
Startup’ları Yatırımcılarla Eşleştiren Sistem Nasıl Kurulur - Ahmet Sefa Bir (In4Startups) TRVC 26
6 Mayıs 2026 · 53 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
TRVC’nin bu bölümünde konuğum, In4Startups’ın kurucusu Ahmet Sefa Bir.Sefa, KOSGEB’den TÜBİTAK’a, Teknopark İstanbul’dan In4Startups’a uzanan yolculuğunda Türkiye girişimcilik ekosisteminin en kritik yapılarını içeriden deneyimlemiş bir isim.Bu bölümde sadece “yatırım” değil, girişimlerin gerçekten nasıl büyüdüğünü konuşuyoruz. Özellikle Türkiye’de startup kurmanın gerçek dinamiklerini, Anadolu’daki fırsatları ve yatırım dışındaki büyüme yollarını derinlemesine ele alıyoruz.🚀 Bu bölümde neler konuştuk?- Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin KOSGEB döneminden bugüne evrimi- TÜBİTAK, TEB ve teknoparkların startup’lara etkisi- “Her startup yatırım almak zorunda” algısı neden yanlış?- Asıl problem: yatırım değil, müşteri ve gelir yaratmak- In4Startups girişimleri nasıl analiz ediyor ve doğru partnerlerle eşleştiriyor?- İstanbul dışındaki (Anadolu) girişimlerin yükselen potansiyeli- Yazılım odaklı girişimler vs. reel sektöre dokunan girişimler- POC (Proof of Concept), iş birlikleri ve erken gelir yaratmanın önemi- Türkiye’de hibe modelinden yatırım modeline geçiş (TÜBİTAK 1512 → 1812)- Startup’ların yatırım almadan büyüyebileceği alternatif yollar🧠 Bölümden öne çıkan fikirStartup’ların en büyük ihtiyacı her zaman yatırım değil.Çoğu zaman doğru müşteri, doğru iş birliği ve doğru konumlandırma, yatırımdan çok daha kritik.⏱️ Bölüm Akışı00:00 Giriş ve Ahmet Sefa kimdir00:45 KOSGEB yılları ve girişimcilik ekosistemine ilk adım02:50 TÜBİTAK TÜSSİDE ve Anadolu’daki girişimcilik deneyimi05:27 TEB’in Türkiye startup ekosistemindeki rolü08:30 TÜBİTAK BİGG, Teknopark İstanbul ve kuluçka deneyimi10:50 In4Startups’ın kuruluş hikayesi13:35 Gelecek Vadeden Girişimler ve Startup Yatırım Zirvesi15:50 Startup kitapları, vaka analizleri ve akademik kaynak ihtiyacı18:30 Türkiye’den yerel startup başarı hikayeleri neden önemli?22:30 Reel sektöre dokunan girişimler neden önemli?30:00 Teknoloji amaç değil, müşteri ihtiyacını çözme aracı31:30 Türkiye’de girişim sermayesi fonlarının artışı girişimcilere ne sağladı?40:00 Geleneksel iş dünyası ile startup’lar nasıl buluşmalı?45:00 Dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yeni iş birliği fırsatları49:30 Türkiye startup ekosisteminde veri ve akademik çalışma ihtiyacı52:20 Kapanış📖 Bölüm'de geçen makale (doktora tezi)Türkiye Girişimcilik Ekosisteminin Tarihsel Perspektifi (2001–2020) ve Ekosistem Durum AraştırmasıSeçil Peli Akahttps://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/4D/63be86fb96f8c.pdf🎙️ TRVC HakkındaTRVC – The Turkish VC Podcast, Türkiye girişimcilik ve girişim yatırımı (VC) ekosistemini şekillendiren yatırımcılarıyla buluşturur, size hikayelerini, vizyonlarını ve içgörülerini getirir .Eğer Türkiye’de startup kuruyor, yatırım yapıyor ya da bu dünyayı daha yakından anlamak istiyorsanız, kanala abone olmayı unutmayın.📬 İletişimYeni bir VC fonu kuruyorsanızTürkiye’de yatırım yapıyorsanızYa da podcast’e konuk olmak istiyorsanızBana ulaşın — ya da sadece merhaba deyin 👋 LinkedIn'de beni bulabilirsiniz.
Transkript
TRVC Podcast'ın yeni bir bölümüne hoş geldiniz.
Yine Türkçe bir bölüm çekiyoruz.
Konuğum Ahmet Sefa bir.
İnfor Startups'ın kurucusu.
Ahmet Sefa, Sefa diyebiliriz.
Sefa'yı yıllardır tanıyorum.
Aslında TEB zamanında bunları konuştum.
Dolayısıyla sektör içerisinde köklü birisi.
Güzel bir şeyler yapıyor.
Onun için çok memnunum konuk etmeyi bugün.
Hoş geldin Sefa. Çok teşekkür ederim.
Hoş bulduk. Benim için de büyük bir keyifti.
Evet yani biz birbirimizi tanıyoruz.
Dolayısıyla biraz da seninle başlamak isterim.
kariyerini, nasıl bu alana girdin, nasıl girişimcilikle girişim yatırımı, girişim sermayeye merak sardığını ve nasıl bu sektöre girdin diye biraz öykünü dinlemek isterim.
Tamam, teşekkür ederim. Kısaca böyle bir özgeçmiş gibi kendimi anlatmaya çalışayım ben de.
İlk 2009-2010 yıllarında aslında COSGAP'in girişimcilik eğitimlerine başladığı dönemlerde ben biraz tesadüf olarak aslında bir danışmanlık firmasına başladım ve kendimi biraz daha bu girişimcilik tarafında buldum.
Bu hemen üniversite sonrası mı oldu?
Evet ben 2007 mezunuyum.
Asker'e gittim, geldim.
Zaten 2009 oldu.
O şekilde ilk iş girişimiz de zaten bu şekilde başladı.
İşletme mi okumuştun? Ben işletme mezunuyum Marmara Üniversitesi'nde.
Yüksek lisansa başladım 2009 yılında.
İlk ders dönemini bitirdim.
Tez aşamasına geçtiğimde bir taraftan da kendi paramızı kazananın motivasyonuyla danışmanlık firması ve orada da COSCEP'in girişimcilik eğitimleri süreçleri.
O zaman İşkur, COSCEP, ticaret odaları, kalkınma ajansları.
O zamanlar Abigemler biraz daha aktifti.
Onlarla beraber Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezleri o zaman olarak farklı yerlerde kalkınma ajansları gibi konumlanan o bölgelerdeki aslında yeni yapılacak projelerle vesaire COBİ'leri destekleyen merkezler olarak başlamıştı.
COSGAP'in girişimcilik eğitimleriyle sürece başladık ama o zaman biraz daha tabii ekosistem yeni yeni canlanıyordu.
Biraz daha geleneksel girişimcilik, kasap açacağım, kafe açacağım, terzi açacağım vesaire gibi veya ufak tefek üretim tesisleri açacağım diyen girişimlere desteklerin verildi.
bir programdı. O dönemde beraber aslında biraz daha ekosistemi tanımaya yavaş yavaş kurumları network'ü tanımaya başlama imkanı oldu.
Olası yaklaşık bir 2-3 yıl kadar sürdü.
Sonra o dönem kendi girişimimizi acaba kurabilir miyiz diye biz de bir şekilde girişimcilik tarafında aksiyon almaya başladık.
O zaman da bir arkadaşımla ortak olarak teknolojik bir şey yapabilir miyiz de hareketle Turkcell'in çözüm ortağı olarak aslında toplu SMS, toplu fax, toplu mail gönderen bir altyapı oluşturmaya çalıştık.
Ve bununla beraber de yine KOSG bin girişimcilik eğitimleri vesaire olarak hani eğitim ve danışmanlık tarafı da devam etti.
O dönem biraz daha böyle COSCEB'in ARGE projeleridir.
Yeni girişi kurmayla alakalı destek programlarıdır.
Projede yazmaya başlamıştık.
O kaslarımızı geliştirmeye başlamıştık.
Yaklaşık bir beş yılda böyle danışmanlık tarafında görev aldım.
Daha sonrasında TÜBİTEK, TÜSİDE'yle aslında tanışma imkanı oldu.
TÜSİDE'nin Gebze'deki enstitülerden bir tanesi.
TÜBİTEK adına. Türkiye Sanayi, Sek ve İdari Enstitüsü olarak geçiyor.
O dönem ağırlıklı olarak da kamunun danışmanlık projeleri, stratejik projelerini yapan aslında bir yapıydı.
Ben de o zaman Doğu Karadeniz Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı'nın girişimcilik ve yenilikçilik araştırma projesinde görev alma imkanı buldum.
O dönem teknoparklar, TTO'lar, özellikle organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi siteleri, bunların fizibilitelerini çıkartıp birebir buradaki firmalara, yönetimlere, bunların bağlı oldukları işte valilikler, belediyeler bunları ziyaret etme
imkanı bulunca. Hangi illa kapsıyor?
Doğu Karadeniz bölgesinde o zaman yedi veya 9 il vardı.
Şu anda 11'e çıktı galiba.
Samsun'dan Artvin'e kadar aşağıda Bayburt, Gümüşhane vs.
Onlar da dahildi o bölgelerde.
