
Konuklar: Meltem Demir Ülkü, Ömer Çavdar, Oytun Çoban
95. bölümümüzde konuğumuz DisplayAds ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk! Trendyol Talks'da Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimizi ve ritüellerimizi konuşuyoruz. Trendyol Talks podcast kanalımızı takip etmeyi unutmayın!
Transkript
Selam ekip, ben Collection Favorites ekibinden Kübra.
Selamlar, ben de Solar Order Experience ekibinden Fatiha.
Teknoloji ekiplerini tanıdığımız süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast serisinin 95.
bölümünde Display S ekibiyle birlikteyiz.
Bugün bu ekibi tanıyıp, ekip yapısı, kullanılan teknolojiler, pratikler gibi konuları konuşacağız.
Hoş geldiniz arkadaşlar. Selamlar.
Hoş bulduk. Selamlar.
Hoş geldiniz tekrardan.
İlk sorumuzla başlayalım.
Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?
Merhabalar, ben Meltem.
Yaklaşık 6 yıldır Trendyol'dayım.
Displays takımında Backend Developer olarak görev alıyorum.
Selamlar, ben Doytun.
Yaklaşık 1,5 senedir Trendyol'dayım.
Ben de Displays takımında Frontend Developer olarak görev alıyorum.
Selamlar, ben Ömer.
Display Ads takımında backend developer olarak görev alıyorum.
Yaklaşık bir buçuk yıldır Trendyol'dayım.
Tekrardan hoş geldiniz.
Böyle birazcık ısınalım, başlayalım hemen.
Display Ads takımı Trendyol'da ne iş yapar, sorumluluğu nedir?
Ben kısaca bahsedeyim.
Biz ekip olarak Trendyol'un reklam tarafında yani Ads ekipleri tarafında çalışan ekiplerden birisiyiz.
Aslında birkaç tane ekip var.
Sadece belli iki ana reklam.
özelliğine odaklanıyoruz.
Bunlardan birisi top banner reklamları diye geçen, kullanıcı bir arama yaptığında search result'ta bir banner şeklinde görünen reklam tipi oluyor.
Kelime bazlı çalışan bir reklam.
İkinci ana ürünümüz ise display reklamları.
Bu da tanıtım reklamları dediğimiz yine homepage yani uygulamaya girdiğinizde ana ekranda gördüğünüz banner şeklindeki reklamlar oluyor.
Bunun dışında reklamlar Yani banner görsel olarak görünmesi haricinde push notification gibi kullanıcıya doğrudan oluşan kanallar ve search ekrandaki farklı banner alanlarından da sorumluyuz.
Yakın zamanda yeni bir özellik daha ekibimize dahil olacak.
Satıcı mesajları oluyor.
Bu da satıcıların kullanıcılarla direkt iletişim kurabildiği yeni bir kanal olacak.
Bu iki temel reklam üzerinde çalışıyoruz diyebiliriz.
Çok güzelmiş. Özellikle satıcıların artık müşteriyle iletişime geçebilmesi.
Bir müşteri olarak ben bayağı bir beğendim.
Elinize sağlık. Peki bize biraz ekip dağılımınızdan bahsedebilir misiniz?
Kaç developer'ınız, kaç QA'nız vs.
Neler var Discliate ekibinde?
Tabii ben bahsedeyim.
Ekibimiz toplamda 7 kişiden oluşuyor.
Bir takım liderimiz, bir product manager'ımız mevcut.
Development tarafında ise bir QA, iki backend, iki frontend developer arkadaşımız bulunuyor.
Bir de ekibimize staff engineer arkadaşımız destek olmakta.
Süper. Aslında görünüşe göre kalabalık bir ekipsiniz.
Bizim ekibe göre biz çok küçük bir ekibiz.
Peki anladığım kadarıyla hem kendi ekibinizdeki hem de işte diğer ekiplerle çok iletişiminiz var.
Yani kalabalık da bir ekipsiniz.
Birçok ekiple de birlikte çalışıyorsunuz.
Bu ekiplerle iletişimi ya da işte ortak çalışmayı nasıl sürdürüyorsunuz?
Bu süreçler nasıl ilerliyor sizde?
Buna şöyle cevap verelim. Genel olarak Displays ekibi olarak en çok dikkat ettiğimiz şeylerden biri.
herkesin bilgiye aynı anda ulaşabilmesi.
O yüzden özellikle iletişimlerimizi kurarken bireysel yazışmalardan kaçınmaya ve ortak kanallar üzerinden yürütmeye özen gösteriyoruz.
