
Konuklar: Ali Balbars, Başak Ünsal, Kader Genç, Meltem Makaracı
96. bölümümüzde konuğumuz Ads Platform ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk! Trendyol Talks'da Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimizi ve ritüellerimizi konuşuyoruz. Trendyol Talks podcast kanalımızı takip etmeyi unutmayın!
Transkript
Selam ekip. Ben Storefront Web Search ekibinden Cengiz.
Teknoloji ekiplerini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast serisinin 96.
bölümündeyiz. 100.
bölüme de az kalmışken 96.
bölümündeyiz. Zaman gerçekten çok hızlı ilerliyor.
96. bölümde arkadaşlar bu bölümde Ads Platform ekibiyle beraberiz.
Bu ekibi tanıyacağız. Ekip yapısı, kullanılan teknolojiler, pratikler gibi konuları konuşacağız.
Arkadaşlar hepiniz hoş geldiniz öncelikle.
Hoş bulduk. Hoş bulduk.
Hoş bulduk. Süper.
Ads platformları yani daha doğrusu ads ekipleriyle alakalı birkaç bölümümüz daha var önceki bölümlerde.
Onları da dinleyebilirsiniz.
Bugün de ads platform ekibiyle beraberiz.
Öncelikle bir ekibi tanıyalım.
Kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz arkadaşlar?
Merhabalar ben Başlayım.
Ben Başak. İzmir ofiste çalışıyorum ve İzmir'de yaşıyorum dolayısıyla.
Geçen hafta tren yolda ikinci yılımı doldurdum.
Yani nispeten ortalama bir yıl.
doldurmuş bulunmaktayım.
Seder Ads altında Ads Platform takımında Backend Developer olarak çalışıyorum.
Tekrar merhabalar. Ben Kader.
Ankara ofiste çalışıyorum. Ankara'da yaşıyorum.
Yaklaşık 4 yıldır tren yoldayım.
İlk yıl Social Ads ekibiyle başlamıştım.
Daha sonra Integrated Ads'e geçtik.
Şimdi ise Ads Platform takımında Backend Developer olarak geri alıyorum.
Merhaba. Ben de Meltem.
İstanbul Mansak ofiste çalışıyorum.
Yaklaşık 3,5 yıldır tren yoldayım.
Developer'in test rolünde görev alıyorum.
Bizim Kaderle kaderimiz aynı gibi.
Genel olarak aynı ekiplerde çalıştık.
CRS altında ilk olarak Socialist ekibinde sonra da Ad Platform ekibinde çalışmaya devam ediyoruz.
O şekilde. Selamlar, Ali ben.
Yaklaşık 4,5 yıldır tren yoldayım.
Bunun son 1,5 yılı şu an bulunduğum ekip Ad Platform ekibindeyim.
İstanbul'da yaşıyorum ve maslak ve yakında açılacak Göztepe ofislerimizi kullanıyorum diyeyim.
Valla tekrar hoş geldiniz.
Böyle her ilden...
Her bölgeden arkadaşlarla bugün beraberiz.
Oldukça renkli bir ekip.
Ali ile de zaten daha öncesinde benzer ekiplerde çalışmıştık.
Ucundan tanışıyoruz diyebiliriz.
Şimdi ufaktan takımla alakalı böyle biraz konuşmaya başlayalım istiyorum.
Ads Platform, şimdi daha önce de ads ekipleriyle bölümler yaptık ama o ads ekipleri birazcık daha böyle anladığım kadarıyla spesifik adsler üzerineydi diye anlıyorum.
İşte Display Ads vardı, diğer ekipler vardı.
Sizin isim direkt Ads Platform.
Şimdi Ads Platform ekibinin, takımının...
Trendyol'daki sorumluluğu nedir tam olarak?
Aslında ilk adımız Ads Platform değildi.
Biz Integrated Ads olarak başladık.
Ondan sonra takım Integrated Adsken böyle reklam çözümleriyle ilgileniyordu farklı türde.
İki reklam çözümü vardı, onunla ilgili geliştirmeler yapıyorduk.
Sonrasında adımızı Ads Platform olarak güncellediler ve...
Sonrasında da aslında bizim domein de değişti, ilgilendiğimiz işler de değişti.
Genel olarak aslında şunu yapıyoruz, bizim yan ekiplerimiz var, kardeş ekiplerimiz.
Onların aslında ihtiyaç duyduğu...
Çözümler bulunuyor ya da ortak olarak kullandığı şeyler bulunuyor.
Biz aslında onların ihtiyaçlarını gideriyoruz.
Onlara çözümler, tool'lar sunuyoruz diyebiliriz.
Bunu sağlıyoruz. Bir de aslında payment süreçleriyle ilgileniyoruz.
Asıl önemli kısmı diyebilirim.
Hatta orada bir platforming sürecimiz bulunuyor.
Aktif olarak bunlarla ilgileniyoruz.
Ben de şeyden bahsedeyim.
Genel olarak... platform çatısı altında biz nerede konumlanıyoruz.
Satıcılarımızın kullandığı bir partner web sitesi olsun, uygulaması olsun bir platformumuz var.
Burada da aslında biz bir sekme olarak yer alıyoruz.
Satıcılar ana olarak yürüttüğü, ürünlerin takip ettiği sayfada bir yan olarak bir reklam süreçlerinde yönetebiliyorlar bizim sayfalarımız üzerinden.
Tabii biz de içimizde kırılıyoruz.
İşte product ads olsun, store ads olsun, diğer reklam türleri olsun.
Biz bu kendi içimizde bizim ekibimiz tam olarak nerede yer alıyor?
Satıcılarımızdan biz reklam açarken hangi bakiye sistemini kullanmalarını bekliyoruz?
Bizim geliştirdiğimiz bakiye sistemini kullanmalarını bekliyoruz.
Eskiden bu sistem bizim yan ekibimizdeydi.
Sonrasında biz Ads platform dönüşüne girdik.
Orayı sorumluluğunu biz almış olduk.
Şu anda satıcıların yüklediği bakiyeler, bunun takip sistemleri, hediye bakiyeler olsun.
Sayfayı ilk açtıklarında...
Tüm reklam türlerinden toplanan dataları görecekleri dashboard sayfası olsun.
Bunlar bizim sorumluluğumuz da şu anda.
Süper. Aslında farklı farklı ads ekipleri var.
Bu farklı farklı ads ekiplerinin de şeyleri var.
Sorumlulukları var. Sizinkisi aslında biraz daha böyle ödeme ile alakalı işte son adım falan gibi böyle bir şey diye anlıyorum.
Hani böyle daha reklam vermekten ziyade reklamın executable kısımları ve İşte bakiyedir, sınırdır falan gibi böyle kısımları var diye
anlıyorum. Süper, harika.
Aslında daha önceki bölümlerde de söylemiştik.
Reklam kısmı özellikle satıcılar tarafında oldukça önemli bir özellik.
Ben açıkçası şeylere de...