Bütün Karadeniz'deki organize sanayi bölgelerini, küçük sanayi sitelerini, teknoparkları, teknokentleri, TTO'ları, üniversiteleri, bütün yapılar aslında gezmeye, onlarla bir de o parklarda TTO ziyaretlerinde bu teknoparklar,
mevzuatlar orada ve oradaki teknoloji girişimlerle tanışmamız biraz orada.
Trabzon herhalde en şehir o bölgede.
O bölgedeki hani Samsun, Trabzon biraz daha lokomotif gibi sayılıyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi var Trabzon'da.
Karadeniz Teknik Üniversitesi var ve yanlış hissem şu anda 3 veya 4 tane üniversite var.
Karadeniz Teknik Üniversitesi Trabzon'da olmak üzere.
Ama işte Tokat'ta mesela 5 tane o zaman organize sanayi bölgesi vardı.
Şimdi sayı değişti mi bilmiyorum.
Trabzon'da benzer bir şekilde.
Sanayinin gelişmiş olduğu ileride aslında biraz daha gelişimciliğin daha kuvvetli bir refleks hale geldiğini de bir tarafta görme imkanı oldu aslında.
Öyle bir çıkarında da bulundum.
Daha sonra... Aslında da TimTap girişim evi projesi aslında benim için başladı.
Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Türk Ekonomi Bankası'nın birlikte yürüttüğü, Türkiye genelinde o dönem 10 farklı ilde girişim ofislerinin olduğu, teknoparkların içerisinde girişim ofisleri ve bu ofislerde o illerde
ve çevre illere teknoloji girişimlere eğitimler, danışmanlıklar, mentorluklar verildiği aslında bir süreç.
Sizinle aslında ilk tanışmamızda oradaki bir Gaziantep programıydı.
Bir girişimci seçme süreciydi hızlandırma programında.
Beraber katılmıştık. tim tarafını temsil eden sürece gelmiştiniz.
Benzer bir şekilde o dönem teknoloji girişimlerin eğitimleri, danışmanlıkları, o dönem TÜBİTAK programı, teknoloji girişimleri fikir aşamasında destek veren ve şu anda ekosistemin belki de en prestijli HİBE programlarından
bir tanesi. Eski adıyla 1512.
Şu anda yatırım programına döndü 1812 olarak.
Onunla beraber de olay biraz daha başka bir boyuta taşındı diyebilirim.
Hem danışmanlık hem menterlik süreçlerin daha sistematik bir hale gelmesi benim için de.
Ona gelelim. Bu tim TAB konusunu iki saniye bir şey sormak istiyorum.
Geçenlerde Ata Uzun Hasan Galata Business Angels yöneticisiyle konuşma fırsatım oldu podcast'te.
O da TAB'den gelme.
Yani TAB'in yani bilmiyorum iki data point ama girişimcilikte biraz bir tetikleyici yani bu ekosistemde tetikleyici önemli bir rol oynamış gibi gözüküyor.
Hakikaten girişimciliğe önem vermiş doğru bir zamanda bir kurum.
Yani o den bir şey böyle bir şey kaptınız mı oradaki o deneyimden?
Şunu söyleyeyim özel bir kurum olarak özellikle bir banka olarak o dönemde Turgut Bey, Turgut Boz'un liderliğinde bir bankanın girişimciliğe el atması özellikle teknoloji girişimcileri katma değeri ve bunu banka
içerisinde bir ürüne dönüştürmesi bence son derece sıra dışı bir vizyon ve girişimcilik ekosistemimiz içinde bence bir kıymetli bir dönüm noktası veya bir başlangıç noktası olarak adlandırabiliriz.
Bankaların kendi yapıları itibariyle biliyorsunuz böyle çok yenilik yapılabilecek alanlar olmayabiliyor.
finans kökenli ve temelde bütün parametrelerin finansal göstergelere dayandığı bir raporlama sisteminde siz girişim bankacılığı diye bir şey kurup bunun finansal metriklerinin arka planda kaldığı ama diğer
göstergeleriyle ön plana çıkabileceğiniz bir senaryoyu yönetim kurulunda onaylatmak bunu 10 yıldır 15 yıldır da sürdürebilmek kolay bir şey değil.
Bu sır ben oradaki havuzdan veya ata oradaki havuzdan beslenmiştir.
Ekosistemde şu anda gördüğümüz veri Kaynaklarını yöneten, isim bilmiyorum şey yapayım ama Serkan abi Startups Watch o zaman bizde mentördü mesela bizimle beraber.
Veya benim o dönemde çalıştığım arkadaşlarımdan bir tanesi Uras.
Şu anda Tekno Pakistan Cube Incubation'ın yöneticisi gibi.
Oralardan çıkan insanlar hani o havuz çok kıymetli bir aslında okul gibi bir tarafta oldu.
Orada tebin liderliği, timin network'ü, havuzu, konuyu aynı şekilde sahipleniyor olması çok kıymetli.
Belki oradan hareketle şeyi bile söyleyebiliriz yani.
Simin o dönemde TEP'li bu partnerliği belki de İstanbul Ticaret Odası'nın BTM ile beraber kendisinin de bir alan açması için belki bir örnek olabilir.
Mutlaka görülmüştür.
Bu tarz yapıların da ekosisteme dahil olabileceğin ispatı açısından bence çok kıymetliydi.
Önderliği yapmış. İlginçtir ama yanılmıyorsun şu an ama mesela bütün bankalar birer PYŞ kurmuştur.
TEP'in bir PYŞ'si var mı?
Çok aktif görmüyorum onları.
Belki ben yanılıyorum. Orada biraz belki şey olmuş olabilir.
Hani bazen de çok ileride...
Olmak hani bir dezavantaj olabiliyor ya pazar hazır olmuyor.
Biz oradayken ve benden daha önceki dönemde de mesela kendi müşteri havuzları içerisinde bir melek yatırım ağına benzer bir yapı aslında kurmuştu.
O dönemler borsanın startuplara yatırım vermekle alakalı bir aslında yapısı vardı.
O sürecin içerisinde devamlı olmuştu.
O zamanlar hani GSF belki regulatif anlamında bir bankanın dahil olmak anlamında problem yaşayabileceği bir süreçti.
Onlardan dolayı ve şu anda bildiğim kadarıyla da kendi içlerinde bir yatırım tarafı.
Yok ama yatırım ekosistemini de fazlasıyla destekleyen bir yapı.
Orada da çünkü çok güzel örnekler var.
Biraz bu alandaki Türkiye'nin Xerox Park'ı gibi olmuş.
Meşhurdur, anlatılıyor Xerox Park.
Kaliforniya'da bütün işte Ethernet'iydi, Mouse'uydu.
Windows şeyse, grafik, bilgisayar bilgisayar hepsi icat eden ama sonradan meyvesini toplayamayan kurum şekli olabilir.
Bilmiyorum bir eleştiri hiçbir şekilde değil.
Yani tam tersine bir övgü ve tespit şekliyle.
Pardon sonra bir şey bahsediyordun.
Big, TÜBİTAK Big programı.
Orada Türk Ekonomi Bankası da yine belki hani orada da yine haklarını fazlasıyla teslim etmek lazım.
Dediğim gibi orada bence Turgut Bey inanılmaz bir süreç başlattı.
Türk Ekonomi Bankası özel bank olarak TÜBİTAK adına uygulayıcı kuruluş olarak.
aslında fikir aşamasındaki startupların desteklenmesi için oradaki eğitimleri, danışmanlıkları, mentorlukları üstlenen ve bunu da gerçekten performans olarak da genelde ilk beş içerisinde Türkiye genelindeki diğer teknoparklarla kıyasladığınızda
sıralamaya giren aslında çok kıymetli bir yapıya dönmüş oldu.
Ben orada da bu BİK sürecinin içerisinde yine eğitmen, danışman, iş planı anlamında girişimine destek veren taraf olarak buldum.
Ara ara farklı illerde de bunu yapmanın avantajıyla aslında sadece İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Anadolu'nun farklı coğrafyalarındaki startupları bu aşamada tanımak açısından benim için
de çok eğitici ve kıymetli oldu TimTap tarafı.
TimTap tarafından sonra da aslında yeni bir pencere başladı.
O da Teknopark İstanbul tarafı oldu.
Teknopark İstanbul tarafında da onların Kuluçka merkezi Cube Incubation'da görev aldım.
Orada da aslında temelde big programı yönetmek için başlamıştık ama sonra Kuluçka'daki iç süreçler, hızlandırma programlarının tasarımı, organizasyonu, yürütülmesi, yönetimleri, Bir anda böyle şey yılda
20'den fazla hızlandırma yapacak şekilde içeride bir yapıya, ekibe vesaire ulaştık.
Ben de orada biraz da aslında o işi organize eden taraf olarak oldum.
Ve bir taraftan da benim için şey kıymetli oldu.
Teknopark iç süreçleri, Arge Portal, Kuluçka bunun evet kanunu, hükmü, uygulama esasları vesaire var ama bunu içeride görmek, yaşaymak, deneyimlemek, startuplarla bu şapkada birlikte olmak
o da aynı şekilde keyifli ve öğretici bir...
Sonra Kuluçka ve Teknopark İstanbul süreci sonrasında tekrardan o girişimci reflekslerimiz harekete geçip biz ister istemez bazı yapıların içerisinde...
Kendi hayal ettiğiniz şeyleri uygulayamıyorsunuz ama bir taraftan da uygulamanız gerektiğini hissediyorsunuz.
