
Hackquarters'tan Tenity'ye: Hızlandırıcı, Kurumsal İnovasyon ve VC | Kaan Akın - TRVC 32
30 Temmuz 2026 · 47 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Türkiye girişimcilik ekosisteminin tanınmış isimlerinden biri olan Kaan Akın bu bölümde TRVC'ye konuk oluyor.Kaan, Hackquarters'ı nasıl kurduğunu, kurumsal inovasyon programlarının nasıl ortaya çıktığını ve bugün Tenity çatısı altında hızlandırıcı programları, kurumsal inovasyon ve venture capital'i nasıl bir araya getirdiklerini anlatıyor.Sohbet boyunca ayrıca:- Hackquarters'ın kuruluş hikayesi- Kurumsal inovasyonun Türkiye'deki gelişimi- Tenity'nin yatırım stratejisi ve fon yapısı- Avrupa ve İngiltere startup ekosistemleri- Türkiye'den global şirket çıkarmanın zorlukları- VC dünyasında değişen dinamikler- AI, secondary piyasaları ve fon toplamanın geleceği- Türk girişimcilere tavsiyeler- Rapid Fire soruları- Kaan'ın önerdiği kitap ve podcastKonularını ele alıyoruz.Keyifli seyirler!Bölümde bahsettiğimiz kaynaklar📖 The Power Law (Güç Yasası) — Sebastian Mallaby🎙️ Acquired PodcastBölüm Akışı00:00 Giriş ve Kaan Akın'ın hikâyesi01:04 Mekatronikten girişimciliğe ve Hackquarters'ın kuruluşu05:04 Hackquarters: İlk yatırımlar ve kurumsal inovasyonun doğuşu10:16 Tenity'ye katılış, birleşme süreci ve yatırım modeli16:39 Yeni fonlar, diaspora girişimcileri ve Londra'nın rolü23:41 Venture Capital'in geleceği: SaaS Apocalypse, AI, secondary piyasaları ve fon toplama29:15 Türkiye startup ekosistemi ve neden ilk günden global düşünmek gerekiyor36:20 Türkiye'nin uluslararası algısı ve globalleşme tavsiyeleri39:20 Rapid Fire: Kaçırılan yatırımlar, venture capital ve unicornlar43:55 Kitap ve podcast önerileri, Namık Kural ve kariyerindeki dönüm noktalarıYoutube kanalına Abone Olun
Transkript
TRBC'nin yeni bir bölümüne hoş geldiniz.
Yine Türkçe bir bölüm çekiyoruz.
Bugün konuğum Kaan Akın, Managing Partner Teneti.
Hoş geldin Kaan. Selam, merhabalar.
Çok sağ olun beni de konuk aldığınız için.
Kaan, sen Londra'dasın.
Bugün Ayvalık'tayım. Yazlığa geçtim.
Burada güzel bir co-working space buldum Mint Ayvalık diye.
Bu gibi altyapılar gelişiyor Türkiye'de.
Onu belki konuşuruz.
Böyle bir kavramı da var. Euro Summer diye.
Kimse de eleştiriyor hani Amerika.
Start-up'lar harol harol, hustle çalışmaya devam ediyor.
Avrupa'da girişimciler belki daha light mı geçiriyorlar yazları ama işte Türkiye'nin ekosisteminin güzel yazlık mekanları vesaire belki bir avantajı mı dönüşür Türkiye için?
Bilmiyorum, tartışılacak, konuşulabilir bir konu ama.
Tekrardan hoş geldin Kaan.
Öncelikle seni biraz tanımakla başlamak isterim.
Yani nerede bu start-up dünyasına, nereden girdin, nasıl girdin, senin geçmişin?
Kısaca biraz bir anlatır mısın?
Ben Kaan, mekatronik mühendisiyim.
Aynen severim bunu. Genelde de kendimle ilgili bahsettiğim konulardan bir tanesi bu.
Çünkü o biraz benim şeyle alakamı gösteriyor.
Yani teknolojiyi gerçekten çok seviyorum.
O zaman da en büyük heyecanım mekatronikte robot yapmaktı.
İşte daha Transformers vesaire gibi şeylerdi.
Tekrar da popüler oldu.
Nasıl da bir AI Winter 80'li yıllarda olduysa, bu peki 90'lı 2000'li yıllarda robotik o kadar çok planlı.
Şimdi tekrar baya bir ön plana geçti.
Biraz teknoloji yetişti diyelim yani.
Çünkü bizim zamanımızdaki yaptığımız makineler, ben işte Sabancı Üniversitesi'ndeydim.
Biraz daha tabii yetkili geçiyor da bir tane Stripe diye bir robotumuz vardı işte.
Dünyanın galiba 90'lı yıllarında o günüydü.
Sabancı Üniversitesi'nde bayağı bir gururu.
Onun için de farklı profesörlerle birlikte çalıştık ama tabii o zaman bir humanoid yapmak yani çok uzun süren ve çok paralara mal olan şeylerdi.
Şimdi görüyorum yani bir sürü insanın daha evde kullanabilecek robotiklerle ilgili de.
bir şeyler geliştirebiliyor. Ben aslında ben mezun olduktan sonra birkaç tane farklı şirketle çalışma deneyim oldu.
Bunların bir kısmı böyle fonlarla alakalı bir kısmı daha teknolojiyle alakalı şeylerdi.
Bir melek yatırma anına da dahil oldum TRNC diye.
2014 yılıydı herhalde.
Aslında o aralar benim Türkiye ekosistemiyle ilgili en aktif olmaya başladığım zamanlar diyebiliriz yani.
12-13 sene öncesine gidiyor.
Headquarters'ı da aslında kurduğum zaman 2015 yılı.
Bugün baktığınız zaman yaklaşık 12.
yılına falan girmiş bir yolculuk var orada.
Çekete çalışıyorken bir taraftan Angel yatırım mı yapmaya başladı?
Yani neredeyse.
Şöyle benim eski işte PepsiCo'da çalıştım.
O zamanki konularım şeydi daha çok.
Dijital marketing benimle çok ilgi çeker konulardan bir tanesi.
O zamanlar işte bu yavaş yavaş dijital reklam, Google, Facebook'un gerçekten...
medyadaki payının büyüdüğü hani reklamları sadece hani görsel, tasarımsal değil de daha teknolojisel işte ne bileyim app'ler, belki hatırlarsanız Facebook üzerine küçük oyunlar oynadığı
deseden markalı vesaire de onlardan bahsediyorum.
Sonra da Yandex'in işte dijital pazarlama müdürüydü.
Zaten hani o dönemler için Bulabileceğiniz en iyi teknoloji native şeyler bunlar yani.
Hani CPC, CPM, reklamdan para nasıl kazanılır, product nedir, product'ın sağlığını nasıl anlarsınız vesaire gibi.
Bunun sonrasında da bir tane venture builder'da işte chief of product diye bir roldeydim.
Benim etrafımda insanlar var.
Benim aslında mandate'im şuydu yani kafamdaki.
Türkiye'de de yani ben dünyada da venture...
konusunu konuşurken birkaç tane dalgadan bahsediyoruz.
2010'larda Türkiye'de sen bir konuda daha akip zaten herkesi de konu kaldın.
2010'larda ilk defa işte böyle gerçek anlamda angel'lar daha aktif bir isimlerin vesaire oluşmaya başladığı bir dönemdi.
O döneme baktığın zaman şeyler çok başladı.
Yani Amerika'da işte Zappos var bizde de benzeri olsun işte.
Onun bir benzeri olsun. Bu dünyada genel olarak aynı trendler gibi düşün.
Benim tarafımda da şuydu yani Türkiye'de Talented bir sürü insan var ama yani konu sadece yazılım yazmaktan ibaret değil.
Çünkü orada onu gördük yani birçok insan ilk bir para raise ettiler.
Çünkü o zaman konu biraz daha konseptle raise ediyordu.
