
TRVC20: Zeynep Yavuz - General Catalyst: 8 Milyar $’lık Fon, Seed’den IPO’ya
9 Şubat 2026 · 28 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde TRVC – The Turkish VC Podcast’te, dünyanın en büyük ve en etkili venture capital fonlarından biri olan General Catalyst’in Avrupa partnerlerinden Zeynep Yavuz ile derinlikli bir sohbet gerçekleştiriyoruz.Yaklaşık 30 milyar dolarlık yönetilen varlığa sahip General Catalyst; Stripe, Airbnb, Warby Parker gibi şirketlerin erken dönem yatırımcısı olarak biliniyor. Zeynep Yavuz ise Londra merkezli olarak Avrupa’daki yatırımlara liderlik eden üç partnerden biri.Bu bölümde yalnızca fonları ve rakamları değil;iyi bir girişimci nedir, iyi bir iş modeli nasıl görünür, seed aşamasında neye bakılır ve AI önümüzdeki 5–10 yılda hangi sektörleri gerçekten dönüştürecek gibi konuları konuşuyoruz.🎯 Bu bölümde neler var?
🔹 Zeynep Yavuz’un kariyer yolculuğu
- University of Chicago’dan investment banking’e
- Growth equity (TA Associates) deneyimi
- Startup içinde product leadership
- Sonrasında General Catalyst’e uzanan yol
🔹 General Catalyst nasıl çalışıyor?
- Seed’den pre-IPO’ya aynı yatırımcıyla ilerleme modeli
- Neden bu kadar az VC bunu yapabiliyor?
- Fon büyüklüğünün yatırım stratejisine etkisi
🔹 “İnsan, her şeyden önce insan”
- Seed aşamasında neden sektör değil founder önemli?
- “Ne kuruyorsun?” değil “Neden kuruyorsun?” sorusu
- Founder–market fit ve otantiklik
🔹 Türkiye ve Avrupa ekosistemine bakış
- Türkiye’de gaming başarısının arkasındaki “akademi şirketleri”
- Avrupa’da exit ve IPO problemleri
- Tek Avrupa borsası mümkün mü?
🔹 CVF: Equity dışı büyüme finansmanı
- User acquisition financing nedir?
- Gaming ve consumer app’ler için neden game changer?
- Neden dilution yok, warrant yok?
🔹 En kritik trend: AI ile servislerin dönüşümü
- Call center’lar, sigorta, muhasebe, emlak, servis şirketleri
- Neden yazılım satmak yetmiyor?
- Neden General Catalyst servis şirketlerini satın alıp AI deploy ediyor?
- VC + PE hibrit yeni model
🔹 Kitap & podcast önerileri
- Invest Like The Best
- Acquired
- Transformation Principles – Hemant Taneja
- The Alchemist (Simyacı) ve belirsizlikle yaşamak
Transkript
Altyazı M.K.
TRBC yeni bir bölüme hoş geldiniz.
Bugün yine Türkçe bir bölüm çekiyoruz.
Çünkü yine yurt dışında VC ekosistemde çalışan Türk konuğumuz var.
Konuğumuz bugün Zeynep Yavuz, General Catalyst'ten.
Hoş geldiniz Zeynep Hanım. Merhaba, hoş bulduk.
Aslında önce biraz General Catalyst'e başlasak.
General Catalyst büyük köklü bir firma.
Biraz General Catalyst'i tanıtırsanız.
Tabii. General Catalyst 20 senelik bir şirket.
Hatta 22 sanırım şimdi.
Ve 22 senedir Venture Capital girişim sermayesi işindeyiz.
Yaklaşık 30 milyar dolar yönettiğimiz sermaye...
var. En son yaptığımız yatırım fonu da 8 milyar dolar büyüklüğünde.
Biz ilk fikir aşamasından pre-IPO dediğimiz yani tam bu borsaya açılmadan önceki büyümüş şirketlere kadar yatırım yapıyoruz.
Şu zamana kadar da Stripe, Warby Parker, Airbnb gibi şirketlerin ilk tohum yatırımcıları dandık.
Köklü baya büyük.
Sadece son fonu bile 8 milyar dolar.
Amerika kökenli bir firma.
Siz Londra'dasınız ama.
Biz Amerika kökenli bir firma ama global bir şirketiz.
Londra'da, Berlin'de, Hindistan'da ofislerimiz var.
Ben Avrupa'daki üç partnerden biriyim.
Süper. Biraz firmayı tanıtmak istedim ama aslında sizin hikayenizde çok merak ediyorum.
Siz aslında Amerika'da okudunuz.
Ondan sonra VC sektöre girişiniz nasıl oldu?
Şöyle ben Türkiye'de girişimci bir anne babanın çocuğu olarak büyüdüm.
Bu girişim sermayesi konseptiyle aslında ilk defa üniversitelere tanıştım Amerika'da, University of Chicago'da.
Ve ilk tabii ben bu girişim sermayesi konseptiyle tanıştığımda ilk aklıma gelen ailemi şirketiydi.
