
10. Bonus: Sinan Engin ile Uzak Şehir konuştuk
20 Mayıs 2026 · 25 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bonus bölümde imparatorla en sevdiği yerli diziyi konuştuk.
Sen Anlat Karadeniz’den sonra en yüksek reytingi alan diziyle ilgili şok edici yeni haberler öğrenmiş olduk. İyi dinlemeler
Transkript
Herkese merhabalar.
Vizyonda yayınlanan yeni bonus bölümüne hoş geldiniz.
Bugün yanımızda İmparator Sinan Engin var.
Gerek Allah vergisi karizmasıyla, gerek Allah sağlık versin, 5 dakika sonra da para versin.
Özlü Sazı ile kendisi yanımda.
Bugün onunla Uzakşehir konuşacağız.
Öncelikle Uzakşehir'i nereden keşfettiniz?
Ailecek mi izliyorsunuz?
Nasıl durum? Şimdi ben öncelikle tabi dizi çok seviyorum.
Türk dizilerini seyrediyorum.
Uzakşehir tabi... Ozan oynuyor orada.
Ozan'ı aynı zamanda iki aşağı edeyim ben.
Ozan Akbaba. Çok sevdiğim için onun bütün projelerini de kaçırmıyorum.
Dolayısıyla seyrettim ve konu bana çok enteresan geldi, çok cazip geldi.
Ve dolayısıyla dizinin müdavimi oldum.
Hala seyrediyorum, çok heyecanlı.
Belki de son yılların en yüksek alan reytinglerin dizisinden diyebiliriz yani en son.
2-3 tane dizi vardır belki yani en yüksek reyting alan ve her haftada aynı şekilde trendi yükseliyor reytinglerinin.
Tabii senaryoda biraz sıkıntılar oldu galiba ama dizi beni çok etkiliyor ve her pazartesi sabırsızlıkla bekliyorum.
Bildiğim kadarıyla Ozan ve Sinem de çok yakıştırıyorsunuz.
Başta o çift olarak çok güzel gözüküyorlar değil mi?
Aynen öyle evet çok yakışıyorlar.
Çok iyi oynuyorlar. Sinem de olsun çok iyi oyuncu.
Çok güzel oynuyor. Ama orada bütün oyuncular çok iyi oyuncu.
Yani orada baktığın zaman Sadakat Hanım olsun, şey olsun.
Ecmel. Ecmel olsun, Şahin olsun, Kaya olsun.
Yani baktığın zaman o kayınvalide şeyin kayınvalidesi.
Fidan. Fidan. Müthiş bir kadın o Atom Karınca.
Harika yani. Dizide herkes birbirini tamamlıyor.
Yani çok kaliteli bir oyuncu kadrosu var dizinin.
Kesinlikle ve önümüzdeki sezon onayını da aldı.
Umarım daha çok sezon devam eder.
Evet tabii. Siz sete gitmeyi düşünüyor musunuz bu arada?
Bir Mardin turu. Ya bana aslında rol de yazdılar.
Aa gerçekten mi? Evet kısa bir rol de yazdılar bana ama vaktim olmadığı için gidemedim ama sete gitmek istiyorum.
Yavalarda gitmeyi düşünüyorum.
Bekliyorlar da beni. Ama sete çok gitmek istiyorum.
En kısa zamanda da gideceğim.
Umarım. Bu arada senariste sanırım bir tanışıklığınız var galiba değil mi?
Senariste telefonda konuştum.
Evet senariste tanışıklığım var.
Senarist çok başarılı.
Çok başarılı. Gülizar Hanım çok başarılı.
Yani böyle bir senaryoyu yazmak yani hakikaten başlı başına büyük bir beceri.
Onun için buradan da hatta Gülizar Hanım'a da çok selamlar.
Bir de Mardin çok güzel gözüküyor dizide.
Bütün tarihi doğal güzelliklerini görüyoruz.
Yani Mardin... Zaten çok güzel bir şehir.
Zaten hiç de görmedim. Çok da merak ediyorum ama seti çok merak ediyorum.
Oyuncularla tanışmak istiyorum. Özellikle Sadakat Hanım'la tanışmak istiyorum çok.
O da çok iyi bir oyuncu. Müthiş oyuncu.
Peki Şahin ile Nare hakkında ne düşünüyorsunuz?
Onlar çok yakıştırılan bir çift.
Evet ama o çocuğunda galiba bir sorun çıktı.
Nare'nin. Evet. Çocuk çıktı.
Çok. Kaya'ya da şey de yakışıyor.
Zerrin. Zerrin de yakışıyor.
