
TRVC13: Şahin Boydaş - Amerika'da Melek Yatırımcı Perspektifi
24 Haziran 2025 · 59 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde konuğumuz, Silikon Vadisi’nde hem seri girişimci hem de melek yatırımcı olarak tanınan Şahin Boydaş. Amerika’da doğup Türkiye’de büyüyen Şahin, iki kültürü de derinlemesine tanıyan biri olarak girişimcilik ve yatırımcılık alanında benzersiz bir bakış açısı sunuyor.
Bu TRVC'nin ilk Türkçe bölümüdür. Zaman zaman yurt dışında Venture Capital (Girişim Sermayesi) ve startup ekosistemlerinde çalışan Türkleri, yurt dışındaki ekosistemlerde edindikleri tecrübelerini paylaşmak üzere Türkçe olarak bölümler çekiyor olacağız.
This is the first TRVC episode in Turkish. From time to time, we’ll be publishing episodes in Turkish that feature Turks working in venture capital and startups ecosystems abroad. These conversations aim to share the insights they've gained from global ecosystems — for a Turkish-speaking audience.
In this episode, we sit down with Şahin Boydaş, a Turkish-American serial entrepreneur & angel investor in Silicon Valley. He shares his unique journey in the startup world and offers valuable insights on what it takes to succeed as an angel investor, both in Turkey and internationally.
Transkript
TRBC podcastine hoş geldiniz.
Türkçe bir bölüm çekiyor olacağız.
Konuğum Şahin Boydaş.
Silikon Vadisi'nde seri girişimci ve yatırımcı.
Onun için farklı bir perspektif olacak.
Çok heyecanlıyım. Hoş geldiniz Şahin Bey.
Hoş bulduk. Teşekkürler çağırdığınız için.
Sizi tanımakla başlayalım.
Sizin geçmişiniz nedir?
Silikon Vadisi'ni nasıl buldunuz kendinize?
Yatırımcı olma, girişimci olma yolunuz nasıl geçti?
Ben biraz daha farklıydım, şanslıydım.
Annem babam orada okumaya gidiyorlar Amerika'da.
Babam MIT'de okuyor.
Ben doğal olarak Amerika'da doğdum.
6 yaşımda geldim Türkiye'ye.
Hatta ilk dilim İngilizce benim.
Türkçeyi sokakta öğrendim burada.
Doğal olarak da bilgisayarı vardı babamın.
Çok erken yaşlarda yazılım ve girişimciliğe öyle bir adım atmış oldum.
17 yaşımda ilk burada bir cepdükân.com diye bir e-ticari şirketi kurmuştuk.
O zaman Baskı'da vardı. Hepsi burada.com vardı.
İlklerdendir o Türkiye'de.
Ondan sonra bir 3-4 girişimim daha oldu.
Artık işte bir anda askerlik geldi.
Kız arkadaşım vardı.
Şirketimizde beyaz kutu vardı.
O sırada Demsa'ya satılıyordu o.
Hepsi gitti artık dedim.
Bir de onlarca fikrim vardı.
Hepsinin yapıldığını gördüm.
Büyük şirketler haline geldiğini gördüm.
Tamam tamam yeter artık dedim.
Geç bile gittim yani. 30 yaşımda gittim.
Burada okudum. Koç'ta okudum ben.
Koç Üniversitesi'nde okudum. Yani diyorum ki belki vatandaş olmasam herhalde liseden sonra giderdim bir şekilde ama vatandaş olunca dedim ki bir sene sonra giderim.
Bir sene sonra öyle öyle 30 yaşımda gittim yani oraya.
Kaç 10-13 sene oluyor 2011 yılında.
Bir sene gezdim Türkiye'den çıktım bir sene bir dünya turu yaptım.
Ondan sonra da Amerika'ya indiğimde 5000 dolar param vardı.
Hakikaten tam öyle bir hikaye yani.
Süper. Direkt Silicon Valley Bay Area mi gidiyor?
Şöyle aslında Michigan'da bir tanıdığım vardı.
O bir fabrikatör birisiydi.
O sırada bir satın alma yapıp modernizasyon yapıyordu.
Dedi ki gel dedi biraz sana anlatırım Amerika'yı dedi.
Dedim valla ben start-up kuracağım.
İlk angel investorim olursanız kabul dedim.
O da ne yaparsan yap ilk angel investorim ben olacağım dedi.
50 bin mi 100 bin dolar mı ne angel yapmıştı Michigan'a gittim.
Altı ay bir Michigan, beş ay Michigan'da kaldım sonra San Francisco Bay Area.
Bu 2000'li yıl mı?
2011. 2011. 2011.
Yok 2011 Ekim şeyde San Francisco.
Tamam. Altı ay öncesi işte.
Michigan'da altı ay. Kışı görmedim.
Kışı görmedim. O yüzden Michigan derler ya soğuk.
Beni çok kısmında bilmiyorlar.
Bana sorsanız Michigan göller.
İşte herkes göller dedi.
İşte Michigan Üniversitesi.
Michigan'ın hep güzel tarafını gördüm yani orada.
İlk girişiminiz peki nasıl geçti?
İlk girişim Movilala'ydı zaten.
O da bizi şey yaptı.
Hatta burada geçen hafta mıydı?
İki hafta önce miydi? Sinafra.
İlk girişimin benim.
Oraya gittiğimde de şey dedim ben ya.
Dedim ki ilk defa böyle hadi gerçekten hayallerimizi takip edelim.
İşte tam gönlümüzden geçeni yapalım diye.
Ben de o zaman film tanıtımları izlemeyi çok severim.
Dedim ki bu film tanıtımlarını nasıl daha izlendikten sonra etkili bir hale getirebiliriz?
İşte sinemalara daha çok bilgi verip daha iyi marketing sistemi nasıl yapılabiliriz diye çok düşünürdüm.
Movie Lala diye zaten sizin iki podcast önce.
Bir önceki mi ki? İngilizce çekilen bir bölüm Sina Afra ile.
Sina Afra'nın hikaye anlatıyor.
Siz o angel yatırımlar, melek yatırımlar yaparken siz ona ulaştığını diye güzel anlatıyor.
Ben onu sormuştum işte eğlenceli, ilginç bir girişimciyle ilk...
toplantınız var mı diye, danışmanınız var mı diye onu anlatmıştı.
O da şöyle oldu. Orada hakikaten çok brand name investorlarım oldu o işte.
Üç tane milyarder.
Mark Beniroff, Milken Family.
Ve bu sizin gerçi ilk girişim değil.
İlk Amerika'da. Ama önemi yok.
Amerika'ya gittikten sonra Türkiye'de ne yapar?
Kimse de saymıyor zaten. Türkiye'de çok başa bu genel olarak da böyle.
Türkiye'de istiyorsanız başarılı girişimcisinizdir.
Başarılı iş adamısınızdır.
Başarılı bir ailesinizdir.
Hiç önemi yok yani.
Bambaşka bir dinamik, bambaşka bir sektör, bambaşka bir ekosistem.
O yüzden hiç o ilk startup, ben hani deyince genelde ilk startup diyorum ve Türkiye'de de bir şeyler yapmıştım diyorum.
Tabii o ekosisteme girince de o farkı da anlıyorsunuz.
Mesela bizim çok, biz dünyanın en büyük üçüncü dizi ihracatı yapan ülkesiyiz.
Yani baktığın zaman dehşet yani.
İnanılmaz dizilerimiz var.
Çok iyi bir dizi ekosistemi var.
Şimdi oyun ekosistemi konuşuyor.
Oyun ekosistemi var. Dünyada bir numara.
Bir numaralardan biriyiz.
Ama bir Hollywood değiliz mesela Türkiye'de dizide.
Hollywood hala orası yani.
Oradaki farkı o yani. O bambaşka bir level.
Bambaşka bir şey. Ve aradaki fark da bence orada insanların risk alma iştahı.
İnsanların birbirine yardım etme.
Asla yani Türkiye'de yakınına bile gelemez.
Yani oraya gidiyorsunuz bir insanla tanışıyorsunuz.
İşte ilk. Daha film sektörüne giriyoruz.
Film sektörü de çok kapalı bir sektördür.
Hollywood zaten daha da kapalı.
Öyle baktığınız zaman...
Ama yine de sigaracı olan...
Her ne kadar çok.
Mesela Jim Moleshaw işte o şimdi Sinafra hikayesini anlatayım.
Jim Moleshaw diye de bir yatırımcımız vardı bizim.
O da HBO'nun başkanı, Yahoo'nun entertainment'ın başkanında ve ya Warner Bros.
ya böyle büyük bir stüdyonun da dijital entertainment'ında.
Yaşlı başlı bir... Kişiydi.
Dedi ki ya sen Türk değil misin dedi.
Türküm ben dedim. Niye senin hiç Türk yatırımcın yok dedi.
Vallahi dedim hiç düşünmedim dedim.
Yani kim yatırım yapacak Türkiye'den dedim.
Bu da 2011. O sırada da arkadaşıma mesaj attım.
Serdar Çınar. Dedim ki Serdar yani böyle böyle Cim Moluşak yazdı.
Bir de o çok bilinen saygıdeğer bir adam.
Dedi Cim Moluşak bana yazdı.
Dedim bir iki tane Türk yatırımcımı alayım dedim.
Zaten bir sürü de Amerikan yatırımcısı almışız.
İş güzel. Hani güzel bir şeyi var.
hani Türkiye'den de herhalde yatırımcı alırım.
Sonra dedi ki ya ben birisini tanıyorum Sina abi.
Tanıştırayım seni. Mail attım.
