle bir sahnede yakınlık koordinatörü olmadan bile ki hey bu sahnede öpüşmek hakkında ne düşünüyorsun diye sormak.
Burada Justin yönetmen olarak sorumluluğuydu bence diyor.
Ama ona sormadı.
Hatta bunu çekmek istediğinden bile bahsetmedi.
Sadece yaptı. Blake geri çekildi ve sonra tekrar yaptı.
Kesinlikle bunu çekmek istediğini iletmesi gerekiyordu Blake'e ve Justin bunu yine yapmadı.
Bana göre bu hem oyuncu hem de yönetmen olarak oldukça vahim bir durum diyor.
Bu size okuduğum haberde Hollywood Reporter'ın 23 Ocak 2025 tarihli haberinden anıtı.
Yani neredeyse bir sene önceki haberden anıtı aslında.
Şimdi olaya bu kadar geniş bir başlangıç yaptığıma göre gelelim gelişme safhalarına.
Evet uzun bir gerizgahta ama her detayı eksiksiz bilmenizi istiyorum ben sizin.
Kaos'un kronolojisiyle başlayalım gelişme bölümüne.
Ağustos 2024'te basın turu tartışmaları başlıyor.
Ondan sonrasında bütün bir Ağustos ayı çok zor geçiyor.
14 Ağustos 2024'te mesela Baldoin'in live'i kilosu ile ilgili aşağıladığına dair haberler ortaya çıkıyor.
21 Aralık 2024'te live'ini açtı daha da Baldoin'i cinsel tacizle suçluyor.
23 Aralık 2024'te Baldoin'in ortaya çıkan mesajlarına aranan mecralık ekibi tarafından kadrodan çıkarıldığı bildiriliyor.
Devamlı 17 Ocak 2025'te Baldwin Library'in olsa karşı bir dava daha açıyor.
21 Ocak 2025'te Baldwin-Darwin iddianı çürütmek amacıyla bir video paylaşıyor.
Aslında demin size geniş geniş anlattığım, analizini yaptığımız videonun paylaşımı tarihi bu.
Gelelim satır arasında neler yaşandı onları anlatayım.
Açılan ilk dava sırasında Ağustos 2024'te Justin Baldwin'in bir kriz yönetimi ekibi işe aldı ortaya çıkıyor.
Johnny Depp'i temsil eden ve eski eşi Amber Heard'la olan hukuk mücadelesi sırasında çok ciddi bir şekilde PR yaparak kriz yöneticisi olan Mason Netting var.
Oldukça agresif bir hamle bence.
Onun dışında gişe rekoru kıran filmin iki yıldızla savaş halindeyken yasal bir karmaşa yaşanıyor.
İki tarafta hukuk ekiplerinin milyonlar ödüyor dava süreçlerine hazırlanırken.
Henüz çeşitli sebeplerle açılan davaların birçoğu sonuçlanmamışken üstelik.
Yani çok yıpratıcı ve uzun soğuklu bir süreç olacağı ta iki sene öncesinden belli.
Şöyle ki Justin Malden Blake'in kendisinden asıl şekilde suçlananı ve filmin önüne geçmek için bu iddiaları ortaya atlıyor ve bu karşı davada senaryoyu terse çeviriyor.
Yüzlerce sayfa adli dosya, zaman çizelgeleri, iki tarafını hukuk ekiplerinin kurduğu web siteleri, halk ulaşabilsin bakabilsin diye medyaya sızdırılanlar, filmden ham görüntüler.
Peki ya sizce bu davada kazanan kim olacak diye bir sorun var arkadaşlar.
Ben bu kadar anlattım sıra size dermişim değil mi?
Sonrasında başka şeyler de yaşanıyor tabii ki.
Ortaya Bilek'in eski bir videosu çıkıyor.
Yıllar önce bir basın röportajında Bilek çocuğu olmayan bir gazeteciye canlı yayında hani kadın diyor ki işte sizin yeni filminiz için tebrikler diyor.
O da Bilek de yani karşısındaki kadının kısır oğlunu bile bile ay canım senin de minik karnın için tebrikler çok tatsız deyip kadını resmen aşağılıyor.
E tabii ki bu da dışarıdan bakan bir göze taliz edildim diyerek savunulan bir kadın hakkında çok şey anlatıyor.
