
Konuklar: Burçin Ece Ertürk, Cenk Yılmaz, Ezgi Tam, Feyza Nur Khassanov
97. bölümümüzde konuğumuz OPS-CX-TEX-UX ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk! Trendyol Talks'da Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimizi ve ritüellerimizi konuşuyoruz. Trendyol Talks podcast kanalımızı takip etmeyi unutmayın!
Transkript
Selam ekip. Ben Seller Order Experience ekibinden Fatiha.
Teknoloji ekiblerini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast serisinin 97.
bölümünde Ops CX Techs UX ekibiyle birlikteyiz.
Bugün Kübra ve Cengiz yok, ben tek başımayım.
Bu ekibi tanıyıp, ekip yapısı, kullanılan teknolojiler, pratikler, AI gibi birçok konuyu konuşacağız.
Dilerseniz ekip tanımıyla başlayalım.
Sayın ekip, kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?
Kaç yıldır Trendyol'dasınız?
Selam, ben Feyza.
28 yaşındayım ve yaklaşık böyle 4 yıldır Trendyol'da ürün tasarımcısı olarak çalışıyorum.
Kısaca özetlemek gerekirse de, müşteri deneyimi, satıcı operasyonu, şirket içi HR aracı ve AI ürünleri üzerinde çalışıyorum.
Yani bu müşterilerin destek alabildiği asistandan, temsilcilerimizin kullandığı operasyon araçlarına, satıcı süreçlerini yöneten ekiplerin kullandığı üründen, şirket içindeki HR platformuna
kadar böyle farklı alanlarda ürün geliştiriyorum.
Son birkaç yıldır da özellikle zaten hayatımıza giren AI ve otomasyon tarafındaki ürünlere ekstradan yoğun bir şekilde odaklanmış durumdayım.
Benim tarafım kısaca böyle.
Selam ekip. Ben de Ezgi.
29 yaşındayım.
Yaklaşık 3 yıldır Trendyol'da ürün tasarımcısı olarak çalışıyorum.
Trendyol Express domeyinde ayrıştırma merkezlerinden sorumlu sorting domeyinde görev alıyorum.
Aynı zamanda depolardan sorumlu olan fulfillment domeyinde görev alıyorum.
Selamlar. Ben de Burçin.
Yaklaşık 5 senedir Trendyol'da ürün tasarımcısı olarak çalışıyorum.
Ben de Trendyol Express'te middle mile domeninde ve delivery ekitlerine destek veriyorum.
Yani siparişlerin lojistik operasyonlarına dokunan ürünlere destek veriyorum gibi düşünebiliriz.
Süper, hemen topu ben alayım.
Selamlar herkese. Ben Cenk.
Bu arkadaşlarımın vermiş olduğu yaş infosunu vermeyeceğim çünkü yaşım ortaya çıkacak yüksek ihtimalle.
Ben de 6,5 yıldır Trendyol'dayım.
Toplamda ise 19 yıldır dizayn ve ürün geliştirme alanlarında çalışıyorum.
Şu anda OpsiX, TechSuex ekibinin liderliğini üstleniyorum diyebilirim.
Teşekkürler Cenk. Biz yaşını az çok anladık.
Şimdi ekibinizin ismi zor.
Umarım doğru telaffuz ediyorumdur.
Opsi, Extex, UX ekibi olarak sorumluluklarınızdan bahsetmek ister misiniz?
Hangi ürünlere destek oluyorsunuz?
Birazcık ekibinizin sorumluluklarını açar mısınız?
Hemen burada topu ben alayım.
Böyle çok minik bir ekibi anlatayım.
Sonrasında baktığımız ürünlerden de çok kısa bir tanım yapayım.
Biz aslında 11 kişilik bir ekibiz.
Böyle trend yolu içerisinde oldukça geniş ve farklılaşmış ürün ekosistemlerine kullanıcı deneyimi özeninde aslında destek veriyoruz.
Burada işte benim, Feyza'nın, Burçin'in ve Ezgi'nin yanı sıra aslında işte Sima, Berna, Mert, Emir, Sena, Elif ve Hilal bizim ekibimizin aslında diğer önemli oyuncuları diyebilirim.
Bugün böyle şu an içinde bulunduğumuz süreçte 45'ten fazla ürüne destek olduğumuz bir aslında ekosisteme sahibiz.
Burada çok fazla dikeyimiz var diyebilirim.
Çok minik bunlardan bahsetmek gerekirse customer services tarafında customer experience, connect, tdesk ve trend tool asistan, AI ve otomasyon tarafında AI agents ve voyager workflows, depo süreçlerinde fulfillment, logistik
tarafta delivery, first mile, middle mile ve last mile gibi bir skoptan bahsedilebilir.
Bunların yanı sıra dolap bizim önemli dikeylerimizden bir tanesi.
Papyrus. Yine bizim seller tarafında agentlere vermiş olduğumuz aslında desteği bu ürün tarafında sürdürüyoruz.
Trendyol içerisinde de böyle birçok fazla in-house tool'a destek verdiğimiz bir süreç var.
Bunların böyle başlayacağını saymak gerekirse işte TBP, HCM, Pandora, SSTP, LMS, Akademi, Trendyol Space ve ML Platforms bizim aslında böyle farklı noktalarda destek verdiğimiz ürün gruplarımızın genelini
oluşturuyor diyebilirim. Ben de Cenk'e ek olarak şunu söylemek istiyorum.
Gerçekten ekip içerisindeki en önemli noktalardan birisi çeşitlilik, ürün yelpazemizin çok geniş olması.
Ve biz gün içinde çalışırken gerçekten bazen bir müşteri temsilcisinin 3 chat aynı anda yönetmesine yönelik bir deneyim tasarlıyoruz.
Bazen de bir saha çalışanının kaotik bir ortamda o paketlerin içerisinde daha verimli çalışmasını sağlayacak bir deneyime odaklanıyoruz.
günü nasıl geçirdiği, yaşadığı problemler bunların hepsi birbirinden farklılık gösteriyor.
Ve bizim bu deneyimleri tasarlarken çok farklı kaslarımızı da kullanmamız gerekiyor.
Yani bir gün onlarla ilgili empati yapıp Günlük hayatlarını anlamaya çalışırken başka bir günde veriyi okuyup anlamlandırıp onların hayatlarında yaşadığı problemlere çözüm arıyoruz.