Projeleri birlikte yürüttüğümüz teknik ve biznes ekiplerle ayrı ayrı iletişim kanallarımız var.
Bu kanallarda sorular ya da problemler paylaşıldığında da o gün on call nöbetçi olan arkadaşımız hızlıca dönüş yapıyor.
Böylece hem cevap süresini kısaltıyoruz hem de bilgiyi tek yerde toplamış oluyoruz.
Örnek vereyim hatta Yakın zamanda Top Banner projesini başka bir ekibe devretmeyi planlıyoruz.
Bu süreçte de dokumentasyonları hazırlayıp bir aktarım, bilgi paylaşım sesyonları planlama durumumuz var.
Geçici bir iletişim kanalı açarak aslında bu geçiş sürecinde ekiplerin daha hızlı ve direkt iletişim kurmasını sağlamak hedeflerimizden biri.
Genel olarak çalışma şeklimiz bu yapıya benzer ilerliyor diyebilirim.
Çok güzel. Trendyol'daki çoğu ekipte böyle çok geniş teknoloji istekleri oluyor.
Sizdeki teknoloji istekler neler var?
Mesela backend, frontend, test tarafında neler kullanıyorsunuz?
Hangi teknolojilerden yararlanıyorsunuz?
Biraz bunlardan bahsedebilir misiniz?
Şimdi oldukça çeşitli bir dil yapımız var diyebiliriz.
Backend'den bir başlayalım birazcık.
Backend tarafında size sayayım Java'yı kullanıyoruz, Go'yu kullanıyoruz, Node.js var, Scala bile var.
Ve yeni siteye eklenenlerden birisi de Kotlin oldu.
Ama buradaki dil kullanımı genelde performans ölçümleri yaparak ya da ihtiyaçları...
değerlendirerek karar verdiğimiz yapı.
Yani işte hangi dil varsa kullanmış gibi değil de gerçekten de ihtiyacımıza hit ettiğini düşündüğümüz dilleri seçmeye çalışıyoruz.
Özellikle Go'yu seçerken hız kazanmak amacıyla kullandığımız dillerden birisiydi.
Bu şekilde diyebiliriz.
Database tarafından da bahsediyor hatta biraz.
Orada da Couchbase kullanıyoruz ve Relational Database de kullanıyoruz.
Yakın zamanda Relational Database olarak öncelikle Postgres kullanıyoruz.
Yakın zamanda Postgres'i geçmek için POC yaptığımız işler de oldu.
Mesela Elasticsearch kullanımımız vardı.
Elasticsearch yerine Alternative Postgres olabilir mi diye POC yaptık ve orada Postgres'e geçtik mesela.
Bunun gibi POC'ler ve işte benchmarkları inceleme gibi süreçleri değerlendiriyoruz.
Teknoloji seçimimizde oldukça seçici olmaya çalışıyoruz.
Belki burada Frontend tarafından Oytun bahsedebilir.
Hangi istekleri kullandığınızı.
Tabii ki Meltem. Frontend tarafında şöyle özetleyebilirim.
Genel olarak şu anda mevcut ürünlerimizde Svelte kullanıyoruz.
Neden Svelte tercih ettiğimizle alakalı çok güzel bir medium yazımız da var aslında.
Onu da inceleyebilirsiniz.
Daha önce bahsettiğimiz gibi yakın zamanda başka bir ürünü de takıma katıyor olacağız.
O ürünle beraber de farklı bir platformda Vue'yu da aslında tekstekimize katıyor olacağız.
Aynı şekilde... Bu ürünle beraber mobil tarafına da destek verme durumumuz var.
Orada da React Native'i kullanıyoruz.
Aslında genel olarak Trendyol'da farklı platformlara entegre olurken mikrofrontend ve mikroapp yapılarını adapt etmeye çalışıyoruz.
Bununla beraber de state yönetimleri frontend tarafında genelde Svelte ürünlerimizde, Svelte Store ve Svelte ürünlerle, React tarafında da Zuştant gibi librarylerle sağlanıyor.
Bu arada... Displays olarak da React'tan sıkılan herkese Svelte bir şans vermelerini tavsiye edebiliriz.
Ben test tarafı hakkında da bilgi vereyim.
Test tarafında da her proje özelinde kendi accepted test projelerimiz oluyor.
Küya arkadaşımız ilerletiyor buradaki konuları.
Biz de yine destek olmaya çalışıyoruz oradaki süreçlerde.
Trendyol'un kendi altyapısı var, inside bir projemiz var Ares adı altında.
