
Hem Etki Hem Getiri Sağlamak - Yalın Karadoğan (Leapfrog Investments) TRVC 28
4 Haziran 2026 · 41 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde konuğum, dünyanın önde gelen etki yatırımı fonlarından biri olan LeapFrog Investments'ta iklim yatırımlarını yöneten Yalın Karadoğan.Yalın'ın kariyeri klasik bir girişim sermayesi hikâyesi değil. JP Morgan Partners ve Cinven gibi dünyanın en büyük private equity kurumlarında yaklaşık otuz yıl geçirdikten sonra kariyerinde önemli bir yön değişikliği yaparak iklim ve etki yatırımlarına yöneldi. Bugün ise LeapFrog'un iklim stratejisinin oluşturulmasına liderlik ediyor ve gelişmekte olan ülkelere odaklanan yüz milyonlarca dolarlık bir yatırım programının büyümesine katkıda bulunuyor.Bu bölümün merkezinde Yalın'ın "Green Discount" adını verdiği güçlü bir fikir var.Birçok kişi iklim dostu çözümlerin yaygınlaşabilmesi için tüketicilerin çevre adına daha fazla ödemeye razı olması gerektiğini düşünüyor. Yalın ise tam tersini savunuyor. Ona göre iklim teknolojileri ancak mevcut alternatiflerinden daha ucuz hale geldiklerinde gerçek anlamda ölçeklenebiliyor ve milyonlarca insan tarafından benimseniyor. İklim yatırımlarının geleceğini belirleyecek olan şey de tam olarak bu: yeşil prim değil, yeşil indirim.Sohbet boyunca bu fikrin yatırım dünyası için neden bu kadar önemli olduğunu ele alıyoruz. Elektrikli araçlardan güneş enerjisine, enerji dönüşümünden finansal kapsayıcılığa kadar birçok alanda yeni teknolojilerin nasıl daha ucuz ve daha erişilebilir hale geldiğini konuşuyoruz.Yalın ayrıca LeapFrog'un portföyünden somut örnekler paylaşıyor. Hindistan'da faaliyet gösteren Battery Smart'ın elektrikli motosiklet kullanıcılarının maliyetlerini düşürürken gelirlerini nasıl artırdığını, Sun King'in ise geleneksel elektrik şebekesine erişimi olmayan milyonlarca insana uygun maliyetli güneş enerjisi ulaştırdığını anlatıyor. Bu örnekler, iklim dostu çözümlerin yalnızca çevresel fayda yaratmakla kalmayıp aynı zamanda güçlü ticari sonuçlar da üretebildiğini gösteriyor.Bölümün önemli başlıklarından biri de gelişmekte olan ülkeler. İklim tartışmalarının büyük bölümü Avrupa ve Kuzey Amerika etrafında dönse de Yalın'a göre önümüzdeki on yıllarda ekonomik büyümenin, enerji tüketiminin ve karbon emisyonlarının önemli bir kısmı Güney Asya, Güneydoğu Asya ve Sahra Altı Afrika'dan gelecek. Bu nedenle yatırımcıların ve girişimcilerin dikkatini bu pazarlara çevirmesi gerekiyor.Bu bölümde ayrıca şunları konuşuyoruz:• Yalın Karadoğan'ın private equity'den etki yatırımlarına uzanan kariyer yolculuğu• LeapFrog Investments'ın yatırım yaklaşımı ve misyonu• İklim yatırımlarında fon toplamanın (fundraising) rolü ve önemi• Venture capital, growth equity ve private equity arasındaki farklar• Etki yatırımlarında finansal getiri ile toplumsal faydanın nasıl bir araya geldiği• Greenwashing tartışmaları ve yatırımcıların artan beklentileri• Hindistan, Endonezya ve Afrika'daki büyüme dinamikleri• Enerji dönüşümünün önündeki fırsatlar ve zorluklar• Yapay zekâ, enerji talebi ve iklim yatırımlarının geleceği• Önümüzdeki yıllarda iklim teknolojilerinde hangi alanların öne çıkabileceğiİklim değişikliği, enerji dönüşümü, girişim sermayesi, özel sermaye fonları ve gelişmekte olan pazarlarla ilgileniyorsanız, bu bölüm hem yatırımcılar hem de girişimciler için önemli içgörüler içeriyor.İyi seyirler.
Transkript
İklim dostu çözümler her zaman daha pahalı olduğunu düşünüyor olabilirsiniz.
Yalın Karadoğan'a göre tam tersi.
İklim dostu çözümler daha ucuz olduklarında o zaman çok hızlı ölçeklenebilirler.
Bu kavramın adı Green Discount.
Gelin beraber 600 milyon dolarlık etki yatırım fonu Leapfrog Investments'den Yalın Karadoğan'la sohbetimize geçelim.
Hoş geldin Yalın.
Merhaba, hoş bulduk Yunus.
Önce seni tanımakta başlayabilir miyiz?
Senin geçmişin...
Tabii, hepsini anlatayım. Tekrar teşekkürler beni programa davet ettiğin için.
Ben İstanbulluyum. İstanbul'da büyüdüm.
93 yılında İstanbul'u bırakıp Amerika'ya gittim.
93'ten beri de şaka maka Türkiye'de yaşamıyorum.
Ara ara İngilizce kelimeler kullanırsam o yüzden dinleyicilerin affına sığınıyorum.
İlk önce Amerika'da üniversite okuduktan sonra New York'ta bankacı olarak başladım Chase Manhattan'da.
1997 senesinde.
Ama bankacılık kariyerim 6 ay sürdü.
Chase'in içinde Chase Capital Partners adında bir private equity takımı vardı o zamanlar.
Ve de oraya geçtim. 98 yılından beri de bu private equity işindeyim şaka maka.
Yani bayağı oldu. 2000 yılında onlar beni Londra'ya yolladılar.
Hani birkaç sene bir git bak bakalım Londra nasıl gibi Londra ofisine.
İşte 26 sene sonra bir eş ve iki çocuk ve aile yetiştirme falan derken uzun yıllardır Londra'dayım.
2006 yılında oradan Sinven'e geçtim Avrupalı Buyout Private Equity Forum.
15 sene kadar Sinven'de kaldım.
İşte orada partner oldum vesaire.
Kariyerimin çoğu aslında deal yaparak geçti.
Yani yatırım tarafında geçti.
Yönetim kurularında oturdum vesaire vesaire.
Ondan sonra Sinven'deki kariyerimin sonlarına doğru biraz daha fundraising yapmaya da başladım.
Yani Sinven'in yatırımcılarıyla konuşmaya başladım.
Burada hikaye biraz enteresan hale geliyor.
Yatırımcılarla konuştuğum dönemlerde hani dünyanın en büyük yatırımcıları, Simber'in fonları çok büyüktür.
İşte şu anda fonu 12 milyar euro kadar.