Ve kendi ekibimizi sürekli gelişmeye aç bir ekip olarak tanımlayabilirim.
Baktığımız ürün sayısının fazla olması bizde daha fazla merak uyandırıyor ve bizim bakış açımızı gerçekten genişletiyor.
Skopu bu kadar geniş.
Tanıdığım ilk ekip sizsiniz sanırım.
Elinize sağlık. Bayağı bir şeye bakıyormuşsunuz.
Bir de dışarıdan dinleyen kullanıcılarımız için böyle bir minik parantez açayım.
İşte Cenk'in bahsettiği HCMTP gibi turlar.
Bunlar Trendyol'un içeride internal olan turları arkadaşlar.
Devam edelim. Anlattıklarınız aslında şu an.
Siz çok farklı ürünlere destek veriyorsunuz.
Bayağı geniş bir hikayeniz var.
Ve şunu sormak istiyorum.
Bu kadar farklı ürün yelpazesine sahipken ekip içi iletişim ve hizalanmayı nasıl koruyorsunuz?
Yani birbirinden çok bağımsız ürünlerin.
Açıkçası bu ekip içerisinde en çok kafa patlattığımız konulardan birisi olabilir.
Çünkü çok fazla ürüne bakmak...
Bazı ekipler için bireyselleşme ya da ekip ruhunu etkileyecek, negatif etkileyecek bir yere gidebilir.
Fakat biz bunu engellemek için çok farklı çalışmalar yapıyoruz.
Bunun temel sebebi de ortak bir çalışma kültürü oluşturmak ya da ortak bir düşünce sistemini benimsemek.
Ve biz bunu sadece birlikte aynı toplantılara girmekten ibaret olarak görmüyoruz.
Aslında yaptığımız çalışmalar sonucunda hem birbirimizin ürünlerine destek Sadece kendi domenlerimize değil farklı ürünleri de anlayarak onların hikayelerini etkiliyoruz.
Birlikte çalışma saatleri yaratıyoruz.
Ve bu da bizim aslında sadece kendi domenimiz haricinde farklı şeyleri de görmemizi, anlamlandırmamızı sağlıyor.
Journal Club'ımız var.
Her hafta bir makale okuyup ekipçe bunun üzerine tartışıyoruz.
Bu da aslında bizim profesyonel olarak mesleğimizi geliştirdiğimiz bir alan açıyor bize.
Ve bazen sadece kahvemizi alıp...
Bir toplantıda buluşup günlük hayatımızı konuştuğumuz anlar da oluyor.
Bu anların bizi takım olarak birbirimize yaklaştırdığını düşünüyoruz.
Ve tabii ki bunun doğrusal sonucu olarak da aslında ekipte bireysellikten ziyade bir takım ruhunu oluşturma ve ortak bir bakış açısından ilerlemek gibi bir kültürümüz var.
Çok güzel ya. Traviyonu, samimiz, mütemaziyiz.
Kültürünü bayağı takım olarak benimsemişsiniz.
Güzel de desteklemişsiniz.
Domeninize de bayağı fayda sağlıyor anladığım kadarıyla.
Burada hani anlattığınız evet iletişim cidden büyük bir challenge.
Diğer bir challenge kullanıcı deneyimi açısında yani bu kadar farklı kullanıcı profiline hizmet veriyorsunuz.
Burada deneyim tutarlığını nasıl yönetiyorsunuz?
Ben bunu çok merak ettim. Yani burada zorlanıyoruz kesinlikle.
Ama yani bizim için şöyle bir durum var aslında.
Bu kadar farklı ürün gamında bir temsilcinin ihtiyaç duyduğu deneyimle son kullanıcının depo çalışanının ihtiyaç duyduğu deneyim birbirinden çok farklı oluyor.
Bazı kullanıcılar için işte hız, operasyonel akış aşırı kritik olabilirken bazı kullanıcılar için hata toleransı çok daha önemli bir hale gelebiliyor.
O yüzden biz böyle deneyim tasarımında bir tık daha tek bir yerden doğru deneyim gibi yaklaşırken Daha çok kullanıcının bağlamını anlamaya çalışıyoruz.
Bu anlamaya çalışma kısmı bireysel olarak yönettiğimiz taraflardan biri oluyor.
Fakat biz az önce Burçin'in de bahsettiği gibi farklı kullanıcı profillerine destek veriyor olmamız bizim aslında hem novamızı geliştirebileceğimiz bir yerden bize bir fırsat sunuyor.
Hem de birbirimizi besleyerek kendi kullanıcı profillerimize, kendi baktığımız ürünlerde kullanıcı profillerine bir tip daha geniş bir perspektiften bakabiliyoruz.
Ben bugün depo çalışanına bakıyorken Feyza'dan aldığım asistan tarafındaki bir bilgi benim o sürece bambaşka bir gözle bakmamı sağlayabiliyor diyebilirim.
Ben de aslında Ezgi'nin bahsettiği bu farklı kullanıcı ihtiyaçları bizim ekip yapılanmamızı da doğrudan etkiliyor kısmından bahsetmek isterim.
Çünkü ürün sayısı arttıkça ve her ürün kendi dinamiklerini oluşturmaya başladıkça Tüm UX kararlarını tek bir merkezden yönetmek hem zorlaşıyor hem de ekipleri kullanıcıdan uzaklaştırabiliyor.
Bu yüzden biz daha merkeziyetsiz bir UX yaklaşımını benimsiyoruz.
Tasarımcıların ürün ekiplerinin içerisinde konumlandığı, kullanıcılarla ve paydaşlarla daha yakın çalışabildiği bir yapı kurmaya çalışıyoruz kendi içimizde.
Çünkü depo operasyonlarında çalışan bir kullanıcının yaşadığı problemle müşteri hizmetlerinde çalışan birinin yaşadığı problem birbirinden oldukça farklı.
Zaten Ezgi de buna değindi.
Tasarımcının da bu bağlamın içinde olması, günlük operasyonu ve kullanıcı davranışını yakından gözlemleyebilmesi gerekiyor.
Bu model sayesinde ekipler kararları daha hızlı alabiliyor.