Ares altyapısını kullanıyoruz ve orada Gatay'ı kullanaraktan test projelerini ayaklandırıyoruz.
GATEC kullanmamızdaki amaç da aslında her bir environment'ı kendimiz tekrar tekrar kaldırmak yerine GATEC bize bu altyapıyı sağlıyor.
Eğer Postgres kullanıyorsak Postgres kaldırıyor, Couchbase kullanıyorsak Couchbase'i kaldırıyor orada ortamda ve biz de sadece o kaldırılan uygulamaları kullanmış oluyoruz.
Test projelerinde daha hızlı bir şekilde ilerletebiliyoruz aslında.
Yine dediğim gibi her...
Kendi API'mizin her API'ye özel bir test projemiz var.
Ve burada kullandığımız dil de Kotlin.
Kotlin'in de performansından memnun olduğumuz için kullanmaya devam ediyoruz.
Fakat burada şöyle bir şeyimiz de var.
POC yapma isteğimiz de vardı.
Belki Python daha benchmarklarda performans olduğunu görmüştük.
Belki Python'a geçebiliriz gibi bir düşüncemiz de var.
Belki bununla ilgili bir POC yapabiliriz diyebilirim.
Süper. Şimdiden piyasanızı bekliyoruz o zaman Meltem.
Bizim ekipler de yararlansın.
Peki şey soracağım. İşte bir iş geldiğinde, yeni projeler geldiğinde, biznes ekiplerle iletişiminiz nasıl oluyor?
Ya da işte sizin daha önceden yaptığınız bir iş, bir sorunla geldiğinde, sorunların gelişeceği karşılanması, çözümlenmesi nasıl oluyor?
Ya da yeni bir... Proje geldiğinde bunu biznesle nasıl konuşuyorsunuz?
Nasıl karar veriyorsunuz? Re-platforming ihtiyacı da olduğunda nasıl ilerliyorsunuz?
DisplayS buralarda neler yapıyor?
Tabii ben cevap vereyim.
Biznes ekiplerle iletişim tarafında genelde ilk temas noktası product manager oluyor.
Yeni bir feature talebi olduğunda bu talepler önce PM üzerinden değerlendirilip planlamaya dair ediliyor ve sonrasında bize geliyor.
Biz de bu noktada aslında teknik planlamayı yapıp geliştirme sürecini başlatıyoruz.
Feature tamamlandıktan sonra ise sadece işi teslim etmekle bırakmıyoruz.
Aynı zamanda detaylı dokumentasyon hazırlayıp gerekiyorsa anlatım sesyonları yaparak süreci biznes ekipler için...
mümkün olduğunca anlaşılır ve kolay hale getirmeye çalışıyoruz.
Ek olarak şundan da bahsedebilirim.
On-call sürecini daha da iyileştirmek için küçük ama etkili bir şey de yaptık.
Kendi public kanalımıza bir AI entegrasyonu ekledik.
Hazırladığımız dokümanlar üzerinden sorulan sorulara otomatik olarak cevap veriyor.
Burası sadece on-call için değil aynı zamanda business ekiplerin sorular içerisinde faydalı oluyor.
Herhangi bir şekilde bizden on-call arkadaştan destek beklemeden kanala aslında soruyu sorarak arkadaki agent bu sorulara cevap verebiliyor.
Şu anda bu kullanımı daha da aktif hale getirmeyi planlıyoruz.
Ekiplerle paylaşıyoruz.
Yani özellikle hem teknik hem biznes tarafla iletişimde mümkün olduğunca şeffaf, merkezi ve hızlı bir yapı kurmaya çalışıyoruz.
Ben hatta burada şeyi ekleyebilirim bu arada.
Bu agenti yaparken çok güzel dokümentasyonlar da yazdık ekip olarak.
Sonraki onboarding süreçlerinde bu dokümanları da kullanıyor olacağız.
Hem agent kullanıyor hem de onboard...
Oradaki süreçimizde dahil ettiğimiz güzel dokumentasyonlar olmuş oldu.
Tavsiye edilir yani şiddetle.
Elinize sağlık.
Biz de görmek isteriz bu dokumentasyonları.
Ben size monitoring ve alertlerinizi sorayım.
Burada ne tür mekanizmalarınız var?
Bir incident olduğu zaman nasıl önceden haberdar oluyorsunuz?
Siz baya son müşteriye dokunan bir takımsınız aslında.
Burada ne tarz challenge'larınız var?