Yani çok cuk oturmuş.
Her şey cuk oturmuş. Her çocuk oturmuş dizide.
Ya bazıları işte kuzen evliliği ya da işte abisinin karısıyla insanla evlenirim diye eleştiriyor ama zaten orijinali de öyleydi.
Bu film yani bu. Bu film yani.
Buna çok takılmamak lazım bu dizi.
Buna çok takılmamak lazım.
Bir de bazen bizim diziyle yayın süreleri denk geldi.
Siz onu bazen yayında da izliyordunuz.
Gerçekten çok iyi denk geldi.
Yayında da bakıyorum önemli şeylere.
Zaten bana çok mesaj geliyor yayında.
Şeyle ilgili dizinin...
Aksiyonlarıyla ilgili mesajlar da geliyor.
Zaten kayıt ediyorum. Eve gider gitmez hemen izliyorum onu.
Yani 3-3.30'a kadar sürüyor.
Ondan sonra yatıyorum zaten. Ya diz süreleri çok uzun ama bu diz gerçekten çok hoş değil mi?
Çok güzel dizi. Yani çok akıcı.
Yani çok güzel bir dizi. Yani dediğim gibi beni hem dinlendiriyor hem dediğim gibi bir de ben özellikle bizim yerli dizilerimizi çok seviyorum.
Oyuncularımız çok başarılı. Hepsi çok yetenekli.
Yani onun için iyi dizi olduğumu ben senelerce seyrediyorum.
Peki sizce ikinci sezonda ne olabilir?
Yani bu Cihan'la Aliye'nin...
Takviyeler gelecek bence. Diziye başka oyuncular girecek.
Mantıklı ve oyuncu kadrosu da çok güzel zaten.
Fidan, Ecmel, onların evliliği çok komik.
Yani gerçekten harika ya.
Müthiş başlı başına çok yetenekli oyuncular.
Hepsi Oscar'lık oyuncular. Müthiş oynuyorlar.
Yani hakikaten o dizide oynayan bütün oyuncuların ödül alması lazım.
Bir de çocuk olan da çok tatlı.
Aliye'yle Cihan'ın... Onunla telefonla da konuştum.
Görüntüyle de konuştum onunla hatta bir kere.
Çok yani müthiş yakışıyor.
Bir de çok yetenekli.
O da çok yetenekli. Ne güzel.
Çok iyi yönetmeni var. Harika yapımcılar var zaten.
Hepsi harika. Kesinlikle.
Çok teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim.
Buradan Uzakşehir bütün oyuncularına selamlar, sevgiler.
Çok sağ olun. Uzakşehir mesela senaristine sinirlendim.
Senaristine sinirlendim.
Ya kardeşim geliyor buraya kadar ya hiç böyle cezaevine ziyarete gidiyor.
Elini bile tutmuyor. Bilmem ne yapmıyor falan.
Ya dedim ki senariste ya. Ya kardeşim bayanmış.
Sonra konuştum senariste de.
Ya dedim bunları bir öpüştür dedim bir şey yaptır.
Ama yanaklarından bir samimi yap dedim ya.
Şimdi az önce Sıra Engin'i dinledik.
Şimdi sıra bende. Öncelikle onu da söylediği gibi bu dizi Sen Anlat Karadeniz'den sonra en yüksek reyting alan dizi oldu.
Haftaya 63. bölümüyle sezon finali yapacak olan dizi 3.
sezon onayında aldı. Ve bu dizi dünya genelinde 100'den fazla ülkeye satıldı ve totalde 30 milyondan fazla izleyiciye ulaştı.
Türk dizi tarihine ilk olarak dijital platformlarda sadece 36 bölümde 500 milyon izlenme barajını aşarak bu bahsettiğimiz dizi küresel bir fenomen haline geldi.
Amerika'da, İspanya'da, Rusya ve Ukrayna'da ve hali hazırda Bulgaristan'da yayınlanıyor ve hatta Bulgaristan'da ülkenin ana haber bültenlerine konu olacak kadar büyük bir hayran kitlesi oluşturdu.
Şimdi bu dizinin bir de turizm etkisini size anlatmam gerekiyor.
Dizi özellikle Kuzey Afrika'da, Tunus, Fas, Cezayir'de Mardin'e gitme isteği uyandıran ve o ülkelerin hunharca Mardin turları düzenlenmesine sebep olacak kadar ilgiyi ve talebi arttırdı aslında.
Peki bu dizinin satış ve maliyet detayları neler?
Uzakşehir'in bölüm başı satış fiyatı 2025 yılı sonunda Cannes'daki televizyon forumunda yani Mipcom'da Uzakşehir bölüm başına 200 bin dolar.