Kullanıcı ihtiyaçlarına daha hızlı cevap verebiliyor oluyoruz ve ürünün gerçek problemlerine daha yakın kalabiliyoruz.
O yüzden biz UX'i merkezden yöneten, servis eden bir çalışmadan ziyade ürün ekiplerinin içinde yaşayan bir disiplin olarak konumlandırmaya çalışıyoruz.
Valla çok güzel. Merkeziyetiz UX.
Baya fancy. Bekent olarak bana tabii çok...
Uzak olduğum konular ama çok ilgi çekici gerçekten.
Peki bu modele geçişinizdeki ya da bu modeli tercih edişinizdeki temel motivasyonlarınız nelerdi?
Bunu hemen ben cevap vereyim istiyorsanız.
Açıkçası bu temel motivasyondan ziyade biraz bizim gerçekliğimizdi.
Bundan çok da böyle kaçacağımız bir nokta değildi.
Çünkü içinde bulunduğumuz organizasyonel süreç bizim doğal...
olarak buna gitmemizi gerektiren bir yapı oluşturdu.
Niye dersek? Çünkü çok fazla ürüne, çok fazla kullanıcı profiline ve birbirinden bağımsız domainlere destek verdiğimiz bir dünyanın içerisindeyiz.
Burada da tüm UX kararlarını merkezi bir yapı üzerinden yönetmek bizi hem yavaşlatıyor hem de ürünlerin kendi bağlamını bir noktada kaçırmamıza neden oluyor.
Bir süre sonra şunu...
bir noktada fark ediyoruz. Aslında aynı framework içerisinde çalışsak bile her ürünün ritmi, problemi, operasyonu ve kullanıcı davranışı birbirinden farklılaştığı için bir yerden sonra bizim farklı
açılardan bakarak süreci başka değerlendirme modelleri üzerine inşa etmemiz gerekti.
Biz de burada merkeziyetsiz yaklaşımın aslında böyle bir noktada merkeze koyduğumuz bir yere inşa ettik diyebilirim.
Biz burada böyle designer'ın ürüne, kullanıcılara, stakeholder'lara daha yakın konumlanmasını istiyoruz.
Çünkü ürünün içerisinde yaşayan designer'ın günlük problemleri, operasyonel zorlukları ve kullanıcı davranışlarını...
çok daha hızlı okuyabildiği, çok daha net anlayabildiği bir aslında dünyanın içinde olduğunda faydasını görüyoruz.
Bu da bizim karar alma hızımızı.
Bir noktada bir problem varsa ona hızlıca çözüm üretme kalitemizi ciddi şekilde arttırıyor diyebilirim.
Baya güzel bir açıklama oldu.
Teşekkürler Cenk. Peki sektörümüzün vazgeçilmesi data.
Data ile yaşıyoruz. Kararlarımızı data ile alıyoruz vs.
vs. Sizin bu ürünlerde data ile ilişkinizi nasıl tanınarsınız?
Yani karar mekanizmanızda datanın yeri nedir?
Biraz bundan bahsedelim.
Ben hemen sözü alayım.
Yani data gerçekten bizim ekibin süreç işleyişinin çok merkezinde yer alan bir kavram.
Çünkü özellikle operasyonel ürünlere baktığımız bir ekip içerisinde sadece...
Tasarımcı olarak sevgilerimize güvenmek ya da UX kurallarına uygun bir tasarım yapmak yetmiyor.
Burada o kullanıcının gerçekten ne yaşadığını anlamak, empati yapmak, hatta belki onun bulunduğu fiziksel ortamı anlamak bile çok fazla önem kazanıyor.
Ve bunun için de data'ya bakmaya mecburuz diyebilirim.
Özellikle user feedback'lere bakmak, o kullanıcının bir ekranı ya da platformu nasıl kullandığını anlamak bizim için çok önemli.
Şu anda da ekip içerisinde, yani ekip içerisindeki ürünlerimizde 26'ya yakın data hedefine koşuyoruz.
Bunları aylık olarak takibini yapıyoruz ve ekip içerisinde de düzenli olarak birbirimizi updateliyoruz.
Çünkü bu paylaşımların da aslında ekip içerisinde bir kültür oluşturabileceğini, başarımıza etkisi olabileceğini düşünüyoruz.
Bizim için sadece...
Tasarımı oluşturmak çıktı, oluşturmak değil.
Aslında o tasarım çıktıktan sonra gerçekten kullanıcının hayatında bir etki yaratabildik mi?
Onun günlük hayatındaki bir probleme çözüm ürettik mi?
Ya da işlerini birazcık bile olsa rahatlatabildik mi?
Bu çok önemli oluyor. O yüzden de datanın burada bizim için yeri çok ayrı.
Şimdi bayağı bir şeyden bahsettiniz.
Zaten çok şeye bakıyorsunuz.
İnanılmaz bir domain iletişim challenge'ınız var.
Data challenge'ınız var. Bayağı challenging back'te yer alıyorsunuz.
Benim şu anki merak ettiğim şey şu.
Mevcut ürün süreçlerinizde en çok sizi ne zorluyor?
Yani hangi noktalarda ya abi yine bu mu ya?
Yani yine mi bunu yaşıyoruz gibi bir şey noktasına geliyorsunuz?
Yani burada ben şey söyleyebilirim, abi yine mi ya dediğimiz noktalar aslında bazen bize gelen işlerin hani şurada bir sorun hissediyoruz diyerek geldiği yerler oluyor.
Yani bu aslında bazen de az önce Burçin'in bahsettikleri datasız gelen yerlerde olabilir aslında.
Böyle noktalar bize bu belirsizliğin içinde kaldığımız noktalarda en çok bu hissi yaşıyoruz diyebiliriz.
Çünkü biz ürün tasarımı yaparken, product design gözüyle işimize bakarken problemi tanımlama kısmı zaten bizim işimizin bir parçası.
Ancak bu kadar sprint koştuğumuz dönemlerde biz böyle hissediyoruz, burada böyle bir sorun olabilir gibi aslında kapsamda gelen taslar bizi tekrar aslında bir eforu yükselterek bu problemi
netleştirmeye. İşte doğru çerçevelemeye, gerçek problemin peşine koşmaya zorlayan kısımlardan biri oluyor.
Ama bu tarz işler bir tık daha hani burada böyle böyleyken bu yüzden böyle oldu.