Sina Afro'da o zaman uçakta ilk defa mail kullanıyormuş.
Hatta çünkü o zaman ilk defalarda ya.
O dedi ki aa Veya yazıyoruz neredesin?
Buradayım. Edelmezsiz Los Angeles'da karşılayayım dedi.
Şimdi ondan yazıyoruz birbirimize yani Los Angeles'da nerede olacak bilmem ne.
Buluruz bir şey dedim. O da tamam dedi.
İki saat bir şeyim var dedi.
Ben Los Angeles San Francisco'dayım. İki saatlik aktarması var.
İki saatlik aktarması var.
Aynen öyle. Bilmeyenler için yani yedi saatlik arabayla.
Şey kadar İzmir gibi.
İzmir'e gitmek. İstanbul-İzmir arası yani aynı.
Ben hemen evden çıktım.
Arabayla orada iki yol var.
I-5 ve 101. I-5'den bastım.
6-7 saat sonra oradaydım.
Erken bile vardım ben oraya. Sonra dedim ki bir girdim o terminale ince terminale de bakıyorum devamlı takip ediyorum.
Hani bu çok hızlanır falan. Ben de ona göre hızlanıyorum.
Hangi terminale bir baktım terminale bir girdim bir tane oturacak yer yok.
Ben de gittim şey de yok.
O zaman böyle acayip böyle bir.
Çünkü şey orası yolcu karşılamayınca.
Tabii tabii. Gate'lere gidersiniz kapıya gidersiniz orada oturacak yer var.
Ama hani dışarıya çıkınca o zaman bagaj alıyorsunuz çıkıyorsunuz.
Girdim baktım hiçbir şey yok. Ben de dedim ki onun üzerine herhalde içeri gireyim.
Hani para da harcamak istemiyorum.
Business Class bilet aldım.
Tam Sinabi'nin uçaca uçağı.
Hatta buldum ya da aynı terminalde.
Ben Business Class aldım.
Sinabi'yi karşıladık. E dedi ben geleyim sen nasıl geliyorsun?
Dedim Business Class aldım.
İade edeceğim işte sen. Girdiğimiz anda da.
Full alınca o zaman. Tabii hemen özellikle iade hakkı da doluyor.
En azından girebiliyorum. Girdik oturduk anlattım.
Ve yatırım aldım. Yani baktığın zaman 6 saatlik yolculuk artı o şey çok hoşuna gitti.
Yani oraya girip. Baktım hani oturacak bir yer yok.
Business class bileti alıp onunla içeri girmem.
O da dedi ki sen bunu çözebiliyorsan.
İlginç bir serendipiti oldu orada yani.
Güzel. O da ilginç bir fikirdi.
Hangi filmler tutacak, tutmayacak?
Biz aslında bir uygulama yaptık.
Gelecek filmlerle ilgili, gelecek filmleri takip etme.
Bir de bir video teknolojisi geliştirmiştik.
Web sitelerine koyuyorsunuz onu.
Bir film geldiği zaman işte diyor ki ben bu filmle ilgili haberdar et beni.
Tom Cruise'la ilgili haberdar et.
Bu film stüdyosunun filmi çıktığı zaman haberdar.
Oradaki bizim anlatımımız, düşüncemiz.
Diyordu ki... Stüdyoların siz belki yüzlerce ürününü izlediniz.
Yani o stüdyoyla belki 300 saat bir iletişimde bulundunuz ama kimse bilmiyor Universal'ı.
Disney yani biliniyor da kimse Fox'u bilmiyor mesela.
Ne yapıyor o zaman insanlar? 100 milyon dolar bir daha harcıyor film stüdyoları.
Biz işte onu nasıl daha az marketing parası harcarız diye arka planda dehşet bir data aslında hazırladık.
Ve bir intent geliştirmiştik.
Yani işte bu filmde bu tanıtımı izliyorsa bir de orada stüdyolar şeyi kanıtlamışlar.
Her film tanıtımını izlediğiniz zaman o filmin ilk hafta bilet alma oranınız %11 artıyor.
Matematiksel olarak kanıtlamışlar.
Ve biz öyle bir hyper targeting yapmıştık ki Facebook üzerinden.
Herkese aynı tanıtım fragmanı göstermeyelim.
Dünyada ilk bizim sayemizde biz o zaman Disney ile çalışıyorduk.
İlk bizim sayemizde birden fazla tanıtım yapıp biz onu süper target etmiş şekilde.
Ona en çok çekecekse o fragmanı gösterelim.
O zaman da Facebook datasını kullanabiliyorduk.
Facebook datasını kullanabiliyorduk.
Öyle bir sistem geliştirdik ve film tanıtımlarını da alıp o teknolojimizi film stüdyolarının web sitesine falan koyuyorduk.
Hani bu da böyle akıl almaz bizi şey zannediyor 200 kişilik film market ajansı falan zannediyorlar.
Biz normalde dört kişilik bir firmayız yani.
Altı stüdyoyla da çalıştık biz bu arada.
İngilizcimde de teknik bir ekibimiz Türkiye'de var.
Hep her zaman. Benim bütün ekibim Türkiye'de.
Benim bütün mühendislerim Türkiye'dir.
Ürün müdürüm belki, dizaynırım.
Belki bir iki mühendisim ama hep ben Türkiye'den uzaktan çalıştım.
O zaman da uzaktan çalışma falan yoktu o zaman yani.
Remote work doesn't work.
Hani remote uzaktan çalıştırma çalışmaz diye insanlar söylüyordu.
Biz ama hep uzaktan çalıştık orada.
Hatta onun bir şeydir yani biz oraya insanları getirdik bir tane engineering house tutmuştuk.
Bir tane 6 odalı havuzlu böyle işte 10 mühendis oradaydık.
Ve hepsi de şeydi ilk defa çoğu ilk defa iş yapıyordu.
Yani hepsi de bir junior'dır yani.
Hani böyle bir senior mühendisimiz falan da hiç olmaz yani.
Benim en son kurduğum remote team'de de öyledir.
Hep juniorlarla iş almışımdır.
O zaman Türkiye'de girişimler, şirketler kurmuş olmanızın orada bir faydasını görmüşsünüzdür.
Tabii ki tabii ki. Nasıl işe alınır, kimler işe alınır, nasıl alınır vesaire orada bir tecrübeniz var.
Türkiye'de dört firmam olduğu için o zaten bana orada bir şey sağladı yani yurt dışında.
Movilella zamanında da işte ilk Snapchat'e, Gifiket'e sattık biz şirketi.
Gifiket de bizim teknolojimizi kullanarak Snapchat'e sattık.
Snapchat da onu... Film stüdyoları şimdi ürün haline getirdi.
Gifiket'in Türkiye'de bir bağlantısı var mı?
Bunlar tamamen silikon vadisi.
O zaman da şöyle bir şey gelişti dünyada.
Bu gifler çok popüler olmaya başladı.
Herkes gif paylaşmaya başladı.
Taptan gif gönderiyorsunuz.
O zaman Facebook Messenger çok popülerdi.
Biz o sektörde böyle şey olduk.
Biraz bilinen çünkü o zaman film...
fragmanlarını anında GIF'e çeken bir teknoloji yazmıştık.
Film stüdyoları da onu çok hoşuna gidiyordu.
Paylaşımını arttırıyordu işte.
%500-600 paylaşımını arttırıyordu.
O GIF'lerde çok popülerdi.
Hep böyle kısa.
Şimdi o stikere döndü. Şimdi herkes WhatsApp'tan birbirine gönderiyor.
Biz ama dünyada onu ilk böyle geliştiren ekipler.
Ben de işte Snapchat ilk egzetim olduğu için de baktım ya nasıl ben...
para kazanacağım. Yatırım yapmaya başladım işte.
Amerika'daki ilk yatırımınız exit oldu.
Ben çok ilginç bir şey yaptım.
O da böyle değişik bir kafa aslında burada.
Amerika'da 401 diye bir şey var.
BES gibi bizim. Emeklilik fonu.
Emeklilik fonu gibi. Buraya belli bir miktar para koyabiliyorsunuz.
Normal yollardan işte 7 bin dolar.
Başka yollardan da 50 bin dolara yakın başka bir transfer edebiliyorsunuz.
SAP deniyor ona.
SAP fonundan oraya da transfer edebiliyorsunuz.
Ben oraya para dediler ki bana hatta işte Michigan'daki abim demişti bana dedi ki ne yapıp yap maaş bile sıfır yazacaksan kendine o besine para yatır.
Bunu hakikaten yaptı.
Ben de onu yaptım. O zaman işte şirket olarak yapınca da 21 bin dolara kadar koyabiliyorsunuz.
Tabii o zaman daha düşüktür. Şimdi öyle.
Belki daha bile yükselmiştir şimdi.
Her sene artıyor çünkü enflasyon dozunda.
Ben de oraya işte birikmişti o zaman.
4 sene olmuştu. İlk yatırımımı onun üzerinden yaptım.
401k üzerinden. Betterment diye bir firmaya.
Human Interest vardı.
Orada 401k'yi gösterip oradan çek yok.
Onu yapamıyorsunuz.
Keşke. Siz orada şey yapıyorsunuz.
Çek yazabiliyorsunuz 401K üzerinizde.
Ondan özel bir şey var.
Oradan çek yapabilirsiniz.
Daha sonra daha güzel oldu.
Alto IRA diye bir firma çıktı.
Alto IRA'yı da sizin AngelList'le entegre etti.
AngelList'e 401k üzerinizde AngelList'ten yatırım yapıyorsunuz.
401k yani emeklilik için ayırdığınız para startuplara yatırıyor.