Acaba onlar kendi şirketlerini kurduklarında böyle bir konsept Türkiye'de olsaydı nasıl...
farklı olurdu? Tabii o zaman nükhet kurmak için neredeyse tek opsiyon banka kredisiydi.
Banka kredisiyle de ne kadar risk alabiliyorsan.
Hangi alandaydı?
Teknoloji alanında. Teknoloji o senelerde.
Evet bu tabii benim için büyürken hep bir motivasyon oldu.
Girişimcilik, teknoloji alanı.
Amerika'ya gittiğimde farklı sektörlere de tanımış oldum.
Girişim sermayesi konseptiyle tanıştım.
Ve o zaman ben aslında karar verdim bu işi yapmak istediğime.
Ve Türkiye ve Avrupa'da daha girişim sermaye konsepti çok yeniydi.
Hani Türkiye'de yine tabii yemek sepetinin internet şirketlerinin erken senesiydi.
Bu konsept yavaş oluşuyordu ve ben de o yüzden hani bu işi yapmak istedim ve daha çok girişimcilerle çalışmak istedim.
Süper. Yani ne derler necessity is the mother of invention.
İşte ihtiyaç en güzel motivasyondur.
Siz de o ihtiyacı gördünüz ve bu sektöre yöneldiniz.
Aslında benim de benzer bir hikayem var.
Abim TurkNet'in kurucusu.
96'da MIT'yi bitirip gelip TurkNet'i kurmuştu.
Onun da hele 96'da senesinde hiç yoktu.
Belki ilk yankılanmalar 2006 senesinde başlamıştı belki dediğiniz gibi VC girişim sermaye sektörü Türkiye'de ve aklına o ihtiyaç görerek önemli bir motivasyon oluyor.
Belki oradan bahsedebilirim hani oradan üniversiteden nasıl venture capital.
Çünkü General Catalyst'e ben 4 sene önce katıldım aslında.
Evet. Ve ben bu girişimcilerle çalışmak istiyorum dediğim noktada aklımdaki soru şuydu ben ne kadar fazla şey öğrenebilirim ki?
Ben girişimcilerle çalıştığımda Onlara yardımcı olabilirim.
Ve ilk odamda o yüzden mümkün olduğu kadar teknik bilgi toplamaktan.
İlginç. Üniversiteden sonra ben yatırım bankacılığına başladım New York'ta.
Yani teknik dediğiniz yine finans alanındaki teknik, know-how, kabiliyet vs.
Evet doğru yani şirketler tabii girişim yani şirketler kuruldukları o noktada fikir noktasında aslında belki bu finansal analizin bir iyi şirket modeli nedir vs.
bu konular belki o kadar önemli hissedilmeyebilir ama benim kafamda hep ben bu girişimcilerle partner olacağım ve biz bu şirketi büyüteceğiz.
O yüzden bu yolda ben mümkün olduğum...
O kadar şey öğrenmem lazım ki girişimcilerin sağ kolu olabileyim.
Benim aslında amacım buydu.
Peki yatırım bankacılık güzel bir tecrübe sundu mu bunun için?
Kesinlikle. İnanılmaz bir okul.
O şekilde söyleyebilirim. Yani bir buçuk sene oradaydım.
Aslında çok uzun kalmadım ama o bir buçuk sene de gerçekten sabah akşam çalışarak bir tabii...
Merlin Schitt'de miydi?
Evet. Merlin Schitt'im.
Teknoloji ekibindeydim.
Yani Tech Investment Banking ekibindeydim.
Hem tabii büyük ve başarılı teknoloji şirketlerinin çalışmış oldum.
Bence investment banking'den öğrendiğim en önemli şey what good looks like the konseptiydi.
Yani iyi bir ürün nedir, iyi bir doküman nasıl gözükür ve tabii finansal analiz vs.
bunları çok iyi uykumda yapacak şekilde öğrendim.
Ardından TA Associates diye bir growth equity şirketine katıldım ve Londra'ya taşındım TA için.
TA'de 60 senelik bir growth equity ve venture capital şirketi aslında yani çok köklü bir şirket.
O da Amerika bazlı ama Londra'da...
büyük bir ofisleri vardı. Biz TA'de girişimci sahibi olduğu ve bootstrap şirketlere yatırım yapıyorduk.
Yani yaptığımız şirketlerin aslında nakit ihtiyacı yoktu.
Kendileri bootstrap bir şekilde şirketleri büyütmüşlerdi.
Biz genelde onlara minority yatırımcı olarak katılıp bir 5-10 sene daha onlarla beraber bu yolda ilerlerdik ve onlara mesela international expansion, farklı ülkelere girme vs.
konuları da yardımcı oldurduk.
Ama tabii dediğim gibi benim kalbimde hep girişimcilerle o tam fikir seviyesinde çalışıyordum.
Yani ben aslında daha böyle ileri seviyelerde şirketlerle çalışmaya başladım daha.