O yüzden çok büyük yatırımcılar dünyanın her yerinde bu yatırımcıları sohbet ederken hani nereye yatırım yapıyorlar, ne gibi öncelikleri var vesaire diye düşünürken bir yandan da ben kişisel tarafta diyeyim
bu climate change, iklim değişikliği konusunda biraz kafayı bozdum.
İzleyebildiğim her şeyi izleyip okuyabildiğim her şeyi okuduğum bir devirden geçiyordum.
Ve de tam o sırada yatırımcılarla konuştuğum devir, bu konuya kafayı bozduğum devir.
Bir de hemen bir çaptır daha eklemem lazım orada.
8 sene önce ben, eşim ve 6 arkadaşla birlikte Londra'da biz Türkiye Mosaic Foundation diye bir vakıf kurduk.
Charity, yani Charity of Charities çok klasik bir model.
UK based donörler, Türkiye'de de projeler.
Türkiye'de filantropi tarafında ve hatta genel olarak filantropi tarafında ilk defa çok aktif bir uğraşa girmiş oldum böylece.
Ama tabii benim hikayemde önemli bir yeri var bunun.
Çünkü filantropi onu da laflarız belki sosyal etkiden bahsederken veyahut da çevre etkisinden bahsederken.
Filantropinin bir problemi var.
Verdiğiniz para geri gelmiyor.
Yani size bir e-mail olarak ya da bir update video olarak ya da bir belki posta olarak yaratmış olduğunuz etkinin özetleri geliyor.
Ama para geri gelmiyor ve ben biraz bunu ondan sonra kurduktan sonraki yıllarda sürekli arkadaşlarıma gidip destek olur musunuz bir daha destek olur musunuz diye sorduğum dönemde biraz daha iyi anladım.
Ve de bir etki yaratmanın sürdürülebilir etkiye atan bir kurum olmanın en önemli kısımlarından biri tabii ki finansman kısmı.
O sırada bütün hani yollar impact investing'i benim kafamda etki yatırımlarını düşündürtmeye başladı.
Yani hem yatırımcılarla konuşuyorum onlardan para rezil ediyorum.
Hem climate change ile ilgili bir şeyler yapmak istiyorum.
Hem filantropiyi denedim hala da yapıyoruz ona da her zaman yer var.
Bu ikisi birleşebilir mi şekilde bir eşitliği gibi.
Evet hatta biraz şey gibi oldu hani benim calling'im o gibi oldu o anda.
Dedim ki tamam ya ben zaten bir şey yapmak istiyorum hani değişik bir şey yapmak istiyorum.
Bu konuya profesyonel olarak bir şeyler yapmak istiyorum climate konusunda.
Ve de yatırımcılarla konuşuyorum, para reyiz ediyorum.
Bari para reyiz ederken birazcık anlamı olan bir şey ya da benim için önemli bir şey yapayım diye düşünerekten 2021 yılında Sinver'i bıraktım.
Orada bir 12 aylık bir evde oturma dönemim oldu diyelim ayrılık.
Ama bunu bilerek ve hani ilk defa da kariyerimde böyle bir uzun ara vermiş olduğum için hani daha çok ne yapabilirim impact tarafında onu düşündüğüm bir uzun bir dönem olmuş oldu.
Tam da Covid döneminin ortası sonlarına doğru gibiydi.
O yüzden Londra'nın bütün parklarında elimde bir kahveyle yürüyüş toplantıları arkadaşlarla, sektörden insanlarla sürekli fikir alarak enteresan bir devirdi açıkçası.
O sırada beni...
Singapurlu yatırımcı Temasek var.
Temasek beni Leapfrog'la tanıştırdı.
Temasek tam Leapfrog'la bir deal imzalamıştı.
Hatta Leapfrog'da bir stake satın almıştı Temasek.
Ve hani böyle şunları yapabiliriz, bunları yapabiliriz.
Şu yüzden biz Leapfrog'a destek olduk gibi anlatan bir arkadaş vardı orada.
Beni de çok heyecanlandırdı.
Leapfrog'u da anlatacağım ama hani özetle 2022 yılında tam 4 sene önce 2022 başında Leapfrog'a geçtim.
Şu anda da oradayım.
Geçmişin private equity diyebiliriz.
Leapfrog da aynı şekilde private equity gibi mi yoksa venture capital gibi mi?
Şöyle özetleyeyim. Leapfrog, growth equity, series B, series C, series D, profitability'nin eşiğinde ama hani tam profitable olmak zorunda değil ama hani
bu round'la yaptığımız round'la profitability'ye ulaşan şirketler.
Yani venture capital risk profili değil, yeni bir şey icat etmeye çalışan yatırımlar değil.
Ama var olan, ispat edilmiş bir teknolojinin coğrafi olarak aslında LibFrog'un en enteresan yanı Hindistan, Güneydoğu Asya ve Sub-Saharan Afrika bölgesine fokus LibFrog.
Bu coğrafyalarda daha önce başkalarının icat ettiği ürünlerin scale bir şekilde, profitable bir şekilde yayılması ve bunun impactful olarak yapılması.
Onu da biraz daha anlatırım birazdan ama hani özeti yani venture capital'a biraz daha yakın ama venture capital değil daha growth equity tarafından.
Yani 50 milyon dolar average check hani öyle söyleyeyim.
Büyük roundlar, biraz daha şirketlerin artık revenue'lar var profitability'e yaklaştığı devirde.
Deepfrog'un etki misyonu çok merak ediyorum.
Evet anlatayım onu biraz. Şimdi Deepfrog 19 sene önce bir Güney Afrikalı Andy Cooper adında bir adam tarafından kuruldu.
Andy private equity'ci değildi, finansçı değildi.
Cambridge'den çıkıp PhD sırasında dünyayı değiştirmek isteyen, vizyoner bir arkadaştı diyelim o genç yaşında.
Yapmak istediği şeylerden biri Afrika fokuslu olduğu için hani financial inclusion'ın önemli bir etki yapabileceğini düşündüğü için hani poverty konusundan çok başladı.
Etkiyle ilgili kiminle konuşursanız herkesin bir giriş hikayesi var.
Herkesin bir ya geldiği ülkeyle ilgili ya yaptığı bir şeyle ilgili ya...
bilim etrafında çevrenin darmadağın olmuş olmasından etkilenmeyle ilgili herkesin bir girme motivasyonu oluyor genelde.
Bu arkadaşınki hani poverty tarafından gelmişti ve Afrika tarafından.
İlk 15 senesi Deepfrog'un tamamen social impact dediğimiz hani sosyal etki tarafında financial inclusion ve healthcare access iki tane teması var.
Deepfrog'un yatırım yaptı.
Ben gelene kadarki dönemi anlatıyorum şimdi.
Orada işte şu anda dördüncü fundını raise etmiş durumda.