Nedir o? Kullanıcılar için de çok önemli bir özellik olduğunu düşünüyorum.
Çünkü bir ürün reklamlı olduğu zaman ona olan ilgiyle reklam olmadığı zaman olan ilgi biraz daha farklı oluyor.
Ve bir mesela kullanıcı olarak düşündüğüm zaman ilgilendiğim ya da ilgilenebileceğim bir ürünün karşıma çıkabilmesi benim isteyeceğim bir şey olur.
Tabii satıcı tarafından baktığım zaman da zaten reklam akışı direkt onlar için istenebilen bir şey.
Süper. Harika.
Peki. Arkadaşlar biraz daha böyle takımla alakalı sorulardan devam edelim.
Burada şeyi sormak istiyorum. Ekip dağılımınız nasıl Ads Platform ekibinde?
Kaç developer var, kaç tester var?
Tester tabiri de bu arada bizim tester yani az alışkanlığı.
İçeride QA arkadaşlarımız tester denmesine biraz sinir oluyorlar.
QA developer. Düzelteyim kusura bakmayın.
Kaç developer, kaç QA developer?
Var yani ekip dağılımınız nasıl burada?
Bizim ekibimiz şu an mevcut haliyle.
10 kişiden oluşuyor. İşte bir takım liderimiz, bir product manager'ımız, bir staff'ımız.
Development tarafında ise bir QA'yımız.
6 tane de developer arkadaşımız var.
İkisi frontend, 4 tanesi backend ile ilgileniyor.
Ama yakın zamanda yani yaklaşık bir ay falan oluyor herhalde.
Aramıza yeni arkadaşlar katıldı.
Böyle sayımız büyüdü. Normalde bu kadar değildik.
Onlara da böyle buradan tekrar hoş geldin demiş olalım.
Böylelikle işte 6'ya ulaştı developer kadromuzda diyebilirim.
Çok iyi ya aslında...
Böyle bir yani spesifik bir alanda olan bir takım için 10 kişi bence gayet iyi bir sayı.
Burada 2 frontend 4 backend olması da bence güzel.
Anladığım kadarıyla backend ağırlığı, yoğunluğu olan bir ekipsiniz.
Burada şeyi biraz yani konuşuruz ama şeyi merak ettim.
Şimdi bir platformumuz bir dashboardumuz var dediniz.
Buradaki dashboard böyle...
Şimdi iki tane frontend olduğu için biraz kafama takıldı.
Daha böyle basit bir dashboard'unuz mu var?
Yani daha işte kullanılması kolay ya da single page diyebileceğimiz bir yapım mı buradaki?
Burada şu an web platformunda bir dashboard'umuz var.
Yaklaşık bir sene önce geliştirdiğimiz.
Yapı şu şekilde. Satıcı ekranı açıyor.
Önüne bütün reklam tiplerine tab'leri geliyor.
Şimdi burada atıyorum ben son bir ayda satıcı olarak Satışlarım ne kadar yani daha doğrusu reklam üzerinden verilerim ne durumda?
Hangi reklamıma geçen aya göre ne kadar daha fazla tıklanılmış?
Benim reklam üzerinden elde ettiğim kar ne durumda?
Bunların aslında tek bir yerden görüntülenmesini amaçlamıştık bu sayfayı geliştirirken.
İşte yine reklam işte kaç kişi kliklediği datamız var.
Onun dışında dashboard sayfamızda Birden fazla bahsettiğim gibi metriklerimiz var.
İşte gösterim sayısı en temelde, tıklanma sayısı, harcanan bütçe, yine bizim işte platformunu bizim sağladığımız bakiye sisteminde işte direkt satıcının yüklediği bakiyenin harcanan kısmı
ne kadar ve bunun getirisi ne kadar bunları gösterdiğimiz bir tablodan bahsedebilirim.
Bir de satıcıların en çok kullandığı ürün reklamları var.
İşte bu tren yolda search ettiğiniz zaman işte sponsorlu olarak görünen.
Burada biz yine satıcıyı fazla klikle uğraştırmamak için burada biraz da yapıdan bahsetmem gerekiyor.
Satıcı işte bir ürün reklamı açar ve bir bakiye limiti getirebilir günlük olarak bu reklama.
Eğer günlük olarak 50 TL'ye atıyorum harcandığı durumda bu günlük bu reklam daha devam etmesin seçeneğini.
İsteyebilir satıcı.
Bunları da daha hızlı erişebilmesi için dashboard ekranına ekledik.
O yüzden her gün gelişen biraz da böyle eklenebilecek özelliklerin çeşitli olduğu bir sayfa diyebilirim.
Süper. Süper.
Valla çok güzel oturdu Ali. Çok teşekkür ederim.
Yani özellikle bu tarz ekranlar yani şimdi kullanıcı olarak işte bir şeyler satın alan kişiler olarak yani bizim çoğu müşterimiz diyelim.
Müşteriler olarak bu tarz ekranları görmüyoruz tabii ama satıcılar da sonuçta bizim direkt müşterimiz.
Dolayısıyla bu tarz ekranların aslında böyle detaylı olması ve işte güzel yapılmış, güzel yürütülebilir olması bizim de süreçlerimizi oldukça kolaylaştıran, iyileştiren bir şey.
Peki biraz şeyden bahsedelim istiyorum.
Buradaki çalışma standartlarınızdan bahsedelim istiyorum.
Ad Platform ekibi sprint koşuyor mu, sprint koşuyorsa ne kadar sürelik sprint koşuyor, nasıl çalışıyor, daily'ler nasıl ilerletiliyor, diğer toplantılar vs.
Böyle genel bir nasıl çalıştığınızdan bahsedebilir misiniz acaba?
Tabii. Ben kısaca bahsedeyim.
Sprintleri biz iki haftalık koşuyoruz.
Burada işte sprintler başlamadan önce biz bir önceki sprinti bir değerlendiriyoruz.
Değillerimiz, groominglerimiz, planninglerimiz, retro toplantılarımız, tek groominglerimiz oluyor.
Değillerde işte geçen gün yaptığımız işten kısaca bahsediyoruz.
Herhangi bir bloklandığımız durum varsa onlardan bahsediyoruz.
Bugün yapacağımız şeylerden yine kısaca bahsetmiş oluyoruz.
Onun haricinde... İşte Gurming'de de yine alacağımız işler üzerinden konuşuyoruz.
Planlamada da benzer şekilde.
Retrolarımız var söylediğim gibi.
Retrolarda da herhangi bir sıkıntımız varsa orada yine çekim eden...
dile getirip ilgili aksiyonları alabiliyoruz.
Bu şekilde geçiyor aslında.
Bir de mesela iş yapış sürecimizde de şeyden bahsedecek olursam boardumuzda.
İş in progress'den kod review'a geldiği zaman review'da herhangi bir sıkıntı yoksa teste geliyor.
Testte de testlerimiz bittikten sonra UAT adımımız oluyor.
