
Bu bölümde de Odyssey konuşmaya devam ediyoruz. Fiyat performans değerlendirmem umarım kimseyi üzmez.
İyi dinlemeler
Transkript
Evet, Emre ile yine birlikteyiz ve sohbetimizin kalanı dinleyeceksiniz şimdi.
İkinci parta hoş geldiniz. Umarım siz de bu ilk partla ikinci part arasında merak edip film izlemeye gitmişsinizdir.
Çünkü gerçekten bize filmi izleyerek dinlemeniz gerekiyor diye düşünüyorum.
Çünkü baya baya detaya girdik yani.
Onu, bunu, şunu, kaşeleri, seti, çekim sürecini hatta yer yer domuzları bile konuştuğumuzu düşünüyorum.
O zaman ikinci parta hoş geldiniz.
Haydi devam edelim bakalım neler konuşmuşuz ikinci partta.
Bu arada Çarşı Salon'da bu da Odise'lik partneri Matt Damon'la ilgili ilginç bir röportaj vermiş.
Şimdi Matt Damon bazı seneler tabii üstü yok ya.
Hani üstsüz dolaşıyor böyle Odise'yimiz adalarda böyle.
Hanımı oralarda, kalelerde ah benim kocam gelecek diye evlenmeden bekliyor.
Bu da böyle lotus yiyip yiyip ne o şey yasaklı maddeler gibi yiyip yiyip oturuyor.
Çarşı Salon demiş ki onu bütün o kostüm olmadan da gördüm.
İnanılmaz görünüyordu. Gerçekte inanılmazdı.
Ona garip bir şekilde baktığımı fark ettim.
Şu anda poposuna bakıyorum.
Bunu yapmamalıyım. Bu gerçekten yanlış ama harika görünüyordu demiş.
Matt Damon da öyle gözükmek için belli bir süre su tüketmemiş.
Belli bir süre karbohidrat almamış.
Çünkü hani şey bu Henry Cavill'da diyor ya işte bazı senelerde işte reklam çekerken işte mümkünse 2-3 gün su tüketmememizi istiyorlardı.
Daha güzel baklavalarımız gözüksün diye diye.
Yani bilmiyorum.
Hatta şöyle oluyor mesela 2-3 gün sıvı vesaire bir şey tüketmesi istemi var.
Çekimden hemen önce ufak patlama yaratacak bir şeyler tüketiyorlar.
Hani tabii bu diyetisyen kontrolünün altında oluyor.
Sonra bir anda kas katı kesiliyor zaten.
Yani yarışmacılarda da var bu mesela.
Adam yarışmaya çıkmadan önce baklava yiyor, kola içiyor.
Bir anda vücuda şeker bir patlaması yaratıyor.
Hadi elinle birlikte. Of ondan sonra sen orayı gör.
Ama bir şey diyeyim mi? Ben hani böyle dolup kaldığım an şeydi.
Filmden çıktıktan sonra tiyatroya girdim.
Dünya Kupası finali vardı ya.
Ondan sonra dur. Biri medyaya ulaşıp üstüne demiş ki Pevlefe seni evde bekliyor.
Aşağıda adam Dünya Kupası finaline karısıyla git.
Millet demiş ki sen nasıl insansın?
Karın senin için neler yapıyor demiş.
Bu biraz şeye benzemiyor mu ya?
Hani Kutsi'de ne zaman görse millet diyor ya.
Elanikah masası bıraktığın için bunlar yaşanıyor diye.
Ya olay oysa 25 sene geçti herhalde ya.
Ama bu çoğu şeyde oluyor ya.
Rollerin benimsenmesiyle de alakalı.
Yani Türkiye'de de şey var mesela Süleyman Çakır o örneği var mesela.
Of evet ya adam için cenaze mi düzenlemişlerdi?
Cenaze töreni düzenlendi yani bunu nasıl yapabiliyorsun?
Ya bunu nasıl imamı ikna etti sen abi bana anlatsana ya.
Şey değil mi imama isim söyle imam diyor ki o kim?
Aha bizim köyde ölen gel gömelim mi diyor ne bu yani?
Yani diyemezsin adam önünde cenaze görmek ister.
Büyük bir adammışlık kabul et.
O imam onu ikna eder.
Senin altından evini arabanı da alır.
Bak diyeyim sana. Şey jet fal.
Köprüyü sattı. Girme oralara.
İstanbul'u sattı işte. Bir de şey mesela bu işte oyuncular basın türündeyken Matt Damon'a rolünü nasıl aldığını açıklıyor.
Christopher Nolan filmini sadece hani diğer tüm hani A-list dediğimiz hep böyle hani her yönetmenin beğendiği bir oyuncu listesi olur ya.
Onlar reddettikten sonra kaptığını söylemiş.
Demiş ki. Matt Damon.
Yani Nolan genellikle zaten tanıdığı oyuncularla çalışır.
Benim rekabet ettiğim kişiler Christian Bale, Tom Hardy, DiCaprio, Matthew McKinney, John Day Washington, Robert Pattinson, Hugh Jackman ve Kelly Murphy'ydi.
Hepsi harika olurlardı demiş.
Bunu anlatırken de basın turunda Nolan dedi.
Adamın karşısında oturuyorken demiş ki ve hepsi reddetti beni.
Yani Kelly Murphy'yi şunu da bir düşündüm de gitmez mi be?
Bir de gitse millet der ki hani siz hep birlikte mi çalışacaksınız?
Değil mi? Bak bir de şöyle de bir şey var.
Reddetti beni diyebilenler.
Sonra Matt Damon da demiş ki düşündüm ki sonunda alıştığı grubun dışına bakıyor demek ki bu yönetmen.
Josh Brolin, Benicio Del Toro ve Champagne'i aramadan önce bunu kapayım dedim ve rolü kaptım diyor.