Growth Equity etki tarafı çok ilginç ve harika olmakla beraber ben tabii iklim ve çevre konusunda bir şeyler yapmak istiyordum.
O yüzden hani ilk konuştuğumda bir ya nasıl olacak bu falan diye düşünürken bana...
Çevre tarafında bir leapfrog climate stratejisi başlatabilir miyiz gibi bir soru geldi benim önüme.
Hatta ben tam katılmama muhabbetini yaparken o bana çok heyecan verdi.
Ben o yüzden katıldığım zaman Temasek'ten anchor investment alabileceğimiz ve leapfrog'u...
Climate'a sokabileceğimiz bir projeyi gerçekleştirme hedefiyle de geldim buraya.
Nitekim şu anda bir leapfrog climate stratejisini başlatmış durumdayız.
Ve de orada bir yatırımcılarla konuşuyoruz.
Sabah akşam ben telefonda ya da toplantılarda yatırımcılardan iklim tarafına yatırım yapmalarını ikna etmeye çalışıyorum.
Peki bu dördüncü olan 800 milyon boyutundaki bir ifonun bir parçası olarak mı yoksa yeni bir ifon?
Aynen. Aynı bir workflow gibi düşünebiliriz.
Aynen öyle. Tabii yeni bir efor, yeni bir takım.
10 kişilik yeni bir takım build ettik.
Ben geldiğimde hani bir business plan yaptım DeepFrog'la birlikte.
Tabii bir sürü insan involved ama hani o bir task force'u lead etme işini bana verdiler diyelim.
İki tane founder hire ettik.
Biri Mumbai'de, biri Londra'da.
10 kişilik bir takım build ettik.
İşte hangi sektörler, hangi coğrafyalar nasıl bir blank sheet of paper gibi başladık biraz DeepFrog Climate tarafında.
İşte COP. 28, COP 29, COP 30, research raporlar yayınlayıp biraz thought leadership tarafında bir şeyler yapma.
Ve de sonuçta bir impact yatırımcısı olduğu için Deepfrog, yana kayma gibi baktık.
Sıfırdan impact'e giren bir şirket olmadığı için kültürel olarak kolay bir geçiş oldu.
Ama tabii yeni bir ekip ve yeni bir fon yaratma olayına girdik.
Peki burada dolayısıyla gerçekten bu fundraising kaslarını kullanıyorsunuz.
Evet, evet. Şu anda yeni deal yapmıyorum ben.
Bu fonun yatırım komitesinde oturuyorum ve de fundraising ile meşgulüm.
Aynen öyle. Fundraising aslında bu sektörün az konuşulan ama kilit noktası hep böyle yatırımcılarının büyük fonla olup deal yapması vs.
konuşuluyor ama aslında o fonların oluşması için önce bir paralelde ve anladığım kadarıyla bence de hiç bitmeyen bir süreç olarak bir de fona yatırımcıları olan LP'lere bir fundraising süreç de var.
Evet. Fundraising aslında hani herkes sektördeki herkes yatırım yapan kişi de olsun, kurucular da olsa vesaire, venture capitalist, private equity fonlarında herkes bir noktadan sonra zaten vaktinin
çok büyük bir yüzdesini fundraising ile geçiriyor.
Ben Sinmen'de bu geçişi yaparken onu fark etmiştim.
Yani biraz da fundraise yapsam mı diye içeride sorduklarında zaten bayağı bir yapmaya başladığım bir noktaya geliyordum kariyerimde diyelim.
Afrika'da... gergedanlarla, Costa Rica'da kaplumbağalarla vs.
Türkiye'de öyle bir şeyler mi yapsam gibi düşünürken şeyi fark ettim.
Ben 20 şu anda neredeyse 30 yıla yaklaşıyor.
Bu kadar senemi bu private equity sektörüne vermiştim.
Bu sektörü biliyorum. Benim bu iklim krizinde en etki yapabileceğim alan nedir?
Aslında deal yapmak da değil fundraising tarafı.
Bir yatırımcıyı ben ya da ne bileyim Bir milyar daha getirebiliyorsam ben bu Climate Challenge'a benim etkim o olabilir gibi düşünerekten.
En çok burada etkili olabilirim gibi.
O yüzden aslında fundraising'in böyle çok değerli bir yanı var impact tarafında özellikle.
Ve Leapfrog'un bir parçası olmanın da ayrıca güzel.
Çünkü özellikle daha büyük institutional yatırımcıların böyle bir track record görmesi de önemli.
Tabii senin track record'ın geçmişin var ama etki alanında Leapfrog'un böyle 19 yıllık bir impact investment tecrübesi olması o büyük yatırımcıları ile önemlidir.
Çok önemli ve de yani greenwashing diye bir hikaye var biliyorsun.
Impact fonu, sustainability fonu, climate fonu gibi şeyler raise etti son.
O bir devir vardı. Herkesin böyle bir girmeye çalıştığı.
O fonların bazılarının greenwashing tarafında çok iyi notlar almadığını gözlemledik diyelim.
Gerçekten etki yaratan.
Yoksa bir AUM büyütme stratejisi mi şeklinde.
O yüzden biraz hani sektör pendulum biraz böyle böyle gidiyor.
Bir yerde settle ediyor ama settle ettiği yer şu anda benim gördüğüm.
Hani ben 5 sene önce bu iş kararımı verirken, leap program geçiş kararımı, orada olduğu seviyenin çok daha üstünde bir yerde settle ediyor gibi.
Ki bu çok iyi bir şey.
Yani çok daha fazla yatırımcı, çok daha fazla para vermeye meyilli ve de çok daha fazla fon kuruldu ve de başarılı hikayeler de yazılmaya başladı.
O yüzden iyi bir yere geldik.
Tabii gönül isterdi ki biraz daha devam etsin.
Çünkü önümüzdeki...
Problemler bizi bekleyen baya büyük ve çok daha fazla finansman gerekecek.
Hedeflediğiniz bir fon boyutu var mı şu an reyze ettiğiniz?
Ya bu fonun hedefi 600 milyon dolar.
Öyle bir hedef var bu fonda.
Ama tabii yani milyarlar hatta trilyonlardan bahsediyoruz.
Bütün dünyanın tabii iklim problemleriyle ilgili.
Ama burada hemen çok önemli bir konuyu vurgulamak istiyorum.
Etki yatırımı deyince birçok insan ya dünyayı kurtaralım gibi yaklaşıyor.
Bu yanlış bir yaklaşım değil.
Çünkü hakikaten yani problemler bilimsel olarak bakınca problemler bayağı ciddi.
Ve kurtarılması gereken bir durum var insanlığın önünde diyelim.
Gezegen okey. Gezegende problem olmayacak.
İnsanlık için bir sıkıntı var.
Gezegen bir şekilde devam eder.
Öyle ya da böyle. Biz ya da bizsiz.
Aynen öyle. Ben şeyi demek istiyorum.