Bu genelde Frontend tarafında oluyor.
Sonrasında da herhangi bir sıkıntı yoksa aslında production'a ilerletiyoruz.
Backend tarafındaki fark ise orada çoğunlukla UAT olmadan.
işleri ilerletiyoruz. Bu şekilde Hali daha detaylı bahsederim kısımlardan da.
Planlama toplantılarımızda da işleri kendi aramıza dağıttığımız bir sürecimiz oluyor.
Orada daha çok şeye bakıyoruz.
Atıyorum aramıza yeni katılan iki arkadaşımız oldu.
Daha çok onların da işte know-how'unu nasıl arttırabiliriz?
İşte gerek işte belli bir süredir olan arkadaşlarımız da işte bazı domainlere henüz girmemiş olabiliyor.
Bir know-how'u dağıtalım.
Çünkü ileride Bazı arkadaşlarımız işte izinli olduğu durumlarda orada bir development ihtiyacı olduğu zaman bizim elimizi kolaylaştırıyor diyebilirim.
Bu işte her ekibin yaşayabileceği şey durumu oluyor.
İşte scope creep durumları olabiliyor hayatın doğal akışında.
Burada işte her geçen sprint bunu daha az nasıl yapabiliriz?
İşte başladığımız işlerle nasıl aynı şekilde bitirebiliriz gibi kendi içimizde konuşuyoruz.
Burada bir iyileşme sağladığımızı düşünüyorum.
Onun dışında planlamaları sonunda bir sprint burn down grafiğimiz oluyor.
İşte ilk hafta ne kadar eritmişiz işleri, ikinci hafta ne kadar eritmişiz.
Bunların arasında bir dengesizlik var mı?
Bunları konuştuğumuz bir sesyonumuz oluyor.
Süper aslında yani böyle çok...
Şey de var yani çok fazla böyle her aşamayı konuştuğunuz şeyler de var.
Peki bir şey sorayım yani aslında bu az buz bir toplantı da yok.
Yani iki haftalık sprint koşuyorsunuz tamam ama hani sizi yine de bu kadar toplantı şey yapmıyor mu yani?
Çok fazla ets ekiplerinde anladığım kadarıyla genel itibariyle iki haftalık sprint koşuluyor.
Bunu bir önceki ekibe de sormuştum.
Bir önceki ETS ekibine de sormuştum.
Size de sormuş olayım. Çok fazla sizce toplantınız var mı?
Yani burada nasıl yönetiyorsunuz toplantı çokluğunu?
Bence azıcıkın olduğum için değildir umarım.
Şey değil yani böyle yoğun bir toplantı takvimimiz yok aslında.
Toplantılarımız belirli.
İşte cumaları genelde bir...
Grom toplantımız oluyor.
Haftanın yine ikinci hafta yani sprint bitmesine doğru bir retro toplantısı oluyor.
Bir de ilk sprintlerimiz açılırken planning toplantımız oluyor.
Bunlar sabit toplantılarımız zaten.
Hani her şey sprint için yaptığımız.
Değillerimiz falan var. Onun haricinde böyle hani daha basit çözebileceğimiz yöntemler için toplantı falan yapmıyoruz.
Daha kendi içinde yönetebilir süreçlerimiz var.
Böyle halledebiliyoruz. Yani aslında yoğun bir toplantı takvimimiz yok.
Ya da biz alıştık bilmiyorum. Bence de temel bu arada.
Temel olması gereken şeyler var ve süre aşmamayla dikkat ediyoruz.
Çok aşmıyoruz aslında. Ondan bize çok yoğun gelmiyor toplantı açısından.
Güzel yani aslında burada şeyi yakalayabilmek önemli.
Hani dengeyi yakalayabilmek önemli.
Hani çokluğu azlığı değil.
Ama hani denge olmadığı sürece siz kendinizi böyle boğulmuş hissederseniz o hiçbir anlamı olmuyor tabii ki.
Dolayısıyla orada güzel bir denge yakalamışsınız belki.
Yani bundan bir yana hiç problem yaşamadığınızı söylüyorsanız bence gayet güzel akmış yani.
Okey süper. Şimdi biraz daha devam edelim ekiple alakalı.
Ads ekiplerinde şöyle bir şey gözlemledim ben daha öncesinde.
Sizde de bu var. Reklamla alakalı olduğu için aslında birçok ekiple çok yakın çalışıyorsunuz.
Hani böyle mesela ads ekipleri bizim işte search ben search'tayım yani web search'tayım.
Mesela bizim Search'te gösterilen reklamlardan ötürü bizle çok aslında yakından çalışıyor.
İşte keza mobil ekiplerle de çok yakından çalışıyorsunuz.
Bu ekiplerle iletişim ve ortak çalışma zor olmuyor mu bu kadar çok ekiple?
Nasıl sağlıklı yürütüyorsunuz burada süreci?
Biz burada bu senin gözlemlediğine ek olarak özellikle de platform ekibi olduğumuz için bütün S ekipleri bize bağımlı çalışıyor aslında dediğin gibi.
Bir de bizim bağımlı olduğumuz ekipler var.
Payment tarafı için finans ekipleri gibi sayabilirim.
Burada süreç gerçekten çok kolay olmuyor ama bunu kolaylaştırıcı bazı operasyonel işlerimiz oluyor.
Bunun en önceliği zaten Trendyol genelinde olduğu gibi public kanallarımız var.
Diğer ekiplerin de bize soracağı sorularda ya da biz de diğer ekiplere soracaksak bu kanalları kullanıyoruz.
Ve genel olarak bütün ekip haberdar oluyor aslında konuşulan şeyden.
Bu public kanalındaki threadlere de ya gün nöbetçi arkadaşı bakmış oluyor ya da o ekipten sorumlu bir arkadaş varsa o ilgilenmiş oluyor.
Eğer uzun bir şeyse zoom yapıp hemen çözüyoruz diyebilirim.
Bir de ortak bir geliştirme yapıldığı zaman bu ortak bir reklam çözümü olabilir ya da bizim diğer ekiplerin süreçlerini etkileyecek bir development'ımız olabilir.
Kendi internal testlerimizden sonra bir de bir araya geliyoruz ilgili ekiplerle.
Hep birlikte de bir test koşuyoruz.
Çünkü bunu yapmadığımızda bazı sıkıntılar yaşadık öncesinde de.
O yüzden böyle bir çözüm bulduk hep birlikte bakmak gibi.
Bir de... Chapter toplantılarımız oluyor.
Backend tarafında da bir chapterımız var.
AdSense genelinde.
Burada da birlikte yaptığımız böyle backend pratiklerini tartışıyoruz.
Bazı ekiplerin bir sıkıntısı olduğu durum varsa o onu raise ediyor.
Diğer ekipler buna katkıda bulunuyor gibi süreçlerimiz var.
Frontend tarafında da benzer bir chapter sürecimiz var.
Ben de hatta ilk AdSense ekiplerine geldiğimde ilk defa burada deneyimlemiştim.