Buradaki ihtiyaç noktası bu diye geldiği noktada...
bizim sürecimiz çok daha smooth akıyor diyebilirim.
Bir diğer zorlayan şeyse aslında context switch.
Bu kadar anlattık işte biz 45 tane ürüne bakıyoruz.
11 kişiyiz falan filan diye.
Yani günlük hayatımızda gerçekten en az ürüne bakan kişi belki 4-5 farklı ürüne bakıyor şu an bizim ekibimizde.
O yüzden sürekli olarak bir konuyu kapatıp bir konuyu açmamız gerekiyor aklımızda.
Burada Feyza'dan örnek vermek istiyorum.
İşte sabah Connect tarafında temsilcilerin yaşadığı bir aslında problemle ilgilenirken öğleden sonra A-Agent tarafında internal tool olan bir yerin problemi peşinde koşması gerekiyor.
Akşama doğru da HCM'den bir iş gelmiş olsun biraz da ona odaklanması gerekiyor ve her seferinde aslında bu contact switch'i yönetmesi gerekiyor.
Yani burada sürekli olarak farklı kullanıcı profilleri, farklı problemler, farklı operasyonel bağlamlar arasında geçiş yapıyoruz.
Bu da zihinsel olarak bizi zorlayan taraflardan biri oluyor diyebilirim.
Yani aynı domeni içerisinde bile kontekst hiç yorucuyken siz de bu kadar şeyler arasında bu kadar kontekst hiç gerçekten elinize sağlık yani.
Ben de bayağı uzun yıldır trenci odayım.
7 yıl oluyor bu ay hatta.
Bayağı back-end, front-end vesaire birçok arkadaşım var, birçok arkadaşla konuşuyorum ama çok da tasarım tarafını hiç konuşmadığımı fark ettim.
Bayağı da merak etmeye de başladım şu an.
Size merak ettiğim bir soruyu daha sorayım.
Günümüz tasarım ekiplerinin en büyük yanılgısı nedir?
Burada arkadaşlarım izin verirse buna böyle çok minik ben bir cevap vermek isterim.
Aslında bunun bir sürü cevabı var.
Yani tek bir cevap üzerinde bunu yoğunlaştırmak tabii ki kolay olmayabilir ama hani biraz daha bizim içinde bulunduğumuz ekosistem üzerinden de cevap vermek gerekirse çok özner bir yerden yaklaşacağım bu arada.
Hala bir noktada tasarım ekipleri aslında yaptığı işi bir çıktı üretme olarak görebiliyor.
Bence bu büyük bir yanılgı.
Biz aslında biraz daha böyle modern UI'ları, güzel ekran tasarımını veya estetik arayüzleri hala iyi bir tasarım yapma noktasına değerlendirebiliyoruz.
Halbuki özellikle büyük ve trend yolu gibi kompleks organizasyonlarda ürün tasarımının asıl değeri çoğu zaman ekranın biraz daha böyle kendisinde değil, problemi nasıl tanımladığımızda, ekipleri nasıl hizaladığımızda
ve nasıl karar verdiğimizde saklı oluyor.
Bu böyle bakış açısı aslında kullanıcı deneyimine biraz daha yaklaşıma etkileyen bir boyuta.
süreci götürebiliyor. Çünkü bence önemli yanılgılardan biri de UX'i sadece son kullanıcı deneyimi gibi görüyor olmamız.
Oysa böyle büyük operasyon çalışanların, temsilcilerin, depo ekiplerinin veya işte böyle trend tool içerisindeki internal tool kullanan insanların deneyimi en az böyle bir müşteri deneyimi kadar kritik bana soracak olursanız.
Çünkü kötü tasarlanmış bir internal süreç bazen doğrudan müşteriyi bir noktada deneyimden koparabiliyor.
Özellikle bizim gibi çok fazla operasyonel ürünle çalışan ekiplerde bu çok daha böyle net hissedilebilen bir yere kendini konumluyor.
O yüzden biz böyle ekip içerisinde biraz daha çıktı odaklı değil etki odaklı düşünmeye çalışıyoruz.
Hatta dün böyle bir experience sharing toplaşmamızda bu etkiyi çok geniş perspektifte nasıl yönetiriz üzerine böyle bir şey ekip içerisinde konuşma da yapmıştık.
Çok hızlı feature çıkarmak her zaman iyi ürün geliştirdiğimiz anlamına gelmiyor.
Gelmemeli zaten bir noktada.
Bazen ekipler sürekli output üretiyor ama gerçekten hangi problemi çözdüğünü veya kullanıcıya nasıl bir değer yarattığını yeterince okuyamayabiliyor.
Bizim için önemli olan şey biraz daha şu.
Ortaya çıkan deneyim gerçekten bir problemi çözüyor mu?
Operasyonu iyileştiriyor mu?
Kullanıcının hayatını kolaylaştırıyor mu?
Çünkü günün sonunda tasarımın gerçek değeri bence tam olarak burada yatıyor diyebilirim.
Şu an şeyin farkındalığı geldi bana.
Aslında gündelik kullandığım internet tool'larının çoğunluğu arka planda bir noktasına siz dokunuyorsunuz.
Baya güzel bir şey. Çok yerde varsınız çünkü.
Şimdi gelelim günümüzün en en konuşulan konusuna.
Hype demek istemiyorum.
Evet çünkü hype'dan çıktı artık.
Hayatımıza yerleşti. AI konuşalım biraz.
Bugün ekibinizde AI'dan en çok hangi alanlarda faydalanıyorsunuz?
Bir de bunu paylaşabilir misiniz?
Şimdi AI konusu geldi.
Yapay zeka. Bunu tam bekliyordum ben de.
Burada direkt ben bir...
Söze başlamak isterim arkadaşlar da ekleme yapar muhtemelen.
Biz EO'yu biraz daha böyle ekip içerisindeki işleri kolaylaştıran bir yardımcı gibi kullanmaya başladık aslında diyebilirim.
Özellikle tekrar eden işleri azaltmak tarafında bayağı faydasını görüyoruz.
Mesela Jira, Slack ya da Google Sheets gibi bizim zaten günlük kullandığımız araçlarımız var.
Bu araçların arasında küçük otomasyonlar kuruyoruz.