Öyle bir anda aslında oradan istifa ederek Info Startups'ın aslında temelini atmış olduk ve yine girişimcilik tarafına geçip girişimlerle çalışmaya tekrardan devam ediyor olduk.
Info Startups'a devam etmeden o dönemlerde bir hibe programıydı doğru mu?
Şimdi artık bir yatırım programı gibi yani...
Gibisi fazla aslında doğrudan bir yatırım programına döndü.
Eskiden TÜBİTAK'ta destek programının kodlarla ifade ediliyor.
1512 şu anda 1812 yatırım destek programına döndü.
Temelde işleyiş aynı sadece şöyle bir farkı var.
Eskiden girişimciye HİBE olarak verilen para şu anda girişimlerin %3 hissesi karşılığında 900.000 TL olarak yatırım olarak veriliyor.
TÜBİTAK bunu yatırım fonu üzerinden girişimlere aktarıyor ve yeni kurdukları onaylanmış projelerine alakalı yeni kurdukları şirketin %3 hissesini alarak bunu gerçekleştiriyor.
Aslında kamu Twitter üzerinden diyeyim gelecek vadeden teknoloji girişimlerine fikir aşamasındayken yatırım yapıyor bu sayede.
Hatta bu belki ilerleyen aşamada konuşuruz bir tık belki eleştiri konusu da olabilir.
Çünkü ekosisteme ait yatırım raporları açıklanırken buradaki erken aşamada pre-seed'de şu kadar yatırım yaptık dendiği noktada yıl içerisinde yaklaşık 150-200 adet yatırım biraz aslında buradan kaynaklanıyor.
Yatırım rakamlarına biraz pre-seed'deki artışın sebebi aslında burası.
tutmak lazım? Birlikte mi değerlendirmek lazım?
O da ayrı bir tartışma konusu. İnfor Startups'a araya girmiştim.
İnfor Startups'a da neler yapıyorsunuz?
Aslında biz temelde bir kuluçka merkezi gibi çalışıyoruz.
Sadece teknoparklarda birazdan manuel olarak ilerleyen, girişimciyi analiz etme, başvurusunu değerlendirme, bunu hangi kurumlarla acaba eşleştirebiliriz?
Hangi yatırımcılarla bunu eşleştirip yatırım sürecine katkı sağlayabiliriz?
Veya hangi yapılarla bir araya getirirsek bizim girişimimiz fatura kesebilir.
Girişimi nasıl destekleyebiliriz mekanizmalarını biz dijitale taşıyabilir miyiz der harekete geçtik.
Bir taraftan benim akademik background'da doktora yapıyor olmam, pazarlama, sayısal yöntemler vesaire gibi alanlarda çalışıyor olmam.
Akademik dünyayla iç içe olmanın verdiği avantajla onlardan aldığımız know-how transferi kendi yazılımımızı geliştirdik.
Bir girişimci bize geldiği zaman biz temelde aldığımız bilgilerle hem one pager dökümanını hazırlayabiliyoruz hem de bununla beraber rekabet analizi, pazar analizi, Finansal analizler, üretimle alakalı veya sürdürülebilirlik
analizi, şirket değerleme raporu.
Tüm bunları dijital bir rapor halinde taşıyabiliyoruz.
Ve bunları oluşturduğumuz zaman da bunlarla ilgili olabilecek yine havuzumuzdaki mentorlar, kurumlar, yatırımcılarla bunları otomatik eşleşmesini sağlayabilen bir platform hazırladık.
Ve Enforce Startups'a da temelde de amacımız bu.
Girişimleri hızlandıran dijital bir platforma dönüşebilmek ve bu sayede hızlı fatura kesme, hızlı yatırım alma süreçlerini organize etmek.
Temelde yaptığımız işi bu şekilde özetleyebilirim.
bir takım başka yaptığınız şeyler de var.
Gelecek vadeden girişimler programınız var.
Bir de... Startup yatırım zirvesi etkinliğimiz var.
Bütün bunlar aslında bu stratejin biraz parçası gibi aslında.
İnfor Startups'ı ana marka olarak konumlandırıp o marka mimarisi içerisinde aslında alt markalarımız var.
Bunlardan bir tanesi dediğiniz gibi gelecek vadeden girişimler yarışması.
Özellikle Türkiye genelinde dediğim gibi İstanbul'un dışında yüksek potansiyelli startupları keşfetmek için aslında düzenlediğimiz bir yarışma.
Bu bizi hızlandırma program...
yaparken veya scouting tarafında güncel data ile elimizi güçlü tutmak için çok ciddi bir avantaj sağlıyor.
Türkiye'nin her tarafındaki girişimleri açık.
Teknoparkların, kuluçka merkezlerinde duyuru destekleriyle beraber bu sene beşincisini yaptık.
2026'da inşallah altıncısını yapıyor olacağız.
Startuplar bize 11 farklı kategoride başvurularını yapıyorlar.
Biz onları öndeğerlendirmeye tutuyoruz.
Sonra bir havuz oluşturuyoruz, jüri havuzu.
Bunlar kurumsal firmalardan oluşan inovasyon, teknoloji, yatırımla alakalı yatırım fonlarından Gelen aslında çok kıymetli jüri üyeleri.
Bunlar bu startupları ilgili kategorilerde puanlıyorlar, değerlendiriyorlar.
Ve biz orada her kategoride 6'şer tane finalist belirliyoruz.
Ve o kategorilerin birini şampiyonluğu belirliyoruz ödül vermek için.
Bu sayede aslında Türkiye genelinde gerçekten gelecek vadeden özellikle bir sonraki yıla damga vurması beklenen aslında erken aşama girişimleri bir taraftan da keşfetmiş oluyoruz.
Ve bu keşfettiğimiz startupları finalistlerimiz de diğer bir markamız olan Startup Yatırım Zirvesi Etkinliği.
Onlara stand açtırıp yatırımcıları, kurumsalları, partnerleri çağırıp onları standta ziyaret ettirerek aslında daha görünür hale getirdiğimiz gibi yine faturaya ve yatırıma daha yakın hale getirmeleri sağlıyoruz.
Geçen bunun da bir ön çalışmasını yaptık.
5 yılda hemen hemen her yıl 60-70 arası finalistle 300'den fazla finalistimiz olmuş.
Ve bunların şu anda 64 tanesi yanlış hatırlamıyorsam yatırım almışlar.
Dolayısıyla oran olarak da çok bizim için keyifli, gerçekten başarılı.
hikayelerine çıktı, bir ürüne dönmüş oldu.
Çünkü bu Startup Yatırım Zirvesi'ne katılan firmalar zaten bu gelecek vadeden girişim programından geçmiş olan firmalar.
Dolayısıyla orada bir bayağı katma değerli bir yetkinlik hazırlamış oluyorsunuz.
Doğru, hani fitelenmiş, süzülmüş, değerlendirilmiş aslında bir havuzumuz oluşmuş oluyor orada.
Çok değerli. Bir de bir kitap çalışmalarınız var.
İlk kitabın adı da galiba Gelecek Vadeden Girişimler.
Şimdi üçüncü buçukta.
Bu ikinci kitap. İkinci mi oluyor?
Startupların başarı. Bir de bir üçüncü.
varmış yok mu? Hazırlığımız var.
Daha bitmedi. Onu tamamlamadım.
Ben önden gittim. Üçüncü kitaplar bu girişimlerin vaka analizlerinden.
Vaka analizleri yani case study gibi.
Orada bir aslında eksik gördük ekosistemde.
Bir taraftan belki şeyde başlasam iyi olur.
Sanayi bakanların sektör kampüste diye bir programı var.
Bu sektör kampüste programında iş hayatındaki deneyimli insanlar üniversitelerde lisans öğrencilerine uzman oldukları alanlarda bilgilerini, deneyimlerini aktarıyorlar aslında.
Biz de 3 yıldır bu sektör kampüste programının İnfor Startups olarak aslında destekçisiyiz.
Hangi kurumun? Sanayi Bakanlığı'nın sektör kampüste programı.
Bu program sanayi üniversite işbirliği gibi düşünebiliriz aslında.
Pek çok kurum burada üniversitelerde lisans düzeyinde aslında derse talip oluyorlar.
YÖK'le de Sanayi Bakanlığı'nın protokolü var.
YÖK'ün de müsaadesiyle biz mesela Hacettepe Üniversitesi'nde, bu sene Kapadokya Üniversitesi'nde yapacağız.
Farklı üniversitelerde lisans düzeyinde.
Altyazı M.K.
Kitabının dışında girişimlerle vaka analizi çözebileceğimiz çok fazla aslında güncel kaynağın olmadığını bir tarafta gördük.
Bu boşluğu doldurmak için yola çıktık.
Elimizde zaten gelecek vadeden girişimler, yatırım alan başarılı startuplar vardı.
Neden bunları daha fazla promot etmeyelim diye de yola çıktık.
İlk kitabımızda 7 tane girişimimizi biraz da evrensellik katalım istedik ki globalde de rekabet edebilir bir şey olsun diye.
Osterwalder'in iş modeli özelinde bir vaka analizi haline getirdik.
Bir case'le de haline getirdik bütün startupları.
İlk kitapta bunu yaptık.
Sonra acaba bir tık daha ileriye taşıyabilir miyizden hareketle startupların en geniş beklentisi aslında yatırım olduğu için de biraz daha acaba yatırım odaklı yapalım mı dedik.