Şimdi dünyayı kurtaralım bakış açısı belki bir gidişat olarak doğru bir gidişat olmakla beraber fundraising ve de scale bir ürün yaratabilmek için yeterli değil.
Bunun için ben hemen bir konsepti tanıtmak istiyorum burada.
Leapfrog'un climate stratejisinin bir numaralı konsepti diyelim.
Green discount. Şimdi bu ne demek?
Climate friendly bir ürünün fossil fuel burn eden alternatifine göre daha ucuz olması konsepti.
Hemen şöyle bir örnek vereyim.
Bugün çıktınız kahveye gittiniz köşedeki yulaf sütlü kahve aldınız kendinize.
Yulaf sütüne ekstra Türkiye'de şu anda 60 lira 65 lira bir şey ekliyorlar kahvenin üstüne.
Burada işte 50 cent 50 pi vesaire.
Neden? Çünkü biraz daha pahalı bir ürün inek sütüne göre.
Ama bunu kimler alıyor?
Böyle bir parası olan birisi olabilir.
Yani afford edebilen birisi ve de hani umursayan birisi.
Ama tabii o Venn diagrama bakınca o çok küçük bir yüzde.
Yani bugün hala çok daha climate friendly ürünlerin dominant olmamasının bir numaralı sebebi hala bazı climate friendly ürünlerin daha pahalı olması.
Ama şu anda yılların yatırımları belki 20 yıl önceki 10 yıl önceki subsidiler vesaire vesaire ve ulaşılan bazı scale'lara bakınca bazı ürünlerde green discount'ı görmeye başlıyoruz.
Bu ne demek? Climate friendly ürünler öbür alternatife göre, fosil yakıt alternatifine göre daha ucuz.
Böyle olunca ne oluyor?
Bir anda onlarca milyon insan climate friendly ürünlere geçebiliyor.
Özellikle bu emerging marketlerde Leapfrog'un yatırım yaptığı.
Yani bana en çok heyecan veren aslında konsept bu.
Hindistan'da hemen bir örnekle bunu açıklayayım.
Bir yatırım yaptık. Şirketin adı Battery Smart.
Battery Smart ne yapar?
Kısaca yemek sepeti gibi bir şey olduğunuzu düşünün.
Şoför olduğunuzu düşünün.
Motosikletle Mumbai'de ya da Delhi'de sürekli pickup edip drop off ediyorsunuz.
Elektrikli motosiklet aldınız.
Elektrikli motosikleti aldığınızda pilini satın almadınız.
O pil motosikletin zaten %40'ına kadar olabiliyor.
Yani bir kere baştan capex'i bir anda çok ciddi ucuzladı.
Battery Smart ile bir abonelik ilişkisine girdiniz.
Battery Smart bir battery swapping network yani gas station gibi benzin istasyonu gibi battery swap istasyonları.
Sabahleyin yola çıktığınız saat 7'de telefon dedi işte oraya git oradan al drop off et drop off et.
Bir yerden sonra telefonunuz diyor ki şuradan sağa dön hemen pilini değiştir.
Battery Smart'ın istasyonuna giriyorsunuz.
5 kilo battery çok hafif bir şey çıkartması çok kolay.
İki dakikada QR kodla cash falan kullanmadan değiştiriyorsunuz.
Yeni bataryayı alıp tekrar yola çıkıyorsunuz.
İki dakika. Yani depoyu doldurmaktan daha bile hızlı.
Şimdi böyle olunca ne oluyor?
Bir kere charging time diye bir problem var.
Üç tane problem var elektrik vehikullerde.
Bir, upfront capex'in pahalı olması.
İki, charging time'ın çok uzun olması.
Üç, bu range anxiety dediğimiz olay.
Çünkü hepimiz yolda giderken telefonumuzun pili bitti.
Hani yolda kalır mıyız diye korkuyoruz.
Bu üç problemi de Battery Smart çözmüş oluyor.
Ve de en can alıcı noktası hem daha çok drop off yapıp daha çok para kazanabiliyorsunuz.
Yani bir sosyal etkisi de var.
Tabii ki tailpipe emissions dediğimiz emisyonlar sıfır bu motosikletlerde.
Ama en can alıcı noktası total cost of ownership yüzde kırk daha ucuz.
Ben bir petrol motosiklet alsaydım, dizel motosiklet alsaydım yüzde kırk daha ucuz elektrik.
Şimdi bu çok ciddi bir saving.
Yani low income bir consumer'ın bir green premium ödemesini hani yulaf süt örneğini verdim.
Öyle bir şey yapmasını beklemek gerçekçi değil.
Ama ucuz olunca, green discount olunca bir anda on binlerce şoför şu anda bizim şirkette abone olmaya çalışıyorlar.
Emisyonları da azaltıyor olması on top of it.
Yani burada bir energy transition oluyor.
Daha ucuz ve daha iyi bir ürün çıktı.
Ve de müşteriler buna geçiyorlar.
Yani aslında bir venture capitalist'in, bir growth equity investor'ın veya bir buyout investor'ın.
heyecanlanacağı bir transition yaşanıyor şu anda.
Bu arada Amerika istese de istemese de Amerika olsa da olmasa da bu parçası bu transition yaşanıyor şu anda.
Yani rooftop solar bir başka örnek.
Onu da vermek isterim. Orada da bir yatırımımız var.
Yani Afrika'da özellikle gridde olmayan 650-700 milyon insanda hiç elektrik yok.
Üstüne bir milyar insanda dünyada.
Yani reliable elektrik yok.
Reliable olmayınca ne demek?
Hani buzdolabı almak olmuyor.
Yani çünkü yemek koyamıyorsun vesaire.
Yani dünyada çok ciddi bir kesimin hala elektriğe aksesi yok.
Rooftop solar dediğimiz hikaye hem evlerde hem küçük.
S&E'lerde, şirketlerde, COBİ'lerde hem biraz daha büyük infrastructure tipli solar farmlarda nereden bakarsan bak artık solar zaten Kerim'le de sohbetini
yaptığında sizin programı izlemiştim Kerim Baran'la.
Solar şu anda hani neresinden bakarsan bak %30, 40, 50 daha ucuz bir elektrik olabiliyor çeşitli ülkelerde.
Tabii her ülkenin birazcık dinamikleri farklı, sayıları farklı.
Ama yine Hindistan örneğini vereyim.
Hindistan'da şu anda bir şirket elektrik...
%40 aşağı çekebiliyor solara geçerse.
Şimdi bunu yapabiliyorsa zaten yapıyor insanlar.
Yani o soların daha iyi olması çevre için.
Bonus gibi üstüne aslında.
Burada daha yeni ve daha ucuz bir ürün çıktı ve iyi ve ucuz çıkınca Yunus biliyorsun bir anda çok hızlı scale ediyor.
Disruption oluyor yani. Bu ciddi bir disruption oluyor.
Tipik disruption tanımı.