Diyelim ki bir teskin durumu değiştiğinde ilgili ekibe otomatik bilgi gitmesi ya da bir sheet'e yeni bilgi girildiğinde Slack üzerinden mesajların otomatik paylaşılması gibi şeyler
aslında yapıyoruz. Bunlar küçük gözüküyor ama ekip içinde bize ciddi zaman kazandırabiliyor.
Günün sonunda da ne kadar biz az manuel işle uğraşırsak problem çözmeye, işte bu bahsettiğimiz kullanıcıyı daha iyi tanıma kısımlarını bir o kadar fazla zaman ayırabiliyor oluyoruz.
Bir de bizim için güzel taraf şu, Başta da bahsetmiştik, AI ürünlerine sadece dışarıdan bakan bir ekip de değiliz.
Aynı zamanda Trendyol AI Agents ve...
Voyager Workflows gibi bizim şirket içerisinde bu süreçleri otomatikleştirme ve iş akışlarını kolaylaştırmaya çalışan ürünlere de doğrudan destek verebiliyoruz.
Bizim bir yandan da şansımız bu.
Yani hem o deneyimi tasarlıyoruz hem de günlük işimizin içinde aktif şekilde kullanabiliyoruz.
Bu da e-yayın gerçekten nerede faydalı olduğunu ya da nerede kullanıcıyı zorladığını çok daha yakından görmemizi sağlıyor.
Yani ben burada ekleme yapmak istiyorum.
Yani Feyza'yı birazcık böyle tekrar ediyor gibi de olacağım ama biz böyle eğer yalnızca hani hadi daha hızlı görsel üretelim falan gibi bir perspektifle işte hani böyle dizayn denince o ilk akla gelen şekilde
kullanmıyoruz.
Bir yandan da hani şu an LinkedIn'e vesaire girip baktığımızda hani AI ile işte tasarım bitiyor, tasarım öldü falan gibi şeyler görüyoruz ama işte vibe codingleri görüyoruz genelde ama biz product design...
perspektifinden baktığımızda maalesef direkt AI öyle gelip bizim işimizi elimizden alacak falan gibi bir noktada da değiliz.
Böyle daha çok ekip içindeki bizim şu an AI kullanım şeklimiz ekip içindeki operasyonel yükü azaltan, problem çözmeye daha fazla vakit ayırabileceğimiz alanları tanımlaması için kullanıyoruz.
Yani bizim tarafta az önce Feyza bahsetti.
Önemli olan kısım o problemi doğru tanımlamak.
kullanıcının gerçekten ihtiyacına odaklanabilmek.
Biz şu an AI aslında operasyonel işlerimizi devredebileceğimiz yolların peşindeyiz.
Bununla beraber de şu an bizim aslında 6 farklı devam eden AI projemiz ve birçok da aslında küçük küçük başladığımız fikirlerimiz var.
Ama burada böyle birçok projelerden bahsetmek istiyorum.
Mesela bir tanesi persona yaratma.
Şimdiye kadar biriktirdiğimiz dataları aslında AI'ye öğretip ilgili user profilimizi oluşturduğumuz ve yaptığımız tasarımın bir alternatifini ele vererek ilk insight'ımızı alabildiğimiz
bir projemiz var. Burası bizim için çok kritik çünkü her fikrimize gidip user'a sorabileceğimiz bir ekosistemde yaşamıyoruz.
Yani bulduğumuz fikir gerçekten işler mi acaba ya?
Soru işaretimizi persona projesiyle çözüyoruz.
Text tarafında, Trendyol Express tarafında Çok ilk uyguladığımız bir dizayn sistem var ve biz bunu şu an product'tan yani product'tan design'a, design'dan development'a geçen tarafta biz bunu ideation'dan
production'a diyoruz. End-to-end şekilde dizayn sistemi optimize ederek süreçlerimizi hızlandırıp problem tespitine daha fazla vakit ayırmak, dataların daha çok peşinde koşmayı hedefliyoruz.
Bir yandan task management'ımızı, performans yönetimimizi yani aslında bizim görünmeyen invisible dediğimiz işlerimizi AI'la...
Beraber nasıl optimize ederiz ki yine daha çok katma değerli işlere vakit ayırabiliriz?
Peşinde koşuyoruz. Yine elimizde var olan dataları belli dashboardlara yerleştirip bunu AI ile analiz ederek aksiyon noktalarını çok daha hızlı görebilir miyiz?
AI bizim yerimize bir burada çalışsın da bize fikirler versin dediğimiz projelerimiz var.
Yani kısaca biz böyle AI'yi tek bir kullanım alanına sıkıştırmak veya AI'nin ne yapabiliyorsa onu yaptıralım gibi bir yerden değil de ilk önce dönüp sürecimize bakıyoruz.
Biz de burada nereler tekrar ediyor?
Biz neyi aslında başka bir yere devrediyoruz?
etsek biz rahatlar ve daha iyi işler çıkarızın peşinde koşuyoruz.
Şu anda da ekibimiz bu şekilde çalışmaya devam ediyor.
Çok güzel. Bayağı adapte olmuşsunuz.
Güzel bir adaptasyon olmuş.
Senle olarak da zaten güzel adaptasyon yakaladık.
Herkes takım seviyesinde. Kendine has işler yapması da çok güzel.
Yapay Zekeri'yle birlikte ürün tasarım ekiplerinin organizasyon yapısı da değişebiliyor.
Değişmeyen var, değişme potansiyeli olanlar var.
Sizin taraf için bunu nasıl yorumlarsınız?
Değişecek mi? Nasıl değişecek?
Yorumunuz var mı? Ezgi zaten çok güzel özetledi aslında ama ben de birazcık daha organizasyonel süreçle ilgili eklemeler yapayım.
Şimdi değişim gerçekten kaçınılmaz bir gerçek bence AI operasyonları sonrasında.
Fakat biz bunu hiçbir zaman artık işte tasarım bitti, bize ihtiyaç kalmadığı gibi bir yerden hiç yorumlamadık.
Aslında bunun tam tersine bence tasarımcıların kendi gelişimleri için çok daha yeni bir alan açtığını düşünüyoruz.
Şu an AI sayesinde biz tasarımla birlikte development'ı da birleştirebiliyoruz ve çalışan şeyler üretebiliyoruz.