Yani bunu eğer bugünkü kurla Türk lirasına çevirirsek 9 milyon Türk lirasıyla 650 bin dolar.
29 milyon Türk Lirası arasında değişen fiyatlarla alıcı bulmuş.
Peki bu dizinin dakika başı maliyeti ne?
Türkiye'de dizi sürelerin uzunluğunun ortamı 140 dakika olması nedeniyle saatlik üretim maliyetleri 10 milyon Türk Lirası'nı aşmış.
Toplam bölüm maliyetleri ise yarım milyon doların üzerine çıkmıştır.
Kriterlere bakarsak bir dizinin bu kadar yüksek rakamlardan satılabilmesi için Türkiye'de 7 reyting barajını aşması ve en az 26 bölüm yayınlanmış olması şartı gerekiyor.
Diğer Türk yapımlarıyla kıyaslarsak Uzakşehir'i Muhteşem Üzül ve Diriliş Ertuğrul'la kıyaslayayım dedim.
Yani en çok satılan ve en çok dikkat çeken dizilerden.
Tarihsel olarak yurt dışı satışlarında toplam gelir bazında hala zirvede yer alan bu iki diziyle karşılaştırdığımızı Diriliş Ertuğrul dönemindeki prodüksiyon maliyetleriyle en pahalı yapımlardan biri olarak kabul ediyor.
Muhteşem Üzül de aynı şekilde hala birçok ülkeye satılıyor.
Yani benim bildiğim Afrika'daki kabilelere kadar satıldı artık.
Yalıçapkın'da mesela o da sonlandı, çok izlenmişti, çok satıldı.
Bölüm başı satış rakamlarında son yıllarda 600-700 bin dolar bandını zorlayarak uzak şehirle benzer birlikte yer alıyor aslında.
Uluslararası alanda dakika başı en pahalı yapım rekoru genellikle belgesellerde yer alıyor tüm dünyanın satış hacmine baktığımızda.
Mesela BBC'nin Walking With Dinosaurs serisine dakikası 61 bin dolar.
Yani bizdeki Türk lirasıyla 2 milyon TL gibi düşünebilirsiniz.
Ve genelde bu uluslararası alanda dakika başı en pahalı yapım rekoru Amerikan yapımlarına ait.
Türk dizileri ise dakika başı maliyetten ziyade bölüm başı toplam ihracat geliriyle küresel pazarda rekabet ediyor aslında.
Ve şöyle ki bu dizi 3.
sezon onayını da almış ve sosyal medyada bu diziyle ilgili çok fazla tartışma yaşanıyor.
Ve yani tabii ki bu kadar çok izlenen, bu kadar çok insana ulaşan bir diziyle ilgili bu kadar çok tartışma olması normal ama bu tartışmaların çoğunun senaryo hakkında olması...
Bu aslında dizinin bir uyarlama olduğunu ve benim size bu uyarlamanın orijinalini anlatmam için ciddi bir sebep diye düşünüyorum.
Şimdi Uzakşehir'in orijinali Lübnan ve Suriye'nin ortak yapımı olan Al-Hayba dizisi.
Bu Al-Hayba dizisi 2017'de yayına başlamış ve 5 sezon sürmüş.
Başrolü de Orta Doğu'nun en ünlü aktörlerinden Tayyip Hasan'ın oynadığı Cabal ya da bizdeki adıyla Cihan karakteri aslında.
Şimdi onun hikayesi aslında bizdekiyle bir noktaya kadar aynıydı.
Onun hikayesini anlatayım size.
Kanada'da yaşayan Alya'nın vefat eden eşinin son vasiyetini yerine getirmek için Lübnan'daki köye Al-Hayba'ya gitmesiyle başlıyor hikaye.
Aile Alya'nın küçük oğlunu yani kendi torunlarını Kanada'ya geri götürmesine izin vermiyor.
Çocuğunu bırakmak istemeyen anne de klasiktir.
Kaçılmaz bir töre gelinlik kıskacına giriyor.
Aile reisi ve ölen eşinin kardeşi olan Jabal, aile bağlarını korumak ve erkek yeğenini yanına tutmak için Alya ile evlenmek zorunda kalıyor.
Çünkü Jabal'a bir şey olursa ailenin aşiretin başına geçecek kişi soyba ve...
Lübnan hukukuna göre o küçük çocuk.
Soyun devamı olan erkek torunu ailenin yanında güvenli tutmak için de evleniyor bu iki kişi.
Ama tabii ki bu hikaye sadece bir aile dramı değil aslında.