Bence büyük özgüven bu arada.
Ben olsam hani şey eğer Matt Damon olsam bana gelmesini beklerim.
Sen bekler misin? Aslında birazcık da beklememek lazım.
Fırsat. Gördüğünde yakalamak lazım.
Sinema birazcık da böyledir.
Resmi arayamazsın.
Bulduğunda yapman lazım. Düşünmeyeceksin.
Gördüğünde çekmen lazım onu.
Bu vizyonda olan bir kişi daha var.
Elon Musk. Bu Odyssey filmine rakip bir uyarlama yapacağını açıklamış.
Demiş ki aynen bu yıl bitmeden Grock Imagine Homeros'un sanatına sadık bir tarzı açıdan doğru tam uzunlukta bir Odyssey filmi yapacak demiş.
Ya zaten yapay zekalı hayatımız yeterince mahvolmadı mı ya?
Ben mesela Elon Musk'ın bu kadar çok sinemaya düşmanlığını da anlamıyorum.
Hani adam diyor ki ben diyor bilgisayara hani anlatayım bunu bilgisayar yapar zaten diyor.
Yani normal misaldir bu.
Bilgisayar yapar da o hissiyatı verebilir mi?
Bunu sormak lazım.
Yani mesela... Yaşar mı yani?
Yaşatabilir mi bize? Yani ben şeyi çok isterdim mesela.
Gerçekten dediği salonlardan birini de izlemek.
IMAX. Bir şey diyeyim mi?
Ben şey gördüm. 4K mı diyeyim?
4D mi? Öyle bir izleme şekli var.
Gördün mü videolarını? Hem şey zaten hani gerçek IMAX olanı izlediğinde onun gerçekliği içine giriyorsun.
Çünkü koltuklar çok aşağıda.
Hem de koltuklar sallanıyormuş.
Yani bizim gibi bir deprem ülkesinde koltuğun sallandığı şeklini izlediğini hayal etsene.
Ya birazcık da şey var şimdi hani sosyal medyada dönen videolarda.
Adamlar IMAX'in nasıl bir şey olduğunu göstermek için bir örnekleme yapmış mesela.
İlk önce 65 inçi gösteriyor.
Sonra bu sizin evinizi izlediğiniz televizyon.
Şey diyor. Ya şey yapmışlar böyle hastane odasında ne olur istediği ekranda izliyorum diye.
Yani çok deli de eşit yani.
Büyüte büyüte devam ediyor mesela.
Ondan sonra 4K'yı gösteriyor falan.
Ondan sonra bu sizin normal bir sinema sonunda izlediğiniz perde diyor.
Ondan sonra bu da diyor bir IMAX perdesidir diyor.
Bir büyüyor olay. Uçak içinden orayı yırtarak geçiyormuş gibi bir efektle yapmışlar ki salıyorsun ki salonun içine uçak giriyor.
Özellikle bu şey teknenin sallandığı sahneler var ya midem bulanır ya.
Düşünsene koltukla aynı anda sallanıyorsun.
Sarmaz mı ama? Sarmaz be.
Yok. Bilemedim. Aç mı gideceksin, tok mu gideceksin o zaman?
Çok iyi bu o zaman.
Midem bulanabilir. Aşk olsun.
Benim zaten şeyde bulandı bu.
Domuzda çevirme sahnesi var ya.
Olduğun salonda o sahneyi kaç izleyebildi?
Böyle bir ıh sesi falan çıkmadı mı kimseden?
İzleyiciler arasında varsa bunu sormalıyız bence.
Yani bilmiyorum dinleyicilerimize biz soruyoruz.
O sahneyi izlerken neler hissettik dedim.
Çünkü ben o sahneyi izlerken şimdi o sahnenin geleceğini bilmiyorsun ya.
Ben kadına bir tuhaflık olduğunu anladım.
Ama şey şimdi dedim ki hani bu kadın kesin bunları hani uykularını öldür bu askerleri dedim.
Ne bileyim hani. Domuz beklemiyorsun çünkü.
Ya evet. Yani domuzla yapmazsın diyorsun.
Hani şey mesela at yap köpek yap.
O zaman domuz olayı nasıl acaba?
O da bir olay. Onunla ilgili bir röportaja denk geldim.
Bu Tom Holland'da NHTV diyorlar ki insanları domuzlara dönüştürdükleri sahne gerçek mi diyorlar.
Tom Holland da diyor ki hepsi gerçek diyor.
Biz galaya gitmiştik ve ben o sahneyi izlerken kendime diyordum ki kesin hani düşün yani filmin kadrosundaki oyuncu bile kesin özel efektler kullanmışlardır demiş Tom Holland.
Sonra film bittiğinde Nolan tam arkamdaydı döndüm ve ona ilk sorduğum şey şuydu domuzlarla o sahneyi nasıl çektiniz demiş Tom Holland.
O da Jay Park demiş ki Ah sadece küçük kamera açıları, animasyonikler ve böyle çılgın bir şeye gerçekten hevesli bir grup oyuncu demiş.
Ve ben gerçekten o zaman kamera arkasında görmedim de onun yerdeki domuzları seviyor.
Ve benim gerçekten psikolojim bozuldu.
Bir sıra domuz görmek istemiyorum yani hiçbir dizide.
Sen görmek istemiyorsun adamları yiyor bir de.
Ayy midemlandı.
Bir kez hijyenik yani dini açıdan falan değil de hijyenik olarak hiç hoş bir hayvan değil bence.
Ve şey ya şimdi mesela o sahneyle ilgili de.
Variety şöyle bir şey yapmış değerlendirme hani Odyssey'den sonra makaleler çıkıyor ya orada demiş ki bütün filmde oyunculuğu en kötü olan kişi en yetersiz kişi Tom Holland en iyi olan kişi de o askerleri domuza çeviren
oyuncu demiş. O kadının adı da Samantha Morton.