Olgunlaşmış, büyümüş hani.
Evet oturmuş, büyümüş şirketlerle çalışmaya başladım ama hep kalbimde bu erken seviyelerde olmak ve bu girişimcilerin ilk partneri olmak konsepti vardı.
Tam böyle venture capital vs.
düşünürken dedim ki ben aslında yine hazır değilim.
Ben biraz da ürün gelişimini öğrenmek istiyorum.
Ben bir şirketin içinde çalışmak istiyorum.
Harvard Business School'dan sonra WorldJumit isimli bir payment şirketine katıldım.
Birkaç ürünün liderliğini yaptım şirketin içinde ve böylece hani sadece iyi bir şirket nedir değil iyi bir ürün nasıl geliştirilir?
Geçiş nasıldı? Zor bir transition miydi?
Şöyle aslında zor bir transition değildi.
Çünkü ilk önce finans ekibinden girdim şirkete.
Ve finans bilgim vardı teknik olarak.
Ve böyle büyüyen şirketlerin içine girdiğinde aslında o kadar hızlı büyüyor ki her şey sürekli bir insan ihtiyacı var.
Eğer ki sen de çok öğrenmeye açsan o şirketin içinde ve şirketin liderleriyle de iyi bir ilişkin varsa ben böyle önemli projelere paraşütle iniyordum yani.
onları yönetiyordum. Tabii çok şey öğrendim ve herkes sürekli öğreniyor bir şirketlerde çünkü yeni şeyler sürekli oluşturuyorduk ve geçmiş bilgiden çok o anda nasıl her şeyi çözebiliriz o daha çok önemliydi.
Çok şey öğrendim. Çok baya bir startup tecrübesi edinmişsiniz gözüküyor yani içeriden nasıl oluyor diye.
Evet çünkü benim hissim şuydu yani ben girişimcilerle bu fikir seviyesinde partner olacaksam bu ürün gelişimini bilmezsem ben onlarla bu bağı kuramam.
Benim için o yüzden önemliydi.
Süper. Evet şimdi yeni moda oluyor.
Operator yani işte girişimci olup da sonra VC'ye girenler.
Siz de erkenden olan hem finans geçmişinize hem de startup geçmişini harmanlamışsınız.
Kesinlikle ben de inanıyorum çok faydalı.
Yani surf finans kafayla bir kısım eksik kalabiliyor.
Startup tecrübesini anlayabilmek.
Evet ve özellikle aslında Amerika'da finans geçmişi olan yatırımcı bulmak çok zor.
Amerika'daki neredeyse her venture capital yatırımcısı ya ex-operator ya da ex-founder.
Evet. Avrupa'da çoğu finans background'ından geliyor.
Aslında bunun sebebi Amerika'da bir sürü teknoloji şirketi olduğu için tabii burada yetişmiş insan çok.
Avrupa'ya baktığımızda bu konularda yani şirket tabii daha az.
Yani bu bizim category defining dediğimiz.
Kategori liderliği yapan şirketler Avrupa'dan daha az olduğu için böylece orada yetişmiş insan da az.
Evet. Dolayısıyla Avrupa'da belki biraz yeni moda yani yeni yeni oluşmaya başlıyor.
Aynen yeni oluşmaya başlıyor.
İlk exitler olmaya başlayınca Türkiye'de de bunu görüyoruz.
İşte Barbara Sözbuğut'u, EZCO exit'i, Yemeksepeti, Nevzat.
Şeyden çıkıp gamingden de exit yapmış olan VC'lerimiz de oluyor.
Ama tabii önce o exit'ler çoğalmak lazım ki daha çok ex-girişimci yatırımcımız olsun.
Sonra da World Remit'den sonra tekrar yatırımcılığa döndünüz ve General Catalyst'e geldiniz.
Evet doğru. Ve şimdi asıl erken aşama yatırımlar yapmayı hedefinize kavuştunuz diyelim.
Evet aynen öyle oldu.
Yani şöyle General Catalyst.
İle ilgili çok özel olan konu aslında şu.
Biz General Catalyst'e hem bu fikir seviyesinde yatırım yapabiliyoruz hem de pre-IPO yani çok daha Series A, B, C seviyelerinde de yatırım yapabiliyoruz.
Bu ne demek? Ben farklı şirketlerle çalışabiliyorum ama aynı zamanda ben fikir seviyesinde bir şirkete yatırım yaptığımda onları bütün bu yolda takip edebiliyorum.
Yani sonra Series A'yı da ben liderlik yapabiliyorum, B'yi de yapabiliyorum, C'yi de yapabiliyorum ve bu ne demek?
Ben bu şirketle borsaya açılana kadar beraberim.
Diğer fonlarda bu lüks pek yok aslında.
Çünkü fonların stratejisi ya seed ya series AB ya da mesela growth olduğu için o stajda yatırım yapmak zorundalar.
Öyle olunca da bir girişimciyle bu bütün yolda partnerlik yapamıyorlar.