Daha MVP'ler vs.
konuşmadık zamanlar yani bu 16 sene önce.
Sonra şeyi fark etti insanlar.
Software ürününü çıkartabilmeden.
Ürün çıkartmak kod yazmak değildi yani.
O dalgayı atlattık.
O dalgayı atlattıktan sonra zaten birçok yatırımcı şeyle başladı.
Yani böyle siz bir şey yazıyor musunuz ekibinizde?
CTO var mı? Sorusu daha çok gündeme gelmeye başladı.
Sonra da hikaye biraz şeye geldi.
Yani product nedir ve nasıl satılır?
Çünkü bir grup insan da ürün çıkartabildiler ama müşterilerine götüremediler asla.
Ben de tam o aralarda şey diye düşünüyorum.
Yani benim daha commercial skill'lerim iyi olduğunu varsayıyorum.
Biz birlikte bir şeyler yapabiliriz.
O yüzden HackQuartus bir hızlandırıcı olarak başladı.
Ayrıca 2015 yılında hızlandırıcı formatında bir fon açıp yatırım yapmak kolay değildi.
Fon, balance sheet'ten yatırım yapmak zorunda kaldık biz aslında baktığında.
HackQuartus Türkiye'de mi kurulmuştu?
Aynen Türkiye'de kuruldu. İstanbul'da.
O konuyla ilgili de sırada geliyorum yani.
Acaba Türkiye'de kurmak doğru bir karar mıydı, değil miydi diye.
Ama heyecanlı bir hikayeydi.
O dönemlerin bence güzel tarafları buydu ve işte Hack Quarters'da ilk dönem biz 8 tane girişime yatırım yaptık.
10 bin dolardı o zaman yatırım yaptık tutar.
Ama herhalde YC'de 12 bin dolar yatırım yapıyordu yani 2014 yılında.
Şu an o para farkındalığımız...
O fonları nasıl topladınız?
Ben Hack Quarters'ı kurmadan önce zaten.
TRNcels'a kurucu ortaklardan birisi olaydı.
Dediğim gibi başka bir tane venture builder ve PE'nin bir rolündeydim.
Ama amacım şeydi zaten.
People Venture Builder yaparken...
Bu teknoloji ve ürün konularında yani içeride daha fazla ürünler çıksın diye çok uğraşıyordum.
Yani benim konum buydu yani.
İyi insanlar vardı, gelin ürünleri çıkartalım vesaire diye konuşurken.
Namık Kural benim yatırımcı, çok da sevdiğim bir abim.
Biz TR Angels'la tanıştık aslında.
O zaman ben TechQuarters'i kurarken dedim ki abi bana 200 bin falan lazım.
Bence iyi bir yatırım değil.
Ben olsam yapmam ama bence sen yapmalısın.
Çünkü şundan dolayı iyi bir yatırım diyorum yani.
Excelter'lar vesaire şu an biraz daha ne olduğu anlaşılabiliyor da yani eski anlaşması zor.
İki ditesi çok kötü yani hani sen parayı koyuyorsun ama hani bir benzin ömrü ne işte 10-12 sene yani hadi.
Ve aslında biraz şeydi yani driving in the blind gibi.
Benim o zamanki hayalim bu arada yani Hack Quarters ile ilgili şöyle bir şey vardı.
Melek yatırım ve yatırım hikayelerine baktığımız zaman o zaman.
Yiğit Investor konulaca biraz daha ilgim çekiyordu.
Yani şunu diye düşünüyordum.
Ben o zaman startuplara yatırım yaptıktan sonra ticaretleşebilecek bir formatın gelecek yatırımcıların lead investment görevlerini alıp belki investorlara hatırlayabileceğiniz bir
servise dönüştürürüz diye düşünüyorum.
Hiçbir fikrim yoktu. Çünkü o zaman şeyde de çok sıkıntı çekiyorduk.
Yatırım yapıyorsun, lead investor olması lazım bir meleğin.
Zaten bu insanlar yoğun.
Ama bir görev de var orada.
Ben de şey diye düşünüyorum. Biz Hack Quarters olarak bence senede onlar tanrı bir yatırım yaparız.
Burada yatırım alan şirketlere de, belekleri de isterlerse de hani bu servisi verebiliriz diye.
Ama adam bunlar cahilce fikir verir o zaman.
Sonra Hack Quarters deneti bir parçası oldu.
Daha oraya gelmeden şey oldu. Hack Quarters'da işte biz bu şeyi yaptığımızda hani pahalı dememiz...
SPB'den çok kolay. Biliyorsun kartada bir SPB açabilirsin.
O yüzden balance sheet'ten yatırım yapmak da çok korkunç.
Türkiye'deyim ben. Benim yatırım yaptığım şirketem de Türkiye'de.
Bizim bazı müşterilerimiz kurumsal olarak bazı servisler vermeye başladı.
Şöyle oldu. Biz ilk dönemi yaptıktan sonra devlet kurumları şey diye gelmeye başladı.
Biz bunu desteklemek istiyoruz.
Birlikte ne yapabiliriz? Biz şirketimizle birlikte gelişimlerle çözmek istiyoruz.
Ne yapabiliriz? O orası ile birlikte aslında hep bu artırırız.
Kurumsal ilovasyon programları aradık.
Bu çok istediğimiz bir şey değildi.
Özellikle bahsettim. Yani bildiğimiz bir süreç dünya içinde oldu.
Yani X-Stars'da 4 senelik, 5 senelik bir şirketti.
O zaman o kurumlarla genelde fon kurabiliyordu.
Türkiye'de ben bunu çok uğraştım.
Ama o zaman için biraz erken.
Ve global şirketlerin Türkiye özellikle öyle mendeitleri yok.
Yani öyle bir... parayı diplo edebilecek kasları yoktu diye.
Hikaye aslında böyle evrildi.
Sonra işte İş Bankası, Visa, HSBC, Allianz, Bayer, Pfizer, Mediamant derken yani herhalde yüzey bir tıbbsal program yapsın.
Bu kurumsal inovasyon konusunda Evet, Corporate Innovation ihtiyaçtan doğdu diye anlıyorum ama bir demek ki öyle bir sektörde de öyle bir ihtiyaç vardı.
Startup konusu ilgi toplamaya başlamıştı ve büyük şirketler de bu işe nasıl gireriz diye çok iyi göstermeye başlamıştı.
O size sonra ne sağladı bir sonraki adım için?
Yani orada da hikaye biraz şeyle alakalıydı.
Yani bizim yatırım yaptığımız şirketler yani kendi peçimizdeki şirketlere de yardımcı olmak için de zaten biz kurumlarla konuşuyoruz.
Yani onlar kendi servislerini günün sonunda bazı kurumlara satmaları gerekiyordu.
O yüzden bu konuşmalar başladı.
Benim için de şu ilginç bir konu hale gelmeye başladı.
Yani kurumların daha fazla dertlerini anlayan bir yere getirdi beni.
Gerçekten bir kurum teknolojiyi mi arıyor, iş birliği mi yapmak istiyor?
hani o konudaki hevesleri ne, bunları anlayabiliyor olmak bence genel olarak beni güzel bir tarafa getirdi.
Birkaç tane endüstriyle ilgili bilgi sahibi olmamı sağladı.
O yüzden bayağı iyi bir iş bir dönemdi ama biraz önce dediğimiz gibi yani çok organik gelişti.
Yani benim öyle bir amacım yoktu.
Bir de yani şey bilmiyorum yani bu iyi bir şey mi, kötü bir şey mi?
Yani belki de kurumsal inovasına girmemiş olsam...
Hayat daha güzel olabilirdi.
Şey için söylüyorum bunu. Belki daha venture anlamında daha farklı adımlar atmak zorunda hissederdim.
Ona çözüm bulmam gerekebilirdi yani.
O yolda yaptığımız bir butunda böyle bir şey var.