Ya tartışılır bu arada.
Aa öyle mi diyorsun?
Ya bence ben beğeniyorum oyunculuğunu ya şey demeyeyim yani yaşına göre bence iyi.
Şimdi kimle kıyasladıkları da önemli.
Yani tamam hissettirdiği çok ayrı bir şey ama.
Bir de düşünsene daha 30'una geleceksin Nolan'ın filminde oynuyorsun.
Bu çok ayrı bir olay bir yandan.
Oralardan da bakıyorum hani.
Birazcık da diğer oyunlarına da bakıyorum.
Her sene üstüne koya koya geliyor.
Peki oyunculuk olarak seni en çok tatmin eden oyuncu kimdi, karakter kimdi, sahne neydi?
Benimki ne biliyor musun? Bunu düşünmem lazım ya.
Sen bunu düşün ben sonra bu arada dinleyeceğimizi.
Şey sahnesi var ya bu salonda işte Itaka İmparatorluğu'nun salonunda Şey böyle, hani bir yay germe sahnesi var ya, o sahnede Odysseus yayı geriyor.
Sonra hani önceki sahnelerde hep diyor ya, ben işte yayı gerdikten sonra hayvanlara önce bir hani kendine getirmek için yayı titretirim, ondan sonra vururum diyor.
O titrettiği sahnede bir anda Penelope dönüp bakıyor ya.
Yani insanın şey diyesi geliyor, aşka bak be diyesi geliyor.
Bu arada bence birbirine çok iyi uymuş bir ikili olmuşlar.
Mesela normalde çok alakasız bir ikili.
Hani al bunları işte romantik komedide oynat desen...
Ya bunların ikisi de birbirine uymaz dersin değil mi?
Ama aslında çok iyi olmuşlar.
O sahne de çok iyiydi de.
Düşünüyorum ya birbirinden çok iyi, hoşuma giden anlar var.
Birazcık da şu olarak da bakıyorum. Teknik olarak da baktığım için de çok zor şey yapıyorum.
Ama en iyi oyuncu bence o da istiyoruz ya.
Matt Damon'la. Evet yani bence o olacak.
Oscar adayı alır bence gibi geliyor.
Muhtemelen. Yani kaçarı yok zaten ondan da.
Yani bilmiyorum ama.
Bir de şimdi ortada şöyle bir şey var.
Biz sonuçta kalcadan bahsettik, fiyatlardan bahsettik ama genelde bu kadar insanın ne kadar aldığını hiç konuşmadık.
Ondan önce ben şeyi söyleyeyim mi?
Söyle. Bence mağara sahnesi olabilir ya.
Bak domuzdan sonraki top 2 kesinlikle ben ilk 5 saniyede ikinci son mağara sahnesi.
Adam böyle şey dev yukarıdan alıp böyle onları şey yapıyor yiyor.
Dev yaratık. Bak ben bunları maruz kalmamak için elim kurmaya gitmiyor.
Ses de çok iyi değil miydi ama orada?
Evet. Yani bir düşündüm.
Domuz sahnesini zaten elediğimiz için başla.
Çok kötü. Yani düşünüyorum.
Hala düşünüyorum bu arada.
Domuz sahnesi yedikleri şey neydi ya?
Adını unuttum ben onun. Bir şey yediriyordu ya kadın bunlara.
Makarna mı, lazanya mı bir şey yiyorlardı bunlar böyle ince uzun.
Hüptüre hüptüre şey hıpırdatıyorlardı.
Dur bekle. Neyse ben o sahneye bak su içiyorum tamam mı sen de?
Normal. Şimdi mısır mı yemişim gayet güzel.
Elit bir sinema izleyicisi olarak su içiyorum tamam mı?
Bir anda bunlar domuzlu dövüşçü.
Ben şey tabii bana böyle...
Beklemiyorsun ya. Evet şey suyu yutamadım biliyor musun?
Üstüm başım soğuğu oldu. Klimalı salonda üstüm ıslak filmin yarısını geçirdim yani.
Bak bu saçmalıktan dolayı yüzünden.
İnsanlardan boykot etmek isterken haklı bence.
Ya kesinlikle katılıyorum bu arada.
Bu arada yemeleri de çok iyi değil mi?
Ay çok kötü ya çok kötü.
Ve şey yani mesela evet bir de bak o domuz yeme sahnesinden önce o eve çıkarken şey görüyorsa kafayı çeviriyor aslan.
Diğer tarafta zebra. Öteki tarafta kaplan.
Bunu bir şey diyeceğim.
Gerçekten doğru bir IMAX salonu izlediğini düşünsene.
Dibinde duruyorlar. Abi işte ben de onu merak ediyorum aslında.
Yani sorun zaten orada başlıyor.
Birazcık da içimde de bir burukluk da kalıyor.
Aslında yani şeyi düşündüm.
Bir dahaki ay yurt dışına çıkma ihtimalim var.
Beklesem... Hani olan bir yerde mi izlesem diye bir düşündüm.
Yalan söylüyorum. Ama olan yerde bilet yoktur.
O ayrı. Bilet yoktur ayrı.
Birazcık da şey düşünüyorum. Ya ben bir ay daha nasıl bekleyeceğim?
Spoiler yemeden beklemek de çok zor bu arada.
Mümkün değil ya. Bir de bütün zaten Twitter sadece Odise'ye dönmüş durumda yani.
Biri şey ekranıyla ilgili şaka yapıyor.
Biri demiş ki normal salonu izliyormuş.
Halk Günü'nde Nolan çıldırsın demiş.
Başka biri de şey almış. Bu ne turbatının içinden mi izliyorsun bu saniyeler?