Güzel bir incident örneğiniz varsa bizimle paylaşabilir misiniz?
il sınıftan bol ne var diyeceğim ama öyle demeyelim.
Önce bir monitoring tool'larımızdan bahsedelim.
Bence Trendyol'un çok güçlü yanlarından birisi çeşitli monitoring tool'ları kullanmak.
Biz de yine Trendyol'un Trendyol ekiplerinden birisi olarak güzel bir monitoring tool'ları kullanıyoruz.
Hem Trendyol içerisinde inside olarak çıkan tool'ları da kullanıyoruz.
Hem de dışarıda dahil olduğumuz Nirvelik gibi tool'ları da kullanıyoruz.
İki ana tool'larımızdan öncelikle bahsedeyim.
Beholder ve Nirvelik'i kullanıyoruz fakat Nirvelik'te şu an çıkış aşamasındayız.
Onun yerine sadece Beholder ve Mergen gibi iki tool'u kullanacağız.
Mergen dediğimiz tool'lar internal tool'larımız oluyor.
Bu platformlarda tanımladığımız proje bazlı alarmlar sayesinde yaşanan herhangi olumsuz bir durumda bizim iletişim kanalları üzerine otomatik olarak bildiriyor.
Yani işte bizim Slack entegrasyonumuz var bu tool'lar üzerinde.
Kendi alert kanallarımıza bildirimler düşüyor ve bildirimleri gördüğümüzde hemen anında aksiyon almaya çalışıyoruz.
Mesela işte Couchbase'le ilgili bir sıkıntı yaşadığımızda Couchbase alertlerimiz mevcut.
Buraya düştüğü zaman hemen ilgili ekiplere ulaşıyoruz ve nasıl aksiyonlar alırız bunları şey yapıyoruz, planlıyoruz.
Bunun dışında biz ilgili de alertlerimiz var.
Çünkü şu an bütün süreçleri otomatize etmeye çalışsak da bazı manuel aksiyon alınması gereken ya da işte QC sürecine girip approve alması gereken süreçlerimiz de var.
Biznis ekiplerinden.
O yüzden bunlar da bizim canlıya çıkmamızı engelleyen durumların minimize etmek için Kanallara alörtler düşüyoruz.
Mesela işte bu reklamın approve'u işte onayı gelmemiş burada bir onay ihtiyacımız var diye bir gün öncesinde kanala basıyoruz Slack kanallarına ve orada biznis ekipleri de bulunuyor ve onlar bunları takip edip eğer
aksiyon almadıkları bir durum varsa hızlıca aksiyon alabiliyorlar.
aksiyon aldığımız, kullandığımız güzel tool'lardan birisi diyebiliriz.
Ortak bir proje vardı burada ve hani bu projeyi başka S-Ekipleri de kullanıyor şu an.
O yüzden hani ihtiyacı olan işte böyle bir template ihtiyacı olan ekipler de kullanabilir TrendMode içerisinde.
Buradan Oytun'a vereyim.
Frontend tarafından belki birazcık bahsetmek ister bize.
Tabii Meltem. Frontend tarafında da yine özellikle son kullanıcıya dokunduğumuz bir nokta olduğu için ve özellikle markaların kullandığı dashboardlar üzerinde çalıştığımız için aslında bizim için kullanıcıların
aldığı hatalar çok büyük bir önem taşıyor.
Bunların takibi için de yine Meltem'in bahsettiği internal tool'larımızdan bir tanesini kullanıyoruz.
Bu tool sayesinde aslında alertlerimizi de tanımlayabiliyoruz ve böylece şöyle bir yapıya evrilebiliyoruz.
Eğer kullanıcı uygulamanın yaşam dönüşü esnasında bizim de haberimizin olmadığı bir hata yaşarsak aslında bunlar otomatik olarak bize alert olarak dönüyor.
Ve burada şöyle bir güzel avantajımız da var.
Tool'umuzun güzel yaptığı şeylerden biri.
Her build aşamasında source mapleri bu tool'a da upload ettiğimiz için aslında kullanıcı source kodun kendisini doğrudan göremese de bir hata yaşandığında biz
tool üzerinden Pinpoint tam olarak nerede yaşandığını inceleyebiliyoruz ve alert olarak alabiliyoruz.
Böylece aslında çok hızlı aksiyon alabiliyoruz bir hata yaşandığında.
Tabii bununla beraber metriklerimizi, error rate'lerimizi, availability'mizi de yine aynı şekilde bu tool üzerinden inceleyebiliyoruz.