Peki şimdi de Tenetides'in o hikaye nasıl gelişti?
Onu da merak ediyorum. Biz 2018 itibariyle aslında biz bayağı erken bir zamanda daha bölgesel, global işler yapmaya başlamıştık.
Çünkü inancım da o.
Bunu zaten artık herhalde herkes söylüyor o zaman biraz daha zor.
İnovasyon global bir konu.
Türkiye girişimcisi ya da Türkiye start-up'ı olmak anlayamıyorum.
Bazı sektörler var yeterince büyük olabiliyor ama genelde başarılı olan ülkelerin ekonomilerine baktığımız zaman girişimcileri hep global.
O yüzden bizim planımız da biraz buydu.
Birkaç tane müşterim yani bizim neredeyse bütün müşterilerimiz global.
Müşteriler işte biraz önce saydığım şirketleri düşünürsen bazılarının Londra ofisiyle çalışıyorduk zaten hala hazırda.
Ve İngiltere pazarı Türk girişimcileri için genelde yumuşak bir pazar.
Benim hoşuma gidiyor yani hala.
Çünkü dil bariyeri relativde daha az.
Yani birçok girişimci İngilizce tabii konuşabiliyor.
Yani Almanya'ya gittiğiniz zaman hukuki de dökümanlar Almanca.
Yani bir Almanca bilgisi de gerekecek vesaire gibi.
Yani dolmuş kalkar gibi Londra uçak var.
Yani günde 30'un üzerinde herhalde İstanbul'dan Londra uçak var.
Saat farklı. çok iyi. Biz işte 2019 gibi Londra'da artık full time bir ofiste açalım planları yapıyorduk COVID öncesi.
O aralar yani sonra COVID oldu.
2022 gibi bizim bu yaptığımız kurumsal programlar da çok fazla finansal şirketle yaptığımız için CB Insights'in bir raporu vardı.
Tenity diye bir marka yoktu o zaman.
Eften diye bir şirket vardı.
Bizim birleştiğimiz bu İsviçre'deki ortaklarımın eski şirketinin adı.
O listede Eften Yani yalan söylemeyeyim ama dünyadaki en iyi işte bu on accelerator listesi gibi bir şey yani fintech üzerinde.
Galiba onlar 6. headquarters 7.
sırada falandı ve biz birbirimizi asla tanışmamıştık.
Ama topladığımız zaman da dünyada 3'e geliyorduk yani.
Hani puanlarımızı topladığımızda biz öyle tanıştık.
Yani F'dendekiler yazdı hani biz hiç tanışmamışız.
Çünkü coğrafi olarak başka yerlerdi biz.
Yani onlar Zürih, Singapur'dalardı.
Talini açmak istiyorlardı.
Biz de ağırlıklı olarak işte İstanbul, Madrid'de şeylerimiz vardı.
Ofisimiz yoktu. Bir de Londra'daydık.
O yüzden coğrafi olarak da kesişmiyordu.
Müşterilerimiz de hiç kesişmiyordu.
Biz de işte biz Alianz'la çalışıyoruz.
Onlar Generali'yle çalışıyor.
Biz de İş Bankası'yla çalışıyoruz. Onlar UBS'le çalışıyor.
Farklı farklı şeyler var. Sonra 2023 yılında işte bu acquisition ve merging konusunu konuştuk.
Amacımız şeydi işte yani bunları birleştirelim.
Hem bir footprint'imiz büyüsün.
O yüzden ekosistem değerimiz artsın.
Hem de işte yeni bir fon kurması planlanıyordu.
Ben de hani kendim yatırım yapmaya devam ediyorum küçük yatırımlar.
Bir PV deneyimim de oldu. Yani amacım aslında fon kurmak ama yani fon kurmak da bir iş.
Hani eski HackQuarter'ı yönetmek de bir işti.
O yüzden benim için de anlamlı bir şey oldu.
Hani şey konuştuk. Yeni fonda gel partner old.
Şu an işte onu fundraise etmeye devam edelim.
Bir yandan da bizim inovasyon programlarımız devam etsin.
Dünyada hem portfolyomuza hem de clientlerimize, LP'lerimize faydalı bir ekosistem oluşturalım diye.
İşte 2023'te biz buna enas ettik.
Yaklaşık 3 senedir birlikteyiz.
Burada da biraz önce bahsettiğim servisler devam ediyor.
Yani bizim eski partnerlerimizle yaptıklarımızın dışında yeni gelenler de oldu elbette.
Bir de bizim yatırım yapmaya devam ettiğimiz Tempting2 diye bir fonumuz var.
Burada yaklaşık 120'ye yakın yatırım yaptık.
Bu fonun başlangıcında hızlandırıcı olarak yatırım yapıyorduk.
Yaklaşık işte 70 bin dolar, 75 bin dolarlık bir ilk çekimiz vardı.
Bunlar genelde... Girişimlerin %2.5'ünü alıyorduk.
Genelde dememin sebebi şu yani 50 bin frank.
İnsanlar franka çok yakın olmadığı için söylüyorum.
2 milyon frank değerlemeyle yatırım yapıyorduk gibi düşünebilirsin.
Daha sonra da follow on olarak da 250 bin frank daha yatırım yapıyorduk.
Yaklaşık bir 18 ay önce de bu modeli de tamamen arkamızda bıraktık.
Artık şey yapıyoruz. Erken aşamada yarım milyon dolara kadar beğendiğimiz şirketlere yatırım yapıyoruz.
Belki bunu biraz daha konuşuruz.
Neden? Bu hızlandırıcı modelinden biraz daha uzaklaştık.
Ama günün sonunda şimdi fonumuza baktığınız zaman da onların benden önce de yönettiği fon vardı.
Toplamda da işte Asset Under Management olarak herhalde şu an 230 milyon dolarlarda falan bir büyüklükteyiz.
Şu an yatırım yaptığımız fonda da belki bir 6-7 tane daha yatırım yapmalık yerimiz kaldı.
paranın hepsi de işte halavonlara ayrılacak.
Çünkü 2023'den beri yatırım yapıyoruz o fondan.
Artık funding season'ı kapanmak üzere.
Süper. O zaman o üç kurumsal inovasyon programları, hızlandırıcı programı, bir de fon yapıya kavuştunuz ve o fon ile yatırımlar yapıyorsunuz.
Fintech odağınız var mı?
O daha çok F10'den gelen bir şey mi?
Bu bizim birkaç tane konudan dolayı var.
Fintech zaten geçtiğimiz bir 4-5 sene içerisinde En fazla yatırım alan sektörlerden bir tanesi diyerek.
Bizde şöyle iki tane konu vardı.
Bir, zaten bizim fonumuzdaki bütün yatırımcılarımız, LP'lerimiz finansal sektörden geliyor.
İsviçre Borsası, UBS, Julius Baer, Generali ve Ripple bizim LP'lerimiz.
Önceki fonda da benzer bir durumdaydı.
Ve bizim kurumsal olarak çalıştığımız da birçok şirket, finansal şirket.
Bir de... Bu dönem içerisinde yani geçtiğimiz son 4-5 sene içerisinde fintech'in tanımı da bütün bu sınırlarla çok fazla değişmeye başladı.
Aset de bunun bir parçası oldu.
Tokenization da bunun bir parçası oldu.
Birçok şirketin finansal kabiliyetleri arttı diyeyim.
O yüzden içeride sustainability konusunda da bir fintech.
girişim bulabilirsiniz. Bizim amacımız biraz daha finansal sektörlere dokunan şirketlere yatırım yapmak aslında hani fintech değil de müşterisi, stakeholder'ı alıcısı finansal
şirketler olması bizim için tabii çok daha iyi.
Burada bir tecrübemiz var ama kurumsal programlarda böyle bir konumuz yok yani işte yıllardır Bayer'le de devam eden healthcare programları var çünkü o tarafta aslında biz o gerekli Yani gerekli
alan bilgisini zaten partnerlerimiz de sağlıyor.