Ve o üretmenin verdiği hazı bir kere aldıktan sonra bundan sonra neler olacağını ben bile düşünemiyorum.
O yüzden biz şu an AI'ın organizasyonel süreçte biz aslında çok daha stratejik bir yerden.
fayda sağlayacağını düşünüyoruz.
Çünkü bunu gerçekten sadece hızlıca çıktı üretmek, var olan süreçlerimizi hızlandırmak gibi bir yerden düşünmüyoruz.
Tabii ki bu da sürecin bir parçası ve eğer şu ana kadar burada gerçekten bizim süreçlerimizi çok hızlandırdı, çıktı almak, bir şeyleri analiz etmek, buralarda gerçekten bir etkisini gördük.
Ama ileri vadede düşündüğümüzde bu artık bizim için bir sistem tasarımı, çok daha kompleks, bir şeyin parçası olmakta neden fayda sağlamasın diye düşünüyoruz.
Ezgi'nin de biraz önce bahsettiği gibi yani brief'i aldığımız andan itibaren o kullanıcıyı anlamak, tasarımı üretmek, tasarımı tamamladıktan sonra verisini elde etmek, analiz etmek,
bunlarla tekrar tasarım iyileştirmek aslında bu loop'ta olan süreci de biz AI ile baştan tasarlayabileceğimizi düşünüyoruz.
Ve bu bence küçük ekiplerde etkisini çok daha hızlı görebileceğimiz bir şey olacak.
kişilerin bireysel üretim kapasitesinin de arttığı, yeni yerler keşfettiği, yeni fikirler geliştirdiği bir şey olduğunu görüyoruz.
Ben de bunları ekleyebilirim.
Çok teşekkürler. Şimdi gelelim böyle günümüzde en çok konuşulan şey.
Aslında ben bu soruyu çok sevmiyorum ama sormasam da olmaz.
AI işimizi elimizden alacak mı söylemeyelim.
Her yerde konuşulan bir şey. Sizce AI'nin, dizaynerların yani tasarımcıların işini elinizden alacağını düşünüyor musunuz?
Geldik mi o soruya? Yani eğer...
Belki bir noktada işimizi elimizden alır bilmiyoruz şu an ne olacağını ama yakın vadede benim...
Öngördüğüm hatta hep beraber bunu da tartıştığımız ekiple şöyle bir konu var.
Yani biz AI geldiğinden beri daha da çok çalışıyoruz.
Çünkü o işte az önce bahsettiğimiz bu sürekli tekrar eden yerleri bir optimize ediyoruz.
Sonra kafamızı bir çeviriyoruz.
Aa orada da bir şey varmış.
Hadi burayı da işte bir yerlere entegre edelim ve burayı da optimize edelim dediğimiz şeyler oluyor.
O yüzden iş yükü olarak aslında şu an AI ile neleri yapabiliriz kısmı en azından kısa vadede bence işimizi elimizden almayacak.
Tasarım parçası. Perspektifinden yorum yapacak olursam aslında bir tık daha şunu söyleyebilirim.
Yani product design anlamında zaten bizim işimizin ortasında insan var.
İnsanı anlamak var.
O kullanıcının davranışlarını iyi analiz edebilmek var.
Saha gözlemleri var.
O kullanıcı ile iletişime geçmek var.
Yani tasarımı zaten oluşturan şey ilk önce bizim bu topladığımız, kullanıcıdan topladığımız veriler, gördüklerimiz, duyduklarımız.
Onun sonucunda aslında iyi deneyimler ortaya koyabiliyoruz.
Bu perspektifte olunduğu zaman AI işimizi elimizden almaz.
Ama biz kendimizi eğer zaten bir figme operatörü gibi konumladıysak AI evet o kişinin işini elinden alabilir.
Ama bu gözle bakıyorsa eğer işini işin elinden alabileceğini düşünmüyorum açıkçası.
Ben de katılıyorum. Yani aslında bize magic bir tool verilmiş gibi bizi hızlandıran, normalde belgede yapmakta zorlandığımız, yapamayacağımız, doğru zamanlara adreslemeyeceğimiz işlerimizi yapmamızı sağlayan
magic bir tool gibi görüyorum ben de.
Teşekkürler Ezgi güzel cevapların için.
Şimdi buradan tekrar bir kullanıcı deneyimi perspektifine dönelim.
Sizce hangi noktada mükemmel deneyim arayışını bırakıp pragmatik karar vermek gerekiyor?
Bence bir noktada kendimize şunu sormamız gerekiyor.
Kullanıcının gerçekten neye ihtiyacı var?
Çünkü bazen tasarım tarafında böyle mükemmel deneyim ararken...
Kendimizi fazla kaptırabiliyoruz.
İşte her şey çok pürüzsüz olsun, çok estetik olsun, her detay kusursuz hissettirsin derken hız kaybedilebiliyor veya gerçekten kullanıcı için kritik olmayan detaylara fazla enerji harcayabiliyoruz.
Özellikle bizim gibi operasyon tarafı yoğun ürünlerde bunu çok net görüyorsunuz.
Kullanıcı bazen gerçekten işte ben dünyanın en güzel ekranını değil şu işi böyle hızlıca bir yapabileyim bana yeter noktasında oluyor.
O yüzden biz biraz Bu deneyim gerçekten anlamlı bir problemi çözüyor mu?
Sorusunu merkeze koymaya çalışıyoruz.
Bir de bence ürün tasarımında mükemmel deneyim diye bir şey yok.
Ürün canlı kaldıkça kullanıcı davranışı da değişebiliyor.
İhtiyaç değişiyor orada.
Operasyon değişebiliyor.
Siz de sürekli orada yeniden öğrenmeye ve geliştirmeye devam ediyorsunuz ürünü.
O yüzden bizim yaklaşımımız biraz daha ilk günden kusursuz yapalım, çok iyi gözüksün gibi.
Ziyade gerçek problemini bir çözelim kullanıcının.
Sonra bunu iyileştirmeye devam edelim tarafında diyebilirim.
Teşekkürler. Peki biraz Trendyol'a dönelim.
Zaten çok dinamik bir ekibiz.
Tüm ekipler öyle. Trendyol'da bir ürün tasarım ekibinin yaşayacağı zorluklar nelerdir?