Jabal aslında bölgedeki büyük bir silah kaçakçılığı şebekesinde lideri aynı zamanda ve sınır bölgelerindeki güç savaşlarını yönetiyor.
Şimdi burada bizimkiyle ters düşen ilk senaryo bu.
Orijinal hikayede Jabal yani bizdeki ismiyle söyleyeyim Cihan o köyden çıkamıyor polis korkusundan ama bizde böyle bir hukuk kuralı ya da Böyle bir yasa yok.
Yani Cihan daha özgür bize.
Yani işte Cihan mağarasına iniyor, sıkılıyor işte Şanlıurfa'ya gidiyor, oradan sıkılıyor İstanbul'a gidiyor.
Ama orijinal hikayede eğer o köyden çıkarsa hapse atılacak olan bir jabalımız var hikayenin kendisinde.
Ondan sonrasında diğer fark ise ikinci sezonda Alya dizide yok orijinalinde.
Çünkü oyuncu ikinci sezon senaryosunda geri planda kaldığını söyleyip hikayenin tamamen erkek egemen bir yapıya, silah çatışmaları ve aşiret savaşlarına evrildiğini belirtiyor.
Ve 30. bölümden sonra ilk sezonunu tamamlıyor ve diziden ayrılıyor.
Şimdi arkadaşlar ben bu diziyi ne zaman izledim biliyor musunuz?
Ben bu diziyi 2020 yılında pandemi zamanıydı.
Netflix'te vardı bu dizi ve yani tamamen anlaşmalı evlilik olduğu için genelde çok tercihim değildir.
Önüme çok fazla Bollywood yapımına çıkıyor.
Ama yani genelde mesela Netflix'te tercihim işte İskoçların işlerini izlemek olabilir.
İngilizler olabilir, Amerikanlar olabilir.
Yani daha çok hani... benim ilgimi çeken şeyleri anlatıyorlar.
Yani genelde böyle Kırgızistan'dan, Özbekistan'dan, işte Azerbaycan'dan çıkan romantik komediler ya da işte anlaşmalı evlilik hikayeleri beni çok çeken şeyler değil.
Ama bunu da merak ettim yani nasıl anlatacaklar acaba diye.
Ve daha ilk sezonunu o zaman izlemiştim.
Zaten Netflix'te o zaman sadece ilk sezonu vardı.
Ondan sonrası zaten hem Netflix'ten kaldırdılar hem de sezonlar devam etti ama Alya dizinin içinde olmadığı için ben tabii ki izlemedim kalanını.
Şöyle... Şimdi Alya orijinalinde dizide yok dedim ikinci sezonda.
Böyle tabii ki orijinal hikayede ne oldu?
İkinci sezonda birinci sezonda yaşanan olayların öncesine odaklananlar ve Jabal'ın yani Cihan'ın nasıl güç kazanını anlattılar aslında orijinal hikayede.
Alya'nın yokluğunda da her sezon farklı bir kadın başrol hikayede halledildi orijinal hikayede.
Ve tabii ki insanlar da bize şunu sorguluyorlar.
Uzak şehir sonuçta bir uyarlama ya orijinaline birebir de olmasa da %70'ine uymak zorunda.
Çünkü telif haklarını, yayıncılık haklarını yapımcı buna göre alıyor aslında.
Ve işte insanlar da şimdi bize şeyden korkuyorlar, işte Alya diziden ayrılırsa ne olacak diye.
Ama bizim yaptığımız Türk versiyonunda hikaye akışı tamamen değiştirildi ve Cihan'la Alya sahneleri ilk sezonda da ikinci sezonda da dizinin merkezine tutuldu aslında.
Bizi yani Cihan'ın yanındaki Alya'yı çıkarmak demek diziyi Konya'da çekmekle aynı şekilde atmosferi bozan bir şey olur aslında.
Çünkü senarist olay örgütü her sıkıştığında dizinin başrol çiftine ihtiyaç duyuyor ve onların sahneni arttırıyor.
Dizi sezon finali yapmak üzereyken...
Bir de küçük bir şok ayrılık haberi geldi.
Dizide Cihan'ın kız kardeşi Nare ile evlenen ve kuzen evliliği yapan Şahin'i oynayan oyuncu Alper Çankaya kendisiyle diziden ayrılacakmış.
Sadece o değil yine seyircilerin büyük tepki gösterdi.
Cihan'ın ölmüş sandığımız abisi sonradan ortaya çıktı Boran.
Ve Boran'ı oynayan oyuncu da Burç Kümbetlioğlu'ydu.
O da diziden çıkacakmış.