Şimdi 5 tane... Yan ekipten oluşuyoruz.
Bir tanesi hariç hepsinde de bir frontend developer var.
Burada işte ilk geldiğim zamanlar yaklaşık bir buçuk yıl önce işte haftalık bir chapter toplantılarımız oluyordu.
İşte tüm frontendçiler bir araya geliyor.
Öncelikli olarak ortak yaptığımız işler varsa onların üzerinden geçiyoruz.
Bir excelimiz var.
İşlerimizi listelediğimiz.
İşte en yukarıda bu iş bizim için öncelikli dediğimiz işler oluyor.
Bazen herkesin gerçekten her hafta katkı sağlaması gereken işler oluyor.
Örnek verebileceğim Translation tarafı var.
İlki tabii bu partnerdeki tüm sayfalar geliştirirken.
Translation altyapılı kuruluyor ama herhangi bir biznes tarafında bir Translation ayrı dilleri seçelim, gösterelim bir ihtiyacımız yoktu.
Sonrasında geldi. Bu yapı belli bir kurulum aşamasındaydı.
Tabii burada bazı geliştirilecek noktalar vardı.
İşte bunun bir analizini aldık.
Bir iki hafta inceledik.
Sonrasında bu işleri kendi aramıza nasıl böleriz?
İlk adımı hangi ekip atar?
Orada biri know-how edinsin, diğer ekiplere aktarsın.
Böylelikle toplam işi bitireceğimiz süreyi daha kısaltalım gibi akışlarımız oluyor.
Bu konuda çok faydalı olduğunu düşünüyorum.
Son zamanlarda biraz daha böyle ekiplerin bireysel yapabileceği işler, ortak işlere göre daha sayısı artmıştı.
Bunun için de biz haftalık yaptığımız bu chapter toplantılarını iki haftada bire çektik.
Bunun da işte bize getirdiği atıyorum hem işte bizim mevcut business işlerimizi ilerletirken yaşadığımız cognitive load'u düşürmeye hedefledik orada da.
Tabii böyle durumlarda konuştuğumuz yer chapter retro toplantıları oluyor.
Bu bizim kendi ekibimizde yaptığımız iki haftada bir yaptığımız retro toplantıları kadar sık olmuyor.
Üç ayda bir yapıyoruz şu anda.
Burada işte chapter'da neleri iyileştirebiliriz onların üzerinden geçiyoruz diyebilirim.
Bu chapter toplantıları ile de şey yapabiliyoruz.
İşte bu hani ekipler arası iletişim zor olabiliyor dedik ya.
Bunu aslında büyük bir zorluğun büyük bir kısmını almış oluyor.
Çok iyi olay. Yani burada aslında sizin geliştirdiğiniz kendi custom çözümler de var sonuç olarak.
Ve diğer ekiplerle paylaştığınız çözümler de var.
Hani platform olarak tüm ads ekiplerinin sizin platformu kullanması ve bir nevi size bağlı olmasından yola çıkan bir...
Ortak problem ve ortak çözüm uygulanması var.
Çok beğendim bunu. Gerçekten ellerinize sağlık.
Peki. Ads platform ekibi süreçlerinde hangi teknolojileri kullanıyor?
Tek siteyiniz nedir arkadaşlar? Backend, frontend, test tarafından hepsinden bahsedebilir misiniz?
Ben backend tarafını özetlemek isterim.
Backend de yani yok yok gerçekten.
Kotlin, Java, TypeScript, Go, Python geldi.
Python hayatımıza daha yeni girdi bir projeyle beraber.
Database tarafında ise Couchbase ve Postgre kullanıyoruz.
Böyle diyebilirim ekran tarafı için.
Frontend tarafında da biz Webpack 5 Module Federation yapısını kullanıyoruz.
Tabii Microfrontend de denebilir.
Bu yapıyı kullandığımız için ekipler arası çok farklı teknoloji kullanma imkanımız olmuyor.
En azından bu bahsettiğimiz partner sayfaları için.
Bunun yanında Backoffice projemiz var.
Sonradan geliştirdiğimiz.
Burada Frontend tarafında çok fazla teknolojiyi deneyimleyemediğimiz için biz tarafında.
Bir SvelteKit deneme fırsatımız oldu.
Onu denemek istedik arkadaşlarla.
İşte orada FlowByte Component Library'si.
İşte Webpack yerine burada Wit'i deneyelim.
Ayrıca bir Tailwind Business işlerinde nasıl oluyor?
Onları görelim dediğimiz bir projemiz de var Backoffice olarak.
Ben de kısaca test tarafından bahsedeyim.
Test tarafında da aslında backend ve frontend testlerimiz olmak üzere ikiye ayrılıyor.
Bize genelde Java ve Kotlin kullanıyoruz testlerimizi yazarken.
Backend tarafında API testlerimiz bulunuyor, consumer testlerimiz bulunuyor, kontrakt testlerimiz bulunuyor, load testlerimiz var.
Bunları yaparken aslında iki farklı yöntem kullanıyoruz.
Bir trend yolu içinde geliştirilen bir platform üzerinden...
testlerimizi koşuyoruz bazı projelerde.
Bazılarında ise test container kullanılar internal bir şekilde testlerimizi koşuyoruz.
Frontend tarafında da Playwright ve Cypress testlerimiz bulunuyor.
Bunlara ek olarak da VRT testlerimiz bulunuyor.
Bu şekilde özetleyebilirim.
Süper, süper valla.
Yani burada teknoloji tarafında da dolu dolu bir şey var.
Yani bu kadar teknolojiyi yönetmesi etmesi de çok zor gerçekten.
Bir de sizin yani şu an işte iki ayrı proje var.
Şimdi ben de hani frontend tarafında özellikle çok şey yaptığım için, bulunduğum için bunun sadece frontend tarafını bile çok yönetmesinin zor olduğunu biliyorum.
Bekent tarafında da yani ayrı ayrı bir sürü dil kullanıyorsunuz.
Bir sürü işte yani Couchbase'le beraber Postgre'de kullanıyorsunuz.
Hani gerçekten Allah kolaylık versin demek istiyorum.
Amin. Şimdi bu kadar tabii zor bir süreçte, zor bir flowda.
Hani bu kadar çok şeyin kullanıldığı bir flowda.
Sadece işi geliştirmek, yürütmek değil.
O işin takibini sağlamak, o işle beraber...
Hani bir iş gittiği zaman bu iş bir problem yaratacak mı falan bunları da gözlemlemek oldukça önemli.
Gözlemleme konusunda da monitoring tarafına birazcık girelim istiyorum.
Sizin monitoringde tarafında alert mekanizmanız nasıl işliyor?
Nasıl bir alert mekanizmanız var?
Böyle incident oluştuğu zaman önceden nasıl haberiniz oluyor?
Bir de bizim klasik her ekibe sorduğumuz böyle...