Ve bu zorluklar içerisinde diğer paydaşlarının yerleri nelerdir?
Trendyol'da gerçekten çok büyük bir ekosistemin parçasıyız ve Trendyol deyince aklıma gelen ilk kelime benim hız oluyor.
Her gün yepyeni bir şeye uyanıyoruz, bunlar hakkında hızlıca bir şeyler üretip devam ediyoruz.
Çok ciddi bir iterasyon kültürümüz var.
Bunları düşündüğümüzde bunlar hem bizim için bir avantaj ve gelişim noktası hem de aslında yaşadığımız zorluklardan biri olabilir diye düşünüyorum.
Özellikle birden fazla ürüne bakıyor olmak bu kadar bir çeşitliliğin içerisinde.
yer almak beraberinde farklı stakeholderlarla çalışma işte süreci yönetme gibi şeyleri de beraberinde getiriyor.
Çünkü her ekibin aslında farklı bir önceliği var.
Farklı bir süreç yönetimi var ve biz de bunlarla birlikte aynı şeyin içinde yer almaya çalışıyoruz.
O yüzden bu noktada şöyle düşünüyorum.
Bence birden fazla ürünle çalışmak ve stakeholderla çalışmak doğru iletişimi de beraberinde getiriyor.
Bizim bu noktada Bu noktada doğru soruları soruyor olmamız ve aldığımız cevaplarla doğru bir yol haritası oluşturuyor olmamız önemli.
Çünkü aslında her takım birbiriyle aynı noktada çalışıyor ve birbirinin karar alanına temas ediyor.
Bu noktada biz doğru hizalanırsak aslında süreçleri çok daha rahat akıtabiliriz diye düşünüyorum.
Ben de hizalanma ve hız konusu gerçekten işin büyük bir kısmı olduğunu düşünüyorum.
gerekli olduğu bir organizasyonda hem en belirgin değişimlerden biri şu, tasarımın bekleme lüksü pek olmayabiliyor.
Yani ideal dünyada önce uzun uzun araştırma yapalım, böyle kullanıcıyı iyice anlayalım, sonra çözüme gidelim gibi bir akış var.
Bu tabii kullanıcı profilinize göre de değişebiliyor.
Bazı ürünlerde kullanıcıya ulaşmak o kadar kolay olmayabiliyor.
AB de yapılabiliyor ama kendi ürünlerimin çoğunda bu o kadar da zor değil.
Ama gerçek hayatta işler bu kadar ilerlemiyor oluyor.
Çıkan ihtiyaçlar, operasyonel problemler ve ürün gereklilikleri arasında bazen böyle daha erken karar vermemiz gerekebiliyor.
Bu da research kısmının...
Tamamen böyle bırakmak anlamına gelmese de onu biraz daha farklı bir şekilde yapmayı gerektiriyor.
Örneğin çok hızlı bir şekilde bir anket açalım, yanıtlarını alalım kullanıcıların gibi de ilerleyebiliyoruz.
Çoğunlukla bir de bir şey yayınlandıktan sonra kullanıcı davranışını daha hızlı okuyup oradan da öğrenebiliyoruz.
Ya da çok uzun bir araştırma süreci yerine dediğim gibi küçük böyle doğrulamalarla da ilerleyebiliyoruz.
O yüzden biz de tasarım süreci biraz önce anlamaya çalış ama aynı zamanda yaparken de öğrenmeye devam et gibi ilerliyor.
Araya bir soru sıkıştırmak istiyorum.
Merak ettiğim bir soru.
Şimdi biliyorsunuz Stranger Things'in ne dediği için ekibinde bir on-call süreci var.
Siz tasarım ekibisiniz. Anladığım kadarıyla böyle bir on-call bir durum olmuyor ama bugüne kadar böyle şöyle acilli, tam o ismada bakılması gereken bir tasarım on-call oldu mu sizin tarafta?
Yani bu hemen değişmeli, şu an değişmeli gibi bir durum yaşandı mı sizin ekipte?
Buna istiyorsanız ben cevap vereyim dostlar.
Çünkü çok böyle benim skopama giren bir şey oldu.
Aslında hiç yaşanmadı diyebilirim.
Çünkü hani biraz daha bizim içinde bulunmuş olduğumuz döngü çok böyle anında müdahale gerektiren bir döngü değil.
O yüzden hani böyle biraz daha developerların hayatındaki gibi böyle anında müdahale gerektiren bir süreç bizim içinde bulunduğumuz dünyanın pek böyle özelliklerinden birisi değil.
Ama hani bir noktada bu olursa diye...
Buna da tabii ki hazırlanıyoruz kendi içimizde, ürün süreçlerimizde.
Bir noktada böyle bir talep ile geldiğinde buna nasıl karşılık veririz diye.
Ama çok deneyimlediğimiz, bununla ilgili aman Allah'ım şöyle bir örneğimiz var, bunu kesin anlatmalıyız falan dediğimiz bir yerde bulunmuyoruz.
Ama ekip arkadaşlarıma varsa bu noktada belki farklı deneyimleri onları duymak da iyi olabilir.
Ya benim şöyle bir anım var.
Küçük bir girebilirim.
Bir işi yaptığımız esnada aslında tam development süresindeyken ve ona artık proda çıkmadan önce böyle PM'imle aşırı hızlı elayn olup böyle Biraz küçük olan yani böyle
çok çok küçük değil ama hani küçük olan bir akışı böyle aşırı hızlı tasarladığımız hatta ondan sonra benim adımın 25 kuruşa tasarım yapsın şeklinde böyle express designer olarak kaldığı bir anımız
olmuştu. Hani bu gerçekten Cenk'in söylediği gibi sürekli başımıza gelen bir şey değil ama böyle ara ara gerçekten bazen PM'le bizimizin el aynı olması gereken bir yerde ya şöyle bir hızlıca çizebilir miyiz dediği.
anlar olabiliyor veya işte development'ın tamamlanma esnasında bir case eksik kalmış oluyor.
Onu çok hızlıca işte tolere edip yollayabiliyoruz diyebilirim ben de.
Bende de bu arada benzer bir hikaye var.
Genelde işte normalde PM'ler bana bir ay öncesinde zaten planı hazırlamış şekilde geliyorlar ve Bu işleri konuşuyoruz.