Böylece dizi resmen ana kadrosuna belki de iki sezonun sonunda ilk kez ciddi şekilde kayıplar veriyor.
Son bölümlerde dizinin reytingleri oran olarak aslında 2,5 oranına düştü.
Ama senarist hitap ettiği, kitleyebildiği için zaten.
Tekrar eminim bu sezonu zirvede bitirirler.
Önümüzdeki sezonu da aynı şekilde zirvede açarlar.
Yani kendi adıma tören dizileri genelde izlemeyi tercih ettiğim bir tema değil.
Ama yani izleyene tabii ki saygı duymak lazım.
Çünkü bu türün de çok seveni var, çok dikkat çekeni var.
Ve hani olanın biteni de düşündüğünüz zaman yani böyle bir şeyin ülkenine karşı sevildiğinde aslında çok da şaşırtıcı değil yani.
Hani bunun içine niye bu kadar şey soktukları.
Ama yani benim bu hikayede en çok sinir olduğum şey senarist, yönetmen ya da oyuncuların performansı değil aslında.
Asıl sinir olduğum şey ne biliyor musunuz?
Asıl sinir olduğum şey kesinlikle kuzen evliliği ve bunun meşrulaştırılması.
Ama tabii ki yani işte kuzen evliliğinden doğacak çocuğun sakat olması, ondan sonra işte Nare'ye bu çocuğu alalım, bu çocuk seni zehirliyor demeleri, ondan sonrasında yaşayanlar.
Yani aslında birazcık da hani Lübnan hikayesine benzetmeye çalışmışlar.
Ama ne kadar benze değil de ortağı diye düşünüyorum.
Yani sonuçta bizim de bir noktada şunu söylememiz gerekiyor bence.
Yani dizinin hani şu an içinde bulunduğu hali düşünürsek Lübnan uyarlamasına daha çok benziyor ama yani bazı insanlara da şunu söylemek gerekiyor.
Yani Marni'deki insanlar gerçekten böyle bir törenin içinde mi yaşıyorlar?
Bence hayır. Yani bu kadar korkunç şekilde işte insanların işte birbirini vurduğu ondan sonrası başına korkunç şeylerin geldiği bir şeyin içinde yaşamıyorlar bence.
Ama işte... Yani öyle yaşıyorlarmış gibi göstermek, Sizeng'in de dediği gibi gerçekten Türk halkını birleştiren, Türk halkının izlemeyi sevdiği şeylerden bir tanesi.
Ben size ilk Töre dizisiyle tanışmamı anlatayım.
Belki daha önce anlatmamışımdır.
Benim ilk izlediğim Töre dizisi 2007 yılındaki çok fazla ses getiren Sıla dizisiydi.
Sıla dizisi ATV'deydi o dönem ve Sıla dizisinin senaristi Seme Ergenkondu, hatta yapımcılığında yanlış hatırlamıyorsam Gül Onat yapıyordu.
Ve gerçekten inanılmaz bir şeydi ve ben tabii ki 2007 yılında çok küçüktüm.
Yani ilkokula gidiyordum galiba ve şey yani tamamen hani şey işte salondaki açık televizyondan ya bu neymiş diye baktım.
Ama hani çok küçük olduğum için hani çocuk aklımda çok ilgimi çekmiş.
Hani böyle farklı bir hayat işte konakta yaşıyorlardı.
Bu arada Sıla Konağı da hala bugün Mardin'deki en güzel taş evlerden bir tanesi.
Hatta orayı da gezip görülebilecek bir alan haline getirmişler ve bayağı bugün gittiğinizde ziyaretçi kabul eden bir yere dönüşmüş.
Ve mutlaka ben de kendime gitmek istiyorum.
Çünkü gerçekten Mardin'deki farklı dinlerin bir araya geldiği, farklı ibadethanelerin olduğu yeri ben de sizinle ilgili gibi görmeyi çok istiyorum.
Çünkü gerçekten işte Süryanilerin, Yezdilerin, işte onun dışındaki Hıristiyanların, işte Zerdüşlerin farklı hani kendi adetleriyle, kendi ibadetleriyle aynı yerde yaşaması beni her zaman çok etkilenmiş.
Mesela İstanbul'da yaşamayı da bu yüzden çok seviyorum.
İşte bir tarafta kilise var, bir tarafta havra var, bir tarafta cami var.
Bunların hepsinin buluştuğu yerler genelde çok güzel oluyor.
Ve her ne kadar uzak şehire kıssak da uzak şehir sayesinde artık önümüzdeki sezonda yepyeni diziler izleyeceğiz.