Ben yatırmıyorum. Oradan zaten yatırmıyorum.
Hayatı ve şimdi o düşündüğünüz zamanda ve tesadüf.
Peki orada nitelikli yatırımcı şartı koyuyor mu?
İngilizcesi ne oluyor? Qualified Accredited Investor.
Qualified Purchaser var bir de.
Accreditive Investor 200 bin dolar gelir göstermeniz gerekiyor.
Qualified Purchaser 5 milyon doların üstünde bir varlığınız olmasa Qualified Purchaser oluyor.
O böyle daha çok Elon Musk'ın firması adı neydi?
SpaceX. İşte atıyorum borsadan önce ya da işte böyle iyi bir seri var seri var orada diyor ki işte Qualified Purchaser olmanız lazım diyor ya da öyle belli şeyleri var.
Öyle başladım ben ve tesadüfen de o zaman yatırdığım 3 firma Çok hızlı exit etti bir tanesi.
Ve share purchase yaptılar.
Ben de onu aldım.
O zaman da human interest'i bir tanesi.
Human interest'e ben o zaman 40 milyon dolar mıydı?
30 milyon dolar mı neydi ya?
İlk yani CD yapmış A yapıyor.
Şık bir aldı. Ondan sonra çok hızlı bir şekilde B ve C yaptı.
şey dediler. Investorları çıkarabiliriz.
Cap table orada normalization yapıyorlar.
İşte arada SVP'lere koyuyorlar.
O zaman da ben orada çok güzel bir X yaptım.
O parayı 401'den kazanınca da tax free zaten o.
Oradan yavaş yavaş ben orayı büyüttüm.
Deal flow'unuzu nasıl sağlıyordunuz?
Deal flow'u da şöyle. Şimdi ben oraya ilk gittiğimde.
Ben çok ama ben adım adım şimdi deal flow kolay.
Şimdi baktığınızda şimdi hakikaten bence çok zor değil.
Ama ben o zaman adım adım başladım ki.
Önceden Angel List'ten başlamıştım.
Çünkü bazen şey oluyor işte yakın çevrem, çok hani arkadaşlar ama siz şeyden girdiniz.
Bence ilk önce Angel List'ten başlamıştım.
Hakikaten herkesin yapabileceği.
İnternete gir ve Angel List'te işte ben şu anda, şu an tabii yıllar oldu.
200-300 tane... şeyin LP'siyim yani orada bak LP denmek doğru değil de parçası sindiketin şahısınız demek daha doğru olur ondan sonra da benim Adam Nash
diye bir tane yatırımcım vardı Adam Nash çok ünlüdür LinkedIn'in ürün müdürüydü işte Greylock'ta şey yapmış mesela o süper angel öyle bir 3-4 kişi daha vardı benim
angel'larımdan Dedim ki ya Edem hani sen zaten 10 bin dolar 5 bin dolar koyuyorsun.
Koyduğu rakamlar belli yani zaten angel yani 25-50 en fazla.
Dedim ki ben eğer senin gönderdiğin hani benim profili gönder insanlara.
Hani sonuçta Snapchat'a exitli bir gelişimciyim.
Gözler beğenirlerse ben senin her firma yatırım yapmak isterim dedim.
Onun da müthiş bir deal flow vardı.
Ben ilk yani bu işe böyle adımımı atıp el tuttuğum yer Edem Leşen'e gelse bana gönderiyordu ki Figma var orada.
Figma vesaire acayip firmaları var.
Adam Nash hakikaten onun bir 300-400 tane yatırım var.
Klasik bu şey mantığı yani Silikon Vadisi'nde siz bir o VC dünyasını biren bir çalışansanız genelde onlar hep yatırım yapıyorlar.
Angel yapıyorlar. Ya da bir fona giriyorlar.
Ya da siz benim gibi bir insansınız.
Biz başka bir dünyada ben hani hakikaten anlamıyorum.
Bakıyorum zaten şeylere.
Şu fona bakıyorsun. Ya da işte Real Estate'e bakıyorsun.
Başka yatırımlara bakıyorsun.
Bana şey cazip gelmiyor.
Çünkü bizde şey kafası da var.
Yani ben o startup'a yatırım yapıyorsam ben onun parçası olmak istediğim için yatırım yapıyorum.
Ben onun hissedarı olup ve ben biraz Warren Buffett kafasındayım.
Ömür boyu tutacağım diye şey yapıyorum.
Mesela hiç unutmuyorum. Bu tabii tam yatırım sayılmaz ama Bank of America'dayım Amerika'da.
2015 ya da 2014.
İlk defa online Signature'a geçiyorlar.
Bir baktım 9Sign. Ne zaman böyle investorlayıp 9Sign'ı kullanıyoruz?
Dedim ki bu ürün müthiş bir ürün.
Pazarda da bir numara. O zaman şimdi hatırlamıyorum 15 dolardı.
Şimdi olmuştu 9Sign. Belki 100 dolar.
Benim de ilk artık o şeye tam benim hayatımı değiştiren o hareket 9Sign'e yatırım yapmakta.
Dedim zaten o zaman sevdiğim ürünlere giriyorum.
O zaman zaten...
bir miktar sevdiğim startuplara yatırım yapıyordum.
Bir miktar borsada sevdiğim firmalara yatırım yapıyordum.
Ve şimdi artık onların ikisini de bağlamak üzereyim yani.
Şimdi artık yavaş yavaş arttı, arttı, arttı, arttı.
Ondan sonra bir iki tane böyle yeni kurulan yeni kurulan fonlara böyle ufak bir miktar koymuştuk.
Ayrıca fonları, Amerikan'daki bazı VC fonları.
Şimdi zaten şöyle artık ondan sonra tabii üst startup'um oldu ve usta exit olduktan sonra Şöyle bir şey oluyor.
Ben orada artık böyle post exit founders diye bir grubun içindeyim.
Çok güzel bir gruptur.
Onun Aston başkanıyım bir de.
Aston Chapterley team.
Mesela size çok net söylüyorum.
Belki herhalde bir 200 kişinin fonu var orada yani.
Hep böyle sürekli. Her gün gelir yani.
Bir fon kuruyorum.
Exitli gelişimciler fon kuruyor şu anda.
Şu anda artık fon kurmak. İşte Decile Pop olsun.
Bu Founder Institute'un kurucusunun kurduğu.
İşte bir sürü o back office operation'ını yapan.
Sürekli şu anda artık fon kurmak.
Hani eskiden bir fon kurduğunuz zaman Angelus üzerinden yapsanız 25 bin dolardı.
Belki kursanız 100-150 bin dolardı.
E şimdi artık inanılmaz düşürdüler bunu.
E siz exit'li bir girişimci olduğunuz zamanda bir de bir sürü Angel investment yaptığınız zamanda o insanların genelde doğal hareketi bir fon kurmak oluyor.
İşte kimisi 10 milyonluk kimisi 20 milyonluk kimisi 100 milyonluk fonlar kuruyorlar.
Şu anda belki çevremde böyle yani her hafta diyeceğim birisi her haftadan bile daha iki her hafta iki üç tane böyle geliyor bir fonu kurdum diye.
Bazılarını siz de yatırıyorsunuz. Bazıları SBP yapıyor.
Gene o zaman SBP olunca 401k'den girebiliyorsunuz.
Bazıları çok çok şeyse ben genelde şuna bakıyorum.
Benim çok ilginç bir fon şeyim var.
Nesine bakıyorum. Mesela bazı kişiler var.
Mesela Rex Salaberry diye birisi var.
Ben bunu remote team zamanında tanışmıştım.
A16Z'deydi. Anderson Horowitz'deydi bu çocuk o zaman.
Ben onunla o zaman görüşmüştüm. A16Z'de benim rakibime yatırım yapmıştım.
O sırada tanıştım. Daha sonra fon kurdu.
O da şöyle yaptı.
Bir podcast'ı vardı zaten.
Fintech üzerine. Fintech üzerine podcast'ında zaten yatırımcıları çağırıyor.
Girişimcileri çağırıyor. Bir de büyük şirketlerin müdürlerini çağırıyor.
İşte Mastercard'ın, işte Visa'nın, işte önemli Bank of America'nın, Chase Bank'ın şeylerini çağırıyor.
E öyle olunca zaten hem deal flow'u da var, hem exit'i de var yani.
Hem yatırımcıyı tanıyor, hem startup'ı tanıyor, hem de eksekütürleri tanıyor.
Rex böyle acayip bir o fintech dünyasında bir şeydi.
Dedim ki ben ondan sonra podcast olsun.
Yani bu üç bacağı da bilen yani hem...
Çok iyi takip etsin bir de içerik üretiyor.
Mesela takip ederlerse insanlar o çok güzel fintech içerikleri üretiyor.
Zaten Anderson Horowitz'den de üretiyordu zaten.
Hafif bir data analist.
bir background'ı var mı yok mu bilmiyorum ama hafif böyle o tarz bir hani İlya var Stanford Üniversitesi'nde en son adını unuttum.
Onun bir gün düğünde yanına oturmuştum ben.
Bizim Ali Tamasep diye birisinin bir VC Türkiye'de düğün yaptı.
Yan yana oturmuştum. Uzun uzun konuşmuştum.
O da çok güzel içerikler, infografikler hazırlıyor.
Rex de öyledir. Ben ona bakıyorum mesela bir fonda.
Yani bir içerik üretiyor mu?
Bir tezini koyuyor mu?
Nasıl bir tezi var? Onu ortaya koyuyor mu?
Ondan sonra güzel bir O network de doğru bir node mu?
Yani biz node diyoruz ya orada bir düğüm mü?