Bunu yapabildiğin venture capital şirketi çok az dünyada.
Büyük ihtimalle yani elimin parmaklarını geçmez.
Ve siz gün mayı içinde stage'e odaklanıyor musunuz?
Yoksa hani erken aşama yatırım yapıp hakikaten diğer stage'lerle aynı kişi olarak devam ediyor musunuz?
Şimdi şöyle biz General Catalyst aslında bizim bread and butter dediğimiz yani asıl core tezimiz seed yani tohum yatırımları.
Avrupa'da yaklaşık senede 12 tane tohum yatırımı yapıyoruz.
Global olarak sanırım 40 tane tohum yatırımı yapıyor yapıyoruz.
Çok aktifiz yani tohum yatırımcılığında ve bizim için insan en önemli faktör.
insan işindeyiz aslında. Yani biz bu insanları arıyoruz ve biz onlarla mümkün olduğu kadar erken.
Tohumda yakalarsak tohum, yakalayamazsak A, yakalayamazsak B.
Mümkün olduğu kadar erken seviyede partner olmak istiyoruz.
Ben aslında Avrupa'da bizim daha late stage yatırımlara liderlik yapıyorum.
Yani partner olarak benim rolüm Series B ve üzeri stage'lere yatırım yapmak.
Background'da dediğim gibi zaten daha late stage yatırımlarda.
Ancak tohumda çok aktif olduğumuz için ben tohum yatırımları da yapıyorum.
Şu an mesela yaklaşık 14 tane portföy şirketim var.
Bunun 7 tanesi tohum esasında partner olduğum şirketler.
Sizin bir sektör odağınız var mı?
Fintech ama başka alanlar gördüğüm kadarıyla son bir gaming hatta Türkiye'de bir gaming yatırımınız olmuştu.
Biraz sektörel odağınızı biraz anlatabilir misiniz?
Tabii. Şimdi şöyle. Tohum esasında baktığımızda bizim için sektör önemli değil.
Hatta sektör bilgisi olan insanları genelde o tohum yatırım sürecinden çıkarıyoruz.
Çünkü Çünkü bizim tohum esasında yatırım yaparken tek faktör olmalı karar esnasında.
İnsan. Biz bu girişimcilerle çalışmak istiyor muyuz?
Ne yapmak istedikleri aslında önemli değil bizim için.
Eğer bu partner olduğumuz insanlar gerçekten exceptional ve yani neden bir şirket kurmak istediklerine çok iyi bir cevapları varsa biz biliyoruz ki bu founderlar they'll figure it out.
Yani bu founderlar gidip bir şekilde bu ilk iş olmazsa ikinci iş olacak.
Biz bu insanlarla partner olmamız gerekiyor.
O yüzden tohum esnasında pek sektörel düşünmüyoruz açıkçası.
Daha çok insan odaklı karar veriyoruz.
Daha ileri yatırımlarda tabii sektörel ekspertiz önemli.
Ben burada fintech alanında, payment alanında tabii çok bilgim var.
Aynı zamanda operator olarak eskiden.
Ama ben daha çok nasıl desem business fundamentals yatırımcısıyım.
Yani bu ne demek? Kaliteli business modelleri arıyorum.
Ve benim geçmişimde de zaten en çok bunları çalıştım.
Ben 10 sene what does a good business look like sorusuna cevap vermeye çalıştım.
E tabii market dinamikleri de çok önemli.
Yani biz burada hem makro olarak bir bakıyoruz.
Hani mesela defense spending, savunma sanayisindeki harcama artıyor global olarak.
Bir de sonra business modelleri de çalışıyoruz.
Ve buna göre gidip bir konuda yatırıyoruz.
Peki siz?
Global bakıyorsunuz.
Bütün dünyadaki şirketlere yatırım yapabiliyorsunuz.
Türkiye'ye bakış açınızı merak ediyorum.
Birkaç yatırımınız var galiba Global Catalyst olarak Türkiye'de.
Belki en son yatırımlarınızdan bahsedebilirsiniz ve genel bakış açınız nedir?
Nasıl görüyorsunuz Türkiye'deki piyasayı?
Tabii. Aslında bizim General Catalyst'e Türkiye'de Türk girişimcilere çok yatırımımız var.
Benim kendi portföyümde zaten dediğim gibi 14 şirketin en az 5 tanesinde Türk co-founder.
Ancak buradaki yatırımları bizim CVF isimli bir fonumuz var.
Ondan birazdan bahsederim.
O fonla biz yatırım yaptık.
Bu konuya geri dönelim. CVF'i ayrıca anlatayım.
Türkiye'de baktığımızda büyük teknoloji başarılarına trendi...
var, Peak var. Ama Hyper Casual Gaming'de Türkiye çok başarılı oldu.
Bunun iki sebebi var aslında. Birincisi tabii bu akademi şirketleri dediğimiz konsept çok önemli.
Biz bunları akademi şirketi diyoruz.
Peak'den Dream çıktı, Bigger Games çıktı, Tail Monsters çıktı.