Yepyeni işte iki tane Şanlıurfa hikayesi geliyor, bir tane Gaziantep hikayesi geliyor, bir tane de Mardin hikayesi hazırlanıyor.
Ki bu şu anda bizim bildiklerimiz.
Yani yaz döneminde yeni başlayacak dizilerle ilgili daha çok bilgimiz olur.
Öyle olduğu için de umarım...
Yani bu tip şeyler gitgide kendi ülkemizi tanıtacak tabii ki doğru senaryolar, kendi kültürümüzü, kendi doğal güzelliklerimizi anlatacak daha farklı senaryolar görürüz.
Bu arada ben size bir de şundan bahsetmek istiyorum.
En son sabah da çıkan bir haber vardı.
Bunu size geçen bölümlerde de söylemiştim.
Sabah da çıkan habere göre işte bu dizilerin yapım maliyetleri o kadar arttı ki bu kadar çok yapım maliyetinden sonra oyuncuların işte aldığı rakamlarda indirime gitmesini istemiş yapımcılar.
Çünkü kanallar yapımcılara demiş ki belki siz o bölümü kaçırmışsınızdır, orasını duymamışsınızdır diye söylemek istedim.
Yani kanallar artık o kadar çok hani kendileri kazanmıyorken yapımcılara kendi kazanmadıkları paradan veriyorlar ki artık en sonunda bu olay şuna varmış.
Yapımcılar demiş ki yani sen bu 20 milyon olan bütçeni 15 ile 18 milyon arasında düşürmek zorundasın demişler.
Ve ondan sonra ortaya şöyle bir şey çıkmış tabii ki.
Yapımcılar da oyunculara demişken siz bu aldığınız ücretlerle indirime gitmek zorundasınız.
Tabii böyle oluyor. Oyuncuların da Sabah Gazetesi'nin haberine göre aldığı ücretler ortaya çıkıyor.
Ve bu ücretlerin içinde tabii ki Uzakşehir'in başrolü Ozan ve Sinem'in aldığı ücretler de var.
O habere göre Ozan Akbaba bölüm başı 1,5 milyon, Sinem Ünsal 1 milyon kazanıyormuş.
Şimdi arkadaşlar şöyle düşünün.
Siz her hafta bir ev, bir araba parası kazanıyorken aldığınız paradan feragat etmek ister misiniz?
Ya da indirim yapmak ister misiniz?
Bence istemezsiniz diye düşünüyorum.
Ve yani bunları da düşündüğümüz zaman hani bu sektörde bazı insanlar çok fazla kazanıyorken gerçekten yani bu işin set emeklisi olan insanlar gerçekten çok az kazanıyorlar.
Ve bence gerçekten yani bu sektördeki değinilmesi gereken en büyük sorun bu.
Bu arada şu açıdan şunun altını çok net bir şekilde çizmem gerekiyor.
Yani tördüzleri artmasını talep ettiğim şeyler değil, yurt dışı satışın daha çok olmasını talep ettiğim şeyler değil aslında.
Ama hikayede şöyle bir durum da var.
Evet yani vitrine koyduğumuz şey töre üzerinden Mardin'i anlatmak.
Evet vitrindeki şey kötü ama birçok insan hani sırf işte sırf Arya ile Cihan'ın konağını görmek için bile Mardin'e gelmek istiyorlar.
Bu da aslında ister isterseniz bir kültür turizmi yaratıyor.
O yüzden de yani aslında Mardin'de çekilen ve hani günümüzdeki ülkemizdeki işte kültüre olaylarımızı doğru şekilde anlatabilecek daha düzgün, daha...
ülkemizin meşrulaştırmayı hiç sorun etmeyeceği farklı işlere ihtiyacımız var bence.
Siz ne düşünüyorsunuz? Lütfen sosyal medyadan yazın bana.
Şimdi arkadaşlar bir de diziyle ilgili şuna değinmek istiyorum.
Şimdi dizide bu dizinin başlangıçtaki hikayesi neydi?
İşte Alya'nın kocası ölmüştü.
İşte kocasının da vasiyeti gereği Alya cenazeyi kaldırdı, getirdi işte Mardin'in bir köyüne.
Buraya kadar her şey normal, her şey orijinaline uygun.
Şimdi bizim orijinaliyle ters düştüğümüz noktadan bir tanesi ne biliyor musunuz?
Bizde şöyle bir sıkıntı oldu.
Bizde hikaye tıkandı çünkü orijinal hikayede orijinal Haybo bölümleri kaç dakikaydı biliyor musunuz arkadaşlar?