Ve core ve vitals'ı da yine bu tool üzerinden takip edebiliyoruz.
Frontend tarafındaki genellik işte bu şekilde diyebilirim.
QA tarafından bahsetmesi için Ömer'e paslayabilirim burada.
Tamamdır ben de o zaman on-call sistemimizden biraz daha bahsedeyim.
Haftalık olarak değişen developer ve QA'in yer aldığı on-call sistemimiz mevcut.
İletişim kanalına düşen herhangi bir alert ağında aslında nöbetçi arkadaşlarımız aksiyon alıyor.
Müdahale edilebilecek bir durum ise ağında müdahale ediyoruz.
Ama ağında müdahaleye gerek görülmüyorsa veya işte karmaşık bir konuysa sprint'e task'ını açıp önceliklendiriyoruz diyebilirim.
Ayrıca yaşanan incident'lara not ettiğimiz bir dokümanımız mevcut.
Bunun sayesinde de aldığımız aksiyonları kayıt altına almış oluyoruz.
Bu da geçmişteki learninglerimizi görebilmemizi sağlıyor.
Incident örneğini sormuştunuz.
Incident örneği olarak yakın zamanda yaşadığımız fatura incident'ımız bulunuyor.
Onu örnek verebilirim. Fatura kesme işlemini gerçekleştiren endpoint'imizde bir geliştirme yapmıştık.
Bu endpoint'in davranışı aslında hani kısaca bahsetmem gerekirse verilen bir boolean parametriyle değişiklik gösteriyordu.
Biz geliştirmede sadece bir senaryo...
test etmişiz. Bunun sonucunda 2 ayda yaklaşık 17 milyon TL'lik faturayı kesemediğimizi fark ettik.
Fatura sürecimizi yapılandırmak istiyorduk.
Çünkü gözlemlenebilirliği düşüktü.
Bizim için itici güç oldu diyebiliriz.
Evet biraz talihsiz ve üzücü bir incident olmuş.
Ama yani her zaman yaşanabiliyor böyle şeyler.
Tabii önemli olan buralardan ders çıkarmak ve tecrübe edinmek.
Peki bu yaşanan incidentlardan ya da işte herhangi bir sorundan sonra konuşulan toplantılar, işte büyük retrolar falan sizde de oluyor mu?
Sizler nasıl bu süreci ilerletiyorsunuz?
Uzun uzun toplantılar yapıyoruz.
Aksiyon planları çıkartıyoruz diyebilirim.
En son instantımızda da öyle olmuştu.
Hep beraber toplandık işte.
Hem işte staff arkadaşımız hem işte aynı zamanda PM arkadaşımız herkesin bulunduğu yani ekipte bir toplantı yapıyoruz ve aksiyon planları çıkartıyoruz.
Aksiyon alınması gerekenleri olabildiğince hızlı.
Yani yapabiliyorsak next sprint hemen alalım şeklinde aksiyonlar çıkartıp yapmaya çalışıyoruz ki tekrar aynı instantı yaşamayalım diye.
Bu fatura incident'ı için de aynı şekilde aksiyon planlarını çıkarttık.
İçeride de kullandığımız yine internal tool'da da burada aksiyon planlarını tek tek girip oradan da takip edebiliyoruz bu arada.
Yani eğer zaten o aksiyon planlarını gerçekleştirmezsek bize sürekli bildirim atıp darlıyor bu arada.
Yapmama göre bir şansınız yok.
O yüzden böyle diyebilirim.
Güzelmiş. Hızlı aksiyon almak tabii ki çok önemli.
Peki bize biraz 4K metriklerinizden bahseder misiniz?
Deployment süreciniz nasıl? Ne sıklıkla deploymentlar yapıyorsunuz vesaire?
Tabii geliştirme süreçleri ve test süreçleri tamamlandıktan sonra geliştirmeleri production'a çıkmak için.
Eğer bir blocker yoksa...
deployment işlemlerini pipeline üzerinden tetikliyoruz.
Burada da çoğunlukla QA arkadaşımız Nurdan tarafından gerçekleştiriliyor.
Pipeline yapılarımız sayesinde aslında tek tıkla stage'de test ettiğimiz geliştirmeleri production ortamına alabiliyoruz.
Burada da deploymentlarda aslında en çok kullandığımız deployment stratejilerinden biri canary deployment.
Burada da aslında smoke testler de runlanıyor ve aslında bir geliştirme, production'a giderken aslında birçok koldan onu kontrol etmiyoruz diyebilirim.