Genellikle işte daha ucuz bir teknoloji.
İlk aşamada yeteri kadar kaliteli değil.
Dolayısıyla hemen disrupt etmiyor ama o daha ucuz olan teknoloji ne zamanki hem daha ucuz ve hem kalitesine tutturduğu anda o zaman çok hızlı bir dönüşüm oluyor.
Ve bak çok önemli bir şey daha söyledim.
İlk aşamada dedin ya. Aslında burada venture capitalistlerin ne kadar büyük bir rolü olduğunu tekrar vurgulamak istiyorum.
Çünkü ilk electric vehicle'lara 20 sene önce de vardı.
Yatırım yapanların bazıları kar etmedi o yatırımlardan.
Şu andaki dinamikler, o cost'ların bu kadar düşmüş olması, herkesin cebinde bir smartphone olması vesaire gibi şeyler yoktu o zamanlar.
Çok pioneerdin belki 20 sene önce buna girdiğinde ama karlı bir yatırım dönemi olmadı.
Ama çok önemliydi o yatırımlar.
Çünkü o belli bir... Dersler alındı, belli bir skalaya ulaşıldı vs.
vs. ve de doğru vakit gelince bir anda şu anda işin ekonomiksi bambaşka bir hale geldi.
O yüzden venture capitalistlerin yeni bir şeye yatırım yapması belki çok ideal bir ürün değil.
Belki hala green premium'da ama hani bir noktada discount olacak.
Biz bunlara tipping point'lar diyoruz.
Biz sektör sektör biraz çalıştık bunu Deepfrog'da.
Bazı sektörlerde o green discount'ta değiliz daha.
Yani hemen şey örneğini veriyorum hep ben.
Bu sustainable aviation fuel dediğimiz hikaye var.
Şu anda çok daha pahalı normal aviation fuel'dan ama ciddi bir problem bu climate emisyonlara bakınca aviation tarafı.
Ama şu anda bir discount olmadığı için öyle bir büyük bir geçiş önümüzde pek görülmüyor.
Ama yarın öbür gün sağ olsun venture capitalistlerin yatırımları devam ettiği sürece o riski alan yatırımcıların inancı devam ettiği sürece bir iki tanesi oradan çıkacak ve...
Yani teknolojiye biraz güveniyorum ben burada.
Bulacağına da inanıyorum orada.
Güneş enerji tarafında konuşulan bir şey.
Yani sadece güneş değil, yenilebilir elektrik teknolojilerinde şebekeye getirdiği ekstra bir yük oluyor.
Onun da çözülmesi gereken bir şey.
Her ülkede farklılıkları var.
Mesela Afrika'da şebekenin asla ulaşamayacağı evlere elektrik koyabiliyoruz.
Şimdi etki tarafından bir düşünürsen eğer ben...
Kenya'ya gidip gördüm bazı koyduğumuz evleri.
O eve gelmeyecek şebeke hiçbir zaman.
Ama şu anda çatıda bir yani çok küçük 300-500 dolarlık bir panelden bahsediyoruz.
Üretilip çatıya konuyor. Aşağıya geliyor bir tane kablo var elektriği bağlayabiliyorsun.
Bir kere evinde doğru dürüst ışığın olmuş oluyor.
Çocukların karanlıkta ödev yapabiliyorlar vesaire vesaire.
Dizel, jeneratör falan gibi bir şey kullanmak zorunda kalmamış oluyorsun.
Birkaç tane USB-C var.
Telefonunu şarj edebiliyorsun vesaire.
Hani birazcık daha büyüklerde televizyonda getiriyoruz.
Bu da bu arada aylık abonelik modeli.
Bu şirketin adı Sun King. Enteresan bir şirket.
Bak bunu tavsiye ederim. General Atlantic falan da buna çok ciddi bir yatırım yaptı.
Leapfrog'la birlikte. Sun King'de televizyonda alabiliyorsun.
İşte fan alabiliyorsun.
Çok sıcak havalarda işe yarıyor.
Yani ufak tefek elektrikli eşyalar.
tamamen life changing bir şey olmuş oluyor etki tarafında.
Çünkü grid gelmeyecek sana öbür türlü.
O zaman sizin yatırım tezinizde paranın geri dönüşü yani bir finansal tarafa kestikleri var.
Evet onu söylemeyi unuttum.
Çok çok önemli nokta o. Yani aslında burada bir growth equity return beklentisi var.
Yani two and a half times growth two times net diyelim.
Hani venture capital risk return profil değil.
Infrastructure risk return profil değil.
Ama hani Klasik bir growth equity buyout return'ı diyelim.
O two times in six years falan gibi.
Bunu target eden yatırımlar.
O yüzden tabii all risk return profilini anlatmaya çalışıyorum yatırımcılara.
Ama tabii emerging markets, impact climate, growth equity deyince biraz kafalar karışıyor bazen haliyle.
Peki emerging market kısmını da konuşalım.
Güney Asya yani Hindistan ve Sub-Saharan Afrika.
Ve Güneydoğu Asya'da yani hani Filipinler, Vietnam, Endonezya.
Bu pazarlar... Seçmenin sebebi ne ve ne gibi dinamikler var orada?
Dünyada bu emerging consumer dediğimiz bir kısım var.
Dünya nüfusunun aşağı yukarı yarısı 4 milyarlık bir nüfustan bahsediyoruz.
Hani Güney Amerika'yı falan da eklersen.
Scale bambaşka. Hemen bir örnek daha vereyim.
UK'de geçen sene 1 milyon motosiklet satıldı galiba aşağı yukarı.
Hindistan'da 15 milyon. Hani örnek olarak söylüyorum.
Yani scale bambaşka.
Bu 4 milyar nüfus dünyada poverty konusunda aslında baya yol kat ettik.
Ama bu poverty'den çıkıp middle class'e ulaşmaya çalışan ve middle class bir hayat yaşamaya çalışan, o middle class'e giren insan.
Population growth'a bakınca, GDP growth'a bakınca ve enerji kullanma şeylerine bakınca, tahminlerine önümüzdeki 25
sene içinde, 2050'ye kadar biz bunu biraz çalıştık.
Şu anda dünyada emisyonların %75'i gelişmiş ülkelerden, %25'i leapfrog'un ülkelerinden geliyor.
2050'de tam tersi.
%75'i Deepfrog ülkelerinden, %25'i gelişmiş olan ülkelerden.
Yani burada hem bugünün problemi hem de çok ciddi yarının problemi.
Yani ben yatırımcılarla konuşurken, iklim tarafında yatırım yapmayı anlatırken en aslında bana heyecan veren mega trend arıyor ya herkes.
2050'de her 4 kişinin biri Afrikalı.
Bu çok enteresan bir şey dünyada.
Yani 2,5 milyar Afrikalı'dan bahsediyoruz.
Yani bu öyle bir dünya bambaşka bir dünya şu anda düşündüğümüz dünyada.