Yine bu kitabımızda 5 tane kitabın iş modeli analizi var.
Bir tarafta yatırımın nasıl aldıkları yatırım başarı hikayeleri var.
Ve bence daha da kıymetli tarafı o startuplara yatırım yapan yatırımcıların da neden bu startupla yatırım yaptıklarının hikayeleri ve analizleri var.
Dolayısıyla biraz daha böyle geniş bir çerçevede tutmaya çalıştık.
İnşallah güzel olmuştur okuyunca da.
Şimdi Hacettepe'den bahsettiğin Hacettepe'de de ders vermişliğin var.
Bu vakalara kullanıyor musunuz?
Orada bir önceki kitabın vaka analizlerini kullandık.
Hatta biz kendi ekibimizde Ceyda Hanım'la beraber bunların her birinin sunumlarını, vaka analizlerinin ders notlarını da hazırladık.
Dersten önce girişimlerimizde de zaten bunu öğrencilerimizle paylaşıyoruz.
Onların elinde de aslında hazır bir kaynak gibi de olmuş oluyorlar.
Ve bu şekilde de ekosistem aslında açık bir kaynakta sunmaya çalıştık.
Evet çok değerli çünkü yani iki şey birleşti.
Bir tanesi şimdi girişim konuşurken, teknoloji girişimler konuşurken hep Amerika'daki belki bir takım bir nebze Avrupa'daki startuplar hep aklımıza geliyor.
Halbuki buradaki dinamikler de biraz farklı olabiliyor veya herkes kendine benzeyen bir insanın hikayesi daha çok benimseyebiliyor.
Dolayısıyla buradaki vakaların oluşması, onları analiz edebilmesi önemli.
Bir de demin bahsettiğin o da çok değerli.
Sadece İstanbul'da değil senin de özellikle çok değerli bir tecrüben var.
Farklı farklı bölgelerden de hani girişimcilik sadece İstanbul Ankara İzmir'e sınırlı değil.
Farklı bölgelerdeki girişimcilerle tanışma ve onların vakalarını da ortaya koymayı bence çok değerli.
Burada kitapta da aslında bu dağılımı biraz gerçekleştirmeye çalıştık.
Mesela Çerimik Adana'da Teknopark'taki aslında TÜBİTAK destekli ve özellikle de kadın girişimcinin başörünü oynadığı Iraz'ın bir başarı hikayesi aslında.
Hani bunu kitabın içerisine koymak bizim için de çok kıymetli.
Hem bir kadın girişimcilik başarı hikayesi hem TÜBİTAK.
destekli olarak bir RG Projesi fikir aşamasından bugün çok iyi bir noktalara geldi.
Bu vakanın ve Anadolu'dan da başarı hikayelerinin çıkabileceğinin aslında mesajı bence fazlasıyla bizim için kıymetliydi.
İş Anlat'ta okuyucular da kıymetli görür ve bunu bu şekilde aslında kabul ederler.
Şirketin adı neydi? Çerimi.
Çerimi. Kurucusu? Iras.
Bu bence keyifli bir hikaye.
Çünkü orada Adana'da Teknopark'ın içerisinde bir başlıyor.
Aileden gelen bir tarım alanında, çiftçilik alanında bir şey var.
Hatta... Kitabın içerisinde resmi de var.
Çocukken kendi çizdiği bir resim var.
Kendisinin de bir girişimci olarak tarla dağısında çalışırken çizmiş.
Bugün bunu bir teknoloji girişimcisi olarak, bir üniversite mezunu olarak kitapta Move On diye bir girişim var.
Onun tarım üzerinde söylediği çok güzel bir şey var.
Çok hoşuma gidiyor. Elimiz klavyede, ayağımız toprakta diye tarım girişimciliği tarif ediyor.
Bu da bunun kadın girişimcilik tarafındaki yansıması.
O yüzden bence çok kıymetli ve değerli.
Peki Infor Startups ele alırsak, önümüzdeki 5 yılda neler?
planlıyorsunuz? Nedir hedefleriniz?
Nereye doğru gitmek istiyorsunuz?
Biz asıl hani girişimleri dokunan tarafta kalma tarafını aslında hani seviyoruz.
Ama bir taraftan da bunun tek başına eğitim, danışmanlık, mentorluk vesaire olmayacağını biliyoruz.
O yüzden biz özellikle POC odaklı ve yatırım odaklı hızlandırma programlarımızla mümkün olduğu kadar girişimleri desteklemeye çalışıyoruz.
Ve önümüzdeki dönemde de özellikle erken aşamadaki girişimleri POC yapacakları kurumlarla bir araya getirme.
Bununla beraber yine girişimler eğer yatırma Bizim tarafta yatırıma hazırlık aşamasını geçtilerse yatırımcılarla bir araya getirip yatırım süreçlerini A'dan Z'ye organize eden taraf olarak aslında konumlanmak istiyoruz.
Ve bunu yaparken de bir tarafta yatırımcı reflekslerimizi de geliştirmeye çalışıyoruz.
çalışıyoruz. Ben bu anlamda mesela bireysel olarak hazinenin lisansını aldım.
Bir tarafta Melek Yatırım Ağı'na üye olarak o taraftaki aslında süreçlerin içerisindeyim.
Bir tarafta bizim partner olduğumuz Asya Ventures yapısı var.
Bireysel yatırımcılarla co-invest tarzında aslında iyi startuplarımızı bir araya getirip yatırım süreçlerini organize edebiliyoruz.
Ve bir gözümüzde bir tarafta aslında yurt dışında özellikle hızlı giriş yapabileceğimiz 2025 içerisinde Azerbaycan'da bir hızlandırma programını yürütme imkanı bulduk.
Daha önce Ötesinde Almanya ile buradaki onların ticaret odası bizim buradaki kalkım ajansı yapısı gibi NRW ile birlikte yürüttüğümüz bir hızlandırma programı vardı.
Türkiye'den Almanya pazarına açılmak isteyen startuplar için bir hızlandırma programıydı.
Şu anda yurt dışında temasta olduğumuz İngiltere'de hatta yarın Avusturya'da bir mentorumuz var.
Onlarla beraber görüşeceğiz.
Hollanda'da Tarım Dikeyi'nde görüştüğümüz bir mentorumuz var.
Onlarla da aslında Türkiye'deki startupları yurt dışında yatırımın dışında özellikle faturaya...
müşteriye ulaştırabilecek kanalları oluşturmaya çalışacağız.
Ve bu şekilde de bizim de umarım girişimler gibi büyüme sürecimiz de bir taraftan devam ediyor olur.
Süper. Şimdi İstanbul, Ankara, İzmir dışında girişimlerden de bahsettik.
Bir de burada teknoloji sanayi ekseninde orada da biraz daha genişme ilgileniyorsunuz.
Yani sadece teknoloji girişim.
Tabii günümüzde her işin içerisinde teknoloji var mutlaka ama biraz daha sanayi odaklı girişimlerde ele alıyor musunuz?
Bizim oradaki temel aslında düşüncemiz Şu real iş dünyasına dokunan herhangi bir girişim bizim için çok kıymetli.
Yapay zekada çok kıymetli yazılım yapan bir sürü start-up vs.
var ama real sektörde bunun karşılığının ne olduğu bizim için çok kıymetli.
Dolayısıyla biz orada özellikle Anadolu'da biraz daha geleneksel iş dünyası içerisinde olan fabrikalar, sanayiler, yapılar olduğu için o insanları ikna edebilmek için, onlara daha rahat
değer önerisini ifade edebilmek için aslında bizim start-up...
Startupları biraz daha bu yönde hazırlıyor olmamız lazım diye düşünüyorum.
O yüzden bizim temeldeki bakış açımız bu.
Startup bize geldiği zaman şunu söylemesi gerekiyor.
Ya ben Rize'deki bir çay üreticisinin çay kurutma süreçleriyle alakalı şöyle bir yeni inovasyon yaptım, şöyle bir makine geliştirdim dediğinde bu biraz daha bizim için kolay oluyor.
Ama yazılımda şunu yaptım, şu dilleri kullandım Anadolu'ya ulaşan bir mesaj olmuyor açıkçası.
O yüzden bizim özellikle sanayi, geleneksel iş dünyası bunlara dokunan...
Ve bunların problemlerini de teknolojik bir şekilde katma değerini çözen aslında girişimlere ihtiyacımız var.
Hatta belki bir tane örnek vereyim.
Şu anda Tekirdağ'da Çorlu'da bir girişimcimiz var.
Kendi geliştirdikleri bir 3D yazıcı var.
Ve bu geliştirdikleri 3D yazıcı da kendi geliştirdikleri harçla beraber her türlü beton objeyi basabiliyorlar.
Şimdi bunu ben herhangi bir müteahhitte çok kolay anlatabiliyorum.
Abi dışarıda sen 80 metrekare bir prefabrik yapacaksan bunu taşımaya metalden yapmana gerek yok.
3D yazıcıyı al. İster oraya götür, ister bas.
3D yazıcıda basılmış betonu gidip oraya kurabilirsin hani diyoruz.
Dolayısıyla bu tarz girişimler bizim için biraz daha öncelikli açıkçası.
Güzel. Yani yine bu konuda doğrudan sonuçta bence girişimcilik kendi başına çok önemli bir itici motordur, itici güçtür ekonomi için.
Buna inanıyorum. Şimdi teknolojiyle girişimcilik özdeşleşti son zamanlarda.