İşte o düğüm de nedir? Investorları çok yakından tanıyor.
Startupları çok yakından tanıyor.
Bir de o sektördeki eksekütürleri de tanıyor.
Çünkü podcasting new networking bence yani.
O benim ilk şeylerimden biri oldu.
Ondan sonra hep bakarken de öyle bakıyorum aslında.
İşte diyorum ki ya bunun öyle bir networki var mı?
Bir de sonuçta bir şey de var.
Amerika'da o çok kullanılır.
Mesela iyi bir avukat kullanacaksınız.
Tamam normal bir avukatlık firmasına gidersiniz.
Üç kat para ödersiniz.
Ama o avukat artık o firmadan çıkmıştır.
Kendi praktisini kurduğu zaman.
Üçte bir fiyatına. Şimdi bu VC'de böyle.
Bu Anderson Orwell'si de çalışmış zaten yıllarca.
Bütün o... Nasıl çalıştı sistemi biliyor.
Ondan sonra ilk fonu 10 milyon dolar.
Sonra 30 milyon. En büyüklerden biri zaten.
Yani Greylock, Anderson Horowitz, Sequoia Capital, Benchmark, Essel.
Bunlar zaten o top tier.
Oraya yatırım yapmak bile yapamayabilirsiniz.
Çünkü o kadar para topluyorlar ki size sırası gelmez.
Ama oradan çıkan birisinin fonuna aynı kayıtı da olur.
Sequoia Fund zaten oraya yatırım yapma şansınız var.
Onlar family ofislerden genelde.
almayı seviyorlar. Yani şeyi çok seviyor onlar.
Non-profitlerden.
İşte üniversitelerden.
Şimdi Amerika'nın mesela en büyük LP'leri hep üniversite.
En doğru şeyleri.
Üniversite vakıfları. Harvard 56 milyar dolar mesela.
Kapatıyorlar zaten fonu.
İşte Sequoia'ydı. Zaten oradan aldıkları paralarıyla.
Ama o top tier'lara girmek için hani o buradaki aile fonları vesaire girebilir.
Bu arada bir küçük bir not bir parantez düşürmek istiyorum.
Bilmiyordum bu hikayeyi. Bu çok güzel bir hikaye.
401k yatırım yapıp ondan sonra oradan startuplara yatırım yapmak.
Biraz da... şeyi seviyorum.
Oradaki ekosistemle buradaki ekosistemlerle de yaslamak vermek.
Buradaki bahsetmiştiniz de işte BES bireysel emeklilik sistemi de var.
Oradaki iki ilginç unsuru.
Biri devlet matching yapıyor.
Şimdi 30 mu oldu?
30'a kadar. GSF'lere de yatırabiliyorsunuz.
GSF'de yatırım yapabiliyorsunuz.
Yatırım yapmazsanız bile Tüm fonların %2 mi %3 zaten.
Aksi tarafta bir GSF yatırım yapıyor zaten.
Aynı allocation gibi demin bahsediyorduk o Amerika'daki endowmentlar.
%5'i VC'ye allocate ediyorlar.
Burada da o best fonlar da aslında fonun içinde de böyle küçük bir VC allocation de yapıyorlar.
Buradaki güzel şey şu. O 401 şöyle çalışıyor.
Siz onu örnek veriyorum.
Türkiye'de Angel List'e benzeyen ne vardır?
Belki startup fon var değil mi?
Startup fon. gibi bir yere ya da bunun gibi AngelList'ler olduğunu düşünün.
Startupları anlatan. Oraya cüzdan gibi bağlayabiliyorsunuz.
Yani mesela işte AngelList'e seçtiniz firmayı.
Crypto mu? Orada Alto IRA ile entegrasyonu var.
Oradan Alto IRA'ya entegrasyonu basıyorsunuz.
O sizi Alto IRA'ya gönderiyor.
Onlar çok güzel entegrasyon yapmışlar.
Benim belki öyle bir 50-60-70 belki tanesine.
Onun üzerine daha bile fazlasını onun üzerine yaptım.
Çok büyük kolaylık sağlıyor zaten o.
Alto IR'in de yatırımcısıyım bu arada.
Hani bunu görünceden ne kadar güzel bir ürün.
Yani evet. Bir taraftan da Amerika'nın FinTech dünyasında eski kalan işte haylak, fiyat, çek kullanıyor olması tarafları var.
Ama güzel bir etiket falan şeyler de var.
Nebizlerin yüzü olmayan.
Mesela başka bir fon var.
O çok hoşuma gidiyor. Plural diye.
Buna para yerine ise verebiliyorsunuz fonu.
Şey olarak onu söyledim.
Hani değişik nakit haricinde bir yatırım için işte bir borsa.
Mesela buradaki besin problemi şu.
Bankaların ekranlarına bakıyorsunuz.
Yani o fonu zaten bilmeden yatırım yapamazsınız oraya.
O fonu bileceksiniz.
O banka üzerine yatırıyor.
Mesela garantinin ya o GSF ya besinin ekranı şu kadar ya.
Buradan böyle aşağı yukarı yapmaya çalışıyorsun.
Mesela... Orada metafonu yapmışlar.
Basıyorsun metafona yatırım yapamazsın diyor mesela sana.
Yani yabancı fona. İşte başka bir bankaya giriyorsun.
O kadar çirkin arayüzleri var ki.
O yüzden zaten Midas gibi firmalar çok popüler oluyor.
Boşluğu dolduran da var.
Evet. Bes için birisinin hakikaten güzelleştiren hani o GSF'nin yatırım yaptığı startup'ı da güzel bir şekilde anlatan.
Hani işte o startup budur.
Şu şey budur. Bir de Amerika'da invest etmenin şöyle bir güzelliği var.
Şimdi buradaki fona bakıyorsunuz.
Her fonun ayrı bir avukatı, ayrı bir tasarımı var, ayrı bir dizaynı var arka yapısında.
Şu Amerika'da fona baktığınız zaman...
Zaten hepsinin standart.
Yani siz bunu hakikaten okumanıza gerek yok.
%2, %20 işte filan filan.
Tabi her şey belli. Structure'ı var.
Template'i var. Zaten aynısını kullanıyor çoğu.
E o zaman baktığınız zaman Subscription Agreement deniyor ona.
Üyelik Agreement deniyor ya.
Subscription Agreement deniyor ona.
Bakıyorsunuz zaten Subscription Agreement.
Hepsi aynı zaten yani. O zaman da şey yok kafanızda.
Yapar mı? Olur mu? Arka planda Türkiye'de öyle değil.
Türkiye'de hepsi ekosistem biraz yeni olmasından dolayı işte çok yeni olmasından dolayı orada artık o standartların zamanı oluşması çok faydalı.
Ha bu arada şey diyecektim.
Fonmap diye bir girişim de var Türkiye'de.
Şimdi o GSYF'ler yani Türkiye'deki VC fonlarının secondary market diyor.
Veya doğrudan yatırım yapmak istiyorsanız o GSYF'leri onun bir platformu oluyor onu yapmak için.
Bakalım nasıl ilerleyecek ama güzel bir girişim.
Orada çok mesela en ilginç geçenlerde böyle duyduğum şey vardı.
Bir tane fon var. Sizin startup'a yatırım yapmışsınız.
Diyelim seat'e yatırım yaptınız.
A yaptı mesela. Ama siz orada pro rata'nızı follow'a demiyorsunuz.
Yani orada bir hakkınız var. Tekrar yatırım yapabilme hakkınız var ama o aradaki 5-10 bin dolar koymuşsunuz.
Artık o gitmiş. Şu anda 1.5 milyon dolar koymuyor.
Onu yapamıyorsun. O hakkı onlara veriyorsun.
Onlar da sana %1-2 komisyon veriyor.
Çünkü Instagram'a girdiğim zaman ProRati'yi kullanamazsam onlara verdiğim çok oldu yani.
Bu arada konudan konu atlıyorum ama Muvila'yla konuşuyorduk.
Efe Çakaray'ı tanıyor musunuz?
Evet tabii tabii. Mubi'nin kuruluşunu yine.
Biz filmi seviyoruz.
birden fazla girişim için çıktığı bir coğrafya.
Güzel. Ama az tabii yani baktığın zaman 3-4 tane sinema starları.
Sinema starları zor zaten.
Ben onu öğrendim oraya gidince.
Silikon Vadisi'nde sinema işi yapılmaz yani.
Los Angeles'ta yapacaksın.
Los Angeles'ta da yapılır ama Silikon Vadisi hakikaten B2B üzerine çalışan.
Yani business to business.
Yani siz software yapacaksınız ve bunu firmalara satacaksınız.
Bütün baktığınız zaman aslında o firmaların çoğu Hani aradan da tamam konsümer, son tüketiciye yönelik ürünler çıkmışlar ama arka planda makineyi döndüren B2B startupları
yani. Hele bir de yapay zeka dünyasında çoğu genelde B2B startupları yani baktığınız zaman.
Onu biliyor yani o playbook'u biliyor.
İşte satış ekibi nasıl kuracaksın?
İşte bin tane firmaya nasıl gidilir?
On bin tane firmaya nasıl gidilir?
Tamam daha sonra mid market olduğunuz zaman yüz bin firmaya nasıl gidilir?
Onu işte zaten...
Aradaki büyük yani Amerika ile bütün dünya arasındaki fark şu.
Hakikaten çok ilginç bir şey.
Şimdi tabii bizim çok fazla franchise'ımız var artık ama şimdi bakıyorsunuz adamlar McDonald's, Domino's, Pizza Hut işte git git Burger King yüzlerce sayarsınız böyle.