Her dört kişinin ikisi emerging markets, Asyalı vs.
Şimdi bu apayrı bir dinamik tabii.
O yüzden bunun bir takım heyecan veren, yatırımcı olarak heyecan veren yanları da olmalı diye düşünüyorum.
Bu coğrafiler önemli çünkü büyükler ve hızlı büyüyorlar.
Ve bu büyümeye bağlı olarak da enerji tüketimi ve gaz salınımı artacak.
Aynı zamanda ama çok iyi çalışan bir capital marketleri olmayabilir.
Burada private capital'ın çok önemli bir rolü var.
Aynen öyle. Yani bir private equity şirketiyle private equity kafasıyla yani minority de olabilir majority de olabilir.
Bir yatırım yaptığınız zaman bir kere Yönetim kurulu çok daha basit oluyor.
5-6 kişisiniz belki daha biraz.
Kararlar daha hızlı verilebiliyor.
Ve de yarın öbür gün exit ederken biraz daha kolay bir şekilde.
Hani bir IPO marketin büyümesini ya da açılmasını beklemeden çok ciddi etki yapmak mümkün olabiliyor.
Aynen öyle. Ve yani bu şeyden enerji kullanımını bahsediyorduk ya.
Şimdi öyle bir düşünelim ki biz yaşadığımız batılı şehirlerde İstanbul'da dahil etmek istiyorum bunu.
İstanbul, New York, Londra vesaire.
Hani batıdaki büyük şehirlerde unsustainable, sürdürülebilir olmayan bir karbın ayak izi şey yaptık, geliştirdik.
Yani tabii biz küçükken, sen ben büyürken çok bilmiyorduk bazı şeyleri.
Şimdi herkes biliyor ve bu yaşadığımız hayat stili, sustainable bir hayat stili değilmiş.
Onu anladık. Burada ama emerging consumer'larda bu 4 milyar kişi poverty'den çıkıp middle class'e girdiklerinde ilk air conditioning'ini alacak, ilk buzdolabını alacak.
İlk arabasını, motosikletini alacak.
Bütün bunları yaparken o aynı karbon ayak izini kurmama fırsatımız var önümüzde.
Ve o yüzden ben çok heyecanlıyım burada.
Çünkü hem çok ciddi bir büyüme finansal olarak bir getiri olarak hem de çok ciddi bir etki imkanı var.
Peki o sizi etkiliyor mu?
O private capital o kadar gelişmemiş olması.
Gerçi şu trend de var.
Afrika... Hindistan, Güney Asya'da da yeni yeni baya ilgi çekiyor.
50 sene önce girişim sermaye Venture Capital bir tek Silicon Valley'de var deniyordu.
Ondan sonra Amerika'nın içerisine de gelişti.
İşte Boston civarı, New York, başka yerler Amerika içinde konuşuyor.
İşte Austin, Texas, Midwest'de bile.
Ondan sonra Avrupa şimdi artık kendini konuşuyor.
Ama Avrupa'dan sonra da Afrika, Asya yeni böyle frontierler gibi gözüküyor.
Özellikle Hindistan'ı burada bir şey yapmak isterim ayrı kategorize etmek isterim.
Hindistan çok ciddi bir venture capital ve private equity piyasası oldu.
Hatta daha geçen hafta bu GPCA var eskiden MPA diyorlardı Emerging Markets Private Equity Association isim değiştirdi.
Global Private Capital Association oldu adı.
GPCA'nın bir datası vardı.
Geçen 2025 yılında bütün private equity yıllarına bakmışlar venture capital ve above.
Hindistan 2025'te.
Çin'den daha büyük bir private capital market olmuş durumda.
Bu çok enteresan yani.
Hani Çin'de çünkü yıllardır olan bir şeydi.
Tabii biraz jeopolitik sebeplerden dolayı bu ama Hindistan'ın büyümesi inanılmaz orada.
Hindistan'da şu anda IPO marketler açık.
Biz hani leapfrog olarak da bir IPO yaptık.
İşte bir şirketimizi listed bir şirketle merge ettik vesaire.
Capital marketler açık.
Yatırımcılar bakıyor. Şirketler finansmanı bulabiliyorlar.
Hatta yani...
Son bir sene içinde bir de bir EM pozitivity durumu var.
Hani doların weakness'ı ile birlikte.
Genelde biz leapfrog'un şirketlerine bakardık.
Hani %30, %40, %60, %70 büyüyor local currency'de.
Ama dolara çevirince %8, %10.
Hani bazı ülkelerde özellikle bazı Afrika ülkelerinde ciddi bir kriz dönemleri olduğu olmuştu.
Ama mesela son birkaç senede bakınca şirketlerin...
lokal körüsündeki büyümeleri aşağı yukarı dolar bazında da benzer bir şeye gelmiş oluyor.
Ki şu anda böyle bir büyüme bulmak kolay değil dünyada birçok yerde.
Ben ona hep şey diyorum umarım gittiği kadar gitsin bu EM negatif olmayan devir.
Çünkü Türkiye için de birçok yer için de bu önemli bir pozitifite diyelim.
Evet yani o Captain Markets Hindistan'ı biraz kenara ayırmak için bu örnekleri verdim.
Hindistan'da şu anda apayrı bir yer var.
Hani Kenya'da yok o kadar.
Afrika'nın birçok yerinde hala öyle değil.
Afrikalı şirketler Londra'da IPO yapabilmek istiyorlar vesaire.
Singapur enteresan bir base.
Tabi Singapur gelişmiş bir ülke ama bütün o Endonezya, Vietnam, Filipin, Malezya ülkelerine yatırımlar Singapur'dan yapılıyor.
Leapfrog'un Singapur'da 20 kişilik ofisi var mesela örnek olarak veriyorum.
Yani biraz orada da bir enteresan şeyler oluyor.
Bir de tabii South Africa bayağı hani gelişmiş bir piyasa.
Evet. Hani bazı Afrikalı şirketler orada da hani atıyorum şirketin %50'si Kenya, %30'u Nijerya, %20'si South Africa ise hani orada bir exit arayışında da.
Coğrafi olarak Türkiye'ye bakmıyorsunuz o zaman.
Şeyleriniz içine girmiyor. DT yok şu anda Türkiye'ye evet.
Peki takip ediyor musun? Yani kendi merakından Türkiye'deki impact yani özellikle ilgi alanın.
Yeşil teknolojiler vesaire.
Evet, takip ediyorum olabildiğince.
Hem çeşitli arkadaşlarımız var, hepimizin tanıdığı, eminim senin de tanıdığın.
Etki tarafında yeni fonlar, son yıllarda yeni girişimler oldu.
İlgiyle ve de sevgiyle takip ediyorum diyeyim.
Hem zaten Mozaik tarafında, bizim o charity tarafında bir sosyal ve çevre etki yaratma amacımız var, filantropi tarafında ama...