Sonra Bigger'dan Dream'den yeni şirketler çıkıyor.
Bu bir ekosistem oluşturdu.
Bu aslında en önemli şey.
Zaten Amerika'nın senelerce Venture Capital ve bu teknoloji konusunda liderlik yapmasının en büyük sebebi bu.
Çünkü akademi şirketleri orada.
Bu yüzden bizim Avrupa'da yatırım yaparken bu European Resilience dediğimiz bir konsept var.
Dediğimiz bu Avrupalı şirketler Amerika'ya taşınmasın.
Bu akademi şirketleri Avrupa'da kalır ve bu şirketlerden nasıl Skype'dan olduğu gibi mesela yeni şirketler doğar.
Veya Revolut'tan olduğu gibi TransferWise'dan olduğu gibi yeni şirketler doğar.
Peki orada şu soru çok...
Gündeme geliyor exit imkanları.
Avrupa'daki exit imkanları nasıl görüyorsunuz?
Orada hala bir sorun var mı yoksa gelişiyor mu?
Düşündüğünüz bir şey mi Avrupa'da yatırım yaparken?
Evet çok aktif düşündüğümüz bir konu.
Belki de en önemli konu aslında Avrupa'daki.
Çünkü borsa opsiyonu yok.
Yani şirketleri borsaya açmak istediğinde yine Amerika'ya gitmek zorundasın.
Ve pan-European yani sadece Avrupa bazlı ve müşterileri sadece Avrupa'da olan bir şirket olursan Amerika'da borsaya açılmak çok zor.
Çünkü retail marketin şirket konusunda bir bilgisi yok.
Aynı zamanda dediğim gibi Amerika'da zaten borsaya açılabilmek için mutlaka orada bir bazın olması gerekiyor, beddi bir bazın olması gerekiyor.
Öyle olunca mutlaka Avrupa'dan biraz çekilmiş oluyorsun.
Bence önümüzdeki 5 senede Avrupa'nın hatta yani çok daha yakın zamandır bir problem olacak ama Avrupa'nın halletmesi gereken en büyük konu bu.
Biz General Catalyst olarak General Catalyst Policy Institute diye bir enstitü kurduk.
Bu enstitüyle hem Amerikan devletiyle hem de Avrupa Birliği ile beraber çalışıyoruz.
Çalıştığımız konulardan biri de bu aslında.
Biz nasıl Avrupa'da bir Unified Stock Market, tek borsa böyle bir konsepti hayata geçirebilir miyiz?
Çünkü bu olmadan çok büyük ihtimalle biz...
Biz Avrupa'da exit konusunu çözemeyeceğiz.
Evet. Yani aslında Amerika'da dahi exitlerin oldukça büyük bir kısmı aslında acquisition'dan geçiyor.
Mesela o Dream Games bir peak games bir exit'e acquisition yoluyla oldu.
Yani o yine işliyor bir yere kadar Avrupa'da ama belki o da bile gelişebilir.
Ama özellikle evet IPO piyasası daha halka arz piyasası borsalar teknoloji için daha özel bir işle Avrupa'daki borsalar.
Doğru. Bir de şimdi şöyle General Catalyst gözüyle baktığımızda fonumuz 8 milyon.
dolar büyüklüğünde. Yani biz bir yatırım yaptığımızda Stripe gibi şirketlere hedefliyoruz.
Baya büyük bir exit olması gerekiyor ki İbre'yi etkilesin.
Evet yani biz bir yatırım yaptığımızda bizim amacımız yeni kategori belirleyen şirketlere yatırım yapmak ve yani boyut olarak 100 milyar dolar valuation yani biz aslında dediğim gibi hani imkansız
hedefliyoruz. Tabi bu konseptle düşündüğünde de böyle bir şirketi Avrupa'da borsaya açmak zaten öyle bir borsa yok kaldıracak öyle bir.
exit'i. Evet o fon büyüklüğü strateji de etkiliyor kesinlikle.
Bu CVFI mi dediniz?
Bir fondan bahsettiniz.
Onu belki geri dönelim.
Tabii. Şimdi bizim aslında bu General Catalyst'e ilgili en sevdiğim şeylerden biri tekrar.
Biz General Catalyst'e kendimiz de hep söylüyoruz.
Hepimiz aslında girişimciyiz. Hepimiz sürekli farklı capital solutions diyoruz biz buna ve farklı funding ürünleri geliştirmeye bakıyoruz.
Girişimciler için equity dışında başka nasıl funding yolları olabilir?
Ve CVF'de aslında bunu bu konuda Bu konseptle hayata geçti.
CVF bir equity fonu da değil, credit fonu da değil.
CVF aslında kendi yeni bir ürün, finansal bir ürün.
User acquisition financing yapıyor.
Yani gaming, consumer application ve bazen SME şirketlerinin customer acquisition spendini, yani bir müşteri kazanmak için harcadıkları sales and marketing spendini.