Çok kötüydü ya. Ama Truvat sahnesi de çok hoşuma gidiyordu.
Yani. Onu da gerçekten çekmiş olması.
Evet. Hiçbir şekilde.
Peki onu çekmesindeki olayı da biliyor musun?
Ne? Troy'u çekmişti ya zamanda.
Evet. Orada Truvat sahnesini çekememişti.
İstediğin gibi. Ben bilmiyordum bunu.
Onu ona gönderme olarak yaptıklarını söyleniyor.
Acaba gerçekte öyle mi?
Gerçekte öyle mi? Onu ben de bilmiyorum.
Çok merak ediyorum. Bir de gerçekte öyle olup olmadığını merak ettiğim o konu kaşeler.
Yani böyle bir baktım hani matematik yetmedi.
Matt Damon'ın tabii iddia bunlar 15 milyon dolar aldığı düşünülüyor.
Tom Holland 10 milyon dolar.
Halbuki Tom Holland'ı hepimiz oynayabilirdik bence.
Gerek yok boş bir para bu yani.
Zendaya 8 milyon dolar.
Yani biz de bir arkadaşımıza böyle bir beyaz çarşaf geçirelim.
Yürü bunun yanında diyelim.
Yani bir oyuncak göremedim ben ama.
Benim aklımda öyle paralar yok.
Benim cebimde de öyle paralar yok.
Şimdi mesela kimse diyor ki işte bu Odyssey karakteri acaba Athena'ya aşık mı oldu diyorlar.
Ne diyorsun? Olabilir.
Ya Nolan'ın kafada öyle mi acaba?
Olabilir. Yani Nolan olduğu için bu.
Yani hiç belli olmuyor.
Ve hani benim Nolan'ın ilk tanışma hikayem de şeydi.
Yani tanışmadık yani ilk izlediğim filmi Batman.
Yani şimdi Batman serilerinde de farklı farklı oyunlar yaptığı için çok kafası farklı çalışan bir adam.
Hani buradan nereye doğuracak, nasıl bir yenilenme olacak?
Sabırsızlıkla bekliyoruz yani. Yani ters köşe yapmayı da seven de bir insan bir nebze de.
Yani mesela NHTV'yi ben null null olsam seçmezdim.
Çünkü hani onun kalibresi bir oyuncu değil ya.
Hani hep böyle daha popüler, daha çok böyle hani halkın en alt katmanını hitap eden insanları iş yapan.
Hani hatta şey ne o şeytan marka giyer 2'yi çektiler.
Herkes de ki biri daha iyiydi bunun dedi.
Yani düşün hani kadın sürekli çalışıyor ve sürekli aynı klasla işler yapıyor.
Bu kadın da şey mesela 7 milyon dolar almış bu işten.
Tomahawk'tan daha az almış.
Peki bir şey söyleyeceğim sana. Sen daha önce ne?
İkisi şey 1-2'den daha iyiydi.
Şimdi düşündün mü bunun ikisini çekse?
İkisini de bu kadar etkilenmeyiz.
Hayır ikincisi de şey yapar 1920'lerde kameraları getirir siyah beyaz.
Hani şey üstüne koya koya gidecek ki öyle bir şey yapar yani.
Yani mesela Robert Pattinson bence hepsinden daha iyiydi.
Bu arada 6 milyon dolar almış.
Yani fiyatına göre oyunculuğunu kıyaslıyorsun şu an anlıyorum.
Evet. Olaya tamamen duygusal bakıyorum.
Bunu bu parayı veriyorsa anlıyorum anlıyorum ben seni.
Hani birazcık da şey yapıyorsun.
Fiyat performans yapıyorsun.
Yani. Hani şey ediyorlar sinema salonları içinde fiyat performansı karşılamıyor diye.
Yani böyle bakınca mesela Charles Smith 5 milyon dolar almış.
Abla yerine ben gidip otursam.
Yani oturmaya 5 alıyorsak ben iki ayağına kalkardım ya 5'e.
Yani hani düşünüyorsun Elliot Page mesela 1,5 milyon dolar almış.
Yani bilmiyorum ya.
Ya Matt Damon fazla almış ya diğerleri azalmış.
Ya da şey mesela bizim normalde set kurarken mantık hep şeydir.
Sen de... denk geliyorsun o gittiğin setlerde.
Atıyorum ya başvuru oyuncusuna çok verirsin, ekibe vermezsin.
Ya ekibe çok verirsin işte teknolojik aletlere, kameraya, sese.
O zaman hani no name oyuncular bulursun.
Bu adam yani bunun kaynağı ne?
Bu adam neye hortumluyor böyle?
Abi onu ben çözemiyorum ya.
Akıl almaz bir maliyet.
Ya şeyi bence IMAX sponsordur işe.
Kesinlikle. IMAX istese böyle bir reklam yapamazdı.
Kesinlikle. Ama bir yandan da adamın aslında bunu IMAX'de çekme sebebi ne?
Çekilebilirleri olduğunu göstermek istedi.
Hem bunu yapıyor hem de sinemaya aslında tekerleşmeden ve dijital platformlardan kurtarıyor.
Ya o da var ama şöyle de bir şey var.
Kaç kişi IMAX'de film çekilebilir abi?
Çok zor ya. Buna sabrının olması çok zor.
Sabrı... Abi yani şu an mesela günümüzde ekstra bir hafta çekim arttığında bile ciddi maliyetler.
Sen bunu planlama, programlama, abi yapıyorsun, yapıyorsun, yapıyorsun, yapıyorsun.
Hepsine denk getirme.
İnsanlık hala abi. O gün o kişi rahatsızlanabilir mesela.
Bir de düşün sen bunu tek bir şehirde, tek bir haftada çekmekten bahsediyorsun.