Orijinal bölümler tam tamına 40-45 dakika arasındaydı ve biz her hafta 140 dakikalık bir şey izliyoruz.
140 dakikalık bir şey karşımıza konuluyor.
Zengin dedi yani 3.30 oluyor saat ben hala bölümü izliyorum diye.
Gerçekten öyle bir şey ki bölümün YouTube'a düşmesi belli bir zaman alıyor.
Ondan sonra siz onu işte telefonunuza, tabletinize ya da işte...
bilgisayarınıza indirip ben bunu ya işte iş yerinde izlerim, ya ben bunu işte işe giderken, işten dönerken ya da işte yarın akşam yemek yerken kahvaltı ederken izlerim dediğinizde bile o kocaman bir işe dönüşüyor.
Çünkü dizi süreleri çok uzun.
Yani ne yaparsak yapalım o dizi süreleriyle yani zaten orijinal hikayeye bağlı kalmak mümkün değil.
Çünkü orijinal hikayede bir bölümde yaşanan şeyi kendi çektiğimiz bir bölümün içine adalı adalı yaymak zorundayız.
İşte bakışmalar ya da işte diğer çiftlerin hikayeleri vs.
Ya da ne yapacağız?
Dizeye farklı şeyler sokacağız.
Bizim Senaristimiz de bence burada kendini kurtarmak için şöyle bir şey yaptı.
Başlangıç hikayesinde ölen Boran'ı diriltti ve Boran döndü geri geldi.
Ve Boran'ı oynayan oyuncu da sette çok sevilmeyen bir oyuncu.
Yani çok egoist, çok işte insanların mesafeli olmakla tanınıyor.
İşte ekip fotoğraflarında yok, ekip kutlamalarında yok.
Sosyal medyada hani ekipçe yapılan işte mesela aynı kişiyi beğenmek, aynı kişinin doğum gününü kutlamak vesaire böyle etkinliklerde hiç yer almıyor.
Öyle olduğu için de hani hem insan olarak hem karakter olarak Boran'ı da oynayan aslında oyuncuyu da çoğu insan sevmedi.
En sonunda senarisi pes etmiş.
Boran'ı diziden çıkartacak. Ama tabii ki yani Türk dizisi bu.
Yani Boran'ı her ne kadar diziden çıkartsanız da eninde sonunda zaten hikaye tıkanınca mecburen karakteri geri döndürmek zorunda.
Ve ben bunun aslında etik olmadığını biliyorum ama şimdi ortada şöyle bir şey var.
Düşünsenize her hafta 160-170 sayfa civarında kitap yazar gibi senaryo yazıyorsunuz ve bunun...
bir önceki haftayla bağlantılı olması gerekiyor.
Yani bu evet belki söylerken ben bunu tek nefeste söyledim ama bu gerçekten bir kişinin yaptığı böyle tekte oturup bir gece uykusuz kaldım, bir gece oturdum yazdım diyebileceği bir şey değil.
Çünkü böyle bir sürü parametre var.
Bunları da düşününce mesela işte Zerrin'de kaya aşkı, işte Zerrin çocuk doğurdu, ondan sonrasında işte kaya çocuğu çok geç öğrendi, şimdi işte kaya çocuğu saklıyor, işte annesine vermiyor vesaire.
Yani bunların aslında baktığınızda evet çok komik senaryolar ama hani içinde bulunduğumuz sektörde hem para kazanmak, Hem senarist olarak o işin içinde çalışan bin civarında insanın maaşı, emeği, çalışmasını
ve ailesini geçindirmesinin devamlılığı sizin üstünüzdeyken bir noktadan sonra muhtemelen borç veriyorsunuzdur.
Ben zaten onunla yazsam, bununla yazsam izlenecek.
Zaten ben onunla yazsam, bununla yazsam her türlü her halükarda ikisi de saçma olacak.
Ne kadar saçmalığım çok da bir önemi yok aslında diye düşünüp muhtemelen bu mantıklı.
Bu senarist de yapabileceği her çifti yapıyor, yapabileceği her şeyi yapıyor.
Ama temelde benim en çok rahatsız olduğum şey bu ülkede kuzen evliliği, iki kardeşin evliliği bunlar normalleşmemesi gereken şeyler.
Siz bizim ülkemizde şeyi düşünebiliyor musunuz?
Sizin abiniz ablanız vefat ediyor, onun eşi geliyor size diyor ki Töre için ben aileyi kurtarmak için, soyun devamı için, senin için, senin çocuğun için seninle evleneceğim diyor mesela.
Bu ne kadar gerçekçi? Tabii ki bizim ülkemizde bu yıllarca Anadolu'da şahitinden yapılmış.