Çünkü en çok fırsatlı olduğu, müthiş bir fırsatları olduğu bir alan teknoloji.
Ama aslında her türlü girişimcilik bence çok önemli.
Ve özellikle yani her ülkede olduğu gibi ama Türkiye'de de teknoloji dediğim gibi her alanda zaten teknoloji dokunuyor ama biraz daha gereksel düşünebileceğimiz alanlarda da girişimciliğe çok
da fırsatlar ve ihtiyaçlar var.
Yani bu alanda da destek oluyor musunuz?
Hani ne bileyim yani ben de biraz somut bir örnekle bahsetmeye çalışayım.
Ne bileyim gıda alanda işte hani yeni bir yeni teknoloji değiştirisinde oluyor genellikle.
İşte yeni bir tekniklerle işte bir gıdayı şöyle işleteceğiz.
Protein ağırlıklı bir şey çıkaracağız vesaire gibi.
Ama tabii orada biraz bir fark.
Biraz daha yüksek yatırım da gerektirebiliyor.
Ya da yazılımdan farklı.
Yazılımda bu agile çevik kavramlar var.
Yanılma deneme ile gidebiliyorsunuz.
Bir şeyler yapıyorsunuz. Farklı diyorsun ki olmuyor.
Farklı bir şey yapıyorsunuz ama bir fabrika kurmak durumunda kaldığınızda bazen demek istediğim şu.
Olay sadece miktar değil.
Çünkü yazılımda bazen çok büyük paralar basılıyor.
Oyun sektörüne baktığınızda kullanıcı çekmek için bazen milyonlarca dolar.
Reklam olarak basılıyor ama ne var ki orada iyi gitmediği anda direkt durdurabiliyorsunuz.
Başka bir şey yaparsınız. Belki aynı miktarda belki daha az para bile yatırsanız ama bir fabrikaya yatırdığınızda o böyle çok kolaylıkla bu değilmiş fabrika şöyle bir fabrika olsun diyemiyorsun.
Oraya kurulmuş bir kere. Orada bir o gibi yatırımlara has bir dinamikler var ama orada da girişimcilik de çok değerli.
Bu konu biraz açmak istedim.
Ya orada şöyle söyleyeyim.
Bizim bir tane girişimcimiz şu anda hastaneler için yeni nesil bir yatak tasarladı.
Üretti. Şu anda bütün belgelerini vesaire aldı.
Farklı hastanelerle vesaire görüşüyor.
Mesela biz onları üretici bir firmayla görüşürdük veya bu alanda bir STK diye görüştürdük.
Ve şimdi iş birliği yapacaklar.
Ortak üretim vesaire anlamında ortak satış, ortak pazar geliştirme noktasında iş birliği yapacaklar.
Girişimciye bazen para vermeye veya yatırımı finansal olarak yapmaya gerek olmayabiliyor.
Oradaki mentorluklarda, iş birliği bağlantılarında, networkta doğru kanalları açtığınızda zaten önü açık.
Çünkü genelde girişim bir şey olarak gelebiliyor.
Bana 600 bin dolar verin, bunun 500 bin doları üretim tesisi kuracağım.
Yatak için üretim tesisi kurmana gerek yok.
Zaten üretenler var, geleneksel iş dünyasında.
Onlara gidip onlar ürettiği yataklarla seninkinin arasındaki farkları anlatalım.
Seninkinin neden daha cazip olabileceğini eğer doğru ifade edersek onlar zaten bunu bir fırsat olarak görecek.
Gördükleri anda senin o 500 bin dolarlık üretim tesisi kurma maliyetin ortadan kalkacak.
Bunun yerine onun üretim parkurunu kullanırsın.
İlk başta belki white label olur, sonra kendi markanı geliştirirsin ama daha baştan...
başlangıç aşamasında para kazanmaya başlarsın.
Ondaki takışını yarattığın zaman sen zaten büyük bir ihtimalle girişimci olarak daha iyisini, daha teknolojisini, daha insanların ihtiyacı olan bir modeli zaten üreteceksin ve bununla beraber de sen büyümen sürdürülebilir hale
gelmeye başlayacak. Biz biraz daha açıkçası bunu organize etmeye çalışıyoruz.
Çünkü genelde hani start-up tarafında hep şey diye bir algı var.
Bütün start-upların yatırım alması zorunluymuş gibi bir algı var ama ben özellikle bazı alanlarda, bazı dikeylerde start-upların yatırımdan ziyade Bu tarz böyle bir network ile iş birliği ile daha rahat hareket edebileceğini düşünüyorum.
Bizde az önce sizin örneğini verdiğiniz mesela gıda, takviye edici gıda, ilaç vesaire.
Gerişten çok kıymetli, çok yüksek ticari potansiyelli girişimler var.
Odakları hep yatırım. Mesela biz onlara bir tanesine şeyi sunduk.
Büyük bir market zinciri.
Mesela bizimle şöyle iş birliği var.
Biz mesela raflarımızdan bir tanesini sizin girişimlerinize verelim.
Ürünleri bir iki ay test edelim.
Ürünün performansına göre de biz o ürünleri alalım, rafa koyalım, satalım.
Kendi markamızı... da rafa koyalım satalım vesaire gibi bir ticaretleşme modeli var.
Şimdi girişimcimiz buna evet dediği andan itibaren direkt para kazanmaya başlayacak.
Belki de hiç yatırıma ihtiyacı olmadan kendi cirosu nakit akışıyla beraber çok daha kıymetli bir yere gelecek.
Ama girişimciye sat o yatırımı para diye versek hani o markete girmek bir para o rafta yer almak bir para ya onların tanıtır materyallerin içerisine girmek hani bir para.
Bütün bunları belki de rahat yönetemeyecek.
Bu tarz dolayısıyla yatırımın dışında farklı kanalları da startupları açmak lazım diye düşünüyorum aslında.
Çok değerli buluyorum. Çünkü teknoloji derken, girişimcilik teknolojiyle özelleştikçe sadece yazılım, donanım veya fiziksel bir kısmı olmayan
düşünülüyor. Halbuki en büyük teknoloji şirketlerden Apple'a baksak aslında bir donanım şirketi.
Ve tabii ki orada büyük yatırımlar var ve onlar da anlaşmalarla Çin'i ürettiriyorlar.
Dolayısıyla illa işin içerisinde fiziksel bir unsuru var, donanım var diye korkulma.
Gerekmiyor aslında.
Dediğim gibi bir taraftan da bazen yazılım işte o reklam tarafında bazen de o kadar da para da harcanıyor.
Bir tek şey kalmıştı aklımda hani o işte bir tesis kurunca o hani bağlamış oluyorsunuz ama çok doğru söylüyorsun aslında onu da işte outsource başka modellerle tedarik zincirinden faydalanarak onu da öyle
halletmek mümkün.
Bir de hani yurt dışındaki örnekleri vesaire de görüyoruz ya yurt içinde.
Şu anda zaten yazılım yazan yazılımlar olduğu için hani oradaki robot Dolayısıyla yazılım projeleri önümüzdeki dönemde eskisi kadar değerli olmayabilir veya daha kopyalanabilir, daha iyisi
bir üst modeli rekabet anlamında problem yaratıyor olabilir yatırımcı açısından.
Ama donanımla yazılım bir araya geldiğinde oradaki hibrit projeler, fikirler veya girişimler bence önümüzdeki dönemde biraz daha ayakları yere sağlam basacak gibi görüyorum açıkçası.
Yani her zamanda denilen bir şey olay tabii ki teknolojiden faydalanmak lazım ama olay teknoloji...
Teknolojiyi olsun diye değil, bir ihtiyaç karşılamak için.
İşte o ihtiyaçı başkasından daha iyi anlamış, daha önce keşfetmiş olmak.
Dolayısıyla müşteriyi iyi tanımak.
Teknolojiyi o amaçla kullanmaktan geçiyor.
Bunlar hep baki kalacak.
Yani teknoloji ne kadar değişse de, gelişse de o müşteriyi iyi anlamak, ihtiyaçı iyi anlamak hep ön planda çıkacaktır.
Peki biraz sektörü konuşalım.
Sektörde konuştuk, kariyerini konuştuk.
Uzun zamandır belki de hani tohum sektörün daha, gerçi girişimcilik tarih boyunca olmuş ama hani bu yeni dönem.
Sen teknoloji ve sanayi girişimi, girişimcilik dönemi başından beri Türkiye'de içerisindesin.
Çok gelişti bu. Girişimsel yatırım fonları çok arttı.
Bunun girişimci tarafından faydasını görüyor musunuz?
O girişimciler önleri bir nebze bir tık açıldı mı yatırım konusunda?
Sayının artmasıyla beraber sanki öyle bir etki olacakmış gibi dışarıdan belki gözüküyordu veya bekleniyordu ama çok öyle gerçekleştiğini düşünmüyorum ki.
2005 raporları da bence bunu doğruluyor.
Yatırım sayılarındaki düşüşle beraber hani biraz daha nitelikli ama rakamlar belki biraz daha nitelikli yatırımlara artıyor.
Bütün dünya içerisinde ama 2022 sonrası biraz bir hani bir de dalgalanma olur hep.
Ama son 5 sene bakarsak 2019 ile 2024 arasında baya bir yatırım sayılar artmış.
O zaten şey hani bence bizim gelişemeyecek ekosistemin zirveye doğru altın çağı.
dönemleriydi onunla beraber.