Forky metrikler üzerinde de aslında sprint'ten sprint'e çok değişiyor.
Ama çoğunlukla günde en az bir production deployment yapıyoruz diyebilirim.
Bu genelde kampanya dönemlerinde çok fazla artıyor.
Daha doğrusu kampanya dönemine hazırlık içerisinde bulunduğumuz aylarda çok fazla artabiliyor.
Çünkü kampanya döneminde faydası, impact'ı olabileceğini düşündüğümüz feature'ları aslında bu dönemlerde.
çoğunlukla geliştiriyor oluyoruz.
Burada da aslında yine internal tool'larımızdan bir tanesi bu metrikleri takip etmemizi sağlıyor.
Bu metrikleri her sprint sonrasında, sprint review toplantılarında düzenli olarak kontrol ediyoruz.
Task spesifik olarak bir outlier metrik var mı?
Şu task'ın işte QA kısmı neden bu kadar uzun sürdü ya da burada aslında şu kadar estimate etmiştik ama development süreti estimate'imizden farklı olmuş.
Nasıl bir problem yaşanmış olabilir gibi durumları etraftaca tartışıyoruz hep beraber.
Böylece de aslında 4K metriklerimizi düzenli olarak hep daha iyiye taşımaya çalışıyoruz diyebilirim.
Peki malum gündemimiz AI.
Sürekli AI konuşuyoruz.
Sizin ekip olarak ya da bireysel olarak hayatınızda AI nasıl değiştirdi?
Hayatınızı nasıl değiştirdi? Nasıl kolaylaştırdı?
Ekipte cursor, AI agent ya da en eğitim üzerinde agentlerle hayatımızı kolaylaştırmaya çalıştığımız workloadlar vs.
neler kullanıyorsunuz?
Nasıl ilerliyorsunuz? Biraz bize bundan bahsedebilir misiniz?
Tabii aslında gündelik development'ta neler yapıyoruz?
Biz cursor'ı aktif olarak kullanmaya çalışıyoruz ekip içerisinde.
Aslında sadece geliştirme için değil, mesela herhangi bir analiz yapılacağı zamanda aslında projeleri bir şekilde birleştirip daha sonrasında...
Bu geliştirme nasıl yapılır, nasıl en iyi şekilde ilerletilir vs.
Bu sorunun cevabını alabilmek için aslında yine AI agentlerden yardım alıyoruz.
Daha sonrasında aslında task geliştirme vs.
gibi konuları bile aslında AI agentler üzerinden ilerletebiliyoruz diyebilirim.
Onun dışında Trendyol içerisinde geliştirilen security workspace'den bahsedebilirim.
O kısmı takımımıza entegre ettik.
Bu security workspace sayesinde aslında...
Bizler projelerimizde bulunan kritik zafiyetleri çok kolay bir şekilde bulup tasklaştırıp daha sonrasında sprint alıp ve hızlı bir şekilde çözülmesini sağlayabiliyoruz.
Bu eskiden aslında epey zorlu bir süreçti.
epey vakit alabiliyordu.
Fakat şu anda yani bir gün içerisinde critical issue'ların tamamını çözdüğümüz bir proje için dahi durumlar oldu diyebilirim.
Onun dışında yine AI Workspace üzerinde coding agentlarımızı da bazı projelerde kullanmaya çalışıyoruz.
diye bahsedebilirim. Yani şu an bence AI kullanmayan kimse yoktur diye düşünüyorum DevOpen'da ortamında.
Ben de aynı şekilde Cursor'u çok aktif kullanıyorum.
Şirkette o konuda zaten bence trend olarak genel olarak AI'yi çok desteklediğimiz için.
Herkes ortamında oldukça kullanıyor gibi.
Cursor'u da aktif kullanıyoruz.
Yine diğer work gruplarda çıkan AI kullanımlarını da kullanıyoruz.
Mesela geçen gün fark ettiğim şeylerden birisi de Beholder AI aktif hale gelmiş.
Daha önceden uzun uzun dashboardları ürettiğimiz Grafana'da bu işi AI ile çok hızlı yapabildiğimizi gördüm.
Baya güzel bu arada tavsiye ederim kullanmayan varsa.
Beholder AI gibi, Secure AI gibi birçok tool'u aktif olarak hem ekip olarak kullanıyoruz hem ben kendim developer ortamında da kullanıyorum.
Peki ekibe yeni birisi katıldığında onboarding süreçleriniz nasıl ilerliyor?
Onboarding süreçlerimizden bahsedebilirim.