Biz Novartis'le birlikte çalışıyorsak zaten Novartis sağlık alanını yeterince iyi biliyor.
Bizim orada dahil ettiğimiz konu biraz daha erken aşama girişim, girişimcilerin büyümesi için yardımcı olabilecek şeylerin tasarlanması gibi konular.
230 milyon dolar civarında bir asset management.
Şu anda bir ikinci bir fonda sizi anlıyor.
Onun da investment period'e yakında bitiyor.
Bir üçüncü fond düşüncelerinizi?
Var mı şimdi? Var yani iki tane format var.
Benim kafamdaki net mendeitlerden bir tanesi aslında şu an yani ben genel olarak İngiltere'yi hani ev gibi görüyorum haliyle artık.
İşte bazı üniversitelerde işte dersler vermeye devam ediyoruz.
Orada da şeyi görüyoruz. diasporalar geliyor.
Türkler de geliyor. Biz Kore ile de yakın çalışıyoruz.
Kore devletinden de bir sürü diaspora geliyor.
Azerbaycan'dan da geliyor. Batı Avrupa biraz daha kolay tabii yani.
İtalya, Fransa onlar.
İngiltere'de çok daha büyük ekosistemleri var.
İşte ama Yunanistan'dan da işte yani Balkanlardan da bir sürü diasporik girişimler geliyor.
Onların devlet fonları da bunların büyümelerini istiyorlar.
Softland etmelerini istiyorlar.
O yüzden İşlerden bir tanesi İngiliz olmayan doğuştan founderları backup edecek bir iş yapmak.
HQ'larını taşımak için bence Avrupa'da en iyi adreslerden bir tanesi bu.
O yüzden bir tane böyle bir ihtimalimiz var.
Bir de tabii şeyi düşünüyoruz biz. Şu anki fonumuzda da bizim oldukça iyi giden şirketler var.
O yüzden muhtemelen bir tane de farklı bir vehicle yapmak heyecanındayız ki follow-onlarına katılabilelim, seviye ağlarına katılabilelim gibi bir...
Elon'umuz daha var. O yüzden muhtemelen yakında önümüzdeki 3-4 kuzey arasında yeni birkaç tane Android ezik sürecimiz başlar.
Güzel bir tesis, bir tez bir fon için.
Amerika'daki startuplar ama yabancı founderlar odaklanan birkaç fon var.
Hatta birkaç tane Türk fonu var.
Bu şekilde bunu Londra ya da İngiltere odaklı yapmak aklıma gelmiş de gayet güzel bir fikir.
Peki coğrafi olarak İsviçre'de aslında...
Bayağı bir merkez startupları için, ekosistemi için.
Coğrafi olarak bir düşünceleriniz nedir?
Kaç tanesinin örneklerini verebilirim ya.
Bizim işte birinci fon ve aslında dediğim gibi bu üçüncü fon.
Bir tane arada da küçük bir fonumuz var yani.
Accelerator 5'lerini yaptığımız.
Yani oraya baktığınız zaman yani ister istemez İsviçre'nin bir legacy'si de var.
Aynı senin dediğin gibi yatırım oranlarına baktığın zaman da büyüklüğüne göre oldukça fazla.
teknoloji konusunun gelişmiş olduğu bir yer.
Birkaç tane çok iyi EC'de var orada.
Bizim işte fonumuzda Yokoi vardı.
İlk büyük eksiklerimizden bir tanesi.
Yokoi mesela bir İsviçreli şirket, expense management, employee, kartlar vesaire gibi konuları yapan.
Geçtiğimiz sene travel perk satın aldı bu İspanya'daki uniform.
Kendi stacklerini build etmek için.
Bu sene bizim Keyrock diye bir şirketimiz Unicorn oldu.
Onlar da Belçika'da şirketler aslında ama biraz daha şey yani infrastructure'dan dolayı onlar da İsviçre'ye bağlı insanlar.
İsveç'te bir tane şirketimiz var Dokonomi diye.
Onların şimdi bir önceki roundunu Mastercard lider etti.
Biz yani sayılara baktığımız zaman bizim fonda da ister isterseniz İsviçre'nin bir legasisi var.
En fazla İsviçre daha sonra İngiltere ve Singapur var.
Aslında ülke olarak baktığınız zaman.
Singapur tabii şundan dolayı doğal.
Yani orada siz Endonezya'da da opera etseniz, başka bir yerde de opera etseniz.
Yani Singapur entitesi birçoğu.
O yüzden Singapur pazarı gibi düşünmemek lazım.
İşte Kore'de iş yapan AI şirketi de var.
İngiltere'de biraz övüler.
Ama İngiltere'de de son dönemlerde çok daha aktif yatırım yapmaya devam ediyoruz.
Bir yandan şeye baksan da zaten aynı.
picture çıkar. Yani Avrupa'daki ülkelerde yapılan yatırımlara bakarsan da Avrupa'da da İngiltere ister istemez çok pahalı şey oluyor.
İsviçre'de muhtemelen devam edecek kısımları olacaktır.
Yani orada da tabi yıllardır orada olmanın verdiği bir deal flow'un gelme ihtimali çok yüksek.
Ama bu 50 bin frank hikayesi aslında neredeyse 5 senelik bir hikaye.
O zaman verebiliyorduk.
Hatta şey dedim ya, HackQuarters'da bizim ilk yaptığımız yatırım 10 bin dolardı.
Yani YC'de 12 bin dolar yatırım yapıyordu.
Şu an dünyadaki erken aşama yani teknolojinin hangi alanına girdiğinize göre değişmekle birlikte gerçekten birçok şirket yani böyle birkaç milyon reyiz etmeden Avrupa'da bile artık çok fazla bir şey
yapamıyor. Ben de böyle yapmalarını destekliyorum.
Yani şey gerekiyor yani pre-seed roundlar yani bizim eskiden pre-seed roundlarda biz böyle 2 milyon franc işte.
2.5 milyon dolar değerlemeyle başlamıştı.
Baktığım zaman bu mesela 10-15 milyon dolarlara çıkmaya başladı.
Yani pre-seed seed arası. Hani nereden bakacağına göre değişir.
Çünkü bazılarının konuşakları var, bazılarının clientları var gibi.
Ama o seviyedeki değerlemeler artık işte 10-15 milyon.
E orada da sizin bir round'a girmeniz için herhalde yazmanız gereken minimum tıket yarım milyon dolar gerçekten.
Ve burada şey yani sizin board seed vesaire alabileceğiniz bir yer bile değil.
Çünkü hani minimum bir, bir buçuk milyon yazmanız lazım ki o round'un işte belki yüzde ellisi kapatın, lead edin.
O yüzden biraz mandate ile de alakalı olacak.
İlginç çünkü bir iki çelişen trend var.
Bir tarafta startupları için, bir startup kurmak için mal.
Asgari maliyet düşüyor gitgide.
En son AI ile bir takım yazılımcı işe almanız bile gerekmiyor.
AI'ye kod yazdırabiliyorsunuz vs.
Ama diğer tarafta hep böyle bir yukarıya doğru baskı da var.
Startuplar daha büyük daha büyük seed roundlar alıyorlar.
İlginç biraz şeyle benzetiyorum.
Laptopa baktığınızda laptop maliyeti aşağı yukarı aynı kalıyor.
Böyle 1000 dolar seviyesinde. Aslında çipler hep ucuzluyor.
Ama diğer taraftan...
İnsanlar daha çok bekliyorlar laptoplarından.
Onun için bir taraftan da yöreye çeken bir baskı var.
Böyle bir den geliyor gibi.
Yani çok böyle bir inmiyor.
Hatta ama son dönem artıyor gibi dediğin gibi seed roundlar.
Şimdi bu AI ile birlikte yani sağa sapo kalıptan bahsediyoruz.