Bu CVF fonuyla fund edebiliyoruz.
Bu ne demek oluyor? Tabii normalde bu şirketler ya kendi nakdini kullanıyor.
Eğer karlı şirketler ise kendi nakdini kullanarak büyüyorlar.
Tabii onun bir limiti oluyor. Ya da equity toplayıp kendi ownership'larını dilute ederek yani kendi sahip oldukları hisse miktarı azalarak bu şekilde büyüyorlar.
Bizim onlara dediğimiz aslında bu trade-off, bu seçimi yapmak zorunda değilsin.
Naktini kullanmak ya da hisselerini azaltmak gibi.
Bu CVF fonu şu anda Türkiye'de bazı hem gaming hem consumer app şirketleriyle çalışıyor.
Tabi bu şirketlerin en büyük harcaması sales and marketing.
Ve bunun üzerindeki payback de çok bilinen bir payback.
Yani genelde 1-2 senede geri gelen bir para.
Yani bir nevi kredi aslında ama tam kredi değil.
Farklı bir şekilde stüktürdü ama bir de şirketin bilançosuna bakarak değil, işleyişi bildiğiniz için, payback de bildiğiniz için, user acquisition, metrikle de bakabildiğiniz için daha faydalı bir finansman sağlayabiliyorsunuz
orada. Aynen öyle ve özellikle oyun şirketleri için ve consumer app şirketleri için bu bir game changer bir ürün.
Çünkü ilk tohum ve belki series A stajindeki yatırımlardan sonra bir daha hiçbir zaman neredeyse nakde ihtiyaçları olmuyor.
Çünkü o noktada tek harcamaları sales and marketing.
Sales and marketing. CVF'in özelliği şu, warrantları yok.
Yani gerçekten equity gibi değil, hiçbir onur şıkları yok.
Artı eğer müşteri kohortu, müşteri kohortu payback'i zamanında yapmazsa risk CVF'le.
Yani kredi olduğu gibi onları geri ödeme zorunluluğu da yok.
Bu yüzden gerçekten çok özel bir ürün ve Türkiye'de bir sürü hızlı büyüyen oyun şirkinin şu anda yardımcı oluyor.
Tüper. Evet Avrupa'yı da konuştuk, Türkiye'de biraz konuştuk.
Aslında yatırımlarınızda aradığınız takım en önemli demiştiniz ama onu belki biraz açabilir misiniz?
Yani bir gelişimci dinleyenler açısından hani neyi onlara ne söylersiniz?
Hani ne aradığınız yatırım bakarken ekipte nasıl bakıyorsunuz bir yatırım değerlendirirken?
Tabii. Şimdi öncelikle dediğim gibi benim için ne sorusundansa neden çok daha önemli.
Yani sen ne kurmak istiyorsun?
sorusu değil. Neden bir şirket kurmak istiyorsun?
Neden bir şey yaratmak istiyorsun?
Bu sorunun cevabı benim için çok önemli ve genelde ben girişimcilerle ilk konuşmamda bu ana odaklanırım.
Yani sorarım ki beni tam o ana götürür müsün?
Yani tam ne zaman karar verdin bir şirket kurmaya?
O noktada neredeydin? Kiminle konuşuyordun?
Çünkü benim aslında orada çözmeye çalıştığım şey bu ne kadar otentik.
Yani bu onların bir şeyi yaratma hissi.
Ne kadar otentik. Çünkü bu otentik olduğunda ve içlerinden geldiğinde iyi bir sebebi olduğunda onları bütün zorlukları aşmasını sağlayacak olan his.
Bu. Enerji bu. Ben aslında buna bakıyorum ilk görüşmede.
Onun dışında ekip benim için çok önemli.
Yani özellikle teknik konularda bir technical co-founder olması çok çok önemli.
Tabi bunun dışında yaptıkları konuya göre domain expertise önemli olabilir.
Yani bazen bazı konularda hani daha mesela bizim yeni bir yatırım alanımız var.
Buy and build yapıyoruz. Services şirketlerini satın alıp bunları AI deploy ediyoruz.
Böyle bir işi yapmak için yeni üniversiteden çıkmış birinin bunu yapması çok zor.
Çünkü gerçekten Çok operationally complex, şirket satın alınması, integre edilmesi, AI deploy edilmesi vs.
Biz daha experience takımlarıyla çalışmak istiyoruz.
Bazen tabii bu dediğimiz konsept de founder market fit ya da founder product fit dediğimiz.
Bu da önemli ama ilk kişi neden bunu yapmak istiyorlar, ne kadar otentik bunu istemelerinin sebepleri, buna odaklanıyoruz.
Demin bahsettiğiniz şey çok ilginç.
Onu bu soruyla... Birleştireyim.
Önümüzdeki 5 senedeki trendler nasıl görüyorsunuz?
Yani buradaki bahsettiğiniz model ilginç.
Bir AI kullanmayan bir firma biz yatırımcı olarak alalım.