Anlatabileceğiniz bir incident örneğiniz varsa güzel diyoruz genellikle ama hiçbir incident tabii güzel değildir.
Ama böyle bir incident örneğiniz bir anınız varsa onu da dinlemek isteriz.
Ben anlatayım burada da.
Monitoring tool'larını çok kullanıyoruz.
Nitekim alerting tool'larını hatta biraz fazla kullanmışız.
Şimdi alert kanalını biraz boşaltmaya çalışıyoruz son dönemlerde.
Buralarda Kibana ve Nevrelik kullanıyoruz.
Bu platformlarda böyle severity bazlı alarmlar kullanıyoruz.
Mesela işte error şu kadar geldiyse bizim Slack kanalımıza alarm basıyor.
Nitekim işte Warner için de ayrı polislerimiz var.
Bu yüzden herhangi bir problem olduğunda aslında Slack kanalından hemen haberdar olabiliyoruz.
Bir de bunun yanında her gün değişen bir onkol sistemimiz var.
Her gün bir arkadaş asil onkol alıyor, bir arkadaş da yedek oluyor.
Bir sıkıntı olduğunda da bu iki arkadaş bu durumla ilgileniyorlar aslında.
Bu sayede normalimiz de genişliyor ve en azından herkes bölünmemiş oluyor.
Nitekim bazen çok büyük insansızlarımız olabiliyor.
O zamanlarda da hep birlikte toplanıyoruz ekipçe ve o aksiyonları hep birlikte almaya çalışıyoruz.
Bizim de bu arada insıntlarımız genelde acıklı oluyorlar, çok eğlenceli olmuyorlar.
Çünkü para işleri devreye girince genelde stresli geçiyor.
Bir tane ama böyle komik sayılı, sonradan baktığında komik sayılabilecek bir insıntımız var.
Burada da bizim bir tane reklam çözümümüz var aslında ekipçe.
Sadece platform dışında da böyle büyük bir sosyal medya platformu diyeyim, bir reklam çözümü uyguluyoruz.
Burada da satıcılarının kendilerine hesap açabilmesi için bir proje çıkacaktık.
Projenin deadline günüydü ve bizim de o gün ekip etkinliği vardı.
Hem projeye çıkıp sonra da kutlamaya gideriz diye düşünmüştük.
Ama çok safmışız.
Tam çıktık bizim projeyi ve bir saat vardı bu arada etkinliğimize de.
Bir anda bütün satıcılar asla beklemediğimiz bir şekilde hepsi kendilerine hesap açmaya çalıştılar.
Biz normalde çok daha az sayıda bekliyorduk.
Ve rate limitimiz de aşırı düşükmüş.
Hiç beklemediğimiz şekilde 3-5 request gibi bir sayıymış.
Bu yüzden sürekli reit limit hatası almaya başladık.
Bir ufak problem de bizim retrylarımızda varmış.
Gereğinden fazla retry yapıyormuşuz.
Bir anda kendimizi böyle bir retry loopunda bulduk ve sonsuz retryler oluşmaya başladı.
En sonunda çareyi tekrar kapatıp etkinliğe devam etmekte bulmuştuk.
Çünkü ilk 3 saat falan bir zehir olmuştu bize.
Sonrasında tabii toparladık buraları ama o gün zorluydu.
Allah çok geçmiş olsun yani projeyi çıkıp sonrasında ekip etkinliğine devam etmek çok korkunç bir fikir bu arada.
Aynen iyi bir fikir değilmiş bir daha yapmadık biz de.
Yani ben kendi şeyimle düşünüyorum.
Bizde tabii çok diployu yapıyorsun ve hayatına devam ediyorsun ama böyle breaking change bir şey olduğu zaman değil ekip etkinliği.
Genellikle bilgisayar başından birkaç saat...
kalkamadığımız zamanlar oluyor.
Hani şeyde ben sizi anlayabiliyorum bu arada pratikte aslında şeyde teoride çok güzel bir fikir.
Hani ya şey yaparız işimizi çıkarız ondan sonra işte keyifli keyifli etkinliğimize devam ederiz falan.
Ama maalesef her günümüz güneşli olmuyor.
Maalesef. Bir de biz yani bir iki satacağınca tıklar diye düşünüyorduk.
Bir anda bir yığılma oldu.
Herkes o anı bekliyor gibiymiş.
Onu da çok şaşırmıştık.
Valla işte böyle zamanlar bir de şeyi de gösteriyor ya hani Başak.
Böyle bizim gerçekten aslında çok fazla trafiğimiz var.
Yani çok fazla müşterimiz var, çok fazla işte kullanıcımız var.
Biz hani böyle bir şey yaptığımız zaman etkisi hani ne olabilir ki falan gibi bazen de düşünüyoruz.
Ama gerçekten senin de hani verdiğin örnekle birlikte satıcı tarafında bile bu inanılmaz bir expande, inanılmaz bir hani scale'a karşılık gelebiliyor.
Yani... gerçekten tekrar geçmiş olsun.
Teşekkürler. Bir de bunun yanında böyle şakacı incidentlarımız da oluyor.
Kader çok üzücü bir tanesini yapmıştı.
O anlatsın şimdi onu. Şimdi ben yapan tarafta olduğum için benim için üzücü değildi.
Ben baya eğlenen taraftaydım.
Ama Başak'a yapmıştık.
Başak için biraz keyifsizdi bence.
Şey olmuştu. Başak bir tane query request açmıştı.
Normal update atacaktı diye hatırlıyorum.
Ama isteği gönderiyor.
Sonra birisi Başak'a mesaj atıyor.
Diyor ki senin drop vardı değil mi?
Sonra dan yazıyor. O sırada Başak da bilgisayarın başında değil.
Dedi ki bir kontrol edebilir misin dedi.
Ben de şimdi bu fırsat kaç kere gelir insanın ayağına?
Bir drop sorgusu atabilme ihtimali olacak bir şeyden korkuyor.
Ve böyle en yoğun tavlularımızdan bir tanesi.
Ben de hemen ekip liderimize yazdım.
Dedim ki abi dedim işte Onur abi.
Onur abi dedim böyle böyle bizim şey Başak, Böyle bir şey yapmış.
Hani şey öyle olmadığına emin gibi de aynı zamanda değil de korkuyor da bir şaka yapalım mı dedim.
O da hemen uydu bana. İşte yazdık kanaldan.
İkna edebildim hızlıca.
Kanaldan yazdı işte buradan kayıt alamıyorum bir bakar mısınız falan diye.
Sonra işte sonrası Başak'ta.
Biz baya eğlenmiştik.
Biz de o sırada mutfakta çay içiyoruz.
Bizim staf arkadaş da İzmir'de.
Onunla birlikte çayımızı uyudumuyoruz.
O sırada Onur'un mesajını gördük.
Ve böyle... Bir saniye falan birbirimizin yüzüne baktık ve masamıza koşmaya başladık ofisin içinde.
Gerçekten bayağı strese girdik.