Dediğim gibi impact investing'i oturtabilirsek, yatırımcılar o paranın geri geldiğini görürse çok daha fazla etki yaratmak mümkün olacak.
Founder One var biliyorsun Sina Afra.
Etki GSYF var.
Mert Fıratların kurduğu işte Güler var.
Orada Can Atacık var vesaire.
Yani bunların hepsi çok güzel girişimler.
Bunlara biraz yatırımcı ilgisini görmek çok faydalı.
Bu işte Etki Yap EYDK bir network ekosistem yaratmaya çalışıyor.
Eventler, taneller LinkedIn'de vesaire takip ediyorum onları.
Yani bir efor var, bir konuşma var, bir diyalog var.
Ben şunu görüyorum Yunus yatırımcılarla konuştuğum zaman.
Şimdi Türkiye'de çok ciddi bir family office, family business şeyi var.
Endüstriyel yapısı var diyelim, kültürü var diyelim.
Family ofislerle konuştuğum zaman, Türkiye'de bazı family ofis arkadaşlarımız var, tanıdıklarımız var vs.
ve yani daha genç nesiller devraldıkça daha fazla ya şu etkiyi bana anlatsana falan gibi sorular bana geliyor.
Farklılık oluştu.
Yani risk return'di benim kariyerim boyunca.
Hatta ben 2021'de Sinvan'la aradıkken bir goodbye e-mail yazdım bütün colleague'lerime.
Arkadaşlarla unutmayın dedim en son bitirirken.
Artık denklem risk return impact.
Ve de ben buna yani şu anda daha da çok inanıyorum.
5 sene önce çok daha az biliyordum o e-mail yazdığımda açıkçası.
İçimde değildim çünkü. Şimdi iyisiyle kötüsüyle doğrusuyla yanlışıyla yanlışlar yaparak vesaire hala da öğreniyorum.
Öğrenmeye de devam edeceğim. Ama ben burada bir hani paradigm değişikliği olduğunu düşünüyorum.
Çünkü ilk geldiğimde yatırımcılar bana bazen derdi ki ya benim fiduciary duty'im var.
Ben return'leri maximize etmek zorundayım.
Şimdi onlara mesela farklı cevap veriyorum.
Şimdi diyorum ki sen şu anda bir kısmını allocation'ın belki hepsi değil ama bir kısmını climate tarafına ayırmıyorsan fayda iş yerinin düğütünü yapmıyorsun.
Çünkü yatırım yaptığın diğer her şeyin değeri çok ciddi düşecek buna biraz para ayırmazsan şu anda.
Hani hepsini koy demiyorum bir transition olsun vesaire ya da en azından bunu umursayan düğüt alıcısını öyle yap.
Ama buna biraz para ayırmak zorundasın demeye baktım.
Biraz daha bold olmaya başladım bu konuda.
Çünkü tüm kalbimle de inanıyorum buna.
Average ticket size olarak 50 milyon dolar gibi bir şey demiştin.
Bu ticket size'lar yani bu pazarlar için...
Nasıl oluyor ve de Türkiye'ye kıyaslarsak yani aslında büyük mü kalıyor?
Şirketler o boyuta gelmekte zorlanıyor mu?
Yoksa işte Hindistan gibi yerler konuştuğumuzda çok büyük ancak bu paralarla mı oluyor mu?
Nasıl hani o size kısmını ve de Türkiye'ye nasıl kıyaslayabiliyoruz?
O size gelince o size alabilecek şirketler tabii ki gittikçe sayısı azalıyor.
Hindistan'da dahil olmak üzere ama tabii Hindistan'da çok var.
Yani sırf Hindistan'dan bütün fundı aslında yatırabiliriz biz burada.
Ama tabii diverse bir portföy ve etkisi daha farklı bir portföy yapmaya çalışıyoruz.
Afrika'da biraz daha zor. Afrika'da mesela bu Sun King örneğini verdim.
O 300 milyon dolardan fazla reis etti.
Çok ender bir şey bu Afrika'da bir private şirketin böyle bir para reis etmesi.
İşte Leapfrog, General Atlantic gibi büyük yatırımcılar girebildi böylece.
Ama hani çok ender bir örnek bu.
Genelde Afrika'da gelen diller birazcık daha hani Series B'den çok Series C'den çok Series B.
Hani 50 milyon değil de 30 milyon gibi geliyor genelde.
Çok genellemek istemiyorum çünkü Kenya'da da Güney Afrika'da da Nijerya'da çok büyük şirketler var ama hani o üç ülke dışında gittikçe daha küçülüyor.
Ama yani Hindistan'da 50 milyon dolarlık düzinelerce impactful yatırım fırsatı var.
Güney Afrika'da birazcık Afrika ile Hindistan'ın arası gibi diyelim.
Türkiye'ye bakınca tabii...
Aslında şey sürpriz değil.
Türkiye'deki bütün bu etki fonları şimdi biraz önce bahsettiğimiz ve bahsetmediklerimiz de var mutlaka.
Onların hepsinin venture capital olması iki sebepten aslında.
Bir, venture capital yatırımcılara hala çok heyecan veren bir şey.
Yani yeni bulunacak bir şeyin parçası olmak.
yeni icat edilebilecek bir şeyin parçası olmak vesaire yatırımcılara çok heyecan veriyor.
Yani venture capital risk return profilini bilmelerine rağmen hani para kaybetme riskini bilmelerine rağmen hala hani ya bu çok heyecanlı bir yatırımcıyı görüp heyecanlanıp para verebiliyorlar.
İki işin birazcık hani maddi gerçeği diyelim yani bir 20 milyonluk fondan 30 milyonluk fondan 10 tane bir 10 tane şirketlik diverse bir fon yaratmaya çalıştığını
düşünelim. Hani venture capital 2-3 milyon yapabilirsin yatırımda.
Ama hani buyout yapamazsın onda ya da buyout yaparsan 10 tane şirket 2-3 milyonda hani bahsettiğimiz şirketler çok çok küçük şirketler olmalı.
Ki o da hani biraz startup gibi bir şey oluyor.
O yüzden işin gerçeği bu.
Hala bir yatırımcıyla konuşup ikna edip de okey tamam yatıracağım ama 1 milyon vereceğim, 3 milyon vereceğim falan diyorlarsa hani bir institutional yatırımcının dediği 40, 50, 30 hani o miktarlara ulaşamıyorsan o zaman
venture capital ile başlamak zorundasın biraz.
Ama Türkiye'nin önünde ve bütün bu fonların önünde hepsine bol şans diliyorum çünkü çok ciddi bir fırsat var.
Yani bu birinci vintage diyelim Türk etki VC fonları hepsinin çok başarılı olması.
Hepsinin başarılı olmasını çok isterim.
Çünkü neden? Yatırımcıların bir numaralı istediği şey track record.
Ben şey konuştuğumda INSEAD mezunuyum.