Yani o kadın o mimikleri, görünüşü, kaba, sevimsi sürekli laf sokan bir oğlunu gösteriyor ve siz böyle bir ben taliz edildim dediğinde.
Siz buna güvenir misiniz? Ya da şöyle düşünmez misiniz mesela?
Demek ki karşısındakine kafayı takmış bu kadın.
Onu aşağıya çekmek için böyle iğrenç bir iddia ortaya atıyor demez misiniz?
E tabii ki Justin Baller'ın kişinin de bir konuşmak gerekiyor burada.
O da kendisini dünyayı zehirli erkeklikten işte manipülatif erkeklikten kurtaran iyi bir adam olarak lanse ediyor.
Ama sette yaptığı iddia edilen davranışlar eğer doğruysa o da bahsettiği adam olamaz aslında.
Ve ilginç bir şekilde Black Library bu iddiaları söyleyince set çalışanları ve setteki diğer oyuncular...
Justin Baldoni'ye karşı tavır alıyorlar ve adamla konuşmayı kesiyorlar.
Yani bunu acaba gerçekten sette o tarzı gördükleri için mi yapıyorlar?
Yoksa işte biz Blake'le ters düşersek bir daha onunla birlikte çalışamayız deyip tamamen kadın medetik gücü yüzünden mi Justin Baldoni'ye sırt dönüyorlar?
Bunu sanırım asla hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
Onun için de Brandon Skinner'dan bahsetmişim.
O da bu şey filmde Blake'in diğer partneriydi.
Atlas ismindeki eski sevgisi.
Mesela o da... Bu olaylar ilk çıktığında diyor ki ben Black'in yanındayım işte o diyorsa doğurdu diyor.
Ya böyle bir mantık olabilir mi?
Evet tabii ki artık Me Too hareketiyle herkes kendi tacizlerini ifşa ediyor.
Bu çok güzel bir şey. Bir kadın olarak da bunu sonuna kadar destekliyorum ama bu gibi durumlarda bir şeyin gerçek olduğunu anlamak için ya bir kamera görüntüsü gerekiyor gerçekten bunu her açıdan gösteren ya da gerçekten bu ana tanık olmuş bir sürü insan gerekiyor ki...
Yani siz böyle bir şeyin ortasında kalsanız sırf karşınızdaki insan güçlü diye size kimse inanmayabilir.
Bu da bir risk çünkü. Onun dışında mahkeme aşaması genelde kazanan Black Live'ın hukuk ekipleri oluyor.
Ama kamuoyu önünde kazan Justin oluyor ilginç bir şekilde.
Kamuoyu desteği küçük gibi gözükse de genelde birçok olayda akışı değiştiren şey olabiliyor.
Çünkü mahkeme jürisi üzerinde de mahkeme başkanı üzerinde de baskı yaratıyor.
Ve bu da demektir ki aslında Justin Baldo'nun derdini saf ve yalın bir şekilde halka anlatabiliyor sosyal medya arkasında.
Bu da önemli bir şey bence çünkü kamuoyu desteğinin bu kadar iyi olması, bu kamuoyu desteğinin Justin Baller'ın arkasında olmasının bir sebebi de Black Lion'ın yıllarca sektörde yarattığı sorun çıkaran, çekilmez, kaprisli kadın işte
sette istenmeyen kadın imajı bence.
Yani bir anda herkes bu kadar çok erkek yalnız oluyorsa bir toplumda bunu da bir sorgulamak gerekiyor bence.
Bir de tabii ki şöyle bir durum var.
Justin Waldo'nun büyük bir yapım şirketi olan güçlü bir adam ve önemli bir avukat kendi mesleğinde.
Tabii ki öyle olunca Black fanları tarafından da bu adam kurban değil suçlu hitabıyla sosyal medyada zaman zaman linç ediliyor.
Ve gelelim finale.
Kim yalan söylüyor, kim doğru söylüyor?
Mahkeme sürenin yazışmaları ortaya çıkıyor ve Black kendisi yeni doğum yaptıktan sonra sete çıktığı için bebeği 3-4 aylıkken sette ona emziriyorken Justin izinsiz karavanına daldığını ve müsait olmadığı halde işte önü açıkken Justin içeride kalmakta
ısrar edip onunla senaryo çalışmak istediğini söylüyor ve bu şekilde ben aslında taadiz edildim diyor.
Ama sonrasında ortaya çıkan yazışmalarda aslında Blake'in kendisi mesaj atmış Justin'e.