Ben bir tane işi yapmaya başladığımda akış içerisinde bir değişiklikten ziyade bende şöyle olabiliyor.
İşte biznes tarafından şöyle aşırı acili bir iş geldi bunu hemen bakabilir miyiz deyip toplantıya çekiliyorum ve hemen böyle bir wireframe ya da önceden çalıştığımız bir dizayn üzerine herhangi bir ekleme yapılacaksa
vesaire. Oraları hızlıca eklemeler yapıp ya da dediğim gibi böyle ufak wireframe'ler çizerek o şeyi hemen...
göstermeye çalışıyorum. Çünkü onlarda da gözlerinde canlanması gerekiyor.
Önemli olan kısmı bu oluyor.
Yani bende de bazen bu tarz şeyler olabiliyor.
Güzelmiş. Yani aslında böyle çok büyük bir production şeyinin olmaması çok güzel Cenk'in bahsettiği gibi ama böyle sizin de acili minik şeylerinizde olması tam böyle o trenle o kültürünü yansıtan bir şey oldu.
Ezgi'nin o 25 kuruşluk tarifesini bayıldım.
Seni bulacağım Ezgi. Görüşmek üzere.
Şimdi bu keyfin sohbetinin sonuna doğru geliyoruz ve bir sorum daha var size.
Aslında son sorum iletmek istiyorum. Önümüzdeki dönemde, evet doğru telaffuz etmeye çalışan OPS, CX, TEX, UX ekibinin yatırım alanları neler olacak?
Ya ben burada tekrar devralabilirim.
Hani şey böyle mimler dolaşıyor ya ortalıkta işte toplantıya girdim AI, AI, AI, AI diye.
Bizim de aslında o şekilde.
Yani önümüzdeki dönemde tekrar biz AI otomasyon tarafına yatırımlarımız devam edecek.
Çünkü projelerden bahsettim az önce.
Yani şu anda bile ekip içinde o kadar fazla etkisini gördük ki daha da bunları genişletmek, kapsamımızı büyütmek istiyoruz.
Hani sadece ürün anlamında değil ekibimizle alakalı olan AI projelerimizi de aktifleştirmek ve yaygınlaştırmaya devam etmek istiyoruz.
Bir yandan da zaten yani bizim mesleğimizin kalbi olan kullanıcıyı daha yakından anlamak her zaman yatırım alanlarımızdan biri olmaya devam edecek.
Burada hem research anlamında hem sağ gözlemlerini arttırmak hem kullanıcı davranışı.
Şimdi burada yaştan dolayı son sözü ben alayım bu soruyu biraz daha.
detaylandırmak için. Şimdi hepimiz biliyoruz ki böyle Trendyol'un içinde bulunmuş olduğu hedef listesinde aslında verimlilik en üstlerde yer alıyor.
Bu geçen senede böyleydi şu anda böyle.
İşte bu AI arka taraftaki diğer aslında bir sürü katma değerli başlık biraz da bu verimlilik perspektifine hit eden konuları içeriyor.
O yüzden Ezgi'nin anlattığı şeye başta artı bir diyorum.
Ama onun dışında biz ekip olarak biraz daha böyle daha iyi bir planlama daha böyle sürdürülebilir bir yapı, daha operasyonel görünürlük tarafına da ekstra katkı yapabileceğimiz bir süreci inşa
etmek istiyoruz. Çünkü günün sonunda yalnızca hızlı çalışmak yeterli olmuyor.
Bunu hepimiz biliyoruz. Aynı zamanda...
bu hızın yanında sürdürülebilir bir çalışma sistemi de kurmamız gerekiyor.
O yüzden ekip olarak şu anda böyle 14 tane farklı data üzerinde mevcut takım performansımızı takip ediyoruz.
Bu tarz bir pratiğe sahibiz.
İşte throughput skorlardan tutalım, compilation rate, cycle time, scope change, adex score, işte AI assisted gibi farklı metriklerle hem ekip sağlığını hem de süreçlerimizin verimliliğini...
okumaya çalışıyoruz. Buradaki amacımız yalnızca performansı ölçmek değil tabii ki.
Yani bu aslında başlıklar, metrikler bir noktada performansı hit etmeye çalışsa da sadece tek temel motivasyonumuz bu değil.
Daha sürdürülebilir çalışma alanları oluşturmak, ekip içerisindeki darboğazları görmek ve hangi pratiklerin gerçekten değer yarattığını anlayabilmek istiyoruz.
Çünkü bir noktadan sonra süreçte yalnızca sezgisel yönetmek bizim için yeterli olmuyor.
Hem içinde bulunduğumuz gerçeklik hem de içinde bulunduğumuz dünyanın gittiği yönü gördüğümüzde.
O yüzden biz biraz daha görünür, ölçülebilir ve öğrenen bir operasyon modeli kurmaya çalışıyoruz.
Çünkü gelecekte güçlü ekipleri ayıracak şeylerden biri sadece iyi ürün üretmek değil.
bunu sürdürülebilir şekilde yapabiliyor olmak olacak.
Biz de ekip olarak buna hazırlanıyoruz.
Bu geleceğe geldiğimizde kendimizi çok hazır bir şekilde tutmaya çalışacağız.
Çok teşekkür ederim. Çok güzel bir kapanış oldu.
Bölümümüzün sonuna geldik.
Bugün Feyza, Ezgi, Burçin ve Cenk bizlerleydi.
İnanılmaz keyifli bir sohbet oldu.
Ben şuna değinmek istiyorum.
Arkadaşlar daha böyle ilk sorularda iletişim güçlendirmek için yaptıkları şeylerden bahsettiler.
Çok işe yaramış arkadaşlar. Deneyimleyin bence.
Çünkü ekibin enerjisi inanılmaz.
Arkada chatimiz hiç durmadı.
Birbirlerini mükemmel tamamlıyorlar.
Benim de ilk podcast'imdi.
Enerjisi çok iyi bir ekibe dengelmek güzel oldu.
Katılımlarınız için çok teşekkür ediyorum.
Biz de dinleyen dinleyicilerimiz.
Siz de ayrıca teşekkürler. Bir sonraki Selam Ekim bölümünde görüşmek üzere.
Görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Çok teşekkürler. Görüşürüz.
Teşekkürler. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