INSEAD Endowment'ı yöneten ekiple konuşuyordum.
Sordum hani Emerging Market VC'ye bakıyor musunuz?
Biz çok istiyoruz, çok istiyoruz.
Ama bizim kıstasım 20 yıllık track record.
20 yıllık track record fonu bulamadık.
Yok. Yok.
Yani düşün Türkiye'de 2019 filan da başladı hızlandı fonlar.
Şimdi çok sayıda fon var ama yani hiçbiri 20 yıllık değil.
Fakat bana moral veren bir şey söyleyeyim sana.
Bu fonların kurucuları hepsini tanımıyorum.
Tanımadığımda çok değerli insanlar var gördüğüm kadarıyla.
Ama tanıdıklarım diyeyim genelde dünyayı kurtarayım ve fon reyze diyeyim gibi başlayan kişiler değil.
O bir motivasyon olmuş olabilir ama.
Eskiden yatırım track record'ı olan kişiler bir de impacted tarafına geçeyim diyorlar.
Anlatabildim mi? Yani zaten bir yatırımdan anlayan birisinin ben artık impactful yatırımlar yapacağım demesi bir strateji.
Öbür türlü ya ben dünyayı kurtaracağım para rezil edeyim hadi bana para verin yatırım yapayım demesi bir başka strateji.
Bunların arasında ilkin başarı probabilitesi çok daha yüksek haliyle.
Ve bu şeyde de böyle climate'da biz şey deriz climate tech 2.0.
geçiyoruz şu anda.
Bir 1.0 vardı ve çok başarılı olmadı.
Biraz önce onu şey etmiştim noktada vurgulamıştım.
Çok başarılı olmadı.
Daha kostlar düşmemişti vesaire.
Hani o devirde survive edemeyen birçok yatırımcı oldu.
Ama şimdi yatırımını bilen, yatırımdan anlayan, iyi yatırımcı olan insanların yeni bir sektöre girmesi gibi düşünebiliriz ki başarı probabilitesi daha yüksek.
Podcast veya kitap takip ettiğiniz bir konuya dönerdiğiniz bir...
Kutlamak istedim. Tabii.
Kitapla başlayayım. Şimdi etki tarafında Ronald Cohen'ın, Apex'in kurucusu, private equity'ci, Türkiye'de çevrildiği Türkçe'ye etki adında Impact diye bir kitabı var.
Yani bu konuyla yatırımcı kafasıyla ilgilenen herkesin okumasını tavsiye ederim.
Çok kısa ve kolay da okunabilen bir kitap.
Hani artık hayatını, kariyerini buna adamış durumda Ronnie ve enteresan bir kitap.
Onun dışında ben Mike Berners-Lee vardır.
Aslında Lancaster Üniversitesi bir profesör.
Climate tarafında, carbon accounting vesaire çok değerli çalışmaları olan birisi.
Ben de hani beraber de biraz tanışıyoruz, bize biraz danışmanlık yapıyor leapfrog da eksik olmasın.
Onun bana en çok ilham veren kitabını söylemek istiyorum.
Ben Garden Leaving'deyken o bahsettiğim beş sene önce baya bir okuma fırsatı buldum.
Mike Berners-Lee, There is no Planet B.
O zaman yayınladığı kitap.
O lafı da ilk kullanan kişidir.
Hala şimdi birçok yerde görüyorum o lafı.
Ve çok tavsiye ederim o kitabı.
O benim gözlerimi açan kitaplardan biriydi.
Geçen sene bunun sequel'ını da yayınladı.
A Climate of Truth diye.
Ve de dünyanın şu anda olduğu yere bu kadar uygun bir kitap olabilir diyorum.
Onları da tavsiye ediyorum. Show vs.
tarafında Netflix'te bir, İsveç'te bir hoca var.
Johan Rockström diye.
O bir climate research scientist.
Yani ben hep bilime kulak veren bir kişiyim.
Onu da çok tavsiye ediyorum herkese.
Adı, şovun adı Breaking Boundaries.
Bir de son olarak Apple TV'de Extrapolations diye bir şov var.
Onu da tavsiye ederim. Nereye neyin gittiğini, demin konuştuğumuz bazı forecastleri extrapolate ederek bir takım sahneler var.
Benim aklımdan hiç çıkmayan sahneler var orada.
Onu da çok tavsiye ediyorum. Kişisel bir nokta bitirmek için başka bir podcast'tan beğendiğim bir soru.
Sana yapılmış en büyük güzellik ya da iyilik nedir?
Evet enteresan bir soru bu gerçekten.
Ben iki tane örnek vermek istiyorum buna.
Bir galiba ben İstanbul'dan çıktım Amerika'da okudum private equity nedir bilmeden aslında bu sektöre girdim.
Ve hani bir şekilde su yolunu buldu diyeyim ve çok enteresan bir yerde buldum kendimi.
Ama başlarken galiba o ilk interview'yu bana veren benim okulumda recruit etmiyordu Chase Manhattan.
Ben to whom it may concern diye hani yüzlerce rezüme yollayıp.
Birkaç tanesinden cevap geldi.
Onların biri Chase Manhattan'da hatta ismini de anayım Connie Mochendo diye bir kadındı.
Eksik olmasın 270 Park Avenue'a gelebilir misin yarım gibi bir şey dedi.
Benim de arabam vardı. Bir saatte uzaktaydım New York'tan.
Bastım gittim. O bina sonra yıkıldı şimdi yenisi yapıldı ama Chase'in JP Morgan Headquarters'ı yani şu anda.
O binada o interview ile o işi aldım ve de bu sektöre girebilmiş oldum.
İyi ki de... bana o şeyi yapmış, o şansı tanımış diyorum.
Hatta Yunus sana da oluyordur mutlaka.
Bazen genç insanlarla hani CV yollayan vesaire vakit bulup da bir kahve içtiğim zaman hep düşünürüm ya bu şu anda bu arkadaşın o momentı mı acaba bu gibi düşünürüm böyle bazen.
Yani o önemli bir iyiliktir.
İkinci örnekle vermek istediğim, biz Mozaik'i kurduğumuzda vakıf olarak bizim yapmak istediğimize inanan, bize destek olan bütün arkadaşlarıma bir teşekkür etmek istiyorum.
Çünkü sonuçta herkes zor para kazanıyor.
Kazandığın parayı yatırmak istiyorsun vesaire ya da harcamak istiyorsun.
Ama bir charity'ye vermek hala çok kolay bir şey değil birçok insan için.
Çok iyi anlıyorum ve onlara çok teşekkür etmek istiyorum.
Büyük bir iyilik o. Süper.
Çok güzel iki örnek. Çok teşekkür ederim Yalın.
Çok keyifli bir sohbetti. Çok sağ olun Yunus.
Ben de çok hoşuma gitti. Teşekkürler.
Harika sorular için.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