Hatta bunun böyle bayağı belgesellerde bayağı mesaj fotoğrafı var.
Orada diyor ki Blake Justin'e mesaj atarken gün ortasında hazırsa tara vermişken canım ben de bebeğimi emzirirken gel de senaryonun üstünden geçelim diyor.
Hatta Justin Baldwin'in Karavanın kapısına gelince kapıyı çalıp müsait değilsen gelmeyeyim diyor ama Blake girebilirsin sorun değil diyor.
Yani şimdi böyle bir kadının iddiası siz olsanız inanır mısınız yani?
Yani gerçekçi olalım bence.
Bu arada bu davranış sürecinin Blake'in yanında ülkenin en güçlü iki tane ismi var.
Birincisi kocası yani gücünü tabii ki öncelikli olarak kocasına alıyor.
Ve Taylor Swift. Şimdi Taylor Swift bu olayla ne alaka?
Önce şundan bahsedeyim. Bu iki isimde kendi etki alanları ve yaptırım güçleri olan iki dev isim.
Ryan Reynolds'un zaten nasıl saçmalıklar yaptığını anlattım.
Taylor Swift'in yazışmalarını Blake'e Justin'e ilgili hakaret ediyor.
Blake de her ne kadar istemese de mahkeme bütün yazışmaları açıklama noktasına gelince avukatıyla itiraz etse de bu mesajlar mahkeme kararıyla açıklanıyor ve Ocak 2026'da kamuoyuna sunuluyor.
Taylor Swift artık resmen bu davanın bir parçası oluyor arkadaşı yüzden ve Taylor Swift'in tüm dünyadaki küresel etkisini, ekonomiye yani ticaret etkisini düşünürsek Taylor Swift gibi bütün bir imajı
Resmi olarak sürekli kontrol edilen, sürekli kontrol altında tutulan bir isim için bu korkunç bir şey oluyor.
Ve Taylor Swift son hafta açıklamada da diyor ki, Blake'le arkadaşlığımı artık gözden geçirmem gerekiyor diyor.
E tabii ki karşılıklı açılan davalar, ödenen tazminatlar, iki tarafında birbirinden istediği paralar derken, herkesin sırayla dava açılma riski çok yüksek ve tabii ki tüm Amerika'da, İngiltere'de ikiye ayrılıyor.
Yani Justin taraftarları ve bir kadın olarak Blake dahil taraftarları.
Taciz iddiası olarak başlayan davanın detayları da toplumsal suçlama, kadınların özgürlük mücadelesi.
Aman yarabbim. İşte gibi tanımlarla sosyal medyada dolaşıma sokunuyor ve olay bağlamından kopuyor aslında.
E bir de tabii ki işin içine yani böyle bir bu kadar ünlü, başarılı, işte evli, çocuklu bir kadın tayin edilmesi gibi bir iddia girince de herkes otomatikman işte kadın böyle bir şey uydurmuş olmaz, böyle bir şey niye uydursun deyip herkes kadın taraftarı
oluyor. Bir de şöyle bir şey var tabii ki Justin Baldwin'ı boş durmuyor.
Bütün parasını avukatlara yatırsa da son tuttuğu avukatı Hollywood'un en ünlü ve en pahalı avukatlarından bir tanesi.
Ve bu avukatın da ünlü bir taktiği var.
Adı Darbo. Yani İngilizce bu.
Açınca da şöyle bir açılma geliyor.
Olay inkar et, saldır, mağdur suçlu.
Bu Justin'in yeni avukatı bu olayları takip ederek aslında sonuca varıyor.
Ve mahkeme aşamasında son karar eğer yeni bir şey ortaya çıkmazsa ya da yeni bir erteleme, yeni bir öne çekme ortaya çıkmazsa önümüzdeki Marten'e yani gelecek ay mahkeme bu ikili hakkında bir karar verecek.
Bakalım bu mahkemeden ne karar çıkacak.
Bakalım hangi taraf jüriyi masum olana ikna edebilecek.
Kim kaybederse imajı mahvolacak.
Bu yüzleşmede ikisi de bir adım bile kaybetmeyi göze alamaz durumda.
Yani ortada şöyle bir durum var.
Sıfırlar, virgüller ve 9 haneli paralar söz konusu.
Yani ben 9 haneli paraları böyle bakınca tekte okuyamıyorum ya.