Yani şu an birçok şirketin kendini savunabileceği bir şey kalmıyor.
Hani sen bir yandan diyorsun işte yazılımcı ucuz işte eskiden de bazı şirketler bu parayı bulabildiği için kendini koruyabiliyordu ki başkaları giremesin gibi.
Şu an böyle bir gerginlik var yani belirsizlik politik.
Etkin yani politik olarak da dünya çok stabil bir yerde değil.
Farklı yerlerde savaş diyebilirsiniz, savaş demeyebilirsiniz ama yani bir şeyler oluyor.
O yüzden de yani bu bütün paraların gideceği yerler falan da biraz daha zaman alıyor bence yani o belirsizlik konusunda.
O yüzden ben şunu çok görüyorum.
Şu an mecburen herkes çok hızlı olmak zorunda.
İşte 10 sene önce siz işte 6 ayda MVP'ni çıkartıp bir 6 ay boyunca müşterilere gitmeyi test edebilirdiniz ama...
Şu an 12 ay herkes için çok uzun geliyor.
O yüzden de aslında biraz bu paraların kendisi biraz yükseliyor.
Amaç biraz zamanı satın almak gibi.
Çünkü günün sonunda insanlardan şeyden biraz çekiniyorlar.
Bu yapılan yatırımların karşılığında gerçekten yarın Cloud'un, OpenAI'nin çıkartacağı herhangi bir ürün senin servisini yerle bir eder mi etmez mi?
Burası biraz riskli giden taraflarında.
Bence bütün venture capital dünyasında...
Farklı değişiklikler var bu arada.
Peki onu biraz konuşalım.
Venture capital trendleri nasıl görüyorsun?
Önümüzdeki 5 yılda bir değişiklik görüyor musun?
Bir değişikliğe ihtiyaç var mı?
Neresi iyi çalışıyor, neresi iyi çalışmıyor?
Sanki onun bir düşünceleri var gibi hissettim de sonra.
Çok çok. Ben bu konuda biraz önce bahsettiğim gibi geçen hafta London VC Network'un bir bootcampi var.
Orada ders veriyorum. Bana geçenlerde hatta sosyalist VC dediler sırf bir yüzden.
Şöyle şeylerim var. Yani bir şey çok zorlaşıyor.
Yani baktığınız zaman çok fazla yeni VC görüyor gibisiniz.
Ama yani VC'lerin fundraising'i bence kolaylaşmıyor.
Yani şurada örnek vermek çok kolay değil.
Yani bir şeyin olmadığının ispatı gibi bir şey.
Biliyorum yani çok fazla işte böyle first time...
GP yetkinlikleri vesairelere gittiğim zaman sürekli insanlar geliyor.
Ama RP'lerin davranışlarında çok farklı değişiklikler var bence.
Şu anlamda var. Biraz önce bahsettiğim belirsizlik bir tanesi.
Birçok insan şunu duydum yani ben.
Ya 6 senede döndürecek bir vehicle yapamaz mısınız?
Diyorlar. Anlıyorum dertlerini.
Çünkü gerçekten 10-12 sene dünya için çok büyük.
Düşünsene geçtiğimiz 10 seneye bak.
2016'dan bugüne baksan arada COVID olacağı, yok savaşlardır, yok bilmem nelerdir.
Bunların olacağını tahmin etmek çok çok zor.
Bu şu demek değil yani. VC'ler kötü yapıyor demek değil.
İyi döndürebilecek VC'ler hala döndürüyor.
Sadece bizim ekosistemimiz çok heterojen.
Bence sektör olarak baktığınız zaman averajı ve mini, Bambaşka yerlerde yani bir %5 VC var baktığı zaman.
Onlar inanılmaz returnlar yapıyor.
Dibinde %60 VC var.
Birçoğu çok fazla bir şey döndürmüyor.
Bu da bizim sektörün bir realitesi yani.
Hani şey gibi de değil kimseye suçlamakla alakalı değil.
Çünkü çoğu zaman senin portfolyonda da şans hala çok büyük.
Yani hani biz bugün buna şans diyoruz ama işte bir regulasyon değişiyor.
Senin en iyi giden şirketin büyük problem oluyor ya da işte gibi gibi.
O yüzden bir bu var. İkinci olarak da bu secondary'ler konusu, Amerika'daki betting konusu bence money market'i de çok etkilemeye başladı.
Yani şu an eğitim söylüyorum.
Yani secondary konusu yani herhalde bana haftada bir kere yani şu an biraz yavaşladı SpaceX'le birlikte.
En neredeyse haftada bir kere böyle şey diye mesaj geliyor işte.
Antropik secondary'si almak ister misin?
Okul AI secondary'si almak ister misin?
SpaceX secondary'si almak ister misin?
Bunlar bence normal LP olabilecek insanlar olmayabilir.
Yani ben de baktığım zaman hani böyle birkaç milyon dolar başka bir fonlar koyacak bir yerde olmayabilirim.
Ama davranış çok değişiyor.
Çünkü hikaye şuna dönüşüyor işte.
Gidiyorlar SpaceX'in secondary'sini birkaç sene önce almış yani birkaç sene bile değil.
Bir sene önce almış bir insan. 4x yapıyor, 5x yapıyor.
Zaten VC'den beklentisi.
Yani hani tabii ki bazı VC'ler daha iyi bir şeyler dönecek diyorlar ama yani normalde Venture Returns olarak 5x, 6x.
iyi rakamlar. İyi evet.
Ve hani şimdi insanların da biraz bakış açısı şeye geldi yani.
Ben bunlara ulaşabiliyorum yani.
Eskiden çünkü venture capital'a senin paranı emanet etmenin sebeplerinden bir tanesi de şuydu.
Private deal'lar var.
Yani bir tanesi PE'leri yaptı private deal'lar.
Bir tanesi de bir isimlerini yaptı private deal'lar.
Bunlara akses çok daha azdı.
Çünkü yatırım girişimci de istemiyor.
Ben seni de aramak için bakıyorum.
Çünkü mesela Ama bir SPV vehicle yapıyorlar.
Senin kim olduğundan çok bağımsız.
Diyor ki arkadaş ben bu Seed Round'da 1 milyonluk bir SPV vehicle yaptım.
Minimum 10 bin dolar bile payabilirsin istiyorsan Yunus.
Sen paranı gönderiyorsun.
KYC'ni tamamlıyorsun. Cap table'da bir tane vehicle duruyor.
Seninle girişimci hiç muhatap bile değil.
Ama sen yatırımcı olarak buna dair olabiliyorsun.
O yüzden bu tarafta bazı değişiklikler var.
var. Şey demiyorum, VC'yi öldürecek demiyorum ama böyle bir algısını değiştiriyor.
Şimdi insanlar şey gibi düşünüyorlar.
Biz bütün private deal'lara girebiliriz diye düşünmeye başladıklarını hissediyorlar.
LP adaylarıyla konuşuyorlar.
Yani onun bu biraz Jevons Paradox'a benzer bir olumlu etkisi de olabiliyor.
Startup yatırımcılığı daha yaygın bir şekilde daha çok insanların ilgilenmeye başlamasını sağlayıp ondan sonra Bu işe hani kendim yapmak
da o kadar da kolay değilmiş bir fona yatırım yapayım ne de çekebilir insanı.
Yani fona yatıracak insanları doğrudan start-up göre yatırım yapmaktansa öbür tarafta hani hiçbir zaman dünyayı düşünmemiş olan birisi buradan ilgi sarmaya başlaması
da sağlayabilir kim bilir. İstiyoruz bunların olması da.
Evet ama fundraising, fon fundraising.
Çok kritik bir konu. Fonlara VC girişimsel mey konuşurken hep tabii ki heyecanlı tarafı, biraz böyle haber başlıkları
yaratan tarafı konuşuyoruz.
İşte unicornların işte yok bu kadar para yatırmış vesaire.