Trendyol içerisinde bence onboarding süreçleri genelde güzel işliyor.
Yani ben şu an gözüme ilk geldiğim an bile canlandı.
O zamandan beri hep böyle planlı işte body'nin atandığı bir süreç oluyor.
Yine aynı şekilde diğer çalıştığım ekiplerde de buna benzer yapılar vardı.
Bizim ekipte de aynı şekilde güzel bir onboarding...
süreci var diyebiliriz.
Ekibe yeni katılan bir arkadaşımız zaten Trendloger'in de bir body atama sistemi var.
İnsan kaynakları da bu şekilde yönlendiriyor işte body'yi ve de işte bir plan çıkartıp örnek bir plan üzerinden ilerlememizde destek de oluyor.
Yani bu body sadece işte kodlama olarak işte development ortamında destek olarak gibi değil.
Yemeğe giderken bile yanında olabiliyor.
Öyle diyeyim size. O şekilde destek olabiliyor.
İşte ortamların kurulması, laptop'un alınması, işte burada yemekhane nerededir eğer ofisteysem.
Bu tarz şeyler hepsinde destek olan bir arkadaş gibi düşünebilirsiniz.
Ve oldukça uzun süre destek oluyor.
Yani benim bir önceki badim bana yaklaşık 2 ay destek olmuş.
Geldiğimde ilk... soru sorduğum kişi genelde body'm oluyordu.
Ama tabii bütün ekip bu süreçte çok supportif oluyor aynı şekilde.
Yani kime sorarsanız aynı şekilde cevap alabiliyorsunuz o kültür olarak.
Yani bu konularda destek olma sürecinde ve şeffaf olma sürecinde tren yolu olarak çok iyiyiz bence.
O marduk sürecinde de yine body atandıktan sonra işte tanışma yapılıyor ekip içerisinde ve sonrasında işte bütün süreçlere dahil ediliyor.
İşte kurulumlar yapılıyor ve bir de template de hazırlamaya çalışıyoruz.
Mesela bizim kendi ekibimizde de bir template'imiz var.
İşte hangi tool'u kullanıyoruz?
Hangi business olarak aktarım neler yapabiliriz?
Bu konularda tool'lar var.
Hatta burayı böyle birazcık daha eforumuzu düşürebilmek ve daha böyle sumu şekilde akması için Bazı kayıtlar alıyoruz ve drive'a yüklüyoruz.
İşte atıyorum genel biznes yapımızın anlatıldığı bir toplantı yapıyorsak onu record alıyoruz ve drive'a yüklüyoruz ki onboarding template'ine dahil ediyoruz.
Hem konular üzerinde yani şey body de bunları anlatıyor olabilir ama işte onboard olma sürecinde olan arkadaş bazı şeyleri kaçırdıysa tekrar o template'de bulunan recordları da dinleyebiliyor.
Ve böylelikle çok verimli bir onboarding süreci olduğunu söyleyebilirim.
Tabii verimli gelen arkadaşlar da böyle düşünüyor diye feedbackler de alıyoruz genelde.
Böyle diyebilirim. Geniş bir tekstekten bahsetmiştiniz.
Hatırladığım kadarıyla Ömer ve Oytun bir buçuk yıl önce başladığınızı söylemiştiniz.
Bu kadar çok teknoloji kullanılmasını garipsemiş miydiniz?
Alışmanız zor oldu mu?
Biraz bundan bahsedebilir misiniz?
Tabii. Garipsemiş miydim?
Yani şöyle, hani girmeden önce de burada aslında...
çokça teksteyin geniş olduğunu biliyordum.
Ve aslında bu beni heyecanlandırıyordu.
Farklı teksteklerde çalışmak aslında istediğim bir şeydi.
Fakat hiç korkmuyordum diyemem tabii ki.
Günün sonunda biraz eforlu bir iş.
Yeni teksteklere adapte olmak ve onları güzel bir şekilde kullanabiliyor hale gelmek.
Fakat daha önceden de bahsettiğimiz gibi biraz e-ayında gelişiyle oradaki Korkularda biraz azalma yönüne gitti.
Çünkü herhangi bir soru işareti vesaire oluştuğunda AI ile de yardım alarak ilerleyebilme şansı buldum.
Ve bu şekilde aslında tek stek adaptasyonum da çok hızlı gerçekleşti diyebilirim.
Benim tarafımdaysa birazcık Ömer'le benzer oldu.
Zaten tren yolda çalışmaya başlamadan önce ben de.
Geniş bir tekstek olduğunu biliyordum.