Hiçbiri kendi lezzeti değil.
Değil mi? Bugün siz bir tane Pizza Hut kurmak isteseniz bütün...
Dizaynına kadar benzer bir şey yaptırırsınız.
İçindeki adamı doldurursunuz.
Ürünü de bulursunuz. Ama bu ne yapmış?
İşte onu playbook haline getirmiş.
Playbook deniyor. Oyun kitabı.
O playbook'u da almış.
Her tarafta bunu uygulamış.
Yani her şeyini yazmış olduğu için de bir franchise.
kültürü olmuşlar. VC'ler de böyle.
Startuplar da böyle. Yani o zamanda ne yapmış?
Bunun bir growth playbook'u var.
Bir satış. Bir script.
Yani script mecaz.
Öyle ama script. Çünkü hani okuyacak bir şey o kadar basit.
Ama hani taktik işte ne yapılacak?
İşte hangi tür firmalara gidilecek?
Onlara şu tür firmaya hangi mesaj verilecek?
Vesaire vesaire. Yani tam böyle uygulayabileceği bir satış stratejisini.
O da Amerikan futbolundan geliyor.
Çünkü onların en popüler futbolu. Amerika Futbolu için o hep kitapları oluyor onların.
Stratejiler oluşturuyorlar.
Büyük bir kitapları var bakıyor işte 325'in şey strateji yapacağız.
Bizim futbol gibi doğal bir akışta oynanmıyor.
Strateji. durduruluyor.
Ondan sonra bir başlanıyor ve orada teknik direktörünün imkanı var orada.
Hani bak arkadaşlar şöyle yapacaksın.
Sen orada koşacaksın. Sen burada koşacaksın.
Ve onlar önceden hazırlanmış şeyler oluyor.
Silicon Valley'si de öyle çalışıyor baktığınız zaman.
O zaman şeyi yakalayabiliyorsunuz.
Pattern matching deniyor ona.
Patternlerini yakalayabiliyorsunuz.
Mesela ben şimdi bir yatırımcı olarak startuplara baktığım zaman Belli baktığım şeyler var yani.
Bir de ben böyle aman aman riske mesela Jude Gomila vardır.
İlk çeki koyabiliyor.
Ben öyle bir yatırımcı değilim.
Normal artık orada yeni yeni başlamışım.
Geçen sene en çok ama Angel yatırımı yapan yatırımcı seçildim.
Lenny diye birisinin.
Ünlü bir podcaster'dır.
Lenny Kravitski mi?
Evet, evet. Ürün Product Management konusunda.
Product Manager'de beni angelere bakar.
Evet, o 2024 Most Active Angel Investor'ı beni seçti.
Bir de oraya yazdı yani. Hiç ben tanımıyordum, duymamıştım ne alaka diye.
Ama şirketini satmış.
Belki onun podcast'ına da çıkacağım.
Türkiye'den selam. Şimdi o niye ilginç o Lenny?
Çünkü ben mesela ürüne bakıyorum.
Yani diyorum ki. İşte örnek veriyorum Cloudflare.
Ya diyorum ki alan adında DNS şimdi çok teknikle girmeyeyim de alan adında bundan daha iyi bir servis yok ya.
Ya ben bugün buna angel investor olarak da girerim.
Ya öbür gün borsa şirketi olduğu zamandaki şu anda borsada hiç düşünmem.
Çünkü diyorum ki bunun pazarda bunun yakınından geçebilecek bir rakibi yok.
Şimdi bizim startuplarda hani o büyük bir avantaj.
Siz burada girişimci yatırımcı olarak olduğu zaman ne yapabiliyor o zaman?
Ya go to market stratejisinde.
Çok fazla yardımcı olabiliyorlar.
Ya da dinamikleri anlayabiliyorlar.
Ben geldiği zaman önüme Angelistan ya da bir şeyden.
E bakıyorum founderlar iyi mi?
İyi. İşte ürünü nasıl?
Ürüne bakıyorum. Bu founderlar bu ürünü yapabilir mi?
Bana Edim Neş öğretmişti. Product market fit.
Product founder market fit.
Yani ben ona bakıyorum. Product founder market fit.
Bir de ben o ürünün bir parçası olacak mıyım?
Hakikaten ben bunun böyle ortağı.
olduğum zaman gurur duyabilecek miyim?
Ona bakıyorum. Hatta birkaç firmada çok komik şeyler oluyor.
Bir firmaya yatırım yapmışım.
Sonra yatırım yaptım. Unutuyorum. Bir daha yatırım yaptığım da oluyor.
Bu Angelus üzerinden tabii. Yani Angelus'a gelsem.
Bakıyorum o ne güzel bir firma.
Gidiyorum Angelus'a söylemiyor onu.
Böyle bir firma iki üç kere bir firma üç kere yatırım yaptım oldu yani.
Demek ki tutarlı en azından.
Evet tutarlı. Kararı tutarlı.
Bir de ben bütün o gördüğüm ekranları yapay zekaya hep screenshot alırdım.
Copy paste ederdim kendim için.
Çünkü Angel size paylaşamıyorsunuz.
Ya da işte bir size attığı zaman paylaşamıyorsunuz.
Ben onları ama hep yapay zekaya koydum.
Bir de ben hepsini takip ediyorum.
Manyak bir şekilde. Bütün yatırımlarım bir Excel'de.
Hangi gün yatırım yapmışım?
Şu anki piyasadaki en son aldığı yatırım ne?
Şu anki şey demiştiniz o yüz elli tane yatırım yapmışız.
Yirmi altısı unicorn. Yirmi altısı unicorn.
Yedi tanesi bat. Yedi tanesi battı.
Olağan olacak yani. Ama işte orada hiç beklemediğiniz firmalar kapanıyor.
Çok beğendiğim firmalar vardı ikisinden.
Kesin diyordum. Yani ikisi kapandı.
Mesela Jetty diye bir firma vardı.
New York'ta kira ile ilgili. New York'ta kira bulmak çok zor.
Sonra kapandı. Çok şaşırdım mesela.
Hiç beklemediğiniz firmalar çok iyi noktaya gelebiliyor mesela.
O yüzden bir de bu iş biraz balk yapmak lazım.
Ama şimdi burada şöyle bir güzellik var.
Türkiye'deki yatırımcı International olarak Angel List'te yatırım yapabilir.
Oradaki fonlara, oradaki sindiketlere başvursa Hepsi çoğundan kobil alır.
Orada güzel bir mesaj yazmak lazım tabii.
Yani çoğunu minimum bin dolar zaten yani.
Hani bugün Discord'a beş bin dolara, on bin dolara Series C'sine D'sine girebilirsiniz yani.
O kadar çok güzel firmalar tabii onu bilmesi de öğrenmesi de gerekiyor.
Yani piyasayı da takip etmesi gerekiyor.
Yani normalde sıfır hiç startup girmemiş yatırımcı gelirse yanlış startuplara yatırım yapar ama biraz takip ediyorsa ben hep şey söylerim ya üç beş sene, üç sene içinde çok iyi bir Güzel
deal flow'a sahip olabilir bizim yatırımcılarımız.
Tamam Angelus öneri yapmak istemiyorsa da bunun playbook'u bence.
Amerika'da zaten her dakika yeni bir fon kuruluyor.
Ve kağıt üzerine çok başarılı insanlar fon kuruyor.
İşte ye iyi bir girişimi olmuş satmış yüz milyonlarca dolara bir fon kuruyor.
İyi bir founder, bilinen bir founder.
Bence şöyle bir strateji olması lazım.
Tabi fonun buradaki kişinin büyüklüğüne göre.
Yani bir miktarın orada büyük girebildiği fonlara LP olmak.
Sonra 2-3 tane ufak ama upcoming yani ileride başarılı olacak fonu seçip daha sonra bunlardan gelenlerin direct investment hakları oluyor.
Diyor ki fon size ben size direct investment yapabilme hakkı veriyorum.
Zaten onunla fon girmiş güzel bir startup direct investment fonları oluyor.
Bir de Y Combinator.
Prestij de sağlı yapmanız lazım.
Y Combinator fonları var mesela.
Orange Collective olsun. Y Combinator fonları olsun.
Jason vardır Orange Collective'de.
Çok iyidir o. Mesela onlar girip Y Combinator'a daha demo dayı öncesinde yatırım yapabiliyorlar ve herkese şey hakkını da veriyor.
Yani ben founder'a haber vereceğim.
Sen eğer direct investment yapmak istersen.
Founder da kabul ederse seni.
Görüşme oluyor diyor.
Böyle onu da yapıyorlar. Yani böylelikle direct investment.
Hakkı da sağlanıyor aslında.
Böylelikle çok ciddi bir eğer doğru startuplara yatırılırsa yani hiçbir yerde göremeyecekleri yatırım oranlarını alabiliyorsunuz aslında.
Güzel yani bence bu önemli bir mesaj.
Yani Türkiye'deki ekosistem ve Silikonvay'daki ekosistemin birbirinden haşır neşir olması, buradaki insanların, yatırımcıların orası da görmeyi, orada tecrübe etmesi bence
faydalı, güzel bir şey.
Şeyden de demiştiniz ya yatırım yaparken bu yatıracağım şirket ya da fonun bir parçası olmak istiyor muyum?
Bir tarafta da bence Türkiye'deki ekosistemde yatırım yapmanın da öyle bir güzel bir şeysi de oluyor.
Değil hiçbir yerde. Ekomani gibi değil.
Ve de yeni bir ekosistem.
Onun da heyecanı da var aslında yeni olmasın.