AI içeride kullanmalarını sağlayalım ve böylelikle bir ivelenme kazandıralım.
Bu nasıl gidiyor? Bu daha da yol buradan mı geçecek diye görüyorsunuz.
Önümüzdeki yılların trendleri nasıl görüyorsunuz?
Şimdi o kadar aslında yatırımcılar için çok zor bir dönem.
Çünkü o kadar şu anda çok hızlı büyüyen şirket var ki.
Geçmişte örneği yok. Doğru.
Bunlar iki sene sonra da belki bir hiçe gidebilirler.
Çünkü Big Tech şirketleri de çoğu aynı ürünleri geliştiriyorlar.
Yani gerçekten çok karışık bir dönem yatırım yapmak için.
Çünkü mistakes will be expensive.
Yani yaptığınız hatalar çok pahalı olacak.
Ama biz bu şirketlerin parçası olmazsak ve yatırım yapmazsak daha kötü bir durumdayız.
Yani o yüzden çok dediğim gibi karar verirken sektör ya da bu sektör nereye gidiyor, ürün nasıl vs.
biz yine founder'a gidiyoruz.
Geç isteyici bir şirket olsa bile hani biz bu founder...
Bu girişimci acaba bunu navigasyona yapabilecek mi?
Yani her şey çok hızlı şekilde değişirken.
Bizim için önemli olan bu aslında.
Trend olarak şöyle. Bir tane trendden bahsedeyim.
Çünkü ben bu alanda çok yatırım yapıyorum şu anda.
Bu AI, Transformation of Services with AI dediğimiz bir trend.
Yani manuel, e-mail ve telefon bazlı servis şirketleri.
Bu mesela real estate brokerlar.
Yani emlak şirketleri olur.
Property management şirketleri olur.
Mesela sigorta şirketleri.
olur. Call center, servis şirketleri, customer service şirketleri.
Biz burada AI'ın nasıl bütün işleri transform edebileceğini biliyoruz.
Ancak bu transformasyonu yapmak çok zor.
Yani bu şirketlere gidip teknoloji satmak, software satmak, AI tooling satmak çok zor.
Çünkü bizim gördüğümüz sen bunlara bir girişimci olarak software sattığında aslında tamamıyla transformasyon yapmıyorsun.
Evet. Ken Iron'da oynuyorsun.
Belki birazcık hani onları supercharge ediyorsun ama workflow tamamıyla transform olmuyor.
Biz bunu iki sene önce de bir fark ettiğimizde General Catalyst olarak dedik ki biz bu transformasyonu kendimiz yapalım.
Yani girişimcilerle partner olup onları biz supercharge edelim.
Nasıl supercharge edelim? Gidip biz bu servis şirketlerini satın alalım.
Satın aldıktan sonra gidip AI deploy edelim.
Yani biz onlara software satmak yerine servis şirketi biz olalım ve bütün workflowları first principles bir şekilde tekrar düşünelim.
Bu alanda şu anda 12 tane yatırım yaptık.
Yani 12 tane tema da gidip şirket satın aldık.
Accounting firm, insurance firm, customer call center, real estate brokers vs.
Bir tecrübe edinmiş olacaksınız.
Yani birçok ne bileyim danışmanlık firmalardan daha çok belki de tecrübe edinmiş olacaksınız bu konuda bir transformasyonlarda.
Evet ve bu transformasyonlarda genelde biz second hand founder.
Yani daha önce girişimleri olmuş, daha tecrübeli, talentır gibi şirketlerde çalışıp forward deployment yapmış ekiplerle çalışıyoruz.
Ve biraz daha... Daha böyle private equity ile venture capital'ın mix ettiği bir strateji.
Bunu da Creation isimli bir yeni fonumuz var.
O fondan yapıyoruz. Evet.
Çok heyecanlı. Evet yani önümüzdeki dönem kesin takip edeceğimiz trend yani AI'da ne kadar sektörlere transform edecek yani dönüşümünü sağlayacak.
Çok büyük potansiyel var orada ama aynı zamanda ne kadar büyük bir potansiyel varsa o kadar da büyük bir hayal kırıklığına uğrama potansiyel de var.
Onun için şu an çok oynak ama kesinlikle çok büyük bir potansiyel var.
Şey var bu arada prosesleri AI ile değiştiren kavramda Alluvium diye bir startup var.
Eski Parachute.com'un kurucusu Sean Yu.
İstanbul'da ama şey, satın alma, procurement süreçlerini şimdi AI ile.
Biz de TürkNet'te bir POC yapıyoruz onlarla.
Çok erken tohum ama kavram deyince aklıma geldi yani.
Bence çok mantıklı yani. Çok şu an e-mail üzerinden manuel giden süreçleri AI ile değiştiren.
Tabii doğrudan o şirkete yatırım yapıp içeriden yapmak var ama onu sağlayan bir ürünle odaklanmak da mantıklı.
Evet bakalım yeni başladık.
Belki zaman açısından son bölüme geçiyoruz.