Bir de Mustafa arkadaşta filtre varmış da tabii Ezdo tabloda.
Yeniliyor yeniliyor kayıt gelmiyor gerçekten.
Böyle bir hayatımızdan birkaç yıl gitti sanırım ya o gün.
Gerçekten büyük bir...
Ne diyeyim bilemedim şu an.
Arkadaşlar siz ekip olarak...
Birbirinizi seviyor musunuz bu tarz şeyler yapmak?
Yani bu hani... Yani şöyle bir şey var.
Bizim ekiplerde mesela toplantılarda ekran böyle SS alması çok şeydir.
Nedir o? Normal bir durumdur.
Birbirimize şaka yapmak için birbirimizin SS'lerini alırız.
Ama ben şu zamana kadar hiçbir arkadaşıma abi senin diployu patlamış falan diye espri yaptığımı hatırlamıyorum şaka yaptığımı.
Gerçekten büyük acımasızlık seni buradan kınıyorum kadar.
Ya ben de kendimi kınıyorum.
Aynı zamanda korkuyorum da bunun bir dönüşü olur falan diye.
Artık daha dikkatliyim. Daha korkarak yaklaşıyorum belki de bir şeylere.
Bu ne zaman yaşandı bu arada?
Ne zaman oldu? 4 ay olmuştur herhalde.
Yani dönüşü olacaktır diye bekliyorum her zaman.
Senin intikam planların nasıl gidiyor Başak?
Biraz da ondan bahsedelim istersen.
Elime mükemmel bir fırsat geçti geçen hafta.
Çünkü kader bilgisayarın başında değildi ve kaderin yani masterda olan çok önemli bir değişikliği vardı.
Asla bunu mastera çıkmayın, proda çıkmayın diyordu.
Ve şey yazdım artık çok geç çıktım sen bir nöbetçiydin yazdım.
Sonra ama dişçi de olduğu için kıyamadım.
Şaka yaptım dedim yoksa oradan çok güzel yürüyebilirdim.
İşte dünya böyle yani yumuşak kalpliler için cehennemdir Başak ben sana söyleyeyim.
Ama ben dişçi değilim.
Başak çay içiyordu. Yakındı bilgisayarımdan.
Güzel bir şeydi.
Böyle şans üst üste gelmişti bütün fırsatlar.
Kullanalım dedim. Tabii şeye de dikkat ediyoruz bu arada.
Arkadaşımızı da kaldırabilir bir arkadaş.
Şey yapamayacak olsa böyle bunu.
Çok etkileyecek olsa elbette yapmayız ama Başak da o konularda çok anlayışlı ve şeydir böyle.
O da espriyle karşılar.
Mutlu. Mutluydu yani en azından devamında gülüyordu.
Böyle. Her gece ağlıyorum ben.
Kabuslarıma giriyorum. Vallahi.
Tekrar geçmiş olsun diyeyim.
Başak sen daha ciddi şeyler düşünmeni tavsiye ederim.
Bunu ben yaşasaydım sadece planlaması 6 ay sürerdi öyle söyleyeyim sana.
Fikir vermiş gibi olmayayım ama yine sen bilirsin.
Fikirleri açıyorum bütün dinleyicilerden.
Hakkına gelen varsa bekliyorum.
Belki de şu an plan yapıyor.
Hani böyle yok masumdum kıyamadım falan deyip beni çok fena bir şey yapabilir diye bekliyorum ben.
Ben hep beklemedeyim. Yakında da etkinlik var.
Bir düşünmek lazım. Valla artık bilemeyeceğim arkadaşlar yani.
Ama gerçekten çok şeymiş, çok sert durumuş yani.
Okey. Süper.
Biraz da şeyden bahsedelim istiyorum.
Şimdi hafif hafif böyle podcast'imizin ortasındayız.
Size... Bu ads platformlarında birkaç defa daha bizim sorduğumuz bir soru.
Replatforming tarafı işte yeni proje geldiği zaman falan.
Sizler yeni proje geldiğinde veya böyle bir refactoring işte replatforming ihtiyacı doğduğunda nasıl ilerliyorsunuz?
Nasıl bir flow'unuz var orada?
Ya biz açıkçası yeni proje geldiğinde ya da acaba buraya bir replatform yapalım falan dediğimizde önce bir böyle hani buradaki sıkıntı neymiş, neden replatform etmeliyiz ya da işte yeni proje geldiğinde neler yapmalıyız
diye bir genelde bir analiz yapıyoruz.
Eğer yeni projeyse analizle başlıyoruz.
Değilse işte replatformsa mevcut sistem niye yetersiz kaldı, nerelerde ne problemi var onları araştırıyoruz.
Devamında işte...
Bu projenin, eğer platforming ise yine, bu projenin bağımlılıkları, kritik notları, riski yerlerini çıkarıyoruz.
Çünkü aktif olarak platform ediyorsak aktif olarak da kullanılan bir yerdir.
Bir yerleri de etkilemek istemiyoruz.
Özellikle bu yüzden backward compatible olmasına da dikkat ediyoruz.
Mevcut sistemlerle entegrasyonu göz önünde bulunuyoruz her zaman.
Sonra çözüm alternatifleri oluşturuyoruz.
Ne bileyim belki yeni bir şey denemek istiyoruz, yeni bir teknoloji denemek istiyoruz, yeni bir çözümünle yaklaşıyoruz.
Orada belki gerekiyordur, POS yapmamız gerekiyordur, POS yapıyoruz, deniyoruz.
İşte sonra bu işin analizi yaptık ya ya da işte araştırdık, steplere bölüyoruz, teknik maliyetini ölçüyoruz.
Geliştirme süresinin ne kadar olabileceğini tahmin etmeye çalışıyoruz.
Bunu sprintlere yayıyoruz. Çünkü bütün bir sprinti de...
Tek bir proje ya da şeyle doldurmak istemeyiz.
Yayıp parçalayıp almaya çalışıyoruz.
Böyle işte replatforming olan yerlerde yine böyle Big Bang yerine kademeli geçişler yapıyoruz.
Şu an aktif olarak geçirdiğimiz bir süreç var burada.
Böyle incremental migration tercih ediyoruz.
Ya da işte feature flag falan kullanıp ya da son yaptığımız bu payment sisteminde önce belirli bir kitle açıyoruz.
Daha sonra artırıyoruz. Daha sonra işte %100 açıyoruz gibi şeyler yapıyoruz diyebilirim.
Bu şekilde özetleyebilirim sürecimizi.
Valla çok güzel ya. Yani hani böyle gerçekten adım adım her şeyin düşünüldüğü sistemleri, flow'ları ben çok seviyorum.
Yani şurada şunu yaparız, burada bunu yaparız.
Problem olursa şöyle olur, böyle olur falan.
Hani çok az böyle boşluğun olduğu sistemler.
Onlar da tabii ki doğal olarak olacak.
Oldukça iyi bence yani.
Ya tabii uygulama aşamasında şeye falan da dikkat ediyoruz.