Ama hani o fonlara, şu startuplara yatırdıkları paraları bir yerde onlar da toplamaları gerekiyor.
Bu kısma o kadar çok konuşulmuyor ama.
Zor olan tarafı ve püf noktası.
Peki Türkiye ekosistemi konuşursak şöyle sorayım.
Elinde bir sihirli çubuğun olsaydı neyi değiştirmek isterdin?
Türkiye'deki ekosistemi nasıl baştan yaratırdın?
Zor soru gerçekten. Şöyle bir disclaimer da yapmak gerekiyor.
Biraz Türkiye'den daha uzakta kalmış oldum yani istemeyerek.
açıkçası. Belki buna cevap vermeyeceğim ama ben şundan dolayı çok mutluyum.
Birçok girişim o yüzden de sürekli Londra'ya gelen de çok fazla oluyor.
Çok fazla arıyorlar. İnsanlar biraz şeyi anladılar.
Türkiye'nin şey bir problemi var bence.
Büyük olarak.
İzviçre ile ilgili konuştuk ya.
Türkiye gibi pazarlar biraz girişimleri yanıltıcı.
Diyorsun ki 80 milyonluk bir ülke.
Bu kadar büyük bir durum var.
Biz burada bir şeyler yaparız.
Ama işte inovasyon gerçekten global olduğunda çalışıyor.
Bir de bence Türkler çok iyi alıcı da değil.
Şunun için söylüyorum bir Türk şirket aynı servisli bir Türk şirket veya bir Amerikalı şirket aynı benzer paralara getirseler Amerikalı şirkette olurlar gibi
geliyor. Yani bu benim şahsi deneyimim.
Benim de başıma geldi. Çünkü biz de sonuçta birçok kurumla bu açık inovasyon konularını konuşuyoruz.
Kendileri bilirler tabii ki.
Hiç sorun değil. Ama şey ben görmüyorum yani Türkiye Ve Türk olmak Türkiye'de iş yapmak için iyi bir şey dersem valla emin değilim biliyor musun?
Böyle bir şey var. Belki bu sadece Türkiye'nin derdi değildir.
Sadece benim bu Türkiye perspektifimden böyle.
Ama founderlar tarafına baktığım zaman gerçekten şeyi daha çok görüyorum.
Yani o beni mutlu ediyor.
Türkiye'de mükemmel insanlar var.
Çok akıllı insanlar var. Hani çok iyi yatırımcılar var.
Hiç oralarda değilim. Zaten çok küçük rakamlarda oluyor.
Belki nüfusun... işte 10 binde, 100 binde birinin olması da yetiyor zaten.
Ekonomik halkı, her venture ekosisteminin en büyük hikayesi bu.
O yüzden şey var, günün sonunda bir Türk yatırımcıyı da senin Amerika'da, İngiltere'de ticari başarı kazanıyor olma etkilediği için bence hep yapılması gereken şey.
Peki ben size cevabını şöyle olarak alıyorum o zaman ki biraz da başka bölümlerde konuştuğumuz, hep düşündüğüm bir taraf ama Biraz farklı bir taraftan alıyorsun.
Çok hoşuma gitti. Bir sirli bir çubukla bir şey değiştirebiliyorsak şunu değiştiririz.
Corporate yani en çok corporate da var.
Belki yani B2C alanda da belki konuşuruz.
Belki orada bir şey var ama en azından kesinlikle corporate tarafta da hani alıcı daha iyi alıcı olmaları.
Daha çok hakikaten iyi bir ürüne parasını vermeye faydası gördüğü takdirde onun karşılığında parasını vermeye açık olan, gerçek bir değerlendirmeyi yapan, Payne POC'yi de yapan.
Bir tarafta şey konuşuyoruz, Türkiye'deki pazar o kadar kötü ki...
Oradan da bir resilience yaratılıyor.
Müşteriler hem ucuz olsun hem beyaz eldivenle hizmet olsun hem bir an önce yapılmış olsun hem de her şeyi yapsın istiyorlar.
Böyle bir tokatlanıyorsunuz, dövüyorsunuz.
Oradan yaşayabiliyorsanız o zaman baya bir dirençli oluyorsunuz.
Ama sizde aynı zamanda yanlış yerleri de çekebiliyor.
Sizde küçük kalmanızı...
sebep olabiliyor. Bir de bunun diğer söylediği gibi aklıma gelen güzel bir taraf hep böyle startupları, Türkiye'deki startupları ilk günden global düşünsünler diye konuşuluyor ama biraz da böyle kendinizi
zorlayın ve işte kolayını seçmeyin.
İlk günden beri global düşünün gibi konuşuluyor ama aslında belki de ilk gün global dönüşmek daha kolay olacak sizin için.
Daha zorunu yapın, kolay yaklaşmayın değil şey ise belki de daha doğru, daha açık yol, daha kolay yol da olabiliyor aslında.
Başlarda şey diye konuştuk ya, Hack Quarters İstanbul'da kurmak doğru muydu, yanlış mıydı diye arada sırada düşünüyorum diye.
Gerçekten o gün ben bunları yaparken San Francisco'ya da gitmiş olabilirdim.
Yani neredeyse çektiğin şeyle aynı.
Ve birçok Pazarda şeyi tekrar yapıyorsun.
Sen Türkiye'de bir şey inşa ettin.
Enterprise SaaS yapıyorsun.
Birkaç milyon dolar drone var.
Londra'ya geldiğinde de yine soruyorlar kardeş kimsin diye.
Yani varsa birkaç tane tanıdık logo.
Belki biraz daha soft başlayabilirsin ama birçok iş için.
Yani böyle B2C bir şey yapmıyorsan neredeyse her pazar işi tekrar kurmak.
Tabii ne değişmiş oluyor? Başka bir yerde başarmış bir insan olarak daha az hatayla yapıyorsun.
Eskiden 100 birim kaynakla yaparken şimdi belki 50 birimle yapıyorsun.
Bir sonraki pazarda vesaire 30 birimle yapmaya başlıyorsun.
Yani sen daha iyi bir yere geliyorsun.
Şöyle bir problem var tabii ki yani birçok işte hala bir relevancy gerekiyor.
Yani sen bir müşteri...
Almak istediğin zaman özellikle büyük kurumda kendini ispatlaman gereken şeyler var.
Türkiye'de işte ne bileyim belki aynı okuldan mezun olduğun bir satın almacı vardır ve tanıdığın birkaç insan vardır.
Bunun güzelliğini anlayabiliyorum.
Bunu işte Londra'da Amerika'da kurmak kolay değil.
Bu tarz işler yani özellikle mesela İngiltere'nin öyle bir problemi var.
İngiltere gerçekten aşırı yavaş. Böyle çalışıyor.
Alışman gerekiyor. Yani değiştirmeye çalışıyorsan ama kültürel olarak yavaşlar yani.
Hiç kimsenin hızlı karar almakla ilgili bir heyecanı yok.
Çünkü Türkiye'deki insanlarda ben hani biz mesela şirket içerisinde bazı şampiyonlarımız vardır yani.
O şampiyonlar kendileri için de bunu yapıyor yani.
Akıllı bir insan kendini ispat etmek istiyor.
Belki şirketin genel müdürü olacak yani 5-6 sene.
O yüzden önünün öyle bir derdi var.
Ama mesela İngiltere'ye geldiğimde ya da bilmiyorum işte hiç de çok konuşamıyorum belki Fransa için de insanların öyle bir heyecanı yok.
Çünkü hayat kaliteleri çok kötü olmadığı için şey çabası yok yani.
ben işte bu şirketin en iyisi olacağım, nereye getireceğim gibi şeyleri olmayınca biraz yavaş hareket ediyor.
Amerika ilginç bir şekilde, iş yapması kolay anlamında söylemiyorum ama en dışarıdaki insanlara açık yer olabilir.