Ve buradaki fonlar, buradaki şirketlere yatırım yapmanın da onun da bir heyecanı var.
Buradaki olağanların da bir parçası olmasını.
Bazı fonlar işte Trio VC sizin de bir yatırımcınız.
Benim Klaros da yatırımcım onlara.
Klaros gibi girişiminizin bir yatırımcısı.
Aynı zamanda podcast'ın konuğu olmuştu.
Mine Dedek Hoca, Venture Partner Trio VC'de.
Onların da tezi Türk girişimcisi ve madem büyük de paralar orada büyük bir pazar.
Türk girişimcilere yine yatırım yaparak ama o silikon vadisindeki ekosisteme exit sağlaması orada büyümesi sağlaması.
O da ilginç bir playbook.
Aslında siz de bahsetmiştiniz.
Sizin tüm girişimleriniz bir teknik ekibi de Türkiye'de kurmuştunuz.
Öyle de oluyor zaten.
İstiyorsunuz da ben bir de seviyorum.
Yani ben böyle... Vatan milletime faydalı olsun istiyorum yani.
Mesela Remote Team'de 650 bin doları Türk yatırımcılardan almıştım.
İşte Hasan Aslanoba, Gusto'ya satılan firmanın işte 2.2 milyon dolar reiz etmiştim toplamda.
650 bin dolar işte üçte birini Türkiye yatırımcılardan aldım.
Aralarında canımı yani hakikaten böyle aaa dediğim böyle yatırımcılarım da oldu.
Yani o exit sürecinde beni çok zorlayan yatırımcılar da oldu.
Orada da şeydi yani. Bizim exit sürecimiz tamam 100 sayfalık bir doküman ama yatırımcı onu görmüyor o kısmını.
Gördükleri bir kağıt var. İşte karşı tarafın 28 avukatı var.
Benim 8 avukatım var.
Guston'da 5 avukatı var. Bana diyor ki hala avukatımı okutacağım diyor.
Seni okudun anlamaz ki bunu yani.
Gerçekten hata olma şansı yok bunun yani.
Zaten şey değil. İlginç bir doküman da değil yani.
Sen safe note'a yatırım yapmışsın.
Değerlemesi budur şirketin.
Ya hisse alacaksın ya para alacaksın.
İmzalamazsan para vereceğim. Eğer imzalarsan da hisse alacaksın Gusto'da.
Gusto'da yani bunu söyleyebilirim yani parayı daha çok tercih ediyor.
Hisse vermek yerine hani para verelim keşke investor para istese diyor.
Investor'un çoğu zaten hisse istedi.
Çoğu çok büyük bir çoğunluğu hisse istedi.
Ama profesyonel işte Fırat iş becer olsun işte mesela o kendi bile der yani ben bugün gazeteyi görsem yatırım yaparım der zaten.
profesyonel iyi yatırımcılar o genelde belli de olmaz.
Yani yatırımcının o anki belki başka bir startup yatıracaktır destekleyecektir.
Hani orada bir yanlışlık yok ama orada şöyle bir kural var.
Amerika'da siz tax free M&A yapabilmeniz için %20'yi geçemiyorsunuz.
Toplam tutarın %20'sini nakit olarak alamıyorsunuz.
Sisi olarak alacaksınız ki tax free deniyor ona.
Ve Türk yatırımcıların çok doğal olarak daha fazla çok aşırı tecrübesi olmadığı için ve görmediği için Hani süreçte zorluyor insanı yani.
Hakikaten zorluyorlar. Bir de şeyi bilmiyoruz biz yani.
Genel olarak benim hep gördüğüm.
Hani ben çok şanslıydım yani.
Yatırımcılığımın hepsini çok severim.
Hani safe note nedir?
Hani onu bilmez yani.
Mesela Türkiye'de işte geliyorsunuz.
Siz bir... Tabii bu 5-6 sene önceydi.
Belki şimdi biraz... Şimdi artık tabii.
Ama bu sefer de şimdi şöyle oluyor.
Bir sürü yeni insan da giriyor sisteme.
Yeni insan geliyor, yatırım alacağınız zaman geliyor.
İşte diyor ki ben ne zaman temettü alacağım?
Ne temettüsü bu? Startup yani.
Ya batacağız, ya büyük bir firma olacağız.
Ya da bir satın alacak.
Temettü nereye? Kaç tane zaten borsadaki birkaç firma temettü dağıtıyor.
Ama ne oluyor bu? Çünkü devlet bence güzel bir şey yapıyor olabilir burada.
Olabildiği kadar insanın bu nitelikli yatırımcı haline getirip...
sisteme vermek için. Ben hatırlıyorum burada bir firmamız vardı.
Bizim TÜBİTAK'tan destek almıştık.
O zaman demiştik ki %2'yi fona koyacaksın dedi.
Çok güzel bir sistem bu.
Müthiş bir şey bu. Bu acayip bir GSF GYSF fazlalığı getiriyor.
Şimdi buradan da bir sürü çok güzel mesela bu dünyada hakikaten yok bu kavramı.
Bu teşvik. Çok güzel bir ekosistem olarak çok güzel bir orada bir altyapı var yani.
Onu inşallah daha da iyi noktaya getiririz.
Ama dediğiniz gibi bence önemli bir benim bu sohbetimizden çıkardığım şey o.
Türkiye'deki ekosistemde bu standartların zamanla oluşması ve böylelikle süreçlerin hızlanması, işte 100 sayfalık doküman o kadar her tarafın avukatının, tabii ki avukata devri
girecek ama belli standart anlaşmalar olduktan sonra mesela safe, safe standart bir anlaşma Amerika'da yani birkaç sayfalık basit bir o standartlar oluşunca o zaman süreçler de hızlanıyor, güven artıyor.
Zamanla onlar oluşması önemli.
basamaklar olacak mı diyelim Türkiye'deki ekosistemde?
Mesela Amerika'daki VC'lerin çoğunun LP agreementları benzer zaten.
Yani yeni bir kurulan fon zaten Decile haptan alıyor.
Ya da başka 3-4 tane standartı kullanıyorlar.
Şu ana kadar gördüğüm kadarıyla Türkiye'deki o GSYF'ler portföy yönetim şirketleri tarafından mevzuat gereği yönetiliyor ve portföy
yönetim şirketinin çok farklılıklar olabiliyor.
Management fee'lere kimse net asset value yani portföy değeri ki Amerika'da hep yatırılan management fee hesaplanıyor.
Yani çok daha fazla gelişiklikler gördüm burada.
Portföy yönetim şirketleri arasında birçok farklı Amerika'da biraz daha standartlara oturulmuş.
Bir de şey de istemiyorum.
Kimse o sorular yani işin o kısmında değil arkadaşlar.
İşi yapalım hemen yani yatırımcı o çocuk işte fonsa.
Gideyim start-up bulayım derdinde yani.
Ama bana gelecek 20 tane e-mail alacak.
Şimdi mesela Whitpool'un tabi hisse verdiği için çok farklı bir doküman o.
Şimdi ben onu mesela 10 kere Çeçipit'e sordum yani.
Ne farkı var bunun diğer doküman.
Ama mesela normalde bir fon ise zaten Wilson Sincere.
Çok tanınan bir avukat firması.
Bizim Muvilalık avukatımızdı.
İşte WSGR.
Onlar zaten ilk bunu kurmuşlar.
Herkes onu copy paste etmiş.
O yüzden de... O çok standart geldiği gördüğünüz zaman tamam diyorsunuz belli yani şey bile artık o back office para akışları parayı nasıl gelecek capital kollar o kadar artık standart
ki Türkiye'de onu yapamıyor.
Ama burada şöyle ben şunu destekli şunu aslında motive etmek isterim insanlara.
Bu ekosisteme güzel bir fayda da hakikaten silikon vadisinde Amerika'da yatırım.
Yani çünkü o zaman.
Yani burayı ben şey gibi düşünüyorum.
Şimdi burada ne kadar exit var yani?
Yani burada büyük firmaların kaç tanesi firma satın alıyor yani?
Hangi gün duyuyoruz bunu yani?
İşte çok ufak ufak bunlar.
Daha böyle yeni yeni yani. Hakikaten iyi bir firma olduysa exit olabiliyor.
O firma da ona ne kadar verecek?
Borsaya kaç tane firması açılıyor?
Bugün gerçekten start-up dediğimiz...
Senelerde epey bir açılım borsaya açılan olmuş ama teknoloji firması sayısı neredeyse sıfır.
Tamam. O zaman da ben şunu hep...
Şöyle bir tezim var. Yani siz...
Şimdi Türkiye'de yatırım aracı da çok fazla yok.
Konuşuyorsunuz banka. Eurobond'dan başka bir şey mi olmaz yani?
Hakikaten yok yani. O zaman da ne yapacak yatırımcı?
Yani bence... Yurt dışında yani Silikon Vadisi'nde işte Trio VC olsun ya da başka tarzı var mı bilmiyorum ama mesela Trio VC ne yapıyor?
Türk yatırımcı Türkçe konuşuyor en azından.
Silikon Vadisi'ne ekses veriyor Türkçe.
Bunun gibi başkaları da vardır belki.
Ya onlar üzerinden ya diğer fonlar üzerinden hani orada o exit'i aldığı zaman daha riskli ve kaybedebileceği parayı dert etmez insan yani.
Der ki ben ekosistemime bir miktar destek vermek istiyorum.
bir miktarda Amerika'ya silikon vadisine yatırmak istiyorum deyip.
Bence doğru. O tecrübe de önemli bir tecrübe olur.
Nasıl işte o subscription agreement'lar nasıl dönüyor, nasıl ediyor işte falan.