Belki bir T anında işte çıktık geri dönmemiz gerekiyor.
Bir rollout planı oluşturuyoruz.
Monitoring ve alertleri kesinlikle önceden kurmuş oluyoruz.
Bir de hani biz bahsettik diğer ekiplerle çalışan kişileriz.
Şey bir ekibiz.
O yüzden her zaman diğer ekiplere önceden bir iletişime geçiyoruz.
Bakın işte şurada şu saatte şöyle bir değişiklik yapacağız.
Oradaki onkol arkadaşlardan falan da rica ediyoruz.
Herkes böyle takipte kalıyor.
Konuşarak ilerletebiliyoruz süreçleri.
Süper. Harika valla.
Ellerinize sağlık. Şimdi daha önceden bölümün öncelerinde ilk zamanlarında işte takımdaki sayımız arttı dediniz işte.
Takım 10 kişiye çıktı daha işte azdı demiştiniz.
Yeni gelen arkadaşlar olduğunu söylemiştiniz.
Şeyi merak ediyorum. Ekibe yeni birisi katıldığı zaman onboarding süreciniz nasıl ilerliyor?
Bunu dediğin gibi çokça deneyemedik aslında son zamanlarda.
Ekibimiz developer bazında iki katına çıktı son bir ayda.
Bunların ikisi rotasyonla geldi.
Aslında 3 kişiden 6'ya çıktı diyebilirim.
İkisi rotasyonla geldi.
Biri de direkt dışarıdan gelmiş oldu.
Şimdi bizde ekibe yeni başlayacak biri olduğu zaman bu sanırım tren yol genelinde kullanılıyor.
Body atanıyor. Bu body de özellikle dışarıdan gelen arkadaşlar için baya hayati oluyor.
Ben de iki sene önce dışarıdan geldiğimde çok faydasını görmüştüm.
Bu body arkadaş işte 3-4 gün önce gelecek arkadaşı bir arıyor.
Hem tanışmış oluyor hem işte bilgisayarının ya da hesaplarının açılıp açılmadığını ne durumda olduğunu takip ediyor.
Aynı zamanda İşe başladığında da yine ufak bir oryantasyonla kurulumlar, şirket tanıtımı gibi her konuda aslında yardımcı oluyor diyebiliriz.
Bir de aynı zamanda işte arkadaşımız ekibe başlamadan önce bodysi böyle bir program oluşturuyor ona.
En hızlı şekilde nasıl onboard ederiz?
İşte kimlerle tanışması gerekiyor?
Hangi aktarımlar? İşte örnek veriyorum 10 tane falan projemiz var.
İşte 10 projeyi kişilere bölüyoruz, takvimlerini atıyoruz.
Arkadaşlarımız ona onboarding toplantılarında anlatıyor.
İşte proje budur, şöyle yaparız falan.
falan diye. Böyle bir sürecimiz daha var.
Aynı zamanda da böyle birebir toplantılara atıp tanışıyoruz.
Bu şekilde onboard oluyor arkadaşlarımız.
Tabii böyle ilk bütün bir süreç bu toplantılara tamamlanmıyor.
Zamanla oturuyor ama ilk başta böyle karşılıyoruz genelde.
Süper valla. Yani genellikle böyle yeni gelen arkadaşları işte daha hiç başlamadan süreç içerisine dahil etmek oldukça güzel bir şey.
Zaten şöyle de bir şey var yani Bu kadar böyle yoğun işte bir sürecin içerisinde zaten insanları diğer türlü sadece gözlemlemeye, sadece işte bir şeyleri okumaya olması,
okumaya itilmesi daha doğrusu çok da şey değil.
Çok da hani düzgün bir süreç olmaz.
Dolayısıyla her aşamada bulunması lazım.
İşte geliştirme hatta diplomat aşamasında bile bulunması gerekiyor.
Diplomat demişken biraz da şeyden bahsedelim istiyorum.
Buradaki sizin ekip içerisindeki...
Deployment süreci ve sıklığı.
Burada nasıl bir deployment sıklığınız var?
Nasıl bir süreciniz var? Biraz da bunlardan bahsedelim.
Burada da ben anlatayım.
Şimdi geliştirme ve test süreçleriyle başlıyoruz.
Geliştirme kısmı bittiğinde test süreci için Meltem değer alıyor süreci.
Orada da bir blocker ya da bir sıkıntı yoksa production'a çıkmak için pipeline üzerinden tek butonla Meltem'le birlikte ilerletiyoruz.
Bazen böyle çok sıkıntılı...
Diplomatlar olabiliyor çok böyle bir şeyleri bozabilecek potansiyelli.
O durumda bir proje çıktıktan sonra yine manuel bakıyoruz bertemle.
Ama zaten genel olarak production'da her zaman smoke testlerimiz de koşuyor oluyor.
Bir şey production'da çıktığında her şey okeyse yayına alınmış oluyor diyebilirim.
Bir de biz Matrify diye bir projemiz var.
Böyle kendi içimizde geliştirdiğimiz GitLab, Conducto, Jire, Sonar, Pandora gibi servisler ile çalışıyor.
Belirli süreçleri otomatize ediyor.
İşte bazen bu süreçlerin otomatize edip işlerini açıyor.
Biz sadece planlayıp işte grumu edip alıyoruz.
Bazen ise böyle işte hatırlatıcı mesajlar atıyor.
Şurası şöyle olmuş, burası böyle olmuş, şöyle yapılsın gibi.
Böyle uyarı veren, özelden ya da ortak kanallarımızdan eğer herkes it ediyorsa mesajlar atan bir projemiz var.
Bu projede bu süreçlere katkı sağlıyor bizim diyebilirim.
Çok güzel. Valla çok güzel.
Burada şeyi de biraz sormak istiyorum.
Aslında şu aralar birçok ekibe de soruyoruz.
Süreçlerinizi AI'ye nasıl entegre ediyorsunuz?
Yani şimdi artık AI konusunda çok popüler ve trend olan şeylerden biri.
Biz de trend yolda bildiğiniz üzere AI ile alakalı çok fazla şey yapıyoruz aslında.
Siz süreçlerinizi hangi süreçlere AI entegrasyonu yaptığınız neleri AI assistant ya da işte AI driven kullanıyorsunuz?
Ben burada test anlamında örnek verebilirim.
Test tarafında... Test plan modu geliştirilmişti aslında.
Orada biz SRS altındaki köyler olarak bayağı katkı sağladık o kısmı.
Burada işte test süreçlerinde belli başlı tekrardan yaptığımız tasklarda, işlerde verimliği arttırmak amacıyla, bize daha çok vakit kalması amacıyla şöyle yapıyorduk.
Direkt agent'a veriyoruz.
Agent'a verdiğimiz zaman case'leri çıkarttırabiliyoruz.
Sonrasında işte testleri yazdırıyoruz.
Sonrasında review ediyoruz. Biz de kontrol ediyoruz, test ediyoruz.