Adam bunu 6-7 ülkede ve birbirine uzak ülkelerde çekiyor.
Ben hala ama FAS'ın Türkiye'den daha cazip olma sebebini çözemiyorum.
Yani maliyetler mi, konaklama mı, vize mi?
Vize mi var abi ben mi bilmiyorum.
Yani benim bildiğim yoktu. Hani şey mesela...
Suriyelim deyince kapıdan giriyorsun mesela.
Ona girmeyelim. O derin bir konu da.
Bu arada şey mesela Nolan bu çektiği işlerle bu kadar bütçe kullanırken aslında bu sene çok az bütçeye çok başarılı bir sonuç elde eden bir film var.
Obsession. Saplantı.
İlla ki görmüşsündü bir yerde.
Gördün mü? Evet gördüm.
Gitmemi de istedi bir arkadaşım.
Ama sen gitmedin. Gitmedim.
Belki gitmemişsin. Nolan, Odyssey'nin ona bir korku filmi yapma konusunda daha fazla ilgilendirdiğini söylemiş.
Ancak hala gerçekten etkili bir fikir bulması gerekiyormuş.
Muhtemelen bir sonraki işine hani dünya artık böyle daha çok şeye kayıyor ya işte.
Korku, gerileme sineması daha böyle hani hurdalı kırdalı şeylerdense daha psikolojik şeyler üzerine gidiyoruz ya artık.
Nolan demiş ki Obsession gibi bir film izlediğinizde bu inanılmaz bir fikir.
O film adeta bir ana bir kast gibi işte ana bir çark gibi işliyor demiş.
Ve mesela Obsession...
Filminin de yönetmeni hatta bir YouTuber çok düşük bir bütçeyle çekti.
Çok müthiş bir gişe hasatı elde etti.
Ya adamın hani hem diyor ki ya bakın hani gerçekten çok ciddi para harcama endişeler çok başarılı diyor.
Ama madem öyle sen niye bu kadar harcıyorsun?
Anladın mı? Şey benim param var.
Bence şey. Buna birazcık şey hacı tabanlı.
Batman'de bir sahne var mesela.
Bence bunun oğlunun sözü olduğunu şu an bir kez daha şey yaptım.
Flash'la bir araya geliyorlar.
Flash diyor ki senin özel gücün neydi diyor.
Ben zenginim diyor. Ya bizim zengin nefreti ne olacak ya?
Bu biraz şeye benziyor ya hani Hacı Savancı bisiklet fotoğrafında sakin ol şampiyon evde.
O tarz bir zenginlikteyiz.
Ama tabi bu zenginliğin bu kadar çok para harcanan iş yerinde insanlar da var.
Mesela Mette'ye ortak bir işte yer alacaklarmış.
Yani Zendaya bacımız durmuyor.
Millet diyor ki evlen çocuk yap o diyor ki hayır.
Muhtemelen bu işte de kocasını aldırır zaten diye düşünüyorum.
Bence de. Edward Berger'in yeni Jason Bourne'un filminde başlar olacakmış ikisi de.
Film harici Zendaya aksiyon serisinin gelecekteki lideri olarak gösterecek sahneler içeriyormuş.
Yani Zendaya bacım hani Shrek 5'te de animasyon seslendiriyordu.
Hani ne istiyor?
Toplanıp Allah mı diyelim ya?
Artık yapmadı. Türk almadı kadının.
Bilmiyorum ya. Çok garip geliyor bana bir anda.
Ya birazcık da şey oluyor yani.
İsimden dolayı da geliyorlar ya onu da şey yapmak istemiyorum yani.
Amerikanın Hande Erçeli gibi. Evet yani yapmayın abi ya.
Birazcık daha yani bilmiyorum ama genç yeteneklere de gitmek lazım birazcık diye düşünüyorum.
Diyorsun. Bu arada Matt Damon bu haberi verirken hiçbir genç yeteneğe gitmemiş.
The Odyssey'e seçildiğini söylemek için eşini arıyor tamam mı?
Eşi telefonu açmıyor.
Adam kimi arıyor biliyor musun?
Ben Affleck'i. Eşinden önce Ben Affleck'e haber veriyor ve Ben Affleck'in eşleriyle ilgili de şey çıkıyor karşına.
Jennifer Lopez, Jennifer Garner, Matt Damon.
Matt Damon 1990'dan günümüze diye düşünebiliyor musun?
Ya sen Matt Damon'un eşi olduğunu hayal ettiğini ben hayal edeyim ya.
Kocam böyle bir şey benden önce gidiyor, kankasına söylüyor.
Deliririm ya. Ne yapsın adam? Açaydın telefonu kardeşim.
nasıl bir bakış açısın Allah aşkına ya?
O an biriyle paylaşman lazım ama onu öyle düşün.
Sen mutlu olduğunda ne yapıyorsun mesela?
Aramıyor musun direkt? Evet arıyorum.
Mesela bak bugünkü maçta ne kadar mutlu olduğumu anlatmak için ilk sana geldim.
Öyle mutluluk yani.
Bu arada Matt Damon'a NHL'e Christopher Nolan setine her aktörün uyması gereken yazılmamış kuralları açıklamışlar.
Sunucu diyor ki bunlar basın turunda işte non-set'in emirlere uyulması gereken kuralları nelerdir diyor.
Matt Damon diyor ki çalışkan olacaksın diyor.
NHTV ak giymeyeceksin diyor.
Agın olaya giriş ne alaka?
Matt Damon diyor ki işte daha önce konuştuğumuz sette sandalye yok ve çektiğin şey, oynadığın şeyi asla izleyemiyorsun.
Zaten IMAX'de öyle bir teknoloji yok.
Yok. Yani NHTV bir şeyler sana yedirilebilir ama asla yemek yerken oyalanmayacaksın diyor.