Yani şey şöyle, gittiniz bir şirkete, bir müdüre reach out ettiniz, dediniz ki ben böyle bir şey yapıyorum, sizin böyle bir şeye ihtiyacınız da olabileceğini düşünüyorum, vaktiniz olur mu diye.
Yani muhtemelen oradaki conversion rate'in Avrupa'ya göre çok daha iyi.
Ne sattığınla bağımsız tabii ki.
Alakalı bir şey mi yapıyorsun, süper mi yapıyorsun ama.
O yüzden hani bunu biraz girişimcinin kendi ölçümü takması gerekiyor ne yazık ki.
Çünkü Türkiye'deki yatırımcı da günün sonunda sana şey işte yani.
İngiltere'de müşterin varsa, Amerika'da müşterin varsa daha hızlı cevap veriyor.
O yüzden zamanla kazanmıyorsun yani.
Türkiye'de bunları bildirirken.
Böyle bir şeyi var ne yazık ki.
Paradoxu var. Ama yani işin doğası herhalde.
Bence zaten birinci şey, birinci girişimcilik daha...
Mecburi hizmet girişim.
Onu çok fazla şey öğreniyorsun yani.
Bu saygıları tamamlıyorsun.
O zaman birçok girişim, benim sevdiğim girişimler de şu an 2.
3. girişimlerden. Tabii ki çok daha farklı şeyler yapıyorlar.
Peki biraz hani o soru uzak kaldım dedin ama yine Türkiye'deki tecrübelerin var onları sorarak düşünecek sordum ama bir de yurt dışındaki tecrübelerini dayanarak sorayım.
Yurt dışındaki yatırımcıların...
ekosistem oyuncuların Türkiye hakkında en çok yanlış bildikleri, yanlış düşündükleri bir şey var mı gördüğün?
Yani hala şey değiliz tabii ki.
Tier 1 bir ekosistem değiliz yani.
Türkiye'den geliyor musun? Oyunda herhalde bu bayağı bir değişti.
Oyunda İskandinavlar çok severdi.
Kesin bunu hissediyorsun.
Çünkü bir de mesela oyunun güzelliği de aslında biraz önce dediğimiz gibi.
Oyunu Türkler oynasın diye yapmıyorsun yani.
Koyuyorsun App Store'a. Anladın mı?
Bir bakıyorsun işte İngiltere'de adam oynuyor, Hindistan'da adam oynuyor.
Ve bu çok replike edilebilir bir başarı ya.
O yüzden şeye de gerek yok.
Yani bir şey ikna etmene de gerek yok.
Zaten sensory tower'dan vesaireden bakıyorsun.
Oyunun yaklaşık ne kadar ciro yaptığını biliyor.
Ya senin anlatmana da gerek yok.
O yüzden bence oyun konusu biraz yani Türkiye'deki bence teknoloji ekosistemlerinde öne çıkan konulardan bir tanesi oldu.
Bence iyi akademisyenlerimiz var.
Yani dünyada da... diasporanız çok daha güçlenmeye başladı.
O yüzden umuyorum daha fazla Deep Tech'te de şey göreceğiz.
Yani iş göreceğiz.
Hani bu ne kadar Türkiye'den olur, ne kadar Türklerin yurt dışındaki olur.
Onunla ilgili şeyde emek değilim.
Ama onun dışında şey var yani özellikle Avrupa'da çok hani Türkiye'ye dokunmamış olma ihtimali çok düşük insanları.
En kötü turizmden dolayı biliyorlar yani.
İngiltere'de birçok insan diyor işte Antalya'ya geldi.
Bilmem nereye geldi. Atatürk Havalimanı'ndan uçtuk ve bir sempatileri de var.
Ama şey gibi değil yani bu aman Türkler gelsin onlarla çalışırız gibi bir şey biraz daha zor.
Birkaç tane uluslararası konferansta şu an mesela fazla Türk var.
Bu senekini diyemeyeceğim de mesela gördüğünüz gibi Mali 2020'de gerçekten en fazla ulusal katılım değil Türkiye'dendi.
Yani birkaç tane stand var.
Yani böyle bir devlet desteği gibi stand var.
Başka bir tane kurumların yaptığı stand var.
Türkiye'deki fintechlerin yaptığı stand var.
Vanu mesela Money 2020 Hollanda'daki.
Aynen. O zaman bana mesela arkadaşlarım şey dedi.
Fintech odaklı bir konferans mı?
Aynen fintech odaklı. Geçen senekisinden bahsediyorum.
Bu sene biraz daha farklı.
Ama yani o zaman dediler arkadaşlar ne oluyor Türkiye'de fintech konusunda diye bana söylediler.
Çünkü hani o seviyede bir katılım yoktu.
Çünkü dediğim gibi yani gerçekten artık herkes yurtdışı odaklı.
Bunu çok daha fazla görüyorum.
Şey yapmaları lazım biraz daha.
Biz biraz tezcanlıyız ya.
Buralarda tezcanlılığın seni yıpratır.
Planını doğru yapman lazım ki.
3 ayda ben Londra'da bir şey yapacağım diye bir plan yapıyorsan planın yanlış.
Yapamayacaksın çünkü. Biz birkaç tane program da yaptık mesela.
En çok istenen şeylerden bir tanesi bu oluyor.
Farklı devletlerden de.
İşte bizim startuplarımız gelsin.
Emniyeter ekosistemiyle tanışalım.
Orada işte biz birkaç tane mesela VC round table yapıyoruz.
VC'ler burada nasıl okuyor?
Ne görmek istiyor? Bunu anlatıyoruz falan.
Orada ısrarla şey diyorum yani biz bu programı yapmaya başlayalım.
Ama bunun bir component olsun.
Birkaç ay önceden başlayalım.
Ve bu insanlar gerekiyorsa yani İngiltere'de tanışmak istedikleri insanlar 2-3 ay önceden yazışmaya başlasınlar.
Çünkü toplantı alamazlar.
2 hafta sen Londra'da gerçekten çok zor.
Şeyi doğru planlamak lazım.
Daha çok para harcayın demiyorum kimseye.
Sadece hani Planımı yanlış yapmış olabilirsin genel olarak.
Bir hatırlatma yapası geliyor.
Güzel. Birkaç soruda hazırladığım bir rapid fire şey yapmak için 5-6 soru hazırsan bir onu deneyelim.
Tabii ki. Kaçırdığın, çok pişman olduğun bir yatırım var mı?
Bir yatırım fırsatı. Yani kaçırdığım sayılmaz.
Yani Arf'ta yatırımcıyım ben.
Keşke daha fazla para koyabilseymişim.
Onlar oldukça güzel gidiyorlar.
Kurucularda yeteri kadar değer verilmeyen önemli bulduğun bir özellik?
Ben accountability'yi çok seviyorum.
Amerikan tarzında genelde bu sales ve şeydir, hep show casing'tir.
Ama yani çünkü DC'de de bir kısım inflated bir değer ya.
Gerçek finansallan değil yani.
Hot deals'e herkes üzerine gidiyor ama...
accountable olmadığını hissettiğin founderlarla hep bir sorun çıkıyor.
Bir bakmışsın şirketteki bazı paralar gitmiş falan.
O yüzden ben accountability seviyorum.
Belki bu benim yaşlılığımla alakalıdır.
Topline'i biraz da iyileştirmeyebilir ama yani en azından kafam daha rahat oluyor.
Asla yatırım yapmayacağım bir kategori ya da fintech'in içinde bir kategori de olur.
Daha da özel bir soru varsa.
Yani Ben şeyde biraz zorlanıyorum galiba.
Yani it's not fun for me.
Benim için hep şey var yani.
Teknolojinin kendisi biraz daha eğlenceli bir şey.
Onlardan uzaklaştığım zaman ya.
Full infrastructure'a girdiğin zaman.
Hani business olarak güzel.
Ama yani hani bir arkadaşım yapıyor olsa participate etmek çok isterim.