Herhangi bir sıkıntı varsa bu MR'a comment dağıttırabiliyoruz aynı şekilde.
Bazı task'ları direkt AI'ye yaptırabiliyoruz.
Test süreçlerine bize bayağı vakit kazandırıyor.
Asıl odamız olması gereken önemli işlere de vakit ayırabiliyoruz.
Test anlamında buna örnek verebilirim.
Ben de Backend tarafından bir örnek vereyim.
Biz de... Yakın zamanda bir AI-assisted bir security tool geliştirmiştik.
Bu da arkada ufak tefek security işçilerimizi yapmamıza bize yardımcı oluyor ve çokça kullanıyoruz.
Yardımını da görüyoruz bolca.
Süper, süper.
Jira boardlarında da son zamanlarda S ekipleri genelinde eklediğimiz bir AI takibi için bir toolumuz var.
İşte işleri ilerletirken bu işin geliştirmesinde yüzde kaç AI kullandık.
Hangi tool'u kullandık? İleride de bize o konuda bir metrik çıkması için bir data toplama tool'u yaptık diyebilirim.
Süper süper valla harika.
Bizim zaten yani birçok ekip gibi sizlerde de bu kadar düzgün ve güzel entegre edilmiş olması gayet harika.
Yavaş yavaş sona geliyoruz.
Son iki sorumuz kaldı.
Onları da sırasıyla sorayım.
Şimdi tabii bildiğimiz üzere aslında insınlıklardan bahsettik.
Birçok şeyden bahsettik.
Hani burada aksilikler, sıkıntılar her zaman yaşanabiliyor.
Yani her gün güneşli bir güne işte çiçekli bir güne doğmuyor.
Dolayısıyla hani bizim de böyle sıkıntı yaşadığımız günler.
İşte hatalarımızdan da aslında asıl önemli olan nokta hatalarımızdan ders çıkarmak, tecrübe edinmek.
Tabii bunları da böyle işte konuşmadan, üzerine gitmeden yapmak çok mümkün olmuyor.
Üzerine konuşmak için de en ideal yollardan biri de retro toplantıları tabii ki.
Ads Platform ekibi retro toplantılarını nasıl yapıyor, nasıl ilerliyorlar?
Sprintlerimizi 2 hafta koşuyoruz diye bahsetmiştik.
Her sprint sonunda bir retro toprağımızı düzenliyoruz.
Burada bir layoutumuz var.
İşte good, bad, start, stop.
Session'ımızı başlatıyoruz.
İşte yaklaşık 5 dakika.
Herkes kendi itemini giriyor burada.
Burada tabii son zamanlarda da yaptığımız bir şakamız var.
Baya uzun süredir katılan bir PO'muz var.
Biz ama her retro'da.
Hoş geldin. Baran şakasını yapıyoruz.
Muhtemelen onun da yavaş yavaş hoşuna gitmeye başladı ama orada bir gün sallanacak gibi o şakamız.
Öyle bir konumuz var.
Retro Excel'imiz var. İşte tabii bu Retro'nun temel yapı taşı aslında bu aldığımız aksiyon maddeleri.
Bu aksiyon maddelerinde ileride takibini yapabilmek için bir Excel tutuyoruz.
Eğer bu aksiyon çok efor alacak bir konuysa bunu da Excel içinde bir ayrı roadmap'e dönüştürüp onun uzun dönemdeki ilerleyişini
takip ediyoruz diyebilirim.
Süper. Buradan da o zaman şöyle de söyleyebiliriz.
Hoş geldin Baran. Buradan da tekrar hoş geldin.
Süper süper.
O zaman bizim klasik olan son sorumuza geçelim.
Yavaş yavaş kapatalım bölümümüzü.
Ads Platform ekibini tanıdık, neler yaptıklarını vs.
Biraz da ekip iletişimiyle alakalı konuşalım.
Ads Platform ekibi ekip iletişimini geliştirmek için neler yapıyor?
Burada da ben kısaca bahsedeyim bundan.
Genelde... Çok fazla bir araya gelemiyoruz çünkü ekip arkadaşlarımızın bazıları İzmir'de, Ankara'da, İstanbul'da bile hani bir kısmı karşıya kadar bir kısmı burada vesaire.
Öyle olduğu zaman bir araya geldiğimiz günler tabii daha değerli oluyor.
Bunun için de ekip etkinlikleri düzenliyoruz belirli zaman aralıklarında.
O günlerde işte herkes İstanbul'da burada masak ofiste toplanıyor.
Ofiste birlikte vakit geçiriyoruz.
Sonrasında da işte dışarıda etkinlik planladığımız, önceden rezervasyon yaptığımız yerler oluyor.
Oralara gidiyoruz. Oralarda işte oyunlar oynuyoruz.
Birlikte yine güzel vakit geçiriyoruz.
Hatta en son birlikte yani hatta yan ekipten birileri var mıydı hatırlamıyorum ama çok kalabalık bir grup halinde dart oynamaya gitmiştik.
O akşam sanırım orayı kapatmıştık.
Yani bizden başka hiç kimse yoktu.
Baya hani geç oradan ayrılmıştık.
Güzel bir akşam olmuştu.
Yani bu tarz etkinlikler ekipteki insanları ya da işte yan ekiplerden bahsedeyim.
Onlarla da çünkü yapıyoruz bazen.
Daha çok kaynaşmasını sağlıyor.
Onun haricinde mesela şey de yapıyoruz.
Bazen piknik tarzı etkinlikler de yapıyoruz.
Yine orada da işte mangal vesaire yapılıyor.
Yine orada da işte oyunlar oynanıyor.
Onun haricinde de şey yapıyoruz.
Haftada bir gün perşembe günleri böyle akşam saatlerine doğru yani iş bitimine doğru bir game sesimiz oluyor.
Orada da oyunu oynuyoruz, sohbet ediyoruz.
Özellikle işte son zamanlardaki Fav oyunumuz Codenames.
Orada bayağı hem oynuyoruz hem böyle şey.
Herkes şey modunda oluyor nasıl diyeyim.
Çok eğlenceli ve çekişmeli geçiyor yani.
Bayağı canlı canlı onu yaşıyoruz.
Bayağı heyecanlı oluyor.
Bayağı entrikalı da olduğu için eğlenceli oluyor.
Evet evet aynen. Güzel oluyor yani.
En çok oynadığımız oyunlardan biri diyebilirim.
Bu şekilde işte daha çok kaynaşıyoruz diyebilirim.
Süper süper valla arkadaşlar.
Harika. Yani çok teşekkür ederim geldiğiniz için.
Ads Platform ekibini bugün çok güzel bir biçimde tanıdık.
Tekrar çok teşekkürler arkadaşlar geldiğiniz için.
Biz teşekkür ederiz. Selam ekibinin 96.
bölümünde Ads Platform ekibiyle beraberdik.
Sonraki bölümlerde başka ekiplerle beraber görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