Ve Matt Damon diyor ki sonunda o sette olmaktan çok minnettar olacaksın diyor.
Olmaz olur musun ya? Yani bilmiyorum ama ben hala o domuz sahnesindeyim ya.
Yemin ediyorum. O domuz sahnesi var ya.
Bende travma ya. Bir sene Nolan'la ilgili hiçbir şey izleyemeyeceğim gibi geliyor.
Ama Nolan da demiş ki zaten bir sonraki filmime 3 sene var daha demiş.
Yani bir sene senaryo yazıyor.
Bir sene oyuncu buluyor.
Bir sene zaten set. Bir sene oyuncu buluyor.
Oscar'ı beklemem lazım.
Oscar sonuçlanmalı.
Bu sene Oscar ödülleri ne?
Çok fena ya. Bilmiyorum ama.
Yani bu arada...
Nolan, Odyssey filmini neredeyse hiç yapmayacağını itiraf ediyor.
Ya aslında kendi film yapma planlarında böyle bir şey yokmuş.
Ta ki 3000 yıllık antik Yunan metninden alınmış bir köpeği Argos'u konu alan sarsıcı bir sahne onun fikrini değiştirene kadar.
Bir köpekle büyümemiştim diyor Nolan.
Sonra nihayet bir tane edindim ve bu hayatımı değiştirdi.
Argos'la o destandaki pasaj beni tamamen sarsıdı ve o anda bu filmi yapmam gerektiğini anladım diyor.
Yani bir yandan aslında bu adamın nereden ilham aldığını konuşmamız gerekiyor bence ya.
Çünkü... İşte Interstellar, Inception, Oppenheimer bunların hiçbir ortak noktası yok baktığında.
Hiçbirinin yok ve şeyi mesela hani düşünüyorum bir yandan da Nolan dediğimiz adam normal bir yaşam da yapmıyor mesela.
Şimdi normal klasik bir adam gibi dedi ya.
Bence şey geliyor bana senaryo yazarken bence tamamen kapanıyor içine.
Hani benim bildiğim kadarıyla.
Tabii o senaryo kırmızı sayfalara siyah yazmak için gerçekten bir çaba lazım yani.
Yani bekliyor, bekliyor, bekliyor, düşünüyor yazmadan önce.
Yani bunları normal bir hayatı olan bir insan yapamaz.
Etkilendiği şeyleri de dışarıda gördüğünde bence ona yaşattıklarını düşünerek yaptığını düşünüyorum.
Çünkü çok hisseden bir adam.
Hissiyatı çok kuvvetli.
Yani ondan dolayı bence şeyi çok yapıyor.
Bu kadar titiz davranıyor, sesler.
Zaten fark ettiysen sahneye ilk girişinde ses seni etkiliyor.
Evet. Ama şöyle bir durum var.
Bu karakteristiz davransa da oyuncular o karakteristiz değil sanırım.
En azından belli başlı oyunculara.
Çünkü şöyle bir anekdot var elimizde.
Bu deniz çekimleri var ya deniz altında sürekli sallanıyor o deniz.
Bunda adam gerçekten gemilerle gerçekten denizin üstüne çekiyor ya hani hiçbir yeşil ekran kullanmadan.
Altı oyuncu deniz tuttuğunu söylüyor ve Nolan tabii ki buna komik bir tepki veriyor.
Şöyle diyor ki hemen onlara bakıp sizi gerçekten çekmemin bir sakıncası var mı burada yoksa sizi çekmeyeyim mi diyor.
Ya adamlar Deniz tutuyor.
Deniz de adamları sağlıyor. Gerçekçiliği yansıtıyor.
Adamın derdi zaten bu ki ama.
Ya adamlar kusta ne olacak o IMAX o dekorlar nasıl gider yapacak?
Bir şey söyleyeyim mi? Kusta işine gelir ha.
Vallahi bak kusta işine gelir.
Yani doğallık diye paylaşmazlar abi.
Bir şey demiyorum. Allah'ım yarabbim ya.
Her şeyden şey çıkartan insanlar var.
Bu reyting getirir. Bu beni konuşturur.
Düşünsene o adam öyle bir şey içinde ya.
Korkunç bir şey değil mi bu? Yani bilmiyorum ama gerçekten çok tehlikeli bence.
Şöyle bir şey var. Şimdi normalde Nolan gibi bir adam uyarladığı senaryo destanına sadık kalması beklenir ya.
Bunda sadık kalmıyor.
Yani bu mesela Nolan'ın sonraki işlerinde de ona böyle bir alan mı açacak acaba?
Hani yine böyle bir destan yaptı diyelim.
İşte İlyada Odessa gibi İlyada'yı yaptı diyelim ki.
Mesela diyecek ki ya ben o liseyi de zaten birebir uygulamadım destanı.
Bunda da uygulamayacağım diyebilir mi?
Ya birebir uygulamak dediğimiz şey de şöyle bir şey bence.
Şimdi o zamana göre yazılan bir şeyler var.
İnsanların yazdıkları oradan gelen.
Şimdi birazcık da yorumlamakla alakalı ya.
Film dünyası dediğin şey birazcık da hayal gücü ya.
Şimdi kendi imzasını da katmak istiyor abi adam sonuç olarak.
Bunu da ele almak lazım bir anlamda.
Yani. Kendi filmi yapıyor.
Yani. Şeyi bilmediğim için bir yandan da diyemiyorum mesela.
Acaba gerçekten yani 3000 yıllık tarihi yansıtsa daha mı iyi olurdu?
Onu bilemiyoruz. Yani o kafasında bence onları ölçüp tarttığı için rahatlıkla şeyi yapabiliyor mesela.
O sahnenin yerine bunu diyebiliyor.
Çünkü aslında biz onun evrenini izliyoruz.