İşte o da hem kadınlar çalışmıyormuş hem kadınların bir mesleği yokmuş hem işte ölen hani evin babasının işte evin erkeğinin çoluğuna çocuğuna bakması için kağıt üzerine böyle bir şey yapmışlar bazı insanlar.
Ama bunu genelde Avrupa'ya sanki bu bizim kültürümüzmüş gibi lanse etmek bence hatalı.
Yani en azından bana öyle geliyor.
Yine de yani yaşayan şeyleri düşündüğümüzde hani yine de tabii ki dizinin sağladığı ülkemize hem milli gelir, hem milli katkı, hem işte dakika başında en pahalı dizi olması aslında dizinin devamlılığı için yeterli.
Ve bu arada tabii ki Alper Çankaya diziden ayrılacak dedim ya size.
Mesela Alper Çankaya'yla ilgili şöyle bir durum da var.
Alper Çankaya'nın karakteri Şahin dizide Nare ile birlikteydi.
Bunlar işte kuzen evliliği yapmış.
Kişiler işte birbirlerine çok aşıklardı, çok seviyorlardı.
Ama muhtemelen... Alper'in karakteri şu an muhtemelen diziden vurularak çıkarılacak ama hani karakter çok sıkıldığı noktada ya da oyuncu yeni seçtiği işi devam etmezse, hoşuna gitmezse, istediği kadar
kazanamazsa muhtemelen oyuncu dönüp geri gelecek.
Yani zaten bizim Türk dizilerine geldi, öldü denilen birçok insan sonradan diriliyor, sonradan karşımıza geliyor ya da işte kayboldu, kaçırıldı denilen kişiler.
Yani bu aslında bu yüzden çünkü...
Mesela Alper Çankaya bence çok iyi bir oyuncu.
Kendisi festival oyuncusu, ay yapımına artık yedikli oyuncusu oldu.
Bence yaptığı işler de kesinlikle çok başarılı.
Ama şey mesela o kadar başarılı, o kadar böyle hani gözü sinemada, festivallerde, işte bağımsız sinemada olan bir oyuncunun böyle bir dizide olması aslında mantıken saçma evet.
Ama ortada şöyle de bir şey var.
Sonuçta her halükarda şöyle bir şey yapması gerekiyor herkesten arkadaşlar.
Bunlar oyuncu. Sonuçta oyunculuk da temelde bir meslek ve sizin hani İstanbul'da kendi evinizde kalmanız kendi...
hayatınızı huzurlu, özgür ve bağımsız bir şekilde devam ettirebilmeniz için evinizi geçindirebilmeniz gerekiyor.
Öyle oldu işte oyuncu muhtemelen bir noktadan sonra etiği ahlakı boşverip zaten bu dizi devam ediyor deyip çok daha iyi bir yerden çok daha iyi bir paraya teklif alınca da artık ben bu dize yeterince kaldım deyip muhtemelen
başka bir işe geçecektir.
Zaten o işiyle ilgili de ayak seslerini duyuyoruz.
Bakalım yakında muhtemelen onun da haberini alırız.
Ay ben gerçekten çok konuştum.
Bu bölüm gerçekten çok uzun oldu ama Gerçekten sizinle yaptığımız röportaj da çok güzeldi.
Sonrasında ben size zaten aşama aşama uzak şehir ne olduğunu da anlattım.
Hafif hafif konusuna değinerek.
Umarım siz de bu bölümden memnun kalmışsınızdır.
Ve umarım sizinle daha çok dizi film sohbeti yapabileceğimiz bölümlerimiz de olur.
Sizi seviyorum. Haftaya görüşelim demeden önce...
Cuma günü ne var? Haftalık bölümümüz var.
Lütfen Cuma günü haftalık bölümümüzde buluşalım.
Buralara bir uğrayın. Bakalım yeni bölüm gelmiş mi?
Yeni bölümde size ne anlatmışım?
Sizi seviyorum. Cuma günkü bölümde görüşmek üzere.
19 Mayıs Gençlik Spor Bayramımız kutlu olsun.
Atatürk'ü anma 19 Mayıs Gençlik Spor Bayramımız kutlu olsun.
19 Mayıs Gençlik Spor Bayramımız kutlu olsun. Bir de Uzakşehir kutlu olsun.
Kutlu mu olsun? Evet. Uzakşehir ya.
Kutlayalım Uzakşehir'i ya.
Politik rekorları kıran Uzakşehir kutluyorum.
Uzakşehir'de kutluyorum Erdem.
Uzakşehir yani ben diziciyim arkadaş.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