O hani Flash TV'deki kadın var ya milyar, milyon, milyar diye şey neydi kadının adı?
Melek Bozkurt. Onun gibi bir hale bürünüyorum ben ya.
Bu arada şöyle bir şeyden de bahsedeyim size.
Eğer bu kadar detay sizi kesmediyse birçok...
Amerikan ya da İngiliz kaynağı bu konuda geniş geniş makaleler yazıyor.
Hepsine ulaşabilirsiniz. Hepsi açık kaynak şekilde, kamu açık şekilde.
Arattığınızda Google'da hepsi karşınıza çıkabilir zaten.
Bu arada ben bu işte Justin tarafından çünkü Black Live'i zaten insan olarak sevmiyorum.
Yani medyadaki gücünü sevmiyorum, modadaki giydiği, ettiği şeyleri sevmiyorum.
Yani baştan aşağı bile iki sevmiyorum.
Ve tabii ki de... Filme değil, senaryo değil.
Yani Riley'in olsa bile bir noktaya kadar değil ama Blake'e karşı gerçekten dehşet bir önyargım var ve yani gerçekten bu olayda bir şeyleri uydurduğuna, abarttığına ya da yanlış anladığına eminim.
Yani evet bir kadın olarak böyle bir durumda kadının yanında durmam gerekiyor.
Mantıklı olan o ama karşımızdaki kadının mantıklı, aklıyla hareket eden, aklı başında doğru şekilde düşünen bir kadın değil.
Anlatabiliyor muyum? Öyle olduğu için ben bu olayda Justin tarafındayım.
Bakalım ortaya neler çıkacak ama...
Şöyle bir durum var. Blake her zaman çıktığı röportajlarda bu olay ortaya çıktıktan beri, bu olay konuşmaya başladıktan beri diyor ki işte ben bu sene hem zirveyi gördüm hem çok dibi gördüm.
Çok iyi şeyler yaşadım, çok kötü şeyler yaşadım.
Hani hep böyle bir mağdur kadın imajını işte ay işte Seda ablacığım neler yaşadık diyen Gülben Ergen gibi dolanıyor ortada yani.
Justin Mulder'in de tam tersi kendinin ve yaşadığı hayatı işte bu yaşadığı dava sürecini çok küçümseyerek aslında kendine halk skalası indiriyor.
Yani diyor ki hani Bu sene işte çok güzel maddi kazançlar yaşadım ama çok kötü şeyler yaşadım.
Bununla ilgili kendime durma şansı vermiyorum.
Çünkü her zaman çalıştım, her zaman ürettim.
İşte uğraştım iddia çok büyük bir iddia.
İşte neler yapacağım bilmiyorum vesaire.
Ama ben yine de hani kendi psikolojimi, ruh sağlığımı ayakta tutmaya çalışıyorum diyor.
Yani bu iki açıklamaya da baktığınız zaman aslında hangi tarafta duracağınızı bence siz de çok rahat bir şekilde tek seferde seçebilirsiniz diye düşünüyorum.
Ve bölüm bu kadar. Ooo gerçekten uzun bir bölüm olmuş.
Bayağı konuşmuşum ya. Lütfen açıklamalardaki sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşın.
Hangi tarafı haklı görüyorsunuz?
Hangi taraf sizin için daha doğru, daha haklı olan taraf?
Lütfen bana yazın. Onun dışında bu haftalık bu kadar demek isterim.
Ama Cuma günü 11. bölümümüz var.
Orada da çok güzel şeyleri anlatmayı hedefliyorum.
Bakalım. Son güne kadar yeni bir gelişme olmazsa günlüğümü değiştirmeyi düşünmüyorum aslında.
O zaman bu kadar. Valla Cuma günü 11.
bölümde görüşmek üzere. Dışarıda hava nasıl olursa olsun sizin havanız iyi olsun.
Sizi seviyorum. Goodbye! Ve lütfen sinemayla kalın.
Sinemaya gidin. Cuma günkü bölüme kadar.
Neden? Çünkü bugün sinema günü arkadaşlar.
Halk günü. Sinemaya gidin.
Şöyle bir beyaz perdeyi bir gidin izleyin.
Bir sinema kokusu alın.
Sinemaya değin. Hissedin. Öyle gelin.
11. bölüm olur mu? Sizi seviyorum.
Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