Açıkçası Ads'e dahil olurken Ads altında aslında Displays'e beraber birçok farklı Ads takımı var.
Ve daha önce çoğunlukla olarak sektörde React'ı görüyoruz, Vue'yu görüyoruz.
Benim dahil olduğum dönemlerde çokça adını duydum ve...
gelecek vaat ettiğini düşündüğüm Svelte'yi kullanma şansı yakalayamamıştım.
Aslında hani zorlanmaktan ziyade heyecan duyduğum şeylerden bir tanesi de buydu.
Daha önce kullanmadığım ama deneyimlemek istediğim bir tech stack'i de aslında kendi becerilerim arasına katmış oldum.
İlerleyen dönemlerde yani aslında günümüzde artık tech stack'in geniş olması bence çok...
İnsanları korkutmamalı. Çünkü işin özünde genel programlama paradigmalarıyla çalışıyoruz ve buradaki frameworkler aslında implement etmek için ya da bilgiye ulaşmak için AI'yı daha çok kullandığımız bir noktaya
evrilmiş oldu. O yüzden ben bu noktada Trendyol'un teknolojileri seçerken teknolojinin kendisinden ziyade bizim buna ne noktada ihtiyacımız var, hangi kısmını impact'e dönüştürebiliriz
yaklaşımının önemli olduğunu düşünüyorum.
Ben eskiyim ama ben de bir şeyler söylemek isterim bu arada.
6 yıl önce hatırladığımdan bahsedeyim size hatta.
Ya tren yolu içerisinde bence sadece tekstek değil, diğer alanlardaki etki alanına bakınca bayağı geniş bence.
İşte ben ilk defa buraya geldiğimde CICD süreçlerine bu kadar girdim.
Ya da işte database tarafında bu kadar aksiyon aldım.
Sadece belki kuruluma dahil olmuyoruz ama postgresle ilgili her şey...
ekibin düşünmesi gerekiyor ve ekibin yönetmesi gerekiyor.
Bir şey arşivlenecek mi?
Yoksa bir yerde indeks olacak mı?
Yani bu konularda da gerçekten etki alanınız çok geniş ve buna da imkan kılması trend yolu.
Diğer ekiplerde de benzer çalıştığından dolayı güzel olduğunu düşünüyorum.
Yani onboarding sürecinde de arkadaşlar belki burada da birazcık yadırgayabilir.
Ben mesela ilk geldiğimde yadırgamıştım.
Çünkü bu kadar etki alanının geniş olduğu ekiplerde ya da şeylerde çalışmamıştım.
Şirketlerde çalışmamıştım diyebilirim.
Hem güzel hem challenging.
Challenging olması da güzel bir şey bence.
Yine aynı şekilde. Evet kesinlikle ben de size katılıyorum.
Yani ben de 5 yıl önce geldim ve şey oldum.
Ne yapıyoruz ya? Baya çok şey yapıyoruz falan diye böyle sürekli hani böyle bir mutluluğu da oluyor insanın açıkçası.
Böyle büyük bir şeye katkı sağlamaktan.
Peki birazcık da böyle işten sıyrılalım.
Ekipçe yaptığınız özel etkinlikler var mı?
Mesela bize podcast'a gelen mangal, nargile, çok fazla yemek yiyen ekip var.
Böyle birçok eventleri var ekiplerin.
Siz peki aranızdaki iletişimi geliştirmek için neler yapıyorsunuz?
Biz neler yapıyoruz?
Aslında haftalık olarak goy goy sesyonlarımız var.
Bu sesyonlarda...
Genelde oyun oynuyoruz veya sohbet ediyoruz.
Ekibin yoluna göre tabii her hafta yapamayabiliyoruz ama iki haftada bir yapmaya çalışıyoruz diyebilirim.
Bunun dışında da ekip etkinliklerini de düzenli yapmaya çalışıyoruz.
Ortalama üç aylık bir ekipçi bir etkinlik planlıyoruz diyebiliriz.
Hatta en son dart oynamaya gitmiştik ekip etkinliğinde.
Kaybedenler çok üzüldü. Sadece Ecem kazanmıştı.
Ama güzel bir etkinlik yani.
Dart etkinliği de tavsiye ediyorum.
Çok güzelmiş. Evet.
Selam Ekip Podcast serisinin 95.
bölümünün sonuna geldik.
Bugün Displayed Stock ekibi bizimleydi.
Onları tanıma fırsatı bulduk.
Bizi dinlediğiniz için çok teşekkür ederiz.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