Evet o önemli bir tecrübe.
Bence dünya üzerinde bir insanı hani tabi bunu ileride de göreceğiz ama silikon vadisi firmasının Alzheimer oranının düşük olabilir yani.
Çünkü siz, komik bir şey söylüyorum da şimdi.
Yani siz o kadar Size stimüle ediyor.
O kadar ilginç start-up fikirleri var ki ben bir tane firmaya Angelus üzerinden yatırım yaptım.
Adını şimdi söyleyeceğim. Ya fikre bakın ya.
Colossal, Colossal, Colossal diye bir firma.
Ve founderıyla da sonra yazıştım konuştum yani.
Kuzey kutbundan nesli tükenen hayvanların genlerini topluyorlar.
Ve o canlıyı tekrar üretmek istiyorlar.
Hayvanat bahçeleri. Jurassic Park 2.
Aynen Jurassic Park 2.
İşte onun başlangıcı bu şu anda yani.
8 milyar dolar oldu adamlar.
Yani ama ekibe bulmuşsunuz.
Örnek veriyorum işte.
Ama bakın ben bir şey söyleyeyim.
Türkiye'de de bu tarz ilginç fikirleri olan da var.
Keşke Türkiye'dekiler de benzer.
Ama ekosistem yok.
İşte aynen. Ekosistem şu.
Bakın. Türkiye'den çıkan birisi ilginç bir fikri olan çünkü orada önemli olan sadece birisi o fikir edilmiş değil birisi o buna para vermiş.
Yani onu yapmak için 8 milyon dolar raise etmişler.
8 milyar dolar bu yatırım yani değerleri 8 milyon.
Şimdi düşündüğün zaman buradaki problem şu.
Yani bu belki bizim o kadar genetiğimizde olabilen genetikte mi kültürde mi devlet sisteminde mi onu bilmiyorum.
Şimdi Amerika'da ben Gusto'ya şirketimi satmışım.
Daha sonra işte Birkaç kere paraya ihtiyacım oldu.
Kursa hissemin üzerinden fonlama yapabildim.
Onu maksimum kullandım.
Ekran görüntüsüyle bana para gönderdi.
Ekran görüntüsü. Amerika'daki o beyan.
Güven ve risk.
Burada siz. Süreçler hızlanması için çok önemli bir fayda sağlıyor.
Yani orada şimdi o yüzden de yatırımcı da böyle orada.
Girişimci de böyle. Ben işte 14 senedir oradayım.
2011-2014 senedir oradayım.
Yani bugün şunu size diyemem.
Bu adam beni kazıkladı.
Bu adam bana yanlış bir şey söyledi.
Bu adam yanlış bir şey yaptı diye ben ekosistemde görmedim.
Benim başıma gelmedim. Başkasının başına gelmiş olabilir.
Benim başıma gelmedi yani. Şimdi bunu siz Türkiye'de nerede yaşayacaksınız?
Notere gidiyorsunuz her şeyde zaten.
Kimse kimse güvenemediği için.
O yüzden o güven mekanizması sağlanmadığı sürece Ama dediğim gibi bizim DNA'mızda mı, kültürümüzde mi, devletin sisteminde mi artık onu ben bilmiyorum.
O artık sosyologların çözeceği bir şey.
Şu Amerika'da ne yapıyorsunuz?
Önce güvene dayalı olduğu için önce siz insanlar size güveniyor.
O zaman da güvendikleri için de siz o zaman şey yapabiliyorsunuz.
Ve şeyi de biliyor insanlar yani kötü bir şey yaptıkları zaman hakikaten başına bir şey geliyor.
Bir de orada bence tenkit ve eleştiri kültürü de yok.
Burada tenkit ve eleştiri de çok fazla var.
Yani o da şeyi getiriyor insanlara daha fazla şey yapmasını da riske de girmesini sağlıyor.
Çünkü o tenkit etme, kötüleme o tip şeyler de yok.
Bu üç şeyi birleştirmeniz lazım ki.
Oradan böyle çok çılgın fikirler çıkabilirsin.
Risk kapatılı da yok yani.
Kültür önemli olduğuna çok inanıyorum.
Andrew McAfee'nin kitabı vardı Geekway diye.
O da şu an sanki savunuyor.
Teknoloji şirketi dediğimiz şey aslında teknolojiyle çok bir alakası yok.
Uber'a baktığınızda Netflix'e baktığınızda tabii ki hepsi teknoloji kullanıyor.
Ama en vasatlı sıkıcı bir şirket de günümüzde artık teknoloji kullanıyor.
Ama onlara teknoloji şirketi dedirtme.
şey kültür meselesi o teknolojik şirketlerin böyle bir kültürü oluyor işte hıza dayalı veri kullanmaya dayalı işte şeffaf olmaya dayalı ve dolayısıyla süreçlerin hızlı ilerlemesi.
Şirket için de geçerli ise de ekosistem için de geçerlidir.
Bir ekosistem eski kovadi gibi gelişmesi için o benzer bazı kültürlerinin de edinmesi işte o güven fazla fazla evet eleştiridense pozitif olumlu tarafına bakmayı vesaire.
Bakalım yani dediğim gibi Türkiye'deki ekosistem Yeni.
Sadece Türkiye değil yani.
Bu dünyanın her yerinde böyle. Silikon var.
Silikon var. Her yeri var. Dışında bir sürü yeni gelişen.
Yani bu sadece silikon var aslında.
Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey daha yok.
İşte ne bileyim Barcelona'ya vesaire baktığımızda yani aslında yarışır vaziyetteyiz.
Onun için hani. Mesela benim toplamda işte dört startup'ım için yüze yakın yatırımcım oldu.
Bir tane Avrupa'da yatırımcım yok.
İstedikleri farklı. Risk algıları farklı, soruları farklı.
Benim konuştuğum sadece hakikaten Silikon Vadisi.
Silikon Vadisi örnek almak en güzel şey.
Oradan öğrenelim. Oradan bence hız ve dediğiniz gibi ürün hızı, ürün geliştirme olup bu topraklarda bu ülke nelere uygun?
Gaming'de popülerleşiyoruz.
O alanlarda o ekosistemleri yavaşlatıyoruz.
Silikon Vadisi yapan ne?
Çünkü bilgisayar çipi üretmişler.
Bilgisayar çipi içinde hakikaten semikonu ve çok büyük paralar harcanması gerekmiş.
Çok büyük paralar yatırmışlar ve çok büyük paralar kazanıp o çip bir platforma entegre olmuş sonunda da.
Bir sürü yazılımlar çıkmış aynı modeli de alıp büyütmüşler.
Şimdi onlarca trilyon firma var mıdır ama artık trilyonlarca dolar değerinde bir sürü firma çıktı artık yani.
Ama o altyapıyı kullanıyor.
Şimdi o ekosistemden faydalanmışım.
Türkiye'deki ne yapması lazım?
Türkiye düşündüğünüz zaman bizde ekosistem ne?
Bence hakikaten gaming bir ekosistem olabilir.
Olma üzerinde.
Fintech'i bankalarımız çok yenilikçi ama bankalarının dışarıya API kısmında çok iş yapmaları gerekiyor.
Siz Amerika'da mesela bir borsa Robinhood'a girdiniz.
İşte oraya çıt diye bankanızı bağlayabiliyorsunuz.
O request atıyor, onu onaylıyorsunuz.
O integrasyon çok güzel.
Daha Türkiye'de o integrasyon yok bankalarda.
Fintech platformu da olabilir Türkiye yani.
Üzerine bence Türkiye Defense'de çok başarılı.
O da bizim mühendislik kafası ona uygun yani.
Hızlı, en pahalı değiliz, en ucuz değiliz ama orta kalitede bir şey yapabiliyoruz.
Bir de biz bence kültür olarak koruma hissiyatı var bence bizim genlerimizde.
O şeyimiz var. Ama orada o sektörde tabii ki yani baktığınız zaman orada savunma sanayisi olacak, devlet olacak.
Ama Amerika'da şu anda ilk defa Adronul ve birkaç firma sayesinde o savunma sanayisi Amerika'da kapalıydı.
Sadece işte Boeing'seniz, Northrop'sanız bir üç beş firma yan ana yönetiyorlardı.
Lockheed Martin'seniz. Şimdi Andrew Rule girdi oraya.
İlk defa altıncı firma oldu.
Şimdi Türkiye'de de belki o yapılar kurulursa.
Biz bence hardware ve software'ın birleştiği yani robotik drone'da dünyanın ilk üçü, ilk beşine girebiliriz.
Onu sağlamalıyız.
O zaman return'ı sağladıkları zaman o zaten bütün o diğer ekosistemi besliyor.
Bizim orada işte bütün bu sistemin çalışabilmesinin tek nedeni investor'ın yatırdığı parayı normal şartların 2-3 katının üstünde alması lazım.
Amerika'da faiz %4-5.
S&P'ye para yatırdığınız zaman historically %10.
İşte %10. Borsanın da ilk 500 firmasını.
Yani Amerika'ya yatırdığınız zaman ilk 500 firmaya yatırdığınız zaman %10 alıyorsunuz her sene.
Kötü bir para değil. Siz biraz üzerine yapıyorsanız %15.
Startup VC ortalamasında en iyilerinin %29.
Yani şimdi baktığınız zaman normal devletin 6 katını veriyor.
O zaman değiyor.
Borsanın da 3 katını veriyor.
Şimdi Türkiye'de bu yatı bunu sağlanabilmesi için bu.
Gaming ekosisteminin, fintech ekosisteminin bence en iki ana ekosistemimiz bu çünkü.