Sonrasında ister istemez gerileme, şu anların globaldeki ekonomik konjektür, paranın, nakdin kıymetli olması veya bu yatırımın alternatiflerinin, startup yatırımının alternatiflerinin daha karlı, daha kazançlı
gözükmesinin de yatırımcı tarafında tabii ki doğal olarak.
Faiz oranlar yüksek bu aralar. Faizdir, altındır bir dönem mevduat vesaireydi.
Dolayısıyla bu çok doğal belki bir süreç.
Sadece orada benim gördüğüm şu, GSF sayısı artıyor.
Kitle fonlama platformlarının sayısı benzer bir şekilde artıyor.
Startupların sayısı bu oranda bence artmıyor.
Eskiden yaklaşık çünkü Türkiye'de 12 bin tane yıllık tekno girişimden vs.
bahsediyorduk. Buradaki sayıda da bence bir tık daha azalma var.
TÜBİTAK süreçlerinde bile eskiden BİK programlarında her çağrı döneminde 6 ayda bir yaklaşık 150 startup desteklenirken şu anda bu rakam 104'e 107'ye falan düştü.
Orada bile %30'luk bir aslında azalma var.
Bütün bunlarla beraber de eşleşmeler tabii ki çok olmayacak veya buradaki fon sahipleri tabii ki daha inceleyip sık dokuyup daha yüksek potansiyeli gördüklerine yatırım yapma iştahında olacaklar.
Sadece burada bu yapılar, kurgular, bunların yatırım tezleri belki girişimlere veya teknoparklara, ekosistemle biraz daha açık paylaşılması daha iyi olabilir.
Sadece toplanan şu kadar fon topladık demek yerine şu dikeylerde hedefliyoruz.
Önceliklerimiz bunlar. Şunlara yatırım yapmayı hedefliyoruz vesaire gibi.
Biraz daha açık olurlarsa bence start Startupların da işi biraz daha kolay olabilir.
Çünkü benim gördüğüm startup tarafında şöyle bir problem de var.
Ellerinde bir yatırımcı havuzu var.
Startuplar her birine mail atıp sırayla yatırım yapar mısınız?
Bu bizim piç deyikimiz vesaire diyor ama o fonun ilgisi ne bileyim donanım girişimleri olmayabilir.
O fon sadece yapay zeka dikeyinde girişimci arıyor olabilir.
Her iki taraf için de zaman kaybı, emek kaybı olmaması için aslında bunda biraz daha açık bir platform.
Biraz daha birbirinden zamanla ekosistem olmalı.
Olgunlaştıkça birbirinden farklılaştırılmış, şu ankinden daha çok farklılaştırılmış fonlara ihtiyaç var diyorsunuz.
Hani donanıma odaklanan, belki de gıda, yeme içme sektöre odaklanan fon vardır.
Bazı böyle fonlar işte oyun sektöre odaklanan fonlar var.
Ama bu şekilde her biri biraz uzmanlaşması ve farklılaştırması faydalı olacaktır.
Bugüne kadar hep şey hani organize sanayilerde hep şey vardı ya.
Genel organize sanayi bölgesi ne üretimi yaparsan yap geldi.
Son zamandan ihtisas OSB'lerin arttığını görmeye başladık.
Yatırım tarafında da eskiden fonlar her alanda yapıyorlardı.
Şimdi biraz daha oyun dikeyi, yapay zeka, tarım odaklıyız vs.
gibi veya savunma sanayisi odaklıyız diye deklare edebiliyorlar.
Ama bununla beraber o yatırım tezlerini de daha girişimlerin görebileceği bir meclada toparlayabilirlerse bence çok daha kıymetli olur.
TÜBİTAK BİG programından bahsediyorduk.
O hakikaten ilginç bir evrilme veya değişiklik olduğu bir HİBE programından.
bir yatırım programına dönüşmesi.
Bunu dile getirmiştin.
Bu program nedeniyle birden böyle rakamlar değişti.
Çok sayıda tohum öncesi yatırım oldu.
Ama sonuçta ben çok olumlu değerlendiriyorum.
Çünkü sonuçta yatırım yatırım.
Bir de hibe yerine yatırımın bir avantajı görüyorum.
Şimdi hibe de bilmiyorum bu düşünceli mi öyle yapmışlar.
Ama hibe olunca onun değerlendirmesi yani sonrası hibe yapıldıktan sonraki dönem için değerlendirmesi yapılması daha zor.
Halbuki yatırım yaptığınızda hissedersiniz.
Yani şey ortaksınız.
Orada takip ediliyorsunuz. onun tam geri dönüş oranı ne kadar oldu, getiri ne kadar oldu ve dolayısıyla orada bir doğal bir işin içerisinde bir takip ve sayısal olarak da değerlendirme
unsuru eklenmiş oldu.
Bu da çok değerli diye düşünüyorum.
Ben orada niyetim veya düşüncenin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Fakat uygulama ve genel çerçevede ufak tefek hatalar görüyorum.
Mesela birincisi şu, siz fikir aşamasındaki bütün sektörlerdeki, bütün backgroundlardaki girişimlerin değerlemesini...
%3 hisse karşılığında 900 bin TL'lik bir yatırımla beraber hepsini 30 milyon TL'ye değerlendirirseniz değerlemeleri belli bir çizgiye koyarsanız bu ikinci turun üçüncü tur yatırım için startup için büyük dezavantaj.
Yani genellikle şöyle oluyor yatırım fazla yüksek bir değerlemede yapıldıysa o zaman ikinci tur zor oluyor ama bu fazla yüksek bir değerleme mi diyorsun?
Bence öyle şu anda fikir aşamasındaki bir startup arge sonrasında ürün çıkacak mı çıkmayacak mı belli değil ki daha ürün pazar uyumu.
müşteriye karşı bir faturası var mı yok mu belli değilken veya sağlık alanındaki bir startupla, tarım alanındaki bir startup, yazılım startupını hepsinin 30 milyon TL gibi aynı değerlemede olması burada
ister istemez problem oluyor.
Sağlık alanındaki bir startup ürünü çıkardı diyelim.
Regülasyon anlamında zaten hayvan testi, canlı testi, izin vs.
Yani çok çok yukarıda olan bir değerleme değil sonuçta.
Ama bence yüksek çünkü ben bir taraftan şu şekilde de bakıyorum.
Bazı girişimler için çok yüksek.
Bazıları için de çok düşük. Dolayısıyla çünkü oradaki yapılan sektör, iş, ekibin yapısı çok farklı.
Ve uygulama anlamında da bir girişimci eğer burada 12 aylık diyelim ki bir ARGE projesi sunduysa ama 900 bin TL 12 aylık 2 kişilik bir ekibin ARGE'si için de yeterli bir rakam olmayabilir bu sefer.
Şu anda ortalama bir yazılımcı, yeni mezun, bir iki tecrübeli.
Vergisi vesaire ortalama 100 bin lira desek zaten 4.
ay itibariyle 100-200 bin lira 4 ay sonra bütçe bitiyor.
açısından o yatırımı nasıl yapılıyor?
Bir safe tipinde mi? Safe gibi değil.
Doğrudan fikir aşamasındaki proje onaylandıktan sonra şirket kuruluyor.
Şirket kurulumuyla beraber kalkınma fonu doğrudan bordo girip aslında hisseyi doğrudan alıyor.
Yönetim kurulunda mı giriyor?
Bildiğim kadarıyla şeyde var.
Yönetim içerisinde varlar fon olarak.
Yanlış biliyor olabilirim o tarafı.
Ama doğrudan %3'ü tahsil ediyorlar zaten.
Yani orada safe vari bir yapı, bir çözüm olabilir.
İşte safe mantığı bir değerlemeye aslında tam net olarak ortaya konmuyor.
Doğrudan hisse hani pay alımı gerçekleşmiyor.
Orada bir seyf anlaşma kapsamında diyorsunuz ki ilk gerçek pay alımı gerçekleştirdiğinde o noktada o şeyinden, o değerlemesinden yani birkaç farklı yöntemi var.
Bir tanesi işte şu iskonto ile ben girmiş olacağım.
Yani ilk değerlemenin şu kadarın altında ben girmiş olayım ya da bir maksimum belirleniyor.
Diyor ki yani en fazla şu değil ama daha altında O zaman o değerinden girerim.
Ama daha da yüksekse en fazla ben şu değerinden daha düşük bir değerine girmiş olurum.
Böylelikle bu ikinci tur yatırımının hemen bir down round, daha böyle eyvah şirket değer kaybetmiş gibi bir izlenim oluşmasını engelemiş oluyor.
Ama tabii o safe anlaşmasının hukuki açısından biraz daha zorlayıcı, biraz Türkiye'deki hukuki yapısına göre de uyumlu mu?
Değil mi? Bunlar da konuşuluyor. Bizde şu an Seyfi bizim Türk Ticaret Kanunu'nda doğrudan bir karşılığı olmadığı için onun altyapısı çalışılıyor.
İnşallah yakın zamanda o da uygulamaya konulur.
Ama şu an o altyapı da kanun tarafından çok bir karşılık görmediği için şu an bu model burada uygulanıyor.
Ben bunu biraz bu açıdan dezavantajlı olduğunu düşünüyorum.
2026'da çok büyük bir ihtimalle 900 bin TL'lik rakam yükselecek.
Girişimleri aktarılan yatırım tutarı artacak.