Ama kendim deal edeceksem onunla daha eğlenceli şeyler tercih edeceğim.
emin değilim ya yani ben belki şey olabilir yani şirketine göre değişiyor da sadece start-up yani özelinde yani her şirket venture-able olmak zorunda değil o yüzden de bana sosyalite üyesi dediler yani sen
bugün venture capital parası alacaksan harika yani eğer işini böyle düşünüyorsan biz hep şunu anlatmaya çalışıyoruz power law olarak baktığımız zaman ben özellikle erken aşamada giriyorsam set 200x size'a gelebileceğini
kolaylıkla visualize edebiliyor olmam lazım yani sen bugün 10 milyonsun Ben senin 2 milyar dolarlık bir şirket olarak ne yapacaksan sallıyorum.
200-300 milyon dolar cironun olması lazım.
İşte bu nasıl bir şirket olmalı ki 300 milyon dolar cirosu olur?
Kafamda hesaplamam gerekiyor.
Biliyorum tabii ki her şirket bununla getirilecek ama bizde powerlom çalışıyor.
Bazı betlerimiz tutacak ama her bir betin buna uygun olması lazım.
Bazı şirketler geliyor inanılmaz teknolojisi iyi bilmem nesi iyi diyor ki abi ben para reyaz edeceğim.
Neden diyorum işte işte büyüyün bilsinler.
Yani diyorum ki bilmesinler ya yani sen iki ortak, iki arkadaş bir milyon dolarlık cürüm yapın ömrünüz boyunca mutluyuz.
Yani hani ben buna da çok.
Çünkü her şirket bencherable olmak zorunda değil.
İnsanlar şey konusunda biraz değer algılar gitti artık yani.
Şimdi trilyon dolarlar konuşulmaya başladığında hani ölümlü bir insan için ömrü boyunca birkaç milyon dolarlık bir parayı kazanıp tutabiliyor olmak kendisi için, ailesi için, arkadaşları için yeterince iyi.
Benim biraz dengelemeyi çalıştığım konu bu.
Yani VC olarak bunu yapıyoruz demiyorum ben ama her founder yatırım almak zorunda değil.
Her iş bencherable olmak zorunda değil.
Sürdürülebilir olsun, büyüyebilir olsun, karlı olsun senden isyon.
Türkiye'den çıkacak bir sonraki başarı hikayesi Unicorn olsun ya da nasıl ölçersek hangi sektörden çıkar sizce?
Bence şey yani oyunda biz Unicorn çıkartmaya devam ederiz kesin.
Şimdi şeyi de biliyorum çok fazla özellikle böyle liste seviyesinde birkaç tane arkadaşım da onlar çok fazla şey yapıyorlar.
Onlardan EA işleri de çok çıkacağını eğitiydim.
Türkler de genelde eğlence server belki şey hatırlarsınız o zaman işte Snapchat'in eğer bir maske deydi falan acquire ettiği zamanlarda çok fazla bizim böyle B2C app'ler oyuna yakın şeyler çıkmaya devam ediyordu.
Onlar da kesin çıkmaya devam ederler.
Böyle bir şekilde fintech'lerde falan biz çok yavaşız globalleşme konusunda yani bunu çok...
İyi ki var ama çok yok.
Hiç şey söylemiyorum bu arada.
Gerçekten çok başarılı şirketler var.
Fintech gibi düşünmeye de gerek yok.
Mesela en paralar falan bile bir kurumun altında olmasına rağmen o zaman gerçekten farklı yerlerde lisans alıp operasyona geçmiş olsaydım çok daha farklı bir yerlerde olabilirdi.
Çalıştığım konu biraz bunun üzerine.
Nedense dediğim gibi şey açmasına geliyor.
Türkiye yeterince büyük bir ülke açmasına geliyor.
hiç sorun değil ama yani başardığın şey öyle bir şey ki onu farklı yerlere hızlıca sokabilmiş olsaydı yani kat ve kat karşılığını almış olabilirdi yani.
Güzel bir Rapid Fire turu oldu.
Bunu başka bölümlerde de devam edeceğim.
Çünkü güzel geçti.
İlk defa yapıyorum. Önereceğim bir kitap podcast'ı takip ederiz.
kişi var mı? Bence mesela bu Power Law kitabının kendisini de ben çok severim.
Girişimcilik istiyorlarsa onlara da en büyük tavsiyem bu oluyor.
Siz muhatap olduğunuz yatırımcının ne derdi olduğunu da anlamanız lazım.
O yüzden bu Power Law kitabı.
O şey biraz VC tarihini de anlatıyor.
Galiba miydi? Türkçesine çıkardılar.
Türkçe içebildiler. CVC konferansına hediye ettiler katılımcılara.
Bence gerçekten o çok iyi.
Podcast olarak da benim en çok sevdiğim podcast Acquired.
Acquired podcast'ını aşırı seviyorum.
Yani episode'u episode demek çok kolay değil çünkü böyle Google 13 saat episode olarak.
Ama yani şöyle şunu anlıyorsunuz orada da mesela gidip Visa'nın episode'unu dinlediğiniz zaman ya da LMH'i dinlediğiniz zaman Yani olay son 20 senelik konu değil, 30 senelik konu
değil. Yani alışverişten nelerin döndüğü ya da Coca-Cola episoduna baktığınız zaman bugün bizim ekonomimizi yaratan structure'ların tarihini falan anlamak çok iyi oluyor.
Bence aşırı iyi araştırmacılar zaten.
Yani ikisini de çok severim. Hani en sevdiğim podcastlardan bir tanesi de o yani.
Birkaç bir dinledim ama hakikaten uzun.
Yani orada bir zaman yatırımı yapmak lazım bunları dinlemek için.
Bir tekrar bir bakacağım akvaryada.
Aynen öyle. İsmail'i de çok dinliyorum zaten.
Hani oraya inerken binerken falan.
Ama gerçekten en severek dinlediğim herhalde şey o.
Onun dışındakiler biraz daha komedi ve şey işlettiğim dinlediğim şey.
Sevdiğim son bir soru var.
Bitirmek için. Sana yapılan en büyük iyilik ya da güzellik ne olmuştu?
Her şey güzel tabii ki.
Namık abi dediğim gibi yani.
kurmamın en büyük vesilelerinden bir tanesi o.
Günün sonunda o da çok emek verdi.
Ben de çok emek verdim. Yani emeğin kendisi de değil ama yani birilerinin sana inanması bütün hikayeyi değiştiriyor ya.
Yani o gerçekten benim şu anki kariyerimdeki en büyük konulardan bir tanesi.
Öncesinde de çok yedik.
Şimdi de yani çok yiyiz.
Çok severim. Ben de elimden geldiğince yani bizim de yani birçok şeyde bu çalışıyor.
Eğer verebilecek bir pozisyondaysan vermeyi tercih ediyorsun.
Şey konusu olur ya bunu sorarlar sen işte insanlara en başta mı kredi verirsin yoksa insanlar seninle görüştükçe mi kredi kazanır?
Ben tercihim az insana önden kredi vermek üzerinde.
Çünkü gerçekten çok iyi şeyler yapılabiliyor.
Pişman da olmadım açıkçası. Çok keyifli bir sohbet oldu.
Sağ ol vakit ayırdığın için, katıldığın için.
İstanbul'a geliyor musun ara sıra?
İstanbul'a gelirsen orada bir konferansla bir şeyde karşılırsak.
Her zaman güzel olur.
Şimdilik çok fazla şey planım yok.
Biraz fazla seyahat olduğu için gelemeyebiliyorum.
Birkaç tane seyahatimin bağlantı uçuşu İstanbul'dan olduğunda hani o olduğunda 3-4 gün en azından geçirmeye çalışıyorum.
Umarım yakın zamanda gelirim.
Londra'ya gelirseniz de beklerim.
Ben genelde buralardayım.
Tekrar teşekkür ederim. Çok güzel oldu.
Size çok teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