Ben öyle düşünüyorum bir yandan da bakınca şeyden dolayı.
Okuyor, analiz ediyor, onu bir yere çıkartıyor.
Sonra onu ekliyor ve çıkartıyor.
Kendi dünyası haline getiriyor.
Değişmesindeki sebep bence bu.
Çünkü diğer önceki yapıtlarına bak mesela.
Hepsinde bir kendi yorumu ve imzası var mı sonuç olarak?
Peki sana desem ki Nolan filmlerini sırala.
Mesela son 20 senedeki yaptığı filmleri sırala desem.
İlk 5'in hangisi olur?
İlk 3'ü Batman olur da. O yüzden ilk 5'i deneyelim.
Ya büyük bir yani Marvel tutkunuyum.
DC tutkunuyum. Yani Batman ayrı, Oppenheimer ayrı.
Ondan sonra... Odise'de ayrı, Dune ayrı.
Yani hepsinin yeri ayrı bir yandan da bakınca.
Ben mesela daha çok bilim kurulu çok tercih etmediğim için mesela benim için bu 1'de olmazdı.
Oppenheimer 1'de olurdu.
Inception 2'de olurdu.
Bu da 3'de olurdu ya. İlk 3'ümü söyleyeyim desem.
Mesela Tenet. Birçok insan diyor işte bunu niye yaptın diye.
Ben de onunla aynı fikirdeyim aslında.
Çünkü çok yüksek sesi filmini zaten izlesen biliyorsundur.
Benim sağ kulağım %50 duymuyor ya.
İtiraf et o filmi izledikten sonra haydi değil mi?
Sayılır diyelim. Ya çok kötüydü ya.
Yani Hans Zimmer'la çalışmadığı o dönemki yaptığı tek film o.
Bir de pandemi döneminde bir vizyona girdi.
Kimse izlemedi ya tabii sinemaya gidip.
İzleyemedi ki adamın da suçu yoktu.
Düşünsene mesela sen bu kadar IMAX iş çekiyorsun.
Pandemi patlıyor. Herkes eve dönüyor.
Ne yapacaksın? Şey mi diyeceksin?
Ben bunu Netflix'e satıyorum ama siz bunu 4K işte kocaman televizyonda izleyin mi diyeceksin?
İzleyemezsin ki. Herkese aynı televizyon yok.
Adam tipli televizyonda izle bence.
Hastane odasında küçük izleyen var.
Şey böyle tarıya falan.
Pistellerini görüyordum hala.
Şey sağdan vur sağdan.
Şeyde üstüne çalışıyor.
Yani bilmiyorum mümkün gibi geldi bana ama yani onları çıkarttığımda evet ya.
Yani bu filme 10 üzerinden puan versem 7 veririm sanırım.
Çünkü Penelope ile sahneleri azdı.
İşe romantizma açısından bakarsam.
Ben 10 üzerinden...
Fazla kadın vardı. Şimdi şöyle teknik olarak bakıyorum.
10 üzerinden 10 veririm.
Senaryo daha iyi olabilir miydi?
10'a da 9 veririm yani.
Senaryo birazcık daha göreceli ya.
Diyorsun. Bu arada dinleyicilerimize hazır bitirirken şey söylemek istiyorum.
2024 yapımı The Return diye bir film var.
İzledin mi bunu? İzlemedim.
Bu film bizde vizyona gelindi.
Yani Odyssey gibi tabii ki kocaman bir PR'le girmedi ama başrolünde Juliette Binoche ile Ralph Fiennes var.
Aynı hikayeyi anlatıyor.
Ve Ralph Fiennes öyle bir karaktere bürünmüş ki sonuçta Odyssey gibi işte yıllarca uzakta kalıyor.
Ya adam şey mesela O dönem bir de o adamın hatırlarsan böyle bir papa seçimini anlatan bir film vardı.
Onun başlığı o adam ve aynı dönem ne çıktı ikisi de diye hatırlıyorum.
Ya da ben birini önce diğerini sonra izlerim.
Onu net hatırlamıyorum ama aynı ayda izlerim ikisini.
Bu adam nasıl o adam demiştim.
Çünkü işte papa seçiminde rahip olarak o adam sakalsız.
Odise'ye çok sakal ve inanılmaz güzel bir filmdi.
Yani onun kadar büyük bütçeli değildi, onun kadar çok ses getirmedi ama bence hani IMAX olayının dışına bırakırsak işte görüntü kalitesi, senaryo vesaire aynı senaryo birebir.
Bu arada şöyle bir şey var. Zaten olayı büyük şeyini yapan yankısını.
Bu arada şöyle bence PR çalışması yapılmadı.
Yapılmadığı hali bu mu yani?
Yani şey yapılmadı. Hani Odise diye yapılmadı şeyden dolayı.
IMAX yapıldığı için oldu.
Evet ya. Yani bakınca çünkü kimse şey demiyor IMAX diyor.
IMAX bence filmin önüne geçti isim olarak.
Yani burada bence en büyük yazık olan şey oldu.
Şu an şu ara son bir ayda vizyona giren filmlere oldu.
Yani hiçbiri izlenmedi ve düşünsene bomboş salonlar var.
Bir tane salonu herkes hurra girmeye çalışıyor.
Durum tam olarak öyle yani.
Nasıl yapacaksın başka türlü?
Kimse beklemiyordu ki böyle bir şeydi bu arada.
İnanılmaz ses getirdi ya.
Yani bekleseydi birisi mesela bizim Türk aklı bir yatırım yapardı bir Karadeniz'de hemen.
Yani ama bir şey diyeyim. Bence kesinlikle ülkede hani Nolan'la ilgilenmesi gereken yönetmenler var ya.
Hani ne çekiyor, nerede çekecek, hangi oyuncularla çalışacak diye.