Ama bununla beraber tekrardan %3'e karşılık 1 milyon 1450.000 veya 1.350.000 %50 rakamını attığını düşünerek bu sefer acaba rakamda değerlemede 45 milyona mı çıkacak veya %3 oran olarak artacak mı
falan gibi önümüzdeki dönemlerde biraz böyle bir belirsizlik var.
Yeni çağrı çıktığı zaman o detaylarını da görmüş olacağız.
Peki, Info Startups'ın önümüzdeki 3-5 yıl sormuştum.
Sektör genel olarak öngörün, düşüncelerin yani önümüzdeki 5 yıl için Türkiye'deki girişimcilik ve girişim sermaye sektörleri için en büyük challenge'da, en büyük engeller ve de en büyük fırsat.
Ben burada bir ciddi fırsat dolu bir dönem göreceğimizi açıkçası düşünüyorum.
Özellikle bu finansal anlamında genel hatlarıyla yaşanan problemlerden, finansal problemlerden yola çıkarak aslında maliyet düşürücü ve yeni oyun kurucuları için pazar açıcı aksiyonların çok daha kıymetli
olacağını düşünüyorum. Özellikle burada eski nesil iş yapan insanların yeni iş modellerini, kendi işlerini entegre edebilecek diye bir alanda startuplarla iş birliği yapmaları onların çok ciddi bir avantajı.
Çünkü eskiden ürüne sahip olmak, satın almak, satmak gibi kavramlar konuşurken büyük bir ihtimalle artık ürüne sahip olmaktan ziyade kiralamanın bu tarz modellerin daha fazla öne çıktığını
görebileceğiz. Otomotiv sektörü olmak üzere farklı dikeylerde aslında bunu bence daha sık hissedeceğiz.
Özellikle geliştirdikleri teknolojiden ziyade başarılı oldukları iş modellerini geleneksel iş dünyasına taşıyabilen startuplar bence çok ciddi bir avantaj yakalayacaklar.
içerisinde de çok daha kuvvetli yapılara dönüşecekler diye düşünüyorum.
Yani şey olarak bu girişimler için bir ihtiyaç var.
Dolayısıyla orada bir büyük fırsat var.
Peki o fırsata yakalayabilmeleri için, çorba yapmak için malzeme hazır mı?
Tam olarak açıkçası değil.
Çünkü kurumsal firmalarımızın maalesef hala start-up'larla çalışma refleksleri, iştahları veya bu işi yaparkenki yaklaşımları bence hala yeterli olgunluk seviyesinde değil.
Bunu yaparak 10 tane, 15 tane belki iyi örnek sayabiliriz.
ama diğerleri bence biraz daha bu alana yaklaşmalılar veya biz startupları biraz daha onlara itmeliyiz.
Ne gibi zorluklar görüyorsun orada?
Yani bir şu refleks ama o daha çok büyük bazı büyük şirketlerde görmüşlüğüm var.
Hani bir startup'ı değerlendirirken fikir güzel ama biz bunu kendimiz yapalım refleks olabiliyor.
Ama bu hani bütün sanayi birçok sanayi şirketlerde öyle bir refleks olmayabilir.
Çünkü yazılım bayağı farklı bir alan.
Yani bunu mu görüyorsunuz? Başka zorluklarda mı görüyorsun?
Şirketin küçük bir yapıyla çalışma bir zorluk mu yaratıyor gibi şeyler görüyorsun.
Orada bence avatar filmindeki gibi büyük olmaktan dolayı etrafını üstünü kollamayıp üstten atlamak gibi aslında.
Startuplarda nasıl çalışacaklarını veya biz zaten büyüğüz refleksini bir kenara bırakıp startuplardan ne öğrenebiliriz diye aslında.
Yurt dışında son zamanlarda şey çok duyuyoruz ya tersine mentor.
Eskiden daha doğrusu bizde hala devam eden ne?
Kurumsal bir firmanın yöneticisi gelir startupa mentorluk yapar.
Ben olsam böyle yapardım.
şöyle yapsan daha iyi olur diye. Ama son zamanlarda yurt dışında tersine mentorluğu görüyoruz.
Büyük firmalar startupları çağırıp siz nasıl yapıyorsunuz bana bir anlatsana deyip startuplar öğrenmeye çalışıyor.
Çünkü onların tasarladıkları iş modelleri onların o geliştirdikleri ecel yapılar kendi işlerinde nasıl uygulayabiliriz arıyorlar.
Dolayısıyla bu biraz daha kültürel belki bir şey.
Ama dediğim gibi belki bizim biraz daha startupları onlara doğru itip onları startuplarla nasıl çalışabileceklerine dair biraz daha belki yön gösterip veya böyle bu tarz ortamları oluşturmaya çalışmamız lazım ki buradan faydalı modeller çıksın.
Mesela geçen bizim etkinliğimizde Başar Sof'tan Alim Bey vardı mesela.
Çok kıymetli bir örnek verdi.
Bence çok değerli.
Özellikle önümüzdeki dönemler için.
Mesela şunun örneğini verdi. Eskiden her evde bir at vardı.
Bir ulaşım aracıydı ve buna ulaşmak, buna sahip olmak çok kolay ve sıradan bir şeydi.
Ama zaman ilerledikçe atın ihtiyacının yerine yani arabalar almaya başladı.
Ama arabaya erişmek bu sefer bir problem olarak kalmaya başladı.
Ama bu dönüşümle beraber şu andaki insanlar, ata binmek için çok para harcıyorlar.
Ata sahip olmak, ona bakmak neredeyse imkansız.
Onun yerine kiralamayı tercih ettiler.
Şimdi önümüzdeki dönemde de arabaya sahip olmak çok pahalı bir şey olacak.
Onun yerine bunu kiralama modeline doğru geçecek.
Dolayısıyla buradaki örnekte olduğu gibi eğer bu dönüşüm bu şekilde gerçekleşecekse, beklenti buysa veya sizin pazardan beklentiniz, öngörünüz buysa ona göre konumlanmak zorundasınız.
Ben en büyük üreticiyim.
Ben bugüne kadar böyle yaptım.
Zaten makine parkurum var demekle olmuyor.
Bir anda bambaşka bir... Model vesaire gelip olayı alt üst edebiliyor aslında.
O açıdan şimdi şey konuştuk.
Girişimcilik aslında tarih boyunca var olan bir şey.
Son dönem teknoloji ile çok özdeşleştirildi.
Ama illa sadece yazılım, teknoloji değil.
Onun ötesinde de aslında hani girişimciliğin bu kadar önemli ve ekonominin bir itici güç olmasının sebebi konuşulan bir kavram bu.
Yaratıcı yıkım kavramı.
Yani aslında hem teknoloji, yeni teknolojiler bu fırsat veriyor.
Yani bir var olan bir düzen, belki bir platoya ulaşmış bir düzeni yeni bir platoya çıkarmak için, düzeni değiştirip yeni bir zirveye taşımak için fırsat tanıyor.
Bunu engeleyen ya da zorlaştıran unsurlar görüyor musunuz?
Yani o bir şirketin ben bu makine parkurum var, ben zaten büyüğüm bu alanda ve dolayısıyla düzenin değişmesi ve benden daha büyük birisinin çıkmasını engeleme gibi refleksler görüyor musun?
Bilmiyorum yani karşılaşmıyorum.
Engellemekten ziyade ben zaten içeride kendi kaynaklarımda bundan çok daha iyisini yapabilirim veya bunu kopyalayabilirim refleksini maalesef girişimlerle startuplar kurumlar bir araya getirdiğimiz zaman farklı
alanlarda görebiliyoruz.
Getir bunun iyi bir örneği olabilir.
Oradaki disruptive tarafında, oradaki yıkıcı inovasyon tarafında o baktığınız zaman marketteki ürünleri insanlara ulaştırırken o dönemde kendi başarı hikayesini de anlattığı için o dönemdeki market zincirlerinin sahipleriyle
yatırım işbirliği görüşmelerinde bunu yaptı ama hiçbiri bu startup'a yatırım yapmadı veya kendinden daha değerli görmedi veya o dönem için.
Ama oradaki o yıkıcı inovasyon, konjöktür etkisi de tabii ki mutlaka orada pandemiyle beraber dahil oldu ama...
Olayı bambaşka bir noktaya taşıdı.
Şu anda market zincirlerinin her biri mutlaka iş süreçlerini dijitalde bir platformda, mobil uygulamada vs.
bulundurmak zorunda veya ürünlerini tüketicisine, evine kadar ulaştırmak zorunda gibi bir algı oluşmaya başladı.
Dolayısıyla bu çok kaçınamayacakları bir şey ama hala bu tarz refleksler içerisinde olanlar var.
Ama burada belki şurada bir parantez açmakta fayda var.
Sürdürülebilirlik veya bu etki ekonomisi de bence bu tarz kurumları biraz daha önümüzdeki dönemde zorlayacak.
Özellikle burada sınırda vergilendirmeler, karbon ölçümleri vs.
buradaki regulatif taraflar özellikle Avrupa'ya iş yapan firmalar için bence kaçınılmaz olarak tarafları birbirine yaklaştırmaya çalışacak.
O kurum enerji verimli alanında çalışan bir startupla işbirliği yapmak zorunda kalacak ki karbon salınımında ölçümünde avantajı yakalayıp tekrardan Avrupa'ya ihracat yapmaya devam edebilsin gibi.