Sizin önermek istediğiniz bir kitap ya da podcast ya da bir kaynak var mı sevdiğiniz ya da önermek istediğiniz?
Tabii. Podcast olarak özellikle yatırım ve teknoloji dünyasıyla ilgilenenler için Invest Like the Best podcast'ını ben çok seviyorum.
Invest Like The Best'te bir sürü tecrübeli investorlar hem de founderlar çıkıyor.
Kişisel olarak da Personal Acquired diye bir podcast var.
Onu çok tavsiye ederim. Acquired genelde mesela Louis Vuitton, LVMH, Nike, Microsoft, Google bu tarz şirketleri ele alıp bunların üzerine 3-4 saatlik podcastlar yapıyorlar.
Bütün tarihine girip bilançosuna kadar, şirketin şu anki bilançosuna kadar giriyorlar.
Tabii ben de dediğim gibi bu iyi şirket modeli nedir?
Enduring daha çok hani benim ilgimi çeken şirketler.
Hani senelerce endure edebilmiş ne kadar etrafında risk olsa da bunları halledebilmiş şirketler.
Bununla ilgilendiğim için bu podcasti de uzun podcastler ama gerçekten çok güzel.
O yüzden öneririm. Kitap olarak da düşünüyorum hani daha böyle business emeli okuduğum kitaplar önerebileceğim.
General Catalyst'in genel müdürünün kitabı varmış.
Aynen bu arada. Transformation Principles.
En son kitabı Hamilton. Çok çok öneririm.
Gerçekten aynı zamanda bizim bence yatırım yapma prensiplerimizden çok güzel açıklıyor.
Biz girişimcilerde ne arıyoruz onu çok iyi anlatıyor.
Heman tabii Strike gibi şirketlerin tohum yatırımcısı.
O yüzden çok çok önerdiğim bir kitap.
Orada da aslında bunu Heman da hep kendisi de söyler.
Transformation Principles'da da bundan bahsediyor.
Ben bu biraz Venture Capital'da kısmet konsepti de çok aslında önemli bir konsept.
Yani şöyle o kadar ambigüs yani o kadar belirsiz bir zamandayız ki şu anda.
Sürekli bir şeyleri belirlemeye çalışmak mümkün değil.
Belirsizlikle hepimizin okey olması lazım.
Ve bunun içinde anda olmak ve bu belirsizlikte olmak çok önemli.
Kendi kitabımda zaten bundan bahsediyor birazcık hemen.
Benim de mesela kişisel olarak çok sevdiğim bir kitap Alchemist.
Orada da bu kısmet konseptini hep bahseder.
Hani her şey olduğunda bunun bir sebebi var ve bundan bir şey öğrenebiliriz.
Simyacı. Evet. Paulo Coelho.
Aynen evet. O yüzden ben çalıştığım girişimcilere de bunu söylüyorum.
Bazen biraz işin içinde o da bu belirsizlik okey.
Biz bu belirsizliği beraber naviga edeceğiz.
Evet. Evet yani girişimcilik kesinlikle bir inişli çıkışlı bir yol.
Kolay bir yol değil. Lean Startup kitabının yazarı Eric Ries'in bir cümlesi vardı.
Bir günde başarmış gibi gözüken girişimciler genellikle 10 yıldır aslında çırpınıyorlar.
Dolayısıyla o belirsizlik zamanları size motivasyon sağlayacak kitaplar vs.
faydalı. Çok teşekkür ederim.
Sormamı istediğiniz ama adreslemediğimiz bir konu var mı?
Çok güzeldi. Umarım iyi olmuştur recording'de.
Belki başka bir konferansta umarım.
Yine seneye inşallah yine Slash İstanbul'u yaparlar.
Bence çok başarılı bir konferansta.
Ben de, ben de onu gördüm.
İnşallah tekrar. Belki konuşma fırsatı olur.
Görüşmek üzere. Çok memnun oldum.
Görüşmek üzere. TRVC Podcast'ının bir bölüm daha tamamlamış olduk.
Zeynep Yavuz'a çok teşekkür ediyorum.
İngiltere 3 saat daha erken Türkiye'ye göre bu mevsimde erken bir saatte bağlanıp müthiş bir enerjiyle katıldı.
100 bölüme doğru ilerliyoruz.
Daha çok görüşeceğimiz kişiler var sektörde, endüstride.
Bakalım neler anlatacaklar.
Güzel sohbetlerimiz olacak.
Yeni bir ekiple çalışmaya başladım.
Podcast, BPT podcast yapımı, montajı birçok tarafta yardımcı oluyorlar.
Çok heyecanlıyım. Gitgide TRBC podcast'ın her bir yönü daha güzel olmaya başlayacak.
Bütün platformlarda takip edin.
Buradaki seyrettiklerinize hoşunuza gittiyse YouTube'da subscribe edin.
Diğer platformlarda da takip ederseniz çok faydalı ve güzel oluyor.
Yorumlarınızı da her zaman beklerim.
Bir sonraki... bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