Düşünsene öyle bir şey. Hani yetenek avcısı diyorlar meğerler.
Öyle bir insan olsa düşünsene ne kadar kar edebileceğini.
Ya çünkü şey mesela Nolan'ın tipine bakıyorsun.
Hani şey atıyorum hep esmerlerle çalışmıyor, hep sarılarla çalışmıyor.
Hani adam gerçekten yetenekli insan arıyor.
İsteyeni yapabilecek. Ya öyle bakınca bizim ülkede her türlü insan var genel esmera.
Tam onu diyecek değil mi? Sen yine bir renk cinsiyetine girdin diyelim.
Ya öf nasıl girmeyeyim ya Allah aşkına.
Yani Nolan Sarı diye sen bu kadar seviyorsun.
Ben bilmiyorum zannetme Nori'yi onun için sevmiyorsun sen.
Hayır hep de o da bir iş çektiği için.
Adam doğuya olan merakımı ve özgüvenimi öldürdü.
Sanki doğuya gidince başıma bir şey gelecekmiş gibi hissediyorum artık.
Ki ben yani ne o Kars'a Ağrı'ya gitmeyi gerçekten merak eden insanım Nolan'da pardon.
Allah söyledi bir sonraki filmi ağır da galiba.
NBC'de göre göre gerçekten doğuya gidesim gelmem.
Kar görmek istemiyorum ya.
Ömrünün 20 senesinde kar arayan ben İstanbul'da taşındığımdan beri NBC izlememden beri kar görmek istemiyorum arkadaş.
Adam karın üstüne çıkıyor yürüyor.
Rus romanı gibi. Evden çıktı 500 metre.
5 sayfada bitmez ya Rus romanlarında.
Bunda da yürüyor adam.
25 dakika yürüyor o.
Yani bilmiyorum. Yani şey mesela çok iyi ama.
Ya bu birazcık komik bir anım ama bir defa sette ilk başladığım zamanlar normalde 16 saat çalışma şeyi vardır ama biz tabii toy olduğumuz için.
Bir de o zamanlar 16 saat olayları yeni başlamıştı.
Biz maksimum 16 saat bir gündü.
Biz o gün sabahladık yani.
24'ü geçtik falan. Ben de arkadaşımla buluşuyorum.
Kadıköy'de Nuri Bilgeceli Hanım bir filmeyi çıktı.
Hangisi olduğunu unuttum. Kurod da üstüne mi?
Hatırlamıyorum. Olmuş olabilir.
Uzun zamanlar oluyor. 10 senesi falan.
Ben uyudum abi. Bir zamanlar Anadolu'da falan.
Ama o kadar da yorulmuşum ki.
En sevmediğim insan tipi ya.
Yemin ediyorum. Hani uyuyakaldım.
Bir de o kadar güzel uyumuşum ki.
Kış aylarıydı.
Horlamışım da burnum tıkandığı için.
Beni uyandırıyor Allah.
Ama filmde. Yani ben şimdi seviyorum izlemesini ama.
Sen uyandın hala devam ediyor filmde.
Evet yani ben uyuduğumda mesela yürüyordu bile.
Uyandığında da yürüyor bile. Yani şey diyorum.
Ben bence bir şey kaçırmadım.
Yani bugün. Ya ama bir şey diyeyim mi?
Gerçekten NVC filmini kaçırmamış olabilirsin yani.
Çünkü hala doğuda.
Hala doğuda yani.
Ve bıkmıyor orada.
Şey neymiş efendim? Doğuda çekilen filmle İstanbul'da çekilen film aynı hikayelere sahip olabilirmiş.
Yani ben zannetmiyorum İstanbul'a atanan bir öğretmenin zor gününü ama.
Bilemiyorum. Neyse arkadaşlar çok uzun bir sohbet oldu.
Biz zaten bu bölümü iki parta bölmüştük.
İkinci partın sonuna geldik.
Geçen hafta da... Dinlediğiniz için bu hafta sohbetimizin devamını dinlediğiniz için teşekkür ederiz.
Artık önümüzdeki bonus bölümde çok güzel ve eminim çok seveceğiniz eski Türk dizilerinin yer dizileri konuşacağız.
Ha bu arada ne söylüyoruz?
Cuma günkü bölümde görüşmek üzere.
Sizi seviyorum. Son söyleyeceğim bir şey var mı?
O zaman bir anket yapalım mı?
Ne tür bir anket?
Nuri Bilge Ceylan mı?
Christopher Nolan mı? Yani şimdi bunda anket yaptığınız bölge gereği NBC çıkması daha yüksek ihtimal değil mi?
Bence değil. Öyle mi diyorsun?
Evet. Bence bunu bir yorumlarda ya da...
Instagram hesabına bir yazsınlar bakalım ne çıkacak diyorsun.
Olur. Bence olur. Yani şeyden de değil.
Neden Nuri, neden Nolan gibi.
Haa. Sebebiyle açıklasınlar diyorsun.
Ama şimdi buna birazcık haksızlık olur be NBC.
Şu an çünkü Odise'yi izliyor herkes.
Ya Odise'yi izliyor ama Nolan'da ayrı bir şey.
Doğru söylüyorsun. O zaman bize bunun sosyal medya hesaplarımdan yazın.
Bölümün açıklama kısmında linkleri var.
Her yerden ulaşabilirsiniz. Teşekkür ediyorum katıldığın için.
Rica ederim. Ne demek. Çok keyifli bir sohbetti.
Bizi dinleyen herkese çok teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle.
Bir sonraki konuk olduğum bölümü sabırsızlıkla bekliyorum.
Ben de görüşmek üzere.
Haftaya çıkacak bölümlerde de lütfen bizi yalnız bırakmayın.
Sizi seviyorum. Hoşçakalın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