Ve defense ekosistemlerinin her birinin bir tane de değil.
Şimdi Amerika'yı başka çalıştıran bir şey.
Siz her konuda belki 100 tane uzman bulabiliyorsunuz.
E kimse de ego olamaz. Çünkü zaten en uzman değil ki.
Aynı adamdan 50 tane var yani.
O kadar çok firma var ki.
Gaming de Türkiye geliyor o noktaya.
Şimdi kaç? Eğer biz 10 tane gaming unicornu çıkarıp, 100 tane 100 milyon dolar üstünde firma çıkarırsak demek ki o ekosistem oluşmuş artık.
O zaman da gaming'e yatırım yapan kişiler...
O return'ı o zaman %10, %15, %20 şimdi siz o zaman faizin konuşulduğu %50'nin olduğu bir yerde ne dedik 6 katını aldığınız bir dünyada %300 demek bu yani Türk Lirası'na göre.
Gerçi güzel exitler olmuştu işte o insider exit olmadığını ama gerçi partial exitler yapanlar oldu orada.
Güzel return'lar %300 aşanlar var mı?
Vardır. Ama işte bunun adedinin yükselmesi gerekiyor.
Yani bunun adedinin yükselmesi yani.
Bugün Amerika'da baktığınız zaman 2000-3000 tane VC yatırımı alan firma var.
Bugün her gün 3-4 tane exit oluyor Amerika'da.
Daha fazla. Ama biz de şunu kısıtlamamalıyız bence firmalar.
Siz firma olarak da niye Türkiye pazarına göre yapıyorsunuz?
Biz de Amerika dünya pazarına yaptığınız zaman Zynga zaten Türkiye firmasını aldığı zaman ne yapıyor?
Mesela Gustavus satın aldığı zaman Dört tane nedeni vardı.
Birincisi tam teknolojimizi kullanıyordu.
İkincisi de payment teknolojimizi vardı.
App Store'umuz vardı bizim.
Bir de büyük bir vizyonumuz vardı yani remote'un geleceğiyle ilgili.
Bu üç ana vardı. Ve dördüncüsü burada engineering hub'umuz vardı.
O zaman dedi ki ben payment operasyonunu ben anlattım onlara.
Dedim ki bakın biz bankacılıkta çok iyiyiz.
Payment operasyonu Filipinler'deydi.
Amerika'daydı. Payment operasyonunuzun bir kısmını kaydırabilirsiniz Türkiye'de.
Çünkü bankacılıkta bizim call center'larımız...
Bence dünyanın en iyi call center'ları.
Şimdi biz o işte çok iyiyiz.
Onu buraya kaydırabilirsiniz.
Mühendislikte de fintech mühendisliğimiz var.
Bakıyorlardı onlar. Tamam bu dediği doğru fintech'te de çok iyi.
Call center bankacılıkta da çok iyiler.
Böylelikle bir şey olabilir. Şimdi Zynga'yı alırken ne yapıyor?
Tamam ben alıyorum peak games'i.
Bunların Cargill Game'de bir sürü ünlüleri var.
Ortadoğu marketini biliyorlar.
Müthiş bir mühendislik ekibi var.
E onu üzerine alıyor. Zaten bence onu sağlamak lazım yani.
Hani firmaların hep böyle dünya vizyonuyla iş yapmaları lazım.
O da ne anca olur? B2B işle olur.
Çünkü B2B'de siz o sorunu görebiliyorsunuz.
Yani bir Amazon'u kurulurken oradaki veri tabanının problemi nedir?
İşte şu firmanın bulsaydı şimdi yapay zekalı daha da çıkacak.
Daha fazla firma çıkacak. O zamanda ne olur?
Investor ona yatırım yaptığı zaman.
exitini alabilme şansı var.
Yani Türkiye exit peti çok adımlı bir pet yani baktığınız zaman.
Ve yapan da çok insan yok hatırlayabildiğim kadarıyla.
10 tane firma var mı?
Ekosistemde onu da tecrübe etmesi zamanla gerekiyor.
İşte exit nasıl yurt dışına exit edilir?
Nasıl o hikaye anlatılır?
Doğru bir şekilde avantajlarınız ne olduğunu yurt dışındakiler niye Yatırım yapar ya da neye satın alırlar?
Bu arada kısaca şeye geri dönmek istiyorum.
İlyas Trabulaev'den bahsettiniz.
Bir de şeyle birleştirmek istiyorum.
Kültürden bahsettik. Silikon Vadi kültürü.
İlyas Trabulaev'in kitabı da çok güzel.
Tam da bunu anlatıyor. Venture Mindset diye kitabı var.
O dokuz tane ana ilke çıkarıyor.
Silikon Vadi'yi sağlayan.
En güzel kitap o aslında. Onun üzerine başka kitap önerilmez bence.
Süper. Çünkü o Venture Mindset gerçekten bir de o çok işin içinde olan bir insan.
silikon vadisi nasıl çalıştığını onu biliyor ve o dediğiniz gibi normal firmadan startup'ı ayıran bir aslında kültür farkı var aslında.
Türkçesi çıkmadı henüz ama bahsetti Türkiye geldiğinde bu CVC summit için galiba öyle bir şey dedi Türkçesi çıkmadı.
Sizin inandığınız ama başkası henüz pek görmediği söylemek istediğiniz bir paylaşmaya açık bir şey var mı?
Var çok var yani şöyle Bu şöyle bir tezim var şimdi yeni dünyada.
Şimdi Future of Work eskiden geleceğin işi Remote Work'tı.
Ben de Remote Teams'i kurdum.
Şimdi Future of Work Lean Teams diye inandığım küçük takımlar.
Yani bugün onu görüyoruz zaten.
Yapay zeka dünyasında artık siz yeni firmalar, yeni işte 10 milyon dolar cüre yapmış, 100 milyon dolar cüre yapacak, 1 milyar dolar cüre yapacak.
Firmalar küçük firmalar olacak yani ve şeyi göreceğiz.
20 kişinin altında. 20 kişinin altında 50 kişinin altında firmalar olacak ve bunlar hakikaten yüz milyonlarca dolar jura yapacaklar.
Ve ben şeye de inanıyorum artık yani insanların bir şehirden yani oldu insanlar uzaktan çalışmaya başladı.
Çok ciddi bir insan şehirlerden ayrıldılar.
En azından biz Amerika'da çok iyi görebildik.
Yani Covid zamanında Kaliforniya'dan bir sürü insan ayrıldı.
Teknoloji insanı ayrıldı. Çünkü teknoloji insanı çalışabilmesi için bir yerde.
Hani huzurlu olması gerekiyor.
Gerçekten bakıyorsunuz.
Kaliforniya'da çıkmış ya. Kaliforniya dünyanın en güzel ikliminin olduğu yer ya.
Her zaman tişörtle geziyorsunuz.
Kışı yok. Sen o senin pala altın adam akıllı yani.
Şey gibi yani. Mükemmel bir hava.
Maslow hirarşisinde temeldekiler.
O da diyor ki adamın garajdan çıkıyor.
Adamın garajı var zaten yani orada.
Baktığınız zaman. Şeyimi unuttum.
Böyle olunca insanlar artık şehirden yani biz şehri niye yaşadık?
Çalıştığımız yer buradaydı.
Sizin o çalıştığınız yere bir saat içinde girmeniz gerekiyor.
Binanın tepesine çıkmanız gerekiyor.
Gökten orada çalışmanız gerekiyor.
Yani insanları böyle bir yere sıkıştırmak zorunda kalıyor.
Bence artık insanlık onu reddediyor yani.
Ve bu kabul etmeyen insan grubu da.
Daha küçük yapılarla kendi. Daha küçük yapılarla kendi kararlarıyla hem o şehrin dışında başarılar göreceğiz.
Yani mesela bakıyorsunuz artık.
Kaliforniya'nın dışında da bir sürü startup olmaya başladı.
Artık büyük başarılı bir Türk yapay zekası firması çıkacak.
Muhtemelen Amerika'ya destek verecek.
Belki yüz milyonlarca dolar jüri yapacak bu firma yani.
Ve o ana şehirde olmayacak.
Biraz hızlı ben de kısa cevap vereyim biraz hızlı.
Son sorum.
Aktif etmek istediğiniz biri var mı?
Sina Afra'ya selam.
Sina Afra'ya selam söyleyelim.
Onun sayesinde de. Valla ilk Türk yatırım.
Çok var yani şimdi o da öyle zor bir şey.
O zor bir soru. O kadar çok insan yardım ediyor ki size.
Matthew diye birisi vardı.
Founder Institute'a gidiyordum.
Founder Institute'da co-founder arıyordum o zaman.
Dedim ki böyle böyle bir insan arıyorum ben.
Dedim manyak mısın nasıl bulamazsın böyle bir insan.
Orada mail atmıştık.
Matthew geldi dedi ki.
Ben tam aradığın gibi insan tanıyorum dedi yani.
Aslında hayatımıza baktığımızda o kadar çok böyle yüzlerce...
İnsana birbirini tanıştırma aslında büyük etkisi oluyor.
Her dakika kaderimiz değişiyor yani.
Ne bileyim makam veya başka güç de değil.
Network. Network, insanlara yardım etme, doğru kişiyi doğru kişiye tanıştırma.
Onun da ama en zor olayı sizin önce vermeniz gerekiyor.
Evet evet. Siz 10x veriyorsunuz 1x geri geliyor oraya.
Süper çok sağ olun. Çok keyifli bir sohbet.
Sağ olun. Bir daha Türkiye'ye geldiğinizde yine inşallah görüşürüz.
İnşallah inşallah.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