Dolayısıyla özellikle bu sürdürülebilirlikle beraber de bence o yakınlaşma kaçınılmaz olarak gelecek.
Yani bence Türkiye bunu iyi başarabilecek bir kültüre sahip.
Yani ben bunu bardağın dolu tarafı veya boş tarafına bakma gibi bakıyorum.
Yani o yaratıcı yıkım yani hem yaratma var içinde hem yıkım var içinde.
Ama hani bardağın dolu tarafının yatırımın yaratma tarafına bakıldığında hani bir buna bakılabiliyor.
Yani araba at örneği güzel.
Hani evet bir tarafta o arabayı dönüşümünde birçok sektör işte eğer yapan bilmem ne işte ağırcılık sektörleri falan.
çöküşe doğru gitmiştir herhalde.
Ama diğer taraftan çok faydalı ve müthiş bir sektör doğdu bundan.
Hani benzer bir şekilde bakılması.
Türkiye'de de oldukça teknolojiyi erken kullanan, benimseyen bir toplum.
Rakamlardan istatistikler görülüyor.
İşte cep telefon kullanımı, mobil uygulama kullanımı vesaire.
Genç de bir nüfus hala.
O açıdan bu yenilikleri, benimsemeyi ve hani o yeni bir şeyler yaratıldığı tarafına bakma bence potansiyeline sahip.
Ama evet refleksler...
var. Her zaman kolay olmayabiliyor.
Hep beraber göreceğiz önümüzdeki 3-5 sene içerisinde ama bence de çok büyük fırsatlar var.
Bir de orada belki şeyle değinmek gerekebilir.
Şu andaki kurumsal firmaların kendi CVC yapılarında veya dahil oldukları GSF yapılarında gördüğümüz profesyonel yöneticiler olduğu gibi çoğunda da 2.
3. nesiller genelde bu GSF'lerde fonlarda aslında işi biraz daha sahiplenmiş durumdalar.
Dolayısıyla şu anda konuştuğumuz o 60 yaş üstü yöneticilerin yerine geldikleri Zaten startupla çalışma kültürünü, oradaki fonları, fonun yatırım kararlarını, oradaki girişim ve
analiz süreçlerini görmüş kişilerin netice olacaklarını bundan 5-10 yıl sonra düşünecek olursak bence o da ekosisteme çok ciddi bir ivmelenme kazandıracaktır.
Peki biraz bir kapanış şeysine geçsek.
Şimdi bir genellikle önereceğiniz bir podcast soracaktım.
Bir kere sizin kitaplarınıza önermiş olalım.
Bu startupların başarı kodları.
İyi ki de burada da girişim vaka.
Analizleri de alt başlığı var.
İyi ki de gelecek vaat eden girişimler.
Orada da yine 7 girişim, 7 vaka analizi.
Burada da 5. Burada 5 tane var.
Ama sadece girişimi değil bir de yatırımın vaka analizi de var.
Çok değerli. Başka bunlar bu kitapları yazarken veya başka alanlarınızda ilham aldığınız, önermek istediğiniz kitaplar var mıdır?
Ya burada bizim kitabımızı mutlaka okuyun.
Hani bir taraftan diğer ekleyelim ama hani Osterwalder'in kitapları bence burada zaten şey biraz.
Onu evet biraz anlatabiliriz.
bahsetmiştin konuşurken ben bilmiyorum.
Osterwalder yazar.
Yazar bu business canvas dediğimiz aslında o iş modelini aslında ortaya koyan aslında kişi.
Osterwalder'in bu tarafta hem iş modeli tasarımıyla alakalı bir kitabı var.
Değer önerisi yaratmayla alakalı bir kitabı var.
Hem de daha sonra bunu startupların biraz daha başarılarında veya yatırımlardan ekip veya kişi ön plana çıktığı için kişisel iş modeli tarafında üçüncü bir tane daha kitabı var.
Hatta şimdi dördüncü kitabı da var.
Ben de henüz daha onu okuyamadım.
Ama o seri seri genel hatlarıyla bir startup için aslında şey çok kıymetli bir ne diyelim kaynakça.
Hani bunlar hani olmazsa olmaz gibi bunlar bir taraftan bence çok kıymetli değerli.
Bence başlangıcı çok rahat bunlarla yapabilirler.
Bir de son zamanlarda hem Türkiye'de yurt dışında zaten yapılıyor ama Türkiye'de de özellikle startupla, teknoparkla, kobiler bunlarla alakalı özellikle iyi makaleler, iyi bitirme projeleri tezlerde hani görmeye
başladım. Bence bunlardan da Mutlaka alıp okuyabilirler.
Yanlış hatırlamıyorsam Marmara Üniversitesi'nde yönetim birimlerindeki bir akademisyen hocamızın yöneticiliğinde bir doktora tezi var.
Özellikle teknoparklar ve girişimcilik ekosisteminde bir röntgen çektikleri çok kıymetli.
Ata hocanın olması lazım.
Bir yönettiği tezin şeyi var.
Ben ondan mesela çok keyif alarak okudum.
Şeyden idirebilirler çok rahat.
Ulusal tez merkezinden. Orada linkini koyalım.
Paylaşırım ben de bir taraftan da.
Orada mesela çok güzel bir şekilde röntgen çekilmiş.
Sadece bir tarafta orada şey, bunların belli periyotlarla tekrarlanması, yıllık bazlanası rakamlar gelişmiş, değişmiş.
Onları görmek açısından da güzel olabilir belki.
Akademik çalışmalar için de belki böyle bir şey yapalım, ricada bulunalım en azından.
Biz de biraz daha akademik perspektifte, gelişimcilik tarafının nasıl geliştiğini daha rahat görmüş oluruz.
Evet, çok değerli hakikaten.
Ve de tam güzel bir zamanı akademik çalışma yapılması için.
Çünkü sektör oldukça yeni, dolayısıyla gelişiyor ve nasıl geliştiğini, analiz etmek çok dinamik bir yapı.
Çok güzel bir zaman aslında onun analizler için.
Ve de ilgi çeken bir alan.
Bir de daha da önemlisi akademik çalışmalarda hep şeyin zorluğu vardır.
Uygulama tarafında data toplama.
Data olmadan çünkü uygulama yapamıyorsunuz.
Sadece bir literatür taraması gibi olsun da istemiyorsunuz.
Girişimcilik tarafında, Sanayi Bakanlığı'nda, TÜBİTAK'ta, COSCEP'te, Teknopark'larda, ARGE portallarda inanılmaz bir data var aslında.
Yatırı fonu tarafında bir şey yapacaksınız.
SPK'da, BDDK'da vesaire.
Kitle fonlamayla ilgili bir şey yapacaksınız.
Herkese oralarda. İlginç veriler var.
İnanılmaz bir data var. Sadece bir üst aklın diyelim.
Biraz oturup bu dataları nasıl anlamlandırabiliriz?
Literatürle, akademiyle hangi alanda konuşturabiliriz?
Arka planındaki bunun teorisi, ölçeği neler olabilir?
Biraz düşünüp tartıp aslında çok kıymetli bu alanda öncülük yapabilecek çalışmalara vesile olabilirler aslında.
Biraz felsefik bir notla tamamlamak için başka bir Amerika'da olan bir podcast'tan kopya çektiğim bir soru.
Kariyerinizde ya da işte hayatınızda Hayatınızda size en iyi, en büyük yapılmış iyiliğiniz diye bir hikayeniz var mı anlatmak istediğiniz?
Ben kariyerimde her ilerlemeye aslında bir önceki iş deneyimlerimde yaşadığım biraz talihsiz, kötü olaylar gibi geliyor.
Hatta şey vardı, Yaratıcılık Kim Öldürdü diye bir tane kitap vardı.
Orada özetle şey yapıyorlardı aslında.
Bir şirkette, kurum içinde eğer girişimcilik yeterli seviyede değilse veya inovasyon, bunun nedenine bakmak için yöneticilere bakmak lazım diye özetliyor aslında.
de de hep mükemmel yöneticilerle çalışıyor olsaydım belki de bu noktalara bu kadar girişimci olmayacaktım, bu adımları atmıyor olacaktım.
Bu olumlu veya olumsuz açısından söylemiyorum.
Orada o anda o yöneticiliği ben yapıyor olsam belki ben de aynı kararlar almak zorunda kalırdım.
Çünkü o kurumsal yapı içerisinde belli dengeleri gözetmek gerekebiliyor.
Ama buradaki çalıştığım her aslında yönetici beni bugüne aslında bir taraftan taşımış oldu.
Orada iyi yaptıkları da kötü yaptıkları da.
O yüzden ben bütün eski yöneticiler diye bunu özetlemiş olayım.
Bir teşekkür babında. Aynen öyle.
Çok güzel. Çok keyifli bir sohbet oldu.
Biz bu odada oturmadan önce tam öncesinde de bir sohbete dağılmıştık.
Bunları hepsini podcast'ta da konuşalım dedik ama bir tekrarı da olmadı.
Aslında bir saat daha konuştuğumuz farklı güzel konularda vardı girişimciyle ilgili.
Ama buradaki konuştuklarımız da çok güzeldi.
Bir daha çekelim diye bundan çıkarıyorum.
Çünkü aslında çok konuğumuz var.
Burada da konuşamadığımız. Çok teşekkür ederim.
Ben çok teşekkür ederim davet için.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
